Logitech Wireless Touch Keyboard K400

Bilgisayarlar ne kadar gelişirse gelişsin onlarla iletişimimizi sağlayan cihazlar klavye ve fareler. Bütün girişlerimiz ve bilgisayarla olan iletişimimizi bu cihazlar sağlıyor. Son yıllarda bu cihazlara akıllı televizyonlar da eklendi.

Logitech’in klavye ve fareyi bir arada sunan çözümü Wireless Touch Keyboard K400, hem masaüstünde hem salonunuzda kablo karmaşasına son veriyor. Ürün bildiğimiz klayvelerden biraz küçük bir tasarıma sahip. Sağ tarafta bulunan TouchPad yardımı ile farenizi kullanıyorsunuz.

ShiftDelete.Net farkıyla Wireless Touch Keyboard K400 video incelemesi:

#video_6400#

Nano algılayıcı

Ürün aynı zamanda kablosuz olarak kullanıldığından masaüstünde ek kablo karmaşasından da kurtuluyorsunuz. Cihaz enerji kaynağı olarak AA ebadında 2 adet kalem pil kullanıyor. Algılayıcı olarak Nano olarak tanımlanan küçük USB bağlantılarından kullanan üründe bu algılayıcı firmanın geliştirdiği Unifying teknolojisini kullanıyor. Bu teknoloji benzer özelliğie sahip 6 farklı Logitech ürününü tek bir algılayıcı üzerinden kontrol etmenizi sağlıyor.

{pagebreak::2}

Akıllı televizyonlarla da uyumlu

K400’ün belki en ilginç özelliği akıllı televizyonlarla olan uyumu. Son yılların yükselen trendi olan akıllı televizyonlarla internete girme, yazı yazma ve benzeri metin girişi gerektiren birçok işi K400 ile yapabiliyorsunuz. Elbette bunun için akıllı bir televizyona sahip olmanız ve bu televizyonun klavyeyi desteklemesi gerekiyor.

Hem bilgisayar hem akıllı televizyonlarda kullanmak üzere tasarlanan Logitech Wireless Touch Keyboard K400, görevlerini başarı ile yerine getiriyor. Bildiğimiz Logitech kalitesine sahip olan klavye, parasının hakkını veren bir ürün.

Teknik Özellikler

  • Etki mesafesi: 10 metre
  • Touchpad: 3.5 inç
  • Ek özellik: Tak çalıştır, Logitech Unifying alıcı, kompakt dizayn, kısayol tuşları, akıllı televizyonlarla kullanılabilme
  • Güç: 2 adet AA kalem pil
  • Frekans: 2.4 GHz
  • Boyutlar: 30 x 150 x 400 mm
  • Fiyatı KDV Dahil 90 TL (yazı hazırlandığı tarihte)

Artıları: Şık tasarım, kompakt gövde

:: Bu tarz bir ürünü kullanır mısınız? Tıklayın forumda tartışalım

 

Windows Phone için 3 Uygulama

Skyscanner

Skyscanner iOS ve Android’de de bulunan bir uçak bileti bulma servisi. Nereden kalkacağınızı, nereye varacağınızı, zaman aralıklarını ve kişi sayısını belirttiğiniz zaman, uygulama sizin için mevcut havayolları arasında araştırma yapıyor.

İster uygulama üzerinden ister havayolu şirketlerinin sitesinden bilet almak mümkün. Sade arayüzü ile hızlı ve rahat bir kullanım sunan uygulamanın boyutu 3 Megabyte.  

İndirmek için tıklayın.

{pagebreak::iki}

Adobe Reader 

PDF denilince akla ilk gelen isim Adobe‘un Windows Phone uygulaması sayesinde, PDF dosyalarınızı, E-posta’dan, internetten ya da cihazınızdan açabilirsiniz. Multitouch desteği sunan uygulama, hareket sensörünü de kullanıyor. 1 Megabyte boyutundaki uygulama biraz yavaş çalışsa da PDF dosyalarını cep telefonunuzdan açmak için iyi bir seçenek.

İndirmek için tıklayın.

