Haftanın Web Siteleri

Bilgisayarlar artık hayatımızın her yerinde, bu sayede internet en az televizyon kadar rutinimiz oldu. Biraz sörf yapmadan ya da sürekli gezdiğimiz sitelere bakmadan güne başlayamıyoruz.

 

 

Peki, sanal dünyada geçirdiğiniz zamanı biraz daha verimli hale getirmek istemez misiniz? Her hafta sizin için ilginç ve gezilmesi gereken web sitelerini tanıtıyoruz…

Yeni bebeğiniz mi oldu ya da anne baba olmaya mı karar verdiniz? Mutlaka haftanın  web sitelerine bir göz atın. Gitar mı almak istiyorsunuz o zaman bu hafta tam size göre bir site var. İşte işinize yarayacak ilginç web siteleri…

 

{pagebreak::KOBİ’lere Özel İlan Sitesi }

KOBİ’lere Özel İlan Sitesi

Sayfa, KOBİi’lere yönelik ilginç bir içeriğe sahip. Orta çaptaki işletme anlamına gelen, KOBİ’ler ekonomiye en çok atkı sağlayan şirket gruplarının başından geliyor.

 

www.kobiilan.net

 

Büyük şirketler gibi her ihtiyaçlarını satın alamadıkları için KOBİ’ler acil durumlarda kiralama yöntemini tercih ediyor. Kobiilan.net bu konuda firmalara yardımcı olacak bir içeriğe sahip.

KOBİ’lerin kendilerini tanıtmalarını ve yaptıkları işlerle ilgili ilan vermelerini sağlayan site aynı zamanda bu işletmelerin kiralayacaklar ürünler için de yardımcı oluyor.

{pagebreak::Gitar Tanıtımları }

Gitar Tanıtımları

Metal ve Rock müzikle uğraşanlar için gitarların yeri daha bir ayrıdır. Birçok ünlü üstadın soloları ve besteleriyle büyüyen nesiller kendi yeteneklerini konuşturmak için mutlaka bir gitar edinmeye çalışır.

 

www.gitarinceleme.com

 

Ancak, gitarın sesi pahalı fiyatlarından dolayı çoğunlukla uzaktan hoş gelir. İşte bu durumda, harçlıkla ya da hediye olarak gitar alacak olan genç arkadaşların seçtikleri ürünün performansına dikkat etmesi lazım.

İşte bu dert bir gitar inceleme sitesinin de doğuşuna neden olmuş. Oldukça gelişmiş bir arşivi olan sitede, sadece gitar incelemeleri yer almıyor. Metal müzikle ilgili her türlü bilgi ve haber de sayfanın içerikleri içerisinde.

{pagebreak::Gizli Dünyaları Keşfedin }

Gizli Dünyaları Keşfedin

Her gün, gördüğümüz için önemsemediğimiz yaprak gibi nesnelerin aslında her biri birer gizli dünyaya sahip. Bu nesnelerin gizli dünyasını görmek için onları mikroskopla incelemek gerekiyor.

 


http://micro.magnet.fsu.edu/primer/java/scienceopticsu/powersof10/index.html

 

İşte bu site, sizin yerinize bu işlemleri yapmış ve kaydetmiş. İlginç animasyonların ve bilgilerin bulunduğu bu sitede saman yolundan dünyamıza oradan ise bir yaprağın hücrelerine kadar uzanan dikkat çekici bir animasyon bulunuyor.

{pagebreak::Kağıttan Adam Yapın }

Kağıttan Adam Yapın

Normalde zahmetli bir hobi olan kağıttan karakter tasarlama sanatı internet sayesinde çok daha basit ve eğlenceli bir hale gelmiş. Sitenin özel tasarım motoru sayesinde isterseniz sıfırdan bir karakter hazırlayabiliyorsunuz.

 

http://www.papercritters.com/pc.phpb

 

Şablon şeklinde hazırlanmış yüz ve burun gibi seçenekler dışarısında sanal kalemi kullanarak karakterinize kendiniz bir yüz çizebiliyorsunuz.

Sayfanın en ilginç yanı ise yüklediğiniz bir portre fotoğrafı kağıttan adama çevirebilmeniz.

{pagebreak::Eğitime Destek Olun }

Eğitime Destek Olun

Ülkemizdeki eğitim seferberliğine sanal dünyanın faydalarıyla katkıda bulunmak isteyenler bu konuda özel siteler hazırlıyor. Okuldayız.biz ‘de bu konuda hazırlanmış ve geniş içeriğe sahip bir site.

 

www.okuldayiz.biz

Sayfada, öğretmenlerin yardımlarıyla ilkokuldan liseye kadar tüm sınıfların müfredatlarını içeriyor. İçerisinde engelli öğrenciler için de bilgiler barındıran site aynı zamanda oyunlara da yer vermiş.

{pagebreak::Facebook Profil Durumu }

Facebook Profil Durumu

İnternet reklamcılığını artık yerli firmalarda iyice kullanmaya başladı. Daha önce örneklerini yabancı sitelerde gördüğünüz bit sosyal medya içerikli reklam bir süredir Türkçe olarak hizmet veriyor.

 

www.profildurumu.com

Bir yalıtım ve cam firması tarafından hazırlanan sayfada kısa bir reklamdan sonra sistem Facebook profilinizin durumunu inceliyor.

Kaç arkadaşınız olduğu, hangi alanlara daha çok önem vermeniz gerektiği, ilgi alanlarınıza göre nasıl biri olduğunuz bu program bu site sayesinde derleniyor ve ilginç bir animasyonla size anlatılıyor.

