HTC Android ICS Güncellemesi ile Uçurdu

HTC, toplamda 16 tane akıllı telefonuna Android 4.0 Ice Cream Sandwich güncellemesi getirecek. Bu güncellemelerde ise Sense 3.6 arayüzü kullanılacak.

Sense 4.0 yerine Sense 3.6′nın gelmesini eleştiren kullanıcılar, Sense 3.6‘nın getirdiği performans artışını öğrendikten sonra pişman olacaklar gibi.

İlk olarak HTC Sensation ve Sensation XE‘e ye gelen Android 4.0 Ice Cream Sandwich ve Sense 3.6 güncellemesi sonrası, Sensation‘da yüksek performans artışı tespit edildi.

Özellikle 3D performansının büyük ölçüde geliştirildiği Sense 3.6 ile, Sense 3.0‘a göre testlerde oldukça farklı skorlar görmek mümkün. 

GLBenchmark‘ta Sense 3.0‘da 24 FPS alan Sensation, Sense 3.6 ile 46 FPS almayı başardı. Vellamo‘daki 1,043‘lük değer ise Sense 3.6′da 1,562‘ye çıkıyor.

Nenamark‘ta da performans oldukça arttırılmış. Nenamark 1’de 46,4 FPS alan Sensation, Sense 3.6 ile 60.7 FPS‘lik değer almayı başarıyor. Dilerseniz test sonuçlarını aşağıda topluca bir görelim:

   Sense 3.0 Sense 3.6

Quadrant v2 :    2,097   2,213

NenaMark1:     46,4    60,7

NenaMark2:     24,9    41,2

Neocore:     61,1    61,1

SunSpider 9.1:    3,366   2,020 (Düşük Değer Daha İyi)

GL Benchmark:     24 FPS  46 FPS

Linpack Tek Çekirdek:    54,05  45,91

Linpack Çoklu Çekirdek:  75,4  59,79

::HTC Sense 3.6 hakkındaki görüşleriniz neler?

 

Steve Jobs Oyuncak Oldu

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz aylarda Çinli bir firma Steve Jobs’un oyuncağını yapmaya niyetlenmiş, ancak telif hakları nedeniyle tartışmalara sebep olmuştu. Throwboy isimli başka bir firma ise koleksiyonerlerin dikkatini çekecek bir ürünle karşımızda.

iCEO adlı oyuncağın, 60 dolar fiyat etiketiyle ön sipariş süreci başladı. Sadece 1.200 adet üretilecek olan oyuncağın sevkiyatına bu yılın Ağustos ayında başlanacağı duyuruldu.

  

Oyuncak gözlüğü, siyah boğazlı kazağı ve kot pantolonuyla Steve Jobs’un bütün spesifik özelliklerini taşıyan oyuncak, iCEO adıyla da Apple’ın kurucusuna gönderme yapıyor.

Oyunlardan elde ettiği gelirlerin %10’unu Amerikan Kanser Derneğine bağışlayan Throwboy, bu oyuncakla tepki çeker mi bilemeyiz. Ancak görünen o ki 1.200 tane üretilecek olan oyuncak kısa sürede tükenecek.

:: Steve Jobs’un oyuncağı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Star Wars: The Old Republic İnceleme

MMO çılgınlığının başlangıcını Ultima Online olarak kabul etmek çok da yanlış olmayacaktır. 24 Eylül 1997 yılında satışa sunulan Ultima Online ile birlikte, tüm dünyanın neredeyse yeniden şekilleneceğine ve insan evriminin “kambur oyuncu” profiline doğru ilerleyeceğini tahmin etmek imkansız gibiydi.

Fakat aradan tam 15 yıl geçti ve Ultima Online hala oynanıyor. Birçok insan MMO kariyerine Ultima Online ile başlayıp, şu anda tabii ki çok rahat tahmin edebileceğiniz gibi World of Warcraft ile devam ediyor. İki yapım arasında Eve Online, Guild Wars ya da KOTOR gibi kaliteli yapımlar olsa da, yine de o hiç başarılı olamayan ve World of Warcraft klonu olmaktan öteye gidemeyen MMO yapımları kol geziyor.

Tabii bu başarısızlıklar yapımcıları yıldırmak bir yana, daha da kamçılamaya devam ediyor. Sürekli olarak “World of Warcraft Killer” diye adlandırılan yeni yapımlar tanıtılıyor ve hayata geçiyor. Fakat bir süre sonra başarısızlığa ve oyuncusuzluğa mahkum olmak durumunda kalıyorlar.

Şahsım adına konuşmak gerekirse, 1999 yılında Ultima Online ile başlayan MMO hayatım, yaklaşık on koca yılın ardından yine Ultima Online ile son buldu. Her MMO seven oyuncu gibi World of Warcraft‘a başlamam çok olasıydı ama WoW bana asla Ultima Online’dan alınan zevkin yarısını bile veremediği için, WoW maceralarım başlamadan bitmiş oldu.

