Bu Hastanedekiler Çıldırmış Olmalı!

Geliştiriciliğini Zed Two’nun üstlendiği Hollywood Hospital oyunu, Apple‘ın mobil platformları iPad, iPhone ve iPod Touch için geliştirildi. Şu anda App Store‘da iPhone için satışa sunulan yeni yapımda, hastaneye gelen müşterileri birer Hollywood yıldızı görünümüne sokmaya çalışıyoruz. Oyunun yayınlanan videosuna mutlaka göz atın.

Mutlaka İzleyin

#http://trailers-ll.gametrailers.com/gt_vault/13182/t_hollywoodh_launch.flv#

:: Videosunu izlediğiniz Hollywood Hospital ilginizi çekti mi?

Korsan, Konsola Yöneltiyor!

Epic Games‘in başkanı Mike Capps, birçok oyun geliştirici firmanın PC platformu yerine konsolu tercih etmek zorunda kaldığını itiraf etti. Capps’e göre geliştirici firmalar, korsan sektörünün, PC platformunda oyun satışlarını bir hayli düşürdüğünü, bundan dolayı para kazanmak için de konsola yöneldiklerini açıkladı.

Capps’in bu açıklaması popüler videoe oyun platformları tarafından alkış topladı. Bu açıklama, Unreal motoru ve Unreal Tournament gibi isimlerin pazarlama açısından arkasındaki isim olan Epic Games‘in, önümüzdeki yıllarda da PC yerine konsol ağırlıklı bir çizgi izleyeceklerinin de göstergesi denilebilir.

:: Oyun için PC yerine konsolu tercih eder miydiniz?

Microsoft’un IE 9 ile İlgili Yeni Planları Var

Internet Explorer 9 ile ilgili yeni haberler gelmeye devam ediyor. Yazılımın geliştiricisi Microsoft, bugün itibariyle yaptığı bir açıklamada, VP8 video codec‘ini, merakla beklenen internet tarayıcısının içine entegre etmeyi planladığını söyledi. Fakat bir nokta atlanmamalı:

Kullanıcılar, Windows işletim sistemlerine VP8 codec‘ini daha önceden kurmuş olmalı.

Google, web için kullanılacak WebM dosya formatını da tanıtmıştı. Açık kaynak kodlu bir medya dosya formatı olan WebM, Mozilla, Opera, AMD, Nvidia ve Oracle gibi isimlerin sponsor olduğu, oldukça iddialı bir format. WebM de VP8 codec’ini kullanıyor olacak. Bu durumda Microsoft’un IE8 içine VP8’i dahil etmesi, tarayıcının daha çok kişi tarafından tercih edilmesi için yerinde bir hamle olarak nitelendirilebilir.

:: Internet Explorer 9’u merakla bekleyenler arasında mısınız?

İnternetten Alışveriş Yapmanın Güvenli Yolu

İnternetten alışveriş yapma konusunda öyle ya da böyle bir deneyim sahibi olmuşsanız, PayPal isimini duymamış olma ihtimaliniz yoktur. Zira dünya çapında kabul gören, internetten alışveriş yapmanın en güvenli yolu olarak gösterilen PayPal, yıllardır bu sektörde satıcılara ve alıcılara hizmet vermektedir. Diğer bir deyişle, PayPal sadece alıcı için değil, satıcı için de güvenilir bir bankadır diyebiliriz.


İnternetten alışveriş yaparken, bu logoyu görürseniz içiniz rahat olsun.
Gördüğünüz bu logo, “bu alışverişte Paypal kuralları geçerli” anlamına gelmektedir.

Paypal’ın tercih edilmesindeki tek sebep güvenliği değil. Paypal fonlarından bankalara aktarılan paraların işlenme konusunda da Paypal, alternatiflerinden çok daha fazla imkan sunuyor kullanıcıya. Paypal’ın ne olduğu konusuna açıklık getirelim önce. Paypal, online para ödeme çözümüdür diyebiliriz. 1998 yılında Kaliforniya merkezli Palo Alto firması tarafından kurulan servis, şimdilerde bol ödüllü bir internet fenomeni haline geldi.

{pagebreak::Kısa Paypal Tarihi}

Kısa Paypal Tarihi

Firma, hizmete başladıktan 4 sene sonra, 2002 yılında online ikinci el alışveriş sitesi eBay tarafından tam 1.5 Milyar Dolar’a satın alındı. Bu olaydan sonra da Paypal’ın popülerliği iyice arttı. Gün içerisinde binlerce ürünün satıldığı eBay, tüm para akışını Paypal üzerinden gerçekleştirmeye başladı. Alıcılar, paralarını Paypal aracılığıyla satıcılara aktarırken, satıcılar da hem güvenli hem de rahat bir şekilde paralarını tedarik edebilir hale geldiler.


Omaha yakınlarındaki PayPal Yönetim Merkezi

Online bankacılık sistemi yetersiz miydi ki Paypal’a ihtiyaç duyuldu? Bu soruya evet diye cevap verebiliriz. Online bankacılık sisteminin yetersizliği, özellikle iki farklı ülke arasında alışveriş yapılırken daha da ön plana çıkmaya başlamıştı. Bankalar arasındaki uyumsuzluk, fon aktarımında yaşanan sorunlar, hesaplardan kesilen komisyonlar gerek alıcının, gerekse de satıcının canını bir hayli sıkmaya başlamıştı. Bu dönemde devreye giren Paypal’a herkes kurtarıcı gözüyle baktı diyebiliriz.

{pagebreak::Türkiye ve Paypal}

Türkiye ve Paypal

Tüm dünya, özellikle Amerika Birleşik Devletleri‘nde yaşayan kullanıcılar, Paypal’ın avantajlarından yararlanırken, Türkiye açısından ise durum biraz daha farklı gelişti. Türkiye’de bu sistem uzun süre kullanılamadı. Paypal’ın bünyesindeki para aktarım yöntemleri ile Türk bankaları arasında yaşanan sorunlar, uzun süre Türk internet kullanıcılarının, bu servisten yararlanamamasına sebep oldu. Bu sorun, 2004 yılında kısmen aşıldı. Kısmen diyoruz zira ilk aşamada sadece sorunların bir kısmı aşılmıştı.


Paypal kullanıcı ekranı arabirimi. Alım/Satım ile ilgili
tüm işlemlerinizi bu sayfa üzerinden yapabiliyorsunuz.

