Honor, katlanabilir telefon pazarındaki rekabeti kızıştırmaya hazırlanıyor. Şirketin yeni modeli Honor Magic V5, haziran ayında resmi olarak tanıtılacak. 400 serisinin ardından piyasaya çıkacak Magic V5’in, segmentindeki en ince tasarıma sahip olacağı belirtiliyor.
Honor Magic V5, inceliği ile dikkat çekiyor
Gelen son bilgilere göre, Magic V5 modeli yılın ilk yarısı tamamlanmadan raflardaki yerini alacak. Cihazın en dikkat çekici yönlerinden biri ise, 8 mm seviyesindeki gövde kalınlığı olacak. Bu değer, Samsung’un yakında tanıtması beklenen Galaxy Z Fold 7 modelinin 8.9 mm’lik kalınlığından daha ince bir tasarımı işaret ediyor.
Honor, bu inceliğe rağmen batarya kapasitesinden de ödün vermemiş. Magic V5’te 6.000 mAh’nin üzerinde bir batarya ve 66W hızlı şarj desteği yer alıyor. İşlemci tarafında ise Qualcomm’un amiral gemisi Snapdragon 8 Elite platformu kullanılıyor.
Öte yandan, ekran özellikleri de üst segmentte konumlanıyor. Kapak ekranı 6.45 inç büyüklüğünde ve 120Hz yenileme hızına sahip LTPO OLED panelden oluşuyor. İç ekranda ise 8 inçlik 2K çözünürlüklü ve yine 120Hz destekli katlanabilir bir ekran mevcut.
Apple, iOS 19 sürümünde batarya kullanımını yapay zekayla iyileştirecek. Bu gelişme, iPhone kullanıcılarını oldukça sevindirdi.
Kamera sisteminde de iddialı bir yapı dikkat çekiyor. 50 MP çözünürlüklü optik görüntü sabitleme destekli ana kameraya, ultra geniş açılı lens ve 200 MP’lik periskop telefoto kamera eşlik ediyor. Magic V5; kablosuz şarj, IPX8 suya dayanıklılık sertifikası ve Beidou uydu mesajlaşma desteği de sunacak.
Peki siz bu ürün hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz
Honor Magic V5 Teknik Özellikleri
Özellik
Detay
Tanıtım Tarihi
Haziran 2025 (bekleniyor)
Kalınlık
~8 mm
İşlemci (SoC)
Qualcomm Snapdragon 8 Elite (standart versiyon)
RAM
Bilgi verilmedi
İşletim Sistemi
Bilgi verilmedi
Kapak Ekranı
6.45 inç LTPO OLED, 120Hz yenileme hızı
İç Ekran (Katlanabilir)
8 inç 2K çözünürlük, 120Hz yenileme hızı
Ana Kamera
50 MP, OIS destekli
Ek Kameralar
Ultra geniş açılı lens + 200 MP periskop telefoto kamera
Xiaomi, ekim ayında tanıttığı Xiaomi 15 serisini genişletmeye hazırlanıyor. Çinli marka, bu doğrultuda çok yakında 15S Pro‘yu piyasayasürecek. Son gelişmeler ise telefonla ilgili önemli detayları gözler önüne seriyor.
Xiaomi 15s Pro performans testinde
Xiaomi 15s Pro, 25042PN24C model numarasıyla Geekbench veri tabanında göründü. Akıllı telefon yapılan tek çekirdekli testlerden 2 bin 413 ve çok çekirdekli testlerden ise 8 bin 68 puan almayı başardı. Böylece cihazın bazı özellikleri dolaylı yoldan da olsa belli oldu.
Geekbench veri tabanına göre akıllı telefonda Xiaomi’nin kendi geliştirdiği Xring 01 işlemcisine yer verilecek. Yonga setinin aşağıdaki çekirdek yapılandırmasına sahip olması bekleniyor;
2 adet yüksek performanslı çekirdek – 3.90GHz
4 adet performans çekirdeği – 3.40GHz
2 adet verimlilik odaklı çekirdek – 1.89GHz
2 adet ek verimlilik çekirdeği – 1.80GHz
Grafik birimi – Mali-G925 Immortalis GPU
Bunlara ek olarak üründe 16 GB RAM mevcut olacak. Burada daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini de akıllardan çıkarmamak önemli. Kutudan çıkar çıkmaz ise Android 15 işletim sistemini çalıştıracak.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından, Xiaomi 15 Pro’nun özellikleri şu şekilde;
Özellik
Detaylar
Ekran
6.73 inç 2K OLED, 1-120 Hz LTPO, 3200 nit parlaklık, M9 çift mikro yapılı teknoloji
İşlemci
Belirtilmemiş (Ancak amiral gemisi bir yonga seti bekleniyor)
Renault Clio, 1990’dan bu yana yollarda ve özellikle ülkemizde en çok tercih edilen modellerden biri konumunda. Son yıllarda fiyatlarında ciddi bir artış meydana gelse de halen B segmentinde tercih edilebilecek en iyi seçeneklerden biri diyebiliriz. Peki Renault Clio 2025 model yılı fiyatları ne durumda? Sizler için derledik…
Renault Clio özellikleri ve 2025 fiyat listesi
Renault Clio, ülkemizde iki motor seçeneğiyle satışta: benzinli 1.0 TCe x-tronic 90 hp ve benzinli hibrit 1.6 E-Tech full hybrid 145 hp. İlk motor seçeneği, 90 HP güç ve 142 Nm tork üretimi yapıyor ve ortalama yakıt tüketimi 6,3 litre seviyelerinde. İkincisinde 145 HP güç ve 205 Nm tork üretiliyor. Ortalama yakıt tüketimi ise 4,2 litre diyebiliriz.
