Siri’ye Yeni Patron

Amazon’un ürün arama altyapısını sağlayan A9.com‘un başında bulunan Amazon yetkilisi William Stasior, Apple’ın sesli asistan hizmeti Siri’nin başına getirildi. Son altı buçuk yılını Amazon‘daki arama özelliklerini geliştirerek geçiren Stasior’un, Siri’yi Apple’ın beklediği kalite seviyesine çıkarması hedefleniyor.

Apple, 2010 yılında Siri’yi satın almış ve iPhone 4S‘in kilit özelliği, en büyük yeniliği olarak tanıtmıştı. Ne var ki uygulamanın kullanımında bazı eksiklikler ve önemli tutarsızlıklar tespit edilmiş, servis bir Apple hizmetinden beklenen kaliteden uzak kalmıştı. Sesle yapılan sorgulara verdiği isabetsiz yanıtlar nedeniyle eleştirilen Siri, geride kalan 1 yıl içerisinde her iki kurucusunu da kaybetmişti.

Siri’den hem Apple’ın, hem kullanıcıların öncelikli beklentisi yapılan sorgulara doğru yanıtlar vermek olduğundan, Stasior’un bu konuda uygun bir seçim olduğunu söylemek mümkün. Kariyerinin büyük bir bölümünü yeni arama teknolojileri üzerinde çalışarak geçiren yeni Siri patronu, uygulamanın tam donanımlı bir mobil arama hizmetine dönüşmesinde de kilit rol oynayacak.

:: Telefonunuzun sesle sorgu özelliğini kullanıyor musunuz?

Bir Nexus da Sony’den mi Geliyor?

Üzerinde Google logosu bulunan cihazlara tüketicilerin gösterdiği ilgi, birçok üreticinin de iştahını kabartıyor. Samsung ve LG’nin ardından yeni bir Nexus telefon da Sony‘den geliyor olabilir. İnternete sızan yeni bir akıllı telefon fotoğrafında, Sony Xperia T‘yi andıran bir modelin arka kapağındaki Google logosu açıkça görülüyor.

Android Jelly Bean ile çalıştığı gözlenen telefonun elbette sahte olma ihtimali de yok değil. Ancak Google’un Nexus programını tüm üreticilere -belirli kurallar çerçevesinde- açacağı haberlerinin üzerine böyle bir cihaz görüntülenmesi tesadüf gibi görünmüyor. Son olarak LG üretimi bir Nexus, geçtiğimiz günlerde objektiflere takılmıştı.

Google’ın Nexus markasını üreticilere açması, Android‘in akıllı telefon pazarındaki payını daha da artırıcı bir hamle olarak görülürken, üreticiler için de yeni bir koz haline gelebilir.

:: Sizce en iyi Nexus hangisi olacak?

İşte Windows 8’in Müzik Servisi

Microsoft, dijital müzik pazarında payını genişletme hedefiyle hazırladığı Xbox Music hizmetini tanıttı. Bu hafta içerisinde yayınlanacak olan güncellemeyle tüm Xbox oyun konsolu sahiplerine sunulacak olan yeni servis, ayrıca 26 Ekim itibarıyla Windows 8 PC ve tabletlerde varsayılan müzik uygulaması olarak yer alacak.

İlk olarak Haziran ayında gerçekleştirilen bir etkinlikte duyurusu yapılan Xbox Music, kullanıcılara dünyanın dört bir yanındaki müzisyenlerden 30 milyonun üzerinde parçayı Windows 8 mobil cihazlardan, bilgisayarlardan ve Xbox konsolundan online olarak dinleme olanağı sunacak.

Ücretsiz olarak reklam görüntüleme yöntemiyle dinlenebilecek olan Xbox Music’te sınırsız ve reklamsız abonelik ayda 9,99 dolar olarak ücretlendiriliyor. Xbox Music üzerinden 0,99 dolara şarkı almak mümkün olurken, Microsoft’un bu yöntemle Apple ve Amazon’u örnek aldığı gözleniyor.

Microsoft ayrıca kullanıcılara kendi parçalarını tarayıp, eşleştirerek bu şarkıları online müzik kütüphanelerine ekleme imkanı tanıyacak. Zune Marketplace servisinin yerini alacak olan Xbox Music, yakında piyasaya sürülecek olan Surface tabletin de önemli bir kozu olacak.

:: Hangi online müzik servisini kullanıyorsunuz?