{pagebreak::Bebek Bakımı Hakkında }

Bebek Bakımı Hakkında

Eskiden aile büyüklerinden öğrenilen bebek bakım bilgileri artık daha bilimsel ve modern içerikle birlikte internette de yayınlanıyor.

www.adanzyebebek.com

 

Bu site, bebek bakımı hakkında her şeyi içerisinde toplayıp genç anne ve baba adaylarına yardımcı olmayı hedefliyor. Bebek bakımı hakkında bilgiler sitede dönen dönem ayrılmış. Sitede ayrıca, bebek isimleri ve aşı takvimi de bulunuyor.

{pagebreak::Sanal DJ Olun }

Sanal DJ Olun

İnternetin en iyi özelliklerinden biri de programlar sayesinde farklı tecrübeler yaşayabilmeniz. Normalde kullanma şansınız olmayan ürün ve eşyaları bile bu siteler sayesinde yönetebiliyorsunuz. Müzik seven ama bir türlü bu işi profesyonelce yapmaya fırsatı olmayanlar için, ilginç bir site bulunuyor.

 

www.turntables.de

DJ‘liğe merakı olanlar bu sitedeki animasyonları kullanarak kendi müziğini yapabilir. Etraftaki ışıklardan, seyirciye kadar her şey ile farenizi kullanarak etkileşime geçebiliyorsunuz.

{pagebreak::Sinema Dünyasına Ters Bakış }

Sinema Dünyasına Ters Bakış

Sanal dünya sayesinde popüler kültür altın çağlarını
yaşıyor. Her izleyici ve okuyucu bu internet üzerinden kendi fikirlerini
paylaşmaya başladı.

 

www.tersninja.com

Bu büyük paylaşım içinde çoğunluk işe yaramaz yorumlardan
oluşsa da bazı blog siteleri bu işi profesyoneller kadar iyi yapıyor.
Tersninja, sinemadan, çizgi romana kadar bir çok farklı içeriği bir araya
getirip onlar hakkında inceleme ve eleştiri yazıları hazırlıyor.

:: Bu sitelerden en çok hangisini beğendiniz?

 

 

KOBİ’lere Özel İlan Sitesi

MeeGo’lu İlk Nokia…

Nokia’nın internet tableti sıfatıyla duyurulan akıllı telefonu N900 ülkemizde resmi olarak satışa sunulmamış olsa da çok beğenilmiş ve ciddi bir hayran kitlesine ulaşmıştı. Cihazda yer alan Maemo işletim sistemi, Nokia’nın Intel ile ortaklığa gitmesi sonucunda Moblin ile birleşmiş ve MeeGo adını almıştı.

Nokia N900 sahipleri cihaza MeeGo desteği kazandırmak ve hatta hem Maemo hem de MeeGo’nun ayı anda açılabilmesini sağlamak adına dual-boot işlevini sisteme entegre etmeyi de başardı. Nokia’nın üzerine ciddi planlar kurguladığı MeeGo adına ilk önemli hamle ise önümüzdeki yıl içersinde gelecekmiş.

CEO Stephen Elop’ın yaptığı açıklamaya göre MeeGo’lu bir Nokia, firma adına 2011 yılının ilk önemli hamlesi olacakmış. Etkileyici özellikler ve güçlü bir donanıma sahip olacağı söylenen ve adının N9 olacağı iddia edilen telefonun Barcelona’da gerçekleştirilecek olan Mobile World Congress etkinliğinde duyurulabileceği gelen bilgiler arasında.

 

:: MeeGo, mobil dünyanın yeni lideri olabilir mi?

 

Düşmanımın Düşmanı Benim Dostum

Microsoft ve Adobe her ne kadar rakip görünse de, Apple’a karşı ortak hareket etmek için ilk görüşmeleri yapmaya başladılar (Apple’dan İşletim Sistemi Salvosu!).

Böyle olmasının en büyük nedeni, Apple’ın akıllı telefon pazarında çok güçlü olması. Tabii Adobe’ın Apple ile yaşadığı sorunlar ve Microsoft’un Windows Phone 7 işletim sistemini piyasaya çıkarmasını da unutmamak lazım.

Bu yüzden olsa gerek Microsoft’un patronu Steve Balmer ve Adobe’un patronu Shantanu Narayen, geçen günlerde gizlice buluşup neler yapabileceklerini tartıştı.

 

Dedikodulara göre yapılan bu ikili görüşmelerde Microsoft’un Adobe’u satın alması da konuşuldu.

 

Elbette bu durum Steve Ballmer’a soruldu fakat o oldukça yüzeysel bir cevap verdi ve bu görüşmeleri de inkar etmedi. Her an her şey olabilir diyen Steve Ballmer, farklı bir mekanda aynı soruya, “Bir şey yapmak istiyorsanız, en iyisi konuşmayın” cevabını verdi.

Bu birçok kişinin ilgisini çekti. Gizli olarak yapılan bu görüşmeden bir anda herkesin haberi oldu. Adobe’un basın sözcüsü bu yüzden New York Times’a ikili bir görüşmenin olduğunu ve burada üst düzey yöneticilerin yer aldığını söyledi. Yapılan bu görüşmenin, belli zaman aralığında gerçekleşen rutin bir görüşme, burada da birlikte çalışmanın da konuşulabileceğini ima etti.

{pagebreak::Adobe’un Hisseleri Tavan Yaptı}

Adobe’un Hisseleri Tavan Yaptı

Gizli olan bu görüşmeler herkes tarafından duyulması sonucu en çok Adobe’a yaradı. Çünkü dedikodular İnternet’te yayılır yayılmaz, Adobe’un hisseleri tavan yaptı. New York Times bu görüşmeden bahsederken, Adobe’un hisseleri %11 arttı. Fakat borsa kapanışında bu artış geri çekildi.

Adobe’un hedefi bir anda hisse senetlerinin artması değil. Buradaki asıl hedef Apple’a karşı neler yapılabileceği. Bu, özellikle Microsoft’u inanılmaz derecede rahatsız ediyor (WebOS 2.0 Duyuruldu).

