Akıllı telefon kullanan herkes bir şekilde takip edildiğinin farkında. Herhangi bir ortamda bir üründen bahsedip, akabinde sosyal medyaya girdikten sonra karşınıza onunla alakalı reklamlar çıktığına şahit olmuşsunuzdur. Mobil uygulamalar telefonunuz vasıtasıyla topladığı ‘kişisel veriler’ sayesinde, sizi tanımlayıp internet deneyiminizi özelleştiriyorlar.
Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın iPhone kullanıcılarını takip etmek için kullandığı yöntem ortaya çıktı. Güvenlik araştırmacısı Tommy Mysk’a göre, uygulamaların konum erişimini iptal etseniz bile yerinizin tespit edilmesini engelleyemiyorsunuz. Bunun sebebi ise: akıllı telefonda yer alan ivmeölçer sensörü.
ABD medyası, Facebook platformunun Hindistan kullanıcıları için oluşturulan test kullanıcısını kutuplaşmaya ittiğini ortaya çıkardı.
Facebook, ivmeölçer ile günlük hareketlerinizi takip ediyor
Konuyu daha iyi kavramak için öncelikle ivmeölçerin çalışma mantığını anlamak gerekiyor. İvmeölçer, telefonun hareketlerini eksen bazında takip etmeye yarar. Örneğin telefonu yatay kullandığınız esnada otomatik olarak uygulamaların da yatay moda geçmesi, ivmeölçer sayesinde mümkün olur. Fitness uygulamalarındaki adım sayar özellikleri de çalışmasını bu sensöre borçludur.
İvmeölçer, telefonun hareketlerini takip etmeye olanak sağlar.
Bir uygulamanın konum erişimi iznini iptal ederek yerinizi takip etmesine mani olabilirsiniz. Ancak yapılan araştırmalar, Facebook’un iPhone’daki ivmeölçeri kullanarak da insanları izleyebildiğini ortaya çıkardı. Mantık şöyle işliyor:
Facebook telefonunuzdan topladığı ivmeölçer verilerini, sizin haberinizin bile olmadığı insanlarla eşleştiriyor. Benzer verileri karşılaştırarak tam konumunuzu tespit etmeye çalışıyor. Mysk, Facebook’un bunu nasıl yaptığını şu örnekle açıkladı:
Tam konumunu Facebook ile paylaşan bir yolcuyla aynı otobüse bindiğiniz zaman, Facebook ikinizin de aynı lokasyonda olduğunu kolayca anlar. Bu, otobüsün aniden durup kalkması gibi anlarda telefonların aynı titreşim alanını yaymasından kaynaklanır.
Mysk, kullanıcıların içini rahatlatacak bir bilgi de paylaştı. iOS işletim sisteminin, yalnızca uygulamalar ön planda açıkken ivmeölçere erişmesine izin verdiğini söyledi. Ancak Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın ivmeölçer erişimini iptal etmenin mümkün olmadığını açıkladı. Öte yandan iMessage, Telegram, Signal, TikTok ve WeChat uygulamalarının bu sensörü kullanmadığını da belirtti.
Eğer gizliliğinizden endişe duyuyorsanız, Facebook ve beraberindeki WhatsApp, Instagram uygulamalarını kaldırmaktan başka çareniz yok. Aksi halde konum bilgilerinizin karşı tarafın eline geçmesine maalesef mani olamayacaksınız.
COVID-19 salgınıyla birlikte geçen yıl bir video konferans trendi başladı. Bu noktada Microsoft trende katılan şirketlerden birisi oldu. Şirket burada şaşırtıcı bir hamle gerçekleştirdi. Yıllardır sahip olduğu Skype adlı hizmetini tanıtmak yerine Teams platformuna öncelik verdi.
Microsoft da dahil olmak üzere günümüzde pek çok kişi Skype platformunu unutmuş olabilir. Şirket bir süre önce yeni Web uygulamasını başlatmıştı. Şimdi yani iki yıl sonra Skype’ı Firefox tarayıcısına getirdi.
Son dönemde rakip uygulamaların bir hayli gerisinde kalan Skype, yenilenen arayüzüyle kullanıcı karşısına çıktı.
Skype ile Firefox uyumluluğu Insider’lar için açılıyor
Şu anda Skype platformunun bir masaüstü uygulaması var. Bunun web tarayıcısına da gelmesi ek bir kolaylık sağlıyor. Çünkü herkes yalnızca arama yapmak için uygulamayı indirme zahmetine girişmek istemeyebiliyor. Bu noktada Firefox tarafına da Skype’ın destek sağlaması kullanıcıları sevindirdi.
Microsoft Edge tarayıcısını kendi geliştirdiği edgeHTML motorundan Chromium‘a geçirirseniz Chrome ve Opera gibi tarayıcıların yeni Skye for Web deneyiminden yararlanabiliyorsunuz. Mac‘lerdeki Safari kullanıcıları Skype’ı kullanabilmek için bu yılın Mayıs ayına kadar beklemek zorunda kalmıştı.
Şimdi sıra Firefox cephesine geldi. Dr. Windows’a göre tarayıcılar için Skype açılış sayfasına gitmek artık iletişim platformunun işlevselliğini kullanmanıza izin veriyor. Firefox’a gelen bu uyumluluk henüz Insider‘lar için önizleme aşaması olan Skype 8.78‘de mevcut oluyor. Henüz ne zaman kararlı sürüme geçeceği hakkında ise bir açıklama yok.
Sizler Skype‘ın Firefox tarayıcısına gelmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından belirtmeyi unutmayın!
Xiaomi, 28 Ekim tarihinde gerçekleşecek yeni bir lansman etkinliğine hazırlanıyor. Çin için şirket yeni Redmi Note 11 serisinin tanıtımını gerçekleştirecek. Bu bağlamda akıllı telefon üreticisinin seri altında üç cihazını tanıtması beklentiler dahilinde yer alıyor. Bunların da Note 11, Note 11 Pro ve Note 11 Pro Plus olacağı düşünülüyor.
Şirket yaklaşan akıllı telefon serisinin temel özelliklerini onaylayan birtakım tanıtımlar yayınlamaya başladı. Birkaç Xiaomi cihazı Geekbench bünyesinde göründü. Bu iki telefon 21091116C ve 21091116UC model numaralarına sahip.
Redmi, popüler Note serisinin yeni üyelerini için gün sayıyor. Bu son düzlükte Redmi Note 11, Pro ve Pro Plus özellikleri detaylandı.