Microsoft Surface Avrupa Yolunda

Microsoft sonbahar-kış dönemi için sıkı hazırlanıyor. Windows 8 için düzenlenen etkinliğin yanı sıra, Surface adı altında ilk defa kendi tabletini üretecek olan şirket; yeni tabletin reklamlarını dünyanın dört bir yanında sergiliyor.

Her ne kadar ABD sınırları içerisinde Surface ile ilgili detaylar belli olsa da, Avrupalı kullanıcılar ürünün bu kıtaya gelip gelmeyeceği konusunda tereddütteydi. Ancak Fransa’nın başkenti Paris‘te objektiflere yakalanan bir sokak reklamı, Microsoft’un Avrupa planlarını netleştirdi.

Paris’teki Étienne Marcel Metro istasyonu yakınlarında Richard Ying tarafından çekilen bu fotoğraf; Microsoft’un ABD’deki Surface sokak reklamlarının bir benzerinin de Fransa’da yayınlandığını kanıtlıyor. Cihazın Avrupa’da satışa sunulacağı tarih ise şimdilik bilinmiyor.

:: Microsoft Surface sizce beklentileri karşılayacak mı?

Full HD Ekranlı Sony C6603’ün Test Sonucu!

Sony, akıllı telefon pazarında ben de varım diyor ve yeni modellerini geliştirmeye devam ediyor. Ericsson’ın hisselerini aldıktan sonra sadece Sony adıyla telefon üreten firma, 2012‘yi oldukça parlak bir şekilde geride bırakacak ve bu yıl kazandığı tecrubelerle yeni modellere yelken açacak.

Qualcomm‘un 4 çekirdekli işlemcisi ve Adreno 320 GPU‘sunu kullanan S4 Pro işlemcisinin kullanıldığı yeni nesil bir telefon üzerinde çalışan Sony‘nin, C6603 kod adlı akıllı telefonu test edildi.

Sharp’ın geçtiğimiz haftalarda duyurusunu yaptığı 5 inç büyüklüğündeki Full HD panele yer vermesi düşünülen telefon, Nenamark testinde de görüldüğü gibi Full HD ekrana sahip. Cihaz üzerinde kapasitif tuşlar bulunmadığı düşünülüyor ve alt kısımda Android navigasyon bölümünün bulunması sayesinde ekran çözünürlüğü 1794 x 1080p olarak görülüyor.

2013 yılının ilk çeyreğinde tanıtılması beklenen yeni tepe modelin, 2 GB çift kanal RAM, Qualcomm MDM9615 modem, 32 GB dahili hafıza ve microSD ile arttırılabilir hafıza, Clear Audio+, Mobile Bravia 2, Walkman Audio ile gelişmiş kulaklık deneyimi, 2500 mAh ile 2800 mAh arası batarya, NFC, Bluetooth 4.0, MHL gibi özelliklerle gelmesi beklenen telefon, en büyük yeniliği kamerada yapacak gibi. 

Sony’nin hali hazırda kullandığı 13 Megapiksellik Exmor sensörü ya da yeni geliştirilen 16 Megapiksellik kameradan biri kullanılabilir. Cihazın ön kamerası da 2 Megapiksel olacak.

Konsol kalitesinde grafik deneyimi sunacak olan Adreno 320 ile Full HD çözünürlükte iddialı bir performans alan C6603, Nenamark 2 testinden 59.70 puan almayı başarıyor. Bu puanı Galaxy S3‘te yakalayabiliyor fakat 1280 x 720 piksel çözünürlük ile. 

Bakalım Sony’nin bu performans canavarı nasıl bir deneyim bizlere sunacak?

:: Sony, yeni modelleriyle yükselişini sürdürür mü?

 

Ultrabook’larda Hafiflik ve Taşınabilirlik

Ultrabook modelleriyle ilgili satın alma rehberi ve üçüncü nesil Core işlemcilerin Ultrabook modellerine kattığı artıları daha önceki makalelerimizde sizlere aktardık. Ultrabook içeriklerine buradaki bölümden ulaşabilirsiniz.

2007 – 2008 yılından itibaren piyasada sık rastladığımız netbook modelleri, düşük performansları ve kalın yapılarıyla çok fazla tutmamıştı. Maaliyeti düşürmek adına kalitesiz ve düşük çözünürlüklü ekran panellerinin kullanıldığı netbooklar ile notebookların arasında epey uçurum bulunuyordu.

Ultrabook Neden Çıktı?

