Dev Şirketlerin İlginç Geçmişleri

Bugün dünyanın dört bir yanında ürünleri satılan, teknolojiye yön veren, insanları eğlendiren, iletişimlerini sağlayan teknoloji markalarının kuruluş hikayelerini ve ilk zamanlarında ne gibi işlerle uğraştığını biliyor musunuz? (Dünyanın En Çok Hayranlık Duyulan Şirketleri)

Ufak garajlardan dev plazalara giden yolun hikayesini anlatıyoruz

Kuruluş Hikayeleri

1865 yılında kurulan Nokia’nın cep telefonundan önce nelerle uğraştığını, 1887 yılında kurulan Nintendo’nun nasıl bir süreçten geçip bugüne geldiğini öğrenince şaşıracağınıza eminiz.

IBM’den HP’ye, Sony’den Nintendo’ya bugün dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan isimlerin en başta hangi işleri yaptığını ve kuruluş hikayelerini bu yazımızda bulacaksınız.

{pagebreak::Nintendo}

Nintendo

Oyun dünyasının en büyük isimlerinden biri olan Nintendo’nun geçmişi bir hayli karışık. Kelime anlamı “Şansı cennete bırak.” olan Nintendo, Fusajiro Yamauchi tarafından 1887 yılında kurulmuş.

Nintendo şirketinin ilk işi Japonya’ya özgü Hanafuda oyun kartlarını üretmek olmuş. Fusajiro Yamauchi’nin torunu Hiroshi Yamauchi, 1956 yılında ABD’de bulunan dünyanın en büyük kart üreticisi firmanın ofisinin küçük bir apartman dairesi olduğunu görünce bu sektörde fazla bir ilerleme kaydedemeyeceğini anlayıp farklı sektörlere atılmış.

Nintendo’nun ilk işi Hanafuda adlı oyun kartlarıydı

Aşk Otelleri

1963 – 1968 yılları arasında Nintendo adıyla taksi şirketi, hazır yemek üretimi gibi işler yapan Yamauchi’nin en ilginç işi ise müşterilerin kız arkadaşları ile gelip birkaç saat kaldıkları bir aşk oteli zinciri olmuş. (NES’in 25.Yılı)

Tüm bu işleri batıran torun Yamauchi 1966 yılında oyuncak sektörüne girmiş. Nintendo’nın elektronik eğlence sektörüne girişi ise 1974 yılını bulmuş.

{pagebreak::Nokia}

Nokia

Cep telefonu denilince akla ilk gelen markalardan biri olan Nokia, cep telefonları icat edilmeden önce çok farklı bir işle uğraşıyordu.

Fredrik Idestam adlı bir maden mühendisinin Finlandiya’nın Nokia şehrinde 1865 yılında kurduğu şirketin uzmanlık alanı kağıt ve lastik üretimiydi. (Nokia’nın Efsanevi Telefonları)

Nokia marka ayakkabıkara ait bir afiş

Ayakkabı, Bir de Bot

Daha sonra Finnish Rubber Works ile birleşen Nokia araç lastiklerinin yanı sıra bot ve ayakkabı işine de girdi.

Nokia’nın iletişim sektörüne girmesi 1960 yılında gerçekleşti. Buna ilk adım şirketin kablo üretmeye başlamasıyla oldu.

İlk kurulan lastik şirketi ise Nokian Tyres adıyla hala iş hayatını sürdürüyor.

{pagebreak::HP}

HP

Bill Hewlett ve David Packard adlı iki elektrik mühendisinin bir garajda 538 $‘lık bütçeyle startını verdikleri HP (Hewlett & Packard) bugün bilgisayardan televizyona, kameradan yazıcıya kadar ürünlere sahip.

1939 yılında kurulan HP’nin üretip sattığı ilk ürünler arasında ise osiloskop, voltmetre ve termometre gibi cihazlar bulunuyor.

HP, David Packard’a ait bu garajda kuruldu

Yazı Tura İle

Şirketin adında Hewlett ve Packard isimlerinden hangisinin daha önce yer alacağının ise yazı-tura atışı ile belirlenmesini HP’nin kuruluşuna dair enteresan bir detay olarak belirtmek gerek.