Sisteme 2004 yılında dahil edilen Türkiye, tam entegrasyonu ise 1-2 sene sonra sağlayabildi. Türk kredi kartlarını Paypal’da kullanamayan kullanıcılar, Paypal üzerinden internetten alışveriş yapabiliyor, fakat kendileri bir ürün sattıklarında ya da başka şekilde bir hesaptan kendi banka hesaplarına Paypal üzerinden para aktardıklarında, bu parayı nakit olarak bankadan tedarik edemiyordu. Bu sorun, uzun süre Türk kullanıcılarının canını sıksa da, özellikle alıcı konumunda olduğunuz sürece Paypal, Türk internet kullanıcılarına oldukça pratiklik sağladı.

{pagebreak::Sorunlara Hızlı Çözüm}

Sorunlara Hızlı Çözüm

Ülkemiz kullanıcılarıyla yaşanan sorunların temelinde ise, Paypal’ın, fonlarından yerel bankalara para aktarımına izin vermediği ülkeler adına bir listeye sahip olmasıydı. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi, Türkiye de bu listedeki ülkeler arasında yer alıyordu.

Listede toplam 20 ülke vardı ve bu ülkelerde yaşayan kullanıcılar, Paypal hesaplarında biriken paralarını, kendi bankalarındaki hesaplarına aktaramıyor, kısacası Paypal bünyesindeki paralarını nakit olarak kullanamıyorlardı. Geriye ise sadece internet üzerinden harcama seçeneği kalıyor. Neyse ki özellikle birkaç özel bankanın bu konuda sağladığı kolaylıklar ile bu sorunlar da zaman içerisinde çözüldü.

Geçtiğimiz aylarda Ankaralı bir eBay kullanıcısı, eBay’de Paypal üzerinden tank bile satmaya çalışmıştı

Çözüm olarak Paypal, kullanıcının kredi kartına parayı yatırarak, nakit çekim ile elde etme imkanı sundu. Tabii bu işlem ilk aşamada her bankanın kredi kartını kabul etmedi. Diğer taraftan bu işlemde bile firma, fonlarından hesabınıza yatırdığı paradan %2.9 gibi bir komisyon almayı uygun gördü.

Zaten Paypal’ı güvenli ve pratik yapan konulardan biri de, alıcılar değil de satıcılar üzerinden para kazanmaya odaklanması diyebiliriz. Neyse ki günümüzde Paypal, Türk bankalarıyla tam entegre bir şekilde çalışabiliyor ve satıcı da, parasını tedarik ederken geçmiş yıllarda yaşanılan sıkıntıları yaşamak zorunda kalmıyor.

{pagebreak::Güvenlik Hassasiyeti}

Güvenlik Hassasiyeti

Paypal, güvenlik konusunda belki de görüp görebileceğiniz en hassas servis. Paypal üyesi olan bir kullanıcı, kullanıcı hesabını başkasına çaldırdığı takdirde tüm Paypal hesaplarını engelletebiliyor. Hatta Paypal yöneticileri, kullanıcı hesabınızı kurtarmanız halinde bile aylarca kullanıcı hesabınıza ulaşmaya izin vermeyebiliyor. Bu esnada hesabınızdaki paralara da ulaşamıyorsunuz haliyle.


Kimi kâr amacı gütmeyen siteler, Paypal servisinden yararlanarak kullanıcılardan bağış talep ediyor

Fakat korkmayın, Paypal hesabınızı çaldırmanız, eğer şifrenizi direkt başkasına kaptırmadıysanız gerçekten imkansıza yakın. Güvenlik önlemleri had safhada. Şifre oluşturmak için bile dakikalarca kafa patlatmanız gerekebiliyor. Bu tabii ki iyi bir tercih, fakat kimi zaman katı güvenlik koşullarından dolayı kullanıcı da zor durumda kalabiliyor.

eBay’ın Paypal aracılığıyla satıcılar üzerinden elde ettiği kazanç, kimi zaman satıcı konumundaki bireylerin %7’lere varan kesinti yaşamasına sebep olabiliyor. eBay tarafından alınan komisyonun ayrı, Paypal tarafından alınan komisyonun ayrı olduğunu gören satıcı, bu aşamada gönlü razı olmasa da bu komisyonu iki servise de veriyordu. Paypal da eBay’in bünyesinde olduğundan dolayı ise eBay, toplamda %7’lere varan bir komisyon elde etmiş oluyordu.

{pagebreak::Düzgün Bir Sistem}

Düzgün Bir Sistem

Paypal’ın, kullanıcıların kredi kartlarının kendilerine ait olduğunu onaylatabilmesi için farklı yollar da izlediği oluyor. Bunlardan biri de; kredi kartınızdan 2 Dolar‘a yakın para çekilmesi ve kredi kartı ekstrenizde yer alan Paypal yazısının yanındaki kodu kendilerine ulaştırılmasını talep etmeleridir.

Bunun gibi sıradışı yöntemlere sahip servis, kullanıcıdan onayı aldıktan sonra, kredi kartından çektiği meblağı ilgili kartın hesabına geri yatırıyordu. Her ne kadar tüm bu anlatılanlardan Paypal’ın paragöz bir firma olduğu sonucu çıksa da, özellikle internet üzerinden yüklü miktarlarda para alışverişi yapan kullanıcılar için en iyi çözümlerden biri olduğunu unutmamak gerekir. Firma, 1000 Dolar’a kadar paranıza tam güvence veriyor.


PayPal’ın güvenlik için kullandığı tekniklerden biri de bu 6 haneli sistem

Ayrıca servisin kendi bünyesinde döndürdüğü bir döviz kurları var ve ödemeleri bu kurlara göre yapar. Tabii ki bu kurlar, gerçek kurların çok da ötesinde değil. Fakat olağandışı durumlarda yaşanan anlık kur artımı gibi durumlarda Paypal’dan daha yüksek paralar talep edemiyorsunuz. Alıcı ile satıcı arasında köprü kuran servis, ayrıca para ödeme konusunda sıkıntı yaşanması durumunda olaya el koyarak, iki tarafın taleplerini inceliyor ve avukatlarının aracılığıyla haklı bulduğu tarafa ödemeyi yapıyor.

Kısacası, adamlar her şeyi düşünmüş.

