Tesla, AMD Ryzen işbirliğinde yeni adım

Tesla, Nvdia ile başlayan, Intel ile devam eden işlemci tedariğinde yönünü AMD‘ye çevirmeye başladı. Bir çok otomobil devinden çok daha büyük hale gelen Tesla, çok kısa bir süre önce 1 trilyon dolar değerine ulaştı. Ancak bu büyüklüğe rağmen Tesla’da çip kıtlığından nasibini alan firmalar arasında. İşte firma bu kıtlığı aşmak adına farklı alternatifleri de devreye alıyor.

İlginç olay: Tesla’dan Elon Musk büstü yaptılar!

İlginç olay: Tesla’dan Elon Musk büstü yaptılar!

Hiçbir şekilde gündemden düşmeyen Elon Musk, bu sefer de Tesla'dan üretilen büstü ile karşımıza çıktı. İşte detaylar...

AMD Ryzen şimdi de Tesla Model Y için devrede

Tesla, ilk olarak oyun da oynanabilen Model S ve X araç içi eğlence sistemi için AMD ile el sıkıştı. Bu anlamda 10 teraflop işlem gücüne sahip AMD Ryzen çip ve RDNA2 GPU donanımına sahip bir oyun bilgisayarı otomobillere yerleşti. Ancak Çin’de ortaya çıkan yeni detaylar aynı özelliklerin Model Y içinde geldiğinin habercisi.

Çinde piyasaya sürülen yeni Tesla Model Y otomobilin yazılım kodlarında AMD Ryzen ifadesi ortaya çıktı. Bu anlamda Tesla’nın Çin’de yer alan modellerde AMD Ryzen çipe geçeceği anlaşılmış oldu.

Tesla Model Y Çin versiyonunda AMD Ryzen kullanılacak

Ancak Tesla, bir modelde değişikliğe gittiği zaman bunu tüm varyasyonlarda uyguluyor. Buna göre Çin versiyonu otomobil tüm Model Y‘lerin de aynı çipi kullanacağının göstergesi.

Tesla ve Çip krizinin etkileri

Çip krizinin vurduğu sektörlerin başında otomotiv geliyor. Son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler çoktan otomobillerin de çip teknolojisine geçmesine neden oldu. Ancak elektrikli otomobiller bu anlamda çok daha gelişmiş çiplere ihtiyaç duyuyor. Özellikle Tesla, sürücüsüz otomobil teknolojisi için güçlü çiplere ihtiyaç duyuyor. Ancak marka sürücüsüz otomobilde kullandığı yapay zeka çipini kendi tasarlıyor. Bu çipi Samsung’a ürettiren Tesla’yı kriz daha az etkiledi.

Tesla bu noktada çipler yerine mikrodenetleyicilere döndü. Bu anlamda marka farklı alanlarda farklı çipler ve mikrodenetletyiciler kulanmaya başladı. Bu donanımlar Tesla’nın geliştirdiği yazılımlar sayesinde birbiriyle uyumlu çalışıyor. Marka böylece iki yıl daha sürecek çip krizini hafifletmiş oldu.

Ancak bu kriz için hem Tesla’nın hem de diğer otomobil devlerinin daha kalıcı bir çözüm bulması gerekecek. Pandemi ile başlayan tedarik krizleri bugün halen etkisini gösteriyor. Özellikle koronanın antikora karşı savunma geliştiren Nu varyantı da endişe yarattı. Koronanın dünyada yeni bir pik yapması tedarik krizlerini daha da derinleştirebilir.

TikTok ağır çekim video nasıl yapılır?

TikTok, milyonlarca kullanıcıya sahip olması bakımından en çok kullanılan sosyal medya uygulamaları arasında yer alıyor. Özellikle pek çok kullanıcının çektiği kısa videolardan sonra sosyal medyada popüler olmasıyla kullanıcısı sayısı gün geçtikçe daha da artıyor.

Uygulama, kullanıcıların yaratıcı video içeriği oluşturmasına ve yayınlamasına olanak tanıyor. Eğer TikTok kullanmaya yeni başladıysanız ve pek çok videoda ağır çekimin olduğunu görürsünüz. Bu yazımızda “TikTok ağır çekim video nasıl yapılır?” sorusunu yanıtladık.

Hasan Can Kaya, TikTok’ta rekor kırdı!

Hasan Can Kaya, TikTok’ta rekor kırdı!

Exxen'de yayınlanan Konuşanlar programıyla tanınan Hasan Can Kaya, TikTok platformunda erişilmesi güç bir rekora imza attı.

TikTok’ta ağır çekim videolara nasıl etki ediyor?

TikTok, kullanıcılara içeriklerini ve yaratıcılıklarını geliştirmesi için pek çok araç ve seçenek sunar. Sunduğu araçlardan bir tanesi de ağır çekim oluyor. Videonun belirli bir bölümünün hızını azaltan ağır çekim, çekeceğiniz videoya büyük ölçüde bir etki oluşturuyor.

Videonuzun konseptine göre dikkat çekmesini istediğiniz yeri ağır çekim ile çekebilirsiniz. Bu sayede video içeriğiniz daha da ilgi görüyor.

Ağır çekim video nasıl yapılır?

