Flac Uzantılı Dosyaları Açmak

İnternet üzerinden indirdiğiniz ses dosyaları, her zaman MP3 uzantılı olamayabiliyor. Aslına bakarsanız, popüler tüm ses biçimleri (OGG, WAV gibi) güncel ses oynatıcıları tarafından desteklendiği için herhangi bir sorunla karşılaşmayabilirsiniz.

Bazı uzantılar var ki; Windows 7 bile size bu biçimler için bir yazılım önerme konusunda çaresiz kalıyor. Bu biçimlerden (formatlardan) biri de Flac uzantılı (*.flac) dosyalar.

 

Flac Nedir?



Faydalı yazılımın son derece iğrenç arabirimi bu şekilde.


Flac, “Free Lossless Audio Codec” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş ve ücretsiz en az kayıpla sıkıştırılan ses çözücüsü anlamına geliyor. MP3’ler her ne kadar kaliteyi koruyarak sıkıştırma yapıyor olsa da Flac ile yarışacak durumda değil.

Bu biçim, sıkıştırma konusunda iyi, ancak kullanışlılık konusunda maalesef epey geride. Öyle ki, indirdiğiniz dosyayı açabilmek için öncelikle buraya tıklayarak yazılımı indirmeniz gerekiyor.

İndirdikten sonra birkaç adımda kuracağınız yazılımın arabirimi ise gerçekten berbat. Ama ses konusunda siz de çok hassassanız, o zaman bu berbat arabirimi de görmezden geliyorsunuz.

 

Nasıl Kullanılır?

Şu aşamaları izlemelisiniz;

– Yazılımı çalıştırın (Windows 7 ve Vista kullanıyorsanız yönetici olarak çalıştırın)
– “Add Files” butonuna tıklayın ve flac uzantılı dosyayı seçin. 
– “Decode” butonuna basın. 
– Açılan DOS ekranı kapandığında işlem tamam.

Flac uzantılı dosyanın hemen yanında, WAV biçiminde istediğiniz dosyayı bulacaksınız.

Bu arada Flac olayına iyice sarmayı düşünüyorsanız, yazılımın sadece WAV dosyalarını kabul ettiğini hatırlatalım. Flac için MP3 ve OGG gibi dosyalar, ikinci el dosyalar anlamına geldiği için yüzüne bile bakmıyor.

:: Sevdiğiniz albümleri hangi dosya biçiminde dinliyorsunuz?

Ubuntu’nun Fontları Yenilendi

Geçtiğimiz haftalarda yeni sürüme ait haberler ve duvar kağıtları sunmuştuk ancak yeni haberimiz sistemdeki en köklü değişimlerden birisini içeriyor. Uzun zamandır fontlarından şikayetçi olan kullanıcıların sesini duymuş olacaklar ki yeni sistemle beraber yeni bir font ailesi sunuyor.

10 Ekim tarihinde Ubuntu’nun 13. sürümü olacak 10.10 ile gelecek yeni fontların tam 13 farklı varyasyonu bulunuyor. Yeni sürüm Unity ve Gnome 2.32.0’ın yanında bir.ok geliştirmeyle geliyor. Bunların arasında multi-touch desteği de yer alıyor.

:: Yeni çıkacak sürümü hemen deneyecek misiniz?

Cepte 4 Kat Daha Hızlı İnternet

Mobil dünyanın en başarılı web tarayıcılarından biri olan Opera, çok daha güçlü ve daha hızlı tarayıcıları ile mobil dünyayı sarsmaya hazırlanıyor. Yenilenen Opera, optimum performansı sağlayabilmek için ciddi yenilikleri beraberinde getiriyor.

