Türk Yapımı Real Basketball

MobileCraft, 2011 yılının Temmuz ayında kurulan bir oyun geliştirme şirketi. Açıkçası Cumhur Onat ve Veyis Dinçer‘in kurduğu MobileCraft’ın geliştirdiği oyunlar eskiden pek başarılı değildi. Hatta şu günlerde bir hayli popüler olan Flick Shoot Footballun o zamanki versiyonunu denemiş ve pek mennun kalmamıştık.

Ancak işler değişti. Flick Shoot Football güncellenerek çok kaliteli bir oyun haline geldi. Bunun karşılığını 1 milyon indirilme barajını aşarak aldı. Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde çıkan Real Basketball ise adeta şov yaptı. Dilerseniz biraz basketbol oynayalım.

Real Basketball, 31 Megabyte boyutunda. Spor oyunları kategorisindeki yapım şu an 1.4 sürümüne sahip ve çalışmak için Android 2.0.1 ve üzerini gerektiriyor. Real Basketball’un Google Play Store ortalaması ise 4.7.

Basktebol türünde bir şut atma oyunu olan Real Basketball, sade ve başarılı bir arayüz ile bizi karşılıyor. Uygulamanın tamamen Türkçe olması da bir başka artı. Ana ekranda profilinizi, oyun puanlarınızı, oyun modlarını, başarıları ve  mağaza bağlantısını bulabilirsiniz. 

Gelelim oynanışa. Tekli ya da çoklu oyuncu modundan birini seçtikten sonra oynamaya başlıyoruz. Daha çok tekli oyun kısmına değineceğim. Tekli oyuncuda Sonuna Kadar, Turnuva, Zamana Karşı ve Tek Top gibi modlar oynanabilir durumda. 

All-Stars ve Blok modlarını oynamak için satın almalısınız. Ancak diğer modların da yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Seçtiğimiz oyun modundan sonra baskeçimizin ten rengini ve  formasını değiştirebildiğimiz gibi farklı basketbol topu ve farklı kortlar da seçebiliyoruz.

Ancak bunların sadece bir kaçı açık. Diğer seçenekler için oyun parası gerekiyor. Top ve formalar zaman zaman güncelleniyor ve çok başarılı modeller var. Özellikle “Turkey” desenli basketbol topu, üç büyüklerin renklerini taşıyan toplar ve NBA takımlarının formaları oldukça başarılı.

Real Basketball’u oynarken bir eğitim bölümü beliriyor. Bu bölümü geçmezseniz oyunu tanıyıp daha iyi oynayabilirsiniz. Burada topu atış şekliniz, panyalı atışların daha çok puan vermesi, yüksek skorlara ulaşmanın noktaları gibi bilgiler veriliyor.

{pagebreak::2}

Oynanış oldukça başarılı. biraz oynadıktan sonra alışıyorsunuz. Ekranda oyun ile ilgili her türlü bilgi veriliyor. Kalan süreniz, yaptığınız puanlar, profiliniz, kamera ve duraklatma ikonlarının yanı sıra şut barı ekrandaki göstergeleri oluşturuyor. En önemli gösterge şut barı. Gücü tam işaretli bölgeye getirmeniz durumunda atışlar büyük olasılıkla basket ile sonuçlanıyor.

Basketbolcumuzu ve basketbol topunu değiştirebildiğimiz gibi kamerayı da değiştirebiliyoruz. Normal olarak basketbolcumuzu görürken bir diğer kamera açısı ise elden gösterim oluyor. Kesinlikle çok başarılı bir ayrıntı olmuş. 

Oyunda MP olarak görünen oyun paralarını, oyun oynadıkça kazandığımız gibi, çeşitli kazanma ve satın almalar ile artırabiliyoruz. Facebook ile giriş yaparak ya da oyuna 5 yıldız vererek 500 oyun puanı kazanabilirsiniz. Diğer yöntemler ise oyun parası satın almak. 

Ayrıca Real Basketball‘da, bir skor tablosu bulunuyor. İnternet bağlantınız var ise skorunuzu bu tabloya yükleyebilirsiniz. Başarılar kısmında ise oyunda çeşitli görevleri yaparak kazandığınız kupalar bulunuyor. Bu kısım standart bir tablo olarak değil oyuniçi grafik olarak hazırlanmış. Her bir başarının da ayrı şekli var.

Oynanış ve grafik olarak çok başarılı olan Real Basketball, ses efektleri ve müzikler konusunda da başarılı. Genel olarak baktığımızda Real Basketball başarılı bir basketbol oyunu olmuş. MobileCraft ve diğer geliştiricilerimizden devamını ve daha iyilerini bekliyoruz.   

İndirmek için tıklayın.

:: Real Basketball’u denediniz mi?

Samsung Galaxy S4, Yakında Avea’da

Avea, Samsung’un tüm dünyada merakla beklenen ve dün New York’ta yapılan dünya lansmanının ardından Samsung Galaxy S4 ön talep toplamak için düğmeye bastı.

Samsung Galaxy S4 Ön İnceleme

Çok yakında Avea İletişim Merkezleri’de birbirinden avantajlı kampanya teklifleriyle Avelılarla buluşacak olan Samsung’un dördüncü nesil Galaxy S4 modeli için Avea önümüzdeki günlerde www.avea.com.tr adresi üzerinden ön talep toplamaya başlıyor. Samsung Galaxy S4, Avea’nın müşterilerini özgürleştiren S.E.Ç Cihaz Kampanyası kapsamında 155 ülkede 327 mobil operatörle aynı anda satışa sunulacak.

Avealılar Galaxy S4’e dokunmadan, gözleri ile konuşacak!

Samsung Galaxy S4, Smart Scroll (Akıllı Kaydırma), Smart Pause (Akıllı Duraklatma) gibi özellikleri ile yepyeni bir dönemi başlatıyor. Akıllı duraklatma ile kullanıcı, telefonuna bakmadığı durumlarda telefon ekranı otomatik dururken, Akıllı oynatma ile internette sörf yaparken 5 inçlik ekranı göz hareketleri ile kaydırabiliyorsunuz.

Samsung Galaxy S4 Hakkında Her Şey 

4 çekirdekli işlemciye sahip Samsung Galaxy S4’te, Dual Camera özelliğiyle aynı anda iki kameradan da kayıt yapılabiliyor. 5 inç Full HD Super AMOLED ekranlı yeni S4 sadece sadece 7.9 mm kalınlığında ve 130 gram ağırlındaki Galaxy S4’te, 2600 mAh’lik batarya kullanılıyor.

2 GB RAM ve 3 farklı dahili hafıza seçeneği bulununan cihaz 16 / 32 ve 64 GB’a ek olarak, 64 GB’a kadar microSD seçeneği ile birlikte satışa sunulacak.

:: Samsung Galaxy S4’ü satın alacak mısınız?

God of War: Ascension İnceleme

Önemli Not: Yazının özellikle ikinci ve üçüncü sayfaları hem God of War: Ascension hem de serinin önceki oyunları hakkında önemli bilgiler ve Spoiler sayılabilecek ifadeler içermektedir. Özellikle serinin senaryosu konusunda birçok önemli noktaya değineceğimi belirtir, eğer en azından bu oyun ile ilgili olarak bir bilgi almak istemiyorsanız, ikinci ve üçüncü sayfaları atlamanızı tavsiye ederim.

Tanrılar çıldırmış olmalı…

Kratos‘u en son bıraktığımda yine PlayStation 3 platformunda kendi öz babamız olan Zeus’u öldürüyor, PlayStation Portable platformunda ise Kratos’un üzerindeki kırmızı dövmelerin ve gözündeki yaraların nasıl oluştuğunu görüyorduk.

2010 yılında piyasaya sürülen God of War 3 ve God of War: Ghost of Sparta ile birlikte seri 2013 yılına dek gözlerden uzaklaşmıştı. Serinin tüm oyunlarını oynayanlar aslında God of War serisinin hikayesine bir hayli hakim durumdadır muhtemelen. Fakat hem bazı detayları kaçıranlar hem de God of War deneyimine Ascension (oyuna bundan sonra Ascension diyeceğim çünkü sürekli God of War yazmak bir hayli yorucu takdir edersiniz ki) ile başlayacak olanlar için seride daha önce gerçekleşen olaylara kısaca bir göz atmak istiyorum.

Öncelikle God of War ile birlikte Kratos ile tanışmıştık hatırlarsanız. Ares ile yapılan anlaşmanın ilk kez karşımıza çıktığı, Blades of Chaos adlı dehşet saçan silahımızla ilk kez karşılaştığımız oyundu. Zaten God of War efsanesinin Ubisoft tarafından reddedilmesinin ardından Sony’e teklif götüren Santa Monica Studios, oyunu PlayStation platformuna özel olarak piyasaya sürmeye bu sayede bir nevi yemin etmiş oldu.