Clio fiyat listesi
2024 Model Tavsiye Edilen Anahtar Teslim Liste Fiyatı
Ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarına devam eden Xiaomi, Civi 5 Promodelini karşımıza çıkaracak. Son gelişmeler akıllı telefonun işlemcisine ve bataryasına dair önemli detayları gözler önüne seriyor.
Xiaomi Civi 5 Pro işlemcisi ve bataryası açıklandı
Xiaomi, uzun süredir konuşulan Civi 5 Pro’nun Snapdragon 8s Gen 4 işlemcisinden güç alacağını doğruladı. Bu yonga seti, CPU, GPU ve yapay zeka performansında önemli iyileştirmeler sunuyor demek mümkün. Bununla birlikte modelde 67W hızlarında şarj olabilen 6.000 mAh kapasiteli bir pilin kullanılacağını söyleyebiliriz.
Oplus_131072Oplus_131072
Xiaomi, telefonun bu ay içerisinde piyasaya sürüleceğini resmi kanallar aracılığıyla duyurdu. Kesin lansman tarihi henüz açıklanmamış olsa da 22 Mayıs’ın olası tanıtım günü olduğu konuşuluyor. Xiaomi yöneticileri de cihazla ilgili bazı ek detaylar paylaştı. Ayrıca, cihaz mor, bej, beyaz ve siyah gibi farklı renk seçenekleriyle sunulacak.
Ürün bunlara ek olarak 16 GB RAM’le raflardaki yerini alacak. Tabii, daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini akıllardan çıkarmamak önemli. Ayrıca, kutudan çıkar çıkmaz Android 15 işletim sistemini çalıştıracak.
Cihaz, geçtiğimiz günlerde 25067PYE3C model numarasıyla Geekbench veri tabanında göründü. Akıllı telefon tek çekirdekli testlerden 1.983 ve çok çekirdekli testlerden ise 6 bin 874 puan almayı başardı.
Civi 5 Pro’nun fiyatıysa henüz belli değil. Ancak kaynaklara göre 485 ile 550 dolar aralığında bir fiyatla satışa çıkacak.
Dijital dönüşümün lokomotifi konumunda bulunan internetin yaygın hale gelmesi ile insan hayatı da büyük ölçüde kolaylaştı. Bu doğrultuda ülkemizde uzunca bir süredir dijital dönüşüm üzerine çalışmalar yapılırken, kısa süre önce İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğü’nden müjdeli haber geldi. Kimlik kartlarına e-İmza yükleme işlemi 50 il özelinde resmen başladı. Peki bu işlem nasıl yapılır? Yazımızda anlattık…
T.C İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre e-imza dönemi bir adım ileriye taşınıyor. Uygulama ilk olarak bazı şehirlerde başlanacak
Kimlik kartına e-İmza tanımlama işlemi için neler yapılması gerekiyor?
Hatırlanacağı üzere İçişleri Bakanlığı tarafından 2020 yılının eylül ayında ”Hayat Kimliğinle Kolay” projesi hayata geçirilmişti. Kısa süre önce de söz konusu projenin ikinci etabına geçildi ve 50 il özelinde T.C Kimlik kartına e-İmza yüklenmesi işleminin başlatıldığı açıklandı. İlerleyen dönemlerde bu işlemin tüm illere yayılması hedefleniyor.
Bugün itibariyle kimlik kartına e-İmza yükleyebilecek iller ise şöyle; Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Van, Zonguldak.
Bu projenin amaçlarını vatandaşların dijital dünyaya daha fazla adapte olması, zamandan ve maliyetten tasarruf sağlanması şeklinde açıklayabiliriz. Böylelikle bankacılık ve finans, noter, tapu ve kadastro, sağlık, gümrük, hukuk, sigortacılık gibi onlarca alanda saatler süren işlemlere son verilecek.
Projenin resmen hayata geçmesi ile en çok merak edilen konulardan biri de T.C Kimlik kartına e-İmza yüklenmesinin nasıl yapılacağı oldu. Bunun için atmanız geren adımlar ise şöyle;
Adım 1: e-İmza başvurusu yapabilmek için BTK tarafından yayınlanan e-İmza başvuru merkezi listelerine göz atabilirsiniz. Buradaki hizmet sağlayıcılarından birini seçerek başvuruda bulunabilirsiniz. Aynı zamanda PTT’nin e-İmza başvurusu almaya yetkili işyerlerini de şahsen ziyaret edebilirsiniz. e-İmza’nın bireysel ve kurumsal olmak üzere iki farklı şekilde vatandaşlara sunulduğunu da unutmayın. Burada sizlere süreçle ilgili detaylı bilgiler verilecektir.