  • Cihazınızdan TikTok uygulamasını açın.
  • Hesabınıza giriş yapın.
  • Karşınıza çıkan sayfanın altındaki (+) simgesine dokunun ve yeni bir video oluşturun.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir-1.png
  • Videoyu kaydetmek için kırmızı daireye basın. İşiniz bittiğinde, video bir kez normal hızda döner.
  • Videonuzu çektikten sonra sol alt kısımda bulunan efektler kısmına girin.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir-2.png
  • Alt kısımdaki seçenekleri sağa kaydırarak zaman seçeneğini seçin.
  • Son olarak ağır çekim seçeneğini seçerek işleminizi sonlandırın.
https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/TikTok-agir-cekim-video-nasil-yapilir.png

Bu seçeneğin yanı sıra ağır çekim video çekmenin farklı bir yolu da bulunur. Bunun için ise video çekme sayfasının sağ üst köşesinde yer alan hız seçeneğini seçerek yeni hızı seçin. Videoyu iki şekilde yavaşlatabilirsiniz: 0,5x hız ve 0,3x hız. Aynı zamanda normal hızın iki ya da üç katına kadar da hızlandırmanız mümkündür.

TikTok videoları ileri ya da geri sarılır mı?

TikTok uygulamasında herhangi bir videoyu geri ya da ileri sarmanın bir yolu yoktur. Ancak videoyu cihazınıza kaydederseniz, telefonunuzdan ya da tabletinizden gerektiği gibi ileri ya da geri sarabilirsiniz.

Bu durum cihazınızda bir miktar yer kaplar ancak bir TikTok videosunun istediğiniz herhangi bir bölümünü yeniden izlemeniz için olası bir yol sağlar.

Taşımacılık sektöründe karbon salınımı neden engellenemiyor?

Dünyada karbon salınımı değerlerine bakıldığında ulaşım yüzde 21 ile ilk sıralarda yer alıyor. Aynı zamanda pek çok ülkede listenin tepesinde bulunuyor. Başta Avrupa ve Kuzey Amerika bu konuda en riskli bölgeler halinde gözüküyor. Ancak Asya cephesi büyük bir ivmelenmeyle 1. sıraya doğru ilerliyor.

Yeşil gezegen için büyük adım: İlk kez karbonsuz çelik üretildi

Yeşil gezegen için büyük adım: İlk kez karbonsuz çelik üretildi

Bilim insanları, yeşil gezegen hedefleri için büyük bir adım attı. İsveç'te, dünyanın ilk karbonsuz çelik üretimi yapıldı. İşte detaylar...

Karbon salınımı neden sıfıra indirilemiyor?

Aslında pek çok otomotiv ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketi mevcut politikalarını bu durumu değiştirmek için tekrar düzenliyor. Fakat ortaya çıkan tabloya göre 2050 yılına geldiğimizde karbon salınımı azalmak yerine yüzde 20 oranında artış gösterecek.

karbon salınımı

Üstelik ortaya koyulan bu yöntemler tüm dünya ülkeleri ve şirketleri tarafından kabul edilse bile ancak yüzde 70 oranında bir azalma olacağı hesaplanıyor. Yani karbon salınımını sıfıra indirmeye yetmiyor. Dolayısıyla AB gibi pek çok yapı geçtiğimiz yıllarda bu durumun üzerine daha fazla yoğunlaşmaya başladı. Peki bu durumun önüne geçmedeki en büyük engeller neler?

Nüfusla birlikte doğru orantılı artan talepler

Ekonomiler ve nüfus büyüdükçe, mallara olan taleple birlikte seyahat etme arzusu ve imkanı olan insan sayısı da artıyor. Bu sebeple 2015 yılından 2050’ye kadar geçen süreçte bu alandaki yoğunluğun iki kat artması bekleniyor. Bu sebeple taşımacılık sektöründeyse planlanan karbon salınımından arınma süreci, herhangi bir teknolojik atılımdan çok daha fazlasını temsil ediyor.

karbon salınımı

Tabii burada bulunan en büyük engel yalnızca turizm sektöründeki taşımacılık değil. Dünyadaki ithalat ve ihracat ağlarının neredeyse tamamı beraberinde büyük bir karbon salınımı getiriyor. Bu sektörlerde kullanılan fosil yakıtın miktarıysa her geçen gün artış gösteriyor. Üstelik yüksek nüfuslu bölgelerdeki hava kirliliği her geçen gün yaşanmayacak seviyelere doğru ilerliyor.

Petrole bağımlılık

Petrolün tüm sektörlerde yerini elektrik gibi düşük karbonlu alternatiflerine bırakışının 2050’li yıllara kadar gideceği tahmin ediliyor. Günümüzdeyse taşımacılık sektörünün yüzde 95’i petrole bağımlı durumda. Ancak önümüzdeki 10 yıl içerisinde yeni otomobillerin elektrikli bir şekilde karşımıza çıkmasıyla birlikte karbon salınımının yüzde 14 oranında azalması ön görülüyor.

karbon salınımı

Her ne kadar Ford ve BMW gibi sektörün ileri gelen üreticileri 2030’lu yıllara gelindiğinde tamamen elektrikli otomobil üreteceğini söylüyor olsa da anlık bir değişim olmayacak. Çünkü tüm dünyada yaşanacak bir dönüşüme ihtiyaç var. Üstelik şu anda kullanımda olan araçların 2050’lere kadar sokaklarda olacağını da unutmamalıyız.

Bu sebeple pek çok çevre ve küresel ısınma örgütü özellikle metropollerde metro ve tramvay gibi ulaşım araçlarının artırılarak otomobil ve bireysel araç gereksiniminin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyor. Yoksa Covid-19 süresince taktığımız maskeleri hava kirliliği yüzünden açık havada da uzun yıllar boyunca takmamız gerekebilir.

Deniz ve hava yolu ulaşımlarında petrolün alternatifi yok!