:: Paypal’ı herhangi bir zaman diliminde kullandınız mı? Tecrübelerinizi bizimle paylaşın

Mobil Oyunların 10 Yılı Bölüm – 2

Geçtiğimiz günlerde sizlere burada yer alan yazımızda Gameloft’ın onuncu yaşını kutladığı videolardan bahsetmiştik. Mobil oyunların on yıllık gelişim sürecini keyifli videolar eşliğinde anlatan firma, aynı zamanda kendi adına kilometre taşı sayılabilecek detayları ortaya koymuş. 2002 yılındaki ilk Java ve Brew tabanlı uygulamanın ardından, 2005’de 10 Milyon €’ya varan cirosunu önemli bir dönüm noktası olarak ifade eden Gameloft, tarihsel gelişimi harika görseller eşliğine başarılı bir şekilde anlatmış. İşte Gameloft’ın yayınladığı o keyifli video:

#http://video.shiftdelete.net/y/gameloft-trailer.flv#

:: Sizin geçmişten bugüne en beğendiğiniz mobil oyun hangisi?

Siemens Data Center Turuna Var mısınız?

Siemens Bilişim Sistemleri Merkezi‘nde, gün içerisinde terabyte’larca veri işleniyor. Amerika Birleşik Devletleri‘nin Philadelphia şehrinin civarında bulunan Siemens Bilişim Sistemleri Merkezi, firmanın sağlık sektöründe hizmet vermesini sağlayan data center’larını da içerisinde barındırıyor.

Bu merkez, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan 1000 hastane ve sağlık hizmetleri ulaştırma sistemleri için klinik ve iş uygulamalarına sahip. Günboyu merkezde depolanan, karşı sunucuya yollanan ya da herhangi bir şekilde işlenen verileri bir düşünürsek, ne kadar güçlü ve büyük bir sisteme gereksinim duyduklarını tahmin edebiliyoruz.

O zaman biz de sizi bu data center içerisinde bir yolculuğa çıkaralım.

{pagebreak::1}

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

{pagebreak::6}

{pagebreak::7}

{pagebreak::8}

{pagebreak::9}

{pagebreak::10}

{pagebreak::11}

{pagebreak::12}

{pagebreak::13}

{pagebreak::14}

:: Data Center’ların güvenliklerinin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Telefonunuzdaki Verileri Sağlama Alın

Telefonunuzdaki verilerin yedeklenmesi önemli bir konudur. Hal böyle olunca birçok alternatif yöntem ve mobil uygulama da bulunuyor. Ancak alınan yedeklerin geri yüklenmesi ve dahası yedeklerin güvenliği konusu önemli bir ayrıntıdır. Yazımızdaki mobil uygulamayı çeşitli testlerden geçirdik. Oldukça başarılı olduğu gözlenen uygulamanın detaylarını adım adım ilerleyen sayfalarda bulacaksınız.

 

Programın Çince ve İngilizce olmak üzere iki farklı dil seçeneği bulunuyor.

{pagebreak::Kayıt}

Kayıt

 

Uygulamayı kullanabilmek için mail adresinizle kayıt olmanız gerekiyor. Alacağınız yedekler bu adrese gönderileceği için doğru bir adres vermeniz önemli. Kayıt olmadığınız takdirde yazılımın özelliklerinden faydalanamadığınızı da hatırlatmadan geçmeyelim.

{pagebreak::Başarılı Kayıt Ekranı}

Başarılı Kayıt Ekranı

 

Kayıt işlemi için kısa süreli bir veri bağlantısı kullanılıyor. Sorunsuz bir şekilde kayıt adımlarını tamamladığınız takdirde karşılaşacağınız ekranda işlemin başarılı olduğu uyarısını görüyorsunuz.

{pagebreak::Yedekleme Seçenekleri}

Yedekleme Seçenekleri

 

Ana bekleme ekranından “Backup Information” adımını uyguladığınız takdirde yedekleme tercihlerini düzenleyebileceğiniz seçeneklere yönlendiriliyorsunuz. Buradan Backup contacts, rehberi yedeklerken, Backup SMS kısa mesajları yedeklemeye olanak tanıyor. En alttaki seçenek ise her ikisini de doğrudan yedekleyebilmeye olanak tanıyor.

{pagebreak::Yedekleme Bilgisi}

Yedekleme Bilgisi

 

Restore Information adımından ise hesabınıza yedeklenen verileri telefonunuza geri yükleyebilmeye olanak tanıyor. Yazılım bu işlem için tahmin edebileceğiniz gibi sunucu bağlantısına ihtiyaç duyuyor. Geri yükleme işi sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiği takdirde bir dakika içersinde işlem gerçekleşmiş oluyor.

{pagebreak::Güvenlik Yönetimi}

Güvenlik Yönetimi

 

Security Managment adımına girdiğinizde ise telefonun güvenliğine yönelik çeşitli detayların yer aldığını görüyoruz. Tanımlanan sim kartın değiştirilmesi durumunda tanımlanan numaralara kısa mesaj gönderme özelliği bulunan yazılım, girilen imsi kodunun eşleşmemesi mantığı ile çalışıyor. Buradaki ekranda yer alan Trust SIM Manage kısmından güvenilir kartların IMSI kodunu tanımlayabilirsiniz. Notify Phone ekranına mesajların gönderileceği numaraları ekleyebilirsiniz.

{pagebreak::Bilgilendirme Mesajı}

Bilgilendirme Mesajı

 

Notify Message seçeneği sayesindeyse tanımlanan numaralara uyarı için gönderilecek mesajı tanımlayabilmeniz mümkün.

{pagebreak::Yazılım Seçenekleri}

Yazılım Seçenekleri

 

Programın seçeneklerindeyse işleyişe dair bir takım düzenlemeler yapabiliyorsunuz. Change Password adımından adından da anlaşılacağı üzere yazılım parolasını değiştirebilmeniz mümkün. Bu parola kayıt oluğunuz ekrandaki şifre ile aynıdır ve yazılıma her girişte de sorulan şifredir.

Seçeneklerde yer alan Backup options ekranında birçok tanımlı ayar bulunduğunu görüyoruz. Buradan illegal sim kart yerleştirildiği takdirde otomatik gizlenme, doğru sim kartı taktığınızda verilerin sorgusuz geri yüklenmesi, tanımlı erişim noktasının seçilmesi gibi işlemleri yapabilmek mümkün.

{pagebreak::İndirme Adresi}

İndirme Adresi

 

Backup Options seçeneği kullanılarak girilebilen bu ekrandan ise yedekleme konumunu email ve yazılımın sunucusu şeklinde ayrı ayrı belirleyebiliyorsunuz. Yine yedek verilerin geleceği posta kutusunu da bu ekranda değiştirebilmek yahut yeni bir adres tanımlayabilmek mümkün.