Çünkü Microsoft iPhone’un piyasada çok güçlü olmasından haz etmiyor. Microsoft’un bu tür duygular içinde olması çok normal. Zira iPhone’un piyasaya çıkması ile birlikte, Microsoft akıllı telefon pazarında %5 geriledi. 

 


Adobe’un da Apple’a karşı olması normal çünkü Apple, inatla Flash desteğini kendi cihazlarında istemiyor. Bu da ister istemez Adobe’u zor duruma sokuyor.

 

İşin komik tarafı ise Adobe ve Microsoft’un da önemli birer rakip olması. Adobe, resim işleme yazılımı Photoshop, PDF yazılımı Acrobat ve Flash uygulaması ile uluslararası arenada koşarken, Microsoft Flash’a karşı Silverlight ve Office uygulamaları ile Pazar payı peşinden koşuyor.

Esas kavga Apple ile Adobe’da yaşandı. Apple, inatla Flash desteğini kendi ürünlerine koymuyor. Hatta Apple’ın CEO’su Steve Jobs, Flash desteğinin çok demode olduğunu söylemesi ipleri iyice gerdi.  Narayen, bu açıklamadan sonra mecburen karşı atağa geçti ve bu da ilişkileri iyice zedeledi.

Microsoft bunu fırsat bilerek, görüşmeyi ilk olarak Adobe’un hassas olduğu konu olan Flash ile başlattı. Esasında Adobe’u anlayan en çok Microsoft. Çünkü Microsoft yıllardır akıllı telefon pazarında yer almasına rağmen, bir türlü istediği başarıya ulaşamadı.

 {pagebreak::Birleşme Ne gibi Avantajlar Sağlayacak}

Birleşme Ne gibi Avantajlar Sağlayacak

Microsoft’un bu tarz planları uzun zamandır var. Fakat Microsoft’un zamanında yapılan Kartel suçlaması yüzünden çekimser davranıyor.  O zaman Microsoft çok güçlüydü ve böyle bir birleşmeye iyi bakılmazdı.

Fakat dengeler değişti. Microsoft şimdi ciddi ciddi eski planlarını düşünmeye başladı. Adobe’u satın alması veya ortak hareket etmesi ona çok büyük bir güç katacağını biliyor. Bu birleşme onu Web geliştiricileri arasında en tepeye yükseltir. Dolaysıyla da Apple’a ciddi zararlar verebilir.

Microsoft bunu çok iyi biliyor. Bu yüzden de kesinlikle Adobe ile yakın çalışmak istiyor (Microsoft’ta Önemli Kan Kaybı).

 

Söylentilere göre, görüşmede birçok plan ve stratejilerden bahsedildi. Hatta Microsoft’un Adobe’u satın alması da konuşuldu.

 

Peki bu birleşme gerçekleşti. O zaman ne olacak? Uzmanlara bakılırsa basit bir birleşme büyük bir etki yaratmaz. Nedeni de her iki firmanın çok fazla ürünü olması. Dolayısıyla başarılı olmak için de bazı ürünlerde ciddi kararlar almak gerekiyor. Örneğin Flash ve Silverlight gibi

Akıllı telefon pazarında da istenilen etkiler yaşanılmayabilir. Sonuçta Adobe’un, Apple’ı zor durumda bırakacak bir teknolojiye sahip değil. Apple iOS ve Android’i alt etmek için çok sıkı çalışmak gerekiyor. Kaldı ki Microsoft’un bu birleşme ile birlikte Flash sorunlarına sahip olacağı unutulmamalı.

Bu birleşme veya satın alma gerçekleşirse, Microsoft’un kısa vadede yapacağı en etkin şey, Photoshop desteğini Mac ürünlerinden çekmek olmalı. O zaman Apple’a çok ciddi bir zarar verilmiş olunur.  Tabii bunu göze alıyorsa.

:: Konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Fujitsu Sunucularından Rekor Performans

Bilişim sektöründe sunucu performansı, işlem ve veritabanı standartlarını belirleyen bağımsız kuruluş TPC’nin (Transaction Processing Performance Council) kalite kriterlerine göre yaptığı performans sıralamasında, Fujitsu sunucuları birinciliğe ve üçüncülüğe layık görüldü (Depolama Mimarisinde Maksimum Esneklik).

 PRIMERGY RX900 S1 en iyi performanslı sunucu olarak birinci sıraya yerleşirken, PRIMERGY RX600 S5 en iyi 4 soketli sunucu olarak üçüncü oldu. TPC-E sıralamasına göre ilk ona girenlerin arasından Fujitsu’nun sunucuları hem dünyanın en güçlü hem de fiyatına göre en yüksek performans alınan sunucular olarak öne çıkıyor.

    Fujitsu PRIMERGY RX900 S1  TCP-E Benchmark sıralamasında birinciliğe yerleşti.

 

PRIMERGY RX900 S1, yüksek ölçekli, 8 soketli bir raf tipi sunucu olarak TCP-E Benchmark sıralamasında birinci olarak öne çıkıyor. Yüksek performans gerektiren kritik iş uygulamalarını yerine getiren PRIMERGY RX900 S1 sunucular maliyet avantajlı ve çok amaçlı tasarımıyla dikkat çekiyor.

İşlemcileri, hafıza modülleri ve I/O merkezleri arasında en kısa yolu sunan PRIMERGY RX900 S1, tüm sekiz işlemcisinin çalışması için ek donanıma ihtiyaç duymuyor. Böylece kullanıcılar en iyi performans ve bağlantı hızını elde ediyor.

En İyi 4 Soketli Sistem PRIMERGY RX600 S5’te


Fujitsu PRIMERGY RX600 S5 sunucu, TPC-E Benchmark sıralamasında en iyi 4 soketli sistem olarak üçüncülüğe yerleşti. Fiyatı daha uygun olan PRIMERGY RX600 S5, üst ve orta sınıf müşteriler ve büyük şirketler için tasarlandı.