Uçaklarda en önemli unsurlardan birisi ağırlıktır. Belirlenen seviyenin üzerinde yük taşıyan bir uçak hem daha fazla benzin tüketir, hem de aşırı ağırlık sebebiyle kalkış bile yapamayabilir. Dolayısıyla ufak sınıf bir yolcu uçağını bile İstanbul’dan Londra’ya götürebilmek için, yolcuların ağırlığı kadar bataryaya ihtiyaç olacaktır.

Tabii bu bataryaların aşırı ısınma yaparak kabini çöl ortamına çevirmemesi de gerekiyor. Ayrıca alan sorununu da unutmamak lazım. Çünkü yolcular kadar pil taşıyabilseniz bile muhtemelen bavullara yer kalmayacaktır. Bunun yanında sadece ticari yük taşımacılığı için kullanılan uçakların böyle bir alandan kayıp yaşaması şu an için oldukça maliyetli olacaktır.

Kargo ve turizm gemileriyse kömürden dizel yakıta döndüğü günden beri teknolojisi ufak geliştirmelerle ilerliyor. Onlarca yıl dayanan bu motorlar deniz taşımacılığının bel kemiğini oluşturuyor. Öyle ki 2050 yılına gelindiğinde küresel emisyonların yüzde 10’unu temsil etmesi bekleniyor.

karbon salınımı

Fakat bu alanda elektriğe dönülmesi uçaklardan daha kolay olabilir. Çünkü yükü motor değil su üstlenecek. Tabii isterseniz bir de tüm gemiyi güneş panelleriyle kaplayabilirsiniz. Ancak bununda maliyeti yine yüksek olacaktır. Ayrıca “yavaş buharlama” adındaki yöntem sayesinde bu gemiler hızlarında yüzde 20’lik yavaşlamaya giderse, karbon salınımlarını yüzde 24 oranında düşürebilir.

Aslına bakarsanız karbon salınımı her ne kadar günümüzün en büyük problemleri arasında yer alıyor olsa da tamamen çaresiz olduğumuz bir konu değil. Sadece günlük rutinini değişerek metropolde yaşayan insanlar otomobil yerine toplu taşıma araçlarına yönelir ve fabrikalar daha sıkı denetimlerden geçirilerek son teknoloji filtreleme yöntemlerini kullanırsa büyük etki yapabiliriz.

karbon salınımı

Fakat burada ülkelerin kanunlarla ve teşviklerle bazı konuların arkasında daha sağlam durması gerekiyor. Pek çok insan bu konuya özgürlüklerinin kısıtlanması olarak bakıyor. Ancak şu anki düzen böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız dünya özgürlüklerin değil hayatta kalma savaşının verildiği bir yer haline gelecek. Üstelik gezegenimiz geri döndürülemez bir noktaya ulaşabilir.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Avatar nasıl dünyanın en çok gişe yapan filmi oldu?

Avatar, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en çok kazanan ve izlenen filmi olarak dikkat çekiyor. 2009 yılında vizyona giren ve sektörü baştan aşağıya değiştiren eser, kırılması güç rekoru elinde bulunduruyor. Birçok yapımın geçmeye çalıştığı ve başarısız olduğu film, yaptıklarıyla da kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.

Peki 2009 yapımı Avatar, nasıl oldu da hala geçilemedi ve en çok hasılat yapan film olmayı başardı? Gelin bu konuyu derinlemesine inceleyelim.

Facebook’un hikayesini anlatan film ne kadar gerçeği yansıtıyor?

Avatar filminin sırrı ne?

Üzerinden 12 yıl geçen yapım, 2.84 milyar dolarlık gişe hasılatı ile güncel verilerde en çok kazanan film. Herhangi bir popüler kültür referansı olmadan tamamen sıfırdan yaratılan bir senaryo üzerinden ilerleyen Avatar, o kadar sevildi ki, o dönem insanları birden fazla kez salonlara sokmayı başardı.

James Cameron tarafından yönetilen ve Oscar kazanmayı da başaran Avatar, beyaz perdeden kaldırıldıktan sonra büyük hayran kitlelerine asla sahip olmadı. Devam filmleri için kampanyalar yapılmadı. Hatta popüler kültüre dahil olabilecek eserlere de ilham kaynağı olmadı. Vizyona giren ve işi bitince de kendini unutturan yapım, büyük bütçeli pek çok stüdyonun yapamadığını gerçekleştirerek çok para kazandı. Bu nedenle hep araştırma konusu haline gelen Avatar, çok iyi yaptığı bir kaç detay ile hala yerini kimseye kaptırmadı.

3D sinemanın geri dönüşü

O dönem Titanic‘i geride bırakarak 1 numara olan Avatar, kendine ait bir külliyata sahip olmasa da, çok iyi yaptığı birkaç detaya sahipti. Bunlardan ilki teknik kapasite ile alakalı. Takvimler 2009‘u gösterdiğinde, sinema sektöründe 3D filmler çok da ilgi çekici değildi. İnsanlar gözlük takarak yaklaşık 3 saat film izleme konusunda pek istekli değillerdi. Bu durumda, dönemin teknolojisi nedeniyle yeterli gerçekçiliğin oluşturulamaması da oldukça etkiliydi.

James Cameron, Avatar ile bu durumu tersine çevirmeyi başardı. Ana akım filmler arasında bu teknolojiye yer veren ilk yapımlardan oldu. Ancak işler bununla sınırlı değildi. Zira görsel efekt konusunda o kadar başarılı işler ortaya çıkmıştı ki, gerçek anlamda 3D deneyimi izleyicilerin beğenisine sunulmuştu. İnsanlar senaryodan, olay örgüsünden bağımsız sadece atmosferi deneyimlemek için tekrar tekrar sinemalara gidiyordu.