Redmi Note 11 Pro olduğu düşünülen cihaz Dimensity 920 işlemcisine sahip
Bir Xiaomi cihazının Note 11 Pro olduğu düşünülüyor. Burada pissarro ve pissarropro kod adlarıyla liste bünyesinde yer alıyor. Pissarro kod adına sahip cihaz 8GB RAM ile göze çarpıyor. Bunun yanı sıra Dimensity 920 işlemcisini de bünyesinde barındırıyor. Saat hızı konusunda 2.5 GHz‘de çalışan yonga seti, Mali-G68 grafik işlem birimiyle eşleşti. Mevcut varyant Geekbench 4, tek çekirdekli ve çok çekirdekli testlerinde 3607 ve 9255 puan aldı.
Pissarropro kod adına sahip cihaz da test içerisinde yer aldı. Bu bağlamda 8GB RAM ve aynı işlemci ile Geekbench 5 testinde göründü. Bu cihaz kıyaslama testinde 740 ile 2221 puana sahip oldu. Henüz Geekbench’de listelenen cihazların Redmi Note 11 Pro olup olmadığı belli değil. Ancak iki modelden birinin Note 11 olması muhtemel görünüyor.
Cihazın şu ana kadar sızdırılan özellikleri arasında 120 Hz yenileme hızına sahip AMOLED bir ekran yer alıyor. Kamera kısmında 108 Megapiksel üçlü kamera kurulumu ve 5000 mAh pilin yanı sıra 67W hızlı şarj desteği ile geleceği söyleniyor.
Geçen haftaki Unleashed etkinliğine dakikalar kala, yeni MacBook Pro modellerinin çentikle geleceği söylentileri gündeme düşmüştü. Nitekim bunların tamamı doğru çıktı. Apple, akşam saatlerinde tanıttığı MacBook Pro’ların tamamında çentiğe yer verdi. Ekranın orta üst kısmında yapılan bu tasarımsal değişiklik haliyle ‘çentik düşmanlarının’ hoşuna gitmedi.
Sosyal medyada ve forumlarda Apple kullanıcıları, MacBook Pro’da çentik olmaması gerektiğini savunarak şirketin kararına tepki gösterdi. Öte yandan Apple’ın cihazda gerçekleştirdiği revizyonu beğenenler de oldu. Tartışmalar devam ederken, Mac Ürün Grubu Yöneticisi Shruti Haldea konuya nihayet açıklık getirdi.
Salı günü tanıtılan en iyi Apple Silicon işlemciler M1 Pro ve M1 Max'e sahip yeni MacBook modelleri ne sunuyor?
“Çentik, MacBook Pro ekranı için zekice bir yöntem”
Yeni 14 ve 16 inç MacBook Pro modelleri, öncekileriyle karşılaştırıldığında ekran kasa oranı bakımından daha avantajlı duruyor. Apple, ekranın sol ve sağ kenarlarındaki çerçeveleri yüzde 24 oranında incelttiğini ve 3.5 mm boyutuna getirdiğini söyledi. Üst kısımdaki çerçeveyi ise yüzde 60 oranında incelttiğini ve nihayetinde 3.5 mm ölçülerine soktuğunu belirtti.
MacBook Pro’nun çentiği ekranın üstünde
Apple tüm bunları çentiğe borçlu. Mac Ürün Grubu Yöneticisi Shruti Haldea, çentiği kullanıcılara daha fazla ekran alanı sunmanın “zekice bir yolu” olarak nitelendirdi. YouTube’daki Same Brain kanalına konuk olan Haldea, “Yaptığımız şey, ekranı daha uzun hale getirmektir” dedi.
Çentik sayesinde içeriklerin daha büyük bir alanda görüntülenebileceğini vurgulayan Shruti Haldea, “Tam ekran modundayken 16:10 formatında pencereniz oluyor. Bu da harika görünüyor” ifadelerini kullandı.
Geçici olarak gizlenebiliyor
Çentik ilk bakışta rahatsız edici geliyor. Apple, MacBook Pro kullanıcılarını bu hissiyattan kurtarmak için de çözüm geliştirdi. Örneğin bilgisayarda uygulamaları tam ekran modunda açtığınız zaman, ekranın üst kısmına siyah bir kenarlık eklenecek. Böylelikle çentik geçici olarak gizlenecek. Ayrıca o an görüntülemekte olduğunuz içerik de olumsuz etkilenmeyecek.
Bu arada Apple’ın Unleashed etkinliğinde tanıttığı yenilikler sadece çentikle sınırlı değil. 14 ve 16 inç MacBook Pro modellerinin kasası da yenilenmiş bir tasarıma sahip. Buna ek olarak bilgisayarda HDMI ve SD kart yuvasıyla beraber MagSafe şarj desteği bulunuyor. Ayrıca Apple Silicon mimarisinin en güçlü üyeleri M1 Pro ve M1 Max’i bünyesinde barındırıyor.
Apple, yeni M1 Pro ve M1 Max işlemcili MacBook Pro modellerini geçen hafta tanıttı. Tanıtımın üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen teslimat tarihlerinde gecikmeler yaşanmaya başladı. Apple şimdiden MacBook Pro teslimat tarihi için Kasım ve Aralık aylarını vermeye başladı.
Apple ilginç bir iPhone 12 tamir davası ile karşı karşıya. İddiaya göre Apple, garantisi devam eden iPhone 12'yi tamir etmeyi reddetti.
MacBook Pro modelleri için teslimat tarihi neden değişti
Apple, lansman sonrası ARM tabanlı M1 Pro ve M1 Max işlemciliyeni MacBook Pro modelleri için ön siparişleri açtı. Ancak bu ön siparişte geçen hafta sipariş veren kullanıcılar oldukça şanslı görünüyor. Zira Apple bu hafta sipariş verenlere Kasım ayından Aralık sonuna uzayan bir teslim tarihi verdi.
Tanıtım sonrası ön sipariş verenler MacBook Pro‘larına 26 Ekim tarihine kadar kavuşacak. Ancak yeni takvime göre şu anda sipariş verildiğinde 14 inç Macbook Pro için teslimat tarihi 16-23 Kasım arası. MacBook Pro 16 inç seçenekleri için teslimat tarihi ise 23 Kasım -1 Aralık olarak belirlendi. Bu modellerin daha yüksek depolama seçenekleri için ise teslimat tarihi 23 Aralık‘a kadar uzayabiliyor.
M1 Pro ve M1 Max işlemcili MacBook Pro 16 inç modelleri için en erken teslimat 23 Kasım oldu.
