Britney Spears da mı Öldü?

Michael Jackson‘ın ani ölümü sevenlerini bir hayli üzdü. Ancak bazı fırsatçılar bu haberi fırsat bilerek İnternet kullanıcılarını tuzağa düşürüyorlar. Michael Jackson’un ölümüyle ilgili spam‘lerden sonra şimdi de diğer ünlülerin sahte ölüm haberleri yayılmaya başladı.

Britney Spears‘ın Twitter hesabının şifresini kıran hacker’lar burdan ünlü şarkıcının öldüğü haberini yaydılar. Haberin yayılmasından kısa bir süre sonra harekete geçen yetkililer, hemen hesabı kapatarak sahte haberi sildiler. Britney Spears’ın basın sözcüsü yayılan haberlerden sonra bir açıklama yaparak şarkıcının gayet sağlıklı olduğunu ve evinde dinlendiğini belirtti.

Yetkililer olaydan sonra bir özür mektubu yayınlayarak, hacker’ların şifreyi kırmak için bütün olasılıkları denediklerini ve bu şekilde haberi yayınladıklarını belirttiler.

:: Twitter hesaplarının bu kadar kolay kırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

KO Fighters

1

Yapacak bir şey bulamadığınız o anları gözünüzün önüne getirin. Biraz eğlenmek sizin de hakkınız değil mi? İşte tam size göre eğlencelik bir oyun KO Fighters. Cep telefonları için geliştirilen yapımda, boks dünyasının en dibinden başlayıp, zirveye oynuyoruz! Nasıl mı? Yalnızca birkaç tuş sayesinde…


Sıkı darbelerden sonra ekranda “Müthiş!” gibi tanımlamalar çıkıyor

Yapımın Kariyer Modu, şüphesiz ki en ilgi çeken tarafı. Karakter tasarlayarak başladığımız bu bölümde, önce nasıl bir tipe sahip olacağını belirleyip, boyumuzu ve kilomuzu ayarlıyoruz. Ardından şort ve kullanılacak eldivenlerin renklerini seçerek, kariyerimize ilk adımı atıyoruz. Maalesef yaklaşık 40 boksör arasında en sonuncuyuz. Yani hedefimiz, sıfırdan başlayıp zirveye oturmak.

{pagebreak::Kaplanın Gözü}

Kaplanın Gözü

Antrenman yaptıkça Çeviklik, Güç ve Dayanıklılık olmak üzere üç özelliğimizin geliştiği yapımda, antrenörümüz de var. Tamamen Türkçe olan oyunu bize daha da kolaylaştırmak için var olan bu kişi, ne zaman ne yapmamız gerektiğiyle ilgili bilgiler veriyor. Örneğin zorlu bir dövüşten sonra eğer sağlık durumumuz zayıfsa, o haftayı pas geçip, sonraki hafta dövüşmemiz gerekiyor. Aksi halde kısa sürede ringte başımızın üzerinde dönen yıldızlar görmemiz ve kaslı bedenimizin yerle yeksan olması kaçınılmaz.


Etkili bir hücumla, rakibinizi tek rauntta yerle bir etmeniz olası

Peki dövüşler bize ne kazandırıyor. Bir kere bahis oynandığı için para alıyoruz ve tabii ki yendiğimiz kişinin sıralamadaki yerine de sahip oluyoruz. Ancak bu demek değil ki, direkt liderle dövüşüp onu yenmeye çalışacağız. Oyun buna izin vermiyor ve en fazla iki sıra üstümüzdekini pataklayabiliyoruz. Zaten olur da izin verirse, yani ilk sıralardaki bir dövüşçüyle yeteri kadar gelişimimizi tamamladan kapışırsak, Knock Out çanlarının sesi yakın demektir.

{pagebreak::Acı Yok Rocky}

Acı Yok Rocky

Bu yüzden antrenman yapıp ya da maçlara çıkarak kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. “5, 3 ve 9” tuşlarıyla rakibimize yumruk sallayabildiğimiz oyunda, savunma da büyük önem taşıyor. Zira üzerinize gelen sağlam bir yumruk, ekranın sol üst köşesinde bulunan sağlık bar’ımızda ciddi bir eksilmeye yol açıyor. Kaybetmeyi ne biz, ne de bizi desteklemeye gelen hayranlarımız istemez öyle değil mi? O zaman kontrollü dövüşüp, rakiplerimizin açıklarını değerlendirmeliyiz.


Rakip seçerken boksörlerin güçlerini karşılaştırabiliyorsunuz

Üzerinize gelen sağlam bir yumruk esnasında, eğer geriye doğru olan yön tuşlarıyla savunma alırsanız, zaman yavaşlıyor ve ağır çekimde yumruktan nasıl kurtulduğunuzu izliyorsunuz. Art arda atacağınız sağlam yumruk darbeleri de, combo yapmanıza neden oluyor ve rakibinizin gücü hızla düşüyor. Eğer kariyerden sıkılırsanız, diğer oyun modlarını da denemenizde yarar var. Ana menüden ulaşabileceğiniz bu modlarda, kısa süreli eğlence garanti.

{pagebreak::Nasıl Oynayabilirim?}

Nasıl Oynayabilirim?


Antrenörler böyle de çekilmez oluyorlar

Funclub.tr.samsungmobile.com‘dan ulaşabileceğiniz bu yapımla ilgili ücretlendirme ve telefon uyumluluğu bilgilerine ulaşmak istiyorsanız, Funclub.tr.samsungmobile.com adresine tıklamanız yeterli olacaktır.

Puan: 10/9

:: Cep telefonunuzda oyun oynar mısınız?

En Saçma Teknolojik Ürünler

Her geçen gün gelişen teknoloji, her seferinde karşımıza kullanışlı, yaratıcı ve mantıklı ürünler çıkarmıyor. Yakın geçmişte büyük bir değişim geçiren teknoloji, arada sırada karşımıza o kadar absürd ürünler çıkardı ki, şaşırmamak elde değil.

Başlarda tasarımcılarının iyi bir fikir olarak düşündüğü ancak daha sonra kullanıcılara sunulduğunda aslında ne kadar saçma olduğu ortaya çıkan bu tür ürünlerin en saçmalarını sizler için belirledik. İşte 10. sıradan geriye doğru yakın geçmişin en saçma teknolojik ürünleri:

{pagebreak::10- Buck, the Animated Singing Trophy Deer}

10- Buck, the Animated Singing Trophy Deer (2005)

Duvara asılan, şarkı söyleyen balıkları hepiniz daha önce görmüşsünüzdür. Bir düğmeye bastığınızda ya da elinizi çırptığınızda sinir bozucu bir şekilde oynamaya ve şarkı söylemeye başlayan bu oyuncak balıklar bir aralar çok popülerdi.