3D film devrimini başlatan Avatar, günümüz ana akım sinemalarında yeni bir çağı başlattı. O dönem bu tarz film bulmakta zorluk çekilirken, şimdi ise neredeyse her film 3D olarak seyircisi ile buluşuyor.

Avengers: Endgame ve Avatar’ın Çin macerası

Liderlik koltuğunun keyfini çıkaran Avatar, 2019 yılında Avengers: Endgame ile ikinci sıraya gerilemişti. Marvel ve Disney‘in bir numaralı hedefi olan birincilik, artık James Cameron‘ın eserine ait değildi. Avengers: Endgame, o dönem yaptığı 2.797 milyar dolarlık hasılat ile uzun yıllar lider olacağını düşündü. Ancak işler tam anlamıyla bu şekilde ilerlemedi.

Avatar

2020 yılında COVID-19 salgını tüm dünyayı etkilemiş, insanlar evlerinden dışarı çıkamamıştı. Hal böyle olunca sinema sektörü de alt üst olmuş, sosyal hayat da oldukça gerilemişti. Çin hükumeti, insanlara sosyal yaşamlarını geri kazandırmak amacıyla salonları yeniden açmaya başladı.

Ancak güncel olarak çekilen film sayısı sıfır olduğundan, izleyicilere gösterecek eser bulmakta sinemacılar çok zorlanıyordu. Hal böyle olunca hükumet, popüler olan eski filmler için stüdyolardan izinler almaya başladı. Bu yapımlar arasında gözüken Avatar da, yeniden beyaz perdeye uğrama fırsatını ele geçirdi. Avengers: Endgame‘in sadece 7 milyon dolar gerisinde olan yapım, yeniden liderlik planları yapmaya başladı.

Avatar

Ellerine geçen fırsatı çok iyi değerlendiren Avatar cephesi, Çin‘de 50 milyon dolarlık daha gişe hasılatı yaparak tekrar zirveye yerleşti. İlerleyen dönemlerde de birinci sırayı kaptırması zor gözüken yapım, ne kadar daha zirvede kalacak merak konusu.

Peki sizler Avatar ile alakalı neler düşünüyorsunuz? Sizce ileride filmi geçebilecek yapımlar görecek miyiz? Görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.

Resident Evil 4 Remake yapım aşamasında! İşte ilk detaylar

Capcom’un efsaneleşmiş korku oyunu serisi Resident Evil, yeni oyunlarla sürekli karşımıza çıkıyor. Seriden son olarak Resident Evil: Village oyununu görmüştük ve oyun epey olumlu eleştiri toplamıştı. Yeni hikayeleri anlatan oyunlar çıkmaya devam ederken Capcom, eski oyunlara yeni birer soluk getirmeyi de ihmal etmiyor. Ortaya çıkan yeni sızıntıya göre serinin belki de en çok sevilen oyunu Resident Evil 4, remake olarak yeniden geliyor.

Resident Evil 4 daha önce Remastered olarak karşımıza çıkmıştı. Bu sürümde oyun HD grafiklere sahip olmuş ve PC’de daha rahatlıkla oynanabilir hale gelmişti. Bu defa gelecek olan yapım ise birkaç düzeltmeden çok daha fazlası olabilir.

GTA Trilogy, PC’ye mobil platformdan port edilmiş!

GTA Trilogy, PC’ye mobil platformdan port edilmiş!

GTA Trilogy üzerine tartışmalar bitmek bilmiyor. Şimdi de üçlemenin mobil platformdan PC'ye port edildiği ortaya çıktı.

Resident Evil 4 Remake, ses aktörü tarafından sızdırıldı

Oyunun geliştirildiği Capcom tarafından doğrulanmasa da ses aktörü D.C. Douglas’ın sızdırılan mesajları bizi buna inandırmaya yetiyor. Oyunda Albert Wesker karakterine hayat verecek olan aktör, oyunla ilgili bir görüntüyü bir yakınıyla paylaşmış. Sızdırılan mesajlarda kendisinin “Paylaşma, dava edilebilirim” dediğini görsek de sonucu biliyorsunuz. Aktörün paylaştığı şu görüntüler, Resident Evil 4 Remake’ine ait olabilir.

Bu görselde karakterin çizimini ve aktöre giydirilen kostümün bir kısmını görüyoruz. Normal şartlarda bu görüntüler, aktör ile yapılan gizlilik anlaşması kapsamındadır. D.C. Douglas bu görüntülerin sızdırılmasına neden olduğu için büyük ihtimalle başı yanacak.

Bu görüntülerle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadığı için biraz olsun mesafeli yaklaşmakta fayda var. Ancak görünüşe göre Resident Evil 4 yeniden karşımıza çıkıyor olabilir. Bu defa çıkış yapacak olan oyun, eski oyundaki grafiklerin düzeltilmesinden fazlası olacak. Aynı fikir ve tema üzerine yeni bir hikaye anlatılacağı için büyük bir oyunun geldiğini söyleyebiliriz.

Şu an oyunla ilgili pek bir detay yok. Ancak geliştirilme aşamasında olduğuna göre yakın zamanda bizimle olmayacağını ekleyelim.

Kasım ayının en popüler kripto paraları belli oldu

Kripto paralar son bir yılda inanılmaz şekilde konuşulmaya başlandı. Aslında epeydir kullanılan kripto paralar, Elon Musk gibi isimlerin ilginç hareketleriyle büyük bir şöhret kazanabilmişti. Bitcoin ve Ethereum gibi büyük para birimleri bir yana, garip isimlendirmeli kripto paralar sosyal medyaya hükmediyor. Peki Kasım ayında en popüler olan kripto paralar hangileri?

