Metaverse teknolojisi, oyun dünyası için ne anlama geliyor?

Bir süredir uzak bir hedef olarak görülen metaverse teknolojisi, Facebook’un geçtiğimiz hafta duyurduğu kararlarıyla daha ciddi bir hal aldı. Üzerine saatlerce konuşulabilecek bu devrimsel teknolojinin önümüzdeki 10 yılda her şeyi değiştireceği söyleniyor. Peki iki dev isim olan Facebook ve Microsoft’un radarına giren metaverse teknolojisi, oyun dünyası için ne anlama geliyor?

Sakın çöpe atmayın! Eski bir telefonla neler yapılabilir?

Sakın çöpe atmayın! Eski bir telefonla neler yapılabilir?

Eski telefonlarınızı değerlendirmenin pek çok yolu vardır. Peki eski telefonları nasıl değerlendirebiliriz?

Metaverse nedir?

Metaverse, bünyesinde tüm sanal dünyaları bardındıran bir evrendir. Bugünün internetinde nasıl her siteye tek bağlantı üzerinden erişebiliyorsak, metaverse de tüm sanal dünyaların toplamı olacak. The Matrix filmini izlediyseniz bunun bir simülasyon olduğu çıkarımını yapabilirsiniz, aslında yanlış da değil. Bu teknolojinin yıllar sonra ne kadar ileri gideceğini bilemesek de emekleyen hali bile heyecan verici.

metaverse
Metaverse

Bu teknoloji sayesinde sanal dünyalarda birer kimliğimiz olacak ve adeta başka bir boyuta geçiş yapabiliyor olacağız. Bir bilim-kurgu filminin senaryosuymuş gibi gelen bu teknolojiye çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı. Facebook, geçtiğimiz hafta ana şirketin adını Meta olarak güncellemekle birlikte 10 milyar dolara kadar bütçe ayırdığını açıkladı.

Metaverse ile oyun dünyası nerede kesişiyor?

Aslında son yıllarda oynadığımız oyunların (özellikle simülasyon oyunlarının) birer sanal evren olduğunu inkar edemeyiz. Metaverse sayesinde örneğin Red Dead Redemption 2’nin içine girebilir ve aksiyona daha yakından tanık olabilirsiniz. Elbette bu sadece bir örnek, ancak metaverse teknolojisi yeterince geliştiğinde oyunları oynamaktan ziyade yaşıyor olabiliriz.

VR teknolojisi zaten bizi oyunların dünyasına götürmüştü. Özellikle de Half-Life: Alyx gibi kaliteli VR oyunlarının çıkması, bizi VR oyunculuğu konusunda zaten heyecanlandırıyordu. Metaverse ile sadece o dünyayı görmek yerine daha güçlü etkileşimler kurabiliriz.

metaverse oyun
Half-Life: Alyx

Facebook’un yeni adı olan Meta şirketi, şu an oyun dünyası ile fazla ilgilenmiyor. Oyun sektörü için asıl heyecanlandıran açıklamalar Microsoft’tan geldi. Microsoft da bu çok konuşulan teknolojiye 3 boyutlu Xbox uygulamaları ve oyunlarıyla katılacağını açıklamıştı. Bu teknolojinin oyun sektörüne dokunan kısmı hakkında konuşan en güçlü şirket Microsoft. Bu yüzden Xbox markasının metaverse ile ilgili çalışmalarını merakla bekliyoruz.

Daha önce Ready Player One filminde bir sanal oyun evreninin ne kadar büyük ve eğlenceli olabileceğini görmüştük. Elbette beklentilerimizi bir bilim-kurgu filmine göre ayarlamamalıyız ancak yıllar sonra metaverse ile oyun sektörü kesiştiğinde, muazzam bir deneyim yaratacak.

Apple Car ve VR/AR başlık üretimi gecikebilir!

Apple, tüketicilerine hazır ürünler sunmayı tercih eden bir pazarlama stratejisine sahip. Firma bu anlamda birçok rakibi gibi hazır olmayan prototipler sunmuyor. Ancak ortaya çıkan yeni bir iddiaya bakılırsa Apple Car ve VR/AR başlık için üretimi firmayı buna zorlayabilir.

Apple, AirPower için hala umut besliyor!

Apple, AirPower için hala umut besliyor!

Apple birkaç yıl önce geliştirdiği fakat piyasaya çıkmayan AirPower kablosuz şarj standı için tekrar harekete geçti.

Apple VR/AR başlık ve Apple Car için prototip iddiası

Apple’ın bu yeni büyük teknolojik yatırımları oldukça uzun sürdü. Sürenin uzaması ve sürecin şirket dışında da ilerlemesi ise sızıntılara neden oldu. Apple ise bu sızıntıları önlemek adına 2022 yılı Apple Geliştiriciler Konferansı’nda (WWDC), VR/AR başlık prototipini tanıtabilir.

Apple Car ve VR/AR başlık özelinde Apple’ın elinde olmayan bazı süreçler var. iPhone’un bile yerini alması beklenen Apple VR/AR başlık, firmanın uzman olmadığı teknolojiler içeriyor. Bu anlamda Apple birden fazla firma ile birlikte geliştirmeler yapmak zorunda. Bu durum Apple Car örneğinde de geçerli. Hatta Apple Car bu anlamda markanın neredeyse uzmanlık alanın tamamen dışında.

Apple Car için yapılan konsept tasarım

Ünlü Apple analisti Ming Chi Kuo‘da Apple VR/AR başlık tanıtımı için 2022 yılını işaret etti. Buna göre başlığın 2022 son çeyreğinde üretim bandına gireceği tahminler arasında. Peki ama Apple neden AR/VR başlık için prototip ile karşımıza çıksın? Tahminler Apple’ın geliştiricilere özel bir kit sunacağı ve ekosistemin yeni parçası için uygulamaların hazır olmasını istiyor olması. Aslında böylece Apple yine tüketicilere tamamen hazır bir ürünle gelecek.