 

Bunlardan en önemlisi ise hiç şüphe yok ki baştan aşağı yenilenen JavaScript motoru. Opera Mobile 10.1’in kullanıcılara sunulan ikinci beta sürümünde Carakan JavaScript motoru yer alıyor. Tam dört kat daha hızlı sayfa yüklenme süresi vaat eden JavaScript motoru, Opera Turbo özelliği ile de paralel çalışan özelliklere sahip. Daha az veri transferi yaparak daha hızlı sayfaların yüklenmesi de yeni sürüm ile sağlanmış oluyor.

{pagebreak::ARM İçin Optimizasyon}

ARM İçin Optimizasyon

Opera Mobile 10.1 Beta 2’nin dikkat çekici bir diğer ayrıntısı ise donanım optimizasyonları. Opera, ARM mimarisini taşıyan işlemciler için bir takım optimizasyonlar yapmış. Böylelikle tarayıcı, donanım hızlandırmalı olarak, sayfaların daha hızlı hazırlanmasını sağlamış oluyor.

{pagebreak::Aşırı Ram Tüketimi}

Aşırı Ram Tüketimi

Elbette ki yeni betanın hataları da yok değil. Özellikle sistem kaynaklarının aşırı tüketilmesi ciddi şikâyetlere neden olmuş durumda. Carakan JavaScript motorunun aşırı ram tüketimi ve işlemciyi fazlasıyla meşgul etmesi, sistem kaynaklarının yetersiz olduğu bazı cihazlarda, telefonun yanıtsız kalmasına neden olabiliyor.

{pagebreak::Sorunlar}

Sorunlar

Kullanıcılar tarafından raporlanmış diğer problemler ise şu şekilde sıralanıyor:

  • • Aşırı yüksek bellek kullanımı
  • • Konumlamada zamanlama problemleri
  • • Hızlı sayfa kaydırmanın sayfa yüklenmesi için optimize edilmemiş olması
  • • APN kullanırken Proxy ile yapılan bağlantılarda Opera Link işlevi yerine getirilemiyor
  • • SVGT görseller özellikle E serisi Nokia’larda cihazın yanıtsız kalmasına neden olabiliyor
  • • Sim kart takılı değil ya da telefon uçuş modunda (çevrimdışı) ise konumlama isteği tarayıcının çökmesine neden oluyor.

{pagebreak::İndirme Bağlantısı}

İndirme Bağlantısı

Opera 10.1 Beta 2 an itibariyle Symbian OS9 çekirdeğini taşıyan akıllı telefonlar ile sorunsuz çalışabiliyor. Uygulamaya telefonunuzun web tarayıcısı üzerinden m.opera.com/next adresine giderek sahip olabilirsiniz.

 

:: Yeni Opera’yı başarılı buldunuz mu?

 

Ovi’nin Yükselişi Sürüyor!

Nokia‘nın Ovi platformu, ilk yayınlandığı anda yetkililer tarafından “İşi zor” olarak eleştiriliyordu. Oysa ki Nokia kullanıcılarının bu tür bir platforma olan ihtiyacı, Ovi platformunu kısa sürede başarıdan başarıya koşturma düzeyine getirdi. Şimdilerde Nokia yetkilileri, Ovi’nin artan kullanıcı sayısından ve gelişen zengin içeriğinden dolayı mutlu olduğunu açıklıyor.

 

 

Ovi Store’a kayıtlı uygulamalar, günde 2.3 milyon indirilme sayısına ulaşıyor. Bu da saat başına 100 bin indirilme sayısı ederken, ayda da 70 milyon uygulama indirilmesi anlamına geliyor. Karşılaştırma yapmak için belirtirsek; geçtiğimiz günlerde Google’dan gelen bir açıklamada, Android Market‘in toplamda 1 milyar indirilme sayısına ulaştığını belirtilmişti. Apple‘ın App Store‘u ise 6.5 milyara ulaştı. Bunlar toplam değerler. Yani Ovi’nin günlük büyüme hızı, bu platformlar ile yarışır hale geldi diyebiliriz.

:: Ovi platformunu kullandınız mı? Sizce artıları ve eksileri nelerdir?