AVAX yükselişi durmuyor! Shiba Inu’yu da geçti

AVAX yükselişi durmuyor! Shiba Inu’yu da geçti

AVAX fiyatı bugün rekor kırdı ve 147 dolara çıktı. Bu rekor fiyat inse de AVAX, sonunda Shiba Inu engelini geçti.

Kasım ayının en popüler kripto paraları listesinde Shiba yükseliyor

İlk olarak 2020 yılında adı duyulan Shiba Inu, Dogecoin ile bazı ortak noktalara sahip. Öncelikle iki kripto paranın da bir hayvanı temsil etmesi ve vektörel bir ambleme sahip olması ikisini epey benzetmenize neden olabilir. Ünlü girişimci Elon Musk, Dogecoin ile ilgili paylaşımlarıyla Dogecoin’i meşhur ettiği gibi yakın zamanda Shiba Inu’yu da meşhur etmişti.

Twitter kripto paralar hakkında konuşmak için iyi bir platform. Bu yüzden kripto paraların ne kadar meşhur olduğunu Twitter’da ne kadar adının geçtiğine bakarak belirleyebiliyoruz. CryptoRank’ın araştırmasına göre bu ay en çok bahsedilen kripto para her zamanki gibi Bitcoin. Bu büyük kripto paranın ardından ise Shiba Inu geliyor, bu da Dogecoin’in artık daha az meşhur olduğu anlamına gelmekte.

Bitcoin ile ilgili 10.710.315 tweet atılmış. Shiba Inu ile ilgili ise 4.024.575 tweet’in atıldığını görüyoruz. Diğer kripto paraların ne kadar meşhur olduğunu aşağıdaki grafikten görebilirsiniz.

Shiba’ya ve Doge’a benzeyen bir diğer kripto para olan CAKE, Doge’a fark atmış görünüyor. Twitter’da hangi kripto paraların konuşulacağını genelde Elon Musk belirlediğinden olacak ki, bu liste gelecek ay çok farklı bir hal alabilir.

Shiba Inu fiyatı düşüşte

Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paralar yüzde 5 gibi oranlarda değer kaybettiğinde bu büyük bir sorundur. Ancak ‘sh*tcoin’ olarak da adlandırılan Shiba Inu ve Dogecoin gibi paralar aniden yüzde 30 değer kaybedebiliyor. Shiba Inu şu an tanıdık bir senaryo ile karşı karşıya. Kasım ayında Shiba, yüzde 43 değer kaybederek yatırımcılarını üzdü.

Sizce Shiba Inu ve Dogecoin gibi kripto paraların geleceği var mı?

Apple, AirPower için hala umut besliyor!

Apple 2017 yılında Cupertino’daki yeni kampüsü Apple Park’ı ve ilk çentikli ekrana sahip iPhone X modelini tanıttı. Yapılan bu etkinlikte şirket, AirPower adını verdiği ve piyasaya süreceği tüm cihazları kablosuz bir şekilde şarj edebileceği istasyonu tanıttı.

iPhone’un yanı sıra Apple Watch ve AirPods gibi tüm ekosistem ürünlerini bir seferde şarj edebilecek olan bu cihaz yıllarca merakla beklenmesine rağmen piyasaya çıkmadı. Apple’ın AirPower‘a alternati bazı ürünleri tanıtmasının ardından, bu ürünün rafa kaldırılacağı düşünülüyordu. Fakat ortaya çıkan haberlere göre şirket gelecek dönemde bir sürprizle karşımıza çıkabilir.

iPhone 13 alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor?

iPhone 13 alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor?

Yakın zamanda fiyatlarına zam gelen yeni iPhone modellerini alabilmek için kaç saat çalışmamız gerekiyor? İşte detaylar...

Apple sadece AirPower üzerinde çalışmıyor!

Ortaya çıkan haberlere göre Apple, tüm büyük cihazların “birbirlerini şarj edebileceği” bir gelecek fikri için AirPower’ın yanı sıra kısa ve uzun mesafe kablosuz şarj teknolojileri geliştiriyor. Tabii bu geçmiş dönemde karşımıza çıkan ilk iddia değil. Fakat AirPower hayata geçmemiş olsa da, burada yapılan çalışmalar sayesinde başka cihazlar piyasaya çıktı.

AirPower  MagSafe Duo

Dolayısıyla ilerleyen yıllarda bu tip yeni teknolojilerle karşılaşacağımıza kesin gözüyle bakılıyor. Bu yolda atılan ilk adım olarak şirketin AirPower’ı tekrar gündeme getirdiği söyleniyor. Fakat Apple bu cihazı geliştirirken halihazırda satışını yaptığı MagSafe Duo modelinden daha farklı bir bakış açısıyla ilerliyor.

Kablosuz şarj cihazı dediğimiz zaman aklımıza akıllı telefonumuzu herhangi bir fiziksel bağlantı olmadan şarj edebiliyor oluşumuz geliyor. Fakat istasyona temas ettirerek hatta genelde üzerine bırakarak yaptığımız bu işlem aslında yine bir temas ve kısıtlayıcı yapı içeriyor.

AirPower

Apple’ın ise standart kısa menzilli kablosuz şarjın yanı sıra uzun menzilli teknolojiler üzerinde de çalıştığı söyleniyor. Ancak bu yoldaki ilk adım olarak istasyonların gelişimi ve amaçlara göre sayısının artırılması olacak. İkinci adımsa iPhone ile AirPods ve Apple Watch’ları şarj etmek olacak gibi gözüküyor. Gelecek dönemdeyse menzil konusu gündeme daha sık gelecek.