Apple’ın geciken teslimat tarihleri hakkında resmi bir açıklaması ise bulunmuyor. Ancak bu gecikmenin altında MacBook Pro modellerine beklenilenden fazla talep gelmesi olabilir. Yine tüm dünyada Korona tedbirleri devam ediyor ve bu da MacBook Pro üretim süreçlerini aksatmış olabilir. Tabii ki hali hazırda devam eden çip krizi de bu teslimat gecikmesinin nedenleri arasında olabileceği düşünülüyor. Apple’ın pazarlama taktiği olarak daha önce de bu tür gecikmeli teslimatlar yaptığı görülmüştü. Ancak bu sefer MacBook Pro teslimat tarihleri oldukça uzamış görünüyor.
14 inç MacBook Pro teknik özellikleri
Ekran:
14.2 inç mini-LED Liquid Retina XDR ekran, 3024 x 1964 piksel çözünürlük, 1000 nite kadar sürekli (tam ekran) parlaklık, 1600 nit maksimum parlaklık, True Tone teknolojisi, 120 Hz yenileme hızına sahip ProMotion teknolojisi, 254 PPI
İşlemci:
Apple M1 Pro
Bellek:
16 GB, 32 GB ve 64 GB RAM
Depolama:
8 TB’a kadar depolama desteği
Bağlantı noktaları:
Üç adet Thunderbolt 4 (Type-C) bağlantı noktası, HDMI bağlantı noktası, SDXC kart yuvası, MagSafe 3 bağlantı noktası, 3.5 mm kulaklık jakı
Bağlantı teknolojileri:
Bluetooth 5.0, Wi-Fi 802.11 a/b/g/n/ac/ax
Batarya:
70 watt-saatlik entegre lityum polimer pil
Ağırlık ve boyut:
1.55 cm x 31.26 cm x 22.12 cm / 1.61 kg
Diğer:
1080p FaceTime HD kamera, Yerleşik hoparlörlerde Dolby Atmos ile müzik çalınırken veya video oynatılırken uzamsal ses desteği, AirPods (3. nesil), AirPods Pro ve AirPods Max kullanılırken dinamik kafa izleme özellikli uzamsal ses
Renk:
Uzay Grisi ve Gümüş
16 inç MacBook Pro teknik özellikleri
Ekran:
16.2 inç (diyagonal) Liquid Retina XDR ekran; inç başına 254 piksel yoğunlukta 3456 x 2234 özgün çözünürlük, 1000 nite kadar sürekli (tam ekran) parlaklık, 1600 nit maksimum parlaklık, 1.000.000:1 kontrast oranı, 1 milyar renk, 120 Hz ProMotion ekran
İşlemci:
Apple M1 Pro ve M1 Max
Bellek:
16 veya 32 GB RAM
Depolama:
8 TB’a kadar depolama
Bağlantı noktaları:
Üç adet Thunderbolt 4 bağlantı noktası, HDMI bağlantı noktası, SDXC kart yuvası, MagSafe 3 bağlantı noktası
1.68 cm x 35.57 cm x 24.81 cm / M1 Pro: 2.15 kg, M1 Max: 2.17 kg
Diğer:
1080p FaceTime HD kamera, Force-cancelling özellikli woofer’lara sahip, yüksek kaliteli ses sunan altı hoparlörlü ses sistemi, Geniş stereo ses, Yerleşik hoparlörlerde Dolby Atmos ile müzik çalınırken veya video oynatılırken uzamsal ses desteği
Dogecoin katili olarak piyasaya çıkan Shiba Inu bugün rekor fiyatı ile gündeme geldi. Gün içinde yüzde 40’tan fazla artış ile karşılaşan Shiba yatırımcıları, Elon Musk’ın paylaşımı sonrası hayal kırıklığı yaşadı. Ancak bu cevaba rağmen Shiba Inu fiyatı henüz olumsuz bir tepki vermedi.
Genç yaştaki grup kimlik avına çıkarak binlerce dolar kazandı. Kripto para şeklinde ödeme alan grup sonunda yakayı ele verdi.
Elon Musk, Shiba Inu sorusuna kısa ve öz cevap verdi
Dünyanın en zengini ünvanını elinde bulunduran Elon Musk, özellikle kripto dünyasında attığı tweetlerle konuşuluyor. Bitcoin’in 64’binden aşağı doğru çakılmasının baş sorumlusu olarak görülen Musk, Dogecoin için ise sürekli paylaşımlar yapıyor.
Bugün ise Shiba Inu destekçisi bir Twitter hesabı Elon Musk’ı etiketleyerek, kaç Shiba Inu sahibi olduğunu sordu. Musk ise kısa ve öz bir yanıt verdi: “hiç”. Bu yanıta rağmen Shiba Inu fiyatı olumsuz etkilenmedi. Kripto para o sırada hali hazırda düşüş eğilimindeydi. Hatta haberi yazdığımız gece 23 sularında yeniden bir yükselişe geçti.
Bugün Shiba Inu fiyatı rekor kırdı ve 0.00004463 seviyesine kadar yükseldi. Daha sonradan düşüşe geçen ve 0.000032 seviyelerine kadar inen kripto para yeniden 0.000040 seviyelerini zorlamaya başladı.
Aslında ilginç bir şekilde Elon Musk hiç bir zaman Shiba Inu hakkında bir açıklama yapmadı. Sadece Shiba Inu cinsi bir köpek aldığını ve adını Floki koyduğunu açıkladı. Bu açıklama ise Shiba Inu fiyatı için ilk fitili ateşledi. Kripto para kendi swap borsasını açmasına rağmen uzun süre yukarı doğru harekete geçemedi. Ancak Musk’ın yine köpeğinden bahsettiği bir tweet sonrası rekor kırmaya başladı. Yaklaşık iki haftalık bu yükselme trendi bugün ise devam etti.
Elon Musk ise son bir kaç aydır Dogecoin paylaşımlarına rağmen kripto parayı harekete geçiremedi. Ancak meme coinlerin en büyüğü olan Dogecoin piyasa değeri ile halen en büyük 10 kripto paradan biri. Shiba Inu ise son hareketi sonrası 13’üncü sıraya ilerledi.
Bitcoin ise bugün yatırımcılarını endişelendirecek hareketler yaptı. Kısa bir sürede olsa 59 bin dolara inen Bitcoin fiyatı, yeniden 60 bin dolar değerine ulaştı.
Haberde yer alan fiyatlar ve veriler bilgi amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.