Adım 2: e-İmza’nızı edindikten sonra kimlik kartına yükleme işlemi için yukarıda vermiş olduğumuz 50 ilde bulunan nüfus müdürlükleri, tapu müdürlükleri ve bankalara başvurmanız gerekecek.
Adım 3: İşlem tamamdır. Aynı zamanda ehliyet olarak da kullanılabilen e-İmza entegre edilmiş kimlik kartlarınızı gönül rahatlığıyla kullanmaya başlayabilirsiniz.
Microsoft, yapay zeka sistemlerinin birbiriyle daha etkili çalışabilmesi için yeni bir standart ve hafıza yapısı üzerinde çalıştığını açıkladı. Buna göre şirket, farklı yapay zeka platformlarının birlikte çalışabilmesini sağlamak için açık kaynaklı bir protokolü destekleyecek.
Microsoft, yapay zeka sistemlerinin birlikte çalışmasını sağlayacak
Microsoft’un teknoloji sorumlusu Kevin Scott, yeni stratejinin merkezinde “birlikte çalışabilirlik” olduğunu belirtti. Bu kapsamda firma, Google destekli Anthropic tarafından geliştirilen Model Context Protocol (MCP) adlı açık kaynaklı standardı benimsiyor.
MCP, farklı yapay zeka sistemleri arasında anlamlı veri alışverişi yapılmasını mümkün kılıyor. Bu protokol sayesinde, farklı üreticilere ait yapay zekalar ortak bir çerçevede birbirleriyle iletişim kurabilecek. Geliştirilen yapı, yapay zekalar arasında bir iletişim ağı kurulmasını sağlıyor.
Apple, iOS 19 sürümünde batarya kullanımını yapay zekayla iyileştirecek. Bu gelişme, iPhone kullanıcılarını oldukça sevindirdi.
Microsoft’un duyurduğu bir diğer yenilik ise hafıza sistemiyle ilgili oldu. Şirket, yapay zekanın kullanıcılarla olan geçmiş etkileşimlerini daha iyi hatırlamasını sağlayacak yeni bir teknik üzerinde çalışıyor.
Bu teknik, sistemlerin her kullanıcı etkileşiminden kısa ve anlamlı bilgi parçaları çıkarmasına dayanıyor. Böylece yapay zekalar, ileride verecekleri yanıtlarda tamamen geçmiş konuşmaları baz alacak. Bu da daha kişiselleştirilmiş sonuçlar elde edilmesini sağlayacak.
Microsoft’un duyurduğu bu gelişmeler, farklı yapay zeka sistemlerinin birbirine entegre biçimde çalışabileceği bir yapının mümkün olduğunu ortaya koydu. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz günlük hayatınızda hangi yapay zeka araçlarını kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Siber güvenlik veya bilgisayar korsanlarını merkezine alan Hollywood filmleri, çoğu zaman korkutucu teoriler üzerinden ilerler. Fakat aralarında gerçek olaylardan uyarlanan son derece tedirgin edici yapımlar da var. Bu içeriğimizde, sizler için hazırladığımız tüm zamanların en iyi 15 hacker filmi listesine göz atıyoruz.
Mutlaka izlemeniz gereken 15 hacker filmi
Çevremizdeki hemen hemen her eşyanın ‘akıllanması’, bizlere büyük kolaylıklar sağlıyor. Ve fakat çok önemli bir noktaya dikkat etmemizi de zorunlu kılıyor: Veri güvenliği. İnternete bağlanan her cihazın, bilgisayar korsanlarının ‘dijital namluları’ olabileceğini unutmamak gerekiyor. Araştırmalar, 2020 yılında hacker’ların çaldıkları veriler karşılığında 25 milyar dolar gelir elde ettiğini gösteriyor.
Özel şirketler ve devletlerin korkulu rüyası olan hacker’lar, Hollywood’un da gözde konuları arasında yer alıyor. Hemen aşağıda, tüm zamanların en iyi 15 hacker filmi listesini göreceksiniz. Dilerseniz vakit kaybetmeden listemize geçelim.
The Matrix (1999)
Matrix, tartışmasız tüm zamanların en ikonik bilim kurgu-hacker filmlerinden biri konumunda. Wachowski Kardeşler’in unutulmaz üçlemesi, tüm dünyanın aslında simülasyondan ibaret olduğunu keşfeden Neo adındaki bir bilgisayar programcısını ve onun verdiği savaşı konu alıyor.
Toplamda üç filmden oluşan seri, bilim kurgu külliyatının en değerli eserleri arasında yer alıyor. Serinin oyuncu kadrosunda Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss ve Hugo Weaving gibi isimler var.