Geniş hafıza kapasitesi ile 4 soketli sunucu birden fazla sanal makine ve veri tabanları, e-ticaret sistemleri, ERP, CRP sistemleri gibi sunucu uygulamalarının (backend services) yürütülmesi için ideal bir ürün olarak dikkat çekiyor.

:: Sunucu sistemlerinde hangi markaya güveniyorsunuz?

 

iPhone’a Yeni Bir Web Tarayıcı!

Opera’nın AppStore’a zorlu bir süreçten sonra adım atmasına en çok sevinen isimlerden biri olmuştu Skyfire. Opera ekibini bizler için önemli bir yol açtınız teşekkür ederiz diyerek kutlayan Skyfire, Opera’nın açtığı bu yoldan ilerleyerek Opera’ya rakip olmaya hazırlanıyor.

 

Android kullanıcılarının çok beğendiği Skyfire 2.0, iPhone kullanıcılarının hizmetine girmeye hazırlanıyor. İlk başvuruyu yapan ekibin alacağı sonuç merakla beklenirken Apple’ın sunucu tabanlı bir web tarayıcıya nasıl tepki vereceği merakla bekleniyor. Bilindiği gibi Opera ekibi, Opera Turbo özelliğinden taviz vererek AppStore’da yer almayı başarmış, Skyfire ekibi ise bu durumun kendileri için olanaklı olamayacağını belirtmişti. Sonuç ne olursa olsun vereceği karar Apple’ın başını çok ağrıtacak gibi görünüyor.

 

:: Skyfire’ı iPhone’unuzda kullanmayı düşünür müsünüz?

 

Konsol Savaşları!

İlk bilgisayar oyunlarının piyasaya çıkışı 1950 yıllarına dayanır. O dönemde video oyunları sadece vektör grafiklerle donanırdı. 1975 sonbaharında satışa sunulan ve televizyona bağlanabilen Magnavox Odyssey ile yepyeni bir çağ başladı.

 

Magnavox Odyssey yüksek satış rakamlarına ulaşamasa da, Atari firmasının ürettiği Pong ile her şey değişti. Magnavox Odyssey biçim değiştirdi, bazı donanımsal takviyelerle Odyssey 100 ve Oddysey 200 olarak oyunseverlerin beğenisine sunuldu. “Smash” isimli oyunun desteğiyle, Oddysey çılgınlığı dünyayı sardı.

{pagebreak::Basit Zevkler, Basit Yapı!}

Basit Zevkler, Basit Yapı!

İlk nesil konsollar, son derece basit bir yapıya sahipti; ROM ve mikroişlemciden oluşuyorlardı. ROM’a yüklenen oyunlar konsollar bütünleşiyor ve işlemcinin görüntü işleyicisi sayesinde televizyon ekranına aktarılıyorlardı. 1977 yılında, stok krizi yaşandı.

 

Firmalar talebe yanıt veremedi ve üretimde geç kaldı. Magnavox ve bağımsızlığını ilan eden Atari, sağ kalabilen üreticilerdi. Diğerleri ise piyasadan çekilmek ve iflaslarını açıklamak zorunda kaldı.

{pagebreak::Efsane Doğuyor!}

Efsane Doğuyor!

1983 yılında Nintendo isimli şirket, video oyunlarında yepyeni bir dönem başlatmak üzere harekete geçti ve Family Computer’u (Famicom) piyasaya sürdü. İki sene sonra ise Nintendo Entertainment System (Nintendo Eğlence Sistemi) yani NES ortaya çıktı.

 

NES, Space Invaders ve halen dört bir yanımızı saran Super Mario serisi ile birlikte yükselecekti. Sega, NES ile rekabet edebilmek için Master Console isimli ürünü piyasaya sürse de, başarısızlığa mahkum oldu.

{pagebreak::Sony’nin Egemenliği}

Sony’nin Egemenliği

 Sony, PlayStation (PS) isimli konsoluyla 1994 yılında oyunseverleri sarstı. Konsol, dönemine göre olağandışı denebilecek grafikler ve oynanabilirlik sunuyordu; kullanıcıların uykusuz geceler geçirmesine neden oluyordu. PS One, dünya tarihinin en çok satan konsollarından biri olarak PS2 ve PS3’ün önlerini açtı.

 

{pagebreak::Oyun Kontrollerinde Devrim}

Oyun Kontrollerinde Devrim

Microsoft, gitgide büyüyen pazarın kokusunu alarak, zekice bir hamleyle Vezir’ini oynadı; Xbox. İlk nesil Xbox, 2001’de piyasaya sürüldü ve Sony PS2’ye meydan okudu. Pazar, uzun bir dönem boyunca iki firma tarafından paylaşıldı.

Ancak bu dönemde, bir firma küllerinden doğmak üzereydi. Nintendo, Motion Controller ile donanmış Wii’yi Kasım 2006’da satışa çıkardı. Wii, dünyada “Oyun yaparken kalori yakma” dönemini başlattı. Geleneksel arabirimlerin tersine Wii’de sürekli hareket yapmak zorundaydınız.

{pagebreak::Wii’nin Çağı!}

Wii’nin Çağı!

Wii Sports Tennis oyunuyla raketi savuruyor, Red Steel’de kılıçla blok yapmak için hızlı el hareketlerine başvuruyor ve Force Unleashed’de sol elinizle “Force”u kontrol ederken, sağ elinizle ışın kılıcını sallıyordunuz.

 

Wii, 2009 yılının sonlarına kadar rakiplerini açık ara geride bıraktı, aynı yıl içerisinde “Tarihin bir ayda en çok satılan konsolu” unvanını kazandı. Halen de rekabetin içinde ve dünya çapında, Sony PS3’ü geride bırakıp, X360’a karşı liderlik için savaşıyor.