{pagebreak::IBM}

IBM

Bugün dünyanın en büyük bilgisayar şirketlerinden biri olan IBM, hayatına 1896 yılında Herman Hollerith tarafından kurulan Tabulating Machine Company adıyla New York’ta başladı.(Beş Yıl İçinde Gelecek Beş Teknoloji)

1911 yılında New York borsasına kayıt olan firma 1917 yılında International Business Machines (IBM) adını aldı.

IBM’in kökenini bu delikli kartlar oluşturuyor

Delikli Kart

Asıl işi ilk bilgisayarlarda kullanılan delikli kartlardan üretmek olan IBM, bunun dışında tartı, kıyma makinesi, kahve öğütücü gibi aletler de üretiyordu.

Daha sonradan Hollerith Delikli Kartı (Hollerith Punch Card) olarak anılan bu kartlar büyük miktarda veriyi düzgün bir şekilde tablolamaya yarıyordu. Bu da ilk bilgisayarlar için büyük önem taşıyordu.

{pagebreak::Sony}

Sony

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1945 yılında Masaru Ibuka tarafından kurulan bir radyo tamir dükkanı günümüzün Sony’sinin temelini oluşturuyor.

1946 yılında yakın arkadaşı Akio Morita ile beraber Tokyo Tsushin Kogyo (Tokyo İletişim Mühendisliği Şirketi) adlı bir şirket kuran Ibuka, Japonya’nın ilk kaset kayıt cihazı olan Type-G’yi üretti. (Zamanda Yolculuk: Walkman Serisi)

Ticari açıdan başarılı ilk transistörlü radyo: Sony TR-55

Transistörlü Radyo

1950′li yılların başında ABD’ye giden Ibuka, Bell şirketinden transistör lisansı alarak dünyanın ticari açıdan başarı yakalayan ilk transistörlü radyosu olan Sony TR-55′i çıkarmış.

Tokyo Tsusihin Kogyo isminin Japonya dışında çok kolay telaffuz edilemediğini farkeden Akio Morita, Latince ses anlamına gelen sonus kelimesine benzeyen Sony kelimesini tercih etmiş.

{pagebreak::Sharp}

Sharp

Tüketici elektroniği sektöründe birçok farklı ürüne sahip olan Sharp’ın kökeni 1912 yılında Tokuji Hayakawa tarafından işletilen Tokyo’daki bir metal atölyesine dayanıyor.

Tokubijo adı verilen ve deliklere ihtiyaç duymadan sıkı durmayı sağlayan bir kemer tokası ile ünlenen Hayakawa daha sonra şirkete adını veren Ever-Sharp adlı bir kalem ile iyice büyümüş. Bu kalem ticari olarak kuıllanılan ilk mekanik kurşun kalem olma özelliğine sahip. (Tükenmez Kurşun Kalem)

Sharp’a adını veren kalem

Depremden Sonra

1923 yılında yaşanan depremde atölyenin yıkılmasından sonra işini Osaka’ya taşıyan Hayakawa burada radyo tasarımına başlamış.

Bundan sonra bu alanda gelişen şirket 1964 yılında dünyanın ilk transistörlü hesap makinesini üretmiş. Cihazın o dönemki çıkış fiyatının 1400 $ olduğunu da belirtmek gerek.

:: En ilginç hikayeye sahip şirket sizce hangisi?

ZAP’lamaya Hazır mısınız?

Standart özelliklerle kullanıcıların beğenisine sunulan yeni Sony Walkman NWZ-B152, MP3 ve WMA oynatmanın dışında güncel medya biçimlerine destek sunmayan cihazın FM radyo desteği de yok. Şimdi Sony’nin bu yeni MP3 oynatıcısına yakından bakıyoruz.

#video_5437#

{pagebreak::Walkman NWZ-B152}

Walkman NWZ-B152
MP3 oynatıcı

Teknik Özellikler

Depolama alanı: 2 GB
Hafıza kartı slotu: Yok
Radyo: Yok
Biçim desteği: MP3, WMA
Hoparlör: yok
Ekolayzır: 4 ana mod
Ses kaydı: var
Bağlantı: USB
Güç: Tekrar doldurulabilir batarya
Pil süresi: 18 saat
Boyutlar: 90 x 23 x 15 mm
Ağırlık: 28 gram
Renk seçeneği: Siyah, kırmızı, mavi, pembe

Bilgi için: Sony Türkiye
Web: www.sony.com.tr
Fiyat: 85 TL

:: Ürün hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

Bizimle Çalışmak İster misiniz?