Bu arada The Matrix evrenine eklenecek dördüncü film, 23 Aralık 2021 tarihinde vizyona girecek. Reeves ve Anne Moss, serideki rollerine geri dönecekler. Fakat Ajan Smith ya da Morpheus gibi karakterler olmayacak. Onların yerine Neil Patrick Harris, Yahya Abdul-Mateen II ve Jessica Henwick gibi isimleri izleyeceğiz.
WarGames (1983)
John Badham tarafından yönetilen WarGames, bir askeri süper bilgisayara erişen bilgisayar korsanı David Lightman’ın hikayesini takip ediyor.
War Operations Plan Response adlı bilgisayar, Sovyetler’e karşı olası bir nükleer savaşı yürütmek için programlanır. Notlarını değiştirmek için okulunun bilgisayar sistemine erişmeye çalışan kahramanımız, kendisini istemeden nükleer programın içinde bulur.
Ardından süper bilgisayar harekete geçer ve 3. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olabilecek tüm sistemleri etkinleştirmeye başlar.
Filmin oyuncu kadrosunda Matthew Broderick, Dabney Coleman ve Ally Sheedy gibi isimler yer alıyor. Çağının öncü yapımlarından biri olarak kabul edilen WarGames, üç Oscar Ödülü’ne aday gösterilmişti. Eğer iyi bir hacker filmi arıyorsanız, WarGames’e muhakkak göz atın.
The Italian Job (2003)
The Italian Job, hacker kavramını konu alan en iyi aksiyon yapımları arasında yer alıyor. Film, büyük çaplı bir soygun için şehrin trafik ışıklarını hackleyen bir çetenin macerasını takip ediyor.
The Italian Job’ın başrollerini Mark Wahlberg, Charlize Theron, Jason Statham ve Edward Norton paylaşıyor. Yönetmen koltuğunda F. Gary Gray’in olduğu film dünya çapında 176 milyon doları aşkın gişe hasılatı toplamıştı.
Snowden (2016)
Snowden, Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) belgelerini sızdıran siber güvenlik uzmanı Edward Snowden’ın gerçek hikayesini işliyor.
ABD’nin dinleme ve izleme faaliyetlerini kamuoyu ile paylaşan Snowden, ABD vatandaşlarının mahremiyet hakları için cesurca savaşan bir kahraman mı yoksa hükümetin sırlarını ifşa eden bir hain mi? Film, bu soru üzerinden ilerliyor.
Oliver Stone’un yönettiği yapım, Snowden’ın ABD Ordusu, CIA, NSA, Japonya ve Hawaii’de geçirdiği zamanları anlatıyor.
Eagle Eye (2008)
Saf aksiyon sunan bir hacker filmi olan Eagle Eye, bilinmeyen bir kaynaktan gelen emirlere uymak zorunda kalan iki insanı konu alıyor. Banka hesaplarına, trafik ışıklarına, cep telefonlarına ve hatta elektrik hatlarına sızan gizemli kaynak, işsiz ve sorumsuz bir adam olan Jerry Shaw’ın (Shia LaBeouf) hayatını adeta zindana çevirir.
Hayatı tamamen tepetaklak olan kahramanımız, aynı ses tarafından tehdit edilen Rachel Holloman (Michelle Monaghan) ile bu oyunun arkasında kimlerin olduğunu öğrenmeye çalışır.
Who Am I (2014)
Alman sinemasının yurtdışına ihraç ettiği en başarılı filmlerden biri olan Who Am I, küresel üne sahip bir hacker çetesine katılmak isteyen Benjamin isimli bir bilgisayar dehasını takip ediyor.
Kahramanımız, CLAY adlı yeraltı hacker grubundan beklediği teklifi alır. Fakat bu davet, onun için sonun başlangıcı olur.
Tam anlamıyla bir hacker filmi olan Who Am I’ın yönetmenliğini Baran bo Odar yapıyor. Filmin başrolünde ise Tom Schilling var.
Minority Report (2002)
Minority Report (Azınlık Raporu), teknoloji sayesinde suçların işlenmeden önce tespit edildiği bir geleceği tasvir ediyor. Başarılı ve önsezisi kuvvetli bir dedektif olan John Anderton, henüz işlemediği bir suçla itham edilir. Cinayetle suçlanan kahramanımız, polislerden kaçar ve önsezinin nedenini öğrenmeye çalışır.
Steven Spielberg tarafından yönetilen filmin başrolünde Tom Cruise yer alıyor. Geleceğe dair ürkütücü bir projeksiyon çizen Azınlık Raporu, kesinlikle izlemeniz gereken filmler arasında yer alıyor.
Live Free or Die Hard (2007)
Başrolünde Bruce Willis’in olduğu Die Hard serisinin dördüncü devam filmi olan Live Free or Die Hard, ‘siber terörist’ kavramını merkezine alıyor.
Bir program aracılığıyla devlete ait kurumlara siber saldırı düzenleyen bir hacker grubu, Merkez Bankaları Sistemi’nden trilyonlarca dolar çalar.