 

Facebook’tan Fotoğraf Atağı

500 milyon üyeye sahip popüler sosyal ağ Facebook, paylaşılan milyonlarca fotoğrafa ev sahipliği yapıyor. Kullanıcıları sosyal ağlara çeken ilk nedenlerden biri olan fotoğraf paylaşımı, kuşkusuz Facebook’un da gözardı edemeyeceği bir etken. Sitenin çeşitli bölümlerinde birçok yenilik yapan ekip son olarak da bu konuya el attı. (Facebook Chat Genişliyor!)

 

 

Sıfırdan kod yazan Facebook yetkilileri, fotoğraflarda yeni bir deneyim sunuyor. Yapılan en büyük değişim, fotoğraf kalitesinin 720 pikselden 2048 piksele çıkarılmış olması. Bu sayede yüksek çözünürlüklü fotoğraflar da siteye yüklenip sorunsuz bir şekilde izlenebilecek.

{pagebreak::Dinamik Görüntüleme}

Dinamik Görüntüleme

Fotoğraf sistemini kökten değiştirme yoluna giden Facebook, fotoğraf görüntüleme konusunda da birtakım değişiklikler yaptı. Yenilenen sistem ile fotoğraflar arasında gezinirken, her seferinde yeni bir sayfaya gitmenize gerek yok.

 

 

“Light Box” olarak bilinen özelliği entegre eden yetkililer, fotoğrafların daha dinamik ve estetik bir şekilde görüntülenebilmesini sağlıyor. Fotoğraf yükleme özelliğini de değiştiren Facebook, birden çok fotoğrafın tek seferde ortak olarak etiketlenmesini de sağlıyor. Yükleme ekranında fotoğraf kalitesini de (Standart / Yüsek Çözünürlük) seçebildeğiniz bir bölüm bulunuyor.

:: Facebook’un bu yeniliğinden memnun musunuz? Fotoğraf paylaşımında daha ne gibi değişiklikler yapılabilir?

 

2050’de Robotlarla İddialı Bir Maçımız Var

Gelecekte, neler olacağını tahmin etmek normal insanlar için oldukça zor. Ancak bazı bilim ve araştırma dalları sadece bu konu üzerine araştırma yapıyor. (Bu da Robot Dünya Kupası)

Avustralya’da bulunan New South Wales Üniversitesi’nde profesör yapan Claude Sammut robot teknolojisinin geleceği hakkında ilginç yorumlarda bulundu.

 

Robot Takımları Geliyor

Bilgisayar ve teknoloji üzerine araştırmalarda bulunan Sammut, günümüzde hala hazırda yapılan Robocup futbol turnuvalarının 2050 yılında insanlar ve robotlar arasında gerçekleşeceğini iddia etti.

Bilimin gelişme hızını ve şu anda yapılan araştırmaların sonuçlarını hesaba katan profesör 2020 yılından sonra robotların futbolla olan bağının iyice güçleneceğini de sözlerine ekledi.

Japonya‘da şu anda, robot geliştiren kurumlar devletten destek alıyor ve bu konuyu denetleyen bir bakanlık bile bulunuyor. Günümüzde, futbolcu robotlar biraz yavaş olsalar da bu hızla 2020 yılında robot takımlarında fanatiklerinin ortaya çıkacağı kesin.

:: Sizce insanlar ve gelişmiş robotlar arasındaki bir futbol maçını kim kazanır? İddia’da hangi takımın üzerine bahis oynardınız?

 

Bilişim Zirvesi 2010’da Akıllı Ev Şovu

Bağlantı ve teknoloji ürünleriyle tanınan  ZyXEL, 4-5 Ekim tarihlerinde düzenlenen Bilişim Zirvesi 2010‘un “Akıllı Ev-Ofis Çözümleri” oturum sponsoru oldu.(Haftanın Yazılımları: Akıllı Ev Araçları)

ZyXEL, zirve çerçevesinde 5 Ekim Salı günü 13.30-14.30 saatleri arasında Galata Salonu’nda düzenlenecek olan oturumla katılımcıları akıllı ev ve ofis konsepti ve yararlanılan teknolojiler konusunda bilgilendirecek.