Microsoft, yeni işletim sistemi Windows 11’i geçtiğimiz aylarda resmen kullanıma sundu. Milyonlarca kullanıcı bilgisayarlarını yeni sürüme yükseltirken, bir o kadar kullanıcı da minimum sistem gereksinimlerine takılarak Windows 10’da kalmış durumda.
Windows’un bugüne kadar en modern sistemlerinden Windows 11, getirdiği yenilikler ve tasarımsal değişiklikleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Her ne kadar iyi olduğu gibi bazı sorunlarla da gündeme gelen bu güncelleme, yeni sürümlerle daha iyi bir hal alacaktır.
Şu anda Microsoft, halihazırda Insider kullanıcıları için yeni özellikler içeren güncellemeleri test etmeye devam ediyor. Örneğin bunlardan biri Android uygulamalarını Winows 11’de çalıştırmaya olanak tanıyan Windows Alt Sistemi’dir. Bu sistem sayesinde kullanıcılar, ilerleyen zamanlarda Android uygulamalarını bilgisayarlarında da çalıştırabilecek. Ancak meraklısı olan kişiler bambaşka yöntemler denemeye başladılar.
Windows 11, yeni yayınlanan Insider sürümüne getirdiği bir duvar kağıdı ile Windows XP günlerine adeta selam gönderiyor.
Google Play Store, Windows 11 üzerinde sorunsuz çalıştı
Kısa süre önce Insider kullanıcıları için Microsoft, Windows Alt Sistemi (WSA) isminde yeni bir özelliği test etmeye başladı. Android uygulamaların bilgisayarlarda çalışmasına olanak tanıyan bu özellik şu anda sınırlı sayıda test kullanıcısı tarafından denenebilir.
Ancak işi ileri boyuta taşıyan bir geliştirici, bu özellikten yararlanarak Windows 11’e Google Play Store mağazasını yükledi.
Normal şartlarda Microsoft, test sürecinde Insider’lara yalnızca 50 uygulamanın çalıştırabileceğinden bahsediyor. Ancak bu durum ADeltaX isimli kullanıcıyı pek ilgilendirmiyor. Zira Insider kullanıcısı da olan bu geliştirici, Google Play servislerini ve Play Store’u Windows 11’e yükledi ve çalıştırmayı başardı.
Yapılan işlemler sonrasında ADeltaX, Play Store’dan sınırsız uygulama yüklemesini yapabildiğini belirtti. Yani özet geçecek olursak geliştirici, Windows 11’de Play Store aracılığıyla tüm resmi uygulamaların çalıştırabileceğini ifade ediyor. Fakat bu durum göründüğü kadar basit değil.
Windows 11’e Play Store’un nasıl yüklendiğini adım adım anlatan geliştirici, olası bir durumda sistemin bozulabileceğini de sözlerine ekliyor. Yani bu konularda deneyimi olmayan kişilerin, böylesine bir işlem yapması tavsiye edilmiyor.
Windows Alt Sistemi, şu an sadece 50 uygulama desteğine sahip
Resmi testler açısından Microsoft, Insider’ların şu an için yalnızca 50 Android uygulamasını indirmelerine olanak tanıyor. Yazılım devi bu alanda işleri ilerletmek için Amazon ile işbirliği yapıyor. Her iki firma tarafından yapılan bu ortaklıkla birlikte uygulama desteği, resmi sürüme doğru yaklaşırken daha fazla artacak ve yakında yeni uygulamalarda Windows 11 tarafından desteklenecek. Yeni özelliğin kararlı olarak ne zaman çıkacağı ise şimdilik bilinmiyor.
Apple, ilginç bir dava ile karşı karşıya. Davacı iPhone 12 kullanıcısı Apple Store’da kötü bir tecrübe yaşadı. Kullanıcı hem iPhone 12‘sini tamir ettiremedi hem de telefonundan oldu. Peki ama Apple Store neden iPhone 12 için tamir edilemez kararı verdi?
Google ve Facebook, Apple'ın gizlilik önlemlerini aşmaya çalışmış. İki şirketin, reklamcılıkta işbirliği yaptıkları ortaya çıktı.
iPhone 12 tamiri için Apple Strore’a giden kullanıcıya kötü sürpriz
Theodore A. Kim adlı Vietnamlı asıllı ABD vatandaşı kullanıcı, pandemi sırasında Vietnam’daydı. Bu arada yetkili Apple satıcısından Ekim 2020’de iPhone 12 satın aldı. Bu sene pandemi kısıtlamaları kalkmaya başlayınca ise ABD’ye dönen kullanıcı, telefonunun ABD‘de kullandığı SIM kartını okumakta zorlandığını fark etti. Apple müşteri hizmetleri ise Kim’i yerel bir Apple Strore‘a yönlendirdi. Telefonunu burada tamire getiren kullanıcı, arka tarafa götürülen iPhone 12‘sinin bir süre sonra geri getirildiğini söyledi.
Apple Store yetkilileri, Theodore A. Kim‘in iPhone 12 modeli telefonunu tamir edemeyeceklerini açıkladı. Kullanıcı bunun sebebini sorduğunda ise telefonun kurcalandığı için tamir edilemeyeceği yanıtını aldı. Kim ise nasıl bir kurcalama olduğunu sorduğunda yanıt alamadı.
Apple Store, Theodore A. Kim’in iPhone 12 tamir talebini reddetti
Theodore A. Kim ise telefonu eline aldığında SIM tepsisinin tamamen kullanılmaz hale geldiğinin farkına vardı. Yetkililere bu durumu söyleyen kullanıcı yine olumsuz bir yanıt aldı. Kim, Ekim 2020‘de aldığı telefonun halen garantisinin devam ettiğini iddia ediyor. Yine Apple Strore‘a bu tamir için para teklif eden Kim, yine olumsuz yanıt aldı.
ABD’de özel kuruluşları denetleyen Better Business Bureau (BBB), kendine üye kurumların hizmet standartlarına göre bağımsız bir denetleme yapıyor. Theodore A. Kim bu kuruma da mağduriyetini açıklayan bir dilekçe ile başvurdu. Ancak BBB, Apple Store’un bu tür bir hasara neden olursa bunu tamir edeceğine dair pek tatmin edici olmayan bir açıklamada yaptı.
Apple, iPhone 12 tamir reddi için 1383 dolarlık dava ile karşı karşıya
Theodore A. Kim ise halen garanti kapsamında olan iPhone 12 telefonu için tamir başvurusunu kabul etmeyen Apple’ı dava etti. Kim açtığı davada iPhone 12 telefonunun tam bedeli olan 1383 dolar 13 sentlik bir tazminat isteğinde bulunuyor. Apple ise dava için şimdiye kadar bir açıklama yapmış değil.