Şirketler için teknolojinin ve elektronik ürünlerin gelişiminin duraksama dönemine girdiği bu günlerde şarj ve batarya alanında yaşanacak gelişim büyük bir hedef olarak görülüyor. Apple ise bir zamanlar akıllı telefon piyasasına getirdiği devrimsel yenilikleri bu alanda tekrar hayata geçirmek istiyor.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Bir görselin telif hakkı olup olmadığını nasıl anlarız?

Anlatmak istenilen konuyu özetlemek ya da yazdığınız bir yazıyı daha ilgi çekici hale getirmek için görsel kullanımı önemlidir. Ancak pek çok güzel resimlerle dolu çevrimiçi dünyada bir resmi izinsiz kullanmak ciddi yasal ve mali sonuçlara neden oluyor.

Resimleri kullanırken çoğu zaman telif haklarını ihlal etme durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Bunun öncelikli nedeni ise kişilerin resim seçerken görsel telif hakkı olup olmadığına bakmamak oluyor. Bu noktada da kişilerin aklına “Bir resmin telif hakkı olup olmadığını nasıl anlarız?” sorusu gelir.

Google’a 500 milyon euroluk telif cezası şoku

Google’a 500 milyon euroluk telif cezası şoku

Fransa Rekabet Kurumu'nun telif soruşturması kapsamında Google'a toplamda 500 milyon euroluk bir ceza verdiği ortaya çıktı.

Resimlerde telif hakkı nasıl anlaşılır?

  • Bir iletişim bilgisi arayın

İnternette bir resim bulursanız, resmi oluşturanın ya da telif hakkı sahibinin adını içeren bir resim yazısı olup olmadığına bakın. Ayrıca görselin bir e-posta adresi ya da görsel sahibinin internet sitesiyle de bağlantı olma ihtimali vardır.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/Bir-resmin-telif-hakki-olup-olmadigini-nasil-anlariz-5.jpg
  • Bir filigran arayın

Bir resimdeki filigran, görüntünün telif hakkıyla korunduğunun açık bir işaretidir. Genellikle filigran, resmin ait olduğu adı veya şirketi belirten bir metin içerir.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/Bir-resmin-telif-hakki-olup-olmadigini-nasil-anlariz-6.jpg
  • Görüntü üzerinde ters bir arama yapın

Bu işlemi gerçekleştirmek için Google Görseller’i açın. ardından kamera simgesine dokunun ve resmin URL’sine göre arama yapın. Bunun yerine resmin nerede olduğunu görmek için resmi yapıştırın. Sonuç olarak Google’ın görsel bulgularından sahiplik bilgilerini görebilmeniz mümkündür.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/Bir-resmin-telif-hakki-olup-olmadigini-nasil-anlariz-2.jpg
  • İnternet siteleri kullanın

Eğer bir görselin telif hakkı olup olmadığını anlayamıyorsanız bunu kolay bir hale getirebilirsiniz. Çünkü resimlerin telif hakkını sizlere sunan pek çok çevrimiçi internet siteleri vardır. Bu siteler sayesinde işleminiz birkaç dakika içerisinde halloluyor.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/11/Bir-resmin-telif-hakki-olup-olmadigini-nasil-anlariz-7.png

Tüm bunların yanı sıra Google Görseller‘de baktığınız pek çok resmin altında “Görseller telif hakkına tabi olabilir” yazısı olduğunu görürsünüz. Bu da sizlere resmin telif hakkı olup olmadığı konusunda fikir verir.

Bir resmi kullanmak için izin gerekli midir?

Bazen telif hakkının süresi dolmuş olabiliyor. Bu durumda bir resmi kopyalamak ya da kullanmak için sahibinden izin alınması gerekmez. Resim, yasaların izin verdiği belirli eylemler için kullanılıyorsa da izin gerekli değildir.

Bir resmi kullanmak için izin gerekiyorsa ister çok sayıda sahibi olan bir resim ister lisanslı bir görsel olsun, tüm telif hakkı sahiplerinden izin almak gerekiyor. Bazı durumlarda resimdeki tüm haklar için izin verecek yetkide olan biri ya da kurum olur. Ancak diğer durumlarda birkaç bireysel hak sahibinden ayrın izin alınması gerekli olabiliyor.

Yapay zeka sistemleri ne kadar güvenilir?

Yapay zeka sistemleri halihazırda iş, sağlık ve üretim alanlarında aktif bir şekilde kullanılıyor. Fakat kendilerini denetlemesi ve devamlı olarak yeni yetenekler kazandırması için geliştirici konumundaki bir insana ihtiyaç duyarlar.

Pek çok kişiyse bu sistemlere yeterince güvenilemeyeceğini söylüyor. Özellikle hayatımızı ciddi anlamda değiştirebilecek konularda fark etmediğimiz büyük bir risk altında olduğumuzu savunuyor. Öyle ki gelecekte bu sistemlerin insanlar için ölüm kalım anlamına gelebilecek bağımsız kararlar alması insanları korkutuyor.

Yapay zeka, 2022 yılının renk trendlerini belirledi!

Yapay zeka, 2022 yılının renk trendlerini belirledi!

Global stok görsel sitesi Shutterstock'un yapay zekası, 2022 yılında modaya yön verecek renkleri açıkladı!

Yapay zeka sistemlerinin potansiyeli

Yapay zekaya karşı duyulan ilgi ve korku uzun bir süredir insanların hayatında yer ediniyor. Örneğin geçtiğimiz 50 yıl içerisinde bu konuyla alakalı sınırsız sayıda bilimkurgu filmi yapıldı. Ortak noktalarıysa bu sistemlerin bir gün kontrolden çıkması veya insan gibi düşünebilen bir varlık halini alması oldu.