Teknoloji dünyasının nabzını tutan ShiftDelete.Net, ekibe yeni isimler katmaya hazırlanıyor! Eğer siz de bu ailenin bir parçası olmak istiyorsanız ilanımıza bir göz atın.

 

SDN Kameraman Arıyor!

Bilindiği üzere, en güncel teknolojileri ve sektörden önemli isimleri SDNtv çatısı altında ekranlarınıza taşıyoruz. Ayrıca yeni ürünleri ve oyunları test merkezimizde ağırlayıp, bunların videolu incelemelerini sizlere ulaştırıyoruz. Hergün yaklaşık 100.000 kişiye ulaştırdığımız bu videoları çekmek için bize katılmaya ne dersiniz?

 

 

Aradığımız Özellikler

 

:: Geçmişte kameramanlık deneyimi yaşamış 

:: Video montajı yapabilen 

:: Green Box ile ilgili bilgisi olan 

:: Ekip çalışmasına uyumlu

:: Kendini geliştirmeye açık

:: Teknolojiye meraklı bir kameraman arıyoruz…

İlgilenenlerin info@shiftdelete.net‘e kısa özgeçmişinizi içeren bir CV ile başvurmaları yeterli olacaktır. Belirlediğimiz arkadaşlarımızı ofisimize davet edip, şartları detaylı şekilde konuşacağız.


:: SDN’nin prodüksiyon ekibinden biri olup, kameranın başına geçmeye ne dersiniz?

Günün Oyunu: Wolfenstein

1992 yılında, Doom ve Quake’e taş çıkartacak bir yapım ortaya çıktı: Wolfenstein. Kahraman rolünü büründüğünüz ve nazileri tepelediğiniz oyun öylesine beğenildi ki, hemen hemen tüm dijital platformlarda kendine yer bulup satış rekorları kırmayı başardı.

2007 yılında ise, “Return to Castle Wolfenstein” ile, yine bu alternatif evrene döndük. Ancak bu sefer karışılaştığımız büyücüler, şeytanlar ve nice melun varlık, Nazileri bile aratıyordu.

 

Wolfenstein: Enemy Territory ise, ilk yapımın izini takip eden son derece başarılı bir multi-player FPS (First Person Shooter) yapımı. Sağlık elemanı, ağır piyade, mühendis ve keskin nişancıdan oluşan ekipler kurup, kara kalpli nazileri, doğduklarına ve işgal planlarına giriştiklerine pişman edebiliyorsunuz. Unreal III Motoru üstüne kurulmuş bu eğlenceli yapımı denemek isterseniz, bağlantıya tıklamanız kafi.

Oyunun Künyesi

Platform: Windows, Linux, Mac
Geliştirici: Splash
Dağıtımcı: Activision 
Sistem Gereksinimi: 600 MHz İşlemci, 128 MB RAM, 32 MB OpenGL ekran kartı, Modem/LAN

{pagebreak::Wolfenstein -1}

Görsel – 1

Grafikler, günümüz şartlarıyla karşılaştırıldıklarında, “yetersiz” görünse de, zamanının en olağandışı efekleri, görselleri ve ışıklandırmaları, Wolfenstein: Enemy Territory de birleşmişti. Güncel yapımlarla karşılaştırılsa bile, güzel grafikler hala göze batmıyor.

{pagebreak::Wolfenstein -2}

Görsel – 2

Bir oyunu üstün kılan, yalnızca grafikleri değildir. Eğer öyle olsaydı, satış rekorları kırıp, otoritelerden tam not alan World of Goo, Plants vs. Zombies ve Worms gibi yapıtlar, asla zirvede olamazdı. Wolfenstein: Enemy Territory, bağımlılık yapıcı keyif faktörü ile öne çıkıyor.

{pagebreak::Wolfenstein -3}

Görsel – 3

Takım halinde çalışarak uçakları, gemileri, tankları ve ağır silahları yeryüzünden silmeniz mümkün. Yapım, üstün bir stratejik zeka ve oyun tecrübesi talep ediyor. Doğrudan saldırılar, intihardan farksız. Kartlarınızı, çok zekice oynamalısınız.