{pagebreak::uc}

Photogram

Instagram benzeri bir uygulama olan Photogram, çektiğiniz fotoğraflara basit efektler verebileceğiniz hızlı kullanıma sahip bir uygulama.

Basit yapısıyla dikkat çeken uygulamanın yapabileceği herşey ekran görüntüsünden görülüyor. Renk filtreleri, çerçeveler, bulanıklık gibi efekleri uygulayabileceğiniz fotoğrafınızı, isterseniz Facebook‘a da yükleyebiliyorsunuz.

İndirmek için tıklayın.

:: En beğendiğiniz uygulama hangisi oldu?

Android için Rainbow Racer

Aslında sonuç kısmına yazmamız gerekenleri, girşte sizlere aktarmış olduk. Ancak uzun bir aradan Rainbow Racer gibi böyle farklı ve kaliteli bir yapımla karşılaşınca tanımını da ballandıra ballandıra yapmış olduk.

Yarış kategorasindeki yapım, 7.9 Megabyte boyutunda. Google Play Store ortalaması 4.0 olan yapım, Android 2.0 ve üstünde çalışıyor. 

{pagebreak::iki}

Gökkuşağı desenleri ile bezenmiş bir deniz topunu yönettiğimiz oyunda, başlangıçta bitişe ulaşmalıyız. Dar, engebeli ve zaman zaman spiral yollardan geçtiğimiz oyun,  hareket sensörleri ile oynanıyor. 

Hassasiyetin keskin olduğu yapımda, toplanması gereken yıldızları toplamamız lazım. Bazen blok şeklinde direkler sayesinde korunsak da her zaman bu mümkün olmuyor. Bölümleri ne kadar kısa zamanda bitirirsek o kadar iyi puan alıyoruz.

Bu arada şaşırtıcı şekilde gördüğünüz tüm bölümler oynanabilir durumda. Bu bölümlerin açık olmasındaki hedef, puan yapıp, bu puanları yerel olarak arkadaşlarınızla ya da dünya genelinde karşılaştırabilmeniz.

{pagebreak::uc}

Geldik oyunun görsellerine, boş gri bir arka plan üzerine, gökkuşağı desenli topumuzun geçeceği platformlar yerleştirilmiş. Platformlar oldukça güzel ve renkli hazırlanmış durumda. Topun ise peşinden bıraktığı renk paleti görülmeye değer güzellikte. 

Rainbow Racer’ın menüleri, Android oyunlarındaki en iyi oyun menülerinden. Kesinlikle en iyiler arasında yer alacak menü tasarımına sahip yapımın, müzik ve ses efektleri de çok başarılı. Her yönü ile başarılı olan bu yapım, kesinlikle denenmeyi hak ediyor.

İndirmek için tıklayın.

ya da Barkod tarayıcı ile tarayın.

Barkod tarayıcınız yoksa buradan yükleyin.

:: Rainbow Racer’ı denediniz mi? 

Assassin’s Creed 3’ün Çıkış Tarihi Belli Oldu

Gerek barındırdığı bütçe gerek ortaya çıkarılan birbirinden değerli yapımlar ile oldukça büyük bir yelpazeyi bünyesinde barındıran oyun sektörü yeniliklerle karşımıza çıkmaya devam ediyor. Özellikle son dönemde seviye atlayan grafik kalitesi ve yapay zeka sayesinde daha gerçekçi deneyim sunmaya başlayan yapımlar diğer taraftan birer sistem canavarı konumundalar.

Bunlardan birisi de popüler oyun Assassin’s Creed. Ubisoft tarafından geliştirilen çalışma çıktığı ilk günden itibaren büyük ilgi topladı. Satış rakamları açısından yüzleri güldüren oyun şu sıralar 3. versiyonuyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Assassin’s Creed 3 ismiyle anılan serinin son üyesi hakkında uzun zamandır birtakım söylentiler dolanıyor. Yayınlanan yeni videolar ile meraklı bekleyişi bir nebze olsun azaltmayı hedefleyen firma, son olarak PC versiyonunu ertelediğini duyurmuştu. Tam olarak akıbeti bilinmeyen masaüstü sürümüne lişkin beklenen açıklama ise nihayet gün içerisinde geldi.