 

 

Akıllı Ev Konsepti

Bilişim Zirvesi 2010, Harbiye‘de bulunan Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak.

Firmanın fuarda tanıtacağı ev ise, ağ teknolojileri sayesinde geleceğin yaşam mekanlarının nasıl olduğunu gösterecek. Tüm cihazların bir birine bağlandığı akıllı ev konsepti, internet üzerinden de yönetilmeye uygun olacak.

:: Firmanın akıllı ev konseptini görmek için fuara gidecek misiniz?

 

 

 

 

 

Probook Netbox Pro 2000 Video İnceleme

Masaüstü bilgisayar kullanmak isteyip de kasanın büyüklüğünden şikayet edenler için tasarlanan nettop sınıfı ürünler, boyutları açısından oldukça kullanışlılılar. (Netbook mu, Nettop mı?)

Intel’in Atom serisi işlemcileri ile donatılan bu ürünler günlük işler için yeterli performans sunabiliyorlar. Probook adlı markanın elimize ulaşan nettop sınıfı ürünü Intel Atom işlemcisinin haricinde NVIDIA’nın ION platformunu da bünyesinde barındırıyor.

Görsel Performans

Bu sayede görsel performansı da artan ürün günlük işlerin yanı sıra yüksek çözünürlüklü video izlemek isteyenlerin de ihityaçlarını karşılayabiliyor.

Probook Netbox adlı bu ürünün detaylı video incelemesini aşağıdan izleyebilirsiniz.

#video_5323#

{pagebreak::Teknik Özellikler}

Teknik Özellikler

 

 

Probook Netbox Pro 2000 PRBN34A

Nettop

İşlemci: Intel Atom 330
Grafik Yongası: NVIDIA ION
RAM: 2 GB
Sabit Disk: 320 GB
Giriş çıkışlar: HDMI, DVI, Ethernet, 6 x USB
Kart okuyucu: Var
Fiyat: 700 TL

 

:: Nettop sınıfı ürünler ilginizi çekiyor mu?

Facebook, Skype İle Ortaklığa Giriyor

Dünyanın en büyük sosyal ağ sitesi Facebook ile sesli ve anlık iletişim alanında en önde gelen yazılımlardan olan Skype ortak bir proje üzerinde çalışmaya başlıyor.

Bahsi geçen proje ile henüz beta sürümünde olan Skype 5.0′ın tam sürümü Facebook Connect ile entegre hale gelecek.

 

Facebook Connect, Skype 5.0 ile entegre olacak

 

Facebook Arkadaşları İle İletişim

Bu entegrasyon sonucunda kullanıcılar Facebook arkadaşlarına SMS gönderip, görüntülü konuşma yapabilecekler.

560 milyon adet kayıtlı kullanıcısı olduğu belirtilen Skype’ın Facebook ile ortak giriştiği bu projenin iki firma açısından da çok faydalı olacağı iddia ediliyor.

:: Skype ile Facebook’un ortak bu uygulamasını kullanır mısınız?

Twitter’da Görsel Değişiklikler

Twitter‘da şu sıralar önemli değişiklikler oluyor. 140 karakterlik mikro blog sitesi Twitter’ın arayüzü, yepyeni bir görünüme kavuşuyor ve yöneticilerin açıklamasına göre “işi bir adım daha ileriye taşıyor”. Twitter yetkilileri, yeni tasarım ile birlikte kullanıcıların sosyal ağ kavramını daha etkin bir şekilde kullanabileceğini belirtti. Yeni Twitter görünümü, köklü değişiklikler içermesinden dolayı uzmanlarca “cesur bir adım” olarak nitelendiriliyor.