Apple Car için ise süreç çok daha karmaşık. Buna göre Apple’ın aracın tanıtımını 2025 yılında yapması beklentiler arasında. Buna karşın bu tanıtım sonrası aracın üretim bandına girip yollara çıkması biraz zaman alacak. Ancak otomotiv sektörü için bu tür durumlar pek de anormal değil. Bu anlamda Apple Car, firmanın prototip kurallarını tam anlamıyla yıkacak ürün olma ihtimali var.

Aslında prototipler birçok teknoloji firmasının tüketicilere hangi teknolojilere sahip olduğunu göstermek için önemli bir fırsat. Özellikle otomobil firmaları büyük tanıtımlarda bu tür prototipleri öne çıkarıyor. Ancak Apple‘ın şirket politikası gereği şimdiye kadar hazır olmayan bir ürünü tüketicinin önüne sürdüğü görülmedi.

Huawei Watch D tanıtım tarihi belli oldu

Akıllı telefonlarının yanı sıra ekosistem ürünleriyle de adından söz ettiren Huawei, yeni akıllı saati Watch D ile kullanıcılarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Geçtiğimiz günlerde sızdırılan bilgiler arasında tansiyon izleme özelliğiyle dikkat çeken akıllı saatin bu kez tanıtım tarihi ortaya çıktı.

Xiaomi ve Huawei’den elektrikli otomobil konusunda dev yatırım!

Xiaomi ve Huawei’den elektrikli otomobil konusunda dev yatırım!

Huawei ve Xiaomi, elektrikli otomobil konusunda önemli bir tedarikçiye ciddi miktarda yatırım yaptı. İşte detaylar...

Huawei’den yeni akıllı saat geliyor: Watch D

Çinli teknoloji devi Huawei, giyilebilir cihazların araştırma ve geliştirilmesine yaptığı yatırımları artırmaya devam ediyor.

Şirket geçtiğimiz günlerde, sağlık ve fitness takibi sağlayan giyilebilir cihazların test edilmesini ve geliştirilmesini sağlayan en büyük araştırma laboratuvarını tanıttı. Burada testlerinin gerçekleştirilmesi beklenen Huawei Watch D Aralık ayında görücüye çıkacağı açıklandı.

Tansiyon takibi sunan bir akıllı saat, giyilebilir akıllı cihazların sağlık takibinde yeni bir soluk kazandırabilir. Doğru ve güvenilir kan basıncı tespiti sağlamanın zor olması sebebiyle piyasada bu özelliği sunan çok fazla akıllı giyilebilir cihaz bulunmuyor. Bunun yanı sıra, Huawei’nin kısa süre önce kan basıncını takip eden giyilebilir bir cihaz için sertifika alması ise yakında tanıtılması Watch D’nin bu özellikle piyasaya sürüleceği söylentisini destekliyor.

Huawei Watch D’nin sızdırılan görüntüleri Weibo’da ortaya çıktı. Watch D, dikdörtgen ekranı ve akıllı saatin sağ tarafında bulunan iki düğme ile bizleri karşılıyor. Sızdırılan bu görüntüler, önceki Huawei giyilebilir cihazlarıyla benzer tasarıma sahip olmadığını gösteriyor.

Huawei’den yeni katlanabilir telefonlar geliyor

Huawei’den yeni katlanabilir telefonlar geliyor

Huawei rakiplerine göre daha uygun fiyatlı yeni katlanabilir telefonları için seri üretime başladı. İşte detaylar...

Huawei’nin önümüzdeki ayda tanıtacağı açıklanan akıllı saati için açıklanan başka bir bilgi bulunmuyor. Şirketin Watch D için satış fiyatını da açıklamadığını belirtelim.

Siz Huawei’nin Watch D akıllı saati hakkında neler düşünüyorsunuz? Ülkemizde satışa çıksa alır mısınız? Görüşlerinizi yorum kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın.

Huawei App Gallery’deki 190 uygulamada trojan bulundu!

Huawei App Gallery’deki 190 uygulamada trojan bulundu!

Huawei'nin uygulaması mağazası AppGallery'de ünlü antivirüs şirketi Dr. Web analistleri 190 uygulamada trojan tespit etti.

Samsung hızlı şarj özelliği nasıl açılır?

Akıllı telefonlar hayatımıza girdiği günden beri sürekli bir gelişim içerisinde ilerliyor. Batarya teknolojileri de pek çok kullanıcının en çok önem verdiği maddeler arasında yer alıyor. Öyle ki günümüzde artık hızlı şarj teknolojisi sayesinde çok kısa bir sürede tam dolum yapabiliyoruz. Fakat bu özellik cihazımızda aktif değilse, önce açmamız gerekecektir. Siz de Samsung marka telefonların hızlı şarj özelliği nasıl açılır öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz.

Samsung, akıllı saat satışlarıyla Apple’ı enseledi!

Samsung, akıllı saat satışlarıyla Apple’ı enseledi!

Akıllı saat pazarında zaten büyük bir oyuncu olan Samsung, üçüncü çeyrekte Apple'ın ensesine kadar gelmeyi başardı.

Samsung hızlı şarj özelliği nasıl açılır?

Samsung’un hızlı şarj özelliğini kullanabilmek için önce cihazınızın bu teknolojiyi desteklemesi gerekiyor. Fakat son yıllarda girişten üst segmente kadar şirket ülkemize getirdiği cihazlarında bu özelliğe yer veriyor. Tabi modeline göre hızlı şarj veya süper hızlı şarj olarak isimlendirmesi değişebilir.