Willis’in hayat verdiği John McClane adlı kahramanımız, programın yaratıcısı olan güvenlik uzmanının izini sürmek için eski bir Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) hacker’ı ile birlikte çalışır.
The Fifth Estate (2013)
Başrolünü Benedict Cumberbatch ve Daniel Brühl gibi iki efsane oyuncunun paylaştığı The Fifth Estate, çeşitli kaynaklardan elde edilen gizli dosyaları yayınlayan haber sitesi WikiLeaks‘in oluşumuyla ilgili gerçekleri beyaz perdeye taşıyor.
Sitenin kurucusu olan bilgisayar korsanı Julian Assange, filmin ana karakteri konumunda. The Fifth Estate, Amerikalı siyasetçi Sarah Palin’in hacklenen e-posta hesabı, Scientology kilisesinin açığa çıkarılması ve Chelsea Manning’in ulusal savunma bilgileri hakkındaki sızıntıları gibi pek çok olayın perde arkasını anlatıyor.
Josh Singer tarafından yazılan filmin yönetmenliğinde Bill Condon var. Tamamen gerçek olaylara dayanan The Fifth Estate’i muhakkak izleme listenize eklemenizi öneriyoruz.
23 (1998)
Hans-Christian Schmid tarafından yönetilen 23 adlı hacker filmi, 23 Mayıs 1989’da intihar ederek ölen genç bilgisayar korsanı Karl Koch’u merkezine alıyor. Her yerde ‘23’ sayısını görmeye başlayan Koch, araştırmalarını derinleştirdikçe dünya çapında bir komplo ile karşılaşır.
Bilgisayar korsanı, daha fazla bilgiye ulaşmak için arkadaşı David’den küresel veri ağına girmesi için yardım ister. Hükümet ve ordu bilgisayarlarına erişmeye başlayan ikili, Doğu Berlin’e giderek KGB’ye ulaşmaya çalışır.
Operation Swordfish (2001)
John Travolta, Hugh Jackman, Halle Berry ve Don Cheadle gibi dev isimleri bir araya getiren Kod Adı Kılıçbalığı, hem oyuncu kadrosu hem de hikayesi ile en beğenilen hacker filmleri arasında yer alıyor.
Amerikan derin devletini konu alan film, içinde senatörlerin de bulunduğu çok gizli derin devlet ağının silahlı birimi olan kara hücre adlı kontrgerilla örgütünün lideri Gabriel Shear ve arkadaşlarının macerasını anlatıyor.
Örgütünün lojistik sıkıntılarını giderebilmek için 1986 yılında narkotik polisi tarafından iptal edilen “kılıçbalığı” adlı bir operasyona, çeşitli paravan şirketler tarafından açılmış bir banka hesabında bekleyen paraları ele geçirmeye çalışan Shear (John Travolta), faizleriyle birlikte 2001 yılına kadar 9.5 milyar dolara ulaşan bu parayı elde etmenin yolunu bankanın bilgisayar ağını hack’lemekte görür.
The Secret History of Hacking (2001)
Çarpıcı bir belgesel filmi olan The Secret History of Hacking, kesinlikle listemize girmeyi hak ediyor. 1970’lerden 1990’lara kadar yaşanan dolandırıcılık, bilgisayar korsanlığı ve sosyal mühendisliğe odaklanan belgesel, arşiv görüntüleri ve film için özel olarak oluşturulmuş grafik görüntülerden oluşuyor.
The Secret History of Hacking, ağırlıklı olarak Kevin Mitnick’in hayatını içeriyor. Belgesel aynı zamanda toplumun (ve özellikle kanun uygulayıcılarının) hacker korkusunun zaman içinde nasıl arttığını gözler önüne seriyor.
Belgeselde Mitnick’in yanı sıra John Draper, Steve Wozniak, Denny Teresi, Joybubbles, Mike Gorman, Ron Rosenbaum, Steven Levy, Paul Loser, Lee Felsenstein, Jim Warren ve John Markoff gibi isimlerde var.
Hackers (1995)
İsminden de anlayabileceğiniz üzere katıksız bir bilgisayar korsanlığı filmi olan Hacker, aksiyonu bol sahneleri ve kaotik olay örgüsü ile öne çıkıyor.
Angelina Jolie’nin şöhret basamaklarını yeni yeni tırmanmaya başladığı zamanlarda çekilen film, çocuk yaştaki hacker’ların bir petrol firmasının sistemine girmesini konu alıyor.
Citizenfour (2014)
Listemizdeki ikinci Snowden filmi olan Citizenfour, ABD’nin gizlice yürüttüğü gözetim ve denetim sistemini tüm dünyaya ifşa eden eski istihbaratçı Edward Snowden özgürlük mücadelesini anlatıyor.
Hükümetteki güçler ayrımını, yurttaşla hükümet arasındaki dengeyi ve hukuk devletinin yapısı gibi kavramları da son derece etkileyici bir biçimde ele alan Oscar ödüllü belgesel, kesinlikle izlemeniz gereken bir belgesel.