3. Sürüm ve 5. Sürüm Symbianlı akıllı telefonlar ile uyumlu çalışan yazılıma, Express Signed olarak ücretsiz bir şekilde burada yer alan SDN Download sayfalarından ulaşabilirsiniz.

:: Yazılımda karşılaştığınız sorunları SDN Forumlarında paylaşın.

Çocuklar İçin Özel Sosyal Ağ

Facebook‘dan önce sosyal olmak sinemaya gitmek, arkadaşlarınızla vakit geçirmek gibi eylemlerle ölçülüdürdü. Ancak bu sitenin tanıttığı soyal ağ kavramı nedeniyle artık, bu tanımlar değişmeye başladı. Son zamanlarda sosyalleşme kriterleri, profilinizde paylaştığınız video ve resimlerle ölçülüyor.(Facebook Yarım Milyara Yaklaşıyor)

Facebook’dan sohbet ettiğiniz ne kadar arkadaşınız varsa o kadar çok sosyal sayılıyorsunuz. Günümüzün bu değişen sanal sosyallik anlayışı nedeniyle, sizi evlendiren, iş bulduran ve müzik yıldızı yapacak olan onlarca farklı sosyal ağ bulunuyor.(Çocuklara Özel Cep Telefonları)


http://togetherville.com

Şirketlerin de ilgisini çeken bu durum nedeniyle yeni alt sektörler bile oluşmaya başladı. Bir süre önce adreslerinizi paylaşmanızı sağlayacak ufak bir cihazı tanıtmıştık. Şimdi ise çocuklar için özel bir soyal ağ oluşturuldu. Çocukların üye olabileceği bu site, ufak kullanıcıların sosyal ağ kavramını düzgün öğrenmesini hedefliyor.(Sosyal Ağ Kavramını Değiştirecek Cihaz)

Sosyal ağ kavramı biraz daha büyürse yakında medya okur yazarlığı dersinden sonra Facebook kullanıcılığ dersi de öğrencilere gösterilmeye başlanacak. Togetherville adlı bu siteyi Facebook hesabı üzerinden kullanmak da mümkün.

:: Çocuğunuzun bir sosyal ağa üye olmasına izin verir misiniz?

İnceledik: Alan Wake

Puan: 8.8

Sözlerimizin başında dolambaçlı yollar izlemeden, hiç çekinmeden, tereddüt etmeden bir noktayı açıklığa kavuşturalım: Alan Wake, konsol tarihinin en kaliteli Adventure yapımlardan biri(muhtemelen iyisi) olmaya aday. Güçlü senaryo, müthiş görsellik ve inanılmaz hikayeyi tek potada eritmek, her babayiğidin harcı değil.

 

{pagebreak::Muhteşem Hikaye}

Sürükleyici Hikaye

Maalesef, bu inanılmaz keyiften şimdilik, yalnızca Xbox 360 sahipleri faydalanabilecek. Her şeye rağmen, PC ve PS3 sahipleri fazla üzülmesin çünkü yakın zaman içinde bir sürpriz gerçekleşebilir.

 

Yazdığı aksiyon-gerilim türü kitaplarla onlarca kez best-seller listesine giren Alan Wake, son iki yılda kitap yazamamış ve bunalıma girmiştir. Yaratıcı kıvılcımını yeniden yakmak isteyen Alan Wake, esrarengiz kasaba Bright Falls’a karısı Alice ile seyahat etmeye karar verir. Kasaba halkı tarafından sıcaklıkla karşılanan ünlü yazar, gece nehirden yükselen çığlık ile uyanır ve hemen ardından bilincini kaybeder. Bilinci tekrar yerine geldiğinde Wake’ın başında, kanayan bir yara mevcuttur.

{pagebreak::Karanlık yükseliyor!}

Karanlık Yükseliyor

Wake, başındaki yara için yardım bulmak amacı ile yakındaki benzin istasyonuna yönelir. Bu hayatında yaptığı en büyük hatalardan biridir: Bir şey tarafından ele geçirilmiş benzinci, Wake’a saldırır. Wake, saldırıyı savuşturur ve otelde kalan karısını arar. Maalesef karısı kayıptır ve en kötüsü henüz başlamamıştır. Karanlık Varlık adı verilen güç, önce kasabayı sonra da dünyayı yutmak için harekete geçmiştir.

 

{pagebreak::Satış Rekortmeni}

Satış rekorları kırıyor

Piyasaya çıktığı ilk hafta Amerika ve İngiltere’de satış listesinin zirvesine yerleşen yapım, gerilim-adventure ve aksiyon türünün başarılı bir harmanı. Hikaye açısından Lost, bölüm geçişleri açısından 24 ve aksiyon sahneleri açısından Max Payne’in bir karışımı. Kaçınma, saldırı gibi anlar, adeta Max Payne’deki gibi, çarpıcı bir efektlendirme ile gözler önüne seriliyor.

 

{pagebreak::Ah be Silent Hill!}

Silent Hill’in en iyi zamanlarına gönderme

Alan Wake’deki karanlığın bilumum varlıkları ile yüzleşiyorsunuz. Işık, ne kadar dostunuzsa karanlık da o kadar düşmanınız. Karanlık Varlık, gece inanılmaz bir güç kazanıyor ve yüreğinde herhangi bir leke olan herkesi kontrol edebiliyor. En güvendiğiniz insanlar, düşmanınız olabilir. Atmosfer; paranoya, şüphe ve gerilim içerisinde yükseliyor. Aynı Silent Hill’in ilk yapımları gibi. Tüyler ürpertici, şaşırtıcı hatta şok edici. Ah Silent Hill 4 ve 5, öncüleriyle aynı çizgiyi izleyebilseydi.

 

{pagebreak::Müzikleri kısın, yoksa tüyleriniz ürperecek}

Sesi kısın ya da titremeye hazır olun!

Yapımın en üstün yönlerinden biri de müzikleri ve ses efektleri. Gece Alan Wake’ı oynamak istedim. Kendime işkence etmek için odadaki tüm sesleri kapadım, ışıkları söndürdüm ve bu da yetmezmiş gibi kulaklık taktım. Sonuç mu? Çığlık atma isteğim dilimin ucuna kadar geldi ama rezil olmamak için kendimi zorlukla da olsa tuttum. Alan Wake’in ses ve müzikleri, gerilim türünün medari-iftiharı.