Tabii bir de uygun ekipmana ihtiyacınız olacaktır. Örneğin Galaxy S20 FE veya M52 modellerinden birini kullanıyorsanız, cihazın kutu içeriğinden 15 Watt destekli adaptör çıkacaktır. Fakat bu modeller aslında 25 Watt’a kadar bir hızlı şarj desteği sunuyor.

Tabii kullanmış olduğunuz adaptör ve kablo eğer orijinal veya sertifikalı bir ürün değilse uygun desteği sunmayabilir. Dolayısıyla ilk önce bu parçaları kontrol etmemiz ve telefonumuza uygun olanlarını edinmemiz gerekiyor. Ardından herhangi bir hasar ve problem gözükmüyorsa aşağıdaki adımlara geçebiliriz.

Samsung telefonların hızlı şarj özelliği Android 11 sürümünde nasıl açılır?

  • Ayarlar simgesine tıklayın.
  • Pil ve cihaz bakımı sekmesine girin.
  • Pil öğesini seçin.
  • Diğer pil ayarları menüsünü dokunun.
  • Hızlı şarj seçeneğini aktif duruma getirin.
Samsung hızlı şarj özelliği nasıl açılır

Android 10 ve önceki sürümlerde Samsung telefonların hızlı şarj özelliği nasıl açılır?

  1. Ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Cihaz bakımı sekmesine girin.
  3. Pil öğesini seçin.
  4. Sağ üst köşedeki üç noktayı tıklayın.
  5. Ardından Ayarlar butonunu tıklayın.
  6. Hızlı kablolu şarj özelliğini aktif hale getirin.
Samsung hızlı şarj özelliği nasıl açılır

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi ve merak ettiklerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

5000 mAh batarya kaç saat gider?

Akıllı telefon piyasasında kullanıcılar alacakları cihazı seçerken şarj süresi ve batarya kapasitelerini en önemli kriterler listesine koyuyor. Geçtiğimiz yıllarda 7 bin mAh seviyeleri üst sınır olarak kabul ediliyordu. Fakat teknolojinin gelişmesi ve şarj sürelerinin iyileşmesiyle birlikte bu değer aşağılara çekildi. Peki günümüzün en yüksek kapasitelerinden 5000 mAh batarya kaç saat gider?

SAR değeri en düşük akıllı telefonlar

SAR değeri en düşük akıllı telefonlar

Teknolojik aletleri kullanırken maruz kaldığımız radyasyonu en aza indirecek SAR değeri düşük akıllı telefonları bir araya getirdik.

5000 mAh batarya kaç saat gider?

Pek çok kullanıcı akıllı telefon alacağı zaman kamera, işlemci ve hafıza gibi temel donanımsal özellikleri mutlaka kontrol ediyor. Hatta diğer cihazlarla kıyaslama yaparak mantıklı bir seçim yapmaya çalışıyor. Bu karşılaştırmalarda en önemli faktörlerden biri de batarya kapasitesi oluyor.

Bu sebeple günümüzde tüketicilerin büyük bir kısmı yüksek hızda şarj olabilen veya bataryası geç tükenen telefonlara odaklanmış durumda. Fakat 5000 mAh’e sahip birebir aynı özelliklere sahip iki cihazı farklı kişilere verdiğimiz zaman ortaya çıkan sonuç birbirinden oldukça farklı olabiliyor.

Kullanıcıların akıllı telefon bataryaları kullanım senaryolarına göre standart değerlerin altında veya üzerinde kalabilir. Örneğin 5000 mAh bataryaya sahip bir cihazda akşam ekran parlaklığı kısılmış bir şekilde 1 saat film izlediğimizde yüzde 10’a yakın bir kayıp yaşanacaktır.

Fakat öğlen saatlerinde güneşin altında ekran parlaklığı sonuna kadar açık bir şekilde oyun oynar ve işlemci performansımızı sonuna kadar kullanırsak, 1 saatin sonunda yüzde 15 ila 20 arası bir değer kaybı yaşanabilir.

Tabii burada bir diğer önemli konu da cihazlarımızın içerisinde bulunan teknoloji olacaktır. Örneğin 4 veya 6 nm üretim teknolojisiyle üretilen bir cihaz rakiplerine kıyasla çok daha düşük güç tüketecektir. Dolayısıyla aynı kapasitede bataryaya sahip olsa bile çok daha iyi sonuçlar verecektir.

Yine de günümüz standartları düşünüldüğü zaman, ve gün içerisinde akıllı telefonunuzu sadece tek bir oyun ve uygulama üzerinde kullanmayacağınızı varsayarsak 5000 mAh bataryaya sahip bir cihaz sabah evden çıktığınızda yüzde 100 şarjı bulunuyorsa, en az 10 ila 12 saat arası bir sürede eve gelene kadar şarj aletine ihtiyacınız olmayacaktır. Tabii sizler de benim gibi işlerini bilgisayar üzerinden kontrol eden biriyseniz, bu süre 2 güne kadar uzayabilir.