Bu sinir bozucu oyuncağı bizlere sunan Gemmy Industries, balıklarla yetinmemiş olacak ki 2005 yılında bizlere “Şarkı Söyleyen Geyik Buck”ı sundu. Şarkı söyleyen balıktan çok daha sinir bozucu olan Buck ayrıca sizin söylediğiniz şarkıları kaydedip çalabiliyordu.

{pagebreak::9- Xybernaut Pomo}

9- Xybernaut Pomo (2002)

Giyilebilir bilgisayarlar her zaman için bilim kurgu filmlerinin önemli öğelerinden biri olmuştur. Bilgisayar olmadan yaşayamayanlar şimdilerde akıllı telefonlar, PDA’ler, tablet PC’ler veya küçük dizüstü bilgisayarlarla yetinmek zorundalar. Oysa ki 2002 yılında üretilen Xybernaut Pomo bizlere gerçekten giyilebilir bir bilgisayar deneyimi sunuyordu.

300 gram ağırlığında bir kasa, bileğe takılan bir klavye ve 800×600 çözünürlükte görüntü veren gözlüğüyle Xybernaut Pomo tam anlamıyla bir “giyilebilir bilgisayardı”. Ancak kimse sokakta yarı robot yarı insan şeklinde dolaşmak istemediğinden, bu garip cihaz tarihin tozlu raflarında kayboldu gitti.

{pagebreak::8- Microsoft Mira}

8- Microsoft Mira (2002)

Microsoft, 2002 Consumer Electronics Show‘da büyük bir gösteriyle Mira adlı yeni cihazını tanıtmıştı. Dokunmatik bir ekrana sahip olan Mira, duvara monte ediliyordu ve yaptığı tek şey evdeki bilgisayarınızı kontrol etmekti.

Steve Ballmer, Mira’nın tanıtımında “Kablosuz ev telefonları, nasıl normal ev telefonlarını ortadan kaldırdıysa, Mira da aynı şeyi monitörleri ortadan kaldıracak.” diyordu.

Ancak 1000 $‘lık fiyatıyla dizüstü bilgisayarlardan daha pahalı olan ve aslında hiçbir işe yaramayan bu cihaz Microsoft’un en büyük hayal kırıklıklarından biri oldu.

{pagebreak::7- Nintendo Virtual Boy}

7- Nintendo Virtual Boy (1995)

Nintendo‘nun taşınabilir üç boyutlu oyun sistemi Virtual Boy, Godzilla’dan sonra Japonya’dan çıkan en büyük felaket olarak adlandırılabilir. Oyunların içine girmek tüm oyuncuların hayallerini her zaman süslemiştir ve hala da süslüyor. Ancak bunu düzgün bir şekilde yapabilen henüz daha çıkmadı. Ninento’nun 1995‘teki denemesi Virtual Boy, bu işin hiç de kolay olmadığının bir kanıtıydı.

Bu ürünü kullanmak isteyenler önce yaklaşık 800 gram ağırlığındaki gözlüğü takmalı ve altı tuşlu gamepad ile oyunları oynamaya çalışmak zorundaydılar. Sadece tek renkli görüntüleri göstermesi ve tam bir pil canavarı olmasının yanı sıra kullanıcılarında bir süre sonra baş ağrısı ve göz bozukluğu yaratan Virtual Boy, iyi bir fikrin saçma bir şekilde uygulanışına en güzel örnekti.

{pagebreak::6- USB Finger Dance Mat}

6- USB Finger Dance Mat (2007)

USB bağlantılı cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte bu bağlantıyı kullanan saçma ürünlerin yaygınlaşması birbiriyle doğru orantılıdır. Ancak USB oyuncakların belki de gelmiş geçmiş en saçması 2007 yılında üretilen USB Finger Dance Mat olmalı.

Dance Dance Revolution adlı oyunu biliyorsunuzdur. Yere serilen bir pedin üzerindeki bölgelere, ekranda çıktığı şekilde basmaya çalıştığınız, bazılarına göre eğlenceli bir dans oyunudur. Bazı cin fikirliler bu oyunu parmaklarımızla da oynayabileceğimizi düşünmüş olsalar ki bu saçma ürünü piyasaya sürdüler. Orijinal oyundaki aynı mantığı kullanan cihazda, dans hareketlerini yapmak için ayaklarımızı değil parmaklarımızı kullanıyorduk. Bu kadar saçmalığın yetmeyeceğini düşünen tasarımcılar parmaklara geçirilen karton dansçı maketlerini de unutmamışlar.

{pagebreak::5- Fast Finger Keyboard}

5- Fast Finger Keyboard (2009)

Q ve F klavyeyi biliyorsunuz, peki ya A klavyeyi ? Klavye ile yazmayı bilmeyenlerin işini kolaylaştırmak gibi ulvi bir amaçla üretilen bu harika(!) cihazda harfler alfabetik sırayla dizilmiş. Böylece bir harfe basmadan önce yarım saat arayanların derdine derman olunmaya çalışılmış.

Saçma ürünler listemizdeki belki de en kullanışsız ürünle karşı karşıyayız. Hangi üstün zekalı tasarladıysa ellerine sağlıkdemekten başka bir şey bulamıyoruz. Klavye ile yazmayı bilmeyenlerin işini kolaylaştıracağı yerde bu saçma ve başka hiçbir yerde bulunmayan tuş takımına alıştırarak, işini daha da zorlaştıran bu ürün iyi ki hiç ilgi görmedi. Klavyede alfabetik dizilimin yanı sıra ASAP, BRB gibi kısaltmaların bulunduğunu da belirtmek gerek.

{pagebreak::4- DivX destekli DVD Player}

4- DivX destekli DVD Player (1998)

DivX ibaresini görünce bunun neresi saçma demeyin. Burada bahsedilen şey, günümüzde sıkça kullandığımız video codec değil. 1998 yılında Digital Video Express’in (DivX) geliştirdiği sistem, zaman sınırlı DVD‘leri içeriyordu. DVD kiralamak için çok harika bir sistem geliştirdiğini düşünen yetkililer, bu sistemin yaygınlaşacağını cidden düşündüler mi, gerçekten merak ediyoruz.

DVD kiralamak istediğiniz zaman gidip bu zaman sınırlı DVD’lerden birini alıyordunuz. Daha sonra bu DVD’leri, normal oynatıcılardan yaklaşık 100 dolar daha pahalıya satılan DivX destekli oynatıcılara takıp, bu cihazı telefon hattına bağlıyordunuz. Bundan sonra filmi bir kere izleyip, diski atıyordunuz. Böylesine muhteşem(!) bir sistem nasıl olur da tutmaz, şaşırmadan edemiyoruz.