 

{pagebreak::O kadar kusur kadı kızında da olur}

Ufak tefek hatalar

Alan Wake; Grafikleri, atmosferi, öyküsü ve anlatımı ile üst seviyede. Özellikle aksiyon motoru son derece gerçekçi. Kullanabileceğiniz pek çok silah var ama bunlar ucubeleri öldürmüyor. Sadece ve sadece yavaşlatıyor. Zaten piramit kafaları, hayaletleri ve mutant hemşireleri indirebilmek, bana her zaman mantıksız gelmiştir. X-Files izleri de başka bir artı. Bazı bilmecelerin sonu, hayal gücünüze bırakabiliyor. Eksikler mi? Ara videolar çok daha iyi olabilir ve hikayeyi güçlendirebilirdi. Hikaye biraz daha ağır gelişsse de fena olmazdı. Atmosfere ve ışıklandırma efektlerine diyecek yok. Birkaç kusura rağmen, Alan Wake, özellikle konsol sahipleri için satın alınabilecek en iyi gerilim-adventure-aksiyon yapımı.

 

:: Alan Wake’i satın almayı düşünüyor musunuz? Sizce konsol platformunun en iyi aksiyon-adventure yapımı hangisi?

En İyi 10 Çizgi Roman Filmi

Ünlü tren soyguncusu Jessie James‘in gerçek hikayeleriyle başlayan çizgi roman macerası, yüzlerce yıl içerisinde gelişip modern bir sanat halini aldı. Bir zamanlar sadece çocuklar için hazırlanan bu hikayeler günümüzde, ödüllü çizerler ve yazarların aylarca süren çalışmaları sonucunda ortaya çıkıyor. 

Bu ilginç durum orjinal fikir arayışında olan Hollywood‘un da taze kan almasını sağladı. 90’lı yıllara kadar sadece para kazanma amacıyla hazırlanan çizgi roman filmleri, günümüzde ciddi ekiplerin elinde şekilleniyor. Üstelik bu filmlerin bütçeleri o kadar büyüdü ki, süper kahramanların karşısında beyazperdenin yıllanmış aksiyon oyuncuları bile ikinci planda kalıyor.

Sizin için yeri geldiğinde bizi bir insanın uçabileceğine bile inandıran çizgi roman filmlerini bir araya getirdik. En iyi 10 filmi yarıştırdık. İşte listemiz.

{pagebreak::10.Daredevil}

10.Daredevil

Normalde kör olan Matt Murdock‘un maceralarını anlatan Daredevil güçlü oyuncu kadrosu sayesinde büyük ilgi çekmişti.

Ben Affleck‘in oynadığı 2003 yapımı filmde Colin Farell ve Michael Clarke Duncan  da yer aldı. Çizgi romanı mümkün olduğunca yansıtan bu film, hedef kitlesi çocuk olmayan ilk Marvel filmiydi.

Bir avukat olan Murdock, iç güdüleri ve özel olarak geliştirdiği duyu yeteneği sayesinde etrafı yarasalar gibi sonar yeteneğiyle görebliyordu. Karakterin hem süper kahraman hem de avukat olarak suçla verdiği savaş filmde iyi yansıtılmıştı.

{pagebreak::9.X-Men serisi}

9.X-Men Origins serisi

Bryan Singer‘ın elinde şekilde alan seri 2000‘li yılların çizgi roman filmi furyasını da başlattı. Karakter adları dışında çizgi roman serisiyle pek bir ilgisi olmayan bu filmler Batman & Robin filmiyle öldü denilen sektörü diriltiği için büyük bir önem taşıyor. 

 

Bu seri sayesinde sıradan bir karakter olan Wolverine ise çizgi roman dünyasının en ünlü karakterlerinden biri oldu. Batman üzere olan Marvel firması bu serinin ivmesiyle büyük bir ciro elde etti.

{pagebreak::8. 300}

8. 300

Frank Miller‘ın ünlü 300 adlı eserinden uyarlanan bu film çizgi romanla neredeyse birebir yapıya sahip olması nedeniyle büyük ilgi görmüştü.

Kurgu ve sahne tasarımı konusunda çizgi romanı kaynak alan yapımcılar en ilgi çekici öykülerden birini yaratmıştı. Ancak normalde çizgi romanda bulunmayan Amerikan propagandası nedeniyle seyirci filmi geçici bir rüzgar olarak gördü.

{pagebreak::7. Watchmen}

7. Watchmen

Aygırı çizgi romancı Allan Moore‘un ünlü eseri Watchmen, altarnetif bir 1984 yılını anlatıyordu. Richard Nixon‘ın hala başkan olduğu bu zaman diliminde dünya nükleer savaş tehlikesiyle burun burunaydı.

Şimdiye kadar hep iyi niyetli ve insan üstü tasvir edilen çizgi roman karakterleri, ilk kez bu seride zaafları olan insanlar olarak tanıtıldı. Şiddet yanlısı ve öfke dolu olan bu süper kahramanları anlatan Watchmen filmi 1/1 çekilen ilk çizgi roman yapımıydı.

Karakterleri baştan yaratılan çizgi roman filmlerine inat Watchmen bu işin orjinale sadık kalınarak da yapılabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Ancak yanlış pazarlama nedeniyle film The Dark Knight‘ın başarısı altında ezildi.

{pagebreak::6.The Crow}

6.The Crow

Çekimleri sırasında yaşanan  bir kazayla başrol oyuncusu Brandon Lee‘nin öldüğü The Crow filmi, lanetli olarak da anılır. Serseriler tarafından kız arkadaşıyla birlikte öldürülen Eric Draven adlı karakter, olayın ardından intikamını alması için diriltilmiştir.


Bir karganın ruhsal rehberliğinde intikam arayan bu huzursuz ruh sinema tarihine iki şekilde geçti. Birincisi Eric Draven karakterinin çekimler sırasında öldüğü sahnede Bradon Lee kazayla vurulup hayata gözlerini yumdu. Diğer neden ise şeker kamışı gibi renkli çizgi roman uyarlamalarına inat The Crow karanlık bir filminde başarılı olabileceğini dünyaya kanıtladı.

{pagebreak::5. Sin City}

5. Sin City

Frank Miller‘ın beyazperdeyle buluşan ilk eseri olan Sin City dönemin en ünlü oyuncularını bir araya topladı. Bruce Wills‘den Jessica Alba‘ya birçok ünlü yıldızı bir araya getiren film sinemal olarak bir çığır açtı. Sin City için özel olarak tasarlanan çekim tekniği sayesinde yapım bir filmden çok çizgi romana benziyordu.