Yüksek kapasiteli bataryaya sahip güncel cihazlar

  • Samsung Galaxy M51 – 7000 mAh
  • Realme C25s – 6000 mAh
  • Samsung Galaxy M21/ M31s – 6000 mAh
  • Poco M3 – 6000 mAh
  • Redmi 9T – 6000 mAh
  • Xiaomi Mi Note 10 Lite – 5260 mAh
  • Infinix Note 8i – 5200 mAh
  • Poco X3 Pro – 5160 mAh
  • Redmi Note 11 Pro – 5160 mAh
  • General Mobile GM 21 Plus – 5050 mAh
  • Huawei P Smart 2021 – 5000 mAh
  • Oppo A52/54 ve A72/74 – 5000mAh

Listemize sadece ülkemize resmi yollarla giren ve anlık olarak satışı devam eden modelleri ekledik. Dolayısıyla geçmiş yıllarda satışa çıkan veya yurt dışına özel üretilmiş modelleri kullanmadık. Tabii bir de Energizer gibi farklı ülkelerde satış yapan üreticilerin yukarıdaki fotoğrafta bulunan 18 bin mAh kapasiteli cihazları bulunuyor. Bunlar gündelik hayattaki kullanım senaryolarına uygun olmadığı için yine listemize dahil etmedik.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin telefonunuzun bataryası kaç mAh ve kaç saat gidiyor? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Tesla, AMD Ryzen işbirliğinde yeni adım

Tesla, Nvdia ile başlayan, Intel ile devam eden işlemci tedariğinde yönünü AMD‘ye çevirmeye başladı. Bir çok otomobil devinden çok daha büyük hale gelen Tesla, çok kısa bir süre önce 1 trilyon dolar değerine ulaştı. Ancak bu büyüklüğe rağmen Tesla’da çip kıtlığından nasibini alan firmalar arasında. İşte firma bu kıtlığı aşmak adına farklı alternatifleri de devreye alıyor.

İlginç olay: Tesla’dan Elon Musk büstü yaptılar!

İlginç olay: Tesla’dan Elon Musk büstü yaptılar!

Hiçbir şekilde gündemden düşmeyen Elon Musk, bu sefer de Tesla'dan üretilen büstü ile karşımıza çıktı. İşte detaylar...

AMD Ryzen şimdi de Tesla Model Y için devrede

Tesla, ilk olarak oyun da oynanabilen Model S ve X araç içi eğlence sistemi için AMD ile el sıkıştı. Bu anlamda 10 teraflop işlem gücüne sahip AMD Ryzen çip ve RDNA2 GPU donanımına sahip bir oyun bilgisayarı otomobillere yerleşti. Ancak Çin’de ortaya çıkan yeni detaylar aynı özelliklerin Model Y içinde geldiğinin habercisi.

Çinde piyasaya sürülen yeni Tesla Model Y otomobilin yazılım kodlarında AMD Ryzen ifadesi ortaya çıktı. Bu anlamda Tesla’nın Çin’de yer alan modellerde AMD Ryzen çipe geçeceği anlaşılmış oldu.

Tesla Model Y Çin versiyonunda AMD Ryzen kullanılacak

Ancak Tesla, bir modelde değişikliğe gittiği zaman bunu tüm varyasyonlarda uyguluyor. Buna göre Çin versiyonu otomobil tüm Model Y‘lerin de aynı çipi kullanacağının göstergesi.

Tesla ve Çip krizinin etkileri

Çip krizinin vurduğu sektörlerin başında otomotiv geliyor. Son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler çoktan otomobillerin de çip teknolojisine geçmesine neden oldu. Ancak elektrikli otomobiller bu anlamda çok daha gelişmiş çiplere ihtiyaç duyuyor. Özellikle Tesla, sürücüsüz otomobil teknolojisi için güçlü çiplere ihtiyaç duyuyor. Ancak marka sürücüsüz otomobilde kullandığı yapay zeka çipini kendi tasarlıyor. Bu çipi Samsung’a ürettiren Tesla’yı kriz daha az etkiledi.

Tesla bu noktada çipler yerine mikrodenetleyicilere döndü. Bu anlamda marka farklı alanlarda farklı çipler ve mikrodenetletyiciler kulanmaya başladı. Bu donanımlar Tesla’nın geliştirdiği yazılımlar sayesinde birbiriyle uyumlu çalışıyor. Marka böylece iki yıl daha sürecek çip krizini hafifletmiş oldu.

Ancak bu kriz için hem Tesla’nın hem de diğer otomobil devlerinin daha kalıcı bir çözüm bulması gerekecek. Pandemi ile başlayan tedarik krizleri bugün halen etkisini gösteriyor. Özellikle koronanın antikora karşı savunma geliştiren Nu varyantı da endişe yarattı. Koronanın dünyada yeni bir pik yapması tedarik krizlerini daha da derinleştirebilir.

TikTok ağır çekim video nasıl yapılır?

TikTok, milyonlarca kullanıcıya sahip olması bakımından en çok kullanılan sosyal medya uygulamaları arasında yer alıyor. Özellikle pek çok kullanıcının çektiği kısa videolardan sonra sosyal medyada popüler olmasıyla kullanıcısı sayısı gün geçtikçe daha da artıyor.

Uygulama, kullanıcıların yaratıcı video içeriği oluşturmasına ve yayınlamasına olanak tanıyor. Eğer TikTok kullanmaya yeni başladıysanız ve pek çok videoda ağır çekimin olduğunu görürsünüz. Bu yazımızda “TikTok ağır çekim video nasıl yapılır?” sorusunu yanıtladık.

Hasan Can Kaya, TikTok’ta rekor kırdı!

Hasan Can Kaya, TikTok’ta rekor kırdı!

Exxen'de yayınlanan Konuşanlar programıyla tanınan Hasan Can Kaya, TikTok platformunda erişilmesi güç bir rekora imza attı.

TikTok’ta ağır çekim videolara nasıl etki ediyor?

TikTok, kullanıcılara içeriklerini ve yaratıcılıklarını geliştirmesi için pek çok araç ve seçenek sunar. Sunduğu araçlardan bir tanesi de ağır çekim oluyor. Videonun belirli bir bölümünün hızını azaltan ağır çekim, çekeceğiniz videoya büyük ölçüde bir etki oluşturuyor.

Videonuzun konseptine göre dikkat çekmesini istediğiniz yeri ağır çekim ile çekebilirsiniz. Bu sayede video içeriğiniz daha da ilgi görüyor.

Ağır çekim video nasıl yapılır?