Belirtmem gerekiyor ki bu süreçte Guild Wars‘tan KOTOR‘a kadar neredeyse birçok MMO’yu test etme fırsatım oldu. Oyun yapısı itibariyle Guild Wars, bağlayıcılık açısından World of Warcraft en başarılılarıydı. Gerisi ise maalesef ki World of Warcraft klonu olmaktan öteye asla gidemedi. Şimdi ise elimde Star Wars: The Old Republic‘i tutuyorum. Bakalım MMO sıralamamda kendisine kaçıncı sıradan yer bulabilecek, hep birlikte göreceğiz.

{pagebreak::2}

Kılıçlar elimizde, Jedi’lar cebimizde

Star Wars: The Old Republic animasyon filmleri aratmayacak kalitede bir giriş videosu ile bizi karşılıyor. Videodan anladığımız galaksinin oldukça karışık bir durumda olduğu. Öncelikle Star Wars: The Old Republic‘un kendine konu olarak filmlerden yıllar öncesini seçtiğini ve bu yüzden filmlerde ya da en azından bildiğiniz Star Wars evreninden hiç kimseyle karşılaşmayacağınızı söylemem gerekiyor.

Bu nefes kesici videonun ardından taraf seçmemiz isteniyor. Star Wars evrenine çok uzak değilseniz, iki tarafın olduğunu biliyorsunuzdur; Jedi ve Sith. Jedi tarafı aydınlığı temsil ederken, Sith ise “Dark Side” yani karanlık tarafı temsil ediyor.

Seçimimizi yaptıktan sonra bu kez Chiss, Cyborg, Human, Miraluka, Mirialan, Rattataki, Sith Pureblood, Twi’lek ve Zabrak’lar gibi farklı ırklar arasından birini seçmeniz isteniyor. Seçimler yalnızca taraf ve ırk seçimiyle de bitmiyor. Bu seçimleri yaptıktan sonra yepyeni, cillop gibi bir seçim ekranı daha karşılıyor bizleri.

Bu ekranda ise sınıfımızı seçmemiz bekleniyor. Sınıflarımız arasında ise Jedi Knight, Jedi Consular, Trooper, Smuggler, Sith Warrior, Sith Inquisitor, Bounty Hunter, Imperial Agent bulunuyor. Sınıflar arasında ise bariz farklar bulunuyor. Aslında tek tek sınıfları anlatmak gerek ama bu bir inceleme yazısı olduğundan ve “rehber” niteliği taşımadığından çok detaylı olarak sınıflar konusuna girmeyeceğim.

{pagebreak::3}

Evladım sen kaçıncı sınıfsın?

Bu seçim ekranlarının ardından oyunu oynayarak 10. seviyeye yükseldiğinizde son bir seçim yapmanız daha gerekiyor. Bu seçimleri de şu şekilde listeleyebiliriz;

Jedi Knight:

-Jedi Guardian: Yakın dövüş, tank, tek ışın kılıcı)

-Jedi Sentinel: Yakın dövüş, çift ışın kılıcı

Jedi Consular:

-Jedi Shadow: Yakın – Orta dövüş, Tank, çift taraflı ışın kılıcı, gizlilik

-Jedi Sage:  Orta – Uzak dövüş, Heal

Smuggler:

-Scoundrel: Scatter Gun, Gizlilik

-Gunslinger: Çift tabanca, Mevzi alma

Trooper:

-Vanguard: Yakın – Orta dövüş, tank

-Commando: Orta – Uzak dövüş, Heal

Sith Warrior:

-Juggernaut: Tank, tek ışın kılıcı

-Marauder: Yakın dövüş, çift ışın kılıcı, savaş sırasıda geçici gizlilik

Sith Inquisitor:

-Sith Assassin:  Yakın – Orta dövüş, tank, çift taraflı ışın kılıcı, gizlilik

-Sith Sorcerer: Orta – Uzak dövüş, Heal

Imperial Agent:

-Operative: Yakın – Orta dövüş, Heal, Energy Blade/tüfek, gizlilik

-Sniper: Orta – Uzak dövüş, tüfek , mevzi alma

Bounty Hunter:

-Powertech: Yakın – orta dövüş, tank

-Mercenary: Orta – Uzak dövüş, Heal

Sınıfları bu şekilde listelediğimizde gördüğünüz gibi 10. seviyede yapılan seçimler aslında neredeyse birbirlerinin aynısı. Yalnızca Tank, DPS, Healer gibi ileri seviye sınıflardan birini seçmiş oluyorsunuz.

Son seçiminizle birlikte artık karakteriniz hazır hale gelmiş sayılıyor. Tabii bu az önce saydığım onuncu seviye yetenekleri kazanabilmek için öncelikle onuncu seviyeye kadar gelebilmeniz ve bu süreçte gerekli görevleri yalnız ya da takım arkadaşlarınızla birlikte yapabilmeniz gerekiyor.