Apple, iPhone tamirinde kullanıcılara yardımcı olmayı amaç edinmiş olsa da kurcalanmış ve kullanıcı tarafından açılan telefonları tamir etmemek gibi bir politikaya sahip. Theodore A. Kim ise hem telefonu kurcalamadığını hem de Apple’ın garanti kapsamında ola iPhone 12 modelini tamir etmeyi reddettiği iddiasında.
TRT 1’in sevilen dizisi Leyla ile Mecnun, 2011‘de ilk sezonuyla hayatımıza girdi. Fakat 2013 yılında 3 sezonunun son bölümüyle birlikte final yaparak izleyicilerini üzdü. Ancak bu yıl Acun Ilıcalı‘nın kurduğu dijital içerik platformu Exxen’de yeni sezonuyla birlikte sevenleriyle tekrar buluştu.
İlk sezonu yayınlanan dizinin yönetmeni Onur Ünlü de geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu paylaşımla 2. sezon çekimlerine başlandığını müjdeledi. Ancak dizinin setinde yaşanan olumsuzluklar sebebiyle, çekimlerin yarıda kaldığı ve hatta iptal edilebileceği gündeme geldi.
Exxen ekranlarında yayınlanan Leyla ile Mecnun dizisinden beklenen yeni sezon müjdesi geldi. Onur Ünlü, gelişmeleri aktardı.
Leyla ile Mecnun setinde kavga! Yönetmene telefon fırlatıldı iddiası
Birsen Altuntaş’ın haberine göre, geçtiğimiz günlerde Leyla ile Mecnun dizisinin setinde yaşanan olumsuzluklar kavgaya dönüştü. Ardından pek çok kişi tarafından, bu durumun dizinin iptaline yol açtığı iddia edildi. Sevilen dizide İskender rolüyle karşımıza çıkan tecrübeli oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan‘ın yaratmış olduğu kaos ortamının çekimleri aksattırdığı söylendi.
Ahmet Mümtaz Taylan‘ın dizinin set ekibinde çalışan kişilere karşı sürekli kaba tutumlar içerisinde olduğu ve mobbing (kabadayılık) yaptığı söyleniyor. Hatta yeni sezon çekimleri sırasında, Taylan‘ın bağırmasına ve hakaretlerine dayanamayan yardımcı yönetmenin, “Yeter, artık senin bağırmalarına ve aşağılamalarına katlanamıyorum. Evli barklı adamım ben” diyerek ekibiyle birlikte seti terk ettiği öne sürüldü.
Yine benzer bir şekilde, dizinin set amirinin de Taylan’ın, ekibindeki çalışanlara ettiği küfür ve hakaretlere dayanamayıp, tecrübeli oyuncuyla yumruklaşma noktasına geldiği, ancak diğer oyuncular tarafından ortamın sakinleştirilip tarafların birbirinden uzaklaştırıldığı söyleniyor.
Sette sular durulmuyor
Netflix, Türkiye‘ye giriş yaptığı dönemde, yerli içerik oluşturmak için Leyla ile Mecnun ekibinin de kapısını çaldığı ve Erdal Bakkal rolündeki Cengiz Bozkurt hariç herkesin “evet” dediği söyleniyor. Bozkurt‘un, “Ahmet Mümtaz Taylan oyuncu kadrosunda olduğu müddetçe kabul etmeyeceğim” dediği ve bu yüzden çekimlerin başlamadan iptal edildiği söyleniyor.
İddiaya göre Cengiz Bozkurt ile Ahmet Mümtaz Taylan‘ın araları 9 yıldır açık. Üstelik Bozkurt, Exxenile birlikte dizinin tekrar çekilmesine karar verildiğinde bile gelen teklifi Taylan‘la birlikte rol almamak için reddetmiş. Sebebini soranlaraysa, “Adam, güle oynaya çekeceğimiz dizinin her gününü bize zehir etti. Ben bu adamla hiç bir yerde sete çıkmam” dediği ortaya çıktı.
Daha sonrasındaysa Acun Ilıcalı dizinin yayın haklarını TRT‘den alıp Exxen‘e taşıyınca işleri resmiyete bindirdi. Bunun üzerine, Ali Atay, Serkan Keskin ve Onur Ünlü bir araya gelerek Taylan ile ortak sahne çekmeyeceklerinin sözünü vererek Bozkurt‘u ikna ettiler. İlk sezonda da bu sözlerini tutmuşa benziyorlar. Çünkü ortak hiçbir sahneleri bulunmuyor.
Dizinin senaristi Burak Aksak müjdeyi verdi
Bana Masal Anlatma, Kara Bela ve Ben de Özledim gibi yapımlarla adından söz ettiren Burak Aksak, dizinin hem ilk hem de yeniden çekilen versiyonunda görev alan senaristler arasında bulunuyor. 36 yaşındaki genç yazar, Instagram üzerinden yaptığı paylaşımla dizinin yeni sezonu için senaryonun tamamlandığını ve 10 bölümden oluşacağını söyledi.
Yapılan paylaşımın zamanlaması oldukça önemli. Çünkü tüm bu sette yaşanan tartışmaların ve kavgaların ardından, dizinin iptaliyle alakalı iddialar havada uçuşurken Burak Aksak adeta bu iddiaların üstünü çizdi. Instagram Story‘leri üzerinden yapılan paylaşımdan sonra, dizinin sevenleri de sosyal medya üzerinden desteklerini göstermeyi ihmal etmedi.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Bir zamanlara damgasını vuran ve mobil sektörün gelişmesine büyük katkı sağlayan HTC, yıllardır yaşadığı kötü günleri geride bırakamadı. Yanlış politikalar sonucunda eskiden adeta hükmettiği pazardan silinme raddesine gelen üretici, bu süreçte neler yaşadı. Gelin bakalım…
1997 yılında Tayvan’da kurulan High Tech Computer Corporation veya bildiğimiz adıyla HTC, ilk etapta dizüstü bilgisayar üretmeye başladı. Kuruluşundan bir yıl sonra dünyanın ilk dokunmatik ve kablosuz avuç içi cihazını tasarlamaya başlayan şirket, sektörde birçok ilke de imza attı.
İlk Android telefon olan HTC Dream kullanıcılarına neler vadediyordu? İşte bu sorunun yanıtını yazımızın içerisinde yer alıyor.
