Birden çok markanın kendi ekibi ile katıldığı Dragon Bot yarışları için Dünya standartlarında Olimpik oyunlar için kurulan parkur ve iskeleler kuruldu. Yarışlar, Türkiye Kano Federasyonu katılımı ve lisanslı hakemleri tarafından yönetildi. İşte DragonFest’te Teknopark İstanbul’un yaşadıkları.
Çin’de binlerce yıldır kutlanan Duanwu Bayramı, günümüzde birçok ülkede Dragon Festivali olarak kutlanıyor. Duanwu Bayramı Qu Yuan’ın intihar ettiği günde, yani Çin Ay Takvimi’ne göre beşinci ayın beşinci gününde kutlanıyor. Ay Takvimi, Güneş Takvimi’ne göre farklılıklar taşıdığı için bu tarih her yıl değişiyor.
Maltepe Orhangazi Şehir Parkı’nda 11-12 Haziran saat 10:00-18:00 arasında gerçekleştirilen bu etkinlikte Teknopark İstanbul ekibinden yaklaşık 21 kişi de yerini aldı.
Philips 65OLED806 özellikleri, PlayStation 5 oynayarak test ettiğimiz inceleme videomuzda. Philips OLED TV ne sunuyor?
Büyük ölçekli kurumsal firmalar, seçkin kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, vakıflar, dernekler ve meslek odaları takımları bu büyük organizasyona her yıl katılıyor. Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesine katkıda bulunmak amacıyla çalışan Teknopark İstanbul, sportif faaliyetleriyle de dikkati çekiyor.
Teknopark İstanbul kürek takımı; birlikteliğin, dayanışmanın ve paylaşmanın gücünü ispat için yarışırken, Teknopark İstanbul Cup Tenis Turnuvası’nda yarışan Ar-Ge firmalarının çalışanları bu heyecanı daha önce de yaşamıştı.
YouTube, video paylaşım platformlarının başında geliyor. Hemen her videonun bulunabildiği platform neredeyse herkes tarafından benimsenmiş durumda. Bu kadar çok kullanıcı ve içeriğin olduğu YouTube gibi bir platformda sahte hesap ve spamlar da bir o kadar fazla oluyor tabi ki. YouTube da bu durumlara karşı yeni önlemler almaya başladı.
YouTube dolandırıcılık ve spam yorumlar için önlemleri sıraladı
YouTube, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada içerik oluşturucuların kimliğine bürünen sahte hesaplar ve spam yorumlara karşı üç yeni önlem üzerinde çalıştığını açıkladı. Bunlardan ilki abone sayısını gizleme özelliğinin kaldırılması olacak. Bunun yanı sıra kullanıcı adlarındaki özel karakterlere kısıtlama getirilirken yorum denetimi de geliştirilecek.
Eğitici bilgiler içeren YouTube kanalları hangileridir? Sizin için derledik işte eğitici bilgiler içeren kanallar...
YouTube, abone sayılarını gizleme özelliğinin kaldırılması ile insanların içerik oluşturucuları taklit etmesinin önüne geçileceğini umuyor. YouTuberlar bu konu hakkında oldukça şikayetçi. Büyük kanallarının logosunu ve ismini kullanan kişiler, bu yolla takipçileri dolandırıyor. Abone sayısı gizleme özelliği 29 Temmuz ile birlikte kaldırılacak.
YouTube, yorum denetimi konusunda ise ‘Disiplini Arttır’ seçeneği getiriyor. Bu seçenek ile birlikte içerik altındaki yorumlar 100 farklı dilde denetlenmeye başlayacak. Bu denetime takılan yorumlar ‘inceleme için bekletilecek’. Yorumların video altında görünmesi için ise içerik oluşturunun kendisi tarafından onaylanması gerekecek.
YouTube, sahte kanalların önüne geçebilmek adına özel karakterleri de sınırlıyor. Yani bir dolandırıcı ” $hiftdélété ” gibi isimle bir kanal açamayacak. Her ne kadar bu örnek çok belirgin olsa da kötü amaçlı kişiler küçük karakter değişimleri ile birçok kişiyi dolandırabiliyor.
YouTube özel karakter kısıtlaması ve yorum denetiminin ne zaman devreye gireceğini ise henüz açıklamadı. Ancak bu özelliklerin de yakın zamanda kullanıma sunulması bekleniyor. Peki siz YouTube’un sahte hesap ve spam yorumlar karşısında aldığı önlemler hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
OnePlus’ın kurucu ortaklarından Carl Pei tarafından geliştirilen ve şeffaf tasarımı ile son dönemin en çok konuşulan telefonlarından olan Nothing Phone (1) hakkında yeni detaylar gelmeye devam ediyor. Temmuz ayında resmiyet kazanacak olan telefon, Snapdragon 778+ işlemciden güç alacak.
6 nm fabrikasyon süreci ile üretilen sekiz çekirdekli bir işlemci olan Snapdragon 778G Plus, 2.5 GHz hızında çalışıyor ve Kryo 670 çekirdeklerine ev sahipliği yapıyor. Adreno 642L grafik biriminin yer aldığı işlemci, bünyesinde barındırdığı X53 modem sayesinde 5G hızlarına ulaşmaya imkan tanıyor.