{pagebreak::3- Nokia N-Gage}

3- Nokia N-Gage (2003)

Nokia gerçekten iyi cep telefonları yapıyor. Bunu kabul etmek gerek. Ancak iş taşınabilir oyun cihazlarına geldiğinde, firma için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Taşınabilir bir oyun cihazına, cep telefonu özelliği ekleme çabasının vücut bulmuş hallerinden biri olan Nokia N-Gage, firmanın en büyük hayal kırıklıklarından biri oldu. Ne tasarımıyla, ne kullanımıyla, ne ekranıyla, ne sahip olduğu oyunlarla, ne de fiyatıyla insanları memnun edebilen N-Gage, Nokia’nın başarısızlıklar listesinin en tepesinde kendine sağlam bir yer edindi.

Nokia sanırsak, insanların N-Gage yerine 100 dolar daha az ödeyip, daha güzel ve çok sayıda oyuna sahip Game Boy‘u satın alabileceğini düşünemedi.

{pagebreak::2- Windows CE 1.0 Cihazları }

2- Windows CE 1.0 Cihazları (1996)

Microsoft’un Windows‘u elde taşınabilir bir cihaza aktarma çabası Windows CE 1.0 ile başlamıştı. Resimde görülen NEC Mobile Pro 200 ve buna benzer yaklaşık bir düzine cihaz o kadar çok uyumluluk sorunuyla karşılaştı ki sahipleri çıldırmanın eşiğine geldiler.

Bu tip cihazlar ilk çıktığında herkes dışarıdayken bile e-postalarını görebileceğini hayal etmişti. Ancak Microsoft’un bir sürprizi vardı Windows CE 1.0, o sıralarda yeni çıkan Outlook‘u desteklemiyordu. Bu yetmezmiş gibi diğer hiçbir e-posta hesabını da desteklemeyen Windows CE 1.0 kısa bir süre sonra yerini CE 2.0‘a bırakarak bu işkenceyi sona erdirdi.

{pagebreak::1- DigitalConvergence CueCat}

1- DigitalConvergence CueCat (2000)

İşte karşınızda bir web sitesine girmenin en garip, en dolambaçlı ve en saçma yolu. Listemizin ilk sırasında bulunan bu kedi biçimli garip cihaz bir barkod tarayıcı.

Dergi ve gazetelerdeki bir reklamda bulunan ürünü beğendiniz. Hemen ne yapıyorsunuz? Bir adet CueCat alıp onu bilgisayarınıza bağlıyorsunuz. Sonra cihazla, reklamın üzerinde bulunan barkodu okutuyorsunuz ve işte karşınızda o ürünün İnternet sitesi. Ne kadar basit değil mi?

Sitenin adresini, web tarayıcısına yazıp, Enter’a basmanın müthiş zorluğundan(!) bizleri kurtardıkları için CueCat’in tasarımcılarına ne kadar teşekkür etsek azdır.

:: Listenin en saçma ürünü sizce hangisi? Listediklerin haricinde başka saçma ürünlere rastladınız mı?

Pirate Bay Satılıyor

Borsaya açık olan Global Gaming Factory (GGF), The Pirate Bay adlı siteye kancayı takmış durumda. Firma siteyi, 30 milyon İsveç Kron‘unu peşin ve ikinci bir 30 milyon İsveç Kron‘unu da hisse senedi vererek toplamda 60 milyon İsveç Kron’una satın almak (Toplam 5.5 Milyon Euro) istiyor.

GGF aynı zamanda 9.1 milyon Euro‘ya Peerialism adlı bir şirketi satın alıyor. Bu şirketin özelliği dosya paylaşımı (P2P teknolojileri) konusunda uzman olmaları. Şirket geliştirdiği bir teknik sayesinde video paylaşımına farklı bir çözüm getiriyor. GGF işte bu yüzden Pirate Bay‘ı satın almak istiyor. Çünkü Peerialism tekniği sayesinde yeni bir iş modeli gelişecek. Hakkında çok fazla detaylı bilgi bulunmayan bu iş modelinden, site ve eser sahiplerinin önemli bir kazanç elde edeceği söyleniyor.

Pirate Bay yasal bir site olma yolunda ilerliyor.

 

Bu satışın gerçekleşmesi için bazı şartlarının sağlanmış olması gerekiyor. GGF ilk olarak kendi yatırımını korumalı ve hisse sahiplerinin onayını almalı. Tüm bunlara ek olarak satın alınan bu Web sitesi yasal olarak kullanılmaya açık olmalı.

:: Pirate Bay satılmalı mı?

PS2-PS3 İlişkisi Ne Durumda?

Sony, PS3 üretimine başladığını ilk duyurduğu zaman bu yeni konsol sisteminde PS2’de bulunan “emotion engine” işlemcisini, üretim maliyetlerini düşürmek için kullanmayacaklarını bildirmişti. Bu durum uzmanlar tarafından yeni konsolun geri uyumluluğa sahip olmayabileceği şeklinde yorumlanmıştı ki öyle de oldu. Oyuncuların PS3’ün üstün donanımsal özellikleri ile çok beğenilen PS2 oyunlarını oynama hayalleri suya düşmüştü.

Buna karşın Sony dün yaptığı bir duyuru ile PS3 sahiplerini heyecanlandırdı. Firma PS2’nin “emotion engine”ini geliştirdikleri bir emulasyon yazılımı ile PS3‘e uyumlu hale getirdiklerini, söz konusu yazlımın konsola tamamen geriye uyumluluk özelliği kazandırdığını açıkladı. Sony’nin bu emulatoru ve uyumlu PS2 oyunlarını, kullanıcılara PlayStation Network üzerinden dağıtması bekleniyor.


PlayStation 2 halen çoğu oyunseverin gözdesi

:: Hangi PS2 oyunlarını PlayStation Network’de görmek istersiniz?

Dev Ekşi Sözlük Dosyası!

16

Eleştirinin, ironinin, argo sözlerin, davaların, hepsinden önemlisi eğlencenin hiç eksik olmadığı bir ortam Ekşi Sözlük. Sadece içinde bulunanların anlayabileceği bir jargonu bile var. Bu yüzden de dışarıdan bakan gündelik internet kullanıcıları, sözlüğü esas kimliğinden hayli uzakta, ona buna laf geçirip ego doyuran balkon çocuklarının barındığı bir platform olarak görebiliyor.