 

 

Ne var ki çeşitli internet sitelerinde Twitter’ın yeni görünüşü hakkında çeşitli eleştiriler bulunmakta. Özellikle de ana ekranın genişlemesi ve sağ panelin sol panel ile eşit ölçülere gelmesi, kullanıcıların tepkisini çeken değişikliklerin başında yer alıyor. Yeni Twitter tasarımı, tüm kullanıcılara aynı anda gösterilmiyor. Gruplar halinde yeni kullanıma geçen kullanıcılar, böylece bir anlamda beta tester olma özelliğini taşıyor.

:: Twitter hesabınız var mı? Varsa, yeni tasarıma geçtiniz mi?

 

Görsel Efektlerin Dünü, Bugünü, Yarını

Computer Genetared Imagery (CGI) olarak bilinen, bilgisayar yaratımı görseller, özellikle bilişim sektörüne gönül verenlerin ve sinemaseverlerin hayatını işgal etmiş durumda. Sinemada gösterime giren her film ve piyasaya çıkan her oyunda görsel efektlerle karşılaşıyoruz.

 

Video oyunları, bu teknolojiden çok yönlü faydalanıyorlar:  Render (kaplamak) edilmiş ara videolar ve introlarda da CGI’lerin izlerine rastlanabiliyor.

{pagebreak::CGI’ler orduda bile büyük önem sahibi}

CGI’lerin orduda kullanımı!

Bilgisayarla yaratılmış görsel efektleri düzenlemek hiç de kolay değil; genellikle bir minyatür, bir kişi, yani fiziksel bir model temeliyle oluşturabiliyorlar. Aksi takdirde, programcılar ipin ucunu kaçırabiliyor ve ortada ne olduğunu anlamadığımız pek çok kaplama dolaşıyor.

 

Görsel efektlerden yoğun olarak faydalanan başka bir kurumsa ordu. Pahalı uçaklarla, tanklarla veya gemilerle sürekli tatbikat yapılması, maliyet açısından olası değil. Bu noktada, bilgisayarlar yardıma koşuveriyor ve jet, tank, gemi simülasyonları, yine fiziksel temelli olarak yaratılıyor. Yani CGI’ler, yönetmenlerin olduğu kadar, askeriyenin de vazgeçilmezi.

{pagebreak::Görsel Efektler Tarihi}

Görsel Efektler Tarihi ve Yıldız Savaşları

CGI, ilk olarak 1973 yılında Westworld adındaki filmde kullanıldı. Westworld, insanların arasında yaşayıp çalışan robotları konu alan bir bilim kurgu yapıtıydı. 1976 yılında, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin desteğiyle Futureworld ortaya çıktı. Bunlarla birlikte asıl patlama, 1977 yılında Star Wars: A New Hope ile gerçekleşti.

 

George Lucas, Ölüm Yıldızı, X-Wing, Tie Fighter, Y Wing, B Wing gibi ögelerin minyatürlerini yaptı. Ölüm Yıldızı’nı bir kamyonun arkasına yerleştiren Lucas, fiziksel modellemeleri temel alıp, bilgisayar desteğiyle, inanılmaz bir evren yaratmayı başardı. 1979 yılında ise James Cameron, “Alien” adlı filmde aynı mantığı kullanarak gişe rekoru üstüne gişe rekoru kırdı.

{pagebreak::Ütopyanın Peşinde}

Ütopyanın Peşinde!

New York Institute of Technology Computer Graphics Lab, 1978 yılında akıl almaz bir çalışma başlattı: Tamamı, bilgisayar destekli görsel efektlerden oluşan bir film. The Works adındaki yapıt, 1982 yılında tanıtılsa da, maalesef hiç tamamlanmadı. 1982 yılında Star Trek: The Wrath of Khan’da, Genesis Wave (Yaratılış Dalgası) adlı CGI yapısından yararlanıldı. Solid 3D CGI kullanan yapımlarda birbiri ardına ortaya döküldü: 1982 yılında Tron ve 1984 yılında The Last Gunfighters; kendilerine has hayran kitleleri olsa da, iki film de, yüksek maliyetin de büyük etkisiyle, dev ticari başarısızlıklar haline dönüştü.