{pagebreak::Wii’yi Tercih Etmeli mi?}

Wii’yi Tercih Etmeli mi?

Peki, rakiplerine göre nispeten yaşlı kalmış Wii’yi tercih etmek doğru mu? Bizce, bu sorunun yanıtı “Evet”; Nintendo Wii, rakiplerinden ucuz ve çoğu açıdan, açık ara farkla eğlenceli. Grafiklerde, onlardan geri kaldığını düşündüğümüz Wii, Dumble oyun kumandaları, bisiklet, Wii Fit gibi arabirimler sayesinde, sporseverlerin bir numaralı tercihi.

 

{pagebreak::Joystick Sizsiniz!}

Joystick Sizsiniz!

Her şeye karşın Wii, hiç olmadığı kadar güçlü rakiplerle karşı karşıya. Yeni devrimci olarak nitelendirebileceğimiz Natal projesi, ticari adıyla Kinect ve Microsoft Xbox 360.

 

Natal projesi, ilk açığa çıktığında “şaka” zannedildi. Pek çok kişi, tanıtım videolarını izlediğinde gözlerine inanamamıştı. Ortada bir arabirim yoktu. Joystick yoktu. Aslında vardı ve asıl şaşırtıcı olan Joystick’in vücudunuz olmasıydı.

TV başında tekme salladığınızda (televizyonunu kırmamayı başarabilirseniz), oyunda da tekme sallamış oluyorsunuz. Elinizle telekineziyi çağrıştıran hareketler yaptığınızda, nesneleri ekranda orada oraya taşıyorsunuz.

{pagebreak::Sonsuzluk ve Ötesine} 

Sonsuzluk ve Ötesine

İnanılmaz gibi görünüyor ama karşımızdaki şey gerçeğin ta kendisi; Wii arabirim başarısı, birkaç adım öteye taşınıyor. Kinect, web kamerası ve mikrofon ile donanmış hareket algılayıcı sensörlere sahip.

 

Bu sensörler, vücudunuzu baştan aşağı tarıyor ve hareketlerinizi oyuna yansıtıyorlar. Elinize tahtadan bir kılıç aldığınızı varsayın, o kılıç sizin Star Wars oyunlarındaki ışın kılıcınız olacak.

Kinect’te halen bazı problemler olduğu da kulağımıza çalınıyor. Hareketler, zamanında algılanamıyor ve laglar ortaya çıkıyor. Üretici firma Microsoft, 4 Kasım’da piyasaya süreceği Kinect’te bu sorunlarının hepsinin üstesinden gelinmiş olacağını açıkladı.

{pagebreak::Xbox 360 mı Almalı?}

Xbox 360 mı Almalı?

Eğer bütçeniz elveriyorsa, biraz daha beklemenizi ve ilk testler yapılıp sorunların giderildiği ortaya çıktıktan sonra, Xbox 360 + Kinect setini dikkate almanızı öneririz. Çünkü vaatleri, gerçekten de inanılmaz.

 

{pagebreak::Rekabette Üçüncü Boyut!}

Rekabette Üçüncü Boyut!

Sony PS3, piyasaya sürüldüğü ilk günden beri istediği başarıyı elde edemedi ve rakiplerinin gölgesinde kaldı. Sony yöneticileri, bu soruna ikili bir çözüm aradı: Üçüncü boyut ve Wii benzeri PS Move kontrol yapısı.

 

Evinizde 3 boyutlu bir televizyonunuz varsa, PS Move ile birlikte, PS3 çok cazip olabilir. Wipeout HD, Pain ve Stardust HD, hali hazırda üçüncü boyutu destekliyor. 2011 için hazırlanan tüm PS3 oyunları 3D destekli. PS Move da piyasaya sürüldü ve PS3, eskisine göre çok daha cazip fiyat etiketleri ile satılıyor.

{pagebreak::Son Karar!}

Son Karar!

Eğer kısıtlı bir bütçeniz varsa ve grafikten ziyade eğlence arıyorsanız, Nintendo Wii’yi tercih etmeli ama grafiklerinin, rakiplerinin gerisinde kaldığını kabullenmelisiniz. Eğer bütçeniz biraz daha genişse Kinect’i bekleyin ve başarabildiklerini görün.

 

İlk tercihiniz görsellikse ve 3D televizyon satın alacak kadar şanslıysanız mutlaka PS3 alın. Gönül ister ki, her oyun sever, üçüne de yetecek bütçeye sahip olsun.

:: Sizce en iyi oyun konsolu hangisi?

 

 

 

 

Hangi Dizüstü Bilgisayar Bana Göre?

Arkamıza dönüp son on yıla baktığımızda tüm dünya çapında bilgisayar kullanımının büyük ölçüde arttığını görüyoruz. İnternet’in yaygınlaşması ve içeriğin inanılmaz ölçüde zenginleşmesi her gün daha çok insanın bu dünyaya adım atmasını sağlıyor. (ASUS U53J İnceleme)

Son dönemde göze çarpan bir diğer trend ise bilgisayar kullanımın artık yavaş yavaş masaüstünden kayıp taşınabilir modellere geçmesi. Öyle ki, artık dizüstü bilgisayar satışları masaüstü modelleri geride bırakmış durumda.

 

Dizüstü bilgisayar kullanımı son dönemde çok yaygınlaştı

 

Taşınabilirlik ve Kolaylık

Durumun bu şekilde gelişmesinin ise çok basit bir sebebi var. Dizüstü bilgisayarlar istediğimizde çantamıza koyup her yere götürebileceğimiz cihazlar ve kurulum ve kullanımları masaüstü bilgisayarlara göre çok daha kolay.