Buna göre Assassin’s Creed 3 bilgisayarlara – tekrar herhangi bir ertelenme tekrar söz konusu olmazsa- 23 Kasım 2012‘de, konsollara ise 31 Ekim 2012‘de merhaba diyecek. Ekim gibi beklenen yapımın Kasım başlarına sarkması takipçilerini üzse de şimdilik beklemekten başka çare yok.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın konu edindiği oyunda  Ratohnhaké:ton adındaki yerliler dikkat çekiyor. Bakalım tarih 3 Kasım’ı gösterdiğinde karşımıza nasıl bir sonuç gelecek.

:: Assassin’s Creed 3 sizce nasıl olacak? Görüşlerinizi bizimle paylaşın.


 

DMD Panorama’dan API Müjdesi

Gerek iOS, gerekse de Android işletim sistemli akıllı telefon sahibi olan fotoğrafseverlerin sadece Instagram ile fotoğraf filtrelediklerini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Çünkü DMD Panorama sayesinde panaromik fotoğraflarla da ilgilenen fotoğrafseverlerin çok başarılı çalışmalarını görmek mümkün.

Haziran 2011’den bu yana 4.5 milyon kez indirildi

Dermandar olarak da bilinen DMD Panorama‘nın iOS sürümü ilk kez Haziran 2011’de kullanıma açıldı ve uygulama o günden bu yana tam 4,5 milyon kez indirildi. Bununla birlikte, uygulamanın Android versiyonu da bir hayli ilgi görüyor.

DMD Panaorama’dan API müjdesi

Girişimin kurucularından ve aynı zamanda DMD Panorama‘nın CEO’su Elie-Gregoire Khoury‘den alınan bilgilere göre, DMD Panorama artık tüm uygulama geliştiricilere açıldı. Bu API’n açılması da şu anlama geliyor, artık farklı uygulamalar, DMD ile çekilmiş panoramik fotoğrafları kullanabilecek.

Örnek vermek gerekirse, farklı bir uygulama sayesinde DMD Panorama ile çekilmiş bir fotoğrafı kartpostal haline getirecek bir girişim (geçenlerde bir benzerini Facebook ortaya çıkartmıştı) ortaya çıkabilir ya da bazı emlak siteleri, evin manzarasını DMD Panorama aracılığı ile çekerek bir uygulama üzerinde kullanabilir.

Uygulama geliştiricilere verilen bu tarz izinler, hem yeni girişimlere ön ayak olurken, hem de uygulamanın kendisinin kullanım oranlarını ve bilinirliklerini de arttırıyor.

:: DMD Panorama Kullanıyor musunuz?

Pinterest’e Üye Alımı Başladı

Sanal dünyanın ziyaretçi trafiğinin önemli bir bölümünü sosyal ağlar oluşturuyor. Önceliğini Facebook ve Twitter’ın yaptığı sektör her geçen gün kişilerin hayatına bir adım daha girmeye devam ediyor. Bunların son üyesi ise adını rakiplerine nazaran daha az duyduğumuz Pinterest.

Bir nevi fotoğraf paylaşım servisi olan platform görsel ağ olarak anılıyor. Oluşturulan albümler (board) aracılığıyla -“pin”leme ile- çeşitli kategorilerde içerikler paylaşılan sistem alışılmışın dışında bir kullanıcı deneyimi sunuyor.

Yaptığı hızlı çıkış ile dikkatleri üzerine çeken Pinterest, geçen süreç içerisinde beklentilerin üzerinde ilgi toplayarak bireysel kullanıcıların yanı sıra M.Zuckerberg gibi ünlü isim ve markaların da dikkatini çekti. Kullanıcı ağını her geçen gün arttıran hizmet günümüzde markalar için ürün tanıtım merkezi haline gelmiş durumda.

Türkiye’de de önemli oranda kullanıcıya sahip olan site şu ana kadar davetiye sistemi ile üye alımı yapıyordu. Bir nevi beta süreci içerisinde olan servis yaptığı açıklama ile artık herkese açık olduğunu duyurdu. 