Sneakers (1992)
Listemizin son sırasında, 90’ların en etkileyici filmlerinden Sneakers var. Oyuncu kadrosunda Robert Redford, River Phoenix ve Dan Aykroyd gibi isimlerin yer aldığı film, hükümet yetkilileri tarafından gizli bir operasyonu yönetmekle görevlendirilen bir grup bilgisayar uzmanını konu alıyor.
Zaman ilerledikçe kendilerini tehlikeli bir oyunun içinde bulan uzmanlar, yeryüzündeki tüm şifreleri çözecek bir programı ele geçirmiş olduklarını fark eder.
Phil Alden Robinson tarafından yazılıp yönetilen Sneakers, döneminin kısıtlı imkanlarına rağmen muazzam bir etki yaratmıştı.
Ekran kartları bilgisayarlarımızın en önemli donanımları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Çünkü görevi gereği sistemin bir monitör veya laptop ekranına görüntü vermesi bu parça sayesinde gerçekleşir. Tabii kullanım senaryolarına göre kendi içerisinde farklı türleri bulunur. Bu sebeple iş yerlerinde, kamu kuruluşlarında veya okullarda gördüğümüz cihazlar gençlerin kullandıklarına pek benzemez. Peki dahili ekran kartı nedir ve haricilere göre bir avantajı var mıdır?
Dahili ve harici ekran kartı nedir?
Dahili ekran kartları 2000’li yıllarda evlerimize ilk kez giren bilgisayarlarla birlikte uzun süredir hayatımızın bir parçası olmuştur. Hatta o dönemdeki GPU’ların neredeyse tamamı anakarta entegre bir şekilde sunulurdu. Tabii ilerleyen teknolojiyle birlikte CPU’lar yani işlemcilerimizin içerisinde bir grafik arabirimi olarak karşımıza çıkıyorlar.
Harici kartlarsa bir nevi vites artırmak isteyen kullanıcıların tercih ettiği donanımlardır. Buna örnek olarak günümüzdeki oyun bilgisayarları veya kripto para sistemleri verilebilir. Fakat bireysel kullanıcılar için dahili versiyonları her zaman için bir avantaj olmuştur.
Güvenilir bir kaynak Twitter üzerinden ASUS tarafından piyasaya sürüleceğini iddia ettiği ROG Flow Z13 modelinin fotoğrafını paylaştı.
Bir işlemci satın alırken ufak bir farkla dahili ekran kartı olan versiyonunu alabilirsiniz. Bu sayede harici kartlar kadar yer kaplamaz. Ayrıca sistemlerinizin elektrik tüketimi de çok daha az olacaktır. Benzer bir şekilde ısınma ve fan sesi gibi problemlerden de uzaklaşabilirsiniz.
Tabii bilgisayarınızı biraz terletme niyetiniz varsa işler tersine dönecektir. Çünkü şu anda Intel’in 12, AMD’nin de 5. nesil işlemcileriyle birlikte gelen bu dahili ekran kartları ancak giriş ve orta alt segment harici ekran kartları kadar performans verecektir. Üstelik uzun süre bu gücü talep edecekseniz ısınma sorunuyla karşılaşmamak için güçlü bir soğutucu kullanmanız da gerekebilir.
İçerisinde HD GraphicsGPU birimiyle gelen 12. nesil Intel Alder Lake işlemcisi
Üstelik dahili ekran kartlarının kendi RAM’leri yani bellekleri ve işlemcileri bulunmadığı ve sisteminize bağımlı olduğu için ancak bu diğer parçalar kadar güçlü olabilir. Öte yandan harici GPU’lar kendi işlemcileri, bellekleri, fanlı soğutma sistemleriyle birlikte gelir. Bu sayede diğer donanımlara dokunmadan, sisteminizi yükseltmek istediğinizde bu kartı çıkarıp yerine yenisini takabilirsiniz. Dahili kartlarda bunu yapmak için işlemciyi de değiştirmeniz gerekecektir.
Bu sebepten bir tüketici olarak sistem toplarken veya bir laptop satın alırken öncelikle ihtiyaçlarınızı belirlemelisiniz. Örneğin öğrenciler, öğretmenler, beyaz yakalı çalışanlar veya sadece evinde sosyal medyada gezip film izlemek isteyen kişilerin harici ekran kartlarına veya bu tip sistemlere para ödemesine gerek yoktur.
Sol üstte GPU’suz, yanında GPU’lu işlemciyi görüyoruz. Sağ altta harici ekran kartı yanındaysa SLI köprüsüyle bağlanmış ikili hali bulunuyor.
Öte yandan iyi bir oyun performansı istiyorsanız, kendi video içeriklerini çekerek düzenleyecekseniz veya Bitcoin madenciliği yapmak için bu sistemi topluyorsanız, o halde mutlaka güçlü bir harici ekran kartı kullanmalısınız.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Volkswagen denince akla ilk gelen modellerden birisi de Tiguan demek mümkün. Ülkemiz dahil tüm dünyada önemli satış başarılarına imza atan kompakt SUV, maalesef son yıllarda meydana gelen olumsuz gelişmelerden dolayı bir hayli zamlandı. Peki, aracın fiyatları ne durumda? İşte yeni Volkswagen Tiguan fiyat listesi!