  • Cihazınızdan TikTok uygulamasını açın.
  • Hesabınıza giriş yapın.
  • Karşınıza çıkan sayfanın altındaki (+) simgesine dokunun ve yeni bir video oluşturun.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir-1.png
  • Videoyu kaydetmek için kırmızı daireye basın. İşiniz bittiğinde, video bir kez normal hızda döner.
  • Videonuzu çektikten sonra sol alt kısımda bulunan efektler kısmına girin.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir-2.png
  • Alt kısımdaki seçenekleri sağa kaydırarak zaman seçeneğini seçin.
  • Son olarak ağır çekim seçeneğini seçerek işleminizi sonlandırın.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir.png

Bu seçeneğin yanı sıra ağır çekim video çekmenin farklı bir yolu da bulunur. Bunun için ise video çekme sayfasının sağ üst köşesinde yer alan hız seçeneğini seçerek yeni hızı seçin. Videoyu iki şekilde yavaşlatabilirsiniz: 0,5x hız ve 0,3x hız. Aynı zamanda normal hızın iki ya da üç katına kadar da hızlandırmanız mümkündür.

TikTok videoları ileri ya da geri sarılır mı?

TikTok uygulamasında herhangi bir videoyu geri ya da ileri sarmanın bir yolu yoktur. Ancak videoyu cihazınıza kaydederseniz, telefonunuzdan ya da tabletinizden gerektiği gibi ileri ya da geri sarabilirsiniz.

Bu durum cihazınızda bir miktar yer kaplar ancak bir TikTok videosunun istediğiniz herhangi bir bölümünü yeniden izlemeniz için olası bir yol sağlar.

Taşımacılık sektöründe karbon salınımı neden engellenemiyor?

Dünyada karbon salınımı değerlerine bakıldığında ulaşım yüzde 21 ile ilk sıralarda yer alıyor. Aynı zamanda pek çok ülkede listenin tepesinde bulunuyor. Başta Avrupa ve Kuzey Amerika bu konuda en riskli bölgeler halinde gözüküyor. Ancak Asya cephesi büyük bir ivmelenmeyle 1. sıraya doğru ilerliyor.

Yeşil gezegen için büyük adım: İlk kez karbonsuz çelik üretildi

Yeşil gezegen için büyük adım: İlk kez karbonsuz çelik üretildi

Bilim insanları, yeşil gezegen hedefleri için büyük bir adım attı. İsveç'te, dünyanın ilk karbonsuz çelik üretimi yapıldı. İşte detaylar...

Karbon salınımı neden sıfıra indirilemiyor?

Aslında pek çok otomotiv ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketi mevcut politikalarını bu durumu değiştirmek için tekrar düzenliyor. Fakat ortaya çıkan tabloya göre 2050 yılına geldiğimizde karbon salınımı azalmak yerine yüzde 20 oranında artış gösterecek.

karbon salınımı

Üstelik ortaya koyulan bu yöntemler tüm dünya ülkeleri ve şirketleri tarafından kabul edilse bile ancak yüzde 70 oranında bir azalma olacağı hesaplanıyor. Yani karbon salınımını sıfıra indirmeye yetmiyor. Dolayısıyla AB gibi pek çok yapı geçtiğimiz yıllarda bu durumun üzerine daha fazla yoğunlaşmaya başladı. Peki bu durumun önüne geçmedeki en büyük engeller neler?

Nüfusla birlikte doğru orantılı artan talepler

Ekonomiler ve nüfus büyüdükçe, mallara olan taleple birlikte seyahat etme arzusu ve imkanı olan insan sayısı da artıyor. Bu sebeple 2015 yılından 2050’ye kadar geçen süreçte bu alandaki yoğunluğun iki kat artması bekleniyor. Bu sebeple taşımacılık sektöründeyse planlanan karbon salınımından arınma süreci, herhangi bir teknolojik atılımdan çok daha fazlasını temsil ediyor.

karbon salınımı

Tabii burada bulunan en büyük engel yalnızca turizm sektöründeki taşımacılık değil. Dünyadaki ithalat ve ihracat ağlarının neredeyse tamamı beraberinde büyük bir karbon salınımı getiriyor. Bu sektörlerde kullanılan fosil yakıtın miktarıysa her geçen gün artış gösteriyor. Üstelik yüksek nüfuslu bölgelerdeki hava kirliliği her geçen gün yaşanmayacak seviyelere doğru ilerliyor.

Petrole bağımlılık

Petrolün tüm sektörlerde yerini elektrik gibi düşük karbonlu alternatiflerine bırakışının 2050’li yıllara kadar gideceği tahmin ediliyor. Günümüzdeyse taşımacılık sektörünün yüzde 95’i petrole bağımlı durumda. Ancak önümüzdeki 10 yıl içerisinde yeni otomobillerin elektrikli bir şekilde karşımıza çıkmasıyla birlikte karbon salınımının yüzde 14 oranında azalması ön görülüyor.

karbon salınımı

Her ne kadar Ford ve BMW gibi sektörün ileri gelen üreticileri 2030’lu yıllara gelindiğinde tamamen elektrikli otomobil üreteceğini söylüyor olsa da anlık bir değişim olmayacak. Çünkü tüm dünyada yaşanacak bir dönüşüme ihtiyaç var. Üstelik şu anda kullanımda olan araçların 2050’lere kadar sokaklarda olacağını da unutmamalıyız.

Bu sebeple pek çok çevre ve küresel ısınma örgütü özellikle metropollerde metro ve tramvay gibi ulaşım araçlarının artırılarak otomobil ve bireysel araç gereksiniminin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyor. Yoksa Covid-19 süresince taktığımız maskeleri hava kirliliği yüzünden açık havada da uzun yıllar boyunca takmamız gerekebilir.

Deniz ve hava yolu ulaşımlarında petrolün alternatifi yok!