Yapay zeka

Fakat insanlardan farklı olarak, en azından günümüzdeki robotlar ve akıllı sistemler, ahlaki bir vicdandan yoksundur. Bu sebeple sadece kendini tasarlayan yazılımcıların onlara yapmasını söylediği komutlar üzerinde düşünebilirler. Eğer düşünmeleri gerekiyorsa da ancak yaratıcılarının birer gölgesi olabilirler.

Bu sebeple etik değerler konusunda bir elektronik cihaz veya yazılım eğer tek bir kişinin elinden çıkmışsa, onun görüşlerini yansıtacaktır. Fakat bu konular oldukça öznel bir durum olduğu için aynı görüşte olmayan kişiler için bir problem yaratabilir.

Yapay zekanın gözünde insanların değeri nasıl hesaplanıyor?

Yapay zeka sistemleri duygulardan ve insanların davranışlarını etkileyen hormonlardan tamamen bağımsız olduğu için, mantığa dayalı kararlar alabilir. Bu sebeple yaşanacak bir problem veya kriz anında insanları değerlendirerek belirli bir sıralama içerisine dahil ettiğinde ortaya çıkan sonuç insanları tatmin etmeyebilir.

Yapay zeka

Bu durum bazı insanlar tarafından acımasızca görülebilir. Örneğin bir afet senaryosunda ağlayan küçük bir çocuğu kurtarmak yerine ailesinde bulunan bir bilim insanına öncelik verebilir. Benzer bir şekilde lastiği patladığı veya arızalandığı için yoldan çıkan yüz tanıma sistemlerine sahip otonom sürüş destekli bir otomobil, sağındaki evsiz insana mı yoksa solunda bulunan bir doktora mı yönelmeyi tercih edecek?

İşte bu noktada ahlak ve etik değerleri eğer biz makinelere aşılamayı başaramazsak tamamen yok olabilir. Özellikle tıpta, tıbbi görüntülemedeki anormallikleri tespit etmek ve doktorların tıbbi bakıma öncelik vermelerine yardımcı olmak için yapay zeka desteği giderek artıyor.

Yapay zeka

Fakat son sözü şu an için doktorlar söylüyor. Ancak gelecekte bu durumun değişirse ve doktorumuz ile yapay zeka sistemi tanı hakkında aynı kanaatte olmazsa kimin dediği olacak? Tabii bu duruma tıptaki hataların önüne geçebiliriz şeklinde bakan büyük destekçi grupları da bulunuyor.

Savaşlarda yapay zeka kullanımı

Yapay zeka destekli insansız hava araçları ve diğer makinelerin varlığı da yine etik tartışmalara yol açıyor. Örneğin ülkeler sınırlarını korumak için veya savaşlarda kayıplarını azaltmak için bu tip sistemleri kullanmayı tercih ediyor. Fakat karşısına çıkan kişinin bir terörist veya düşman askeri mi yoksa çocuğuyla kaçmaya çalışan bir kadın olup olmadığını anlayabiliyorlar mı?

Yapay zeka

Tabii iddialara göre yapay zeka sistemleri sayesinde bu tip durumlardaki sivil ölümleri büyük oranda azaltılıyor. Fakat bu sistemler sonuçta birer teknoloji parçası olduğu için her an hata verebilirler. Bu sebeple sürekli kontrol altında tutan birileri olması gerekiyor.

Bu konudaki en yaygın görüş, yapay zekanın hayatımızı büyük oranda rahatlatıp bize yardımcı olabileceği gibi, başa çıkamayacağımız sorunlara da sebep olabileceği yönünde. Dolayısıyla bu sistemler oldukça titiz çalışmalar ile tasarlanıp, kullanıma sunulmadan önce uzun süreli testlerden geçmesi gerekiyor. Ayrıca umuyoruz ki her daim başında sistemi kapat tuşuna basabilecek bir insan olur.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi SDN Forum‘da veya yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Vivo’nun ilk Android tableti ortaya çıktı! İşte özellikleri

Xiaomi‘nin geçtiğimiz aylarda çıkardığı Mi Pad 5 serisi ve Realme‘in piyasaya sürmeyi planladığı Realme Pad, Ağustos ayından bu yana gündemde. Son olarak rakipleriyle olan rekabeti kızıştırmak isteyen Vivo da tablet sektörüne adım atacağını duyurdu.

Ağustos ayında Vivo’nun Başkan Yardımcısı Hu Baishan verdiği röportajda, yeni çıkacak tablet hakkında bazı bilgiler paylaşmıştı. Şimdi ise beklenen cihaz hakkında daha fazla bilgiye ulaşıldı. İşte Vivo’nun çıkaracağı ilk tablet hakkında ayrıntılar…

Vivo Y55s lansman öncesi sızdırıldı

Vivo Y55s lansman öncesi sızdırıldı

Vivo orta segmente hitap eden yeni telefonu Y55s ile sahneye çıkmaya hazırlanırken cihazın özellikleri sızdırıldı. İşte detaylar...

Vivo Pad Snapdragon 870 alıyor

Baishan, V1 işlemcili Vivo X70 serisinin 2022‘nin ilk yarısında geleceğini açıklamıştı. Son zamanlarda sadece tabletlere odaklanan şirket, öncesinde cihazın adının Vivo Pad olarak değişebileceği ihtimali dışında fazla bilgi vermemişti. Şimdi ise gelecek yeni ürünün ayrıntıları paylaşıldı.