Taşınabilirlik ve kolaylık bir araya geldiğinde, performans olarak masaüstü bilgisayarların gerisinde kalıyor olsalar da, dizüstü bilgisayarlar her yaştan ve her bilgi seviyesindeki insanın ilgi alanına giriyorlar.

Peki, kim hangi dizüstü bilgisayarı almalı? Sadece İnternet’e girip e-postalarına göz atmak isteyenlerle, oyun oynayıp HD video izlemek isteyenler aynı bilgisayarı almak zorunda mı? Tüm bu soruların cevabını dizüstü bilgisayar rehberimizde bulacaksınız.

{pagebreak::Üç Ana Kategori}

Üç Ana Kategori

Piyasada bulunan belki de yüzlerce dizüstü bilgisayar modelini üç ana kategoriye ayırabiliriz. Standart, taşınabilir ve üst seviye olarak tanımlayabileceğimiz bu seviyelerin her biri, farklı kullanıcılara hitap ediyorlar. (ASUS N53JN İnceleme)

Eğer dizüstü bilgisayarınızla İnternet’te sorunsuz dolaşmak, hemen her türlü içeriğe performans sorunu yaşamadan ulaşmak, video ve DVD izlemek ve hatta çok gelişmiş grafiklere sahip olmayan oyunları da oynamak istiyorsanız, standart seviye bir dizüstü bilgisayar almalısınız.

 

Piyasada çok farklı dizüstü bilgisayar modelleri bulunuyor

 

Amaca Göre Bilgisayar

Ben dizüstü bilgisayarımla HD video encoding yapmak, bunun yanı sıra en son çıkan oyunları da hiç sıkıntı yaşamadan oynamak istiyorum diyorsanız, mutlaka üst seviye bir dizüstü bilgisayar almalısınız.

Bunların hiç birisinde gözünüz yoksa ve hedefiniz sadece sosyal ağ sitelerinde dolaşıp, e-postalarınızı kontrol etmekse ve bilgisayarınızı her yere rahatça taşımak istiyorsanız size taşınabilir kategorisindeki modellerden birini tavsiye ediyoruz.

Şimdi bu bahsi geçen kategorilere tek tek yakından bakalım.

{pagebreak::Ultra Taşınabilir Modeller}

Ultra Taşınabilir Modeller

Taşınabilir modellerin en önemli iki özelliği hafif ve uzun pil ömürlü olmalarıdır. Her yere taşıyabilmek ve priz bulamayacağınız yerlerde de kullanabilmek için bu iki özellik öne çıkıyor. (ASUS Eee PC Touch İnceleme)

Taşıma konusunda bir sıkıntı yaşamak istemiyorsanız alacağınız dizüstü bilgisayarın en fazla 2,5 kg olmasına dikkat etmelisiniz. Bundan daha ağır bir modeli taşımakta uzun vadede büyük sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Bu kategorideki modellerde iki tip işlemci öne çıkıyor. Intel’in Atom ve Core 2 Duo CULV işlemcileri İnternet’te dolaşmak ve ofis uygulamalarını kullanmak için size yeterli performansı sunar. Ayrıca yeni çıkan Core i3 modelleri de performans seviyesini bir adım daha ileri taşır.

 

Taşınabilir modellerin hafif ve ince olmaları büyük önem taşıyor

 

Pil Ömrü

Bunun dışında 1 ya da 2 GB’lık RAM ve 160 ile 250 GB arasındaki bir sabit disk işinizi görmeye yetecektir. Ekran boyutu konusunda ise bu tip modellerde genelde 11,6 ile 13 inç arasında ekran seçenekleri olur.

Fiyat performans dengesi ile öne çıkan bu modellerde pil ömrü genelde uzun olsa da yine de alacağınız bilgisayarın pilinin altı hücreli olmasına özen gösterin. Bu kategoride, pil ömrü 7-8 saate kadar ulaşan modeller bulunuyor.

Bu kategorideki ürünlerde DVD sürücünün çok sık bulunmadığını da hatırlatalım. DVD sürücü cihazın pil ömrünü azaltıp daha büyük ve ağır hale getirdiği için ultra taşınabilir modellerde pek tercih edilmiyor.

{pagebreak::Standart Ev Kullanıcısı}

Standart Ev Kullanıcısı

Dizüstü bilgisayarınızı sürekli hareket halindeyken değil de genelde evde kullanacaksanız donanım açısından biraz daha fazla seçeneğe sahipsiniz. (ASUS UL30A İnceleme)

Taşınabilirliğe ve pil ömrüne olumsuz etki eden bazı donanım özellikleri, cihazlar evde kullanıldığı için tercih edilebilir. hale geliyor. Bunların başında da DVD sürücüler geliyor.

İşlemci için ise Intel’in yeni nesil Core i5 modelleri öne çıkıyor. Bu işlemcinin bünyesinde bir adet de GPU yer alıyor.

Bununla beraber içinde AMD/ATI ve NVIDIA’nın grafik yongaları bulunan modelleri de tercih edebilirsiniz. Böylece daha yüksek bir grafik performansı elde edersiniz fakat bunun da pil ömrüne eksi yönde etki yapacağını unutmamak gerek.

 

Core i5 işlemcilerine sahip modeller standart ev kullanıcıların ihtiyaçlarını görebiliyor

 

Ekran Boyutu

Bu kategoride bir model arıyorsanız 500 GB’lık bir sabit disk ve 2 GB ile 4 GB arası bir RAM ihtiyaçlarınızı büyük ölçüde karşılayacaktır.

Bu seviyedeki modellerde daha büyük ekran seçenekleriniz de bulunuyor. 15 inç ekrana sahip modellere sıkça rastlayabileceğiniz bu kategoride 17 inçlik bilgisayarlar bile bulabilirsiniz.