Tablet piyasasının 2010 ile doğmasından sonra netbookların ve notebookların pazar payı gün geçtikçe azalıyordu. Bu pazar payının azalması pek çok firmayı başka bir arayışa itti. Bunlardan en başarılısı Intel’in Ultrabook platformu oldu.

Ultrabookların en büyük amacı yükselen tablet pazarına karşı taşınabilir bilgisayarların pozisyonunu güncellemek ve satış oranlarının düşüşünü engellemek.

Notebookları ince ve hafifleştiren bu platform, mekanik disk kullanımını azaltarak, Core i5 ve i7 işlemcilerle beraber başarılı performansı yüksek pil ömrüyle beraber bizlere sunuyordu.

A4 kağıdı kadar büyüklükte ve 1.5 kilo ağırlığında yanımızda dosya taşır gibi taşıyabildiğimiz Ultrabooklar piyasada bulunuyor. Bu ürünlerle 7 – 8 saate kadar pil ömrü sunuluyor.

Intel‘in oluşturduğu Ultrabook platformu 2.5 cm ince ve 1.5 kilodan hafif ürünleri kapsıyor. Maksimum taşınabilirlik ile tüm bilgisayar deneyimini sizlere yaşatmayı amaçlayan Ultrabook platformu, bu açıdan başarıyla ilerliyor gibi. Sonuçta günümüzdeki tabletler bir bilgisayarın tüm yaptıklarını bize sunamıyorlar.

Kilit Nokta İncelik ve Hafiflik:

Ultrabooklarda birazcık incelikten bahsetmek istiyorum. Kapaklı yapıda olduğu için belli bir noktadan sonra inceliğin çok fazla kullanıma etki etmediği gerçeği ortada. Fakat Ultrabookların kapakları kapalı olduğunda ince olması, taşınabilirliği arttıracaktır.

Ultrabook, bir kılıf ile kol altında taşınabilir seviyedeyse adının amacına ulaşmış demektir. Siz onu sadece çantanızda gezdirecekseniz notebook da alabilirdiniz. Ultrabookların farkı tam da bu noktada çıkıyor. 

Bir tablet gibi yanınıza gezdirebilir, kapağını açtığınız gibi çalışmaya hazır bekler ve uzun pil ömrü sunar.

{pagebreak::2}

Hafiflik:

1.5 kilo sınırına uyan ürünler olduğu gibi, bu sınırı aşıp 2 kilo seviyesine çıkan ürünler piyasada bulunuyor. İncelikten ziyade taşınabilirlikte hafiflik daha önemli. Bir ürün çok ince ama çok da ağır olabilir. Butün gün elinizde 2.5 kiloluk bir taşınabilir bilgisayar gezdirmek hiç de hoş bir durum değil. Spora ilk başlayanların dumbell ağırlığı 2.5 kilo seviyesinde olduğunu düşündüğümüzde, böyle ağır bir ürün size spor yaptırabilme haricinde pek bir avantaj sunmayacaktır.

Ne Yapmalıyız?

Kendiniz için optimum çözümü bulmanız gerekli. Bunun için ne istediğinizi bilmeniz şart. Gerçekten taşınabilir bir ultrabook istiyorsanız 1.5 kilo hafifliğinde 2cm‘den ince ürünlere yönelmeniz gerekiyor. 13 inçlik ürünler bu konuda sizlere daha yakın fakat ince kasalı 14 inçlik modeller de var.

Standart Ultrabook donanımı size yeterli gelmiyor, daha yüksek 3D grafik gücü istiyorum diyorsanız Asus UX32VD gibi harici grafik kartı olan ürünlere yönelebilirsiniz. Bu ürün harici grafik kartı olmasına rağmen ince ve hafif yapısıyla dikkat çekiyor.

Asus UX32VD Video incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Benim için performans daha önemli, büyük ekran istiyorum diyorsanız o zaman performans konusunda iddialı notebooklara yönelmeniz gerekiyor.

:: Rehberimiz size faydalı oldu mu? Ultrabook hakkınızda düşünceleriniz neler?

 

Google’dan Yeni Doodle Winsor McCay

Google’ın bugüne özel olarak hazırladığı Doodle eminiz epey ilginizi çekmiştir. Google‘ın normalde hazırladığı Doodle’lar basit bir logo değişiminden ibaret olur. Nadir olarak kullanıcı ile etkileşimli Doodle‘ları gördük (Gitar örneği var) fakat bugünkü Doodle hepsinden farklı.