Çizim gibi duran oyuncular ve görsel efeftler sayesinde, seyirciler kendilerini bir çizgi romanın sayfalarını karıştırıyormuş gibi hisetti. Gişe ve sanatsal kaygıyla, gerçekçi yapılmaya çalışaln filmlere inat Sin City, seyircinin çizgi roman havasını da sevdiğini kanıtlamış oldu.

{pagebreak::4. Spider-Man serisi}

4. Spider-Man serisi

90’lı yıllarla birlikte ününü yavaş yavaş kaybetmeye başlayan Spider-Man usta yönetmen Sam Raimi‘nin elinde beyazperdeye taşınmıştı. Bu karakter 11 Eylül ile birlikte değişen süper kahraman tanımınında en büyük örneği. Hikayesi modernize edilen Peter Parker‘ın maceraları beklenmedik bir başarıyla dönemin en çok izlenilen filmi olmuştu.

2000‘li yılların umursamaz gençliğine büyük gücün büyük sorumluluk getirdiğini öğreten kahraman yapımcı firma  Sony‘in para hırsı nedeniyle gelen iki devam filminde giderek orjinal yapısını değiştirmeye başladı. gösterdi. Çizgi romanlar düşmanlarını sinir krizine sokan epsriler yapan ele avuca sığmaz bir karakter olan SpiderMan filmlerinde 50 yaşında bir emeklinin olgunluğunu sergiliyordu.

Sinema tarihine yön veren görsel efektleri, akıllarda kalan macera sahneleriyle birlikte Spider-Man serisi çizgi roman tutkunları tarafından hem lanetlendi hem de çok sevildi.

{pagebreak::3. Iron Man 1-2 }

3. Iron Man 1-2

Yapımı neredeyse 10 yıl süren Iron Man filmi, karakterin pek ilgi çekmeyeceği nedeniyle defalarca ertelenmesiyle ünlü oldu. Tony Stark adlı sorumsuz bir zenginin hayatta kalmak için Iron Man’e dönüşmesini anlatan çizgi roman serisi aslında hiç bir zaman Spider-Man ve X-Men kadar popüler olamadı.

Aç gözlü yapımcıların değişikliklerinden bıkan çizgi roman firması Marvel‘ın kendi sinema stüdyosunu açmasını sağlayan Iron Man, gerçek ustaların elinde arka plandaki bir kahramanın bile nasılda gişe başarısına dönüşebileceğinin en büyük kanıttı.

Çizgi romanlarda iç savaş çıkartan mevki tutkunu Tony Stark, Robert Downey JR‘ın ellerinde sempatik ve sevilen ibr karaktere dönüştü. Iron Man hem karakterin hem de artık kariyeri bitti denilen Robert Downey JR‘ın yıldızının parlığı film oldu.

{pagebreak::2. Superman 1}

2. Superman 1

Seyircilere bir insanın uçabileceğini inandırması dışında Superman filmlerinin birçok önemli özelliği de var. 70li yılların ağır toplarla dolu sinema sektöründe çizgi roman filmleri sadece çocuklara hitap ediyordu. Eleştirmenlerin gözlerinde Superman gibi bir karakterin bile Tarzan‘dan farkı yoktu.

Ancak Superman filmi, The Godfather (Baba) kitabının yazarı Mario Puzzo tarafından senaryolaştırılıdı. Yine aynı filmin ve dönemin en büyük yıldızı olan Marlon Brando‘nun da oynadığı film insanların çizgi romanlara olan bakışını değiştirdi. Genç yetenek Christopher Reeve’in bir sinema efsanesi olmasını sağlayan Superman filmi aç gözlü yapımcılar yüzünden kendi yükseltiği çıtayı gelen 3 devam filmiyle giderek düşürdü.

 

{pagebreak:: 1. The Dark Knight}

1.  The Dark Knight

Tim Burton‘ın çizgi romanlardan bağımsız olarak tekrar yarattığı Batman filmi 90‘lı yıllara damgasını vurmuştu. Ancak aynı Superman’in başına geldiği gibi aç gözlü yapımcıların elinde giderek değersizleşen filmler 97 yapımı yapımı Batman & Robin ile birlikte stüdyoyu iflasın eşiğine getirecek kadar düştü.

Kimsenin bir daha Batman filmi çekilmez dediği dönemde Christopher Nolan projeyi devralıp Batman Begins adlı farklı bir yapım üzerine çalışmaya başladı. Filmin yapımı sırasında hiç bir eleştirmenin hakkında iyi bir yazı kalema almadığı Batman Begins gösterime girdiği zaman ise kimsenin beklemediği bir başarı yakladı. Nolan‘ın çizgi romanlardaki temel unsurları alıp yeni baştan hazırladığı bu film sektörü değiştirecek nitelikteydi.

Bu başarı devam filmi olan The Dark Knight filmi için insanların beklentilerinin yükselmesine neden oldu. Ancak Kara Şövalye dünya çapında kimsenin beklemiyeceği bir gişe başarısı yakladı. Heath Ledger’ın karakteri yansıtmak için uyku sorunları yaşamasına neden olan Joker karakteri dünya gençliği için bir simge haline geldi.

Yapımda sadece Batman ve Joker‘in yaptığı sıradan savaş bulunmuyordu. Aynı zamanda bu iki karakterin çatışması sosyal yaşamı da etkileyen birçok olayın ortaya çıkmasına neden olmuştu. Namuslu insanların bile trajediler karşısında suçluya dönüşebileceğini anlatan The Dark Knight, Batman‘in gerçek süper gücü olan iradenin de ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir senaryoya sahipti.

Uykusuzluk sorunu nedeniyle aşırı dozda uyku ilacı kullanarak ölen Heath Ledger’ın en iyi yardımcı oyuncu seçildiği film çizgi roman yapımları için geçilmesi zor bir eşik haline geldi.

:: Sizin favori çizgi roman karakteriniz ve filmi hangisi?