Yeni Volkswagen Tiguan fiyat listesi ve özellikleri
Volkswagen Tiguan, ülkemizde 1.5 eTSIACT ve 2.0 TDI SCR motor seçenekleriyle satışta. İlki yarı hibrit bir yapıda sürücülerin karşısına çıkarken, 150 beygir güç ve 250 Nm tork üretebiliyor. Aynı zamanda, DSG şanzımanı bünyesinde barındırıyor. Bu seçeneğin yakıt tüketimi ise birleşik 6,5 litre seviyelerinde.
İkincisi 193 beygir güç ve 400 Nm tork üretimiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Benzer şekilde DSG şanzıman ile gelen seçeneğin yakıt tüketimi ise 7,7 litre seviyelerinde.
Yeni Volkswagen Tiguan fiyat listesi;
2025 Model Opak Renk Tavsiye Edilen Anahtar Teslim Fiyatları
Google, Android Auto platformu için hazırladığı 14.3 sürümünü hazır hale getirerek Play Store üzerinden kullanıma açtı. Güncelleme, genel olarak hata düzeltmeleri ve sistem kararlılığına odaklanıyor. Bu sayede, uygulamanın günlük kullanımda daha güvenilir bir deneyim sunması hedefleniyor.
Android Auto güncellemesi yayına girdi
14.3 sürümüyle birlikte, henüz tüm kullanıcılara açılmamış bazı yenilikler de sistem içerisine entegre edilmiş. Örneğin Google, Android Auto arayüzünde iklim kontrol seçeneklerini tek bir merkezde toplamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Android Auto güncellemesi resmi olarak yayına girdi.
Bu işlevin ilerleyen güncellemelerde tamamen aktif hale gelmesi bekleniyor. Aynı şekilde, açık tema desteği de sistem içine eklenmiş durumda ancak genel erişime açılmadı. Google ayrıca, Android Auto için yeni bir dijital asistan üzerinde çalışıyor.
Apple, iOS 19 sürümünde batarya kullanımını yapay zekayla iyileştirecek. Bu gelişme, iPhone kullanıcılarını oldukça sevindirdi.
Google Asistan’ın yerini alacak olan Gemini desteği de resmen duyuruldu. Yeni nesil yapay zeka destekli bu sistemin, Android Auto entegrasyonu birkaç ay içinde tamamlanacak. Gemini, kullanıcılarla daha doğal etkileşim kurabilecek ve araç içi dijital asistan deneyimini bir üst seviyeye taşıyacak.
Android Auto 14.3 güncellemesi, sistemin altyapısını yeni özelliklere hazırlarken; mevcut kullanıcı deneyimini de daha sorunsuz hale getirmeyi amaçlıyor. Güncelleme, birkaç gün içinde kademeli olarak tüm kullanıcılara sunulacak.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz günlük hayatınızda Android Auto uygulamasını kullanıyor musunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Son günlerde gündemde olan 20’li yaşlar challenge trendine, 20 yıl önce teknoloji başlığında dahil olduk. Aslında bu teknolojik gelişim Z kuşağı için belki de masalsı bir söylence. O dönemi yaşayanlar için ise o masalsı dönüşüm hayatın rutin bir parçasıydı.
20’li yaşlar challenge: 20 yıl önce teknoloji neredeydi?
Milenyumla birlikte bilgisayarların çökeceği, bilgisayarlar yüzünden ekonomilerin büyük bir kaos yaşayacağı söylencesinin üzerinden henüz bir yıl geçmişti. Bilgisayar teknolojisiyle en haşır neşir olanlarımız bile bu teorinin gerçek olmasından korkuyordu.
Beklendiğinin aksine bilgisayarların çalışmaya devam etmesi ise belki de teknolojide yeni bir dönüm noktasıydı. Bir taraftan bilgisayar teknolojisi gelişiyor, diğer taraftan da taşınabilir cihazlar yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyordu. Bundan tam 20 yıl önce teknoloji dosyamızda ilk durağımız ise iPod.
MP3 çalar teknolojisinde iPod devrimi
Doksanların sonuna doğru ortaya çıkan MP3 çalarlar, kısa sürede çirkin CD çalarların yerini aldı. Dijital müziğin yükselişi ile birlikte yeni bir çağın da kapısı aralanıyordu. Apple ise bu yeni teknolojiye farklı bir yerden bakmaya karar verdi.
Bugün yüzyılın dâhileri arasında sayılan Steve Jobs, doksanların sonunda Apple’a geri dönüş yapmıştı. iMac atağı sonrası ise Apple iPod ile geleceğin nereye evrileceğinin ilk ipuçlarını verdi.