Buna göre Pinterest’e mail adresi, Twitter ya da Facebook hesabı ile üye olabilmeniz mümkün. Böylelikle geleceğe dair önemli planları olduğunun sinyalini veren yetkililer kullanıcı yelpazelerini arttırarak değişimin başlangıcını verdi. Bakalım sosyal ağ kategorisinde üçüncü olduğu iddia edilen Pinterest dalgalı seyrini nasıl devam ettirecek.

  • Pinterest’e üye olmak için buraya tıklamanız yeterli.

:: Pinterest’e üye misiniz? Daha çok hangi tür içerikleri takip ediyorsunuz?

 

Blizzard Hack’lendi, Hesaplar Tehlikede

Artık günümüz internet yaşamının en önemli sorunlarından birisi de hack olayları. Sanal dünyada çeşitli alanlarda yayın yapan adreslere düzenlenen saldırılar sonrası ortaya istenmeyen sonuçlar çıkabiliyor.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça rastlar olduğumuz durum, firmalara maddi kayıpların yanı sıra itibar zedelenmesine de sebep oluyor. Örneğin son olarak Reuters Haber Ajansı’nın blog servisinin hack’lenmesiyle sahte haberler gündeme servis edilmişti. Diğer taraftan kısa süre önce Apple’ın uygulama içi satın alma sisteminin hack’lenmesi sonucu birçok öğe ücretsiz olarak kullanılabilir hale geldi.

Bahsi geçen bu tür olayların sonuncusu ise oyun sektörünün en büyük isimlerinden birisi olan Blizzard‘ın başına geldi. Firma yelpazesindeki hizmetlerden Battle.Net‘e düzenlenen saldırı raporu pek iç açıcı değil. Zira iki farklı sunucuya düşenlenen eş zamanlı atak ile üye bilgileri çalındı. Ek olarak güvenlik sorularının cevapları da kötü amaçlı kişilerin eline geçti.

Activision durumu onaylarken ele geçirilen bilgilerin tüm hesap verilerine ulaşmaya yetmeyeceğinin altı çiziliyor. Üstelik yapılan inceleme sonrası kredi kartı bilgilerinin çalınmadığı belirtiliyor.

Blizzard önlem olması açısından başta Kuzey Amerika olmak üzere tüm üyelerin şifrelerini derhal değiştirmelerini tavsiye ediyor. Konuya dair sık sorulanlar sayfası hazırlayan firma insanların akıllarındaki soru işaretlerini gidermesini hedefliyor.

Şimdilik hangi amaçla gerçekleştirildiği bilinmeyen eylemin ardından siber güvenlik uzmanlarıyla ortak çalışmaya giren oyun devi durumdan dolayı üzüntü duyduklarını ve titiz bir çalışma sürdürdüklerini söylüyor. Sony PSN saldırısı sonrası hacker’ların yeni ilgi alanı olan oyun sektörü bakalım gelecek dönemlerde ne gibi etkilere maruz kalacak.

Eğer siz de Battle üyesiyseniz güvenliğiniz için şifrenizi değiştirmeyi unutmayın.

:: Blizzard’ın hack’lenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? 

 

Outlook.com, Gmail’den Daha mı Güvenli?

Microsoft‘un bu ayın başında Hotmail servisini kapatarak duyurduğu ve yoğun ilgi ile karşılaşan yeni mail servisi Outlook.com, en büyük rakibi Google Mail, yani Gmail‘den daha iyi olmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Microsoft, Outlook.com‘u daha güvenli yapabilmek için yatırımlarını ve Ar-Ge faaliyetlerini de sürdürüyor. E-posta servislerinin sunulması kapsamında firmaların ve kullanıcıların en çok üzerine düştüğü konunun güvenlik önlemleri olması da bu hamleyi önemli kılıyor.

Tek kullanımlık şifreler

E-posta servislerinin onaylanmasında cep telefonuna gelen tek kullanımlık şifrelerinin kullanılması gibi güvenlik önlemleri sıkça kullanılıyor. Bu aşamalar güvenlik konusunda sıkça kullanılan yöntemlerden bir tanesi.