İlklerin markası: HTC
HTC denildiğinde şüphesiz akıllara dayanıklı ve kendi özgü tasarımlara sahip telefonlar, HTC Sense arayüzü ve tabi ki mobil sektöre kazandırdığı ilkler geliyor. Yıllarca ilklerin markası olan firma; ilk dokunmatik ekranlı akıllı telefonlardan birini 2000’de piyasaya sürdü. Ayrıca ilk Android işletim sistemli, ilk Microsoft işletim sistemli , ilk Microsoft 3G, Birleşik Krallık’taki ilk 4G destekli telefonu ayrı ayrı güçsüz kaldığı mobil sektöre sundu.
Özellikle 2011 ve sonraki birkaç yıl adından fazlaca söz ettiren ve pazarda Samsung ve Apple’ın arkasında üçüncü olan HTC; Sony, Nokia ve LG gibi yanlış politikalar sebebiyle büyük yara aldı. 2011 yılında Amerika pazarının yüzde 24’ü ele geçiren firma, tüm dünyada adından söz ettirdi. Tüm olanlar bu başarıdan sonra oldu.
2011 yılındaki başarı, o açıklamayı getirdi
ChaCha, Salsa, Sensation XL, Amaze 4G ve Wildfire S de dahil olmak üzere toplam 28 akıllı telefonu 2011 yılında piyasaya süren şirket, her segmentte başarı kazanmıştı. İnsanlar Beats Audio, kutudan çıkan o mükemmel kulaklık ve son derece dayanıklı malzemesi sebebiyle HTC’ye yönelirken, 2012 yılında yapılan bir açıklama tüm gidişatı olumsuz etkilemeye başladı. En azından ilk kıvılcımı yakmış oldu.
HTC’nin o dönemde de CEO’luğunu yapan Peter Chou, 2012 yılında şirket için oldukça yanlış bir kararı açıkladı. CEO, böylesine başarılı giden üreticinin bundan sonra yalnızca pahalı ve üst düzey akıllı telefon üreteceğini söyledi. Bu da uygun fiyatlı telefonların artık marka nezlinde son bulması anlamına geliyordu.
HTC, Apple’ın izinden gitmek istedi
Açıklama ile birlikte HTC’nin Apple’ı örnek aldığı düşünülmeye başlamıştı. Nitekim Amerikan devi Apple, en başından beri her yıl az sayıda telefon tanıtıp, bu telefonları 1000 dolar bandından satışa sunuyordu. Bu gelişme sonrasında HTC için iflas çanları çalmaya başladı. Tabi, duyabilene…
Alınan karar şirket için oldukça kötüydü. Nitekim üretici yalnızca zenginler tarafından değil, düşük bütçeli insanlar tarafından da sevilmişti. 2012 yılında üst seviye telefonları yüksek fiyattan satışa sunmaya başlayan HTC, dur durak bilmeden hata yapmayı sürdürüyordu. Öyle ki yeni politikanın üzerinden fazla bir zaman geçmeden ikinci açıklama geldi. HTC, Microsoft ile iş birliğine gitti.
Hata, hata; hatalar
Marka itibarını korumak için başlattığı süreçte batmak üzere olan Windows Phone işletim sistemini akıllı telefonlarına adapte etmeye başlayan HTC, ürün gamını fazlasıyla çeşitlendirmeyi başardı. Şirket, 2012 yılında toplam 31 akıllı telefon tanıttı. Bu telefonların 27 tanesi alışılageldiği gibi Android ile kutudan çıkarken, 4 tanesi Windows Phone’u çalıştırıyordu.
2012 yılı içerisinde tanıtılan telefonlar arasında HTC Windows Phone 8S, One SV ve Primo gibi modeller yer alıyordu. Bir yandan sektörde lider olan Samsung ve onu takip eden Apple ile mücadele eden üretici, bir yandan da yüzüne bakmadığı garibanlarla uğraşıyordu. Öyle ki alt ve orta segmentten elini ayağını çeken HTC, Çinlilerin yükselen yıldızlarıyla tatsız bir şekilde tanıştı: Huawei ve Xiaomi.
Çinli istilası başladı
Bu süreçte Çin’de popülerleşen ve global pazara yavaş yavaş selam veren Huawei ve Xiaomi, HTC’nin hor gördüğü düşük bütçeli insanlara adeta kucak açtı. Bir anda düşüşe geçen HTC, marka değerini korumak için çıktığı yolda bırakın yol kat etmeyi, elindeki itibarı da kaybetti.
Üst seviye telefon üretmenin yanlış olduğunu geç de olsa fark eden yöneticiler, 2013 yılına gelindiğinde tekrar aşağılara göz kırpmak zorunda kaldı. Yıl içerisinde önceki iki yıla nazaran daha az cihaz tanıtan firma, orta segmente de ürün kazandırmaya başladı. 2013 senesinde 18 akıllı telefonla kullanıcıların karşısına çıkan HTC, Windows Phone işletim sistemini de yavaş yavaş terk ediyordu.
Dünyanın tamamı metalden olan ilk telefonu: HTC One
Tanıtılan 18 telefondan yalnızca birisi Windows Phone ile kutudan çıkıyordu. O da HTC 8XT modeliydi. Diğer modeller arasında Desire 700, Butterfly S ve Desire 200 gibi cihazlar yer alıyordu. Ancak içlerinde en popüler olan telefon, malzemesiyle sektörde ilk olan HTC One’dı.
2013 yılının enlerinden olan HTC One, tamamı metal olan ilk akıllı telefon olarak piyasaya sürüldü. 4.7 inç Super LCD 3 panelli 1080×1920 piksel FHD çözünürlükte 469 ppi piksel yoğunluğunda ekrana sahip olan One, büyük bir kitle tarafından M7 olarak hafızlara kaydedildi.
2GB RAM ve 32GB / 64GB depolama seçeneklerine sahip olan telefon, diğer HTC’ler gibi Beats Audio ses sitemine sahipti. Bu telefonla tekrar kendini hatırlatan şirket, en büyük rakiplerinden birini de yakalamıştı. Aynı yıl tanıtılan Galaxy S4 ile HTC One neredeyse aynı performansı veriyordu. Ancak bu durum satış rakamlarına yansımadı.
Her şeye rağmen Samsung fark attı
Performans ve özellik açısından Samsung’un amiraliyle kafa kafaya yarışan, malzeme kalitesi açısındansa rakipsiz olan HTC One, satış rakamlarıyla Galaxy S4’ün yanından dahi geçemedi. Galaxy S4, telefondan tam 7 kat daha fazla satıldı. Ancak HTC önemli bir başarıyı kendi açısından elde etmişti.