2001 yılında piyasaya çıkan ilk iPod
MP3 çalarlar çok kullanışlı olsa da, küçük LED ekranlarda şarkıyı seçmek ve seçenekler arasında dolaşmak oldukça zordu. iPod ise yuvarlak bir kontrol mekanizması ile tek elle her şeyi kontrol edebilme imkanı tanıdı. Ekranı rakiplerine göre oldukça büyük olan cihaz, büyük beğeni topladı.
Buna karşın Sony, Creative gibi rakipler ses kalitesi açısından her zaman iPod’un bir tık önünde yer aldı. Ancak bu atak sonrası hem Sony hem de diğer rakipler daha büyük ekran ve daha kullanışlı kontrol tuşları tasarlamaya başladı.
Apple’ın iki yıl sonra iTunes’u devreye sokması da tam da iPod devrimi ile aynı zamana denk geliyor. Bu küçük adımlar akıllı telefon devriminin de ayak sesleriydi.
Bugün ise iPod gibi MP3 çalarların yerini cep telefonlarında kullandığımız Spotify, Deezer gibi müzik uygulamaları aldı. 20’li yaşlar challenge için iPod belki de 2001 yılının en önemli teknolojik gelişmelerinden biri.
Dynatrace, Computex 2025 kapsamında yaptığı duyuruda, kendi yapay zeka destekli tam yığın gözlemlenebilirlik platformunu NVIDIA’nın kısa süre önce tanıttığı Enterprise AI Factory doğrulamalı referans tasarımıyla entegre ettiğini açıkladı.
NVIDIA AI Factory’ye Dynatrace desteği geldi
Bu iş birliği sayesinde, NVIDIA RTX PRO 6000 Blackwell sunucuları ve diğer Blackwell altyapısı üzerinde kurulu yapay zeka sistemlerini kullanan kurumlar, kendi yerel AI fabrikalarını kurarken gerçek zamanlı veri görünürlüğü ve yapay zekâ destekli analizlerden faydalanabiliyor.
Entegre edilen sistemin merkezinde, Dynatrace’in Davis AI motoru yer alıyor. Bu motor, anormallik tespiti, kök neden analizi ve otomatik çözüm önerileri sunan Davis CoPilot ile birlikte çalışıyor. Bu yapı, karmaşık AI ve agentic AI dağıtımlarının izlenmesini ve yönetilmesini sağlıyor.
NVIDIA, Computex 2025’te RTX 5060 ekran kartını tanıttı ve yeni Grace Blackwell tabanlı süper bilgisayar çözümlerini duyurdu.
NVIDIA Enterprise AI Factory tasarımını kullanan kurumlar, Dynatrace’in platformu sayesinde, sistem genelinde işlem düzeyinden kod düzeyine kadar tüm katmanlarda yaşanabilecek sorunları otomatik olarak tespit edip, sorunun kaynağını hızla belirleyebiliyor. Bu yaklaşım, performans, güvenilirlik ve güvenlik konularında IT ekiplerine operasyonel avantaj sağlıyor.
NVIDIA Enterprise AI Factory referans tasarımı, kurumların kendi yerel AI altyapılarını inşa edip devreye alabilmesi için geliştirildi. Blackwell hızlandırıcılı sistemler üzerine kurulan bu tasarım, geniş yelpazede AI destekli uygulamaları, fiziksel AI iş akışlarını, otonom karar sistemlerini ve gerçek zamanlı veri analizlerini çalıştırabiliyor. NVIDIA mühendisliği ve iş ortaklığı ağı tarafından doğrulanan sistem, yüksek performanslı operasyon ve düşük riskli dağıtım süreçleri sağlıyor.
Dynatrace’in bu entegrasyonu, özellikle sağlık, finans ve kamu gibi düzenlemeye tabi sektörlerde artan yerel yapay zekâ altyapısı ihtiyacına cevap veriyor. Sistem güvenliği ve uyumluluğun kritik olduğu bu alanlarda, gerçek zamanlı gözlemlenebilirlik ve otomatik içgörüler sayesinde kurumlar AI süreçlerini kesintisiz ve güvenli bir şekilde işletebiliyor.
Dynatrace’in Teknoloji Stratejisti Alois Reitbauer, tam yığın AI ve büyük dil modeli (LLM) gözlemlenebilirliğinin, görev kritik altyapıların büyük ölçekte çalıştırılmasında temel ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Reitbauer, bu iş birliğiyle agentic AI sistemlerinin daha hızlı yanıt verebilen, güvenli ve otomasyona açık bir şekilde çalıştırılabileceğini vurguladı.
NVIDIA Kurumsal Yazılım Başkan Yardımcısı John Fanelli ise, yapay zeka sistemlerinin hızla yaygınlaştığını ve işletmelerin bu sistemleri izlemek için gelişmiş araçlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Fanelli, Dynatrace’in NVIDIA Enterprise AI Factory ile gerçekleştirdiği entegrasyonun, Blackwell tabanlı sistemlerin ilk günden itibaren şeffaf ve analiz edilebilir biçimde işletilmesine olanak sağladığını ifade etti.