 

{pagebreak::Kıyamet günü geliyor}

Kıyamet Günü!

1991 yılında, sinema tarihinde bir devrim gerçekleşecekti ve bu devrimin altına, çok tanıdık bir isim imza atacaktı; James Cameron, Terminator 2: The Judgment Day ile olanaksız görünen efektlerin kutusunu, Pandora’nın Kutusu gibi açıp, hayallerini üstümüze saldı. Aynı tarihlerde Beauty and The Beast (Güzel ve Çirkin), CGI’lerden faydalanan ilk uzun metrajlı animasyon yapıtı olarak gösterime girdi.

 

{pagebreak::Dev Dinazorlar}

Dev Dinazorlar Geliyor!

1993 yılında, T-Rex’ler ve daha nice dinozorlar, bilgisayar desteğiyle, binlerce yıllık uykularından uyandı ve Jurassic Park gişeleri darmadağın etti. 1994 yılında, hiç beklemediğimiz bir Oscar’lı baş yapıtta CGI’den faydalanıldı ve Forest Gump’da, Gary Sinise’ın ayakları CGI’ler ile yok edildi. Napalm saldırısı ve olağanüstü hızda pinpon oynayan Tom Hanks de, bilgisayarın nimetlerine boğuldu.

 

Bilgisayarla yaratılmış görsel efektler, artık eskisi kadar pahalı değildi ve televizyon dizilerine de konuk olmaya hazırlardı. 1994’te Babylon 5 ve Seaquest serileri, zekice bilgisayar numaraları üstüne kurulmuşlardı.

{pagebreak::Paraya para Demeyenler}

Paraya Para Demeyenler!

1995’de, Beauty and The Beast’i gölgede bırakacak bir animasyon ortaya çıktı; şimdilerde, üçüncüsünü izlediğimiz Toy Story.  Toy Story’nin başarısından ilham alan, Blue Sky Studios (20th Century Fox), Warner Bros., Paramount Pictures, Sony Pictures Animation (Columbia Pictures’in desteğiyle), Vanguard Animation (Walt Disney Pictures, Lions Gate Entertainment ve 20th Century Fox’in desteğiyle), Big Idea Productions (Universal Pictures ve FHE Pictures’in desteğiyle), Animal Logic (Warner Bros.’un desteğiyle) ve Pacific Data Images (Dreamworks SKG’nin desteğiyle) adlı yapımcılar, gerçek bir animasyon sağanağı başlattı.

 

{pagebreak::Güç Senin İçinde}

Bu gece, Son Rüya!

2001 yılında gösterime giren Final Fantasy: The Spirits Within’de küçük çaplı bir devrime imza attı. Filmin yaratılmasında “Motion Capture” yani “Hareket Yakalama” yapısından faydalanılıp, yepyeni bir animasyon çağına giriş sağlandı. Yapımcı Square Pictures, ne yazık ki aynı başarıyı bir daha tekrarlayamadı  ve meydanı rakiplerine bıraktı.

 

Sahnede, sonradan Disney tarafından satın alınan Pixar ve Shrek ile tanınan DreamWorks bulunuyordu. Oscar ödülüne hak kazanan Kayıp Balık Nemo, Wall-E, Shrek, Cars, Ratatouille, Monsters Inc. , The Incredibles, A Bug’s Life, Madagascar, Shark Tale, Wallace ve Gromit, Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Kung Fu Panda gibi animasyon klasikleri, CGI ile Motion Capture’ın leziz bileşimi olarak, bu iki firma vasıtasıyla karşımıza çıkacaklardı.

{pagebreak::Sonsuzluğa ve Ötesine}

Sonsuzluğa ve Ötesine: Alice Harikalar Diyarında!