Oysa hemen belirtelim; sözlük demek ironi demek. İroni de; bir şeyi anlatırken aslında zıttını kastetmek demek. Her sayfasının altında yer alan hatırlatıcıda, “bu sitede yazılanların hiçbiri gerçek değildir” ibaresi bile, ironiden anlayan nesiller sayesinde sözlüğü bir “kutsal bilgi kaynağı” olmaktan alıkoyamıyor. Yine de aynı hatırlatıcı sayesinde sözlük, tüm hatalı ve kişisel görüş içeren “entry“lerin sorumluluğunu üzerinden atıyor.


Sözlüğün uyarı mesajları hayli keyifli

Ekşi Sözlük‘ü diğer bilgi kaynaklarından ayıran en önemli özelliklerden biri, kullanıcı kaynaklı içeriklerin hiçbir şekilde ansiklopedik, tarafsız hatta doğru bilgi içerme zorunluluğunun bulunmaması olarak görülebilir. Bu yönüyle sürekli kıyaslandığı Vikipedi‘den de oldukça uzağa düşen “sözlüğün”, 2001 yılında kurulan orijinal Wikipedia‘dan iki yıl önce açıldığını da belirtmekte fayda var.

{pagebreak::Sözlüğün Tarihi}
Dünden Bugüne Ekşi Sözlük

Sözlüğün 10 yıllık tarihinde sayısız gündem maddesi, kapatma davaları, ünlülerle atışmalar ve basınla zıtlaşmalar bulunuyor. Kullanıcı kaynaklı, organik bir yapıya sahip olan Ekşi Sözlük, hakkında yazılan makale ve köşe yazılarına, özellikle gerçeği çarpıtarak sunduklarında, gereken cevabı vermekten hiçbir şekilde geri durmuyor.

15 Şubat 1999‘da açılan ve ilk entry‘si pena üzerine yazılan Ekşi Sözlük, aslında mal sahibi konumundaki ssg‘nin sourtimes.org sitesinin bir alt bölümü olarak kurulmuşken, zaman içerisinde yakaladığı popülarite sayesinde Sourtimes.org‘un ana parçası haline geldi.


Sözlüğün ilk hali

İlk zamanlarda yazarlar için giriş serbest modunda iken, yazar sayısının ve entry’lerin artmasıyla birlikte çaylaklık müessesesini devreye sokan Ekşi Sözlük yönetimi, çaylak olarak kayıt olan kullanıcıların moderatör onayında geçmesi gereken 10 entry sonrası yazarlığa terfi etmesini uygun gördü. 2004 yılının 19 Mayıs‘ında ise, tarihe Miğferdibi Çaylak Alımları olarak geçen ve binlerce çaylağın bir anda yazarlığa terfi ettiği karar alındı.

Altıncı nesilde yaşanan bu karmaşanın ardından, doğrudan çaylak almayı durduran sözlük yönetimi, kayıtlı okur alımlarına başladı. 2005’te sözlüğe çaylak olarak katılım, yapılan bir kitap kampanyasına bağışta bulunanlarla sınırlı kaldı. Aralık 2007’de tekrar başlayan sekizinci ve dokuzuncu nesil çaylak alımları, bugün 11. nesilde okur olarak ediyor. Peki sözlüğe yazar olma süreci nasıl işliyor?

{pagebreak::Nasıl Sözlük Yazarı Olunur?}
“Böyle Bir Şey Aslında Yok”

Ekşi Sözlük’te şimdilik çaylak kaydı yapılmıyor. Yine de ziyaretçi olarak gezip tozmak, entry okumak artık yeterli gelmiyorsa, siz de hemen kayıtlı okur olarak sözlük dünyasına giriş yapabilirsiniz. Bunun için tek ihtiyacınız, Ekşi Sözlük arayüzünün üst kısmında yer alan panelde “yeni” yazan butona basıp gerekli bilgileri doldurmak.

Şifreniz e-posta adresinize gönderilecek ve bu şifreyle giriş yaptıktan sonra, sözlüğün hayvan ara aracını kullanıp başlıklarda arama yapabilecek, girilmiş entry’ler ile ilgili olumlu ya da olumsuz puan verebileceksiniz.

Yine de bu imkanlar, sözlüğün, yazar olmadığınız sürece sadece gündemi takip etmek ya da okuyup eğlenmek için girip yazıları okuyabileceğiniz bir platform olarak kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Kayıtlı okur olduktan sonra, yeni yazar alımlarıyla ilgili duyurular için gözünüz sağ üstteki olay bölümünde olsun.

{pagebreak::Çaylak Oldum, Ya Şimdi?}
Çaylaklık Dönemi Sanrıları

Eğer gün gelir de çaylak moduna geçiş yaparsanız, yazarlık yolunda aşmanız gereken sadece iki engel kalıyor: Kurallara uygun 10 entry girme ve bu entry’lerin moderatör onayından geçmesi. Ancak hemen belirtelim: İlki ne kadar kolaysa, ikincisi o kadar zor.

Altıncı nesilde sahip olduğum, sonrasında bir akradaşıma devrettiğim, daha sonrasında ise silinen bir hesabın ardından, yeni bir yazar hesabı için aylar önce(çaylak alımları sırasında) başvurdum. 10 entry girme sürecinin kısa sürmesine(yaklaşık yarım saat) rağmen, aylar sonra halen onay sırasında 39.000.(yazıyla otuz dokuz bininci) sıralarda yer alıyorum.

Üstelik mevcut yazarlar çaylak olduklarında, 10 entry girdikleri an nesillerine göre onay sırasına çok daha önlerde giriş yapıyor. Diğer bir deyişle, yakın zamanda Miğferdibi Çaylak Alımları‘na benzer şekilde bir toplu yazar yapma töreni gerçekleşmezse, yazarlık işi yaş.

Size düşen ise, bir şekilde çaylak olup, 10 entry girdikten sonra, ara sıra hesabınızı ve Kontrol Merkezi – Çaylak Modu bölümünde yer alan onay sıra numaranızı kontrol etmek. Elbette bir yandan da bahsettiğim tarzda bir toplu alımın gerçekleşmesi için dua etmek.

Yazar olmadan önce entry, çaylak, nesil, sol frame, zirve gibi, sürekli sözlükle anılan kelimelerin ne anlam taşıdığını da bilmenizde fayda var.

{pagebreak::Sözlük Jargonu}
Ekşi Sözlük’e Fransız Kalmayın

Jargon, belirli bir grubun kullandığı dil anlamına geliyor. Sözlük yazarları, birçok entry‘de, okuyucu kitlesinin sözlük jargonundan haberdar olduğu düşüncesiyle dertlerini anlatıyor.