{pagebreak::Wolfenstein -4}

Görsel – 4

Nazilerle, kar, yağmur, çamur, fırtına, sıcak, soğuk demeden her ortamda kapışıyorsunuz. Çevresel koşulları iyi analiz edip, uygun taktikler geliştirmeniz, online listelerde “en iyiler” arasında, zirveye yerleşmenize vesile olacaktır.

{pagebreak::Wolfenstein -5}

Görsel – 5

“Kahraman Amerikalılar dünyayı kurtarıyor” klişesinden nefret etsek de, zevkli oyunlar uğruna, bu saçmalıkla uğraşmak zorundayız. Gözlerinizi kapayın, umursamayın ve oyunun keyfini çıkarın.

:: Sizce Naziler üzerine yapılmış en iyi oyun nedir?

Nec de Tablet İşine Giriyor

Nec’in bu yeni teknoloji harikası ürünü 7 inç ekrana sahip olacak. Firmadan verilen sınırlı bilgiye göre ürünün WiFi, Bluetooth ve 3G kablosuz ağ desteği olacak.

Nec bu yeni ürünü Lifetouch‘ı sadece Japonya içerisinde satmak istemiyor. Firma bu ürünü özellikle genç nesil için tasarlamış ve tüm dünyada satışa çıkartmayı hedefliyor. Ürün Ocak ayının başında gerçekleştirilecek CES fuarında tanıtılacak.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=h-SZ4I8rXaY&fs=1&hl=en_GB]

:: Ürün hakkındaki görüşlerinizi buradan paylaşın.

Ezeli Rakipler Birbirlerine Çalışacak

Teknoloji dünyası zaman zaman ezeli rakiplerin belli bir amaç uğruna ortaklığa gitmesine sahne olabiliyor. (Tablet Savaşları Kıyasıya Devam Ediyor)

Bu duruma yeni bir örnek Toshiba ile Samsung arasında yaşanmak üzere. Nikkei Business Daily adlı gazetenin haberine göre Toshiba bazı yongalarının üretimini Samsung’a yaptırmak istiyor.

Toshiba yongalarını Samsung üretecek

Maliyetten Kurtulmak İçin

Sürekli zarar etmeye devam eden yonga üretim işinden kurtulmayı planlayan Toshiba, üretimini bu alandaki başarılı isimlerden biri olan Samsung’a yaptıracak.

Bu şekilde iki firmanın da kâr edeceği belirtiliyor. Analistler Toshiba’nın bu hamleyle birlikte çok büyük bir üretim maliyeti yükünden kurtulacağını iddia ediyorlar. Toshiba böylece sadece tasarım üzerine yoğunlaşabilecek.

:: Sizce bu anlaşmadan kim daha kârlı çıkar?

Opera’ya Özel Facebook Eklentisi

Eğer Opera 11‘i kullanmaya başladıysanız size güzel bir haberimiz var. Bir Türk geliştiricinin hazırladığı Facebook eklentisi, Facebook üzerinde geçirdiğiniz zamanı gösteriyor. Aynı zamanda internet üzerinde harcadığınız zamanı da görüntüleyebilme özelliğine sahip olan eklenti, Facebook sayfası üzerine de entegre olabiliyor.


Facebook Runner ilk Türkçe Opera eklentisi aynı zamanda.

Facebook Runner

Ülke olarak Facebook’ta aşırı zaman harcadığımızı ortaya koymak adına böyle bir çalışma yaptığını anlatan geliştirici, hazırladığı eklentiye Facebok Runner adını vermiş.

Burada yer alan Opera eklenti sayfasından indirebileceğiniz uygulama ücretsiz olarak sunuluyor.

 

:: Eklentiyi beğendiniz mi?

 

 

1 Ocak’tan Sonraki İnternet Fiyatları

Türk Telekom’un yaptığı resmi açıklamadan sonra en güncel internet hızlarını ve yeni paketleri, bu haberde sizlere açıklamıştık.

Bu yazıda ise bazı görsellerle, bu değişimi sizlere çok daha net aktaracağız.

50 ve 100 Megabit’lik Hızların Fiyatları

 

Sunum dosyasında da görüldüğü gibi 1 Ocak’tan itibaren internet servis sağlayıcıları üzerinden sunulacak olan bu iki yeni yüksek hızın tavsiye edilen satış fiyatları; 100 Megabite’e kadar olan tarife için 149 TL, 50 Megabit’e kadar olan tarife içinse 109 TL olarak belirlendi.