Gösterime girdiği 2009 yılı içerisinde 3 milyar dolara yakın gişe hasılatı yapan Avatar, sinema ve oyunseverlerin yoğun ilgi gösterdiği Resident Evil Afterlife, Tim Burton mucizesi Alice In The Wonderland gibi yapımlar 3 boyutlu animasyonlarla, bilgisayarla yaratılmış görsel efektleri daha da ileri taşıdılar. Şimdi çok daha güçlü işlemcilerimiz, belleklerimiz ve hatta terabyte’larca veri depolayabilen sabit disklerimiz var. Gelecek, sonsuzluğa ve ötesine geçecek kadar umut vadediyor.

:: Görsel Efektlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Yeni Bir PC Yerine SSD Disk

SSD disk kullanarak bir PC’nin performansını %60 artırmak mümkün. Bu birçok firma için çok önemli bir rakam. Çünkü bu sayede PC sistemlerin yenileme işlemi sadece SSD disk takarak yapılması büyük bir avantaj.

Bu yeni teknoloji kullanıldığında veri kopyalama hızının artması ve işletim sistemin açılış süresini düşürmek mümkün. PC sisteminde bulunan uygulamaların açılış süreleri hızlanmakla kalmıyor, işletim sistemi de hızlı çalışıyor. SSD’nin avantajları bununla sınırlı değil.

 

Yeni nesil disk teknolojisi sayesinde PC’nin performansı %60 artıyor.

 

Bu diskler oldukça hafif ve titreşimlerden etkilenmiyorlar. Mekanik bir aksam olmadığından da çok daha az güç tüketiyorlar. Daha da önemlisi yedeklenen veri dış etkenlerden zarar görmüyor.

Gartner’ın pazar araştırmacılarının yayınladığı raporda, SSD’nin sahip olduğu avantajlardan dolayı bir çok dizüstü sistemi bu teknolojiye geçecek. Öyle ki, 2014 ciddi bir kullanım (430 Milyon) öngörülüyor.

{pagebreak::SSD Seçerken Dikkat}

SSD Seçerken Dikkat

SSD disk satın almadan önce bir kere daha düşünülmeli. Nedeni, SSD disklerin kendi aralarında inanılmaz büyük fark göstermeleri. Bu teknoloji SLC (Single Level Disk) ve MLC (Multi Level Disk) olarak ikiye ayrılıyor. SLC, bellek hücresine verileri tekli bit’ler halinde depoluyorken, MLC verileri birden çok bit ile işlem yapabiliyor.

SLC bu yüzden MLC ile kıyasla daha pahalı. Buna ek olarak MLC’ye göre 10 kat daha fazla yazma işlemi yapmasını da unutmamak lazım. Bu, esasında çok önemli bir özellik.

Çünkü SSD disklerde bellek hücresi yıpranıp çalışamaz hale gelebiliyor. SSD üreticiler bu konu hakkında pek konuşmazlar. Wear-leveling ve write combining olarak adlandırılan bu hatalar sonucu SSD’nin performansı ve ömrü düşüyor.

SSD disklerin kontrol üniteleri performansı belirlemesinde önemli bir rol oynuyor.

 

Buradaki tehlike verinin okunmasında değil. Esas tehlike verinin bellek hücrelerine yazılması. SSD’nin kalitesine göre 100.000 ile 5 milyon adet yazma işlemi yapılabiliyor.

Bu rakamlara ilk baktığınızda yeterli gelebilir. Fakat bu işi yapan yazılımların olduğu unutulmamalı. Dolaysıyla bu rakamlar birkaç yıl içinde ulaşılabiliyor. Böyle bir durumda iyi bir kontrol ünitesi SSD disk’lerin ömrünü uzatabiliyor. Bellek hücrelerine yapılan eşit bir dağılım SSD disklerin performansının düşmesine engel olabiliyor.