İddialarla ve sızıntılarla gündemden düşmeyen Nothing Phone (1), performans testinde görüntülendi. İşte ayrıntılar...
Nothing Phone fiyatı ne kadar olacak?
Samsung Galaxy A73 ve Moto Edge 30 ile benzer performans sunacak olan telefonun, fiyat açısından Google Pixel 6 ve Samsung Galaxy S21 FE ile rekabet edeceği ortaya çıktı. Bu bilginin kaynağı Amazon.
Amazon Almanya tarafından yayınlanan ve Reddit’te paylaşılan liste, şirketin Nothing Phone (1) başlangıç fiyatını 469,99 Euro olarak belirlediğini gözler önüne seriyor. Bu fiyat 8 GB RAM ve 128 GB depolama alanı için geçerli. 12 GB RAM ve 256 GB depolama almak isteyenlerin 549,99 Euro ödemesi gerekiyor.
Bugüne kadar sızdırılan / paylaşılan görseller sayesinde telefonun, çevresinde halka şeklinde ışıklar olan iki kameraya ve açıkça görünen kablosuz şarj bobinlerine sahip olacağı netleşti. Tanıtım etkinliğine neredeyse iki hafta kaldı ve önümüzdeki günlerde çok daha fazla detayın ortaya çıkmasını bekliyoruz.
Instagram son zamanlarda Reels paylaşımlarına büyük önem veriyor. Platformun TikTok rakibi olan Reels önemli bir kullanıcı sayısına ulaştı. Instagram şimdi ise video paylaşımı ile ilgili bazı değişiklikleri test etmeye başladı. Buna göre kısa videoların hepsi tek bir çatı altında toplanıyor.
Instagram videolarını tek bir çatı altında topluyor
Sosyal medya platformunun tüm videoları Reels olarak paylaşma özelliği üzerinde çalıştığı belirtiliyor. YouTube Shorts ve TikTok ile mücadele eden Instagram Reels, bundan böyle platformdaki videoların tek adresi olacak gibi görünüyor.
Instagram kullanıcılarını ekrana kilitlemeyi başaran Reels, daha iyi bir deneyim sunabilmek için yeni döneme geçiş yapıyor.
Sosyal medya danışmanı Matt Navarra’nın tweetine göre, platformdaki video gönderileri yakında Reels’ler halinde paylaşılacak. Bundan böyle tüm videolar 60 saniyelik kesitlere izin veren Reels üzerinden takipçilerle buluşacak gibi görünüyor.
Instagram‘ın son dönemde attığı adımlar düşünüldüğünde bu oldukça mantıklı olabilir. Öncelikle Reels’lerin süresini uzatan sonra da tam ekran yapan şirket şimdi ise video karmaşasını bu hamlesi ile ortadan kaldırabilir. Daha uzun videolar için ise IG TV platformdaki yerini koruyacak.
Şirket, iki farklı video formatı sunmanın gereksiz olduğuna karar vermiş gibi görünüyor. Kullanıcıların video paylaşımı için daha çok Reels‘leri kullanması da bu durumu hızlandırmışa benziyor. Henüz bu yeniliğin ne zaman aktif olacağını bilmiyoruz ancak yakın zamanda bunun için fazla beklemeyeceğimizi düşünüyoruz.
Bir Instagram yetkilisi de yapılan yeniliği onaylayarak şu ifadeleri kullandı:
Instagram’daki video deneyimini basitleştirme ve iyileştirme çabalarımızın bir parçası olarak bu özelliği test ediyoruz.
Instagram, WhatsApp ve Facebook’un çatı kuruluşu Meta, video paylaşımını basitleştirmek adına Facebook’ta da aynı yolu izleyebilir. Videoların, Reels olarak paylaşılması şu anda Facebook üzerinde de test ediliyor.
Peki siz Instagram’ın video paylaşımı konusunda izlediği bu yol hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Teknoloji geliştikçe otomobiller de daha akıllı geliyor. Artık birçok yeni araç çeşitli otonom sistemlere ev sahipliği yapıyor. Öyle ki kendi başlarına yol alabilen taksiler ABD’de uzun zamandır test ediliyor. Ancak, henüz yeni sayabileceğimiz otonom teknolojisi farklı görüntülerle karşımıza çıkabiliyor. Geçtiğimiz günlerde San Fransico’da da bunun bir örneği görüldü.
Otonom araçlar yolu kapattı
San Fransico’da kavşakta bir araya gelen otonom araçlar trafiğin saatlerce durmasına neden oldu. Cruise otonom araç filosuna ait olan Chevrolet Bolt markalı araçlar büyük şaşkınlık yarattı. İlk robot ayaklanması gibi görünen bu olayın nedeni olarak ise yazılım hatası gösterildi.
Her şey Cruise şirketine ait otonom aracın trafik ışıklarında beklerken bir polis memuru tarafından kontrol edilmesiyle başlıyor.
Uzun süre yolu tıkayan araçların bir kısmı Cruise çalışanları tarafından taşınırken kalanlar ise uzaktan müdahale ile olay yerinden uzaklaştırıldı. Olayı görüntüleyenler en az 8 otonom aracın trafikte sıkıştığını belirtiyor.