Bu fiyatlar, TTNET, smileADSL gibi servis sağlayıcılarının kendi fiyat politikasına göre değişiklik gösterebiliyor. Örneğin, 24 aylık taahhütlü abonelik karşılığında daha uygun fiyatlar sunulabilir.

Bu iki paketin de kotası 100 Gigabyte. Bu kota aşıldığı takdirde hız, 1 Megabit’e düşüyor.

{pagebreak::16 ve 32 Megabit}

16 ve 32 Megabit Hızların Fiyatı

Yeni geliştirilen ADSL2+ teknolojisi ile modem değiştirmeye gerek olmadan 16 Megabit’e kadar hız alınabiliyor. Bu paketin tavsiye edilen son kullanıcı fiyatı ise 59 TL.

32 Megabit’e kadar olan VDSL seçeneği ise 79 TL olarak belirlendi. Bu iki seçenekte de toplam 50 Gigabyte kota var. Bu kota aşıldığında hızınız 1 Megabit’e düşüyor.

{pagebreak::8 Megabit}

Mevcut 8 Megabit’e Kadar Olan Paketler

 

Şu anda sunulan ve 8 Megabit’e kadar hız sunan paketlerde en önemli değişiklik kota oldu. 15 Gigabyte’lık kota, 25 Gigabyte’a yükseltildi. Bu seçeneğe eklenen diğer paketin hızında bir değişiklik yok ama kotası 100 Gigabyte. Son seçeneğin fiyatı 89 TL.

Belirtilen kotalar dolduğunda hızınız 1 Megabit’e düşürülüyor.

{pagebreak::Limitli Paketler}

Yeni Limitli Paketler

Yeni limitli paketlerin seçenekleri ise şöyle;

16 Megabit’e kadar 5 Gigabyte kotalı paket; 33 TL
32 Megabit’e kadar 10 Gigabyte kotalı paket; 43 TL
50 Megabit’e kadar 15 Gigabyte kotalı paket; 69 TL
100 Megabit’e kadar 20 Gigabyte kotalı paket; 99 TL

Bu sayfadaki seçeneklerde maksat, yüksek hızda ama hacimli veri trafiği olmayan işlemler için daha uygun seçenekler sunmak. 

Bu kotaların da aşılması durumunda, yaptığınız kota aşımı kadar faturanıza ilave edilecek.

{pagebreak::Yeni Yılda Sınırsız Yok}

Gerçek Sınırsız Paket Kalkıyor. Ama!

Herhangi bir kota sınırı olmadan sunulan sınırsız internet seçenekleri yeni yıldan itibaren abone olacak yeni kullanıcılara sunulmayacak.

Ancak TTNET, Superonline gibi internet servis sağlayıcıları, kendi seçeneklerini oluşturarak bu hizmetleri sunabilecekler.

Örneğin TTNET, 8 Megabit sınırsız paket seçeneğini daha önce 99 TL’ye verirken yeni yılda bu fiyat 109 TL olarak sunulacak.

Şu anda bu seçeneklerden faydalanan müşteriler, yeni yılda da aynı şartlarda (8 megabit’e kadar kota sınırı olmadan 99 TL) devam edecekler.

:: Fiyatlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Tıklayın, forumda tartışalım.

 

Skype Başkanı Açıklama Yaptı

Çarşamba günü aniden altyapısı çökerek dünya çapındaki milyonlarca kullanıcısını panik içinde bırakan VoiceIP sohbet program Skype, sorunları çözmeye çalışıyor.

 

 

İddialar Ne Kadar Doğru?

Ortada dolaşan iddialara firmanın en yetkili ismi yaptığı açıklamayla cevap verdi. Skype CEO‘su Tony Bates Twitter ve resmi blog sayfası üzerinden verdiği demeçte sorunu değerlendirirken iddiaları da yalanladı. İşte Bates’in yaptığı açıklamanın tam metni:

{pagebreak::Bates Ne Dedi?}

Bates Ne Dedi?

“Eminim tüm dünyada Skype’ı etkileyen bağlantı hatası ile ilgili birçoğunuzun bilgisi var. Önceliğimiz altyapıdaki problemi düzeltmek ve daha sonra Skype özelliklerine erişimi yeniden sağlamak.