{pagebreak::4}

Jedi People, Jedi Temple

The Old Republic‘in en kuvvetli olduğu yanlardan biri de görev zinciri. Oldukça kaliteli hazırlanmış görevler ve yan görevler peşinde koştururken, insan bir anda sanki tek kişilik bir oyun oynuyormuş hissine kapılıyor. Özellikle oynadığınız sunucular boşsa, gerçekten tek başınıza oyun oynuyorsunuz demektir. E haliyle bu da bir MMO’nun en zayıf karnı olarak göze çarpıyor.

Başkalarının da oyunda olduğunu yalnızca sol üst kısımda bulunan konuşma penceresinde yazılanları gördükçe anladığınız bir sürü durumla sayısız kez karşılaşıyorsunuz. Tabii yoğun saatlerde görevlerinizi yaparken sağda solda uçan, kaçan, savaşan ve güç kullanan birçok kişiyle karşılaştığınız da oluyor. Hatta aynı görev üzerindeyseniz hemen kısa süreli bir takım oluşturabiliyor ve görevlerde birbirlerinize yardımcı olabiliyorsunuz.

Fakat ana görev zincirine dahil görevler yalnızca kişiye özel olduklarından, görev bölgelerine girdiğinizde arkadaşlarınızı göremiyorsunuz. Tek başınıza tüm işi halletmeniz bekleniyor. Zaten o kadar da zor olmuyor bu görevler. Seviyeniz yükseldikçe zorlaşan ama zorlaştıkça sizi de daha güçlü kılan görevler sizleri bekliyor.

Yan görevlerden bazıları ise yalnızca takım halinde halledilebiliyor. Hatta bunun için kesinlikle kalabalık olmanız gereken durumlar da oluyor. Örneğin dört kişi ile halletmeye çalıştığımız bir eşkiya temizleme görevini yaklaşık üç saat boyunca ölerek gerçekleştiremeyince isyan ederek yattığım geceyi çok net hatırlıyorum.

{pagebreak::5}

Bunların haricinde klasik bir RPG oyununda olduğu gibi şehirlere giderek görevler aldığınız, aldığınız görevleri şehir dışında gösterilen alanlarda gerçekleştirdiğiniz ve bu görevleri yaparken, yer aldığınız tarafı da unutmamanız gereken bir yapım olmuş The Old Republic.

Tarafınızı unutmamanız gerekiyor çünkü yaptığınız seçimler karmanıza etki ediyor. Karmanız düştükçe karanlık tarafa, yükseldikçe aydınlık tarafa doğru geçiş yaptığınızı da hatırlatayım. Ardından da gelelim oynanış konusuna.

Star Wars: The Old Republic, standart bir TPS açısıyla oynanıyor. Yani üçüncü kişi görüş açısından, karakterimizi arkasından görüyoruz. Klavyenin klasik W, A, S, D tuşları yönlendirme işlevini üstlenirken, faremizle de sağa sola bakmak, zoom girip-çıkmak ve birincil-ikincil saldırılarımızı gerçekleştirmek gibi işlemleri yapabiliyoruz.

Oynanış açısından hiçbir yenilik getirmediğini rahatlıkla söyleyebileceğim noktaya geldik sanırım. Çünkü The Old Republic kesinlikle MMO dünyasına herhangi bir yenilik getirmiyor. Oynanış konusunda da istisnai bir durum oluşturmuyor.

Hatta World of Warcraft‘ı aktif olarak oynayan tüm arkadaşlarımın oynanış konusunda yargılarının, “E abi bu World of Warcraft ile aynı yani…” cümlesinden ibaret olduğunu söylersem, derdimi tam olarak anlatabilmiş olurum galiba.

{pagebreak::6}

Sith Lord buraya yumruk havaya

Oynanış konusunda yenilik getirmeyen The Old Republic‘in grafikler konusunda da etkileyici olmaktan uzak olduğunu belirtmem gerekiyor.  Grafikler klasik olarak BioWare‘in elinden çıktığı hemen anlaşılabilen türde. Dragon Age ve Mass Effect‘e oldukça benziyor olsa da, sahip olduğu renk paletinin solukluğu gerçekten insanın yaşam enerjisini emiyor.

Fakat burada önemli bir durum var. O da bir MMO’nun asla grafikleri ile yargılanmaması gerektiği. Çünkü MMO oynayan ve seven herkesin bildiği tek bir şey vardır ki, oyun güzelse grafikler yalnızca teferruattır.