Cruise otonom taksiler yaklaşık 4 aydır ABD’nin belli bölgelerinde test ediliyor. İnsanlara otonom yolculuklar sunan bu taksiler birkaç gün önce ücretlendirmeye tâbi tutuldu. Bu araçların şu anda sokakların daha sakin olduğu 22.00 ile 06.00 arasında çalışma izinleri bulunuyor.
Cruise otonom taksi sözcüsü Drew Pusateri ise olay hakkında şu ifadeleri kullandı:
Bu hafta başında bazı araçlarımızın bir araya gelmesine neden olan bir sorun yaşadık. Sorun çözülmüş ve hiçbir yolcu etkilenmemiş olsa da, rahatsızlık veren herkesten özür dileriz.”
Yetkililerin bu durum karşısında nasıl bir yol izleyecekleri merak konusu. Araçların bu şekilde trafiği tıkamalarına bir ceza gelip gelmediğini henüz bilmiyoruz. Sanıyoruz ki ilerleyen dönemde kendi kendine hareket eden araçların artması ile birlikte trafikte yeni kurallar göreceğiz.
Robotların ilk ayaklanması şimdilik sessizce bastırılmış görünüyor. Peki siz bu garip olay hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Fosil yakıtları günden güne geride bıraktığımız şu günlerde yenilenebilir enerji tüm insanlığın odak noktası konumunda. Bu konuda birçok araştırma yapan bilim insanları en verimli yenilenebilir enerji yöntemlerini bulmaya çalışıyor. Bu konuda önemli bir adım ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve ABD Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarından (NREL) geldi.
Yeni ısı motoru buhar türbinlerinden daha verimli
Hareketli parçası olmayan bir ısı motoru tasarlayan mühendisler, yüzde 40’ın üzerinde bir verimlilik yakalamayı başardı. Isıyı elektriğe dönüştüren bu sistem, standart endüstriyel buhar türbinlerinden daha verimli yapısıyla dikkat çekiyor.
Yenilenebilir Enerji Sertifikaları, iklim krizine gizlice katkı sağlıyor olabilir. Teknoloji şirketlerinin yeni 'hilesi' şaşırttı.
Buluş, bir güneş panelinin fotovoltaik hücrelerine benzer şekilde çalışıyor. Isı motoru aslında ısı kaynağından yüksek enerjili fotonları pasif olarak yakalayan bir termofotovoltaik (TPV) hücrelerden oluşuyor. Isı motoru bu sayede 1.900 ile 2.400 dereceye ulaşan sıcaklıklarda bile elektrik üretebiliyor.
Bir TPV hücresi için önceki verimlilik rekoru yüzde 32‘ydi. Ancak ekipler bu performansı daha yüksek sıcaklıkta, daha yüksek enerjili fotonları dönüştürebilen malzemeler kullanarak geliştirdi. Araştırmacılar, TPV hücrelerini ızgara ölçekli bir termal bataryaya dahil etmeyi planlıyorlar.
Sistem, güneş gibi yenilenebilir kaynaklardan gelen fazla enerjiyi kullanacak ve bu enerjiyi yalıtılmış sıcak grafen kapasitörlerde depolayacak. Hücreler, ısıyı elektriğe dönüştürecek ve gerektiğinde bir elektrik şebekesine gönderecek.
Araştırmacılar, sistemin ana parçalarını küçük ölçekli deneylerde başarıyla uygulamış durumdalar. Deneysel TPV hücreleri yaklaşık bir santimetre kare olarak tasarlanırken sistemi tamamen işlevsel hâle getirmek için entegrasyon çalışmaları devam ediyor.
Eğer sistem büyük ölçekli boyutlara ulaşırsa fosil yakıt tüketen santrallerin yerini alması bekleniyor. Yeni sistem ile birlikte çevre kirliliğinin önüne geçilirken daha verimli bir enerji üretimi de sağlanmış olacak. Bu çalışmaların devamını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Peki siz yenilenebilir enerji yönünde atılan bu adım hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Nisan 2021’de NASA, Ingenuity Mars helikopteri ile yeni bir çağ başlattı. Bu sayede kızıl gezegeni yukarıdan da tarayabilen NASA, önemli bir gelişme daha kaydetmiş oldu. Şimdi ise Arizona Üniversitesi araştırmacıları bu durumu bir adım daha öteye taşımaya hazırlanıyor.
Motorsuz uçak Mars’ta günlerce süzülebilecek
Üniversite’de mühedislerin başında olduğu bir ekip Mars yüzeyinde süzülebilecek motorsuz bir planör için çalışmalar yürütüyor. Aerospace dergisinde bu ay yayınlanan bir makale, yüzey gezicileri ile yörüngedeki uzay aracı arasındaki bilim-gözlem boşluğunu doldurabilecek bir Mars planörünün ön tasarımını ortaya koydu.
NASA, Mars'ın atmosferiyle ilgili gizemi çözmek için sizlerden yardım istiyor. NASA, yardım sayesinde birçok ipucuna ulaşacak.
Bahsi geçen uçak sensörler ve kameralarla donatılacak. Mars yüzeyinde saatlerce hatta günlerce uçması beklenen bu motorsuz uçak, rüzgar enerjisini kullanacak. NASA araştırma bilimcisi Alexandre Kling, Perşembe günü Arizona Üniversitesi’nde yaptığı açıklamada, Mars yüzeyi ile atmosferinin arasındaki ilk birkaç kilometresine dikkat çekti:
“Yüzey ve atmosfer arasındaki tüm alışverişlerin gerçekleştiği yer burası. Burası tozun toplandığı ve atmosfere gönderildiği, eser gazların karıştığı, büyük ölçekli rüzgarların dağ vadisi akışlarıyla modülasyonunun gerçekleştiği yer. Ve bununla ilgili çok fazla veriye sahip değiliz.
Arizona Üniversitesi ekibinin konsept uçağı, 3.4 metre kanat açıklığa ve sadece 5 kilogram ağırlığa sahip. Başka bir Mars görevi ile birlikte yollanabileceği düşünülen uçak, kızıl gezegende oldukça faydalı olabilir. Uçağın aynı zamanda kolay taşınması için katlanabilir yapıda tasarlandığı belirtiliyor.
Mars, uçuşu zorlaştıran ince bir atmosfere sahip ancak Ingenuity, tüm bunlara rağmen kontrollü uçuşun mümkün olduğunu ortaya koydu. Güneş enerjisi ile çalışan bu araç oldukça heyecan verici olsa da maalesef uzun mesafeler katedemiyor. Mars helikopteri aynı zamanda yüksek irtifalara çıkma konusunda da çok başarılı değil.
NASA, yeni planör ile Mars’taki araştırmalarına hız verecek gibi görünüyor. Peki siz Mars semalarında süzülecek bu uçak hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
OnePlus’ın kurucu ortaklarından Carl Pei tarafından geliştirilen ve şeffaf tasarımı ile dikkat çeken Nothing Phone (1) yakın zamanda tanıtılacak. Bu dikkat çeken telefonun birçok detayı şimdiden ortaya çıkmış durumda. Şeffaf tasarımlı telefon için bekleyiş sürerken, Nothing şeffaf kulaklık modelini de yeniliyor.
Nothing Ear (1) yeni tasarıma kavuştu
Geçtiğimiz yıl tanıtılan Nothing Ear yeni bir kutu ile birlikte yoluna devam edecek gibi görünüyor. Yeni kulakiçi kulaklık tasarım anlamında da küçük değişikliklere ev sahipliği yapacak. Geçtiğimiz sene tanıtılan versiyonla hemen hemen aynı görünen yeni model, detaylarda ise selefinden ayrılıyor.
OnePlus'ın kurucu ortağı Carl Pei tarafından geliştirilen, şeffaf tasarımı ile öne çıkan Nothing Phone (1) fiyatı ile Amazon'da boy gösterdi!
Yeni versiyonda, kulaklığın alt kısmında bundan böyle bir yerine iki nokta yer alacak. Bunun yanı sıra “Nothing Ear (1)” yazısının yerini “Ear (1) Stick“e bıraktığını görüyoruz. Kulaklıktaki en büyük değişim şimdilik bunlar gibi görünürken, ortaya çıkan görselde silikon kulaklık uçlarının görünmemesi ise kafaları karıştırdı.
Kulaklığın silikon uçlar olmadan gelme ihtimali böylelikle güçlenmiş oldu. Ancak bu görselin açısı da bizleri yanıltıyor olabilir. Eğer Nothing Ear, silikonsuz bir şekilde karşımıza çıkarsa bu fiyat olarak da daha düşük seviyeleri işaret ediyor olabilir. Tıpkı silikon uçlara ve aktif gürültü engelleme özelliğine sahip Apple AirPods Pro‘nun silikon uçsuz AirPods‘tan pahalı olduğu gibi Nothing Ear’da da benzer bir politika izlenebilir.
Ancak en büyük değişiklik ise kulaklığın kutusunda olacak gibi görünüyor. Önceki modeldeki kare formlu şeffaf tasarım, yenilenen versiyonda yerini dikdörtgen bir türevine bırakıyor. Daha ince fakat daha uzun tasarımı ile yeni kulaklık kutusu cebe daha kolay sığacaktır.
Nothing’in henüz yeni kulaklığını ne zaman tanıtacağını bilmiyoruz. Ancak yeni kulaklığı Nothing Phone ile birlikte 12 Temmuz tarihinde görme şansımız oldukça yüksek. Peki siz Nothing’in şeffaf kulaklık modeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Microsoft’un kullanıcılarını Windows 11’e geçirme çabalarına rağmen, Windows 11 kullanım oranındaki artış son aylarda oldukça yavaşlamıştı. Fakat ortaya çıkan yeni analiz, Windows 11’in benimsenme oranı nihayet yeniden yükselmeye başladığını gösterdi.
Windows 11, kullanım oranı ile Windows 10’u kovalıyor
Popüler uygulama ve oyunların kullandığı reklam ağı AdDuplex tarafından hazırlanan yeni rapor, Windows 10 ve Windows 11’in pazardaki son durumunu ortaya çıkardı. Mayıs ayını ele alan analizdeki rakamlar, AdDuplex’in incelediği cihazların yüzde 23’ten fazlasının Windows 11’e sahip olduğunu gösterdi.
Nisan ayının verileri Windows 11’in yüzde 19,4’lük bir pazar payına sahip olduğunu göstermişti. Yani Mayıs ayı itibarıyla yüzde 23,1’e genişleyen Windows 11 kullanım oranı, bir önceki aya kıyasla kabaca 4 puan artmış gibi duruyor.
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen etkinlikte vitrine çıkan Xiaomi Book S, Geekbench'te ortaya çıktı. İşte ayrıntılar...
Sadece Windows 10 ve 11 yüklü cihazları ele bu rapor, nihayet her beş bilgisayardan en az birinde Windows 11 kurulu olduğunu gösterdi. Microsoft’un kullanıcıları yeni işletim sistemine geçirme çabaları nihayet sonuç vermeye başlamış gibi duruyor.
En yeni işletim sistemi kullanıcılara dokuz ay önce açıldı. Dokuz ay içerisinde yüzde 23,1’e ulaşmak biraz yavaş gibi görünse de, son bir ay içerisinde yüzde 4 artış yaşaması dikkatlerden kaçmadı. Karşılaştırma yapmak gerekirse Windows 10, ilk 12 ayda yüzde 38’lik bir paya sahip olmayı başarmıştı.
Araştırma firması StatCounter tarafından yapılan küresel Windows kullanım raporu ise Windows 11’in tüm Windows sürümleri arasında üçüncü sırada olduğunu ortaya koydu. Mayıs ayı itibarıyla yüzde 10 paya sahip olan Windows 11’in hemen önünde ise sırasıyla Windows 7 (yüzde 13) ve Windows 10 (yüzde 71) yer aldı.
Windows 11, bir süre boyunca Windows 10 kadar popüler olamayacağını bilsek de, yakın zamanda Windows 7’yi geçecek gibi duruyor. Bu kullanım artışında başlıca Microsoft’un kullanıcıları yeni işletim sistemine yönlendirmesi yatıyor.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Koronavirüs salgını halen etkisini yitirmemiş olsa da hem ülkemizde hem de dünyada tüm tedbirler kalktı. Buna karşın Covid-19 vakaları artış göstermeye devam ediyor. Bu anlamda Amerikan Federal İlaç ve Gıda Dairesi FDA, Moderna ve BioNTech/Prifizer koronavirüs aşıları için güncelleme istedi.
ABD’den koronavirüs aşıları için ek doz isteği
Koronavirüs salgını aşılar sayesinde etkisini yitirmiş olsa da tüm dünyada aşılamanın yetersiz olması, halen hastalığın yayılmasına neden oluyor. ABD’de ise FDA, Prfizer ve Moderna gibi ilaç firmalarından ülkede kullanılan iki koronavirüs aşısı için güncelleme yapmasını istedi.
Koronavirüs vaka sayılarının artması sonrası, koronavirüs aşıları için ek doz tartışması yeniden başladı
Buna göre mevcut Covid-19 aşıları Omnicron varyantı BA.1’i hedefleyecek yapıda. Ancak ABD’de ve dünyanın birçok yerinde Omnicron BA.4 ve BA.5 varyantları etkin durumda. FDA, BioNTech/Prfizer ve Moderna aşılarının bu versiyonlar için güncellemesini istedi.
TUA (Türkiye Uzay Ajansı) ve ESEN Sistem, ABD'nin dünyaca ünlü uzay şirketi Sierra Space ile uzun vadeli ortaklık kurdu.
BioNTech ve Moderna ise koronavirüs aşılarının Omnicron BA.1 versiyonu içinyüksek bağışıklık sağladığına ilişkin verileri de yayınladı. Bu anlamda iki firma daha önce Omnicron BA.1 varyantı için aşıyı güçlendirmiş ve ek doz üretimi yaptı. FDA’da aşıların temelini oluşturan Spike proteinlerinin bu versiyonlara uyum sağlayacak şekilde yeniden üretilmesini tavsiye etti. Yine burada firmalar yeni bir doz yerine çok ek bir doz hastalığın önüne geçmeye çalışacak.
Şu an için ABD’de vakaların yüzde 52’lik kısmı BA.4 ve BA.5 varyantından kaynaklı. Gelecek haftadan itibaren ise bu rakamın katlanarak artması bekleniyor.
Aşı firmalarının bu yeni versiyonlara karşı yeni güçlendirilmiş aşıları ise ne zaman hazır hale getireceği belirsiz. FDA ise sonbaharda aşıların yeni versiyonlarının hazır olması gerektiği görüşünde.
Türkiye’de ise haftalık koronavirüs tablosunda vaka sayısı 26 bine kadar çıktı. Geçen hafta ise bu rakam 10 bin civarındaydı. DSÖ ise bir çok ülkede artan vaka sayıları sonrası pandeminin henüz bitmediğini açıkladı.
Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı, hangi varyantın etkili olduğuna dair verileri paylaşmıyor. Ancak tahminler Türkiye’de de Omnicron BA.4 ve BA.5 varyantının artmaya başladığı yönünde. Bu hafta ikiye katlayan koronavirüs vaka sayıları sonrası Türkiye’de ve dünyada tedbirlerin yeniden gelip gelmeyeceği ise merak konusu. Bu anlamda tedbirler geri gelmese bile koronavirüs aşıları için yeni bir ek doz uygulaması ile karşı karşıya kalabiliriz.
Teknoloji, gelişmeye ve hayatımıza etki etmeye devam ediyor. Özellikle teknoloji altyapı çalışmaları, biz farkında olmadan yaşam kalitemize etki ediyor. Örneğin Lenovo gibi şirketler, yeni çağa yönelik çözümler için erkenden çalışmalar yapıyor. Peki bu yatırımlar ne durumda? Lenovo Türkiye Infrastructure Solutions Group Genel Müdürü Burç San, merak edilenleri yanıtladı.
Lenovo Türkiye Infrastructure Solutions Group Genel Müdürü merak edilenleri cevapladı!
Lenovo Altyapı Çözümleri Grubu (ISG) olarak hizmetleriniz hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?
Lenovo Altyapı Çözümleri (ISG), Intel® ile güçlendirdiği sunucuları, depolamayı, ağ ürünlerini, yazılımları ve hizmetleri kapsıyor. Dünyadaki teknolojik dönüşüm sürecinde Lenovo, 2014 Yılı’nda 3 güçlü strateji benimsedi.
Üç stratejiden en önemlisi, ise yeni teknolojilerin olanak sağladığı günümüz fırsatlarını değerlendirmek ve “Cihaz + Bulut” ve “Altyapı + Bulut” alanlarına daha çok odaklanmaktı. Bu strateji kapsamında, Lenovo içinde yeni bir yapılanmaya gidildi ve “Lenovo Infrastructure Solutions Group” yani ISG bağımsız ayrı bir şirket olarak hayata geçti.
2017 yılında, Intel®’de 25 yıllık veri merkezi yönetimi deneyimine sahip, sektörün duayenlerinden Kirk Skaugen’in Lenovo’ya ISG yatırımının başına geçti. Hem pazar için hem de Lenovo için önemli bir dönem başlamış oldu.
Altyapı Çözümleri Grubu olarak teknoloji alanında nasıl yatırımlar yapıyorsunuz?
Dünyanın en eksiksiz akıllı cihazlar ve altyapı portföyünü tasarlayarak ve inşa ederek dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca kullanıcı için daha iyi deneyimler ve fırsatlar yaratmak için Akıllı Dönüşüm’e de öncülük ediyoruz. Altyapı Çözümleri Grubumuz bilişim teknolojilerinin modernizasyonuna öncülük ediyor.
Altyapı Çözümleri Grubu (ISG), uç noktadan buluta bilişimi desteklemeye yönelik olarak sektörde öncü yeni Intel® ile güçlendirilmiş ThinkSystem ve ThinkAgile hiper yakınlaştırılmış altyapı (HCI) çözümleri sunuyoruz.
Lenovo’nun, sanal masaüstü altyapısı (VDI), veri tabanı ve analiz, yapay zeka gibi zorlu bulut iş yüklerini çalıştırmak için özel olarak optimize edilmiş yeni çözümleri, veri bütünlüğü ve cihaz yazılımı tehditlerine karşı koruma sağlamak için bütünleşik güvenlik özellikleriyle karşımıza çıkıyor.
Pandemi ile birlikte hızlanan dijitalleşmenin avantajları neler oldu?
En azından şimdilik geleneksel bir işyerine olan bağımlılığımız azaldı. İşletmeler, uzaktan çalışanların ve ademi merkeziyetçi ofislerin nasıl başarılı olabileceğini gördüler ve dijital dönüşüm bu değişimin merkezinde yer alıyor.
Artık sanal ortamlarda yapılan işlerin çoğu ile şirketlerin veri yönetimi süreçlerini dijitalleştirme ihtiyacı hızlandı. Kuruluşlar, verileri daha verimli bir şekilde analiz etmek ve işlemek için tutarlı bir veri yönetimi sistemi uygulamanın devam eden zorluğuyla karşı karşıya kalırken, aynı zamanda tüm konumlardan erişilebilir ve eyleme geçirilebilir olmasına izin veriyor.
Intel® ile güçlendirdiğimiz sunucularımızda verilerimiz artık sınırlı sayıda kaynaktan alınan yüksek düzeyde yapılandırılmış bilgiler değil. İş liderlerinin şu anda karşı karşıya olduğu gerçeklik, çeşitli biçimlerde ve çeşitli kaynaklardan gelen verilerin işlenme ve depolanma biçimine daha fazla önem vermeye evrilmiştir. Bu, güvenli, esnek ve çevik veri yönetimi sağlamak için Lenovo ThinkSystem DM Serisi Depolama Yöneticisi İşletim Sistemimizde gördüğümüz gibi platformlara, araçlara ve flash dizisi teknolojisine olan talebi artırdı.
Akıllı Dönüşüm tam olarak neleri kapsıyor?
Basitçe söylemek gerekirse, Akıllı Dönüşüm, yapay zeka (AI) ile desteklenen cihazlar ve veri merkezi altyapısı, güçlü çözümler oluşturmak için birlikte çalıştığında ne olduğunu açıklar. Bu çözümler müşterilerin hayatlarını iyileştirmeye yardımcı oluyor ve sektörleri ileriye taşımaya devam ediyor. Benzersiz bir şekilde işleri daha hızlı, daha ucuz, daha iyi ve daha kişisel hale getirmemize izin veren çözümleri kapsıyor. Önümüzdeki yakın gelecekte “Akıllı Dönüşüm”, hayal edilemeyen iş modellerinin önünü açacak.
Gelecek hedeflerinizden söz eder misiniz?
Öncelikle amacımız, dünyanın ilk 3 en büyük Data Center sağlayan üreticisinden biri olmak. Müşteri memnuniyeti ve güvenilirliği konusundaki liderliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Lenovo olarak inovasyona bağlılığımız doğrultusunda herkes için daha akıllı teknolojilere odaklanmayı sürdüreceğiz. Son kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayabilmenin ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmanın bu sektörde başarılı olabilmenin temel şartlarından biri olduğunu düşünüyoruz. Bu yönde yenilikçi adımlar atıyoruz, yapay zeka yatırımlarımızı sürdürüyoruz.
Lenovo’nun dünyada ve Türkiye’de yapay zeka ve teknolojinin geleceğine yatırımlarından bahseder misiniz?
Geleceğin teknolojilerine baktığımızda, nesnelerin interneti, yapay zeka ve veri analitiği kavramlarının daha da ön plana çıkacağını görüyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun araştırmalarına göre, önümüzdeki 10 yıl içinde dijital teknolojilerin yarattığı ekonomik değerin 100 trilyon doları aşması bekleniyor.
Yapay Zeka Endeksi 2019 Yılı Raporu’na göre, 2019’da özel sektörün küresel çaptaki yapay zeka yatırımı 70 milyar doları aştı. Lenovo olarak daha akıllı teknolojilere ve inovasyona odaklanırken yapay zeka için yılda 1, 6 milyar dolar yatırım yapıyoruz. Önümüzdeki yıllarda AR, VR, Supercomputing, yapay zeka ve 5G’nin daha fazla hayatımıza gireceğini ve yaygınlaşacağını düşünüyoruz.
ISG olarak müşteri deneyimini iyileştiren ve onları güçlendiren yenilikçi teknolojilere yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Geleceğe yatırım ve inovasyon kalemlerimizin başında gelen konu “yapay zeka.”
Araştırma merkezlerine, “Müşteri İnovasyon Merkezleri’ne” yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Hem işimizi hem de müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştıracak yeni yapay zeka teknolojileri geliştiriyoruz.
Araştırmacılar, olumsuz iklim değişikliklerini hafifletmeye yardımcı olmak için, sel veya kuraklıktan etkilenebilecek tarımsal bölgeleri ve mahsulleri incelemek ve bu bölgeleri önceden belirleyebilmek için, “Jeo-Uzamsal Görüntü Analizi” ve “Lenovo Yapay Zeka İnovasyon Merkezimiz’i “kullanıyor.
Yapay zeka, geleneksel iş stratejileri ve bilimsel araştırmalar üzerinde şimdiden derinlemesine bir etki yaratıyor ve üst düzey liderlerin çoğu, bu konuyu bir öncelik olarak kabul ediyor. Biz de yeni açtığımız küresel yapay zeka inovasyon merkezlerimiz ve kapsamlı ürün ve hizmet portföyümüzle kritik yapay zeka sistemlerini hayata geçirmeyi sürdürmekte kararlıyız.
Şu an yapay zekanın en önemli ticari ya da insani sorunların çözülmesine yardımcı olması için üç yeni yapay zeka inovasyon merkezini işletiyoruz.
Morrisville(ABD), Stuttgart(Almanya), Pekin’de(Çin) bulunan bu merkezlerde, Lenovo’nun 100’den fazla veri bilimi uzmanı ve uzman yapay zeka geliştiricisi çalışıyor.
Hastalığın ilk aşamasında, tümörleri saptamak, sınıflandırmak ve teşhis konulmasında doktorlara destek sağlamak için kullanılabilecek hasta görüntüleme ve tetkik / tarama gibi yapay zekanın olanak sağladığı çözümler tasarlamak üzere uğraşıyorlar.
Yapay zekanın veri yönetimindeki rolü ve avantajları nelerdir?
Yapay zeka veri yönetiminde daha fazla otomasyon ve tahmin sağlar. Depolama sağlayıcıları, kurumsal veri yönetimi sistemlerinde otomatikleştirilmiş yetenekler oluşturmak için giderek daha fazla yapay zeka ve makine öğrenimine yöneliyor. Bu, kapasite gereksinimlerini izlerken daha yüksek verimlilikten önceden var olan verilerinizi tahmine dayalı analitik için kullanmaya ve sorunların gerçekleşmesini engellemeye kadar her şeyi içerebilir. 2021’de, işletmelerin veri altyapısı yönetimi boyunca insan müdahalesini azaltmaya devam etmesi, bunun yerine bu sorunları ele almak için akıllı yazılım çözümlerine ek sorumluluk yüklemesi muhtemeldir.
Veri Merkeziniz, AI yapılanmanızın kalbi olarak görülmelidir ve bu nedenle yüksek performansı gerektirir. Flash tabanlı yatırımlarınız, model eğitimi için nöral ağlara veri beslemede olduğu ön-işlemeden, performans darboğazlarına kadar sorunları ortadan kaldırabilir ve AI iş yüklerini basitçe hızlandırabilir.
Yapay zeka yeteneklerinden etkin bir şekilde yararlanarak işletmeler, özellikle gözetim, performans ve güvenlik gibi alanlarda veri yönetimlerinin verimliliğini büyük ölçüde artırabilirler. Yeni nesil uygulamalar ve dijital dönüşüm projelerinin halihazırda hayata geçirilmesiyle birlikte, makine öğrenimi teknikleri, yapay zeka desteği olmadan mümkün olandan daha doğru içgörüler elde etmek için sürekli artan veri kümelerini analiz etmenize olanak tanır.
Yakın gelecekte 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla bizleri neler bekliyor?
5G ağının kullanılabilirliği, birçok farklı işletme operasyonu için çok önemli hale gelmek üzere. 5G’den yararlanan IoT(nesnelerin interneti) cihazlarının doğal büyümesiyle, oluşturulan ve analiz edilen verilerin hızı, uç(edge) konumlarda yüksek performanslı, düşük gecikmeli depolama ihtiyacını artıracak.
5G, daha gelişmiş, veriye aç uygulamalar geliştirmek için katalizör görevi görecek ve bu da kurumsal sistemlerin verileri yıldırım hızında işlerken çalışır kalmasını sağlayacak. Buna karşılık, kurumsal iş modelleri, özellikle son kullanıcılara ve müşterilere sunulan hizmetlerle ilgili olduğu için buna uyum sağlaması gerekecektir. Bu nedenle, sağlam, güvenli ve yüksek verimli veri yönetimi çözümleri, bir 5G ağının iş operasyonlarına sunduğu muazzam potansiyelden yararlanmak için merkezi bir bileşen olacaktır.
Lenovo olarak veri merkezlerinin çevresel etkilerini azaltmak için ajandanızda neler var?
Her yıl yaklaşık 40 milyon ton elektronik atık üretiliyor ve bu toplam toksik atığımızın %70’ini oluşturuyor. Dahası, dünyadaki veri merkezlerinin 2030 yılına kadar dünya elektriğinin %13’ünü tüketeceği tahmin ediliyor. Tüm bunlar, veri toplama, depolama ve nihayetinde elden çıkarma döngüsü yoluyla israflı depolama uygulamalarının sınırlandırılmasının giderek büyüyen bir sorun olduğu anlamına geliyor.
Bulut tabanlı teknolojilerin ve Lenovo’nun Varlık Kurtarma Hizmeti gibi sistemlerin ortaya çıkışı, artık organizasyonları sunucu odalarına olan bağımlılıklarını azaltmaya teşvik ediyor. Ancak ortaya çıkan çevresel etkilerle mücadele etmek için daha fazla önlem alınması gerekecek.
İş liderlerinin, yalnızca daha sürdürülebilir sistemleri teşvik ederek değil, aynı zamanda tüm aşamalarda e-atığı azaltmak için veri merkezlerinin genel verimliliğine odaklanarak, verileriyle ilgili olarak karbon ayak izlerini azaltmaya daha fazla önem vermeleri gerekir. Veri depolama yıldan yıla daha verimli hale geldikçe, verileri yeniden kullanma ve geri dönüştürme becerisine sahip olmak, ileriye dönük daha sürdürülebilir veri yönetimi uygulamalarının oluşturulmasına yardımcı olabilir.
Kripto paraların dev çöküş yaşaması yatırımcılar kadar şirketleri de zora sokuyor. Özellikle kripto para borsalarının elinde tuttukları dijital varlıklar, şirketlerin neredeyse yarı yarıya değerini kaybetmesine yol açtı. En büyük borsalardan biri olan FTX’in CEO’su ise bazı firmaların çoktan battığını iddia etti.
FTX CEO’su: Birkaç kripto borsası gizlice iflas etti
Yakın tarihli bir röportajda FTX CEO’su Sam Bankman-Fried, bazı küçük kripto borsalarının “gizlice iflas ettiği” söyledi. Ayrıca yatırımcıları da daha fazla şirketin kripto çöküşü yüzünden batmanın eşiğinde olduğu konusunda uyardı.
Forbes ile yeni bir röportaj yapan kripto para borsası FTX’in yöneticisi Bankman-Fried, kripto dünyasındaki dalgalanmayı değerlendi. Son iki yılda yaşanan kripto yükselişinin sert bir şekilde çakıldığını ve yatırımlar için bir dizi felaketi beraberinde getirdiğini söyledi.
Kripto para piyasasında yaşanan büyük çöküşün ardından Binance duruma el attı ve yüklü miktarda Bitcoin aldı.
FTX CEO’su Sam Bankman-Fried, kullanıcılarına ödeme sağlayan bazı firmaların iflas bayrağını çekmeye hazırlandığını belirtti. Forbes’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
Zaten gizlice iflas etmiş bazı üçüncü kademe borsalar var. Temelde çok ileri giden şirketler var ve bilançoda önemli bir boşluk yaşıyorlar. Düzenleyici sorunlar veya kurtarılacak çok fazla iş kalmaması gibi nedenlerle onları durdurmak kolay değil.”
Aslında bu açıklama, FTX’in diğer şirketlerle olan bağlantısını da ortaya koydu. FTX daha önce kripto para firması Voyager Digital ve BlockFi’yi 800 milyon dolarlık kefaretle batmaktan kurtardı. Her iki şirkete de nakit para ve Bitcoin finansmanı sağladı.
Pandemi etkisiyle dünyayı saran küresel ekonomik kriz, kripto para piyasasında da kendini hissettirdi. Bir süredir düşüşte olan kripto para piyasası, son zamanlarda yatay bir grafik izliyor.
Siz kripto paraların düşüş yaşaması hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.