Aksaklığı gidermek zaman aldı ancak ciddi bir ilerleme sağlandı. Şu anda Skype’ta tüm dünyada yaklaşık 16.5 milyon kullanıcı çevrimiçi. Bu rakam günün bu saatinde normalde bekleyebileceğimiz rakamın %80’i.

Skype’ın ana özelliğini kullanılır hale getirdik – mesajlaşma, ses ve görüntü- ancak çevrimdışı mesajlaşma ve grup video araması özelliklerini iyileştirmek biraz daha uzun sürecek. Bir çoğunuz için zor bir 24 saat oldu ve biz Skype’ı düzeltene kadar gösterdiğiniz sabır için hepinize teşekkür ederim.

Arkadaşlarınızla ve aileniz ile konuşamamanızın, onları görememenizin telafisinin olmadığının farkındayım. Yine de ödemeli servislerden faydalanan bütün sadık müşterilerimize desteklerine teşekkür etmek için Skype kontörleri hediye etmeyi planlıyoruz. “

:: Skype’ın çöktüğünü öğrenmek sizde nasıl bir etki yarattı? Bates’in açıklamasını yeterli buldunuz mu?

Google’ın Sürücüsüz Aracının Her Şeyi!

Sürücüsüz araçlar, arabayı yönetecek bir operatör olmaksızın bir noktadan diğer noktaya erişebilen teknoloji harikaları olarak nitelendirilir. Bu projelerden belki de en önemlisi, EUREKA Prometheus Car (Programme for a European Traffic of Highest Efficiency and Unprecedented Safety – Yüksek Verimlilik ve Emsali Olmayan Güvenlik için Avrupa Trafik Programı).

 

 

Milyar Dolarlar Döküldü!

Proje üstünde 1987’den beri çalışıldı ve Avrupa Birliği tarafından 1 milyar doların üstünde para harcandı. Projeye destek veren firmalar, envai çeşit vergi teşviki ile ödüllendirildi. Katılımcılar arasında en önemlisi Daimler Benz olarak dikkat çekti.

{pagebreak::Avrupa, Amerika’ya Karşı!}

Avrupa, Amerika’ya Karşı!

Avrupa’nın EUREKA Prometheus projesine, Amerika Birleşik Devletleri de kayıtsız kalamadı ve kendi araştırmasını yürürlüğe soktu. DARPA Grand Challenge adlı proje, yalnızca yolda değil, arazide de kullanımı kapsıyordu. Amaç, Amerika’dan bekleneceği gibi bu tür bir teknolojiyi orduda kullanmak ve savaşlarda asker kaybını asgari seviyeye çekmekti.

 

 

Organizatörler, projeyi paraya çevirip yarışlar düzenlemeyi de ihmal etmedi. 2007’de düzenlenen yarışta, Tartan Racing, Chevy Tahoe ile birinci, Stanford Racing, Volkswagen Passat Wagon ile ikinci, Victor Tango, Ford Hybrid Escape ile üçüncü, MIT, Land Rover L3 ile dördüncü, The Ben Franklin Racing Team, Toyota Prius ile beşinci ve Cornell, Chevy Tahoe ile altıncı oldu.

Yarışmanın şartları şunlardı: Araçlar, her trafik kuralına uyacak, diğer araçları fark edip araya güvenli mesafe koyacak, gerektiği zaman kazayı önleyici müdahalelerde bulunacaktı. Bu şartları yerine getiren otomobiller, sıralamada kendilerine yer bulmayı başardı ve vergi teşvikleri ile para ödüllerini geliştiricilerine kazandırdılar.

{pagebreak::Google Sürprizi}

Google Sürprizi

Google’s Driverless Car (Google’ın Sürücüsüz Otomobili) projesinin gelişimi, İnternet devinin mühendisi Sebastian Thrun liderliğinde ve Stanford Artifical Intelligence Laboratary (Stanford Yapay Zeka Laboratuarı) işbirliğiyle başladı. Sebastian Thrun aynı zamanda Google Street View projesinin de baş mimarıydı.