Uçaklarda en önemli unsurlardan birisi ağırlıktır. Belirlenen seviyenin üzerinde yük taşıyan bir uçak hem daha fazla benzin tüketir, hem de aşırı ağırlık sebebiyle kalkış bile yapamayabilir. Dolayısıyla ufak sınıf bir yolcu uçağını bile İstanbul’dan Londra’ya götürebilmek için, yolcuların ağırlığı kadar bataryaya ihtiyaç olacaktır.

Tabii bu bataryaların aşırı ısınma yaparak kabini çöl ortamına çevirmemesi de gerekiyor. Ayrıca alan sorununu da unutmamak lazım. Çünkü yolcular kadar pil taşıyabilseniz bile muhtemelen bavullara yer kalmayacaktır. Bunun yanında sadece ticari yük taşımacılığı için kullanılan uçakların böyle bir alandan kayıp yaşaması şu an için oldukça maliyetli olacaktır.

Kargo ve turizm gemileriyse kömürden dizel yakıta döndüğü günden beri teknolojisi ufak geliştirmelerle ilerliyor. Onlarca yıl dayanan bu motorlar deniz taşımacılığının bel kemiğini oluşturuyor. Öyle ki 2050 yılına gelindiğinde küresel emisyonların yüzde 10’unu temsil etmesi bekleniyor.

karbon salınımı

Fakat bu alanda elektriğe dönülmesi uçaklardan daha kolay olabilir. Çünkü yükü motor değil su üstlenecek. Tabii isterseniz bir de tüm gemiyi güneş panelleriyle kaplayabilirsiniz. Ancak bununda maliyeti yine yüksek olacaktır. Ayrıca “yavaş buharlama” adındaki yöntem sayesinde bu gemiler hızlarında yüzde 20’lik yavaşlamaya giderse, karbon salınımlarını yüzde 24 oranında düşürebilir.

Aslına bakarsanız karbon salınımı her ne kadar günümüzün en büyük problemleri arasında yer alıyor olsa da tamamen çaresiz olduğumuz bir konu değil. Sadece günlük rutinini değişerek metropolde yaşayan insanlar otomobil yerine toplu taşıma araçlarına yönelir ve fabrikalar daha sıkı denetimlerden geçirilerek son teknoloji filtreleme yöntemlerini kullanırsa büyük etki yapabiliriz.

karbon salınımı

Fakat burada ülkelerin kanunlarla ve teşviklerle bazı konuların arkasında daha sağlam durması gerekiyor. Pek çok insan bu konuya özgürlüklerinin kısıtlanması olarak bakıyor. Ancak şu anki düzen böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız dünya özgürlüklerin değil hayatta kalma savaşının verildiği bir yer haline gelecek. Üstelik gezegenimiz geri döndürülemez bir noktaya ulaşabilir.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Avatar nasıl dünyanın en çok gişe yapan filmi oldu?

Avatar, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en çok kazanan ve izlenen filmi olarak dikkat çekiyor. 2009 yılında vizyona giren ve sektörü baştan aşağıya değiştiren eser, kırılması güç rekoru elinde bulunduruyor. Birçok yapımın geçmeye çalıştığı ve başarısız olduğu film, yaptıklarıyla da kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.

Peki 2009 yapımı Avatar, nasıl oldu da hala geçilemedi ve en çok hasılat yapan film olmayı başardı? Gelin bu konuyu derinlemesine inceleyelim.

Facebook’un hikayesini anlatan film ne kadar gerçeği yansıtıyor?

Avatar filminin sırrı ne?

Üzerinden 12 yıl geçen yapım, 2.84 milyar dolarlık gişe hasılatı ile güncel verilerde en çok kazanan film. Herhangi bir popüler kültür referansı olmadan tamamen sıfırdan yaratılan bir senaryo üzerinden ilerleyen Avatar, o kadar sevildi ki, o dönem insanları birden fazla kez salonlara sokmayı başardı.

James Cameron tarafından yönetilen ve Oscar kazanmayı da başaran Avatar, beyaz perdeden kaldırıldıktan sonra büyük hayran kitlelerine asla sahip olmadı. Devam filmleri için kampanyalar yapılmadı. Hatta popüler kültüre dahil olabilecek eserlere de ilham kaynağı olmadı. Vizyona giren ve işi bitince de kendini unutturan yapım, büyük bütçeli pek çok stüdyonun yapamadığını gerçekleştirerek çok para kazandı. Bu nedenle hep araştırma konusu haline gelen Avatar, çok iyi yaptığı bir kaç detay ile hala yerini kimseye kaptırmadı.

3D sinemanın geri dönüşü

O dönem Titanic‘i geride bırakarak 1 numara olan Avatar, kendine ait bir külliyata sahip olmasa da, çok iyi yaptığı birkaç detaya sahipti. Bunlardan ilki teknik kapasite ile alakalı. Takvimler 2009‘u gösterdiğinde, sinema sektöründe 3D filmler çok da ilgi çekici değildi. İnsanlar gözlük takarak yaklaşık 3 saat film izleme konusunda pek istekli değillerdi. Bu durumda, dönemin teknolojisi nedeniyle yeterli gerçekçiliğin oluşturulamaması da oldukça etkiliydi.

James Cameron, Avatar ile bu durumu tersine çevirmeyi başardı. Ana akım filmler arasında bu teknolojiye yer veren ilk yapımlardan oldu. Ancak işler bununla sınırlı değildi. Zira görsel efekt konusunda o kadar başarılı işler ortaya çıkmıştı ki, gerçek anlamda 3D deneyimi izleyicilerin beğenisine sunulmuştu. İnsanlar senaryodan, olay örgüsünden bağımsız sadece atmosferi deneyimlemek için tekrar tekrar sinemalara gidiyordu.