Tabii yine de insan 2011 sonu, 2012 başında piyasaya sürülen bir yapımda çok daha düzgün grafikler görmek istiyor. Yapımın geniş bir oyuncu yelpazesine sahip olmasını isteyen yapımcılar da grafikleri belli bir seviyede tutarak, sistem canavarı bir oyun yaratmak istememişler.  Bu kabul edilebilir bir durum az önce de söylediğim gibi.

Fakat animasyonların başarısızlığı ve oyunun performans açısından yerlerde süründüğü gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Oyunun farklı sistemlerde yaşattığı düşük performans sorunları nedeniyle birçok oyuncu tarafından bırakıldığını da belirtmem gerekiyor. Tabii gelen 1.2 yaması ile birlikte bu performans sorunları da minimum seviyelere indirildi ama iş işten çoktan geçmişti.

Animasyonlar konusuna da değinelim. Yürüme, koşma ve savaş animasyonları göze hoş gelmiyor. Özellikle öyle bir zıplama animasyonumuz var ki, geçtiğimiz yıl piyasaya sürülen ve zıplama animasyonuyla oldukça dalga geçilen Duke Nukem Forever bile bu oyundan daha başarılıydı.

{pagebreak::7}

Işın kılıcı ile gerçekleştirilen savaşların gerçeklikten çok uzak olması da cabası. Tabii ışın kılıcı olan bir cümlede “gerçekçilik” kelimesini kullanmak ne kadar mantıklı olacaktır, orası tartışılabilir. Anlatmak istediğim dövüş animasyonlarının ve kareografilerin, oyuncuda tokluk hissiyatı yaratamadığı.

Eğer bu animasyonlar konusunu es geçebilirseniz, atmosfer ve sesler konusunda çok daha başarılı olduğunu da göreceksiniz aslında The Old Republic‘in.

Işın kılıcının açılıp kapanma sesini oldukça sevdiğimden, koşarken sürekli olarak “X” tuşuna bastığımı ve ışın kılıcımı çıkarıp yerine soktuğumu farkettim. Sesler konusunda sınıfı geçmeyi başarıyor yani anlayacağınız.

Klasik BioWare ve diyalog ağacı oluşturamama hastalığı da devam ediyor. Görevler için NPC’ler ile yaptığınız konuşmalarda, özellikle kendi dili olan ırklar için konuşuyorum, aynı şeyleri sürekli olarak duymak rahatsız edici.

Boş ve birbirine benzeyen diyaloglar sayesinde de oyunun can damarını oluşturan görev zinciri bir anda işkenceye dönüşebiliyor. Fakat 10. hatta 15. seviyeye ulaştığınız andan itibaren görevlerin verdiği keyif de bir hayli artmaya başlıyor.

Müzikler konusunda ise BioWare‘e hakkını teslim etmek gerekiyor. Müziklerin yapımcısı John Williams bu konuda oldukça sıkı çalışmış ve Star Wars evreninin hakkını veren, sizleri o atmosfere sokmayı başaran müzikler yaratmış.

{pagebreak::8}

Son yemek

BioWare‘in Dragon Age ya da Mass Effect serisinden herhangi bir oyunu oynadıysanız, Star Wars: The Old Republic‘e giriş yaptığınızda oldukça benzer hisler yaşayacaksınız demektir. Çünkü klasik bir BioWare RPG’si ile MMO özellikleri harmanlanarak hazırlanmış bir MMO ile karşı karşıyayız.

Aslında tam adı MMORPG olan bu tür için tam uygun denilebilecek bir yapım belki de The Old Republic. Fakat piyasada World of Warcraft ve üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen hala birçok kişi tarafından aktif olarak oynanan bir Ultima Online olduğu sürece, The Old Republic’in bu piyasada kendine sağlam bir yer edinmesi zor olacaktır.

KOTOR‘un fişinin çekilmesi nedeniyle elde kalan tek Star Wars MMO’su olmayı başaran The Old Republic, Star Wars serisinin gerçek hayranları için bulunmaz hint kumaşı niteliği taşıyor. Fakat derdiniz yalnızca MMORPG oynamaksa ve Star Wars’a özel ilginiz yoksa, diğer seçeneklere yönelmeniz herkes açısından daha hayırlı olacaktır.

{pagebreak::9}

Star Wars evreni, karakterleri, ırkları ve elinizde ışın kılıcı ile yaratık “farm”layabildiğiniz tek oyun olduğundan The Old Republic‘e yine de gözünüz gibi bakmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü bir daha uzun bir süre Star Wars evreninde geçen bir MMO ile karşılaşmamız zor görünüyor.

Ücretsiz olarak bir aylık deneme sürümüne sahip olabileceğiniz Star Wars: The Old Republic‘e bir şans vermeniz ve birlikte biraz vakit geçirmeniz en mantıklı seçenek olacaktır. MMO dünyası ne yazık ki World of Warcraft dominasyonu olan bir dünya ve bu dominasyonu kırmak oldukça güç. The Old Republic’ te bu konuda kalbur üstü olmayı başarsa da, dominasyonu kırması imkansız gibi görünüyor.