 

 

Üretilen sürücüsüz araç, 2005 yılında DARPA Grand Challenge da birinci olup, Amerika Savunma Bakanlığı’ndan 2 milyon dolarlık ödül ve bol bol teşvik kazandı. Mike Montemerlo ve Anthony Levandowski gibi bilişim dünyası dahileri de, ödülün elde edilmesinde büyük pay sahibiydi.

{pagebreak::genel Bakış} 

Genel Bakış

Sistem, Google Street View’den elde edilen yol ve trafik bilgileri, video kameralardan elde edilen görüntüler, yapay zeka yazılımı ve LIDAR sensörünün (Light Detection And Ranging – Işık Saptaması ve Mesafe Tayini) kombine çalışmasıyla hayat buluyor.

 

 

LIDAR sensörü, radara benzer şekilde radyo dalgaları kullanıyor ve yansıyan sinyallerden yön tayini yapılmasında beyin rolünü üstleniyor. LIDAR o kadar ilginç bir teknoloji ki, geometri, arkeolojik bulgular, jeoloji, coğrafya, jeomorfoloji, uzaktan kontrol ve atmosferik fizik verilerin sentezini gerçekleştirebiliyor.

{pagebreak::Test Sürüşü}

Test Sürüşü

Bu kadar gelişmiş teknoloji, para ve Google gibi bir devin desteğiyle sürücüsüz araç projesinin başarısız olması sürpriz olurdu. Gelişmelerden ve ödülden cesaret alan Google, test sürüşlerine başladı. 2010 yılına kadar 230.000 kilometreden fazla deneme yapıldı. Test sürüşlerinin 1600 kilometresi, aracın içinde hiçbir insan bulunmadan gerçekleşti. 

 

 

Geri kalan 230.000 kilometrede ise bilgi toplamak ve çok acil bir vaka vuku bulursa, müdahale etmek için sürücü bulundu. Ne var ki, sürücünün müdahalesine hiçbir şekilde gerek kalmadı. Araç, 231.600 kilometrede yalnızca bir kere hata yaptı ve kırmızı ışıkta durmayarak, hafif bir kazaya neden oldu.

{pagebreak::İddialar}

İddialar

Google, sistemin trafik kazalarını, meydana gelen talihsiz ölümleri engelleyeceği ve karayollarının veriminin önemli ölçüde artacağı tahmininde bulundu. Firmaya göre, 2018 yılında seri üretim başlayabilir. Dünya otomobil devlerinden General Motors da bu tahmine destek veriyor ve aynı yıl içinde, kendi sürücüsüz aracının satışa sunulacağını duyuruyor.

 

 

{pagebreak::Bögeler}

Bölgeler

Google, sürücüsüz araç sistemini geliştirirken, dünyanın en büyük otomobil üreticilerinin en iyi modelleri ile çalışmayı tercih etti (zaten başka türlüsü düşünülemezdi).

Araçlar arasında AUDI’nin kara roketi TT, Japon üretici Toyota’nın çevre dostu harikası Prius da bulunuyor. Sürücüsüz otomobillerin yolculukları San Francisco’nun Lombard caddesinden, Golden Gate Bridge’e, Pacific Kıyısı Otoyolu’ndan, Tahoe Gölü’ne kadar devam etti.

 

 

Sistem, güzergah seçimi sırasında Google Maps’den faydalandı, LIDAR sensörü ile hız ayarlaması yaptı. İnsanlarla yapılan 230.000 kilometre mesafe sırasında fren, debriyaj ve gaz istenildiği takdirde, sürücü tarafından kullanılabilir pozisyondaydı. Lakin, daha önce de belirttiğimiz gibi bu tür eylemlere (en azından firmanın iddiasına göre) gerek kalmadı.

{pagebreak::Geleceğe Dönüş}

Ben, Robot!

Google, önceleri kesin tarih vermekten kaçınsa da, 2018 yılında seri üretime geçilebileceğini duyurdu. Elbette dev şirket, otomobili kendi üretmeyecek ve kuvvetle muhtemel, General Motors, Toyota ve VW Group gibi şirketlerle işbirliği yapacak.

 

 

Eğer, vadedilenler doğruysa, Will Smith’in başrolde oynadığı “I, Robot” filminde gördüğümüz sürücüsüz, kaza yapma olasılığı sıfıra yakın, çevreci otomobiller 10 yıl içerisinde gerçeklikle buluşacak.

:: Gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?