Bu sınıfta bulunan ürünlerin pil ömürleri ise ortalama 4 saat civarında olur. Bu da kısa süreliğine dışarıda kullanım için imkan tanır.

{pagebreak::Üst Seviye}

Üst Seviye

Masaüstü bilgisayarlarla karşılaştırıldığında dizüstü bilgisayarların performansları genelde geri kalır. Ancak bu durumu değiştiren bazı özel modeller de mevcut.

Üst seviye dizüstü bilgisayarlar, bir masaüstü bilgisayar ile yapılabilecek güçlü grafikli oyunları oynamak, HD video izlemek ve işlemek gibi şeyleri yapabilirler. Ancak bu modellerin çok önemli dezavantajları da vardır.

Bunların başında ağırlık ve pil ömrü gelir. Çok güçlü donanıma sahip olan bu modeller, diğer kategorilerde ekstra sayılabilecek tüm özellikleri bünyesinde barındırırlar. Güçlü donanım, daha çok güç tüketimi demek olduğu için pil ömrü büyük ölçüde düşüyor.

Prize Bağlı

Bu kategorideki modellerin ortalama 2 saat pil ömrü sundukları göz önüne alınırsa, daha çok prize bağlı olarak kullanıldıklarını söyleyebiliriz. Zaten 4 kg’ı aşabilen ağırlıklara sahip olan bu modelleri bir yerden bir yere taşıyabilmek başlı başına bir sorun.

Ancak bu dezavantajlar sizi etkilemiyorsa, oyun oynamak gibi yüksek performans gerektiren şeyler yapmak istiyorsanız tek çareniz bu seviyedeki modellerden tercih etmek.

 

Üst seviye modeller masaüstü bilgisayarların yapabildiği her şeyi yapabiliyor

 

Donanım Seçenekleri

Bu seviyede Intel Core i5 işlemcilerinin bazı modelleri de bulunuyor olsa da aslen tercih etmeniz gereken işlemciler Intel Core i7 ve AMD Turion X2 Ultra işlemcisine sahip olan modeller olmalı.

İşlemcinin yanı sıra mutlaka NVIDIA ve AMD/ATI’nin grafik yongalarına sahip dizüstü bilgisayarlardan tercih etmelisiniz. ATI Mobility Radeon HD 5000 ve NVIDIA GeForce 300 serisine öncelik vermelisiniz.

Sabit disk konusunda ise en az 500 GB kapasiteli biri ürün almalısınız. Öte yandan, RAM konusunda da 4 GB’tan aşağısı size sıkıntı yaşatacaktır.

Bu kategorideki modellerde genelde 17 ve 18 inçlik ekranlar kullanılır. Daha yüksek bir görüntü kalitesi arıyorsanız Full HD çözünürlük sunan ve LED arka ışıklandırmalı ekranları tercih edebilirsiniz.

{pagebreak::Dikkat Edilmesi Gerekenler}

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tüm bu bahsettiğimiz kategorilerde ortak olarak dikkat etmeniz gereken birkaç nokta daha bulunuyor.

Örneğin, cihazın üzerindeki giriş çıkışların ihtiyacınızı karşılayacak seviyede olup olmadığına dikkat etmelisiniz. USB girişleri, görüntü çıkışları, kart okuyucu gibi özellikler hemen her üründe olmazsa olmazlardandır.

Ekstra olarak, eSATA, USB 3.0, HDMI gibi arayüzler de bulunuyorsa kullanıcıya daha çok esneklik tanınmış oluyor.

 

Bir bilgisayarı almadan önce mutlaka bizzat görüp denemelisiniz

 

Görüp Deneyin

Bunun dışında, bir bilgisayarı almadan önce mutlaka görüp denemelisiniz. Klavye ve touchpad’in size uygun olmadığını bizzat denemeden bilemezsiniz. Aynı şekilde, ekranın görüntü kalitesini de tecrübe etmelisiniz.

Dizüstü bilgisayarın dayanıklı olması da büyük önem taşır. Taşıma sırasında düşürüp, bir yere çarpabilme olasılığınız her zaman var ve bunun için alacağınız modelin kasasının sağlamlığına da dikkat etmelisiniz.

 

:: Dizüstü bilgisayarınızı ne amaçla kullanıyorsunuz?

MSI Yeni Nesile R6800 İle Girdi

MSI resmi olarak R6800 serisi ekran kartlarını duyurdu. DispayPort 1.2 ve HDMI 1.4a çıkışlarına sahip ekran kartlarının ilk iki ferdi AMD Radeon Barts işlemciye sahip R6850 ve R6870 kullanıcıların beğenisine sunuldu. (AMD Radeon HD 6870 Test)

Yeni 3D Stereoskopik görüntü desteğine sahip R6800, AMD Eyefinity teknolojisi ile aynı anda 4 farklı ekrana görüntü sağlayarak zengin bir oyun ve film keyfi sunuyor.

 

MSI, HD 6800 serisine ait kendi modellerini piyasaya sürdü

 

Afterburner ve Katı Kapasitörler

MSI R6800 serisi ekran kartlarının bir başka özelliği ise Afterburner hız aşırtma yazılımı. Bu yazılım ile kullanıcılar fan hızlarını ve frekansları istedikleri şekilde ayarlıyorlar.

En yüksek performansı ve kararlılığı aynı anda sunmak için MSI R6800 ekran kartlarının tamamında katı kapasitörler kullanılıyor. Böylece aşırı yük altında bile kartlar seneler boyunca sağlam ve istikrarlı şekilde çalışabiliyor.

:: MSI’ın ekran kartlarından daha önce kullandınız mı?