Eğer MMO’lar arasında bir sıralama yapacaksam, ilk iki sırayı kesinlikle Ultima Online ve World of Warcraft‘ın (her ne kadar WoW’u sevmesem de) aldığı bir liste ortaya çıkacaktır. Üçüncü sırayı da Guild Wars‘a verirsem, ilk beş içerisinde benim için yer alabileceği kesin olan bir yapım da Star Wars: The Old Republic olacaktır.

Güç sizinle olsun SDN okurları…

7.5/10

Artılar: Star Wars evreninde geçiyor olması. Işın kılıcı kullanabilmemiz. Fazla sayıda ırk ve sınıf çeşitliliği. Tek kişilik görevlerin 100 saatlik oynanış süresi.

Eksiler: Grafikler ve diyaloglar yetersiz. Animasyonlar başarısız. Görev zinciri tek kişilik oyunları andırıyor. Oynanış açısından herhangi bir yenilik getirmiyor.

:: Star Wars: The Old Republic oynamayı düşünüyor musunuz?

iPhone için 70’lerin Polis Telsiz Aksesuarı

iPhone aksesuarlarının popülaritesi üst düzeyde. Özellikle “retro” tarzda olanlar daha fazla ses getiriyor. Bunlardan eski tip telefon ahizelerini hatırlayalım.

Ünlülerin de kullanmasıyla birlikte taşınmaz denilen çevirmeli telefonlardan hatırladığımız ahizeler özellikle hanımların tercihi olmuş ve bir moda haline gelmişti.

Şimdi sıra daha çok erkeklerin dikkatini çekebilecek bir aksesuarda. Eski Amerikan televizyon dizilerinden de hatırlayabileceğimiz yakadan konuşulan polis telsizleri artık iPhone mikrofon-hoparlör aksesuarı olarak yeniden sahne alıyor.

Mike Hammer zamanından kalma bir dedektif havası için “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisindeki karakterler gibi giyinirseniz Beastie Boyz’un şu klibindeki gibi bir hava bile yakalayabilirsiniz.

Temel olarak içinde mikrofon bulunan hoparlör iPhone’un (veya 3,5 mm kulaklık çıkışı olan herhangi bir telefonun) kulaklık çıkışına bağlanarak kullanılıyor ve fiyatı 20 dolar civarında.

Telsizin kenarındaki tuşa basarak bir çağrıya cevap verebilir veya sonlandırabiliyorsunuz. Gömlek yakasına takılabilmesi için bir klipsi de bulunan telsiz görünümlü mikrofon-hoparlörün üzerindeki düğmeyle eller serbest (hands-free) kullanım da mümkün.

:: Bu aksesuarı nasıl buldunuz?

 

Pastebin Erişime Engellendi!

Bilgisayarınızdaki bir yazı, makale ya da kodu uzaktaki arkadaşlarınızla online olarak paylaşmanızı sağlayan Pastebin.com kısa bir süre önce erişime engellendi. Ülkemizde hatırı sayılır bir kullanıcı kitlesine sahip platform, sürpriz bir şekilde mahkeme engeline takıldı.

Sansür mağduru servisin kapatılmasının asıl sorumlusu sanılanın aksine kendileri değil. Yaptıkları eylemlerle birçok resmi kurumun gizli belgelerini ele geçiren hacktivist grup Anonymous, son dönemdeki faliyetleriyle engellemenin tek sebebi oldu.

Peki Anonim’in bu olayla ne ilgisi var?

Sorunun cevabı aslında çok basit. Zira kısa bir süre önce Operation Digiturk adıyla başlattıkları saldırıları son sürat devam ettiren ekip, bu kapsamda BTK ve Digiturk gibi isimleri de hack’lemişti.

Ele geçirdikleri gizli belgeleri -her zamanki gibi- internette yayınlayan Anonim, bunun için Pastebin’i kullanıyordu. Üye olmadan da içerik paylaşabildiğiniz site üzerinde yayınlanan Türkiye’ye özgü belgeler kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. 

Bu gibi istenmeyen bir durumun önüne geçmek için de, 09.03.2012 tarihli kararla Pastebin.com’a idari tedbir uygulanmaya başlandı.

Konu hakkında açıklama yapan hacker’lar, ele geçirdikleri veritabanlarını Türk hükümetinin Pastebin’den sildirmeye çalıştığını, bu gerçekleşmeyince de engellediklerini savundular.

:: Anonymous’un bir sonraki saldırısı sizce hangi adrese olacak?

 

Sony Xperia S’e PlayStation Store İzni

PlayStation Sertifikası ile gelen Sony Xperia S‘in daha önce PlayStation Store‘a giriş izni yoktu. Gün itibari ile Sony Xperia S ve aynı telefonun Japonya‘da satışa sunulan versiyonu Xperia Acro HD’ye PlayStation Store’a giriş izni çıktı.

Ana ekranda Let’s start PS Store adında bir uygulamanın belireceği telefonlarda, PS Store ile ilgili gerekli yüklemeler otomatik olarak başlayacak. Bu yükleme işlemlerinin ardından PS Store‘dan istenilen oyunları indirebilirsiniz.

:: PlayStation Store sizce çok önemli mi?

 

HTC Bootloader Kilidini Kaldırmak

Akıllı telefon üreticileri arasında sağlam bir konuma sahip olan HTC, hatrı sayılır bir kullanıcı kitlesine sahip. HTC, akıllı telefon modellerine Bootloader kilidi koyarak piyasaya sunuyor. Diğer bir adı S-On olan bu durum sayesinde HTC akıllı telefonlarına özel ROM, Recovery ve Root işlemleri yapmak imkansız.

Özel ROM kurmak, Recovery değiştirmek ya da cihazı Root etmek için kilitli olarak gelen Bootloader‘ı Unlock etmemiz gerekiyor. Bir diğer değil ile HTC cihazları S-OFF yapmamız gerekiyor.

HTC, HTCdev.com üzerinden bunu nasıl yapabileceğimizi resmi olarak açıklamış. Böylece S-OFF işlemini 3. parti yazılımlara ihtiyaç duymadan, sadece HTC aracılığı ile yapabileceğiz. Bu da güvenlik açısından oldukça olumlu.

HTC’nin kendi cihazlarındaki Bootloader kilidini kaldırma konusundaki talimatlarına adım adım bakalım. 

{pagebreak::2}

HTC akıllı telefonlarında kullanılan Bootloader Unlock İşlemi:

HTC’nin akıllı telefonlarında Bootloader kilidi mevcut. Açılışa müdahale etmek için ilk başta Bootloader kilidini kaldırmamız gerekiyor. İlk önce HTCdev sitesine gidiyoruz ve buradan kayıt oluyoruz. Kayıt işlemleri sırasında verdiğimiz mail adresine onay linki gelecek ve ardından o linke tıklayacağız. Artık hesabımız onaylandı ve HTCdev.com’daki Unlock Bootloader kısmına gideceğiz. Sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

Bu sayfada sağ taraftan cihazı seçiyoruz. Biz bu işlemi HTC Sensation XL ile yapıyoruz. HTC Sensation XL bulunmuyor o yüzden Sensation TUR‘u seçtik. Tabi kullanıcı adı şifre istediğinde ilk başta kayıt yaptırdığımız kullanıcı adı ve şifreyi giriyoruz. Daha sonra Unlock işlemine başlayalım. 

Şu adresteki Google Android SDK, Java ve HTC Sync uygulamalarını indirmemiz gerekiyor.

Yukarıdaki 3 uygulamayı bilgisayarlarımıza indirdik ve kurduk. Şimdi sıra geldi yapacağımız işlemlere.

{pagebreak::3}

1- Telefonu kapatın ve pili çıkartın. 10 saniye bekleyin ve geri takın.

2- Ses kısma ve güç tuşuna basılı tutun ve bekleyin. Karışınıza HTC Bootloader menüsü çıkacak.

3- Bootloader menüsünden FASTBOOT seçeneğini güç butonuna basarak seçiyoruz.

4- Telefonu USB kablosu ile bilgisayara bağlayın.

5- C diskine Android diye bir klasör açın ve bu klasöre, indirdiğimiz Android SDK dosyasını atın.

6- android-sdk-windows klasörünün içindeki platform-tools klasörüne girin, adb.exe ve AdbWinApi.dll dosyalarını kopyalayın ve Android klasörüne geri gelin buraya yapıştırın. android-sdk-windows klasörünün içindeki tools klasörüne girin, fastboot.exe dosyasını kopyalayın ve Android klasörüne geri gelip yapıştırın. Eğerki bu dosyaları klasörlerde bulamıyorsanız buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

7- Bilgisayarınızda Başlat’a basın Menüde çıkan boşluğa (Win7 ve Vista Boşluk, XP de Çalıştır kısmındaki boşluğa) CMD yazıp Enter’a basın

8- Açılan komut ekranına cd c:android yazın ve enter’a basın.

9., 10. ve 11. adımları yukarıdaki CMD ekranındaki bilgiler ile yapılmıştır.

9- Sonra cd tools yazın ve tools klasörünün içine girin. Daha sonra fastboot oem get_identifier_token kodlarını girin ve enter’a basın.

10- Bu komutu girdikten sonra resimdeki gibi uzun bir kod kümesi karşınıza çıkacak. Onu kopyalıyoruz. Nasıl kopyalıyoruz derseniz, CMD ekranına sağ tıklayıp işaretle diyeceksiniz. <<<< Please cut following message>>>> kısmı ile <<<< Identifier token end>>>> kısmına kadar kopyalayacaksınız. Kopyalama için enter’a basmanız yeterli. Unutmayın bu ilk ve sondaki uyarı mesajlarını da kopyalayacaksınız.

11- Oradaki kodu kopyaladıktan sonra buradaki HTCdev sitesine giriyoruz. Step 10 kısımına ise kodumuzu yapıştırıyoruz ve submit diyoruz.

12- Submit dedikten sonra Token Submitted Succesfully mesajı karşımıza çıkıyor. HTC bize bir mail yolluyor ve bu mailde bundan sonra gitmemiz gereken linki bizlerle paylaşıyor. İşte o link. Ayrıca bu mail ile beraber Unlock_code.bin diye bir dosyayı da bizlere yolluyor. Bu dosya HTC tarafından bizim telefonumuz için özelleştirilen bir unlock dosyası.

13-Unlock_code.bin dosyasını C’deki hedef olarak kullandığınız klasöre kopyalayın. Ben tools klasörüne yolladım.

14- CMD ekranına geri geliyoruz ve C: Android Tools> alanına fastboot flash unlocktoken Unlock_code.bin kodunu giriyoruz.

15- Bu işlemleri yaptıktan sonra telefonumuzun ekranında Unlock Bootloader? diye bir kısım açılıyor. Ben kilidi açmak istiyorum derseniz üsttekini seçeceksiniz. Hayır vazgeçtim istemiyorum diyorsanızda alttakini seçeceksiniz.

Bu işlemden sonra telefonunuz yeniden başlatılıyor ve fabrika ayarlarına geri yüklenmiş olarak karşımıza çıkıyor. İşte HTC cihazımızın Bootloader kilidini, HTC’nin resmi olarak sunduğu yollardan kaldırmış olduk.

:: HTC Bootloader kilidini kaldırdınız mı?

 

Kim: ABD Yetkilileri MegaUpload Üyesiydi

Takipçilerimizin hatırlayacağı üzere 2012’nin ilk beklenmedik gelişmelerinden birisi olan MegaUpload’un kapatılması ve sonrasında kurucusunun göz altına alınmasının etkileri hala sürüyor. MegaUpload’un kurucusu Kim Dotcom, yaptıkları işin tamamen legal olduğunu savunurken ilginç bir noktaya da parmak bastı.

Kim Dotcom’un servetine el konulması ve MegaUpload sunucularının kapatılması, siteyi tamamen legal amaçlarla dosya yedeklemek için kullanan kullanıcıların da dosyalarına erişmesini engellemişti. Birçok kişiyi mağdur eden bu durum üzerine kendi dosyalarına erişimi yasaklananlardan dava açmayı deneyenler bile olmuştu.

  

Kim Dotcom ise ilginç bir noktaya parmak bastı. TorrentFreak sitesine verdiği röportajda Dotcom, “Yaptığımız araştırmalar esnasında ABD Adalet Bakanlığı ve ABD Senastosu yetkililerine ait birçok MegaUpload hesabı bulduk. Umarım kısa zamanda kişilerin dosyalarına erişebilmesi için gerekli izinleri alabiliriz ve müşterilerimizin mağduriyeti ortadan kalkar.” açıklamasını yaptı.

Dotcom’un açıklamaları bazı kesimler tarafından alaycı bazı kesimler tarafından ise aba altından sopa göstermek olarak değerlendirildiyse de MegaUpload kullanıcılarının mağduriyetine hala bir çözüm bulunabilmiş değil. Bakalım ABD’li yetkililerden MegaUpload mağduru olanlar bu durumun çözümü için bir girişimde bulunacaklar mı?

:: Sizce Kim Dotcom haklı mı?

FIFA Football Video İnceleme

Geçtiğimiz günlerde siz okuyucularımızla buluşturduğumuz Sony PS Vita incelemesinde de söylediğimiz gibi, şu anda piyasada olan PS Vita oyunlarını incelemeye başlıyoruz.

İşe de ilk olarak EA Sports‘un yeni nesil futbol simülasyonu FIFA Football ile başlayalım dedik. Yusuf Canpolat ile birlikte bendeniz Murat Sağlam‘ın el konsolunda yer alan FIFA Football hakkında düşüncelerini az sonra izleyeceğiniz videoda bulabilirsiniz.

#video_6142#

9/10

Artılar: FIFA 12’ye çok yakın bir oyun deneyimi var. 500’den fazla takım barındırıyor. Oynanış oldukça basit, keyifli ve bağımlılık yaratıcı. Piyasadaki en gerçekçi futbol simülasyonundan biri.

Eksiler:  Anti-Aliasing problemleri, oyun bazen kare atlıyor, 3G üzerinden online oynamak neredeyse imkansız, FIFA 12’ye göre birçok özellik kırpılmış.

:: FIFA Football’u beğendiniz mi? Oynamayı düşünüyor musunuz?

Apple’dan Rekor Kıran Güncelleme

Apple’ın web tarayıcısı Safari’nin diğer işletim sistemlerinde de desteklenmeye başlamasıyla güvenlik açıklarında da artış yaşanmıştı. Her ne kadar en popüler tarayıcılardan olmasa da Apple, Safari’deki açıkları olası saldırılara karşı kapatmaya devam ediyor.

Dün yayınlanan ve Safari’yi 5.1.4 sürümüne yükselten güncelleme, rekor sayıda güvenlik açığını da kapattı. Açıklanan rakamlara göre son güncelleme 83 güvenlik açığını ortadan kaldırdı. Önceki rekor ise 2011’in mart ayındaki 62 yamalık güncellemeydi.

  

Bilindiği üzere Apple, Microsoft gibi yaması yayınlanan güvenlik açıklarının önem derecesi hakkında bilgi vermiyor. Ancak kapatılan güvenlik açığı sayısına bakacak olursak güvenlik açıklarının bazılarının yüksek önem derecesinde olma ihtimalinin yüksekliği anlaşılır.

Güncelleme, tarayıcının performansında da geliştirmeler yapıyor. Mac OS X Lion kullanıcıları için daha gelişmiş bir Javascript performansı sunan güncellemede Flash konusunda da yenilikler bulunuyor.

:: Safari güncellemesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Akira Yoshizawa Kimdir?

14 Mart 1911’de doğan ve yine 14 Mart 2005’te aramızdan ayrılan Akira Yoshizawa için Google dün gece yeni bir Doodle hazırlayarak logosuyla değiştirdi. Peki kim bu Akira Yoshizawa?

     

Akira Yoshizawa, Origami adı verilen kağıt katlama sanatının mucididir. Kağıt katlama sanatını bir anda ortaya çıkaran Yoshizawa’nın bu sanata neden Origami adını verdiği ise aslında oldukça basittir.

Origami kelimesi Japonca, Ori – Katlama ve Kami – Kağıt köklerinden gelmektedir. Fakat yazılışında bir harf değiştirilerek Origami haline getirilmiştir. Dilimize kağıt katlama sanatı olarak çevrilmiştir ve çoğunlukla Origami kelimesiyle ifade edilir.

Akira Yoshizawa‘nın ölümünden önce kendi başına icat ettiği 50.000 farklı Origami çeşidi, bu Origami çeşitlerinin yapılışlarını resmettiği 28 ayrı da kitabı vardı. Günümüzde bu kitaplara ulaşmak zor da olsa hala mümkün.

Yoshizawa, 14 Mart 2005 tarihinde Japonya’da bir hastanede akciğer iltihaplanması (bir tür zatürre) sebebiyle hayatını kaybetmiştir.

:: Origami ile ilgileniyor musunuz? Akira Yoshizawa’yı tanıyor muydunuz?

‘Siri’den Memnun Değilim” Dedi, Dava Açtı!

12

Her ne kadar Türkçe desteği olmadığı için Türkiye’de çok ses getirmese de yurtdışında iPhone 4S’in, selefi iPhone 4’e göre en önemli farklarından biri olan akıllı asistan Siri şu günlerde davalı konumunda(!)

iPhone 4S’in reklamında izlediği Siri’nin yeteneklerinden etkilenip cihazı satın alanlardan New Yorklu Frank M. Fazio, hayal kırıklığına uğrayınca soluğu mahkemede aldı.

Siri’nin asistanlıktaki performansından memnun olmayan Fazio, Apple’a yanıltıcı reklam yapmak suçuyla dava açtı. San Jose’deki mahkemede açılan dava dosyasında Fazio, Siri’nin gerçek hayatta hiç de Apple’ın TV reklamlarında tanıttığı gibi yardımcı olmadığını belirtiyor.

Fazio’ya göre reklamlarda randevuları ayarlayan, yakınlardaki restoranları bulan ve nasıl kravat bağlayacağını anlatan Siri’den eser yok!

Robbins Geller Rudman & Dowd hukuk bürosu tarafından temsil edilen Fazio reklamların temel olarak ve özellikle yanlış ve yanıltıcı olduğunu, Siri’nin reklamlardaki gibi çalışmadığını söylüyor ve daha da ileri giderek “Siri olmadan iPhone 4S’in sadece daha pahalı bir iPhone 4” olduğunu kaydediyor.

Fazio, iPhone 4S satışa çıktığında 32GB modelini Siri reklamından etkilenerek satın almış ancak kısa süre sonra umduğunu bulamadığını fark etmiş.

Fazio, Siri’ye yön bilgisi sorduğunda kendisini anlamadığını veya uzun bir süre sonra cevap verdiğini, ancak bunun da yanlış cevap olduğunu aktarıyor.