Yani eğer bugün bir God of War‘u PC, Mac, Nintendo ya da Xbox platformlarında göremiyorsanız, bunun başta gelen sorumlusu direkt olarak Ubisoft’tur. Hedef göstermiş gibi oldum, adres veriyorum hemen toparlanıp Ubisoft’u basmaya gidiyoruz beyler…

Şimdi isterseniz ikinci sayfaya geçelim ve God of War serisinin tarihinde neler yaşandığına bir göz atalım. Oyunun hikayesiyle ilgili ağır Spoiler’lar içerdiğini de belirteyim. Ayrıca senaryoya neden bu kadar fazla yer ayırdığımı da üçüncü sayfada anlayacağınızı önemle vurgulamak istiyorum.

{pagebreak::2}

God of War serisi Ares ile Kratos’un bir savaş sırasında yaptığı anlaşma ile başlamıştı. Yunan Tanrıları’na hizmet eden bir kumandan olan Kratos, Barbarlarla olan savaşını kaybetmek üzereyken Ares’i çağırır ve onunla bir anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Kratos savaşı kazanmak için Ares’ten Blades of Chaos’u alacak, karşılığında ise Ares’e sorgusuz bir şekilde itaat edecektir.

Her şey güzel giderken Ares‘in Kratos’u mükemmel bir savaşçı haline getirme planları yüzünde patlar. Çünkü bu planda Kratos’a farkında olmadan kendi ailesini öldürtmek de vardır ve Kratos bunu yaptığı anda yok ettiği son köy tarafından lanetlenir. Ailesinin küllerine bağlı hale gelen Kratos’un ten rengi bu yüzden beyaza döner. Fakat Kratos ailesini öldürmüş olmanın laneti tarafından kabuslarla cezalandırılmaya devam eder. Kendisini bir gölge gibi takip eden kabuslardan kurtulmak için Ares’in emrinden çıkar ve ona ihanet eder. Diğer tanrılara yardım etmektedir fakat tek istediği bu kabuslardan kurtulmaktır.

Ares‘e olan kini onu Pandora‘nın kutusunu barındıran bir tapınağa kadar götürür. Ares burada Pandora’nın Kutusu’nu savunmak için Kratos’un karşısına çıkar. God of War yani Savaş Tanrısı olan Ares, bir şekilde Kratos’u fiziksel ve mental açıdan yenmeyi başarsa da, Kratos ölmeyip Ares’i öldürmeyi başarır. Ardından da Athena tarafından yaptıklarının ödülü olarak yeni Savaş Tanrısı ilan edilir. Blades of Chaos gitmiş, Blades of Gods gelmiştir.

Kratos yaptıklarının ağırlığı altında ezilir ve kendini Ege Denizi’ne göndererek intihar etmek ister. Fakat Athena tarafından bu hareketi engellenir. Athena onu Savaş Tanrısı ilan ederek Olimpus Dağı’na çıkarır. Kratos artık bir tanrıdır ve ölümsüzlükle ödüllendirilmiştir. Fakat bu ne kadar doğru bir karardır?

Aradan geçen zamanla birlikte Kratos hala kabusları tarafından takip edilmektedir. Kratos, Ares’ten yediği kazığı onu öldürerek ödetmiştir ama çekilecek çilesi bununla sınırla değildir. Athena kendisini uyarmasına rağmen Rodos Savaşı’na giren Kratos, dev bir kartalın (ki kendisi Pegasus olur) bütün güçlerini alarak onu bir ölümlü haline getirmesi ve Rodos Devi‘nin uyandırılmasıyla savaşı kaybetmek üzeredir.

Zeus duruma müdahale etmek için Kratos’a Blade of Olympus‘u kullanarak Rodos Devi’ni öldürmesini teklif edince Kratos bir saniye bile düşünmez ve devi yok eder. Fakat hemen ardından Pegasus‘un aslında Zeus olduğu ortaya çıkar. Zeus’a oldukça sinirlenen Kratos’a Zeus tarafından son bir şans verilir ve bağlılık yemini etmesi istenir. Kratos için ok yaydan çıkmıştır. Zeus’a rest çeker ve öcünü alacağını söyleyerek kendisine saldırıya geçer. Arkasında Sparta ordusu vardır ama bu Zeus’u durdurabilecek bir ordu asla değildir.

Zeus, Kratos‘u yakalar ve öldürür. Ardından da Sparta ordusunu bir kalemde yok eder. Kratos artık Ares’e ettiği ihanet yüzünden Underworld‘e yani yeraltı dünyasına çekilmiştir. Kratos’un bitmeyen çilesi burada da tam gaz devam ederken Titan Gaia tarafından kurtarılır ve Yunan Tanrıları‘na karşı kışkırtılır. Gaia kendisinin de bir zamanlar Zeus ile birlikte olduğunu fakat ihanete uğradığını söyleyerek Kratos’u ittifak edinir. Artık Kratos, Titanlarla birlikte Olympus Dağı’nı yıkmak istemektedir.

 {pagebreak::3}

Kaderin Kız Kardeşleri ile tanışması hayatını değiştirecek, zamanda yolculuk yaparak Zeus’tan öcünü almasını sağlayacaktır. Fakat Kratos‘un önce kız kardeşleri zamanı bükmeleri için ikna etmesi gerekmektedir. Kız Kardeşler Kratos’un ölümünü engeller ve onu tekrar canlı hale getirirler fakat Zeus’u öldürmek için yaptığı plana dahil olmayacaklarını açıklar. Kratos ise bu karara saygı duyacak son insandır.

İki kız kardeşi (Lakhesis ve Atropos) öldüren Kratos şansını son kız kardeşte dener ve sonuç yine aynı olunca onu da kendi tuzaklarını kullanarak yok eder. Loom of Fate‘i ele geçirir ve zamanı bükerek Zeus’un karşısına çıkar. Blade of Olympus’u eline geçirir ve tam Zeus’u öldürecekken Athena‘nın araya girmesiyle duraksar.

Athena ona Zeus’u öldürmesinin Olimpus‘u yok edeceğini söyler ve bu durum Kratos’un daha da hoşuna gider. Kılıcı kaldırır ve Zeus‘a saplamak üzereyken Athena araya girip kendini feda eder. Kratos bir kez daha masum ve ölmemesi gereken birini öldürmüştür. Athena artık yoktur. Fakat ölümünden hemen önce Kratos‘a oldukça önemli bir bilgi verir. Kratos, Zeus’un öz oğludur.

Kratos, Zeus‘un elinden kaçmasını hazmedemez. Loom of Fate yardımıyla Büyük Savaş dönemine geri döner ve savaşı kaybeden Titanlar’a yardım ederek onları kurtarır. Gaia‘nın sırtına binerek Olimpus Dağı’na tırmanmaya başlar ve Zeus’a seslenerek, “Olimpus’a yıkımı getiriyorum!” der. Bu tırmanış God of War 3‘ün giriş sahnesini oluşturmaktadır.

Olimpus Dağı’na tırmanan Kratos, yolda Gaia‘nın ihanetiyle bu savaşta hiçbir önemi olmadığı söylenerek bir kenara atılır. Kratos bu durumu da asla hazmetmeyecektir ve öldürmesi gerekenler listesine Titanlar’ı da alır. Artık Olimpus ile birlikte Titanlar da yok olacaktır.

Dağa tırmanış sırasında birçok tanrıyı da Titanlar ile birlikte yok eder. Poseidon, Hephaestus, Helios, Gaia, diğer Titanlar, Hermes, Hera ve Kratos’un yarı kardeşi olan Herkül, Kratos’un önünde diz çökerler. Kratos istediğini elde etmiştir. Fakat Zeus ile olan savaşı sırasında Zeus’un hayaleti tarafından yakalanır ve kendi deliliği ile baş başa bırakılır. Kratos buradan Pandora’nın yardımı ile kurtulur ve Athena‘ya Pandora’nın Kutusu’nun aslında boş olduğunu itiraf eder.

Athena buna inanmayı reddeder ve geçmişe göz atarak Kratos’un Ares’i öldürmek için Pandora’nın Kutusu’nu açtığını farkeder. Kratos bu sırada Ümit ile güçlenirken, şeytani güçler Aç Gözlülük, Korku ve Nefret‘in (Las Vegas’ta Korku ve Dehşet) serbest kalması ile Olimpus Tanrıları zehirlenmiştir. Athena, Kratos‘a Ümit’ten vazgeçmesi gerektiğini söyler fakat Kratos onu reddederek Blade of Olympus’u kendine saplar. Athena hayal kırıklığına uğramıştır ve kılıcı Kratos’un içerisinden çekip alır. Kratos, Athena’nın ayaklarının dibine yığılır ve ölür. Athena da yok olur.

Fakat God of War 3‘ün son sahnesinde olan bu olayların ardından Blade of Olympus’un sahipsiz bir şekilde yerde durduğunu ve kanların içerisinde Kratos’un bedeninin yer almadığını görmüştük. Yani Kratos’un son durumu hakkında bir bilgimiz ne yazık ki yok.

İşte üç temel oyun olan God of War 1-2-3’ün hikayesinin özeti bu şekilde. Kratos’un intikam ateşi ile ilgili detaylı bilgileri ise PlayStation Portable platformunda piyasaya sürülen Chains of Olympus ve Ghost of Sparta adı oyunlarda öğrenmiştik.

Zira Chains of Olympus’ta aslında hikaye ile ilgili pek bir şey görmemiştik. Ek bilgiler içeren oyunda Kratos’un Yeraltı Dünyası’nda yaşadıkları ve Güneş Tanrısı‘nı arayışına tanıklık etmiştik. Fakat Ghost of Sparta, oyunun hikayesi adına oldukça önemli bir yer taşımaktaydı.

Zeus ve oğlu Ares, Olimpus‘un sonunun Titanlar tarafından değil de bir savaşçı tarafından getirileceğini öngörmüşlerdi. Fakat bu savaşçının Kratos olacağını değil, Kratos’un öz kardeşi Deimos olacağını düşünmüşlerdi. Çünkü gördükleri savaşçının garip doğum lekeleri vardı ve bu kişi Kratos değildi. İzleri taşıyan kişi Deimos’tu.

Ares, Deimos ile Kratos‘un çocukken geçrekleştirdikleri bir antrenmana müdahale ederek Deimos’u öldürmeye çalışmış, Kratos bu duruma karşı çıkınca onu bir kenara atarak Deimos’u almayı başarmıştır. Bu süreçte de Kratos’u öldürmeye çalışmış fakat Athena, Kratos’un gelecekte neye dönüşeceğini bildiğinden bu durumu engellemişti.

Deimos günlerce işkence görmüş ve hapsedilmişti. Kratos da kardeşinin anısına vücuduna Deimos‘un sahip olduğu doğum lekelerini kırmızı boyayla dövme olarak işler. Zeus ve Ares, öngörülerinin ne kadar yanlış olduğunu çok yakında Kratos ile karşılaştıklarında öğreneceklerdir.

Kratos kardeşini kurtarmak için yola çıkar ve sonunda önüne çıkan tüm engelleri aşarak kardeşine ulaşmayı başarır. Fakat Demios, Kratos’a daha erken gelip onu kurtarmadığı için çok kızgın olduğunu ve onu asla affetmeyeceğini söyleyerek saldırır. Oysa ki Kratos, Deimos’u kurtarabilmek için kendi annesini dahi öldürmek zorunda kalmıştır.

Deimos’un Kratos’a saldırısını Thanatos engeller ve Deimos’u öldürmeye teşebbüs eder. Deimos’u düşmekte olduğu çukurdan Kratos kurtarır ve Deimos kardeşine minnettar olarak Thanatos ile savaşmasına yardım eder. Deimos bu savaşta öldürülür ama onun yardımları sayesinde Kratos, Thanatos’u öldürmeyi başarır.

Deimos’u alıp mezarına yerleştiren Kratos bu sırada mezarcı tarafından “Ölüm, Dünyalar’ın Yokedicisi” olarak isimlendirilir. Athena ortaya çıkar ve Kratos’tan özür diler, ona tam tanrılık teklif eder. Fakat Kratos, Tanrıların bu yaşananları ödeyeceğini söyleyerek onu reddeder. Olimpus’a geri döner.

 {pagebreak::4}

İşte God of War‘un hikayesi de böyle. En azından böyle zannediyorduk diyebilirim. Çünkü Ascension’ın piyasaya sürülmesi ile birlikte hikayenin gidişatının aslında çok farklı olduğunu da görmüş olduk. Açıkcası şahsım adına Santa Monica Studios’un son anda senaryoda bir “U Dönüşü” yaparak değişikliğe gittiğini düşünmedim değil. Muhtemelen durum benim düşündüğüm gibi değil ve yapımcılar bunu en başından beri planlamışlardı ama görünen o ki Ascension ile birlikte God of War‘un tarihçesi ile ilgili gördüğümüz çoğu şeyin ne kadar “yalan” olduğunu anlamış oluyoruz.

Zira Ascension tarihin çok öncesinde, Kratos’un kendi eşi ve çocuklarını öldürmesinin üzerinden altı ay geçmişken başlıyor ve bizleri seride ilk kez karşımıza çıkan ve belki de Olimpus‘un en ilginç ırkıyla karşı karşıya getiriyor: Hiddetliler.

Hiddetliler hiçbir tanrıya ya da ırka bağımlılığı olmayan fakat tanrıya karşı edilen yeminleri bozan kişiler dışında kimseye müdahale etmeyen bir gölgeler birliği. (Aklıma The Dark Knight‘ta karşımıza çıkan League of Shadows geldi bir anda) Bu birlik tanrılara edilen yeminlerin bozulmasına tepki vermek için bulunuyor ve ilk kurbanları Hekatonkheir’i sonsuz işkenceye maruz bırakarak tüm dünyaya tanrılara edilen yeminlerin bozulmasının nasıl cezalandırılacağını göstermiş oluyorlardı.

İkinci kurbanları ise Ares‘e olan yeminini “Yeminimi bozdum ulen” nidalarıyla bozan Kratos‘tu. Kratos Hiddetliler’e yenik düşmüş ve yıllarca gördüğü işkencenin ardından bir gün yeter diyerek kendisine işkence yapan üç kızkardeş Hiddetli‘yi yok ederek Ascension’a start veriyor. Bu sayede başlayan hikayemiz ise Hiddetliler’in nereden geldikleri, Kratos’un da yaşadıklarının gerçek olup olmadığı konularına açıklık getiriyor.

İki sayfa boyunca serinin hikayesinden bahsetmemin amacı da buydu aslında. Çünkü az önce okuduğunuz çoğu şey, Kratos’un intikam ateşinin aslında kardeşinin ve ailesinin öldürülmesiyle yandığını bizlere anlatıyordu. Gelin görün ki kazın ayağı hiç de öyle değil. Ares, Savaş Tanrısı olduğu süreçte Hiddetliler’den bir kadınla yasak aşk yaşayarak kendine tüm Olimpus‘u yok edebilecek ve babası Zeus’u aynı Zeus’ın kendi babası Kronos’a yaptığı gibi öldürebilecek bir oğul edinmek istiyor.

Fakat planlar istendiği gibi ilerlemiyor çünkü Ares ve yasak aşkının meyvesi olarak dünyaya gelen Orkos, Ares’in istediği gibi güçlü bir savaşçı olamıyor. Oldukça zayıf olan Orkos, Ares tarafından görmezden gelinmeye başlıyor ve bu da kendisini derinden yaralıyor. Orkos’ta aradığını bulamayan Ares ise Kratos’u kendine piyon olarak seçiyor. Çünkü Kratos‘un içerisindeki savaşçıyı çok iyi tanıyor. Bu ölüm makinesinin kendi ellerinde ne hale gelebileceğini düşünen Ares, Kratos’u Olimpus‘u yok etmesi için manipule etmeye başlıyor.

Ailesini öldürmek zorunda kalmasından, kardeşi ile yaşadıklarına, annesini öldürmekten babasını yok etmeye giden süreç, Ares‘in Kratos‘u sürekli olarak yönlendirmesi ile oluşuyor. Çünkü Ares, Hiddetliler‘den yardım isteyerek Kratos’u bir hayaller dünyasına hapsediyor ve bu dünyada hiçbir şeyi görmeyen Kratos, kendi ailesini öldürerek macerasına başlıyor.

Kratos için ise geriye yapılacak çok az şey kalıyor. İlk olarak Hiddetliler‘den kurtulmaya başlıyor. Hatta kendisine işkence eden üç kızkardeşi yok ettiği sahneler oldukça etkileyici olmuş diyebilirim. Oyunun giriş bölümünü oluşturan kızkardeşlerin sineklerle olan bağı ve onları istedikleri kişiyi, kişinin içerisine larvalarını bırakmak suretiyle ele geçirmeleri dikkat çekici. Üç kız kardeşi de öldürürken yaşananlar ise görülmeye değer.

{pagebreak::5} 

Ciddi anlamda PlayStation 3 sahibi olduğumuza şükrettirecek bir bölüm olmuş. Zaten oyunlarda bu tarz etkileyici ve görkemli sahneler yer almaya devam ettikçe, oyunlar asla unutulmayacakların arasına hızla yerleşebiliyor, oyunlardan çocukken aldığımız zevki bizlere tekrar bu yaşımızda yaşatmayı başarıyor. Tabii bu lafları yalnızca God of War: Ascension için söylemiyorum. Bu tarz sahneleri barındıran her oyun bu konuda saygı duyulmayı hakediyor kanımca.

Sayfalarca süren God of War tarihçesi ve Ascension‘ın konusu gibi detayları artık geride bırakmak istiyorum. Zaten Ascension’ın hikayesi ile ilgili olarak daha fazla bir şey söylemek istemiyorum çünkü serinin diğer oyunlarını oynayıp burada olacakları merak edenler için çok kötü olacağı kesin.

Onun yerine oyunun teknik yanlarına biraz değinmek istiyorum. Ascension ile birlikte aynı mantıkla oynanan altıncı God of War’a kavuşmuş olduk. Oyunun en önemli eksisiyle de burada karşılaştık diyebilirim. Çünkü bu seri artık kendini fazlasıyla tekrar etmeye başlamış durumda. Tamam en nihayetinde elimde bir God of War oyunu tutuyorum ve taştan olsa yerim diyebiliyorum ama yine de insan artık biraz farklılık arıyor. Button Masher adı türün tartışmasız en iyi örneği olan bu seri, bize daha kaç tane Gamepad’e malolacak onu merak etmiyor değilim.

Gerçi ben şahsım adına bu oyunun PlayStation 3 platformu için son God of War oyunu olacağını düşünüyorum. O yüzden God of War 3‘ten sonra mutlaka oynanması gereken bir oyun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Yine de ilk defa bir God of War oyununda düşmanları öldürmekten sıkıldığımı görmek beni oldukça üzdü.

Bugüne kadar hazırlanan en kapsamlı oynanışa sahip God of War olmasına, düşmanların çeşitliliği ve bu sayede öldürme animasyonlarının da çeşitliliğine rağmen Ascension, God of War 3’ten büyük farklılıklar içermiyor.

Oyunun en önemli farklarını hızlıca sıralayayım; oyunun geçtiği mekanlar God of War 3’ten bile daha hareketli, daha kımıl kımıl. Gerçi God of War 2′den God of War 3‘e geçişte Gaia’nın sırtında oyuna başlamamız da gerçekten etkileyiciydi ama Ascension uzak ara en iyi yaratılan dünyaya sahip diyebilirim. Etrafınızda durmada hareket eden ve yaşayan bir dünya bulunuyor.

Kratos’un animasyonları da iyice gelişmiş durumda. Artık oyun God of War 3’te olduğu gibi inanılmaz bir hızla oynanmıyor. Yani en azından artık Kratos‘un düşmanlarını bir bir parçalarken yaptığı her hareketi en ince ayrıntısına kadar görebiliyoruz. Hatırlarsanız God of War 3‘te bu durum bir hayli mide bulandırıcı durumdaydı ve Kratos’un yaptığı hiçbir hareketi tam olarak algılamak mümkün değildi. Ascension ile birlikte bu durum da kökten çözülmüş durumda.

{pagebreak::6} 

Oyunun kombo sisteminde de ufak tefek değişikliklere gidilmiş. Artık kombolar daha uzun süreli kalıyor ve bu sayede çok daha yüksek sayıda kombo yapmamız mümkün hale getirilmiş. Açıkcası daha oyunun başlarında Ares’in Ateşi’ni aldıktan hemen sonra karşımıza çıkan bir bölümde 387 vuruşluk bir kombo gerçekleştirdiğimi söylersem bence ne demek istediğimi daha rahat anlayabilrsiniz.

Bunların haricinde bir de oyuna Kratosun Öfkesi eklenmiş durumda. Ekranın sağ alta köşesinde düşmanlara vurup kombo yaptıkça hızlıca dolan, düşmanlardan hasar aldıkça ya da bir süre dövüşmediğimizde de aynı hızda boşalan bir bar bulunuyor. Bu bar biraz dolduktan sonra bile analog çubuklara bastırarak (yazar burada L3 ve R3 tuşlarına aynı anda basın demek istiyor) özel saldırınızı gerçekleştirebiliyor ya da öfke moduna geçiş yapabiliyorsunuz.

Oynanış konusunda gerçekleştirilen değişiklikler bu kadar. Grafiklerden bahsetmek gerekirse God of War 3‘ten pek bir farkı olduğunu görmediğimi söylemem gerekiyor. Biraz daha düzeltilen ve “parlatılan” grafikler biraz daha iyi duruyor ama genel anlamda büyük bir gelişme söz konusu değil. Zaten aslına bakarsanız oyunun PlayStation 3‘ü oldukça zorladığına eminim çünkü dünyanın sürekli değişiyor ve oynaşıyor olması, hiçbir yükleme ekranının bulunmaması da grafikler açısından Santa Monica Studios‘u bir hayli köşeye sıkıştırmış durumdadır.

Neyse ki PlayStation 4 duyuruldu ve muhtemelen şu anda o platforma bir God of War oyunu hazırlanıyordur. Doğal olarak çok daha etkileyici grafikleri yeni nesil konsolumuzda görebileceğiz. Aceleye gerek yok demek istesem de yine de God of War: Ascension, 2010 yılında karşımıza çıkan grafiklerin benzerine sahip olması nedeniyle kırık not almak durumunda kalıyor. Grafikler kesinlikle kötü değil ama “daha iyi olamaz mıydı?” sorusunu maalesef sormak zorundayım. Sonuçta oyuncuyuz, hiçbir şey bilmeden sadece daha iyisini istemek hakkımız.

Gelelim grafiklerin ardından oyunun en can alıcı noktası olan seslerine. Çevreden gelen sesler, yaratıkların her kıvrımından çıkan ayrı sesler derken uzak ara serinin en iyi ses efektlerine sahip oyunu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı zamanda oyunun Türkçe seslendirme ve Türkçe dil desteğine sahip olması da biz Türk oyuncular açısından harika bir gelişme.

Seslendirmenin nasıl olduğu konusunda ise ortalık biraz karışık durumda. Ben şahsım adına seslendirmeyi bir hayli beğendim. Ünlü seslendirme sanatçıları tarafından seslendirilen karakterler, oyunun destansı yapısına uygun bir şekilde gayet güzel dinleyebileceğiniz türde olsa da, bazıları seslendirmeyi yetersiz bulmuş. Sebep olarak ise seslendirmenin sanatçılar tarafından yalnızca diyalogların kağıt üzerinden okunması gösteriliyor.

Bu büyük bir eksi ama seslendirme sanatçılarının neredeyse hiçbirinin bir “oyuncu” olmadığını da göz önünde bulundurmak gerek. Zira God of War hiç de hafif bir oyun değil ve barındırdığı vahşeti de hesaba katacak olursak seslendirmenin bu şekilde gerçekleştirilmesi normal.

Yine de kesinlikle en azından ara videoları izleterek görüntülerin üzerine seslendirme yapılması çok daha mantıklı olabilirmiş ama yine tekrarlamak istiyorum, seslendirmeyi beğendim. Uncharted ve inFamous gibi yapımlardan çok daha iyi bir seslendirmeye sahip olduğu kesin. Bu konuda Sony Türkiye‘yi kesinlikle tebrik etmek gerek çünkü oldukça titiz çalışmış ve daha önce gelen eleştirileri bariz bir şekilde değerlendirmeye almış durumdalar.

Ayrıca oyunun Türkçe olması her detayı anlayabilmenize ve özellikle İngilizce diline yeterince hakim olmayan oyuncular açısından kolaylıkla anlaşılabilir olmasına yol açmış. Bu da büyük bir artı kazanmasına yetiyor da artıyor bile.

Seslendirme ile ilgili olarak yapabileceğim son eleştiri ise, Kratos’un sesinin bariz bir şekilde diğer tüm karakterlerden kısık olması. Kratos gibi görkemli bir sese sahip olan bir karakterin bu kadar kısık sesle konuşması anlam verilemez bir durum. Sesinin tonu Kratos‘a oldukça uygun olsa da biraz daha yüksek bir ses seviyesine sahip olarak montajlanması çok daha etkileyici olurmuş diyebilirim.

 {pagebreak::7}

Geldik incelemenin son sayfasına. Son olarak oyunun çoklu oyunculu modlarından da çok kısa bir şekilde bahsetmek istiyorum. Eğer oyunun betasına giriş yapmayı başardıysanız zaten daha önce oyunun çoklu oyunculu modlarını denemişsiniz demektir. Genel olarak Co-Op oynanışa sahip olan çoklu oyunculu modlar seride ilk kez karşımıza çıktı.

Santa Monica Studios bunu da oldukça iyi kotarmayı başarmış. Arenalarda rakiplerimize karşı savaş verirken aynı zamanda takımımız için hareket etmemiz gerekiyor ve bu da keyifli bir oynanış sunuyor. Zaten çoklu oyunculu modlar oyunun oynanış süresini bir hayli artıracak gibi görünüyor. Sonuçta tek kişilik senaryo modunu bitirdiğinizde oyunu belki tekrar oynamak istemeyebilirsiniz ama çoklu oyunculu modlar da tam olarak burada devreye giriyor.

Tavsiyem oyunu önce senaryo modunda oynayıp bitirmeniz ve ardından çoklu oyunculu modlar için sunuculara yüklenmeniz yönünde. Çünkü bu sayede kombo sistemine ve silahların kullanımına tam olarak hakim olacak ve çoklu oyunculu modlarda çok daha etkili bir oyun sergileyebileceksiniz.

Sonuç olarak baktığımızda God of War: Ascension, bu neslin en azından ev konsollarında son God of War oyunu olarak karşımızda duruyor. Aradan geçen üç yıllık süreçte senaryo ve oynanış konusunda önemli adımlar atan Santa Monica Studios’u tebrik etmek gerek. Bunca zamandır süregelen bekleyişin boş yere olmadığını bizlere gösterdikleri için.

Eğer God of War hayranıysanız zaten bu oyunu hiç düşünmeden satın alacaksınız demektir. Sizlere tavsiyem Ascension’ı kaçırmamanız. Hem hikayenin işleyişi açısından öğreneceğiniz şeylerin çokluğu hem de neslin son God of War oyunu olması nedeniyle düşünmeden satın alınması gereken bir yapım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

#video_2161#

PlayStation 3 sahipleri için su gibi ekmek gibi bir anlam ifade eden God of War serisi, bu nesli şanına yakışır bir şekilde kapatıyor. PlayStation 2’den PlayStation 3’e geçiş sırasında yaşanan devrimin bir benzeri PlayStation 4’ün piyasaya sürülmesi ile yaşanır mı bilinmez ama siz siz olun, neslin son God of War oyununu ne olursa olsun kaçırmayın.

İyi oyunlar diliyorum.

  • Grafik: 8
  • Ses: 10
  • Oynanış: 10
  • Genel: 9

Artılar: Seslendirme başarılı, menülerin Türkçe olması oyuna tam olarak hakim olmanıza sebep olacak, ne olursa olsun bir God of War oyunu olması bile başlı başına bir artı, Kratos’un kombolarını izlemek çok keyifli, kontroller iyileştirilmiş ve basitleştirilmiş, oyunda yer alan vahşet ve vahşet sahneleri birçok kişinin hoşuna gidecektir.

Eksiler: Kratos’un sesi çok kısık, söylediklerini anlamak için sesi son seviyede açmak gerekiyor neredeyse, seri artık kendini ciddi anlamda tekrar etmeye başladı, oyun sanki bir ps vita oyunu olsa da hiç sırıtmazmış gibi duruyor, vahşet sahneleri bazılarının hiç hoşuna gitmeyebilir, kombo sistemi ve fırlatma, kapma gibi sistemler çok kolaylaştırılmış, oyunun “zor” olarak nitelendirilen zorluk seviyesi pek de zor değil.

:: God of War: Ascension incelememizi nasıl buldunuz?

123Mac! – Sabit Diskimiz Doldu

Optik Sürücüyü ne kadar sıklıkla kullanıyorsunuz?

Bilgisayarınızdaki DVD sürücüsü en az kullanılan donanımlardan biri. Dilerseniz optik sürücü yerine ikinci bir sabit disk takabilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan iki şey var.

Birincisi standart 2,5 inçlik optik diskinizin yerine takmanızı sağlayacak bir yuva (OptiBay), ikincisi ise çıkarmış olduğunuz optik sürücüyü kullanabilmek için harici optik disk kutusu.

Bu iki ekipmanı www.ebay.com sitesinden oldukça ekonomik fiyatlara temin edebilirsiniz. (yaklaşık 20-25 USD) (anahtar kelimeler optibay, macbook caddy, External USB enclosure caddy)

Optik sürücümüzün yerine yüksek kapasiteli bir disk taktıktan sonra sıra dosyalarımızı yeni diske taşımaya ve SSD’mize nefes aldırmaya geliyor.

Dosyalarımızı taşımaya başlayalım.

Yeni takmış olduğumuz diskin ismini DOSYALAR olduğunu varsayarak devam ediyoruz. Siz örneklerdeki diski ismini kendi disk isminiz ile değiştirebilirsiniz.

{pagebreak::2} 

Tüm müzik arşivimizin iTunes‘da olduğunu düşündüğümüzde ilk yapmamız gereken şey iTunes kütüphanemizi yeni diskimize taşımak olmalı. iTunes tercihlerinde İleri Düzey sekmesindeki iTunes Media klasörünün yeri bölümünde değiştir butonuna tıklayarak yeni diskimizdeki yeni lokasyonunu gösterebiliriz.

Bilgisayarımızda belki de en çok yer kaplayan ikinci dosya grubumuz iPhoto‘ya aktarmış olduğumuz fotoğraflarımız. iPhoto, tüm fotoğrafları tek bir klasör içerisinde muhafaza eder. Öncelikle iPhoto’yu kapatıp /kullanıcılar//Resimler klasörü içerisindeki iPhoto Arşivi dosyasını yeni diskimize taşıyalım.

Daha sonra klavyeden Option tuşunu basılı tutarak dock’ta bulunan iPhoto simgesine tıklayalım.

Ekrana hangi iPhoto arşivini açmak istediğinizi soran bir pencere gelecektir. iPhoto Arşivi’ni taşıdığınız diski bularak arşivinizi seçin. Hepsi bu kadar.

Artık tüm fotoğraflarınız yeni diskinize taşınmış ve kullanıma hazır durumda. Sistemin yüklü olduğu SSD‘nizde ise oldukça geniş bir yer açılmış oldu.

Diğer dosyalarımızı taşımak iPhoto klasörünü taşımak kadar basit olmamasına rağmen bir iki komutla kolayca yapılabilecek seviyede.

Downloads klasöründen başlayalım.

Öncelikle yeni diskimizde aynı isimde boş bir klasör oluşturalım ve mevcut Downloads klasörünün içerisindeki tüm dosyaları bu klasörün içerisine taşıyalım.

Ardından Terminal uygulamasını açarak aşağıdaki komutu yazıp enter tuşuna basarak mevcut Downloads klasörünü silelim. Eski klasörün silinmiş olduğuna ve içindeki tüm dosyaları yeni klasörüne taşımış olduğunuza emin olun.

sudo rm -rf ~/Downloads/

‘Sembolik link’ adı verilen özelliği kullanarak Downloads klasörünün yeni lokasyonunu aşağıdaki komut satırı ile belirtiyoruz.

ln -s /Volumes/DOSYALAR/Downloads/ ~/Downloads

Eğer bilgisayarınızı birden fazla kullanıcı ile paylaşıyorsanız bu komutu aşağıdaki şekilde kişiselleştirebilirsiniz. Böylece her kullanıcının Donwloads klasörünü yeni diskinizde ayrı klasörler olarak kullanabilirsiniz.

ln -s /Volumes/DOSYALAR/KULLANICI-1/Downloads/ ~/Downloads

İşlemi doğru gerçekleştirdiğinizde Downloads klasörünün simgesinde bir ok işareti göreceksiniz.

Klasör taşıma işlemini tercih ettiğiniz tüm klasörler için uygulayabilirsiniz.

:: Yazımız yararlı oldu mu?

 Yazan: Kayhan Belek
 

SDN Teknosa Magazin’in 41. Sayısı Yayında

Ayda iki kez yayınlanan SDN Teknosa Magazin, kırk birinci sayısı ile internet dünyasındaki yerini aldı.

Mart ayının ikinci dergisinin kapak konusu ise değişen televizyon izleme alışkanlıkları. Çevrimiçi televziyon servisleri ile artık istediğin yerde, istediğin zaman, istediğini izle dönemi başladı. Sunulan hizmetleri ve detaylarını sizler için araştırdık.

Ayrıca Twitter, sinema, kitap, bloglar, siteler, sistem önerileri ve diğer sayfalarımız da bu sayıda yer alan diğer içerikler. Oyun sayfalarında ise Tomb Raider incelemesi sizleri bekliyor.

Ayrıca köşe yazarları Cem Sünbül ve Erhan Kahraman da teknoloji dünyasının nabzını tutuyorlar. 123MAC köşesini hazırlayan Kayhan Belek, Mac kullanıcılarının sorunlarını çözüyor. Haydar Özkömürcü de sosyal medyada kişisel markalaşma konusuna değiniyor.

Video inceleme ve video rehberler var

Bu sayıda incelenen ürünler ise BlackBerry Z10, Canon PowerShot SX500 IS, Panasonic TX-L55ET5E, Samsung Galaxy Tab 2 – 7 ve Toshiba Stor E Slim 500 GB.

Rehber konuları ise akıllı müzik uygulamaları, diyafram, NAS nedir ve Windows‘ta bahar temizliği.

Universal App olan uygulamayı iPad ve iPhone üzerinden okumak için buraya tıklayın 

İnternet üzerinden okumak için buraya tıklayın       

Derginin Android tablet versiyonunu indirmek için buraya tıklayın.  

:: Yeni sayıyı nasıl buldunuz?   

 

Hafta Sonları Ankesörlü Telefonlar Ücretsiz

Türk Telekom, hafta sonlarında herkes sevdikleriyle özgürce konuşabilsin diye yeni bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında hafta sonlarında Türkiye’nin dört bir yanındaki ankesörlü telefonlardan telefon kartlarıyla yapılacak şehiriçi ve şehirlerarası tüm görüşmeler ücretsiz olacak.

Türk Telekom’un 16 Mart’ta başlayacak özel kampanyası Türkiye’nin dört bir yanında tüm ankesörlü telefonlarda, telefon kartı ile yapılan aramalarda geçerli olacak. Türk Telekom’un ankesörlü telefonlarından şehiriçi ve şehirlerarası yönlerine yapılacak görüşmelerde kartlardan kontör veya süre eksilmeyecek.

Herhangi bir arama sınırı olmayan kampanya dahilinde, Türk Telekom müşterileri Türkiye’deki tüm sevdikleri ile ev ve iş telefonlarından diledikleri kadar konuşma imkanı bulacak.

Bedava görüşmelerin askeriye ve cezaevi konum grupları dışında kalan tüm ankesörlü telefonlarda geçerli olacağı belirtlidi.

:: Ankesörlü telefonların hafta sonları ücretsiz olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Samsung Galaxy S4, Yakında Vodafone’da

Vodafone Türkiye, Samsung’un merakla beklenen yeni akıllı telefonu Samsung Galaxy S4’ü Vodafone Red ile abonelerine sunmaya hazırlanıyor. A.C.A.İ.P Teknolojik kategorisinde, Vodafone Red tarifelerine avantajlı ödeme seçenekleriyle sunulacak olan Samsung Galaxy S4 için çok yakında ön talep toplanmaya başlanacak.

Samsung Galaxy S4 Ön İnceleme 

5 inçlik ekrana sahip Samsung Galaxy S4, 13 megapiksel ana kamera ve 2 megapiksel ön kamara kullanıyor. 2 GB depolama alanı ve 16 GB, 32 GB, 64 GB olmak üzere 3 farklı dahili hafıza seçeneğiyle sunulacak olan cihaza 64 GB’a kadar microSD kart takılabilecek.

Dört çekirdekli 1.9 Ghz işlemcisiyle performans açısından oldukça kuvvetli özelliklere sahip olduğunu göz önüne seren Samsung Galaxy S4, akıllı yazılım ve sensörleriyle Galaxy serisinin amiral gemisi oluyor.

Samsung Galaxy S4 Hakkında Her Şey 

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Vodafone Türkiye olarak, abonelerimiz dünya kalitesinde son teknolojilere Vodafone farkıyla eşit şekilde ve kolaylıkla erişebilsin, eriştikten sonra da kolaylıkla kullanmaya başlayabilsin diye bir süre önce Akıllı Cihaz Akıllı İletişim Platformu ACAİP’i hayata geçirdik.

Vodafone’da, ihtiyaca en uygun akıllı telefonu seçmek, almak ve kullanmaya başlamak ACAİP kolay diyoruz. Şimdi de merakla beklenen Samsung Galaxy S4’ü Vodafone Red farkıyla abonelerimizle buluşturmaya hazırlanıyoruz. Samsung Galaxy S4’ü Red tarifeleri ile alanlar Vodafone Red’in hayatlarını kolaylaştıran hizmetlerinden ve özel olduklarını hissettiren fırsatlarından faydalanabilecekler.”

:: Samsung Galaxy S4’ü satın alacak mısınız? 

 

Samsung Galaxy S4 Hakkında Her Şey!

Samsung‘un New York‘ta 14 Mart akşam saat 19.00′da düzenlediği Unpacked 2013 etkinliğinde, Samsung’un yeni amiral gemisi Galaxy S4 tanıtıldı. 

Galaxy S4‘ün tanıtıldığı Unpacked etkinliğini kaçıranlar, canlı anlatım konumuzdan o anları tekrar yaşayabilirler. Canlı anlatıma buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca Galaxy S4‘ü ABD’de bulunan ekibimiz kullanma fırsatı yakaladı. O videoya da buradan ulaşabilirsiniz.

Samsung Galaxy S4 Video Ön İnceleme

Galaxy S4, sürpriz olmadı!

Samsung‘un Çin merkezli China Unicom operatörü için ürettiği çift SIM kartlı Galaxy S4 prototipinin sızmasıyla beraber, Galaxy S4‘ün çıkmasından önce tüm özellikler sızdırıldı.

Bizim de yapmış olduğumuz haberlerle örtüşen özellikler, Galaxy S4 lansmanının heyecanını törpüledi. Tıpkı iPhone 5 lansmanındaki gibi!

Samsung Galaxy S4‘ün, merak edilen özelliklerini parça parça inceliyor ve okurlarımıza aktarıyoruz. İlk değineceğimiz özellik ekran.

Galaxy S4’ün ekranı hangi teknolojiyle üretildi?

Samsung’un uzun zamandır beklenen Full HD çözünürlüğündeki AMOLED ekranı, beklenilenin aksine yine Pentile dizilime sahip.

Galaxy S3 ve Note 2 modellerine göre daha gelişmiş bir dizilime sahip olsa da, piksel yoğunluğunu IPS ve LCD ekranlardaki gibi hissedemediğinizi söyleyebiliriz.

Samsung‘un yeniden geliştirdiği ekran, yeşil – sarı PHOLED materyallerden oluşutulmuş yapıda. Samsung’un uzun süredir çalıştığı ekran teknolojisi, mevcut AMOLED ekranlara göre yüzde 25 civarı daha az güç tüketiyor.

4.99 inç büyüklüğündeki ekran, 1920 x 1080 piksel çözünürlüğünde ve 441 ppi piksel aralığına sahip.

PHOLED FULL HD AMOLED, diğer ekranlara göre nasıl?

Samsung‘un yeni ekranı, Galaxy S3 ile karşılaştırdığımızda siyah rengini tam olarak verebilmesiyle dikkat çekiyor. AMOLED ekranların siyah performansı zaten çok iyi olduğu biliniyor. Fakat Samsung, bu ekranla görüş açısı ve siyah performansını epey geliştirmiş durumda.

Yapılan karşılaştırmalara göre Xperia Z‘de kullanılan standart TFT teknolojili Full HD LCD ekranın, siyah renginde ve görüş açısında çok geride olduğu apaçık ortada.

PenTile diziliminin Galaxy S3‘teki ekrana göre epey geliştirildiği gözlemlenirken, piksel yoğunluğunun LCD teknolojisine yaklaştığı görülüyor. Artık PenTile dizilimi, rahatsız edici boyutlardan çıkmış durumda.

LCD ekran ile yeni nesil Full HD ekrandaki PenTile dizilimini karşılaştırdığımızda ise;

Diğer sayfalarda neler var?

{pagebreak::2}

Samsung Galaxy S4’te kullanılacak işlemcinin detayları!

Galaxy S4‘te hangi işlemcinin ve grafik biriminin kullanılacağı merak konusuydu. Samsung, tanıtımında ilginç bir şekilde işlemciden bahsetmedi. Bunun sebebi olarak tanıtımın ABD‘de yapılması görülüyor. Belki ne alaka diyeceksiniz ama ABD başta olmak üzere 4G / LTE destekli pazarlarda Samsung, 1.9 GHz hızında çalışan Qualcomm‘un Snapdragon 600 işlemcisini kullanacak.

İşlemci arenasında bir açıdan rakibi olan Qualcomm’un reklamını yapmak istemeyen Samsung, tanıtımında işlemciden çok bahsetmedi.

ABD pazarı başta olmak üzere, 4G / LTE destekli tüm alanlarda 1.9 GHz hızında çalışan Snapdragon 600 işlemcisini kullanacak olan Samsung, çift kanal teknolojili LPDDR3 formunda 2 GB RAM kullanacak. Hızlandırılmış Adreno 320 GPU’su ise cihaza güç verecek.

Peki ya global Galaxy S4’te ne kullanılıyor?

Dün tanıtılan Galaxy S4, LTE desteği olan Galaxy S4 modeliydi ve Snapdragon 600 işlemcisini kullanıyordu. Samsung, Galaxy S3‘te olduğu gibi global pazarda kendi üretimi olan Exynos işlemcisini kullanacak.

Samsung‘un Exynos 5 Octa diye anılan Exynos 5410 işlemcisini kullanacak olan global sürüm Galaxy S4, beklenenin aksine 1.8 GHz’de değil, 1.6 GHz hızında çalışacak.

ARM‘ın big.LITTLE işlemci mimarisini temel alan ve toplamda 8 çekirdeğe sahip olan Exynos 5410, esasında 8 çekirdekli bir işlemci değil.

Aynı anda 8 işlemci hiç bir zaman çalışmıyor. Yük durumuna göre Galaxy S4, üst seviye peformans gösteren 4 çekirdeği ya da düşük güç tüketimi gösteren 4 çekirdeği aktif ederek, donanımsal olarak güç tasarrufu yapıyor.

Galaxy S4‘ün üst seviye gücünü oluşturan 4 çekirdeği, ARM Cortex A15 mimarisini kullanıyor. Kullanılan çekirdekler Samsung’un 28nm teknolojisiyle üretiliyor ve 1.6 GHz hızında çalışıyor. Düşük güç tüketim modunda devreye girecek olan 4 çekirdekli işlemciler ise 1.2 GHz hızında çalışıyor ve ARM Cortex A7 mimarisini kullanıyor.

Exynos 5410’da PowerVR sesleri!

Exynos 5410′da Samsung, Mali GPU‘su yerine rakibi Apple’ın sık sık kullandığı PowerVR tabanlı grafik çözümü kullanmaya başladı. 533 MHz hızında çalışan PowerVR SGX 544 MP3 grafik birimini kullanan işlemci, 3 çekirdekli grafik işlemciye sahip. Rakibi iPhone 5′in grafik işlemcisi ise SGX 543 MP3. Kısacası güç olarak biraz daha önde tabi ama iPhone’un ekranının daha düşük çözünürlükte olduğunu unutmayalım. Nasıl Galaxy S2, düşük çözünürlüğü sayesinde pek çok telefonu geride bırakabiliyorsa, Galaxy S4‘ü de Full HD çözünürlük biraz terletecek gibi.

Yapılan testlere göre Samsung’un kullandığı grafik işlemci, Adreno 320‘nin yerine göre yaklaşık yüzde 20 daha önünde yer almayı başarıyor. Bu da yine performans olarak rakiplerini belli bir süre daha geride bırakacağı anlamına geliyor.

{pagebreak::3}

Galaxy S4’ün kamera özellikleri!

Samsung, Galaxy S4‘te 13 Megapiksel çözünürlüğünde fotoğraf çekebilen ayrıca Full HD video kaydının yanında, HDR video destekli arkadan aydınlatmalı, sıfır çekim gecikmesine sahip ana kamera ve LED flaş kullanıyor.

Çift LED flaş bekleyenleri üzecek olan Samsung, tercihini tek LED flaştan yana kullanmış.

Geniş merceğiyle dikkat çeken CMOS, Samsung’un pek çok kamera uygulamasıyla destekleniyor. Yeni kamera uygulamalarından en önemlileri Drama modu. 

Kalabalık bir grubun fotoğraf çekilmesi epey zordur. Çünkü bir kişi başka yere bakabilir ya da gözü kapalı çıkabilir. Sırasıyla 9 farklı fotoğraf çeken Galaxy S4, Drama modu sayesinde herkesin en iyi çıktığı fotoğrafları birleştirip, size en iyi fotoğrafı teslim ediyor.

Çift video kaydı özelliğine de sahip olan Galaxy S4, aynı anda hem ön hem de arka kameradan kayıt yapabiliyor. Cihazda kullanılan ön kamera ise arkadan aydınlatmalı 2 Megapiksellik sensöre sahip.

{pagebreak::4}

Samsung Galaxy S4’ün kasa yapısı!

Samsung, Galaxy S3‘e göre ekranı büyüyen fakat tek elle daha rahat kullanılabilen bir telefona imza atmış durumda.

7.9 mm‘lik kalınlığa sahip olan Galaxy S4, 130 gram ağırlıyla da iddialı. Galaxy S3‘e göre 2 gram hafifleyen S4, ayrıca 70 mm sınırının altında yer alarak endeki genişliğini koruyor.

İnce yanakları sayesinde büyüyen ekranın negatif bir his uyandırmadığı söylenen Galaxy S4, daha kaliteli bir kasaya sahip.

Geliştirilen polikarbonat kasa, hem daha hafif hem de daha kaliteli görünüme sahip. Galaxy S4‘ün ekranı ise Corning‘in Gorilla Glass 3 camıyla kaplanmış durumda. Bu da S4‘e sağlamlık ve hafiflik konusunda avantaj katıyor.

Arka kapağı yine çıkarılabilir yapıda olan Galaxy S4, kullanıcılarına değiştirilebilir pil özgürlüğü de sunuyor.

{pagebreak::5}

Samsung’un Galaxy S4 ile gelen yazılımsal yenilikleri!

Android 4.2.2 Jelly Bean işletim sistemi ve firmanın TouchWiz Nature UX 2.0 sürümünü kullanan Galaxy S4, pek çok yazılımsal yenilikle donatılmış.

Galaxy S3 ile gelen Direct Call, Smart Stay gibi yenilikleri devam ettiren Samsung, Smart Scroll, Floating Touch teknolojisi sayesinde Air View ve Smart Pause gibi pek çok yeniliği işletim sistemi içerisine dahil etmeyi başarmış.

Floating Touch Videosu:

#video_2303#

Smart Pause Videosu:

#video_2304#

Samsung‘un yazılımsal yenilikleri bu kadarla sınırlı değil. El yazısını tanıyarak dijital karakterlere dönüştüren Samsung Optical Reader, el hareketlerinizle cihazı kontrol etmenize imkan veren Air Gesture, TouchWiz arayüzüden 9 dile destek sunan S Translator yazılımı, S-Voice, S-Voice Drive ile araba içerisinde geliştirilmiş kullanıcı deneyimi gibi pek çok yenilik bulunuyor.

Group Play, dikkatleri üzerine topladı!

Samsung, Galaxy S4‘ün içerisinde ayrıca Group Play adı altında yeni bir yazılımı kullanıcılara sunuyor. Pek çok Galaxy S4 Wireless ile birleşiyor ve aynı şarkıyı beraber çalmaya başlıyorlar.

8 cihaza kadar çıkabilen bu oluşum, 5.1 ya da 7.1 surround ses dağıtım özelliğine de sahip. Yani telefonlarla beraber bir hoparlör seti oluşturabilirsiniz. Arkadaşlarınızla beraber olduğunuzda keyfli bir özellik olabilir.

 {pagebreak::6}

Galaxy S4’ün diğer özellikleri!

Yeni bağlantı teknolojileri!

Çift taşıyıcı desteği sayesinde 42.2 Mbps HSDPA, en yeni nesil 5 GHz bandında çalışan WiFi a/b/g/n/ac, Bluetooth 4.0, NFC, GPS, GLONASS, DLNA, MHL 2.0 portu, USB OTG, kızılötesi LED gibi bağlantı portlarına sahip olan Galaxy S4, gelişmiş sensörleriyle de kullanım deneyimini değişitiryor. 

Samsung’un hayat arkadaşı dediği Galaxy S4’ün üzerinde çok renkli uyarı ışığı, jeomanyetik, yakınlık, basınç, ısı ve nem sensörleri, jiroskop, ivme ölçer gibi akıllara gelen ne kadar sensör varsa kullanılıyor.

2600 mAh batarya

2600 mAh batarya değeriyle rakiplerinden daha fazla gücü elinde bulunduran Samsung, daha az güç tüketen AMOLED ekranı ve güç tasarruf odaklı piyasaya sunulan Exynos 5 Octa işlemcisiyle, rakiplerinin önünde bir pil performansı sunacak. Galaxy S3’ün bataryası 3 birim dayanıyorsa, Galaxy S4’ün çok rahat 4 hatta ve hatta 4.5 birim dayanması bekleniyor.

Hafıza seçenekleri

Samsung, Galaxy S4’te 3 farklı dahili hafıza seçeneği sunuyor. 16 / 32 ve 64 GB’a ek olarak, 64 GB’a kadar hafıza kartı takabilliyorsunuz. Kısaca 64 GB’lık S4 sahibiyseniz, cihazınızda teorik olarak 128 GB’lık toplam hafızaya sahip olabiliyorsunuz.

Ne zaman çıkıyor?

Samsung Galaxy S4, 155 ülkede 327 mobil operatör ile beraber, Dünya ile aynı anda Türkiye’de 27 Nisan saat 10.00’da satışa sunuluyor.

Galaxy S4’ün 16 GB’lık sürümünün Türkiye fiyatı 1999 Dolar olacak. 32 GB’lık Galaxy S4 için söylenen fiyat ise 2099 TL seviyesinde.

:: Samsung Galaxy S4’ü beğendiniz mi? Sizce yeni özellikleri nasıl?

 

 

Android Oyunu: Football Headers

Türkiye’nin gururları Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Avrupa’da çeyrek finale kalmaları ülke genelinde futbola olan ilgiyi bir kat daha artırdı. Futbola olan ilgi hat safhadayken biz de sizler için PES, FIFA ya da mobil cihazlar için geliştirilen Real Football’dan çok daha farklı bir futbol oyunu seçtik.

Fat Fish Games‘in geliştirdiği Football Headers, bir futbolcuyu yönettiğimiz arcade türünde bir oyun. Saf bir spor oyunu değil, puan yapmaya dayalı bir oyun. 

Football Headers, 15 Megabyte boyutunda. Spor Oyunları kategorisindeki yapım 1.1 sürümüne sahip ve Android 2.2 ve üzeri sistemlerde çalışıyor. Bu güzel oyunun Google Play Store puanı ise 4.1.

{pagebreak::2}

Eğer sadece Android’li bir cihaza sahipseniz, bu tür küçük boyutlu, renkli ve kaliteli görselleri olan, eğlenceli oynanışlarıyla dikkat çeken yapımları pek göremezsiniz ne yazık ki. iOS’daki çoğu oyunun bu kalitede olduğunu ve Android’in bu tür oyunların eksikliğini yaşadığını belirtmeliyim.

Football Headers, çok kapsamlı bir oyun olmasa da yukarıda bahsettiğim kriterlere sahip olduğu için denenmeyi hak ediyor. 

Football Headers oldukça basit bir oynanışa sahip. Reflekslerimizi ölçtüğümüz bu oyunda karşıdaki futbolcunun vurduğu topları kafamızla karşılıyoruz. Top üç yöne gidiyor; sağ, sol ve orta. Futbolcumuzu sağa ve sola eğmek için sanal yön tuşlarını kullanıyoruz. 

Karşımızdaki futbolcu sadece top göndermiyor. Su şişesi ve ayakkabı da gönderiyor, eğer bunlara kafa atarsanız oyun sonlanıyor. Arka arkaya top kaçırmazsanız sarı toplar gelmeye başlıyor ve puan katsayınız artıyor. Böylelikle oyun bitene kadar en yüksek puanı elde etmeye çalışıyorsunuz.

Football Headers‘da diğer oyunlarda olduğu gibi, güçlendirmeler, özellik satın almalar, farklı forma, top ya da saha seçimleri yok. Özelleştirme adına hiç bir şey içermiyor. Oyunda kazanabileceğiniz kupalar mevcut. Bu görevlere Awards kısmından ulaşabilirsiniz. 

3D grafikleri, renkli arayüzü, yazı tipleri ve başarılı ses efekt ve müzikleri ile Football Headers çok başarılı bir oyun. Ancak sürekli bir oyun değil ve sizi uzun süre oyalayamaz. Arcade oyunlarını seviyorsanız deneyin.

İndirmek için tıklayın.

:: Football Headers’ı denediniz mi?

 

Homer Simpsons Bu Sefer Çok Harcattı!

F2P (Free to Play) olan The Simpsons: Tapped Out oyunu 8 yaşındaki İngiliz Theo Rowland-Fry’ ın başını yaktı.

Oyun içi satın alma seçeneklerini kullanarak ailesinin kredi kartından 980 Pound’lık harcama yaptı. Neyse ki aile olayı hemen fark etti ve Apple’a mail attı. Apple böyle durumlarda müşterilerini korumak için para iadesi yapıyor. Geçtiğimiz günlerde başka bir İngiliz ailenin başına gelen böyle bir durumdan sonra, Apple geri ödeme yapmıştı.

Oyun içi satın alma seçenekleri aileleri zor durumda bırakıyor. Apple bu duruma karşı bir önlem almalı. Apple böyle durumların önüne geçebilmesi için, HTC ONE ile gelen Çocuk Modu gibi bir yenilik sunmalı.

Geçtiğimiz haftalarda da buna benzer bir haberi sizlerle paylaşmıştık. iTunes’tan 2570 Dolarlık içerik satın alan çocuğun haberine de buradan ulaşabilirsiniz.

Simpsons: Tapped Out’ı AppStore ve Google Play Store’dan indirebilirsiniz.

iOS için buradan

Android için buradan

Aman dikkat uygulama içi satın alma seçeneklerine dikkat edin.

:: Apple bu tip durumlara nasıl engel olabilir?

Duke Nukem iOS Yolunda

20. yıldönümü şerefine Duke Nukem 2, Nisan ayında iOS platformunda çıkış yapmaya hazırlanıyor. Birçoğunuzu eskiden bilgisayar başına hapseden bu efsanevi oyunun, mobil platformlara uyarlanması oyun severleri sevindirecektir.

Daha önce de Duke Nukem’in 3D versiyonu iOS’a uyarlanmıştı. Eğer isterseniz buradan Duke Nukem 3D’yi ücretsiz indirebilirsiniz. 2 boyutlu Duke için Nisan ayını beklemeniz gerekli.

Duke Nukem 2 oynanış videosunu buradan izleyebilirsiniz.

:: Duke Nukem’ in en sevdiğiniz repliği neydi?

Kapanan Google Reader’a Alternatifler!

Google, popüler olmayan servislerinin bir bir sonunu getirirken, bu uygulamadan nasibini alan son uygulama internet sitelerini RSS üzerinden takip etme imkanı tanıyan Reader hizmeti oldu.

Sizinle daha önceki haberimizde de paylaştığımız gibi 8 yıldır hizmet veren Reader servisini 1 Temmuz itibari ile emekliye ayıracak olan Google, kullanıcılara bilgilerini yedeklemesi konusunda uyarıda bulunup, bu konuda Takeout servisini kullanabileceklerini belirtti. 

Bu açıklamanın bizim gibi birçok kullanıcı da vakit kaybetmeden RSS okuyucu  arayışlarına girişirken, biz de sizlerle bu konuda karşımıza çıkan alternatifleri paylaşalım istedik. İlerleyen sayfalarda kendi ihtiyacınıza göre seçim yapabileceğiniz birçok RSS okuyucuyu bulabilirsiniz.

Web Tabanlı RSS Okuyucular

Bilgisayar için RSS Okuyucular

{pagebreak::2}

Bulut Tabanlı RSS Okuyucular

Eğer gün içerisinde birden fazla bilgisayar kullanan bir kullanıcıysanız bu başlıkta yer verdiğimiz RSS okuyucular, bulut tabanlı olmaları sayesinde hem ihtiyacınıza daha uygun olacaktır, hem de Google Reader‘a bu yönden daha çok benziyorlar.

İlk alternatifimiz web tabanlı RSS okuyucular arasına oldukça popüler olan NetVibes. Ücretli ve ücretsiz seçenekleri bulunan NetVibes‘ın ücretsiz günlük ihtiyaçlarınızı karşılamaya son derece uygun. Bunun dışında profesyonel kullanıcılar için de ücretli seçenekleri bulunan NetVibes‘da ihtiyacınıza uygun bir seçenek mutlaka bulabilirsiniz. Eğer Google Reader‘dan NetVibes‘a geçmeye karar verirseniz, NetVibes‘ın kendi sitesinde yer alan rehber size bu konuda yardımcı olacaktır. 

NetVibes’a ait ekran görüntüsü

NewsBlur da Google Reader’a benzer arayüzüyle dikkat çeken, basitçe üyelik oluşturup favori sitelerinizi istediğiniz bilgisayardan takip etmenize olanak sağlayan bir servis. Üstelik Android ve iOS uygulamaları bulunması da NewsBlur’a bir artı kazandırıyor.

Feedly ise Google Reader‘dan farklı bir tasarıma sahip ve oldukça popüler bir servis. Gazete sayfasına benzer tasarıma sahip Feedly, iOS ve Android uygulamalarının yanı sıra Chrome ve Firefox eklentileri ile kullanıcıların ilgisini çekmeye çalışıyor.

Bu kategorimizde yer alan son servis ise The Old Reader. Google Reader‘ın eski tasarımına benzer bir tasarıma sahip olan The Old Reader, alışkanlıklarından vazgeçemeyenler için iyi bir seçim olacaktır.

{pagebreak::3}

Bilgisayar için RSS Okuyucular

Web tabanlı RSS okuyuculara göre daha kullanışsız bulduğumuz bu kategorideki RSS okuyucular bilgisayarınıza yazılım kurmanızı gerektiriyor. Bu açıdan eğer gün içerisinde tek bir bilgisayar kullanmıyorsanız bu yazılımlar işinizi görmekte zorluk çekecektir. 

Windows için bu konuda yer alan alternatiflerin arasında en başarılılarından biri olan FeedDemon‘da Google Reader‘ın emekliye ayrılacağının açıklanmasının ardından sonunun geldiğini açıkladı. Google Reader ile senkronize olarak çalışan servisin başka bir alternatifi olmadığını açıklayan Nick Bradbury, eğer FeedDemon‘ı Google Reader senkronizasyonu olmadan kullanıyorsanız kullanmaya devam edebileceğiniz de belirtti. 

 

Bir diğer Windows için alternatif uygulamamız ise FeedReader, oldukça sade, basit bir tasarıma sahip olan FeedReader, bu yönüyle ilginizi çekecektir.

Mac kullanıcıları içib RSS okuyucu alternatifimiz ise, birçok Mac kullanıcısının kullandığı Reeder. Eğer Mac kullanıcısı iseniz son derece başarılı olan bu uygulamayı gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Sonuç

Kısaca alternatiflerimizi toplamak gerekirse, günümüzde kullanımı gittikçe artan akıllı telefon ve tabletlerimiz düşünüldüğünde web tabanlı RSS okuyuculara yönelmek daha mantıklı görünüyor. Bu seçenekler arasından da iOS ve Android gibi mobil işletim sistemleri için uygulamaları olanları tercih etmeniz sizin yararınıza olabilir. 

:: Google Reader’ın ardından hangi RSS okuyucuyu tercih edeceksiniz?