Ülkemizde pek bilinmiyor olsa da özellikle Amerika‘da isim yapmış en eski çizgi romanlardan olan Little Nemo‘nun ilk yayın tarihinden bugüne kadar tam 107 yıl geçmiş. Google da Little Nemo‘ya özel olarak çizgi roman şeklindeki Doodle‘ını hazırlamış.


Little Nemo in Slumberland (yani Küçük Nemo Hayal Diyarında) çizgi roman serisi, Google tarafından Little Nemo in Google Land olarak değiştirilerek birkaç karelik mini bir çizgi roman hazırlanmış. Çizgi romanda da uykuya dalan küçük Nemo‘nun yatağından Google ülkesine düştüğünü ve mini bir macera sonunda yatağından düşmüş bir şekilde uyandığını görüyoruz.

15 Ekim 1905 tarihinde başlayan ve Walt Disney döneminden önce popüler olan çizgi roman ve animsayon kahramanı Little Nemo ve yaratıcısı Winsor McCay‘i Google çok başarılı bir şekilde anıyor. Ülkemizde pek bilinmeyen Little Nemo böylece 107 yıl sonra kendini bizlere tanıtmış oldu.

:: Google’ın çizgi roman tasarımındaki Doodle’ını nasıl buldunuz?

Yeni Firefox Sosyal Olacak

Firefox’un yeni sürümleri Mozilla tarafından büyük bir hızla hazırlanmaya devam ediyor. Son olarak internet sitesi üzerinden yayımladıkları beta sürümü, Firefox 17‘nin kullanıcılara sunacağı tüm yenilikleri içeriyor. Biri hariç, o da Firefox’un Social API olarak adlandırdığı bir yenilik.

Bu yenilikle birlikte artık tarayıcınız daha sosyal bir hale gelecek. Henüz çalışır durumda değil ama bu adresten de kontrol edebileceğiniz gibi, beta kullanıcıları için çok yakında aktif hale gelecek.

Peki nedir bu Social API?

Firefox’un Social API’si bir sekme şeklinde çalışacak ve favori sosyal ağlarınıza sürekli olarak bağlı kalabilmenizi sağlayacak. Yani oyun oynarken, film izlerken ya da bilgisayar üzerinde iş yaparken, Twitter ya da Facebook gibi sosyal ağlarınız hep açık olacak.

Firefox‘un bu barı sayesinde arkadaşlarınızla sürekli iletişim halinde olabileceksiniz. Hem de yeni bir sekme açmanıza gerek kalmadan direkt olarak sosyal ağlarınıza ulaşabileceksiniz.

Yalnızca sosyal ağlar açısından değil, haber kaynakları, RSS beslemeleri, e-postalarınız gibi tüm önemli ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek şekilde tasarlanmış.

Mozilla‘nın iddialarına göre, sosyal ağlar konusunda sınırsız bir destek sunulacak. Yani aklınıza gelebilecek her sosyal ağ, Firefox’un Social API‘siyle birlikte entegre şekilde çalışabilecek.

Eğer beta sürümünün diğer yeniliklerine göz atmak istiyorsanız bu adresi kullanabilirsiniz.

:: Sizce tarayıcıda sosyal ağ entegrasyonu gerekli mi?

Microsoft’tan Yeni Windows 8 Videosu

Microsoft‘un WindowsVideos hesabı tarafından YouTube’a dün yüklenen Windows 8 yakında geliyor adlı video ile yeni tanıtım videosunu yayınlayan firma, son zamanların en büyük yatırımı olarak nitelendirilen Windows 8 işletim sisteminin reklamını yapmaya devam ediyor.

26 Ekim‘de tanıtılacak olan işletim sistemi için hazırlanan videoda 10’dan geriye sayıyor ve 8’de kalıyor. Windows 8′in yeni Metro arayüzüyle beraber çoklu dokunmatik desteği, oyun deneyimi gibi pek çok yenilikçi güncellemeden görüntülerle Windows 8 tanıtılıyor.

Surface tableti ve Windows 8 işletim sistemini piyasaya sürecek olan firma, reklam ve tanıtımlar için 1 milyar Doları gözden çıkarmış durumda.

#video_6554#

:: Windows 8 sizce başarılı olur mu?

Cisco Expo 2012’de Neler Oldu?