Dolaysıyla SSD alırken üzerinde bulunan kontrol ünitesine de bakmak önemli bir avantaj. Yapılan testlerde Indilinx, Intel ve Samsung marka kontrol ünitelerinin yüksek performans gösterdikleri söyleyebiliriz. Bu kontrol üniteleri 64 ile 128 MByte büyüklüğünde önbellek ve NCQ teknolojilerini desteklemeleri ile birlikte Windows 7’nin TRIM teknolojisine de uyumlu. Bu da ürünün performansını önemli derecede etkiliyor.

{pagebreak::SSD’ye Geçilmeli mi?}

SSD’ye Geçilmeli mi?

Piyasa araştırmacıları bir konuda hemfikirler. SSD’nin yükselişi 2010’un sonunda olacak. Firmalar her ne kadar Cloud Computing teknolojisine geçse de veya verileri veri depolama sistemlerinde tutulsa da, birçok kişi bu verileri lokal olarak da yedeklemek istiyor. Dolaysıyla cihazlarda veri depolama birimleri uzun yıllar daha kullanılacak.

Dizüstü ve masaüstü sistemlerde yüksek kapasiteli veri depolamalara ihtiyaç duyulmuyor. Bu en çok SSD’nin işine yarıyor. Çünkü SSD epey pahalı. Buna karşın düşük kapasiteli SSD ürünleri son kullanıcının alacağı seviyeye indi.

 

SSD’ye geçmek düşünüldüğünden çok daha kolay.

 

Tüm bunlara ek olarak PC sisteminin performansını etkileyen en önemli faktör kullanılan sabit disk. Günümüzde işlemci ve bellek teknolojisi bir hayli güçlü. PC sistemde dar boğaz oluşturan tek donanım sabit disk olarak görünüyor. SSD diskler işte bu konuda büyük bir avantaj saplayabilirler. Bu da ister istemez performansı yükseltir.

Tabii SSD’ye geçmek her zaman bir avantaj sağlamayabilir. Klasik sabit disk yerine SSD’ye geçmek veya belleği yükseltmek kısa bir dönem için etkili sonuçlar verebilir. Fakat bunu yaparak geleceğe yatırım yapmış olmuyorsunuz.  

Günümüzde performans çok büyük bir önem taşımıyor. İnsanlar, ürünlerde mobilite istiyor, düşük güç tüketimi ve uzun pil ömrü istiyor. Buna ek olarak mükemmel bir performans/güç dengesini talep ediyorlar. Sadece SSD’ye geçmek bunun için yeterli olmayabilir. PC sistemlerinde dengeli bir yükseltme yapılmalı.

{pagebreak::Firmalar Kararsız}

Firmalar Kararsız

Birçok firma SSD’ye geçmekte kararsız. Var olan bir PC sisteminde sadece sabit diski değiştirmek birçok büyük firma için ciddi bir külfet. PC sistemlerinde tek bir parça değiştirmek ve bu sayede homojenliği bozmak kimsenin işine gelmiyor.

Elbette SSD disklerin düşük güç tükettikleri, performanslı ve sağlam olduklarını herkes tarafından biliniyor. Yine de firmaların sadece belli bölümlerinde kullanılıyor. Bunun da en büyük nedeni SSD disklerin fiyatları oldukça yüksek olmaları ve ofis ortamında kullanılan PC’lerde günümüzün diskleri fazlasıyla yeterli olmaları.

 

Kullanalım mı kullanmayalım mı? Birçok firma SSD konusunda kararsız.

 

Büyük firmalar daha çok teknolojilere önem gösteriyorlar. Yeni işlemci mimarisi, mobilite ve sanallaştırma tekniklerine dikkatlerini topluyorlar.

Buna karşın küçük firmalar, SSD teknolojisine geçmeye daha yatkın oluyorlar. Çünkü küçük bir değişim bu firmalara büyük bir performans artışı sağlayabiliyor. Tabii SSD satın alırken kesinlikle cimri davranmamak şartıyla.

:: Konu hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşın.