2012 yılında piyasaya sürülen Counter-Strike: Global Offensive veya kısa adıyla CS:GO, günümüzde popülerliğini halen sürdürüyor. Yakın zamanda ikincisi çıkacağı duyurulan oyun, Mart ayında kasa açılışlarında rekor kırdı.
CS:GO’dan yeni bir rekor daha: 39.5 milyon kasa açıldı!
Geçtiğimiz günlerde Valve, Counter-Strike: Global Offensive’un devam oyunu olacak Counter-Strike 2’yi resmen duyurdu. Bu haber, oyun dünyasında yankı uyandırdı. Öyle ki duyurunun ardından CS:GO, oyuncu sayısı ile ciddi yükselişler gösterdi ve hatta kendi rekorunu tazeledi.
Bugün yayınlanan rapor ile birlikte CS:GO’nun yeni bir rekor daha kırdığı görüldü. “CS:GO Case Tracker” platformu tarafından paylaşılan verilere göre Mart ayında oyuncular tarafından toplamda 39.5 milyon kasa açıldı. Bu rekor, Counter-Strike 2’nin duyurulmasının ardından gerçekleşti.
Yıllardır popülerliğini koruyan FPS oyunu Counter Strike'ın yeni versiyonu: Counter Strike 2 tanıtıldı! İşte CS GO 2 nasıl? sorusunun cevabı!
CS:GO oyuncuları, oyun içerisinde kasa açarak rastgele bir eşya kazanabiliyorlar. Bu eşya ise genellikle silah deseni veya grafiti gibi özelleştirilebilir ögeler oluyor. Oyuncular, kasadan düşürdükleri eşyaları daha sonrasında Steam pazarında satabiliyorlar. Haliyle bundan kazanç da elde edebiliyorlar.
Oyuncuların mart ayında neden daha fazla kasa açtığı bilinmiyor. Valve’ın CS:GO oyuncularının envanterlerini yeni oyuna taşıyabileceğini duyurması, kasa açılışlarındaki artışın nedeni olabilir. Öte yandan ortaya atılan bir iddia, Counter-Strike 2’de değerli eşya düşürme ihtimalinin düşük olduğu yönünde. Bu iddiayı da göz önünde bulundurursak, oyuncuların Counter-Strike 2 çıkmadan önce değerli eşya düşürmeye çalıştığını söyleyebiliriz.
CS:GO Case Tracker tarafından yayınlanan kasa açılış verileri şu şekilde;
Tarih
Kasa Açılış Sayısı
Ocak 2022
22.3 milyon
Şubat 2022
21.9 milyon
Mart 2022
26.2 milyon
Nisan 2022
23.8 milyon
Mayıs 2022
23.3 milyon
Haziran 2022
19.9 milyon
Temmuz 2022
24.3 milyon
Ağustos 2022
25.0 milyon
Eylül 2022
23.8 milyon
Ekim 2022
19.5 milyon
Kasım 2022
18.9 milyon
Aralık 2022
19.5 milyon
Ocak 2023
21.6 milyon
Şubat 2023
27.7 milyon
Mart 2023
39.5 milyon
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Counter-Strike 2’den beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Apple, her geçen gün kullanıcılara daha fazla özellik sunuyor. Geçtiğimiz hafta erişime açılan iOS 16.4 geliştirici betası ise dikkat çeken güvenlik düzeltmeleri içeriyor. Buna ek olarak, Ses İzolasyonu (Voice Isolation) ise artık telefon aramalarında da yer alacak.
iPhone için Voice Isolation nasıl kullanılır?
Apple, iOS 16.4 ile birtakım dikkat çeken özellikler sunuyor. Bunlardan biri de telefon görüşmelerinde arka plan gürültüsünü engelleyen Ses Yalıtımı (Voice Isolation) adlı yenilik oldu. Daha önce WhatsApp gibi uygulamalar aracılığıyla VoIP aramalarında kullanılabilen Voice Isolation, artık telefon aramalarında etkinleştirilebilecek.
iPhone SE (2020) ve daha yeni modeller için erişime açılan iOS 16.4 geliştirici sürümü, kullanıcılara heyecan verici yenilikler sunuyor. Apple’ın açıklamasına göre Voice Isolation, iPhone sahipleri arasındaki hücresel aramalarda kullanılabilecek.
iOS 16.4 güncellemesi beta kullanıcıları için dağıtıma çıktı. Yeni güncellemeyle birlikte Ses Yalıtımı özelliği ekleniyor.
Yeni özelliğin Ayarlar menüsünde bulunmadığını hatırlatmak gerekiyor. iOS 16.4’ü yükledikten sonra Voice Isolation’ı kullanmak isterseniz, telefon görüşmesi sırasında Kontrol Merkezine erişmelisiniz. Ardından, ekranın sağ üst köşesinden aşağı kaydırarak menüüyü açmalısınız. Burada yer alan Mikrofon Modu’na dokunmalı ve Voice Isolation’ı seçmelisiniz.
Özelliğin aktif edilmesinin ardından, gelecekteki aramalarda da etkin kalacağını belirtmek gerekiyor. Ancak Mikrofon Modu menüsünde arama kalitesini tekrar Standart’a getirebilirsiniz.
Ses Yalıtımı’na ek olarak iOS 16.4’te web uygulamaları için anlık bildirimler, yeni emojiler, yenilenmiş Podcasts uygulaması ve Apple HomeKit hata düzeltmeleri bulunuyor. Daha fazla ayrıntı için bu yazımıza göz atabilirsiniz.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün yapılan tören ile birlikte Togg T10X’in ilk sahibi oldu. Anadolu olarak isimlendirilen kırmızı rengi ile yerli otomobili devralan Cumhurbaşkanı’nın aracının plakasının da 34 EE 2071 olduğu görüldü. Bu plaka incelendiğinde ise yerli otomobilinin Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ortaya çıkıyor.
Togg T10X MTV miktarı ne kadar?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teslim edilen aracın plakasını sisteme girdiğimizde yerli elektrikli otomobilin MTV miktarını da öğrenmiş oluyoruz. Buna göre 6 aylık dönemde Togg T10X için ödenmesi gereken MTV miktarı 11 bin 590 lira 50 kuruş olarak karşımıza çıkıyor. Yıllık olarak hesapladığımızda ise bu değer 23 bin 181 TL oluyor.
Cumhurbaşkanı'na teslim edilen #Togg'un plakasının MTV'sine bakınca T10X'in yıllık vergisi ortaya çıkıyor.
İçten yanmalı motora sahip bir araçla kıyaslayacak olursak, 1-3 yaşı arasında ve motor hacmi 1,8-2,0 litre arasında olan bir araç için istenen yıllık MTV miktarı 12 bin 340 TL oluyor. Bu anlamda Togg T10X için hesaplanan MTV tutarı, içten yanmalı yeni bir otomobilin önüne geçiyor.
Yerli otomobil Togg T10X modelinin ilk müşterisi 34 EE 2071 plakası ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Togg T10X, ilk etapta iki farklı donanım seviyesi ve menzil seçeneği ile sunuluyor. Uzun menzilli versiyonun teslimatları bugün itibarıyla başlarken, kısa menzilli versiyon için temmuz ayını beklemek gerekiyor. Kısa menzilli versiyonda lansman özel paket tercih edilmediğinde ise teslimatlar için kasım ayını beklemek gerekecek.
Togg T10X özellikleri!
Motor
160 KW/ 320 KW
Beygir gücü
218 HP/430 HP
0-100 hızlanma
<7.6 sn/ <4.8 sn
Menzil
314 km/ 523 km
Otonom sürüş
2. seviye
Aks açıklığı
2890 mm
Euro NCAP
5 yıldız hedefleniyor
Motor seçenekleri
Arkadan itişli/ Dört çeker
Batarya seçenekleri
Standart menzil(52,4 kWh) / Uzun menzil (88,5 kWh)
Elektrik tüketimi–WLTP
16,7 kWh/100 km – 16,9 kWh/100 km
Şarj
Rapid şarj teknolojisi 2023’te28 dakikada yüzde 20’den 80 dolum 2025‘te 8 dakikada yüzde 80 dolum
Togg T10X fiyatları:
V1 RWD Standart Menzil: 953 bin TL
V2 RWD Standart Menzil: 1 milyon 55 bin TL
V2 RWD Uzun Menzil: 1 milyon 215 bin TL
Togg için belirlenen MTV miktarı işte bu şekilde. Peki siz ilk yerli elektrikli otomobilimizin MTV miktarı hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Bildiğiniz gibi Tesla bugün yaptığı lansman ile birlikte Türkiye macerasına başlamış oldu. 1 milyon 548 bin TL ile ülkemizde resmi olarak satışa çıkan Tesla Model Y uygun fiyatı ile Togg T10X modelinin en yakın rakibi olarak gözüküyor. Peki hangi otomobil daha iyi? Hangisi fiyat performans oranına daha yakın? İşte iki sıkı rakip ve maç başlıyor… Bir köşede Model Y ve diğer köşede T10X!
Model Y vs T10X
1- Şarj istasyonları
Öncelikle Togg şarj cihazları Trugolar ile başlarsak Türkiye’nin 81 iline kurulma hedefleri bulunmakta. Fakat şu an için 10 adet ilde bulunmakta. Tesla’da yine aynı şekilde Supercharge noktaları ile hizmet vermekte. Tesla ise 11 adet ilde aktif olarak hizmet veriyor.
2- Güç!
Tesla Model Y giriş versiyonu şu an 204 Hp güç üretmekte. 0’dan 100 km ise 6,9 saniyede çıkmakta. Togg T10X giriş modeli ise 218 Hp güç üretmekte ve 0’dan 100 km’ye 7,4 saniyede çıkmakta. Tesla Model Y burada ivmelenme olarak önde olsa da motor gücü olarak Togg T10X önde.
Tesla Model Y resmi olarak Türkiye'de satışa çıkıyor. İşte Tesla Model Y Türkiye fiyatı, paketleri ve özellikleri...
3-Batarya/Menzil
Günümüz şartlarında elektrikli otomobillerde belki de sorgulanan en önemli özellik menzil güçleri. Yani tek şarj ile ne kadar gittikleri. Giriş seviye T10X 314 km menzile sahipken uzun menzilli versiyonu ise 523 km menzile sahip. Tesla Model Y ise giriş seviyesinde 455 ve uzun menzilli versiyonunda 533 km menzile sahip. Araçların menzil olarak birbirlerine oldukça yakın olduklarını söyleyebiliriz.
4- Şarj süresi
Elektrikli otomobillerde en çok sorulan bir diğer özellik ise şarj süreleri. Araçların şarj olma süreleri özellikle uzun yol için otomobilleri satın kullanıcıları oldukça ilgilendiriyor. Togg T10X Trumore şarj ünitelerinde DC 180 kW ile yüzde 20’den yüzde 80’e 28 dakikada şarj oluyor. (Yani 15 dakikada 250 km menzil) Bu da bataryanın en optimum şekilde kullanıldığı aralığı temsil etmekte.
Tesla Model Y safına geldiğimizdeyse yine çok şaşırtıcı olmayan bir sonuçla karşılaşıyoruz. Araçların şarj süreleri de birbirlerine oldukça yakın. Tesla Model Y Supercharge istasyonlarında 15 dakikalık bir şarj ile 270 km menzil sunmakta.
5- Şarj maliyeti
Tesla kurmuş olduğu Süpercharge istasyonlarında Tesla sahiplerine kW başına 6.9 ila 7.7 TL arasında değişen fiyatlandırma sunmakta. Togg cephesinde de benzer bir fiyatlandırma bulunmakta. Togg kullanıcılarına şu anda kW başına 7.1 ile 7.9 TL arasında fiyatlandırma sunmakta.
6- Fiyatlar
Togg T10X’in V1 standart menzilli baz donanımı 953 bin TL’ye satılmakta. V2 standart menzilli üst paket 1 milyon 55 bin TL ve V2 uzun menzilli üst paket 1 milyon 215 bin TL’ye satılmakta. Araçlara ayrıca opsiyon olarak 20 bin TL karşılığında cam tavan ve yine 20 bin TL karşılığında Meridian ses sistemi alabilmektesiniz.
Tesla Model Y fiyatlarına geldiğimizdeyse fiyatlar biraz daha değişkenlik gösteriyor. Model Y giriş seviyesi 1 milyon 548 bin 732 TL’den satışa sunuldu. Aracın uzun menzilli versiyonu 1 milyon 619 bin 532 TL ve Performance adı verilen sportif versiyonu 1 milyon 778 bin 832 TL’ye satılmakta.
Peki siz neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz!
Elon Musk’ın CEO’su olduğu, elektrikli arabaları ile bildiğimiz Tesla, bugün resmi olarak Türkiye pazarına girişini yaptı. Tesla Türkiye’de hangi modelleri satacak? Tesla Model Y Türkiye fiyatı ne kadar?
Tesla Model Y, SUV sınıfı bir elektrikli otomobil olup, giriş seviyesinde 204 beygir güç üretiyor. Bu araç, geniş iç hacme sahip olmasının yanı sıra aile otomobili olarak da kullanılabilecek, ancak performanstan ödün vermek istemeyenler için tasarlanmıştır. Araç, sadece 6.9 saniyede 0’dan 100 km hıza çıkarak yüksek performans sunar ve toplamda 455 kilometre menzile sahip. Tüm otonom sürüş sistemleriyle birlikte sunulan Model Y, farklı paketlerde farklı özellikler sunuyor.
Ayrıca, Model Y, sürekli olarak Tesla tarafından güncellenen bir akıllı telefon gibi çalışıyor. Tesla, Model Y’yi periyodik olarak güncellemekte ve araca yeni teknolojiler sunuyor. Bu güncellemeler küçük hata düzeltmeleri ve eğlenceli özellikler olabileceği gibi, otonom sürüş için önemli sürümler de içerebiliyor.
Tesla Model Y Türkiye fiyatı:
Model
Güç aktarma organları
Menzil (WLTP)
İvmelenme (0-100 km/s)
Anahtar teslim fiyatı
Model Y
Arkadan itiş
455 km
6.9 sn
1 milyon 563 bin 246 TL
Model Y Long Range
Çift motorlu dört çeker
533 km
5.0 sn
1 milyon 634 bin 719 TL
Model Y Performance
Çift motorlu dört çeker
514 km
3.7 sn
1 milyon 785 bin 523 TL
Nasıl şarj edilecek? Fiyatı ne kadar?
Tesla’yı şarj etmenin en kolay yolu tabii ki de evde şarj etmektir. Zaten 455 km ila 513 km arası şehir içi fazlasıyla yeterli bir menzil sunuluyor. Fakat şehirlerarası bir yolculuk yapacaksanız Türkiye’de kurulan Supercharger istasyonlarında 15 dakikada 270 km menzillik dolum yapabilirsiniz.
Buna ek olarak, Türkiye’de kurulan tüm Supercharger istasyonları CCS Tip 2 giriş destekleyen Tesla ve Tesla olmayan elektrikli araçların kullanımına açık. Aynı zamanda Tesla’nızı da uygun giriş portuna sahip tüm istasyonlardan şarj edebilirsiniz.
Fakat Supercharger istasyonları Model Y sahiplerinin bir istasyondan diğerine en az duraklama süresi ile gitmesini sağlamak için stratejik şekilde yerleştirildiği için alternatiflerini kullanmaya ihtiyacınız olmayabilir.
Ayrıca İstanbul, Edirne, Bolu ve Ankara’da bulunan 30 Supercharger istasyonu, yarından itibaren tüm elektrikli otomobil kullanıcılarına açılıyor. Bu istasyonlarda 1 kWh şarj ücreti Tesla sahipleri için 6.9 TL ila 7.7 TL arasında olacak. Diğer elektrikli otomobil sahipleri ise 8.6 TL verecek.
Tesla Model Y nasıl satın alınır?
Tesla Model Y, 4 Nisan 2023 itibariyle satışa sunulacak. 3 farklı versiyonuyla Türkiye pazarına giren model, Tesla’nın internet sitesinden çevrim içi olarak alınabilecek. Ön sipariş bedeli olarak 10 bin TL verilecek. Kalanı ise teslimde gerçekleşecek. Teslimatlar ise İstanbul Akasya ve Kanyon AVM’de yapılacak. Tesla’ya ait ilk servis ise Merter’de açılıyor.
Elon Musk, Twitter’ı devraldıktan sonra sosyal medya platformu üzerinde birçok önemli değişiklik yaptı. Yönetim kurulunu baştan aşağıya değiştiren popüler iş insanı, ‘mavi tik’ politikasında da önemli bir düzenleme getirdi. Elon Musk’ın Twitter üzerinden yaptığı son adım ise çok konuşulacak gibi görünüyor.
Dogecoin logosu Twitter’ın yerine geçti
Dogecoin bilindiği gibi içlerinde Elon Musk’ın da olduğu birçok zengin kişi tarafından destekleniyor. Meme coinin yükselmesinde yaptığı paylaşımlar ile büyük katkısı olan Elon Musk’ın Twitter üzerinden yaptığı değişiklik ise taşları yerinden oynatacak.
Şu anda Twitter’a girildiğinde sosyal medya platformunun logosunun Dogecoin logosu ile değiştiği görülüyor. Twitter’a girildiğinde platformun logosu yerine doge cinsi köpekle karşılaşan kullanıcılar büyük şaşkınlık yaşıyor. Elon Musk, bu hamlesi ile hayranı oldu meme coine önemli bir destek vermiş oldu.
İlk defa bir kripto para davasının görüleceği ABD yüksek mahkemesinde, Coinbase ve iki ayrı toplu dava tartışılacak.
Dogecoin’in Twitter’da yer alması kripto paranın değerini de önemli oranda artırdı. Dogecoin logosunun Twitter’ın yerini alması ile birlikte kripto paranın değeri kısa bir süre içerisinde 0.077 dolar seviyesinden 0.098 seviyesine yüzde 22’lik bir artış göstermiş durumda.
Elon Musk, daha önce de Twitter üzerinden yaptığı paylaşımlar ile kripto paranın değerlenmesinde büüyk bir rol oynamıştı. Ancak popüler iş insanının platformu devralması ile birlikte Dogecoin desteğinin ayrı bir seviyeye çıktığı görülüyor.
Dogecoin simgenin Twitter logosunun yerini almasının nedeni ise merak ediliyor. Henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte Twitter, Dogecoin’i abonelik sistemi ile birlikte içerik üreticilerine gönderilecek ödüllerde ödeme yöntemi olarak kabul edebilir.
Elon Musk’ın bu hamlesi Dogecoin yatırımcılarını bir hayli sevindirmiş durumda. Bakalım kripto paranın değeri tarihinin zirvesi olan 0,74 doları geçebilecek mi? Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Tesla 4/4 Coming Soon paylaşımının ardından Türkiye’ye resmi olarak giriş yaptı. Bugün yapılan Türkiye tanıtım etkinliğinde birçok detay belli oldu. Peki Tesla Model Y Türkiye fiyatı ne kadar? Hangi modeller Türkiye pazarında ne kadara satılacak? İşte detaylar…
Tesla Model Y Türkiye fiyatı
Bugün yayınladığımız haberlerden de bildiğiniz üzere Tesla Türkiye’de resmi olarak satışa başladı. Yapılan tanıtım etkinliğinin yıldızı ise Tesla Model Y oldu. Peki bu otomobil Türkiye’de ne kadara satılacak? İşte resmi Tesla Türkiye fiyat listesi…
Togg'un rakibi olan Tesla Model Y bugün resmi olarak satışa sunuldu. Peki hangisi daha iyi? İşte Togg T10X ve Tesla Model Y karşılaştırması
Tesla Model Y özellikleri
Giriş versiyonu 204 HP güç üreten Tesla Model Y, SUV sınıfı bir elektrikli otomobil. 0’dan 100 km hıza 6.9 saniyede çıkan araç, geniş iç hacme sahip, yeri geldiğinde aile otomobili olabilen ancak performanstan ödün vermek istemeyenler için tasarlandı. Toplamda 455 kilometre menzile sahip Model Y, tüm otonom sürüş sistemlerini de beraberinde getiriyor. Tabii diğer paketlerde bu veriler tamamen değişiyor.
Ayrıca Model Y bir akıllı telefon gibi sürekli olarak Tesla’dan güncelleme alıyor. Aynı akıllı telefonlarınızın dönemsel olarak gelen güncellemeleri gibi Tesla Model Y’de güncelleniyor ve size yeni teknolojiler sunuyor. Bunlar ufak hata düzeltmeleri veya eğlendirici şeyler olabildiği gibi otonom sürüş ile alakalı önemli sürümler de olabiliyor.
Nasıl şarj edilecek? Fiyatı ne kadar?
Tesla’yı şarj etmenin en kolay yolu tabii ki de evde şarj etmektir. Zaten 455 km ila 513 km arası şehir içi fazlasıyla yeterli bir menzil sunuluyor. Fakat şehirlerarası bir yolculuk yapacaksanız Türkiye’de kurulan Supercharger istasyonlarında 15 dakikada 270 km menzillik dolum yapabilirsiniz.
Buna ek olarak, Türkiye’de kurulan tüm Supercharger istasyonları CCS Tip 2 giriş destekleyen Tesla ve Tesla olmayan elektrikli araçların kullanımına açık. Aynı zamanda Tesla’nızı da uygun giriş portuna sahip tüm istasyonlardan şarj edebilirsiniz.
Fakat Supercharger istasyonları Model Y sahiplerinin bir istasyondan diğerine en az duraklama süresi ile gitmesini sağlamak için stratejik şekilde yerleştirildiği için alternatiflerini kullanmaya ihtiyacınız olmayabilir.
Ayrıca İstanbul, Edirne, Bolu ve Ankara’da bulunan 30 Supercharger istasyonu, yarından itibaren tüm elektrikli otomobil kullanıcılarına açılıyor. Bu istasyonlarda 1 kWh şarj ücreti Tesla sahipleri için 6.9 TL ila 7.7 TL arasında olacak. Diğer elektrikli otomobil sahipleri ise 8.6 TL verecek.
Tesla Model Y nasıl satın alınır?
Tesla Model Y, 4 Nisan 2023 itibariyle satışa sunulacak. 3 farklı versiyonuyla Türkiye pazarına giren model, Tesla’nın internet sitesinden çevrim içi olarak alınabilecek. Ön sipariş bedeli olarak 10 bin TL verilecek. Kalanı ise teslimde gerçekleşecek. Teslimatlar ise İstanbul Akasya ve Kanyon AVM’de yapılacak. Tesla’ya ait ilk servis ise Merter’de açılıyor.
Peki siz Model Y hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye’de çok satanlar listesine girebilir mi? Togg ile aralarında bir pazar rekabeti yaşanabilir mi? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın!
Elektrikli otomobil sayısı her geçen gün artarken, Volkswagen de yeni modellerini ID. serisi altında sunmaya başladı. Alman marka bu süreçte ID.3, ID.4, ID.5, ID.6 ve ID. Buzz modellerini satışa sundu. Şirket yakın zamanda ise elektrikli otomobil gamını genişletecek.
Volkswagen ID.7 görücüye çıkmaya hazırlanıyor
Volkswagen, 17 Nisan’da düzenlenecek olan Şangay Otomobil Fuarı’nda ID.7 modelini tanıtacak. Yeni elektrikli sedan otomobil, Tesla Model 3’e rakip olacak. ID.7’nin Çin, ABD ve Avrupa gibi büyük pazarlarda satışa sunulması bekleniyor.
Görücüye çıkmaya hazırlanan yeni model geçtiğimiz gün ise kameralara yakalandı. Tanıtımdan önce son testleri yapılan araç böylece tamamen kendisini göstermiş oldu. Beyaz renkli test araç daha önce kamuflajlı olarak görüntülemiş olsa da ilk defa kamuflajsız bir şekilde ortaya çıktı.
Tesla FSD (Full Self-Driving) yazılımı ne kadar başarılı? ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan, Model Y'de test etti.
İlk defa kamuflajsız bir şekilde görüntülenen aracın tasarımı da böylece ortaya çıktı. ID.7’nin boydan boya uzanan bir omuz çizgisi arka bölümde bagaj kapağına entegre spoyler ile sonlanıyor. Aracın ince stop lambalarının ise bir kamuflaj malzemesi ile kaplanmış durumda. Ayrıca ID.7’nin çeşitli yerlerine konumlandırılmış sensörlerin olduğunu görüyoruz.
Volkswagen ID.7’yi ilk olarak 2022 ID.Aero konsepti adıyla tanışmıştık. 2023 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda ise aracı kamuflajları ile gördük. Aracın iç mekanı bu fuarda tamamen ortaya çıktı. 15 inçlik bilgi-eğlence ekranına sahip olan modelde daha küçük bir dijital gösterge paneli de sürücünün karşısına konumlandırılmış durumda.
Volkswagen yeni modeli hakkında henüz detayları paylaşmadı ancak elektrikli aracın 700 kilometre menzile sahip olacağı sözünü verdi. MEB platformu üzerinde yükselecek olan modelin batarya teknolojisi ve batarya kapasitesini ise henüz bilmiyoruz.
Volkswagen, ID.7 modeli ile elektrikli otomobil pazarında iddialı olma hedefinde. Sedan otomobil, Tesla Model 3 ve benzer boyutlardaki araçlarla yarışa girecek. Peki siz Volkswagen ve elektrikli modelleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
NASA, 50 yıldan uzun bir süredir yapılan ilk insanlı Ay görevi Artemis 2 için seçilen üç erkek ve bir kadın şeklinde toplam dört astronotun kimliğini açıkladı. Beklendiği gibi, mürettebatın arasında ABD dışındaki ilk kişi olarak Kanadalı bir astronot da yer alacak.
NASA, Artemis göreviyle Ay yolculuğu yapacak astronotları duyurdu!
NASA, Artemis 2 görevi için dört kişilik mürettebatın kimliklerini açıkladı. Astronot mürettebatı, NASA’nın Houston Teksas’taki Johnson Uzay Merkezi’nin Ellington Field’da gerçekleştirilen canlı bir etkinlikte duyuruldu.
Bunlar sırasıyla; Artemis 2’de pilot olarak görev yapacak NASA astronotu Victor Glover, görev uzmanları Christina Koch ve Reid Wiseman ve de görev komutanı olarak Kanadalı astronot Jeremy Hansen belirlendi. Bu dört astronot, 2024 yılında planlanan Ay seyahati için Orion kapsülünde yolculuk yapacaklar.
NASA, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu ve Enerji Bakanlığı'nın yeni projesi Dagger: Bir sonraki büyük güneş fırtınası için uyarı sağlayabilir!
NASA Johnson Uzay Merkezi direktörü Vanessa Wyche, etkinlik sırasında şunları söyledi:
“60 yılda birçok dev adım attık, (suikast ile öldürülen eski ABD Başkanı) Kennedy’nin Ay’a insan indirme hedefini yerine getirdik ve bugün yine Ay’a ve Mars’a ileri doğru giderek, devlerin omuzlarında duruyoruz.”
NASA’nın Ay programı kapsamında Orion kapsülü Kasım 2022’de Ay’a 25 günlük bir yolculuk için fırlatıldı. Fakat içerisinde kimse yoktu. Zira 2024’te gerçekleşecek Artemis 2, ikinci görev olmasına rağmen, Apollo günlerinden bu yana Ay’a bir mürettebat taşıyan ilk görevdir. Ancak Artemis 2 mürettebatı da Ay’a iniş yapmayacak. Bunun yerine Dünya’dan yaklaşık 230 bin mil uzaklıktaki Ay’ın gidilmemiş uzak tarafına 10 günlük bir yolculuk yapacak.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce NASA, Artemis 2 görevinde başarılı olacak mı? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Cep telefonları hayatımızda oldukça önemli bir yer kaplıyor. Hem işimizi hallettiğimiz hem de sosyalleşebildiğimiz bir cihaz halini alan cep telefonları her zaman bu kadar akıllı değildi tabi ki. Cep telefonu ile ilk arama ise tam 50 yıl önce bugün gerçekleşti.
İlk telefon görüşmesi: 3 Nisan 1973
3 Nisan 1973’te Martin Cooper, bir cep telefonu ile ilk görüşmeyi gerçekleştirdi. Cooper ilk halka açık aramasını ise rekabet ettiği diğer şirketlerden birinin yöneticisi ile yapmayı tercih etti. Böylece bugünkü akıllı telefonlar için de en büyük adım atılmış oldu.
O zamanlar Motorola’da mühendis olan Cooper, telefonda AT&T’nin bünyesinde yer alan Bell Labs’ın başkanı Joel Engel ile görüştü. Cooper yaptığı aramada ise şu ifadeleri kullandı:
“Seni bir cep telefonundan arıyorum, ama gerçek bir cep telefonu, kişisel, el tipi, taşınabilir bir cep telefonu“
Google Pixel 7a modelinin teknik özellikleriyle ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. İşte Google Pixel 7a özellikleri!
Cep telefonları bu görüşmeden ancak 10 yıl sonra halka inmiş olsa da, 3 Nisan’da bir tarih yazılmış oldu. O ilk aramadan bu yana geçen elli yılda, Cooper’ın hantal cihazı gelişti ve şimdiki hâlini aldı. Elde adeta bir tuğla gibi görünen cep telefonları artık cebimize sığar hâle geldi. Neredeyse her işimize yetişen akıllı telefonların geldiği nokta gerçekten hayret verici.
Her ne kadar gelinen nokta şaşırtıcı görünüyor olsa da Martin Cooper, bu duruma hiç şaşırmış değil. Herkesin cep telefonu olduğuna hiç şaşırmadığını dile getiren 94 yaşındaki Cooper, o zamanlar doğan her bir kişiye cep telefonu numarası atanacağını düşündüklerini ifade ediyor.
Martin Cooper tarafından 1973 yılında gerçekleştirilen aramayı gerçekleştiren taşınabilir telefon fikri ise 1983 yılında gerçeğe dönüştü. 25 cm uzunluğunda ve 793 gram ağırlığında olan Motorola DynaTAC 8000X yalnızca 35 dakikalık konuşma süresi sunuyordu. Telefonu şarj etmek ise 10 saat sürüyordu.
Teknolojinin ne kadar ilerlediğini sadece bu rakamlarla bile net bir şekilde görmek mümkün. Ancak 1973 yılında yapılan telefon görüşmesinin her zaman tarihte önemli bir yeri olacak. Peki siz ilk cep telefonu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
ShiftDelete.Net olarak teknoloji dünyasındaki önemli gelişmeleri sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bunu yaparken sadece ürünlere değil, o ürün ve hizmetlerin arkasındaki kişilere de odaklanıyor. Bu bağlamdaki son konuğumuz ise Microsoft Türkiye Müşteri Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Dura oldu. Kendisine Microsoft’un bulut ekosistemini ve Open AI ile beraber Microsoft’un yapay zekayı hangi alanlarda kullanacağını sorduk.
Open Ai ile beraber Microsoft’un hangi servislerinde yapay zeka kullanılacak?
Yapay zeka hayatımızın farklı farklı her türlü alanında karşımıza çıkmaya başladı. Tüm dünyada Open Ai’ın geliştirdiği Chat GPT ile son aylara yapay zeka damga vurdu. Microsoft’un Open Ai yatırımı sonrasında pek çok farklı alanda yapay zeka kullanımının entegre edileceğini göreceğiz.
Yazılım dünyasının yakından bildiği GitHub’a Open AI desteği sunacak olan Microsoft, kullandığı tüm platformları birbirleriyle birleştirerek, ekiplerin senkron içerisinde hızlı çalışmasını hedefliyor. Ayrıca Microsoft’un yapay zekayı güvenlik sistemlerine de entegre etmesi bekleniyor. Antivirüs ve bilgisayar koruma yazılımlarında yapay zeka ile beraber daha da üstün bir koruma hedefleniyor. Bizim adım atacağımız hatalı ve riskli durumları önceden algılayıp, açıkları kapatıp, riskleri minimize edebilir.
Bing arama motoruna yapay zekayı ekleyen Microsoft, WEB’te arama deneyimini çok daha farklı bir seviyeye önümüzdeki dönemde çıkarabilir. Ayrıca 365’e de AI desteği eklenecek. Ayrıca Teams’e de eklenen yapay zeka sayesinde, katıldığımız toplantının özetini yapay zekaya aldırabileceğiz.
Dijital dönüşüm konusunda Microsoft Türkiye nasıl çalışmalar yapıyor?
Hem bireysel hem de organizasyonel açıdan nasıl bir değişiklikle karşılaştınız? Microsoft Türkiye nasıl bir yol izledi? Dijital dünyaya katkı sağlayan ürünleriniz ve servislerinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Geçtiğimiz 2,5 sene içinde hep birlikte büyük bir dijital devrime tanıklık ettik. Bu süreçte dijital dönüşüm anlamında eksikleri olduğunu net bir şekilde gören işletmeler, rekabet anlamında geride kalmamak adına her zamankinden daha hızlı aksiyon alarak arayı kapatmaya gayret etti. Teknolojik sistemler yenilendi, çalışanların uzaktan da etkin bir şekilde çalışabilmesi için gerekli altyapılar oluşturuldu, yeni mobil uygulamalar geliştirildi. Öte yandan dijital dönüşüme gereken önemi veren şirketlerin krize karşı da daha dayanıklı oldukları açıkça görüldü. Artan veri yükü ve trafiğiyle birlikte altyapıları buluta taşımanın, siber güvenliğe yatırım yapmanın önemi her zamankinden daha iyi anlaşıldı.
Bugün artık dijital dönüşümü büyük ölçüde tamamlamış ve dijital olgunluk dönemine girmiş bir iş dünyasından bahsedebiliriz. Bu olgunluğun en önemli göstergelerinden birisi de kültür değişimi. Kültür değişimi tabii ki çok geniş bir kavram; çalışanların daha yüksek teknolojileri kullanabilme yetkinliği kazanmasından tutun da, birbirlerinden öğrenmeye açık, daha verimli ve daha mutlu çalışanlardan oluşan modern iş yerleri yaratılması için gerekli adımların atılmasına kadar birçok elementin bir araya gelmesiyle kültür değişimi sağlanıyor.
Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, Microsoft çatısı altında her şeyi bilen değil; her şeyi öğrenmeye, kendisini geliştirmeye ve değer yaratmaya gönüllü insanlarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Growth mindset dediğimiz bu zihin yapısı, bugün iş hayatında sahip olunabilecek en kıymetli özelliklerin de başında geliyor.
Microsoft’un bulut çözümleri neler?
Pandemi sonrası dijital dönüşüm ve bulut alanlarında hem kurumların hem kullanıcıların kültürlerinde değişim olduğunu vurgulayan Emre Dura, Microsoft’un yenilenen ihtiyaçlara göre hem şirketin kurum kültürü hem de sunduğu hizmetleri, değişen yeni trendlere göre yaptığını belirtti.
Microsoft, yeni dönemde odaklandığı bulut teknolojilerini 3 ana gruba ayırıyor.
Azure dediğimiz genel bulut kullanım platformu. İkincisi özellikle pandemi döneminde evden çalışmaya ve hibrit çalışmaya dönen şirketlerin ve bireysel çalışanların verimini artırmaya odaklanan modern çalışma uygulamaları Teams ve Microsoft 365. Üçüncüsü ise iş uygulamaları olan ERP ve CRM çözümleri Microsoft’un ana çözüm oluşturduğu bulut platformları.
Emre Bey yaptığımız röportajda özellikle pandemi sonrası hem şirketlerin hem kullanıcıların hem de yazılım firmalarının kültürel değişimine de vurgu yaparak genel olarak ülkemizde yüzde 80 seviyesinde ofis çalışımına geri dönüldü. Çalışanların yüzde 20 seviyesi ise dışarıdan hizmet veriyor. Özellikle bu yeni dağınık yapıda iletişimi çok daha iyileştirecek çözümler üzerinde çalışıyoruz dedi.
Microsoft olarak buna nasıl katkı sağladığımızı soracak olursanız, işin yine kültür ve vizyon değişimiyle başladığını söyleyebilirim. Microsoft, yıllar içinde teknoloji ürün ve servisleri satan bir şirketten bir teknoloji platformuna evrildi. Dijital çağda, her işletmenin kendi içinde küçük bir teknoloji şirketine dönüşmesine paralel olarak, salt ürün ve hizmetten çok, ürün ve hizmet geliştirmeye imkan yaratan platformlara duyulan ihtiyacın arttığını gördük.
Günümüzde artık sadece ihtiyacı karşılayıp aradan çekilmeyi değil; müşterilerimizi ve çalışanlarını kendi uygulamalarını geliştirebilecek kapasiteye ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu noktada Power Platform çatısı altında toplanan çözümler devreye giriyor. Microsoft 365, Dynamics 365, Power BI ve Azure’un gücünden faydalanmayı kolaylaştıran Power Platform ile; veriyi analiz eden, çözüm geliştiren, otomatik ilerleyen süreçler geliştiren ve sanal yardımcılar yaratan yeni nesil çalışanlar yetişiyor. Bu kişilere Citizen Developer diyoruz.
Kodlama bilgisi olmayan bir çalışanın dahi uygulama yazmasını mümkün kılan Power Platform sayesinde IT’nin iş yükü azalıyor. Örneğin İK, kendi içinde geliştirdiği yazılımla izinleri ve hak edişleri departman içinde kolaylıkla takip edebiliyor. İhtiyacı karşılayıp aradan çekilmemekten kastımız bu aslında. Dijital yetkinliği sadece organizasyonel bazda değil, aynı zamanda bireysel bazda da işler hale getirerek başta IT olmak üzere, tüm departmanların yükünü azaltmak ve operasyonları daha verimli, hızlı hale getirmek mümkün.
Binlerce kişinin kullanacağı 1 uygulamayı profesyonel bir ekiple geliştirmek yerine, kurum genelinde sayısız iş sürecini destekleyecek binlerce uygulamayı nasıl güvenli ve tutarlı bir şekilde geliştirebiliriz sorusuna odaklanıyoruz. Microsoft Power Platform ailesi, bu soruyu cevaplamak ve low-code / no-code uygulama geliştirme; iş akışı, raporlama ve robotik proses otomasyonu süiti ile bu ihtiyaçları gidermek üzere çözüm ailemize katıldı.
Citizen Developer’ların getireceği yaratıcılık ve iş gücü ile, dijital yetkinliği sadece organizasyonel bazda değil, aynı zamanda bireysel bazda da işler hale getirme fırsatına ve çok önemli bir kapasiteyi kuruma kazandırma fırsatına bakıyoruz. Modern uygulama geliştiriciliği diye adlandırdığımız bu dünyada fırsat sahası çok geniş.
Önümüzdeki 10 yılın, geride bıraktığımız 10 yıla benzemeyeceğine emin olabilirsiniz. Dijital teknolojiler, enflasyonel ekonomilerde deflasyonel etki yaratıyor. Bu etki, karşıdan esen rüzgara yön verebilmemizi de kolaylaştırıyor. Burada bir noktaya dikkat çekmek gerektiğine inanıyorum: Daha az ile daha fazlasını başarmak denince aklımıza daha yoğun ya da daha uzun saatler çalışmak gelmemeli. Burada asıl anlatmak istediğimiz teknolojinin çarpan etkisini büyütmek ve bunu yaparken bir yandan nüfuz ettiği sahayı da genişletmek. Sürüden ayrılmanın ve global ekonomide direnç kazanmanın en etkili formülü bu. Tabii ki bu formülün olmazsa olmaz bazı bileşenleri var; bunları 5 maddede şöyle sıralayabiliriz:
1-Buluta geçiş
Microsoft bulutuyla sunduğumuz yaygınlıkta ve derinlikte başka bir bulut servisi yok. Azure ile dünyada hiçbir şirketin vadedemediği güveni vadediyoruz. Burada işimiz altyapıda başlıyor. Tüm sektörlerde iş liderleri buluta geçişi hızlandırıyor. IT ve OT’nin, yani bilişim ve operasyon teknolojileri departmanlarının iş birliği içinde çalışmaya başlamasıyla organizasyonlar rekabet gücünü artırıyor. IT’ye yapılan yatırım arttıkça operasyonel verimlilik artıyor; zamandan ve maliyetten tasarruf ediliyor. Burada maliyetler azalıyor derken yüzde onluk ya da yirmilik düşük yüzdelerden bahsetmiyoruz. Azure VMs üzerinde çalışan Windows ve SQL sunucuları sayesinde rakip bulut platformlarına oranla %80’e varan seviyede maliyet avantajı sağlıyoruz.
2025 itibarıyla yeni dijital iş yükünün %95’i buluta taşınmış olacak. Dünyada Fortune 500 listesine dahil olan şirketlerin %95’inden fazlası en kritik işleri için Azure’a güveniyor. Tüm bu operasyonlar sırasında sürdürülebilirliği de asla odağımızdan çıkarmıyoruz; yine 2025 itibarıyla bulut bilişim ekipmanlarının %90’dan fazlasını yeniden kullanılabilir hale getireceğimizi öngörüyoruz.
2- Ekipleri birleştirmek
Hem profesyonel yazılımcıları hem de citizen developer’ları güçlendiriyoruz. Azure DevOps ve GitHub’dan Visual Studio’ya kadar yazılımcıların fikri koda, kodu buluta, bulutu dünyaya taşıyabilecekleri son derece geniş bir platform sunuyoruz.
GitHub, yarının inovatif dünyasının inşası için ihtiyaç duyulan güvenli, hızlı ve otomatik alanı yaratarak eşsiz bir yazılımcı deneyimi vadediyor; bunun yanında rakiplerimize kıyasla %30 maliyet avantajı sağladığını da unutmamak lazım. Fortune 100 şirketlerinin %90’ı GitHub kullanıyor.
2025 itibarıyla, işletmelerin yaratacağı yeni uygulamaların %70’i düşük kodlu ya da kodsuz araçlar aracılığıyla geliştiriliyor olacak. Günümüzde büyük ve karmaşık sistemlere büyük yatırımlar yapılmaktan kaçınılması son derece doğal. Power Platform sayesinde bu tür yatırımlar yapmadan da organizasyon içinde büyük değişimler yaratmak mümkün. Dediğim gibi burada tek bir mucize uygulamadan bahsetmiyoruz; önemli olan organizasyon genelinde dijital yetkinliğin artmasını sağlayacak bir zemin yaratmak.
Azure PaaS servislerimiz sayesinde, organizasyonlar daha modern, daha dirençli ve bulutta doğan uygulamalar geliştirebilecekler.
3- Veriyi birleştirmek ve yapay zeka kullanmak
Microsoft Intelligent Data Platform ile organizasyonlara veriyi yönetmeleri için değil, değer yaratmaları için daha fazla zaman kalmasını sağlıyoruz.
4- İş birliğine açık süreçler geliştirmek
Uzaktan çalışma da dijitalleşmeye ivme kazandırmaya devam ediyor. Global ölçekte, çalışanların %73’ü pandemide geçtikleri hibrit çalışma modelinin kalıcı olmasını bekliyor. Esnek çalışma ve hayat kalitesinin belirli bir standartta tutulması, çalışanlar için önümüzdeki dönemin yükselen değerleri olacak.
Hibrit çalışma insanları, iş yerlerini ve iş süreçlerini birbirine bağlayacak dijital ortamın sağlanmasını da zorunlu kılıyor; dolayısıyla global rekabet gücünü artırmak isteyen organizasyonların hibrit çalışmayı görmezden gelmek gibi bir lüksleri yok. Bu noktada Microsoft 365, bir şirketin çalışanlarının hayatını ve iş süreçlerini kolaylaştırmak için sunması gereken tüm araçları ve tüm yetkinlikleri tek platformda toplamasıyla fark yaratıyor. Microsoft 365 ve Teams altında sunduğumuz Viva, Teams Rooms ve Mesh for Teams gibi çalışanlara yönelik onlarca uygulamamızla özellikle çok uluslu ve / veya yüksek sayıda çalışan istihdam eden organizasyonların daha verimli ve daha kapsayıcı olmasına katkı sağlıyoruz.
Yine bu esnek modelde çalışan deneyimini mükemmelleştirmek de önemini artırıyor. Dünya genelinde bini aşkın kurumun kullandığı Microsoft Viva, her geçen gün güncellenen özellikleriyle çalışanlara performansları / ajandaları ve hedefleriyle ilgili gerekli hatırlatmaları yapan bir kişisel asistan görevi görüyor. Teams üzerinde iş birliğine zemin hazırlayan uygulamaların kullanımının 2020- 2022 arasında 10 kat arttığını görüyoruz. Sadece bu veri bile hibrit çalışmayı mümkün kılan araçların ne kadar benimsendiğinin önemli bir göstergesi.
5- Güvenliği önceliklendirmek
Son başlığımız ise olmazsa olmaz temel değerlerimiz arasında yer alan güvenlik. Pandeminin başından bu yana sürekli hatırlattığımız bir gerçek var: Siber saldırıların hem sayısı arttı, hem de daha komplike hale geldiler. Uzaktan çalışmayla birlikte aniden yoğunlaşan veri trafiği bir yandan çalışmamızı kolaylaştırırken, diğer yandan tehditlere karşı savunmasız hale gelmemize de sebebiyet verebiliyor. Bu noktada kimlikten entegrasyona kadar siber tehditlerin oluşmasına neden olabilecek tüm güvenlik segmentlerinde yine bulut tabanlı çözümler sunuyoruz. 50’yi aşkın güvenlik ürünü kategorimizin müşterilerimizle entegrasyonunu sağlıyoruz. Dünyanın önde gelen organizasyonları, en kritik güvenlik çözümleri için Microsoft ürünlerine güveniyorlar.
Microsoft Türkiye’nin iş ortağı olmak isteyen bir şirket nasıl bir yol izlemeli?
Bir şirketin Microsoft iş ortağı olması için ilk yapması gereken Microsoft İş Ortakları Ağı’na katılmak. Ortadoğu ve Afrika Bölgemizin hazırladığı, bizim de Türkiye’deki iş ortaklarımız için Türkçe hazırladığımız bir yol haritamız var. Tüm iş ortaklarımız bu web sitesine girerek 7 adımda nasıl Microsoft iş ortağı olabileceklerini öğrenebilirler. Hem mevcut iş ortaklarımıza hem de iş ortağımız olmak isteyen şirketlere yönelik olarak hazırlanan bu platformda kayıt işlemlerinden eğitimlere, bulut servisleriyle ilgili detaylardan kaynak ve rehberlere kadar ihtiyaç duyulan tüm bilgilere web sitemizden kolayca ulaşılabiliyor.
İş ortaklarınız genellikle hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?
İş ortaklarımız bizim bireysel ve kurumsal bütün Microsoft kullanıcılarıyla temas noktamız. Bulut servislerinden operasyon ve altyapı servislerine, siber güvenlikten yazılım geliştirme ve otomasyon çözümlerine kadar bilişim teknolojileri alanında aklınıza gelebilecek tüm Microsoft ürün ve servislerini iş ortaklarımız aracılığıyla kullanıcılarımıza ulaştırıyoruz.
Microsoft Türkiye iş ortaklarına nasıl katkı sağlıyor? En çok hangi alanlarda fayda sağlıyor?
İş ortaklarımızın büyümelerine ve daha fazlasını başarmalarına katkı sağlamak bizim için çok değerli. Öncelikle “co-sell” adını verdiğimiz birlikte satış fırsatı sağlıyoruz. Son yaptığımız çalışmalara göre Microsoft’un kazandığı her 1 birime karşılık, iş ortaklarımız yaklaşık 13 birim kazanıyorlar. Bu büyük bir avantaj.
Bunun üzerine bu “co-sell” fırsatını Microsoft’un faaliyet gösterdiği her pazarda gerçekleştirme fırsatını yakalıyorlar, yani bizim networkümüzü kullanarak, yeni pazarlara açılma fırsatı yakalıyorlar. Bu da ikinci avantajımız.
Aynı zamanda, ISV’ler ile yaptığımız iş birliği modeli ve geo-expansion gibi konularda iş ortaklarımıza desteklerde bulunduğumuzu da belirtmek isterim. Bu anlamda ortak satış ve ortak pazarlama faaliyetleri yaparak, ISV iş ortaklarımızın büyümesine katkı sağlıyoruz, yeni müşteriler ve kanallar yaratmalarını hedefliyoruz. Azure Marketplace üzerinden çözüm satabilen ISV’lerimizi yurtdışındaki pazarlara açıyoruz ve özellikle farklı ülkelerin süreç ve operasyonlarından bu şekilde kurtulmuş oluyorlar.
Üçüncüsü, yetkinlik; Microsoft iş ortakları onlara sunduğumuz sınırsız kaynaklar, programlar ve araçlardan yararlanarak ekipleri için eğitimler düzenleyebiliyor; yenilikçi çözümler geliştirerek pazarda farklılaşabiliyor ve müşterilerine yeni servisler sunabilirler. En önemlisi bu sayede kendilerini geliştiriyorlar, her zaman yeni, güncel ve önde oluyorlar.
Son olarak, ölçek. Microsoft bugün kendi içerisinde çok geniş bir portföye sahip, dolayısıyla arkasına Microsoft’u teknoloji tedarikçisi olarak alan bir iş ortağı için yeni iş olanakları hiçbir zaman bitmiyor. Sahip olduğumuz geniş portföy sayesinde iş ortaklarımız ister bulut, ister ERP, ister siber güvenlik olsun bir çok farklı alanda müşterilerine destek olabiliyor, çözüm sunabiliyorlar.
Bu sene başarı sağlamış ve örnek olabilecek iş ortaklarından da bahsedebilir misiniz?
Invent analytics, özellikle perakende sektörünün en önemli problemleri olan stok optimizasyonu ve talep tahmini konularında çözümler sağlıyor. Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Amerika’da 30’un üzerinde müşteriye bu çözümleri sunuyor. Migros, Flo, Boyner, Camper, Fozzy Group gibi bircok müşteri bu çözümleri kullanıyor.
AlternaCX, birçok segmentte müşteri deneyimi çözümleri sunarak, son kullanıcı şikayetlerinde ciddi oranda azalma ve net promosyoncu skorunda iki kata kadar artış sağlıyor. Aynı zamanda hem Türkiye hem de yurtdışında çok sayıda banka bu çözümleri kullanıyor. Bunlardan bazılarına örnek vermek gerekirse Akbank, BNP, Denizbank ve Emirates gibi firmaları sayabilirim.
Saha satış ve müşteri kontrol/takip süreçlerinizi uçtan uca tek platformda takip edebileceğiniz ve raporlayabileceğiniz iş ortağımız Repzone’un çözümününden de bu noktada bahsedebiliriz. Bugün birçok ulusal ve uluslararası firma (3M, BAT, Bel Group, Danone, Dr. Oetker, Henkel, Johnson&Johnson, Pierre Fabre, Vileda) satış süreçlerini artık uçtan uca tek platform olan Repzone ile yönetiyor. Repzone, modüler saha ve satış noktası yönetimi platformu sunuyor.
Xiaomi, geçtiğimiz aylarda yeni giriş ve orta segment modelleri olan Redmi Note 12 serisini tanıttı. Tabii bu cihazlar birçok ülkede farklı marka çatıları altında farklı isimlerle satılıyor. Bunun en büyük örneği de Redmi Note 12 Turbo olarak çıktığı gibi en çok satan telefonlarda liderliğe oturan ve ülkemizde satılacağı ismiyle POCO F5 oldu. Peki bu cihaz neler vadediyor? İşte POCO F5 özellikleri ve fiyatı …
POCO F5 özellikleri ve fiyatı
POCO F5 veya Çin’de satışa çıktığı adıyla Redmi Note 12 Turbo, özellikleri itibariyle tam olarak şirketin orta segmentini temsil ediyor. Cihazda Qualcomm’un Snapdragon 7+ Gen 2 işlemcisi bulunuyor. Piyasanın en güçlüsü değil. Fakat altından kalkamayacağı iş yükü de yok.
Ekran tarafına baktığımızda ise 6.67 inç boyutunda Full HD+ çözünürlüğünde, 120 Hz yenileme hızı sunan OLED bir panel kullandığını görüyoruz. Ayrıca üst tarafında kamera için bir delik bulunuyor. Ek olarak, çerçeve kalınlıkları da selefine göre inceltilmiş durumda.
Xiaomi'nin Barcelona'da düzenlediği etkinlikte tanıttığı Xiaomi 13 Lite COD Mobile & PUBG Mobile testi ile sizlerleyiz.
Kamera tarafına baktığımızda ise arka yüzeyde 3’lü bir dizilim görüyoruz. bunlar sırasıyla OIS destekli 64 Megapiksel çözünürlüğe ve f/1.8 diyafram açıklığına sahip ana kamera, 8 Megapiksel ultra geniş açı ve 2 Megapiksel makro şeklinde. önde ise 16 Megapiksel özçekim kamerası bulunuyor.
POCO F5 özellikleri:
Ekran: 6.67 inçlik Full HD+ OLED 120 Hz
İşlemci: Snapdragon 7+ Gen 2
Arka kamera: 64 Megapiksel f/1.8 OIS + 8 Megapiksel ultra geniş açı + 2 Megapiksel makro