Örneğin, sözlükte girilen her bir yeni içeriğe “entry” deniyor. Yeni entry girildikçe güncellenen, son girilen entry’lerin alt alta okunabildiği, arayüzün sol tarafını kaplayan bölüme ise “sol frame” ismi verilmiş. Açılan her yeni maddeye de haliyle başlık deniyor ve sözlük kurallarına göre, her başlığın altındaki ilk entry’nin tanım içermesi gerekiyor.


Huzurlarınızda sol frame

1999’da giriş yapanlar 1. nesil olmak üzere, sözlüğe her yıl yazar olarak girenlere ayrı bir nesil numarası veriliyor. Askerdeki tertip mantığına benzeyen bu nesil, kağıt üzerinde bir ayrıcalık sağlamasa da, yazarın sözlükteki imajı açısından hayli önem arzediyor.

{pagebreak::Nesiller Boyu Ekşi Sözlük}
Sözlüğün Yazılı Olmayan Hiyerarşisi

Örneğin kendisinden önceki nesiller, toplu yazar alımıyla gelen 6. nesli genellikle sözlüğe layık görmüyor. Sözlüğün ilk zamanlarını gören 1. ve 2. nesil bambaşka bir ağırlığa sahipken, 5. nesle kadar katılan yazarlar “sınavla alınmış” profili çiziyor. Kitap bağışıyla katılan 7. nesil “hayırsever yazarlar” olarak bilinirken, uzun süre bekleyen 8. ve 9. nesil de “sabırtaşı yazarlar” şeklinde ifade ediliyor.


İstediğiniz temayı kontrol panelinden ayarlayabiliyorsunuz

Başlıklar arasında gezerken denk gelebileceğiniz bir başka terim de suser. Sözlük User‘ın kısaltması olan bu sıfat da, (eskiden çoğunluğu yazar olan)sözlük kullanıcılarını anlatmakta kullanılıyor. Yazarken cezalı duruma düşmüş ya da okurlukla yazarlık arasındaki uzun ince yolda yürüyen tayfaya ise “çaylak” deniyor.

Hayli sosyal bir platform olan Ekşi Sözlük‘te yurtiçi ve yurtdışında sıklıkla düzenlenen buluşmalara da zirve adlı veriliyor. Zirveler de, sözlüğün kimliğine uygun olarak “Taksim Çılgın Atıyor Zirvesi”, “Bursa’da Ne İşim Var Zirvesi” gibi eğlenceli başlıklar altında, sözlüğün sub-etha bölümünde organize edilebiliyor.

{pagebreak::Öğrenmenin Yolu: Ukde}
B
iri Bu Başlığı Doldursun!

Sözlüğün belki de en önemli ve faydalı özelliği olan ukde sistemi, bilmediğiniz konuları sözlük ahalisine danışmak olarak özetlenebilir. Bilgi birikimin dibine vurmanızı sağlama potansiyeli olan ukde, hakkında bilgi edinmek istediğiniz bir başlığı boş gördüğünüzde, “biri bu başlığı doldursun” butonuna tıklayarak konuyu diğer yazarların dikkatine sunmanızı mümkün kılıyor.

Sadece yazarların faydalanabildiği bir özellik olsa da, sözlüğün günden güne tematik içeriklerle dolmasını sağlayan bu uygulama, ayrıca yardımcı olan yazarların “en çok ukde dolduran” ya da “en çok ukde veren” şeklinde istatistiklere dahil olmalarını sağlıyor.

Sözlük Bizi İzliyor

İstatistiklerden bahsetmişken, her entry‘nin ve puanın kayda geçtiği sözlüğün istatistik sistemi de oldukça eğlenceli. Mesela kendi entry’lerini en çok silenlere “en jiletçi yazarlar” olarak kayıtlara geçerken, çöp kutusu en kalabalık yazarlar da “en pasaklı yazarlar” olarak istatistiklerde yer buluyor.

{pagebreak::Sözlükle Papaz Olanlar}
Erişimi En Zorlu Site

Yazarları bu kadar serbest, içeriği bu kadar geniş, dili bu kadar sivri olunca Ekşi Sözlük‘ün başından dertler de eksik olmuyor. Yazarları arasında da birçok avukat bulunan Ekşi Sözlük, daha önce Ece Erken‘in başlığında yapılan temizlik, Adnan Oktar‘ın açtığı ve kazandığı dava sonrası alınan kapatma kararı, esrar başlığında uyuşturucuya özendirdiği gerekçesiyle alınan bir başka erişim engelleme kararı ve Türk Telekom‘un meşhur DNS engellemelerinin ardından, aylardır gündeme yansıyan herhangi bir problem yaşamaksızın internet dünyasını konuk ediyor.

Sicili hayli kabarık olsa da, bugün Türkiye’nin en çok ziyaretçi alan sitelerinden biri olan, dünya genelinde de Alexa sıralamalarına göre ilk 1000’in içinde yer alan Ekşi Sözlük, ülkenin değişken gündemine göre kimi zaman siyaset, kimi zaman spor, kimi zaman ekonomiye ağırlık vererek, kendine özgü eğlenceli çizgisinden çok fazla ödün vermeksizin yoluna devam ediyor.


Ekşi Sözlük’teki eğlenceli uyarılardan biri daha

{pagebreak::Kim Bu Sözlük Yazarları}
Sözlük Yazarlarını Tanıyalım

O kadar çok farklı görüşte ve üslupta yazar var ki, sözlük yazarlarını genel bir profile oturtmak çok zor. Yine de yazarların çoğunluğu, bir süre sonra sözlük normlarına ayak uydurarak görüşlerini sözlük jargonuna uygun ifade etmeyi öğreniyor. Sözlük yazarlarının hakaret etmeden küfür etmeyi ve küfür etmeden hakaret etmeyi iyi bildiği de bir gerçek.

Lise öğrencisiyken kayıt olanlardan, üniversitelilere, ofiste dirsek çürütenlerden emeklilere kadar çok geniş yelpazeden katılımın bulunduğu Ekşi Sözlük’te, her türlü inanca ve siyasi görüşe sahip yazar, sözlük kurallarını aşmadan fikir belirtip tartışabiliyor.

Ekşi Sözlük’ün ata sporu sayılabilecek olan ironi sanatı ise, sözlüğü anlayanlar için çok daha eğlenceli hale getiriyor. Ancak dikkat etmekte fayda var; zira ironiyi fazla kaçırıp troll damgası yemek de mümkün. Ortalığı karıştırmak için, çoğunluğun damarına basacak tarzda anlamsız yazılar yazan troll’ler, sanal dünyanın her köşesinde olduğu gibi sözlükte de zaman zaman gerginliğe neden oluyor.

{pagebreak::Sözlük Klonları}
Ekşi Sözlük İnternetin Cem Yılmaz’ı mıdır?