3D film devrimini başlatan Avatar, günümüz ana akım sinemalarında yeni bir çağı başlattı. O dönem bu tarz film bulmakta zorluk çekilirken, şimdi ise neredeyse her film 3D olarak seyircisi ile buluşuyor.

Avengers: Endgame ve Avatar’ın Çin macerası

Liderlik koltuğunun keyfini çıkaran Avatar, 2019 yılında Avengers: Endgame ile ikinci sıraya gerilemişti. Marvel ve Disney‘in bir numaralı hedefi olan birincilik, artık James Cameron‘ın eserine ait değildi. Avengers: Endgame, o dönem yaptığı 2.797 milyar dolarlık hasılat ile uzun yıllar lider olacağını düşündü. Ancak işler tam anlamıyla bu şekilde ilerlemedi.

Avatar

2020 yılında COVID-19 salgını tüm dünyayı etkilemiş, insanlar evlerinden dışarı çıkamamıştı. Hal böyle olunca sinema sektörü de alt üst olmuş, sosyal hayat da oldukça gerilemişti. Çin hükumeti, insanlara sosyal yaşamlarını geri kazandırmak amacıyla salonları yeniden açmaya başladı.

Ancak güncel olarak çekilen film sayısı sıfır olduğundan, izleyicilere gösterecek eser bulmakta sinemacılar çok zorlanıyordu. Hal böyle olunca hükumet, popüler olan eski filmler için stüdyolardan izinler almaya başladı. Bu yapımlar arasında gözüken Avatar da, yeniden beyaz perdeye uğrama fırsatını ele geçirdi. Avengers: Endgame‘in sadece 7 milyon dolar gerisinde olan yapım, yeniden liderlik planları yapmaya başladı.

Avatar

Ellerine geçen fırsatı çok iyi değerlendiren Avatar cephesi, Çin‘de 50 milyon dolarlık daha gişe hasılatı yaparak tekrar zirveye yerleşti. İlerleyen dönemlerde de birinci sırayı kaptırması zor gözüken yapım, ne kadar daha zirvede kalacak merak konusu.

Peki sizler Avatar ile alakalı neler düşünüyorsunuz? Sizce ileride filmi geçebilecek yapımlar görecek miyiz? Görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.

Resident Evil 4 Remake yapım aşamasında! İşte ilk detaylar

Capcom’un efsaneleşmiş korku oyunu serisi Resident Evil, yeni oyunlarla sürekli karşımıza çıkıyor. Seriden son olarak Resident Evil: Village oyununu görmüştük ve oyun epey olumlu eleştiri toplamıştı. Yeni hikayeleri anlatan oyunlar çıkmaya devam ederken Capcom, eski oyunlara yeni birer soluk getirmeyi de ihmal etmiyor. Ortaya çıkan yeni sızıntıya göre serinin belki de en çok sevilen oyunu Resident Evil 4, remake olarak yeniden geliyor.

Resident Evil 4 daha önce Remastered olarak karşımıza çıkmıştı. Bu sürümde oyun HD grafiklere sahip olmuş ve PC’de daha rahatlıkla oynanabilir hale gelmişti. Bu defa gelecek olan yapım ise birkaç düzeltmeden çok daha fazlası olabilir.

GTA Trilogy, PC’ye mobil platformdan port edilmiş!

GTA Trilogy, PC’ye mobil platformdan port edilmiş!

GTA Trilogy üzerine tartışmalar bitmek bilmiyor. Şimdi de üçlemenin mobil platformdan PC'ye port edildiği ortaya çıktı.

Resident Evil 4 Remake, ses aktörü tarafından sızdırıldı

Oyunun geliştirildiği Capcom tarafından doğrulanmasa da ses aktörü D.C. Douglas’ın sızdırılan mesajları bizi buna inandırmaya yetiyor. Oyunda Albert Wesker karakterine hayat verecek olan aktör, oyunla ilgili bir görüntüyü bir yakınıyla paylaşmış. Sızdırılan mesajlarda kendisinin “Paylaşma, dava edilebilirim” dediğini görsek de sonucu biliyorsunuz. Aktörün paylaştığı şu görüntüler, Resident Evil 4 Remake’ine ait olabilir.

Bu görselde karakterin çizimini ve aktöre giydirilen kostümün bir kısmını görüyoruz. Normal şartlarda bu görüntüler, aktör ile yapılan gizlilik anlaşması kapsamındadır. D.C. Douglas bu görüntülerin sızdırılmasına neden olduğu için büyük ihtimalle başı yanacak.

Bu görüntülerle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadığı için biraz olsun mesafeli yaklaşmakta fayda var. Ancak görünüşe göre Resident Evil 4 yeniden karşımıza çıkıyor olabilir. Bu defa çıkış yapacak olan oyun, eski oyundaki grafiklerin düzeltilmesinden fazlası olacak. Aynı fikir ve tema üzerine yeni bir hikaye anlatılacağı için büyük bir oyunun geldiğini söyleyebiliriz.

Şu an oyunla ilgili pek bir detay yok. Ancak geliştirilme aşamasında olduğuna göre yakın zamanda bizimle olmayacağını ekleyelim.

Kasım ayının en popüler kripto paraları belli oldu

Kripto paralar son bir yılda inanılmaz şekilde konuşulmaya başlandı. Aslında epeydir kullanılan kripto paralar, Elon Musk gibi isimlerin ilginç hareketleriyle büyük bir şöhret kazanabilmişti. Bitcoin ve Ethereum gibi büyük para birimleri bir yana, garip isimlendirmeli kripto paralar sosyal medyaya hükmediyor. Peki Kasım ayında en popüler olan kripto paralar hangileri?