 

Splinter Cell: Conviction PC İnceleme

Puan: 8.2/10

Gizliliğin ön planda tutulduğu aksiyon oyunlarının en meşhur isimlerinden biridir Splinter Cell serisi. Ünlü Amerikalı yazar Tom Clancy‘nin kaleminden dökülen öyküleri, sanal dünyaya taşıma görevini Ubisoft üstlendi. İlk kez 2003’de karşılaştığımız bu yapımın başarısı, ardından gelen devam oyunlarına da ilham verdi ve Splinter Cell serüveni bitmek bilmedi…

Sam Fisher adında özel bir ajanı kontrol ettiğimiz seride, gizlice binalara giriyor, düşmanları etkisi hale getiriyor ve ulaşmak istediğimiz verilere sahip oluyorduk. Serinin en yeni yapımı Splinter Cell: Conviction‘da da bu düzenin bozulmayacağını sanıyorduk. Ancak yanılmışız. 2006’dan bu yana geliştirilmekte olan Conviction’da, işler bir hayli değişmiş.

{pagebreak::Gizlenmek Şart mı?}

Gizlenmek Şart mı?

Oyun kısa sayılabilecek bir giriş videosuyla başlıyor. Ardından Sam direkt aksiyona giriyor. Bu aşamada evvela çevredeki nesneleri siper olarak kullanmayı ve onlarla kurulabilecek etkileşimleri öğreniyoruz. Örneğin üzerinden atlayabileceğiniz bir masa varsa, yanına gelip Space’e basmanız kafi. Sam büyük bir çeviklikle hamlesini yapıyor.

İşin ilginç yanı, siz bu hamleleri yaparken, çevrede dolaşan düşmanlar sizi fark etmiyor. Epey yakınında siperden sipere koşuyorsunuz ve tam da onun görüş alanındasınız; buna karşın görmüyorlar. Daha oyunun başlarında karşılaşılan bu yapay zeka problemi, maalesef oyunun tamamına yayılmış durumda.

{pagebreak::Ayağa Kalk Asker!}

Ayağa Kalk Asker!

Eğer Splinter Cell: Conviction’da gizlenmek isterseniz, oyun size bu imkanı veriyor. En kötü ihtimalle yapay zeka mağduru düşmanlar sizi göremediği için gizli gizli ilerliyorsunuz. Peki böyle ilerlemenin getirisi nedir? Evvela gizli hareket ederseniz daha yüksek puan alıyorsunuz ve skorlarınız neticesinde silah geliştirmeleri yapıyorsunuz…

Tabii işin bir de geleneksel boyutu var. Sonuçta Splinter Cell serisi daima gizliliğin ön planda tutulduğu bir yapımdı. Buna karşın siperin ardından ayağa kalkıp, attığınızı vurabilirsiniz de! Önceki yapımlarda görünür olduğunuzda çoğunlukla görevi kaybediyordunuz. Şimdi ise Rambo’culuğa devam ediyorsunuz.

{pagebreak::Head Shot Sanatı}

Head Shot Sanatı

Düşmanlara direkt ateş açarak ilerlemek zorunda değilsiniz. “Q” tuşu ile iki tanesini işaretleyip (Bu özellik gelişebiliyor), “E” tuşuna bastığınızda, Sam Fisher sizin için rakiplerini beyninden zımbalıyor. Bu özelliği sıkça kullanırsanız, düşmanlarınızı kolaylıkla elimine edebilirsiniz.

Burada bir animasyon hatası ortaya çıkıyor. Bazen bir şeyin arkasındayken bile düşmanlarınızı vurabiliyorsunuz. Kurşununuz önünüzdeki objenin içinden geçmiş gibi oluyor… Muhtemelen bu hata bir yama ile kapatılacaktır.

{pagebreak::Flashback}

Flashback

Hikaye boyunca flashback’lerle karşılaşıyoruz. Sam Fisher’ın ortadan kaybolduğu yıllarda ne yaptığı ve hikayenin arasındaki boşluk bu flashback’ler sayesinde bir nebze doluyor. Sam, yakaladığı kişilerle geçmişte yaşadığı anılarını hatırlıyor. Kısa bir süre yaşanmışlıkları oynadıktan sonra yeniden günümüzdeki maceraya dönüyoruz…

Yapımın içeriğine yaslanan sinematik tarzı aksiyon sahneleri sayesinde, Splinter Cell: Conviction adeta film gibi oluyor. Bir düşmanı yakaladığınız ve onun biraz canını yakıp, konuşturmak istiyorsunuz diyelim. Bunun için, ister bir ayna bulup, orada ilgili tuşa basarsınız, ister bir duvar vb… Butona tıklayınca Sam direkt olarak düşmanı tutup, kafasıyla aynayı kırıyor. Bu kadarla da kalmayıp, çevredeki diğer objeleri bu şekilde kırıp dökemeye devam ediyor. Bütün bunlar tek bir tuş vasıtasıyla oluyor. Gerisi kısa bir sinematik…

{pagebreak::Grafikler Ve Sesler}

Grafikler Ve Sesler

Splinter Cell: Conviction, aksiyon oyunlarında grafiğe önem verenler için ortalamanın üzerinde görseller sunuyor. Ancak buna karşın sistemi yoran bir yapım olması oyunun hanesine eksi olarak yazılıyor. Tamam, Sam Fisher’ın modellemesi gayet başarılı, animasyonları da iyi, fakat çevredeki objelere yaklaştığınızda, detaydan uzak olduklarını fark ediyorsunuz.

Sesler ve müzikler ise gayet başarılı. Atmosferi tümleyen işitsel öğeler sayesinde Splinter Cell: Conviction’daki maceramızın lezzeti artıyor. Seslendirmelerde ise Sam Fisher’a deneyimli aktör Michael Ironside sesini veriyor.

{pagebreak::Görev Sonu}

Görev Sonu

Genel olarak bakıldığında Splinter Cell: Conviction başarılı bir aksiyon oyunu. Ancak serinin gidişatını değiştirerek, yapımcılar gizliliği biraz geri plana itmiş. Bu yüzden ortaya eskiye nazaran daha sıradan bir aksiyon oyunu çıkmış. Ancak bu demek değil ki, Conviction kötü bir oyun. Aksine yeni oyun dinamiklerine rağmen gayet kaliteli bir yapım. Co-Op seçeneğiyle, arkadaşlarınız ile yaşayabileceğiniz Splinter Cell keyfi ise oyunun en büyük artılarından biri. Türün müdavimlerine ve serinin takipçilerine tavsiye ederim.

Puan: 8.2/10

:: Splinter Cell: Conviction hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Eski Bilgisayarla Neler Yapılır?