Ekşi Sözlük’ün sistemi; sonuçları kestirilemeyecek kadar riskli, daha öncesinde Türkiye’de örneği bulunmayan, olabildiğince sade bir arayüze, olabildiğince bol eğlence ve bilgi depolamak şeklinde tasvir edilebilir. Bu formatın başarıya ulaşması, başarılı ve başarısız benzerleri, sözlük jargonuna göre “klon“ları da beraberinde getiriyor.

Daha çok üniversiteler tarafından girişilen klon sözlük çalışmalarında, itü sözlük ve Uludağ Sözlük gibi “tutulan” örneklerin yanı sıra, amatör heyecanlar olarak kalmış onlarca başarısız sözlük klonu da bulunuyor. Ayrıca son zamanlarda gündeme sıklıkla gelen ve benimsediği kimlik ile diğerlerinden ayrılan İHL sözlük‘ü de unutmamak gerekiyor.


İnternetteki sansürleri protesto eden sözlüğün logosu bir süredir bu halde

İnternet Fenomeni

Ülkemizde bilişim adına çok fazla başarılı projenin bulunduğunu söylemek ne yazık ki çok zor. Sahip olduğumuz veya ürettiğimizi iddia ettiğimiz birçok teknoloji, yurtdışından bir şekilde esinlenilmiş oluyor. Böylesi bir sanal üretim kıtlığı içinde yaşarken, bu kadar orijinal ve “bizden” bir internet ürününe önyargıyla yaklaşmak yerine, hiç değilse neyin olup bittiğini anlayacak kadar zaman ayırıp, hakkında biraz araştırma yapmakta fayda var.

:: Peki siz Ekşi Sözlük hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bilgi İçin : Ekşi Sözlük

Ruffles’dan SEÇEN SEÇENE

Ruffles, yepyeni ve çok seçkin bir yarışmayla yeniden gençlerin karşısına çıkıyor. Ruffles‘ın yaz boyu devam edecek olan eğlence dolu yeni yarışması “Seçen Seçene“, adı üstünde bir seçme ve seçilme yarışması olarak herkesi keyifli bir seçime davet ediyor.

www.secensecene.com internet sitesi üzerinden başlayan “Seçen Seçene” yarışmasına, Facebook hesabıyla giriş yapılıyor ve katılımcılar arkadaşlarını daha önceden belirlenmiş birbirinden ilginç kategorilere yakıştırıyor.

İnternet sitesine girildiğinde anında milyonlarca Facebook kullanıcısıyla beraber bir seçime katılan gençler, Facebook arkadaş listelerindeki arkadaşlarından rastgele sıralanmış 5 arkadaşını görüyor ve onlar arasından “en zıpır”, “en sulu”, “en golcü”, “en şekil” ve hatta “en yanar döner” arkadaşlarını seçerek oyluyor. Seçimi yapan kişinin kendisi de arkadaşları tarafından herhangi bir kategoride seçime dahil edilebiliyor.

 

Oylamaların sonunda her kategoriden en çok oyu alan ilk 5 aday, aday gösterildikleri yarışmaya katılıp kozlarını paylaşacak ve çeşitli ödüllerin sahibi olacak.

 

Seçen Seçene” yarışması beraberinde birçok ödülü de getiriyor. Yarışmaya en çok arkadaş davet eden ve en çok oy kullanan kişiler, www.sanalmagaza.com’dan 1000 TL değerinde hediye kazanıyor. 6 hafta sürecek olan seçim süreci sonunda her kategoriden 5’er kişi en videosunu çekme hakkı kazanacak ve videoların oylanmasının ardından her kategorinin birincisi Sony Projeksiyon ve Nintendo Wii kazanırken geri kalan 20 kişi de Acer netbook sahibi olacak.

:: Bu tarz yarışmalar ilginizi çekiyor mu?

 


Jabra’dan İlk USB’li Telefon

GN Netcom‘un ürünü olan Jabra DIAL 520 OC, Microsoft Office Communicator 2007‘yi destekleyen ilk USB telefonu olma özelliğini taşıyor. Bu ürünün bir özelliği en iyi seviyede ses netliği sağlayabilmesi için gerçek genişbant ses ve sezgisel kullanım gibi yenilikçi özelliklere sahip olması.

Jabra DIAL 520 OC, verimliliği en üst seviyeye taşımak için sunduğu üstün kullanım özellikleriyle, ofiste ya da dışarıda bir IP telefonunda aranan tüm beklentileri karşılamasını iyi biliyor. Cihaz, Microsoft Office Communicator 2007‘le kesintisiz entegrasyon sağlamak için konumlandırılmış “cevapla“, “sonlandır” ve “sessiz” tuşlarıyla birlikte geliyor.

Jabra DIAL 520 OC, 112 dolar + KDV’den satışa sunulacak.

 

Jabra DIAL 520 OC, Office Communicator için taşınabilirlik sunan uygun fiyatlı bir cihaz. Jabra, benzer tuş tabanlı telefonlar gibi oldukça kolay bir şekilde bilgisayara bağlanıyor ve IP telefon görevini anında yerine getiriyor.

Tak-çalıştır özellikleri ve taşınabilirliği ile de dikkat çeken DIAL 520 OC, Jabra‘nın Microsoft Office Communicator 2007‘i destekleyen ürün portföyünü önemli ölçüde genişletiyor.

:: Bu ürün sizce kullanışlı mı?

Fotoğraf çekin, Nokia 6700 Classic’i kazanın

Kanal D’de cumartesi geceleri yayınlanan DİSKO KRALI programında “Biz sizi nasıl çekiyorsak, siz de kendinizi Nokia cep telefonunuzla çekin, hatta programa gelip bizi çekin” sloganıyla bir fotoğraf yarışması başlatan Okan Bayülgen izleyicilerini çektikleri fotoğrafları DİSKO KRALI programıyla paylaşmaya çağırıyor. 3 hafta sürecek olan yarışmada her hafta fotoğrafın kralını gönderen bir kişi Nokia 6700 classic kazanacak.

İzleyicilerin çektikleri fotoğrafları DİSKO KRALI programıyla paylaşabilmesi ve yarışmaya katılabilmesi için cep telefonundan ya da bilgisayardan Ovi.com‘da hesap açarak servise üye olmaları, üye olduktan sonra fotoğrafları yükleyip diskokrali@ovi.com adresine göndermeleri gerekiyor. Üstelik Ovi servisine üye olanlar yükledikleri fotoğrafı sadece DİSKO KRALI programıyla değil, bütün eş, dost ve arkadaşlarıyla da paylaşabilecekler.