HTC’nin One modeli şirketin o döneme kadar en çok satılan akıllı telefonu oldu. Cihaz, yaklaşık üç aylık süreçte 4 milyon adetten fazla satıldı. Sonrasında tanıtılan HTC’ler yalnızca üst segmente değil, alt segmente de hitap etmeye başladı.
Çift arka kameralı ilk telefon: HTC One M8
Yine bir ilk ile 2014 yılına adım atan HTC, One M8 modelini Mart ayında karşımıza çıkardı. Tanıtılan telefon, dünyanın ilk çift arka kameralı akıllı telefonuydu. 5.0 inç FHD çözünürlükte Super LCD3 ekranlı One M8, metal kasa geleneği de sürdürdü. Isınma sorunuyla baş ağrıtan Snapdragon 801 bu telefonda yer alıyordu.
2014 yılını orta segment modellerle geçiren üretici, toplam 29 akıllı telefon tanıttı. One M8’in Windows Phone’lu versiyonu yine yıl içerisinde kullanıcıya sunulurken; Desire 620, Desire 820 ve Desire Eye modelleri yıl içerisinde resmiyet kazandı.
Tüm bunlara rağmen güç kaybetmeye devam eden HTC, marka değerini koruyamayarak büyük yara aldı. Şirketin One M9’a giden süreçte pazar değeri yarı yarıya düştü. Bu süreçte hız kazanan Çinliler pazarı domine etmeye başlamıştı. Huawei ve Xiaomi’nin yükselişi karşısında bir şey yapamayan üretici, aynı azimle üst seviye telefonları standart tasarım çizgisiyle pazara kazandırıyordu.
“Ne yaparsam olmuyor, olmuyor eskisi gibi…”
İnsanlar yüksek fiyatlı ve aynı gözüken HTC telefonlarından sıkılmıştı. 2012’de yaşanan politika değişikliği de HTC’nin hayran kitlesini daraltmıştı. Bu sebepten ötürü şirket ne kadar kaliteli telefon üretirse üretsin kimse cihazlarla ilgilenmiyordu. Sürecin sonunda fiyat düşürmeyen ve yeniliklere ayak uyduramayan HTC, pazar payını büyük oranda kaybetti.
Elindeki parayı da doğru dürüst kullanamayan firma, sadece tekrar eden modeller ve yanlış politika yüzünden unutulmamıştı. HTC, kötü reklam stratejisi sebebiyle de kaybediyordu. Nitekim şirket, 2013 yılında reklam için Iron Man’i canlandıran Robert Downey ile kısa bir tanıtım filmi çekti. Birkaç dakikalık reklam filmi için oyuncuya 12 milyon dolar ödeme yapıldı.
1 milyar dolar reklam, 0 kazanç
Aynı yıl sadece Robert Downey’e değil, birçok insana ve reklam çalışmasına servet ödendi. HTC yönetimi o yıl 1 milyar dolarlık reklam bütçesi ayırmıştı. Böylesine bir risk, tahmin edildiği gibi HTC’yi toparlayamadı. Şirketin marka değeri erimeye devam etti.
Her geçen yıl daha az telefon tanıtmaya başlayan ve bu işlerden elini kolunu çeken HTC, 2017 yılına gelindiğinde Ar-Ge departmanının bir kısmını 1.1 milyar dolar karşılığında Google’a sattı. O yıl şirket yalnızca 6 akıllı telefon tanıttı ve hiç biri yankı uyandırmadı.
Hikayenin sonuna gelindi
2018 yılında 7 telefon üreten ve açık açık biz kaybettik diyen firma, 2019 yılında ufak bir atak (!) yapmaya kalktı. HTC, 2019’da tam tamına 8 akıllı telefon tanıttı. Derken bir efsane daha çoktan hayatımızdan çıkmıştı.
2020 ve 2021 yılında mobil sektörde başarılı olamayan HTC, yanlış politikaların en büyük kurbanlarından oldu. “2021 yılı da biterken Çinli firmaların esiri haline gelen kullanıcılar, HTC’nin malzeme kalitesini, ses sistemini ve o iddialı ekranlarını sonsuza kadar unutmamaya yeminli bir şekilde “HaTiCe” esprisini yaptı ve hayat mücadelesi vermeye devam etti…“, hikaye de burada noktalandı.
Peki siz HTC ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Daha önce HTC’nin telefonlarını kullandınız mı? Yorumlarda belirtebilirsiniz…
Arabalar üretilmeye başladığından beri çeşitli şekil ve boyutlarda karşımıza çıktı. Otomotiv tasarımının tarihi, görünüşleri ve işleyişleri bakımından çok farklı araçlar yaratmaya yönelik cesur girişimlerle doludur. Bazı arabalar tasarım ödülü alırken bazıları ilginç tasarımlarıyla hafızalarda yer etti. Bizde sizler için şimdiye kadar üretilen en tuhaf arabaları listeledik.
İyisiyle kötüsüyle gözlerinizi bu arabalardan ayıramayacaksınız.
Stout Scarab- 1936
Amerikalı havacılık tasarımcısı William Bushnell Stout, bu arabayı kendi 3-AT uçağından sonra modelledi. Fütüristik Scarab, arkaya monte edilen bir Ford V-8‘i alüminyum panellerle kaplı boru şeklinde bir çerçeve ile pürüzsüz ve şaşırtıcı bir şekle sahip. Bu olağandışı konfigürasyon, dünyanın ilk minivanı olarak kabul ediliyor. İç mekana erişimi sağ tarafta merkezi bir kapı ve sol tarafta sürücü için dar bir ön kapı sağlıyor.
1936 Stout Scarab
Scarab’ın tasarımı, Chrysler Airflow gibi dönemin diğer arabalarından çok daha farklıydı. Araba 5 bin dolardan piyasaya girdi ve bu o dönem için çok pahalıydı. Stout’un yatırımcıları, William K. Wrigley ve Dow Chemical’dan Willard Dow gibi, lastik şirketi sahibi Harvey Firestone ve Champion Spark Plug’tan Robert Stranahan gibi Scarabs satın aldı. En az altı adet Scarab yollara çıktı.
Lamborghini LM002 – 1986
Lamborghini LM002 , genellikle Lamborghini kamyonu olarak anılan, Lamborghini tarafından seksenlerin sonlarında üretilen bir arazi kamyonu modelidir. Şirket, çoğunlukla el yapımı performans odaklı spor otomobilleriyle tanındığından, otomobil, şirket için alışılmadık bir tasarım. Lamborghini , araç üretimini sona erdirmeden önce 1986-1993 yılları arasında 328 adet üretti.