Pardus 2011 Beta Bizlerle

Geliştirilmesi fikri ilk olarak 2003’te ortaya atılan ve 2005 yılındaki ilk sürümüyle bizlerin beğenisine sunulan Pardus gücüne güç katarak kendini geliştirmeye devam ediyor. (Pardus Kitabı Kazananlar Belli Oldu!) Distrowatch isimli Linux dağıtımlarını listeleyen kaynağa göre 48. sırada yer alan dağıtımımız aslında tanınırlık olarak 10 Linux dağıtımı arasında sayılabilir. (En Popüler Linux Dağıtımları)

Kullanım kolaylığı öncelikli olarak geliştirilen Pardus: MP3 kodekleri, Flash oynatıcısı ve Java sanal makinasını içinde barındırarak geliyor. Yeni sürümle beraber hem Çalışan disk hem Kurulan disk aynı DVD’nin içerisinde sunulacak.

{pagebreak::Pardus 2011’in Özellikleri}

Neler Yeni?

14 Aralık tarihinde kararlı sürüme ulaşacak olan Pardus 2011, KDE 4.5.2 ile yüklenecek. Firefox yerine Chromium yada Rekonq tercih eden kullanıcılar da unutulmamış ve sistemin içine dahil edilmişler. Firefox’un sürümü de en son kararlı şekline yükseltilere karşımıza çıkıyor.

Belki de ilk fark edilecek özelliklerden birisi de Yalı’nın yenilenen arayüzü olacak, yeni şekliyle daha şık ve daha kullanışlı olmuş. Bunun yanında açılış ekranıda yenilenmiş ve birçok farklı ekran görüntüsüne sahip.

Özgürlük İçin... Pardus...

Şimdiden beta sürümünü test etmek ve geliştiricilere katkıda bulunmak isterseniz 32-Bitlik sürüme buradan, 64-Bitlik sürüme de buradan ulaşabilirsiniz.

:: Diğer Linux dağıtımlarıyla karşılaştırdığınızda Pardus’u başarılı buluyor musunuz?

Facebook’a Sürükle-Bırak Eklentisi

Dünyanın en büyük sosyal platformu Facebook, sürekli küçük ve büyük yenilikler yaparak kullanıcılarına daha iyi bir hizmet vermeye çalışıyor. Son olarak ise beklenen bir yenilik olan sürükle-bırak özelliğini duyurdu.

Sadece fotoğraflarda kullanabileceğiniz bu özellik sayesinde fotoğfaları interaktif olarak sürükle-bırak şeklinde düzenleyebilecek ve  farklı klasörlere taşıyabileceksiniz.

 

#y3/a006a8360dc3b1d079539baeeb70542c.flv#

 

Ayrıca bununla da kalmayan özellikte kullanıcılar fotoğrafları herhangi bir tarayıcı üzerinden Facebook’a bırakabilecekler. Henüz bununla kısıtla kalan bu özelliğin ise gelecekte ne kadar geniş kapsamlı olacağı henüz belli değil.

 

Ayrıca bu özelliğin ne zaman aktifleşeceği de belli olmadı. Facebook‘un yayınladığı aşağıdaki videoyu izleyerek gelmeden yeni özellikten haberdar olabilirsiniz. Ayrıca buradan Facebook’a fotoğraflar bölümü hakkında fikirlerinizi belirtebilirsiniz.

:: Facebook’un yeni Fotoğraf Galerisi sizce nasıl olacak ?

Ovi Maps Güncellendi

Birçok uygulama gibi yeni Ovi Maps de özellikle Symbian^3’e özgü güncellemeler ile birlikte geliyor. Elbette ki Ovi Maps’in 3.06 sürümü sadece Symbian^3 yenilikleri ile gelmiyor. Görsel anlamda düzenlemeler ve eklenen bilgilendirme kutucukları yeni versiyonda dikkat çeken ayrıntılardan.

 

Yazılımdaki önemli yeniliklerden biri arama fonksiyonunun iyileştirilmesi olmuş. Aradığınız adresi artık çok daha az bilgiyle çok daha hızlı bir şekilde üstelik yüksek isabet oranı ile bulabiliyorsunuz. Ve çok daha önemlisi… Ovi Maps artık aramalarda size “Bunu mu demek istediniz?” şeklinde öneri de sunabiliyor!

{pagebreak::Live Traffic Videosu}

Live Traffic Videosu

Aşağıda yer alan videodan daha önce sisteme entegre edilen Live Traffic yardımcısının nasıl çalıştığını izleyebilirsiniz.

#y3/7e0dda5ab55930d1bc66183d37406c6e.flv#

Yenilenen yerler sayfasındaysa artık çok daha fazla bilgiye ulaşabilmek mümkün. Seçtiğiniz konum hakkında kullanıcı yorum ve incelemeleri, çekilmiş gerçek resimler, yakındaki beğenilen diğer yerler gibi birçok işlev sisteme entegre edilmiş. Ayrıca beğendiğiniz herhangi bir konumun bilgilerini kısa mesaj ya da e-mail ile dostlarınızla paylaşabilmeniz de olanaklı.

Uygulamayı telefonunuza burada yer alan Nokia Beta Labs sayfasından indirebilirsiniz.

 

:: Ovi Maps’in yeni sürümde sizin farkettiğiniz değişiklikler neler?

 

Hocanı da Al Gel!

2010 yılında da düzenlenen yarışmaya toplam 60 farklı ülkeden 12 binden fazla öğrenci katılmıştı. Yarışma, size verilen 200 Dolar değerindeki bütçeyi en iyi değerlendirmekten ibaret.

Eğer bu konuda iddialı olduğunuzu düşünüyorsanız geriye sadece hocanızı ikna etmek kalıyor. Çünkü başvurular, üniversitelerdeki öğretim görevlileri tarafından yapılabiliyor.

Ödül olarak Google‘ın Amerika‘daki ofisini ziyaret etmek gibi farklı hediyeler sunuluyor.

:: Katılmayı düşünüyor musunuz?