Açılış konuşmaları Cisco Türkiye Genel Müdürü Ümit Cinali, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı (BTK) Dr. Tayfun Acarer ve Cisco Kıdemli Başkan Yardımcısı Duncan Mitchell tarafından yapılan etkinlikte, dünyadan ve Türkiye’den uzmanlar ile küresel mega trendlerin ekonomik ve toplumsal etkilerinin, yenilikçilik ve teknoloji mimariler konuşuldu.

Özel röportajı izleyin

#video_6549#

Ana teknoloji sponsorunun Intel olduğu ve ayrıca sponsor olarak Netaş, IBM, EMC, NetApp ve Sekom gibi firmaların desteklediği etkinliğin açılış konuşmasında bu sene Cisco Expo için özellikle Ankara‘yı tercih ettiklerinin altını çizen Cisco Türkiye Ülke Müdürü Ümit Cinali ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

2023’e hazırlık

1997’den beri ülkemizde faaliyet gösteren Cisco, Türkiye’nin 2023 hedeflerine paralel olarak kendi araştırmalarını ve gelecek planlarını bu etkinlikte paylaştı.

30 civarında ülkede gerçekleşen Cisco Expo adlı organizasyon, ülkemizde en son 4 yıl önce yapılmıştı. Firma, bu etkinliği bundan sonra her yıl yapmak üzere kolları sıvadığını da açıkladı.

Cisco Expo 2012‘de yapılan açıklamalarda Cisco‘nun sadece ağ teknolojilerini sağlayan bir şirket olmadığı, sunulan katma değerli çözümlerin yanı sıra bilişim sektörüne ciddi insan kaynağı sağlayan akademiler sayesinde sertifikalı uzman yetiştirildiği de belirtildi.

Etkinlikte konuşan BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Türkiye’deki bilişim sektörüne ait bazı güncel rakamları paylaştı.

Bunlar arasında bu sektörün geçen seneye oranla %13 büyümesi, geniş bant abone sayısının 19.3 milyon olması, e-ticaret hacminin geçen seneye oranla %60 artması dikkat çekti.

Cisco, Fatih Projesine Hazır

Fatih Projesi için gereken iletişim altyapısına uygun çözümlerin de demo alanında ziyaretçilere sunulduğu Cisco Expo 2012‘de, okulda kablosuz iletişim kurmaktan tutun da, öğrencilere verilecek tabletlerin sipariş takibinden tedarikine, öğretmenlerin video konferans aracılığıyla haberleşmesine kadar farklı süreçleri tek bir merkezden yönetebilecek sistemler anlatıldı.


Cisco Kıdemli Başkan Yardımcısı Duncan Mitchell ise teknolojik gelişmelerin uzun dönemde üretkenliğin artırılmasında diğerlerine göre %52’lik bir oranla en önemli etken olduğunun altını çizdi

Gündeme gelen bir diğer konu da, değişen teknoloji modasının kurumların çalışma tarzlarına olan etkileri oldu.

Cihazını getir, çalışmaya devam et!

Dokunmatik ekranlı akıllı telefonların ve tabletlerin daha sık kullanılmasıyla beraber, bu cihazların sadece evde eğlence amaçlı değil aynı zamanda şirketteki ağa katılarak kullanılabilmesini sağlamayı hedefleyen ve bu sayede motivasyonun yüksek ve verimli olan çalışma tarzını ortaya koyan “Bring Your Own Device” başlığı da tartışıldı.  

Cisco, bu süreçlerin ne kadar kolay yönetildiğini anlatmak için ziyaretçilere bir de demo yaptı.

:: Cisco’nun yeni nesil ağ teknolojileri için neler düşünüyorsunuz?

 

 

Football Manager 2013 Ön İnceleme

Her yıl olduğu gibi bu yılın son dönemlerinde de futbola doyduk diyebiliriz. Gerçi futbola doyum olmaz ama yine de FIFA 13, PES 2013 ve ön inceleme sürümü de olsa (ve sizler henüz erişemiyor olsanız da) Football Manager 2013 ile içimiz dışımız futbol oldu.

FIFA ve PES direkt olarak futbol oyunu olarak karşımıza çıksa da, içimizdeki teknik direktör olma aşkını Football Manager 2013 ile bastırıyoruz. Eğer siz de bir teknik direktör olmak istediniz ama aileniz bu talebinizi ciddiye bile almadıysa, buyurun Football Manager 2013 ile bu rüyanızı gerçek kılmaya.

Yeni bir yıl, yepyeni bir Football Manager

Bu yıl Football Manager 2013’e baktığımızda en büyük yeniliğin (biz Türk oyuncular açısından tabii) oyunun direkt olarak Türkçe başlıyor olması. Oyunu açıp da ana menüye girdiğinizde karşınıza hiçbir abuk subuk yama yüklemeden direkt olarak Türkçe seçeneklerin gelişi gözlerimin içini parlatmadı değil.

Tabii yıllardır oyunu İngilizce dil desteği ile oynamaya alışık olduğumdan başta bir garipseme anı yaşadım. “Bu ne ya hiçbir şeyi bulamıyorum!” cümlesiyle başlayan FM 2013 deneyimimde, neyin ne olduğunu çözene kadar geçen sürecin ardından baktım ki Türkçe Football Manager ayrı bir keyif sunuyormuş.

Ana menüde yer alan  yeni seçeneklerimizden devam edelim. Bu yıl Football Manager’ın getirdiği büyük yeniliklerden biri de iki yeni oyun modu. Bunlardan ilki Football Manager Classic olurken, diğeri ise Challenge yani meydan okuma modu.

{pagebreak::2}

Meydan okuma moduna girdiğinizde, oyunun sizlere sunduğu hali hazırda senaryolarla karşılaşıyorsunuz. Bunlardan bazıları namağlup biten ligin ilk yarısının ardından, namağlup olarak ligi tamamlamaya çalışmak, en önemli oyuncularınız sakatlanmışken yönetimin ligde olmanızı istediği yerde ligi bitirmek, düşme potasındaki bir takımı yukarı sıralara taşımak gibi senaryolar.

Eğer oyuna başladığınızda size sunulan dört ayrı senaryoyu da oynar ve sıkılırsanız ya da beğenmezseniz, oyun sizlere satın alabileceğiniz yeni senaryolar sunacak. Bu da Football Manager tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, belli birkaç ayın ardından canınızı sıkmaya başlayan Football Manager’ı daha da uzun soluklu hale getirecek. Tabii oyunun indirilebilir içerik satma moduna girmiş olması da biraz mide bulandırıcı ama yapacak bir şey yok, oyun sektörü artık DLC yani indirilebilir içeriklerden para kazanır hale geldi ne yazık ki.

Oyunda yer alan diğer bir mod ise az önce de bahsettiğim Football Manager Classic modu. Bu mod hızlıca bir oyun oynamak istediğinizde kullanmak için ideal diyebilirim. Bu modda oyuna başladığınızda gereksiz bulduğunuz tüm detaylar, yapay zeka tarafından hallediliyor ve size yalnızca transfer yapıp kadro ve taktik oluşturma imkanı tanınıyor.

Ne antrenmanları ne de takım çalışmalarını ayarlamak gibi dertleriniz olmuyor. Oyuncu sözleşmeleri otomatik olarak yenileniyor ve takım konuşmaları, hazırlık maçı ayarlamak, basın toplantıları gibi seçenekler de direkt olarak yapay zekanın kontrolüne bırakılıyor.

{pagebreak::3}

Aslına bakarsanız bu modu normal oyuna girdikten sonra da neredeyse aktif hale getirebiliyorsunuz diyebilirim. Çünkü yukarıda saydıklarımın neredeyse hepsini normal oyunda da yapay zekanın kontrolüne bırakabiliyorsunuz. Yine de “Ben uğraşmam hacı” diyorsanız, klasik mod sizin için biçilmiş kaftan olacaktır.

Son olarak oyunun 3D maç motorunun da yenilendiğini belirteyim ve yeniliklerin sonuna geleyim. Ardından da oyun deneyimlerimi sizlerle paylaşayım. Değişen maç motorunun en büyük artısının, tribünlerdeki taraftarların animasyonlarına ve topun fiziğine olduğunu belirtmem gerekiyor. Artık maçlar çok daha gerçekçi görünüyor ve bu da maçları izlemeyi daha da keyifli hale getiriyor.

Ayrıca oyunda gereksiz pozisyonlar artık çok az gösteriliyor. Yani gösterilen bir pozisyon ya gol oluyor ya da net bir pozisyon kaçıyor. Saçma sapan top çevirmeleri izlemek zorunda kalmıyoruz. Fakat bu da maçların çok hızlı bitmesine yol açmış. İyi mi kötü mü bilemedim çünkü aslına bakarsanız sezonlar artık çok daha çabuk bittiğinden avantajlı gibi görünüyor.