Lamborghini LM002
General Motors Firebird 1 XP-21 – 1953
1953 XP-21 Firebird 1, Amerika Birleşik Devletleri’nde inşa edilen ve test edilen ilk gaz türbinli otomobil. Mühendislik ve tasarım çalışması olarak tasarlanan Firebird 1, gaz türbininin gelecekteki araçlar için verimli ve ekonomik olarak kullanılıp kullanılamayacağını belirlemeyi amaçlıyordu. Firebird 1 fikri, GM Styling Başkan Yardımcısı Harley J. Earl ile ortaya çıktı. Otomobil uçaktan ilham alınarak fiberglas takviyeli plastik gövdesini tasarlandı. Motor Whirlfire Turbo-Power olarak anlandırıldı. Motor, 13 bin rpm‘lik bir güç türbini hızında 370 hp kapasiteye sahipti.
1953 General Motors Firebird 1 XP-21
BMW Isetta – 1955
BMW Isetta günümüzde mikro otomobil olarak, pek çok kişinin dikkatini çeken bir model. Isetta 1955 ve 1962 arasında üretilmiştir. Balon otomobil adıyla tanınan bu araba İtalyan Iso Rivolta’nın tasarımını temel alıyordu. Isetta’lar tipik olarak önde bir kapı ve arkada dört zamanlı tek silindirli bir motora sahipti. Üretimin sürdüğü sekiz yıllık dönemde toplam 161 bin728 Isetta satıldı.1962 yılında yaşam standartları yükseldi ve insanlar normal boyutta otomobillere sahip olmak istediği için üretimi durduruldu.
1956 BMW Isetta
L’oeuf électrique – 1942
L’oeuf électrique, benzinli arabaların popüler olduğu dönemden on yıllar sonra ve elektrikli arabaların yükselişe geçtiği dönemden on yıllar önce üretildi. Otomobil pillerle çalışıyordu. Tasarımcısı Parisli Paul Arzens, araba tasarımlamadan önce demiryolu lokomotifleri tasarladı. Paul Arzens’in alternatif yakıtlara karşı büyük bir ilgisi vardı ve elektrik onun seçimiydi. Bu otomobil onun kişisel aracıydı ve şimdiye kadar sadece bir tane üretti.
1942 L’oeuf électrique
GM LeSabre – 1951
Le Sabre, Amerikan otomobillerinde standart hale gelen tasarım öğeleri olan kanatlara ve etrafı saran bir ön cama sahip ilk otomobil. Araba, yağmur yağdığında Cabrio’nun tavanını otomatik olarak kaldıran bir nem dedektörü ile geldi. Otomatik şanzıman arabanın arkasında yer aldı .Motorda, 335 HP yapmak için bir süper şarj ve alkol enjeksiyonu içeren özel olarak tasarlanıp bir alüminyum blok V8 vardı. Gövde paneller dökme magnezyum, alüminyum ve fiberglastan oluştu.
GM LeSabre – 1951
Cadillac Cyclone – 1959
Cadillac, Cyclone prototipini, dünyaya sürüşün geleceğinin nasıl olacağını göstermek üretmeyi hedefledi. Otomobilin işlevlerini geliştirmek için çok sayıda tasarım ve mühendis çalıştı. Şirket, Cadillac’da standart 325 beygirV8 motoru kullandı. Otomobil otomatik klima kontrolüyle donatıldı.
1959 Cadillac Cyclone
1959 Cadillac Cyclone’un farlarının olması gereken yerde iki siyah koni otomobilin çarpışma önleme sisteminin radarları. Araba yaklaşan bir nesne algıladıysa, bir dizi uyarı ışığı ve tiz bir bip sesi belirecek ve araba otomatik olarak fren uygulayabilecekti.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Listedeki araçlar arasında favoriniz hangisi? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
AMD Ryzen 5 5000 serisi, hem performans hem de güç tüketimi konusunda oldukça iddialı.Sizler için fiyat/performans odaklı, Ryzen 5 5600X işlemcili oyuncu kasası topladık.
ShiftDelete YouTube kanalında farklı içerikler ile karşınıza çıkmaya devam ediyoruz. Bu videomuzda fiyat/performans odaklı oyuncu kasası topladık. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri videomuz ile baş başa bırakalım.
Topladığımız kasa, gücünü AMD’nin ürettiği Ryzen 5 5600X işlemciden alıyor. 4.6GHz değerine ulaşabilen işlemci, 7nm teknolojisi ile üretildiği için güç tüketimi konusunda beklentileri fazlasıyla karşılıyor. AM4 sokete sahip olan işlemci, 6 adet çekirdek ve 12 iş parçacığıyla geliyor.
Anakart olarak tercihimizi Gigabyte B450M-S2H V2 modelinden yana kullandık. 2133MHz desteğine sahip olan anakartta çoklu ekran için HDMI, DVI-D, D-sub girişleri yer alıyor. AMD Ryzen 5000, 4000, 3000, 2000 ve 1000 serisi ile uyumlu olan anakart, fiyat/performans modeli.
Topladığımız sistemde Gigabyte tarafından üretilen RTX 3060Ti GAMING OC PRO ekran kartı mevcut. GDDR6 teknolojisine sahip olan model, 8 GB bellek ile karşımıza çıkıyor.
2 adet 3200MHz saat hızıyla çalışan 8 GB XPG GAMMIX D30 3 DDR4 RAM kullandığımız sistemde depolama birimi olarak Kingston’un ürettiği A2000 serisi 500 GB M.2 SSD mevcut.
Tasarımıyla dikkat çeken NZXT H510 Mid Tower kasaya yerleştirdiğimiz komponentleri XPG tarafından üretilen Pylon 650W güç kaynağı ile besledik.
PCKolik Plusle teknik özellikleri
İşlemci Modeli
AMD RYZEN 5 5600X MPK 3.7/4.6GHz CPU
Anakart:
Gigabyte B450M-S2H V2 2133MHz Soket Am4 mAtx
Ekran Kartı:
GIGABYTE RTX3060TI GAMING OC PRO 8GB GDDR6 256B EKRAN KARTI
Bellek:
XPG 16GB (2x8GB) GAMMIX D30 3200MHz CL16 DDR4 RAM
Depolama:
KINGSTON 500GB A2000 SERISI NVME 2200MB/2000MB M.2 SSD