AVAX yükselişi durmuyor! Shiba Inu’yu da geçti

AVAX yükselişi durmuyor! Shiba Inu’yu da geçti

AVAX fiyatı bugün rekor kırdı ve 147 dolara çıktı. Bu rekor fiyat inse de AVAX, sonunda Shiba Inu engelini geçti.

Kasım ayının en popüler kripto paraları listesinde Shiba yükseliyor

İlk olarak 2020 yılında adı duyulan Shiba Inu, Dogecoin ile bazı ortak noktalara sahip. Öncelikle iki kripto paranın da bir hayvanı temsil etmesi ve vektörel bir ambleme sahip olması ikisini epey benzetmenize neden olabilir. Ünlü girişimci Elon Musk, Dogecoin ile ilgili paylaşımlarıyla Dogecoin’i meşhur ettiği gibi yakın zamanda Shiba Inu’yu da meşhur etmişti.

Twitter kripto paralar hakkında konuşmak için iyi bir platform. Bu yüzden kripto paraların ne kadar meşhur olduğunu Twitter’da ne kadar adının geçtiğine bakarak belirleyebiliyoruz. CryptoRank’ın araştırmasına göre bu ay en çok bahsedilen kripto para her zamanki gibi Bitcoin. Bu büyük kripto paranın ardından ise Shiba Inu geliyor, bu da Dogecoin’in artık daha az meşhur olduğu anlamına gelmekte.

Bitcoin ile ilgili 10.710.315 tweet atılmış. Shiba Inu ile ilgili ise 4.024.575 tweet’in atıldığını görüyoruz. Diğer kripto paraların ne kadar meşhur olduğunu aşağıdaki grafikten görebilirsiniz.

Shiba’ya ve Doge’a benzeyen bir diğer kripto para olan CAKE, Doge’a fark atmış görünüyor. Twitter’da hangi kripto paraların konuşulacağını genelde Elon Musk belirlediğinden olacak ki, bu liste gelecek ay çok farklı bir hal alabilir.

Shiba Inu fiyatı düşüşte

Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paralar yüzde 5 gibi oranlarda değer kaybettiğinde bu büyük bir sorundur. Ancak ‘sh*tcoin’ olarak da adlandırılan Shiba Inu ve Dogecoin gibi paralar aniden yüzde 30 değer kaybedebiliyor. Shiba Inu şu an tanıdık bir senaryo ile karşı karşıya. Kasım ayında Shiba, yüzde 43 değer kaybederek yatırımcılarını üzdü.

Sizce Shiba Inu ve Dogecoin gibi kripto paraların geleceği var mı?

Apple, AirPower için hala umut besliyor!

Apple 2017 yılında Cupertino’daki yeni kampüsü Apple Park’ı ve ilk çentikli ekrana sahip iPhone X modelini tanıttı. Yapılan bu etkinlikte şirket, AirPower adını verdiği ve piyasaya süreceği tüm cihazları kablosuz bir şekilde şarj edebileceği istasyonu tanıttı.

iPhone’un yanı sıra Apple Watch ve AirPods gibi tüm ekosistem ürünlerini bir seferde şarj edebilecek olan bu cihaz yıllarca merakla beklenmesine rağmen piyasaya çıkmadı. Apple’ın AirPower‘a alternati bazı ürünleri tanıtmasının ardından, bu ürünün rafa kaldırılacağı düşünülüyordu. Fakat ortaya çıkan haberlere göre şirket gelecek dönemde bir sürprizle karşımıza çıkabilir.

iPhone 13 alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor?

iPhone 13 alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor?

Yakın zamanda fiyatlarına zam gelen yeni iPhone modellerini alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor? İşte detaylar...

Apple sadece AirPower üzerinde çalışmıyor!

Ortaya çıkan haberlere göre Apple, tüm büyük cihazların “birbirlerini şarj edebileceği” bir gelecek fikri için AirPower’ın yanı sıra kısa ve uzun mesafe kablosuz şarj teknolojileri geliştiriyor. Tabii bu geçmiş dönemde karşımıza çıkan ilk iddia değil. Fakat AirPower hayata geçmemiş olsa da, burada yapılan çalışmalar sayesinde başka cihazlar piyasaya çıktı.

AirPower  MagSafe Duo

Dolayısıyla ilerleyen yıllarda bu tip yeni teknolojilerle karşılaşacağımıza kesin gözüyle bakılıyor. Bu yolda atılan ilk adım olarak şirketin AirPower’ı tekrar gündeme getirdiği söyleniyor. Fakat Apple bu cihazı geliştirirken halihazırda satışını yaptığı MagSafe Duo modelinden daha farklı bir bakış açısıyla ilerliyor.

Kablosuz şarj cihazı dediğimiz zaman aklımıza akıllı telefonumuzu herhangi bir fiziksel bağlantı olmadan şarj edebiliyor oluşumuz geliyor. Fakat istasyona temas ettirerek hatta genelde üzerine bırakarak yaptığımız bu işlem aslında yine bir temas ve kısıtlayıcı yapı içeriyor.

AirPower

Apple’ın ise standart kısa menzilli kablosuz şarjın yanı sıra uzun menzilli teknolojiler üzerinde de çalıştığı söyleniyor. Ancak bu yoldaki ilk adım olarak istasyonların gelişimi ve amaçlara göre sayısının artırılması olacak. İkinci adımsa iPhone ile AirPods ve Apple Watch’ları şarj etmek olacak gibi gözüküyor. Gelecek dönemdeyse menzil konusu gündeme daha sık gelecek.

Şirketler için teknolojinin ve elektronik ürünlerin gelişiminin duraksama dönemine girdiği bu günlerde şarj ve batarya alanında yaşanacak gelişim büyük bir hedef olarak görülüyor. Apple ise bir zamanlar akıllı telefon piyasasına getirdiği devrimsel yenilikleri bu alanda tekrar hayata geçirmek istiyor.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!