Oyuna girip de oynamaya başladığınızda ise iki önemli yenilik gözünüze hemen çarpacak. Öncelikle arama kutucuğumuz artık yok! Nerede bu kutucuk diyorsanız, sağ üstte bulunan büyüteç simgesine tıklayarak arama menüsünü açabilir ve çok daha detaylı bir arama motoru ile göz göze gelebilirsiniz.

{pagebreak::4}

İkinci büyük yenilik, transfer hedefi belirleyebiliyor oluşunuz. Eğer klasik moda girmeyip de normal modu oynuyorsanız ve transfer yapmak sizi zorluyorsa, yönetiminize çeşitli transfer emirleri vererek bütçenize uygun iyi oyuncuların transferi için sizin yerinize uğraşmalarını isteyebiliyorsunuz. Büyük kolaylık ama oyunun zevkli olan kısmını öldürdüğü de bir gerçek.

Bunun dışında oyuna başlar başlamaz yönetim ve asistanınız sizi bir toplantıya davet ediyor. Bu davetle birlikte, eskiden tek tek ayarlar ya ta takım ayarlarına girerek yapmanız gereken bütün ince ayarları daha oyunun başında soru cevap şeklinde yapabiliyorsunuz. En çok beğendiğim ve oyunu ciddi anlamda pratikleştiren yeniliklerden biri olduğunu söyleyebilirim.

Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi kapışması sürüyor

Futbolseverlerin en çok merak ettiği konu tabii ki “Ronaldo mu yoksa Messi mi?” sorusu olacaktır. Bu konuda içinizi rahatlatmak adına aşağıda iki oyuncunun da ekran görüntülerini koyuyorum. Benim oyun tarzıma göre Cristiano Ronaldo daha etkiliyken, Lionel Messi’nin de yadsınamaz bir patlayıcı forvet olduğunu söylemem gerekiyor. Eğer iki oyuncunun üzerine takım kuracak olursanız, her yıl 35 gol ve üzerine çıkacaklarının garantisini verebilirim.


Buraya tıklayarak görselin büyük haline göz atabilirsiniz


Buraya tıklayarak büyük haline göz atabilirsiniz

Bunların haricinde oyunun “Hızı 17 ve üstü olan forvet gol rekoru kırar” sistemi hala devam ediyor. Eğer çok hızlı ve bitiriciliği yüksek bir oyuncunuz varsa, emin olun ki gol rekorları kıracaksınız. Hangi takımda olduğunuzun da pek önemi yok, özellikle küçük takımlarla oynarken ve Türkiye liginde oynuyorsanız, mutlaka hızı çok yüksek forvet oyuncuları aramaya bakın derim.

{pagebreak::5}

Eksiler, eksiler, eksiler

Oyunda geçirdiğim 2 sezonun ardından (biri Beşiktaş ile diğeri de Real Madrid ile şampiyonlukla sonuçlandı) fark ettiğim şey sakatlık belasının yine her yıl olduğu gibi Football Manager’ın ilk yamasına kadar başımızı ağrıtacağı oldu. Oynadığım taktikte üçlü orta saha göbeğinin en solundaki pozisyona kimi koyarsam koyayım sakatlandı.

Aynı maçta aynı pozisyonda üç oyuncumun sakatlanması ise bu duruma tuz biber ekmiş oldu. Çıldırmamak elde değil ama ilk yama ile sakatlık sorununun ortadan kalkacağına artık o kadar alıştık ki, belki oyunun tam sürümü piyasaya sürüldüğünde bu problem de giderilmiş bile olabilir diye düşünüyorum.

Bunun haricinde maç motorunun çıldırdığı anlara tanıklık ettim. Bazı anlarda 45 metreden gol yiyen kaleciler olabildiği gibi, bir maçta aynı oyuncunun bana 4 frikik golü atması ve bu gollerin hepsinin birbirinden fantastik noktalardan atılması oldukça ilginç bir deneyim oldu. Frikik puanı 14 olan bir oyuncunun bir maçta 4 frikik golü atması gözümüzle görebileceğimiz bir durum gibi durmuyor zira.

Bunların haricinde oyunun ön inceleme sürümü olmasından kaynaklı olarak bazı hataları olduğu da gerçek. Örneğin çevirilerde bazı cümleler çevrilmemiş ve İngilizce olarak karşımıza geliyor. Bazı cümleler ise yarı Türkçe yarı İngilizce kalmış. Bunlar tabii ki ön inceleme sürümünden kaynaklanıyor ve düzeltilecektir.