Bir Microsoft yetkilisinden yapılan açıklamaya göre Outlook.com kullanıcılardan güçlü şifreler istiyor. Bizim de sizlere önerimiz, içerisinde özel karakterlerin yer aldığı, büyük ve küçük harf kullanımının olduğu, kısa olmayan güçlü şifreler seçmeniz yönünde.

:: Outlook.com, Gmail’den Daha Güvenli Olabilir mi?

Google’dan Göz Hareketlerine Patent

Apple’ın diğer üreticiler ve Google ile yaşadığı patent davaları, firmaların patent toplamaya daha fazla özen göstermesiyle sonuçlandı. Artık firmalar da patentlere dikkat ediyorlar. Patentlere milyar dolarlarca bütçe ayıran Google, bunlardan bir tanesi. Google, patentleri için Motorola’yı satın almıştı.

Akıllı telefonlar tarafından kullanılan işletim sistemlerinde yaşanan en büyük sıkıntılardan biri ekran kilidini açma esnasında kullanılan teknikler. Apple’ın bu konuda açtığı pek çok patentten sonra, firmalar kendi çözümlerini de patentliyor.
Akıllı telefonlara Android işletim sistemiyle giren Google, geliştirmelerini hız kesmeden devam ettiriyor. Google ICS ile beraber gelen yüz tanıma teknolojisinden sonra, Apple’ın bu konuda patent almasından ders alarak, yeni bir kilit açma teknolojisinin patentini aldı. Google bu sefer göz hareketleriyle ekran kilidini açmanın patenti için başvuruda bulundu. Bu başvuru yanlız telefonları değil de gözlükleri esas alıyor.
30 Kasım’da başvuru yapan Google’ın patenti için herhangi bir onay şimdilik söz konusu değil. ABD Patent Ofisi’nin yayınladığı başvuru bilgilerine göre Google’ın başvuru yaptığı patentin tanımı, göz takip bilgilerini kullanarak bir ekranın kilidini açmak. 
Patent kapsamında gözlük ekranında hareket eden bir cisim ile buna uygun göz hareketinin eşleştirilmesi ve sonucunda ekran kilidinin açılması hedefleniyor. Google’ın bu patenti Project Glass’ta kullanması ve daha sonra mobil işletim sistemi Android’e getirmesi bekleniyor.
Telefonun ön kamerasından gözlerimizin hareketleri izlenerek, telefonun ekran kilidini kaldırabileceğiz. Tabi şimdilik Google’ın esas çalışmaları Project Glass üzerine yoğunlaşıyor fakat bu tip gelişmeleri ileride Android’te de görebilme ihtimalimiz epey yüksek.

Apple’ın diğer üreticiler ve Google ile yaşadığı patent davaları, firmaların patent toplamaya daha fazla özen göstermesiyle sonuçlandı. Artık firmalar da patentlere dikkat ediyorlar. Patentlere milyar dolarlarca bütçe ayıran Gooogle bunlardan bir tanesi. Google, patentleri için Motorola’yı satın almıştı.

Akıllı telefonlar tarafından kullanılan işletim sistemlerinde yaşanan en büyük sıkıntılardan biri ekran kilidini açma esnasında kullanılan teknikler. Apple’ın bu konuda açtığı pek çok patentten sonra, firmalar kendi çözümlerini de patentliyor.

Akıllı telefonlara Android işletim sistemiyle giren Google, geliştirmelerini hız kesmeden devam ettiriyor. Google ICS ile beraber gelen yüz tanıma teknolojisinden sonra, Apple’ın bu konuda patent almasından ders alarak, yeni bir kilit açma teknolojisinin patentini aldı. Google bu sefer göz hareketleriyle ekran kilidini açmanın patenti için başvuruda bulundu. Bu başvuru yanlız telefonları değil de gözlükleri esas alıyor.