 

Okan Bayülgen’in yüz ifadesinden, Nokia 6700 Classic’in fotoğraf performansının yanı sıra tasarımı ve diğer gelişmiş özelliklerinden nasıl memnun kaldığı gayet iyi anlaşılıyor.

 

Haziran ayında gerçekleştirilen Nokia 6700 Classic‘in tanıtımı için fotoğraflar çeken Okan Bayülgen, yakaladığı pozları “Konuşan Fotoğraflar” konsepti altında topladı. Nokia’nın Ovi servislerine de üye olan Okan Bayülgen, Ovi paylaşım servislerini kullanarak bu fotoğraflarını sergiliyor. Tanıtım sırasında büyük beğeni kazanan Okan Bayülgen‘in fotoğrafları http://share.ovi.com/search/okanbayulgen adresinde görülebiliyor. Ayrıca Ovi.com’a üye olanlar fotoğraflarla ilgili yorum da yapabiliyorlar.

:: Okan Bayülgen şimdilerde bu telefonu mu kullanıyor sizce?

Pro Evolution Soccer 2010

7

Maç izlemenin keyfi, stadyumda ayrıdır, TV’de ayrı. Hele ki takımınıza çok bağlıysanız, deplasmanmış, hava şartlarıymış, hiçbirini dinlemez, yola koyulursunuz. Günlük hayatın koşuşturması içerisinde maça gidecek vakti ve nakiti bulamıyorsanız, o zaman evinizin konforu imdadınıza yetişir.

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/11422/t_proes10_e309_debut.flv#

Televizyonunuzu açarsınız ve 90 dakika boyunca dertleriniz uçar gider. Yerlerine yeni problemler edinirsiniz; “O gol kaçar mıydı be! Pas versene yandaki adama! Nesi kırmızı kart o hareketin!”. O kadar çok kaptırıyoruz ki kendimizi sahada oynanan oyuna, futbolcuların yerinde olmak, gol vuruşunu kendimiz yapmak, topu çizgiden çıkarıp mağlubiyeti önlemek istiyoruz…

{pagebreak::Yapımcılar Forumları Takip Etti}

Yapımcılar Forumları Takip Etti

Bunun için haftanın 7 günü saatlerce antrenman yapıp, üzerine bir de kondisyon çalışacak ne vaktimiz var, ne de sabrımız. Bizim için daha basit bir yöntem olmalı; mesela video oyunları gibi.

Konami‘nin geliştirdiği Pro Evolution Soccer (PES) serisi, adının sonuna “2010” takısını aldığı yeni oyunuyla yılın son çeyreğinde raflarda olacak. Bu kez yapımcılar epey iddialı. PES 2010‘un şimdiye dek yapılmış en gerçekçi futbol simülasyonu olacağını müjdeliyorlar. Öyle ki, Konami’nin yeni isimler ile güncellediği ekibi, tüm dünyada detaylı bir araştırma başlatıp, forumlarda ve medyada çıkan yorumları dikkate alarak oyunu geliştiriyor. Bu sayede en gerçekçi ve hatasız futbol simülasyonu için zemin hazırlanmış oluyor.

{pagebreak::PES 6’ya Dönüş}

PES 6’ya Dönüş

La Foire de Paris’de su yüzüne çıkan dedikodulara göre Konami, PES 2010’un online sistemine özellikle ağırlık veriyor. Öyle ki, söyletilere göre eğer yeni oyun kapalı testlerden alnının akıyla çıkmayı başarırsa, serinin şimdiye kadarki en iyi online sisteme sahip yapımı olan PES 6’nın alt yapısı, 2010’da da kullanılacak. Böylelikle kullanıcılar, hem kullanışlı hem de basit bir online sisteme sahip olacak. Eğer bu dedikodu gerçek ise, sanırım bu birçok PES oyuncusu için müjde değeri taşıyor.


Yeni oyunun kapağında Messi ve Torres yer alacak

PES 2008 ile beraber başlayan, her yıl grafik yenileme alışkanlığı 2010 için de geçerliliğini koruyor. Yapımcı ekibin yayınladığı ilk görseli, herhangi bir PES 2009 resminin yanına koyduğumuzda, detaylar dikkat çekiyor. Yeni oyun için daha fazla futbolcuyu gerçeğiyle birebir modelleyen yapımcılar, stadyumları da elden geçirdi. Çimenlerden scoreboard’lara kadar her türlü detay üzerinde itinayla çalışan ekip, son derece gerçekçi görseller sunmayı hedefliyor.

{pagebreak::Animasyonlar Geliştiriliyor}

Animasyonlar Geliştiriliyor

Futbolcu animasyonlarıyla da uğraşan Konami, yeni hareketler ile oyunu güncelledi. Oyuncuların durdukları yerden verdikleri paslar ile koşarken attıkları arasında tempo farkının belirgin hale getirildiğini açıklayan yapımcı ekip, bireysel yeteneklerin ön plana çıkacağını belirtiyor.

Yapımın dünya çapında büyük ilgi görmesinin nedeni olan oynanış da, Konami tarafından geliştirilen kalemlerin başında geliyor. Boş alanları dolduran futbolcular sayesinde, sahada enteresan boşluklarla karşılaşılmayacak. Dolayısıyla hücum yaparken hızlı düşünüp ani kararlar vermek durumunda kalacağız.

{pagebreak::Schmeichel Ağladı}

Schmeichel Ağladı

Basit gollerin ortadan kalkması için de bir planı var yapımcıların; orta saha ve defans oyuncuları, boşlukları beraber kapatarak, hücumları kesmeye çalışacak. Atak yapan taraf ise, aynı anda birden fazla futbolcuyu ileriye yönlendirebilecek. Hatta ceza sahası dışından serbest atış kullanırken, kalenin çevresindeki oyuncuların koşu yönleri de belirlenebilecek. Bunlara ek olarak kalecilerde de geliştirilmeye gidilmiş. Öyle ki, daha esnek olacakları belirtilen file bekçilerinin yetenekleri, gerçek kalecilere eşit olacak. Ayrıca PES 2009‘da çokça şikayet edilen hakemler de, yeni yapımda gözden geçiriliyor.

Belki de yapım en dikkat çekici gelişimini yapay zeka konusunda yaşayacak. Artık futbolcunun bireysel yeteneklerine göre hareket eden yapay zeka, örneğin Ronaldinho‘ya top geldiğinde, onun hangi özellikleri yüksek ise onları kullanarak hareket edecek. Buna ek olarak, orta yapma özelliği yüksek olan bir oyuncu topu aldığında, daha çok futbolcu ceza sahasına hareketlenecek…

{pagebreak::Karşınıza Barcelona Çıkarsa}

Karşınıza Barcelona Çıkarsa

Artık takımların da kendilerine özgü oynayışları olacak. Hücumu kuvvetli bir takımın oyun tarzı, hangi yönünün güçlü olduğunu gösterecek. Örneğin Master League’de bulunan bu takımın gol atmak konusunda sıkıntı çekmediği, lig tablosundan belli olacak. Aynı durum maç içerisinde de geçerli. Karşınıza Barcelona geçti mi, oyun stilleri yüzünden defansta zor anlar yaşayacaksınız.