{pagebreak::6}

Geçtiğimiz yıllarda oyunun 3D maç motorunun duruaksama problemleri olduğunu ve bazı anlarda oyunu kare kare gördüğümüzü hatırlarsınız. Bu yıl bu durum düzeltilmiş olsa da, yönetmen kamerası olarak adlandırılan kameranın bazı hataları var ve pozisyon oluşurken alakasız bölgeleri gösterebiliyor. Çok nadiren de olsa başıma geldi ve düzeltilmesi gereken büyük bir problem olduğunu Sports Interactive’in fark etmesini umuyorum.

Oyunun zorluk seviyesi ise biraz düşmüş gibi. Beşiktaş ile hiç transfer yapmadan lig şampiyonluğunu almam çok kolay oldu. Türkiye liginde en iyi kadro Fenerbahçe’de gibi görünüyor ama Fenerbahçe iki sezonda da ligi 6. sıradan yukarıda bitiremedi. Şampiyon olduğum sezon ikinci sırada Galatasaray, üçüncü sırada ise İstanbul Büyükşehir Belediye vardı.

Kısacası zorluk konusunda biraz daha kolay bir oyun bizleri bekliyor gibi görünüyor. Bakalım oyunun tam sürümü piyasaya sürüldüğünde bu iş ne kadar değişmiş olacak, hep birlikte göreceğiz.

{pagebreak::7}

Son sözler

Geldik bir ön incelemenin daha sonuna. Aslında bu yazıyı biraz daha kısa tutmak istiyordum ama ne yazık ki başladık bir kere ve kendimi durduramadım. İnceleme sürümünde neler yazacağımı şimdiden merak etmeye başladım diyebilirim hatta.

Ön inceleme sürümü de olsa, geçtiğimiz yılın ön inceleme sürümüne baktığımızda çok daha iyi bir oyun ile karşı karşıya olduğumuzu ve 20 yıllık ömrünün kesinlikle her yıl olduğu gibi yine en iyi oyununu hazırlamayı başardıklarını söylemeliyim.

Sports Interactive bu işi gerçekten iyi biliyor ve futbolseverlerin vaktini çalmaya devam ediyor. Tam sürüm piyasaya sürüldüğünde düşünmeden alınması gereken bir oyun olduğunu ve özellikle Türkçe piyasaya sürülecek olması nedeniyle Türkiye satış rakamlarının da devasa boyutlara ulaşacağından emin olduğumuzu belirtelim ve ön incelememizi noktalayalım.

İyi oyunlar dilerim.

:: Football Manager 2013’ü almayı düşünüyor musunuz?

Apple, İşlemcilerini TSMC’ye Ürettirebilir

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company TSMC, başta AMD Radeon ve Nvidia’nın GeForce GPU’ları başta olmak üzere pek çok firmanın çip üretimini üstleniyor. En son 28nm teknolojisiyle üretim yapan firma,  2013 yılında 20nm üretimi başlatacağını belirtiyor.

Hacimli üretimleri başarılı bir şekilde gerçekleştiren firma, 20nm seviyesine geldiğinde belki de en büyük müşterilerinden biri de Apple olacak.

Apple’ın mevcut işlemcilerini Samsung üretiyor. En son çıkan 32nm teknolojisiyle üretilen A6 işlemcisi de Samsung tarafından üretiliyor. Apple, Samsung ile yaşanan dava süreçlerinden sonra başka kaynaklara geçme düşüncesini uygulamaya başlamış durumda. 

NAND yongaların üretimini TSMC’ye kaydıran ve burada 28nm üretime ile verimli bir şekilde işbirliği yapan ikili, A6 işlemcilerin üretiminin bir kısmını TSMC’ye kaydırabilir. iFixit’in iddiasına göre bazı iPhone 5′lerde TSMC üretimi A6 işlemcisi bulunacak, bazılarında ise Samsung üretimi. Yanlız bu münkün olabilecekken, üretim farklılıklarından oluşabilecek sorunlar ve farklılıklar düşünülerek bu değişim bir sonraki işlemci ailesinde yaşanabilir.

Örnek vermek gerekirse Apple’ın önümüzdeki dönem çıkartacağı A7 işlemcisi, tamamen TSMC tarafından üretilebilir. Ama şu bir gerçek ki, Samsung ile Apple’ın üretim konusundaki iş birliği yavaş yavaş sonlanıyor. Firmanın Samsung’a ürettirdiği son işlemci büyük ihtimalle A6 olacak.

:: Apple’ın üretimi Samsung’tan alıp başka firmalara vermesi risk oluşturur mu?