30 Kasım’da başvuru yapan Google’ın patenti için herhangi bir onay şimdilik söz konusu değil. ABD Patent Ofisi’nin yayınladığı başvuru bilgilerine göre Google’ın başvuru yaptığı patentin tanımı, göz takip bilgilerini kullanarak bir ekranın kilidini açmak. 

Patent kapsamında gözlük ekranında hareket eden bir cisim ile buna uygun göz hareketinin eşleştirilmesi ve sonucunda ekran kilidinin açılması hedefleniyor. Google’ın bu patenti Project Glass’ta kullanması ve daha sonra mobil işletim sistemi Android’e getirmesi bekleniyor.

Telefonun ön kamerasından gözlerimizin hareketleri izlenerek, telefonun ekran kilidini kaldırabileceğiz. Tabi şimdilik Google’ın esas çalışmaları Project Glass üzerine yoğunlaşıyor fakat bu tip gelişmeleri ileride Android’te de görebilme ihtimalimiz epey yüksek.

:: Project Glass’taki patentler mobil sektöre de gelir mi?

 

 

 

Battlefield 3’ten GTA 5 Videosu

Rockstar Games’in ne zaman piyasaya süreceğini inatla açıklamadığı yapımı Grand Theft Auto 5’in tanıtım videosunu Minecraft’tan tutun da eski GTA oyunlarına kadar birçok farklı platformda tekrar izledik.

Bu kez YouTube kullanıcısı olan Ketegano15 takma adlı bir Grand Theft Auto ve Battlefield hayranı (en azından biz hayranı olduğunu düşündük) hazırladığı video ile GTA 5’in yayımlanan tek tanıtım videosunu Battlefield 3’ün karakterleri ve grafikleriyle tekrar yaratmayı başarmış.

İçerisinde komedi unsurları da barındıran bu videonun oldukça başarılı bir çalışma olduğunu belirtelim ve sizleri video ile baş başa bırakalım.

İyi seyirler.

http://www.youtube.com/v/RVzyLzll4NA?version=3&hl=en_US

:: Ketegano 15’in hazırladığı bu videoyu nasıl buldunuz?

Google Yazıyı Sese Çeviriyor

Sunduğu farklı hizmetlerle hayatın her alanında karşımıza çıkmaya başlayan Google, Translate hizmetine yeni bir özellik ekledi. Translate uygulamasının cep telefonlarına yükleyenler fotoğrafını çektikleri bir metni anında farklı bir dile çevirebilecek.

Şimdilik aralarında Türkçe’nin de bulunduğu Çekoslavakya, Almanca, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Polonya, Portekizce, Rusça ve İspanyolca dillerini destekleyen hizmetin önümüzdeki aylarda yaygınlaşması da bekleniyor.

Nasıl Kullanılıyor?

Hizmeti kullanmak için ilk olarak akıllı telefonunuza Google Translate uygulamasını yüklemek gerekiyor. Ardından istenen cümle ya da kelime kamera yardımı ile fotoğraflanıyor. Daha sonra metin içinde seçmek istediğiniz kelime ya da kelimeleri parmağınızda işaretliyorsunuz. Ardından hangi dilde olduğunu seçtikten sonra ekranda çeviriyi görebiliyorsunuz.

OCR adı verilen yazıyı metne çevirme teknolojisini kullanan servisin özellikle yabancı ülkelerde işe yarayacağını söyleyebiliriz. 

Yaptığımız denemelerde Türkçe ile ortalamanın üstünde iyi sonuçlar aldık. Bu teknoloji özellikle yabancı ülkelere yapılan gezilerde çok işe yarayacak gibi görünüyor. Ancak teknolojiyi kullanabilmek için internet bağlantısı gerekiyor ve bu da özellikle Roaming fiyatlarının yüksekliği yüzünden yurtdışında internet kullanmak sıkıntı olacağından pek mantıklı görünmüyor.

Yine de en azından internet bulunan yerlerde başarı ile kullanılabilmesi servisin önemli bir artısı. Google Translate uygulamasının Android sürümünü buraya tıklayarak cep telefonunuza indirebilirsiniz.

:: Servisi nasıl buldunuz? Tıklayın forumda tartışalım