Uzun süredir bilgisayar kullanıyorsanız, donanım teknolojisinin ne kadar hızlı geliştiğini az çok biliyorsunuzdur. Bundan sadece birkaç sene önceki bilgisayarlarla, günümüzdekileri karşılaştırdığımızda aradaki uçurumu büyüklüğü, gelişimin hızını ortaya koyuyor. (Eski cihazları ne yapmalı?)

Hele ki çok eskilerden kalma bilgisayarlarınız varsa, artık hiçbir işe yaramayacağını düşünebilirsiniz. Ancak, 300 MHz’lik Pentium II işlemcili bir bilgisayarla bile hala yapabileceğiniz şeyler var. Eski bilgisayarınızı çöpe atmadan önce, bu yazımızı mutlaka okuyun. Sonra pişman olabilirsiniz.

{pagebreak::Müzik seti yerine PC}

Müzik seti yerine PC

Eski bilgisayarınızı çok kolay bir şekilde bir çoklu ortam oynatıcısı olarak kullanabilirsiniz. Pentium 200 ve üzeri tüm sistemler Winamp’i rahatlıkla çalıştırabiliyor.

Bilgisayarınızı bir ses sistemine ve televizyona bağlayarak, salonunuzda müzik seti olarak kullanabilirsiniz.

Bunun için ihtiyacınız olan şey sadece ses ve görüntü bağlantı kabloları. Ayrıca eski bilgisayarınızdaki sabit diskin kapasitesi küçükse, daha geniş bir tanesiyle değiştirebilirsiniz.

{pagebreak::Multiplayer}

Multiplayer

Bir evde iki adet bilgisayar olması demek, bunlarla bir yerel ağ oluşturabileceğiniz anlamına geliyor. Bu ağ ile yapabileceğiniz birçok şey var. Bunlardan biri de birden fazla kişiye oyun oynamak.

Eğer eski oyunları seviyorsanız, ömrünü tamamladığını düşündüğünüz bilgisayarınıza bunları yükleyip oynayabilir, evdeki diğer bilgisayar üzerinden de evdekilerle karşılıklı maçlar yapabilirsiniz.

Bunu yapmanın zor yanı eski sistemlerde de çalışabilecek oyunları bulabilmek. Sizlere DOOM 95’i önerebiliriz. Oyun 486DX sistemlerde bile sorunsuz çalışıyor. DOOM 95’i ftp.idsoftware.com adresinden ücretsiz edinebilirsiniz.

{pagebreak::Linux’u deneyin}

Linux’u deneyin

Eskimiş bilgisayarınız büyük ihtimalle Windows’un son sürümlerini çalıştıramayacaktır. Öte yandan, bu bilgisayarla Linux dağıtımlarından bazılarını rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Daha önceleri Linux’u denemek isteyip de cesaret edemediyseniz, eski bilgisayarınızla bunu rahatlıkla deneyebilirsiniz.

Düşük seviye sistemler için sizlere Debian ve Mandrake’yi önerebiliriz. Debian, çok düşük sistemlerde bile çalışırken, Mandrake 300 MHz’ten düşük hızdaki sistemlerde biraz zorlanabiliyor.

{pagebreak::Sunucuya dönüştürün}

Sunucuya dönüştürün

Eğer eski bilgisayarınızın tek sorunu günümüze göre yavaş kalmasıysa onu evinizde bir sunucu olarak kullanabilirsiniz.

İsterseniz yazıcı, isterseniz dosya sunucusu yapıp değerlendirdiğiniz eski bilgisayarınızla aynı zamanda güç tasarrufu da yapabilirsiniz.

Örneğin birden fazla bilgisayara bağlı, birden fazla yazıcınız varsa, tüm bu yazıcıları eski bilgisayarınıza bağlayabilirsiniz. Böylece çıktı almak istediğinizde tek bir bilgisayarın açık kalması yeterli olacaktır. Kurduğunuz yerel ağ üzerinden eski bilgisayara bağlanıp, çıktı alabilirsiniz.

Öte yandan, bu cihazı bir yedekleme ve depolama merkezi olarak da kullanmanız mümkün. Arşivlediğiniz müzik, oyun ya da film dosyalarını bu eski bilgisayara atıp, istediğiniz zaman yerel ağ üzerinden ulaşabilirsiniz. Böylece hem yedekleme yapmış olursunuz, hem de kullandığınız sistemde kapasite açılmış olur.

{pagebreak::Bağışlayın}

Bağışlayın

Bilgisayarınızı önceki sayfalarda anlattığımız şekilde kullanmak istemiyorsanız, belki de çok daha faydalı bir şekilde kullanabilirsiniz.

Günümüzde okullarda yeterli sayıda bilgisayar bulunmuyor. Hatta birçok okulda, öğrencilerin ulaşabildiği tek bir bilgisayar bile yok.

Eski bilgisayarınız düzgün çalışıyorsa onu bir okula, öğrencilerin kullanması için bağışlayabilirsiniz. Düşük seviye bir sistem de olsa, çocukların bilgisayarla tanışması için yeterli özelliklere sahip olacaktır.

{pagebreak::Donanım öğrenin}

Donanım öğrenin

Bilgisayar kasasının içinde ne var ne yok merak ediyorsanız ve kullandığınız bilgisayarda deneme yapmaktan korkuyorsanız, eski bilgisayarınız sizin için çok iyi bir eğitim alanı olabilir.

İşlemci, RAM, ekran kartı nereye takılıyor, anakart kasaya nasıl monte ediliyor, hangi kablo nereye bağlanıyor merak ediyorsanız, eski bilgisayarınızın içini açarak bunları öğrenebilir, kendiniz takıp çıkararak donanımların nasıl yerleştirildiğini görebilirsiniz.

Böylece ileride yeni bir ekran kartı ya da işlemci aldığınızda, onu başkasına taktırmak zorunda kalmamış olursunuz.

{pagebreak::Parçalayıp satın}

Parçalayıp satın

Eski bilgisayarınızın, eski parçalarını kim alır diye düşünmeyin. Günümüzde iş yerlerinde kullanılan bilgisayarların çok üst seviye ve yeni oldukları söylenemez.

İş yerlerinde ya da benzer yerlerde kullanılan bilgisayarlarda bozulan bir parça olduğunda, bu eski parçalardan bulmak kolay değildir.

Bu durumda kalanlara yardım etmek için, eski bilgisayarınızın parçalarını internet üzerindeki satış sitelerinde yayınlayın. Günün birinde o parçalara ihtiyacı olan biri mutlaka çıkacaktır.

:: Eski bilgisayarınızı ne yaptınız?