Takımların kendi evinde ayrı, deplasmanda ayrı oynayabileceğini de hesaba katmanız gerekiyor. Hatta bu farklılık, tribünlerde gayet belirgin olacak. Ev sahibi takıma olan destek net bir şekilde olurken, aynı zamanda seyirciler pozisyonlara anlık tepkiler de verecek.

{pagebreak::Lawrenson ve Champion}

Mark Lawrenson ve Jon Champion

Serinin bu en yeni oyununda da, PES 2008 ve 2009’da seslerini duyduğumuz Mark Lawreson ve Jon Champion‘un maç anlatımı ve yorumlarını dinleyeceğiz. Efsanevi(!) Japon spikerin tadını veremeseler de, aslında her iki isim de alanında ünlü yorumcular. Mark Lawrenson, İrlandalı eski bir defans oyuncusu ve futbolu bıraktıktan sonra İngiliz BBC’de yorumculuk yapmaya başlamış.

Jon Champion’un ise futbol geçmişi olmamasına karşın o da BBC‘de futbol yorumculuğu yapıyor. Kanal için birçok uluslararası futbol organizasyonunda yorumculuk yapmış. Bu iki deneyimli ismi, yeni yapımda da duyabileceğiz.

{pagebreak::Avrupa Ligi}

Europa League

Pro Evolution Soccer 2009 ile beraber UEFA Champions League‘nin lisansını alan Konami, yeni başlayacak olan turnuva Europa League’nin de lisansı için UEFA ile anlaşmaya vardı. UEFA kupası olarak bilinen organizasyonun yeni adı ve biçimi olan Avrupa Ligi ile beraber Konami’nin eli iyice güçlendi. Bakalım EA’nin FIFA’sı PES’in bu hızlı yükselişine nasıl yanıt verecek? Bu sorunun cevabı için gözler Japonya’dan Kanada’ya çevrildi.

Messi 2009 vs 2010


Bir yıl bile Messi’yi Değiştirmişe benziyor

Tasarım ekibinden Shingo Takatsuka, PES 2010 için hedeflerinin daha gerçekçi görünen futbolcular, animasyonlar ve ışıklandırma sistemi olduğunu dile getiriyor; kendi alanı olan görsellerden söz ederken. Yandaki resimde Barcelona’lı genç futbolcu Lionel Messi‘nin PES 2009’daki ve PES 2010’daki görünümü bulunuyor. Dikkatlice göz atın, epeyce fark var değil mi?

:: PES 2010’un yeni özelliklerinden en çok hangisini beğendiniz?

DELL OPTİPLEX Ailesi Genişliyor

Fiziksel alan konusunda kısıtlı olan ortamlara yönelik olarak tasarlanan ve genel amaçlı bilgi işlem uygulamaları için pratik teknolojilerle donatılmış olan OptiPlex 160, verimliliği maksimize eden ve aynı zamanda da çalışma alanı karmaşasını azaltan, alandan tasarruf etmek için tasarlanmış ve enerji etkinliği ve güvenilirlik sunmaya yönelik olarak planlanan bir masaüstü bilgisayarı.

Yalnızca 2.4 litre hacmindeki OptiPlex FX160 (1.81 kg ağırlığında), çok az yer kaplıyor. Standart ATX kasaların sekizde biri kadar olan OptiPlex‘in içinde SiSM671 tabanlı chipset ve Mini-iTX anakart bulunuyor. Intel dual-core Atom330 işlemcisi, yeni 45nm düşük güç tüketimli mikromimarisi sayesinde enerji ve uygulamalarda tasarruf ve verimlilik sağlıyor.

Kişisel bilgisayar kullanıcılarının giderek artan daha “yeşil” ve çevre dostu PC isteklerini karşılamak üzere tasarlanan FX160‘ta fan kullanılmıyor, entegre güç ünitesi ile enerji tüketimi azaltılıyor ve %87‘ye kadar verimlilik elde ediliyor.

Oldukça verimli güç kaynağı ve düşük voltajlı Intel Atom işlemcisi ile fark yaratıyor.

 

SiSM671/968/307DV yonga seti ve Intel çift çekirdekli Atom 330 işlemcisini destekleyen bu ürün 4 GByte’lık bir hafıza kullanıyor. 160 Gbyte SATA disk veya 64 Gbyte‘lık SSD seçeneği ile satılan bu ürün, Sis Mirage 3 adlı bir grafik yongasına sahip. Sis Mirage 3, High Definition Audio işlevi ile birleştiğinde HD kalitesinde mültimedya içeriklerin izlenmesi ve dinlenmesi mümkün kılıyor.

DELL OptiPlex FX160, Gigabit Ethernet bağlantısının yanı sıra 802.11 b/g PCI-Express WLAN kartı ile birlikte geliyor.

:: ATOM işlemcili bir masaüstü bilgisayarı tercih eder misiniz?

 

Autodesk’ten Büyük Fırsat

Autodesk Türkiye, yapı tasarımı, sayısal modelleme, altyapı ve haritacılık, medya ve eğlence ve genel tasarım konusunda çalışan profesyonellere çok özel fırsatlarla Autodesk 2010 sürümlerine cazip avantajlarla sahip olma şansı sunuyor.

Autodesk Lisans Aboneliği, Autodesk yazılımlarının 2010 sürümlerine geçişte %30 oranında tasarruf elde etme olanağı sağlıyor. 15 Temmuz’a dek sürecek kampanya dahilinde, indirim imkanının yanı sıra, kullanıcılara uygun ödeme koşulları ile güncel sürümlere sahip olma şansı sunuluyor.

Autodesk, başta AutoCAD olmak üzere tasarım ve mühendislik yazılımlarının 2010 sürümlerini Mart ayında kullanıcılara sunmuştu.

 

Autodesk Lisans Aboneliği, ürünlerin üst sürümlerine geçerken elde edilen avantajların yanı sıra, ürünlerle ilgili gelişme ve yenilikler ile ilgili anında bilgilendirme, Autodesk teknik uzmanlarından web üzerinden destek ve kendi kendine eğitim gibi imkanlar sunuyor.

:: Autodesk’in yazılımlarını kullanıyor musunuz?