Digital Chat Station‘ın verdiği bilgilere göre, çıkacak yeni Vivo Pad, yüksek kalite bir Qualcomm Snapdragon 870 alacak. Her ne kadar çok ayrıntılı verilmemiş olsa da, GSMArena aracılığıyla TUV‘un web sitesinde bir liste paylaşıldı. Bu listede 8.040 mAh pilli bir Vivo tablet de yer alıyordu.

Aynı kaynak, Başkan Yardımcısı Baishan’ın sözlerini de doğruladı ve tabletin 2022 yılında piyasaya sürüleceğine işaret etti. Bu tarih, Haziran ayında 2021 yılının dördüncü çeyreği olarak belirlenmişti. Ancak şirket, bazı konularda aksaklık yaşamış olacak ki mevzu bahis tabletin piyasaya çıkış tarihi 2022’ye ertelenmiş oldu. Tabletin öncelikli olarak Çin‘de piyasaya sürüleceği düşünülüyor. Diğer ülkelere gelip gelmeyeceği ise bilinmiyor.

Xiaomi‘nin tablet piyasasına dönüşünün, Realme‘nin tanıtımının ve Vivo‘nun tablet müjdelerinin yanında, OPPO ve OnePlus gibi diğer markalar da bu sektöre giriş yapma hazırlıkları yapıyor. OPPO Pad için fiyat ve ürünün görüntüleri çoktan sızdırıldı. OnePlus ise Temmuz ayında bu pazara adım atacağından bahsetmişti. Mini boyutlu oyun tabletleri, büyük boy OLED ekran tabletler ve e-özellikli diğer tabletler 2022’de bizi bekliyor.

Sizler Çin menşeli Vivo ve diğer şirketlerin tablet sektörüne adım atması hakkında neler düşünüyorsunuz? Alışılagelmiş tablet markalarıyla yarışabilirler mi yoksa gölgede mi kalacaklar? Fikirlerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.

NASA, Dünya’yı kurtarmaya hazırlanıyor!

Kasım ayı başlarında NASA, Çift Asteroid Yönlendirme Testi (Double Asteroid Redirection Test DART) için fırlatma tarihini 23 Kasım olarak vermişti. Belirlenen tarihte California‘da beklenen fırlatma gerçekleşti. Görevin amacı ise Dünya’yı olası tehlikelerden korumak için strateji geliştirmek.

Bu süreç tabii ki uzun sürecek olsa da NASA, başarılı sonuçlar elde edeceğine inanıyor. Görevin aşamaları neler? Ne amaçlanıyor ve sonucunda ne gibi veriler elde edilecek? İşte ilk gezegen savunma testi görevinin ayrıntıları…

Ay görevlerinin kilit aracı sahnede: NASA Super Guppy

Ay görevlerinin kilit aracı sahnede: NASA Super Guppy

NASA (National Aeronautics and Space Administration), Artemis Ay görevleri için Supper Guppy kargo uçağını tekrar kullanmaya başladı.

DART misyonunun amacı ne?

23 Kasım olarak belirlenen tarihte korkulduğu gibi kötü hava şartları ile karşılaşılmadı ve fırlatma başarıyla gerçekleşti. Bu görevin amacı Amor asteroid grubundaki Didymos adındaki büyük bir asteroid etrafında dönen Dimorphos adlı diğer küçük asteroide çarpmak olacak. Böylelikle Dimorphos’un yörüngesi değişecek, böylece yörünge saptama ve değiştirme yolları aranacak.

Bu asteroidlerin Dünya yörüngesine girmesi gibi bir tehlikenin söz konusu olmadığını NASA açıkça belirtti. Yalnızca asteroid sistemi üzerindeki çarpmaların etkilerini görüp ölçmeyi amaçlıyorlar. Bunun için Dünya üzerinden teleskop ile takipte olacaklar. Kinetik etki tekniği ile yüksek hızdaki potansiyel tehlikeli bir asteroidi durdurmak için teknoloji ve strateji geliştirebilecekler.

DART, Didymos’a yaklaşık 10 ayda ulaşacak. Yakınına geldiğinde ise yönünü değiştirerek Dimorphos’a saniyede 6.6 kilometre hız ile çarpacak. Yaklaşık bir golf arabası büyüklüğündeki DART, 550 kg ağırlıkta ve Dimorphos ise 4.8 milyon ton. Çarpmanın etkisi ile Didymos’un yörüngesinin fiilen değişmesi amaçlanıyor.

Asteroidler dünyayı yok edebilir mi?

1-20 metre genişliğindeki asteroidler sık sık Dünya yörüngesine giriyor. Fakat bunların neredeyse tamamı atmosferde parçalanıyor ve zararsız bir hale geliyor. Her 500.000 yılda bir Dünya’ya 1 kilometre çapında asteroidler çarpar. Moritanya‘daki Tenoumer çarpma kraterine, 20.000 yıl önceki bilinen en son büyük boyutlu asteroidin sebep olduğu düşünülüyor. 5 kilometre çapındaki asteroidler ise her 20 milyon yılda bir Dünya ile buluşuyor.

2013‘te 6 Rus şehrine zarar veren Chelyabinsk meteroidinin 20 metre çapında olduğu düşünülüyor. Bu çarpmanın etkisiyle 1.500 kişi yaralandı. İşte DART misyonu, tam bu noktada devreye giriyor ve olası bir tehlikeli asteroide karşı Dünya’yı korumak için strateji geliştirmeyi planlıyor.

Sizler NASA’nın Dünya’yı olası bir tehlikeden kurtarmak için üzerinde çalıştığı DART misyonu hakkında neler düşünüyorsunuz? Gerçekten verilen emeklere değecek mi? Fikirlerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.

iPhone için en iyi video indirme uygulamaları

iPhone, diğer işletim sistemlerinden farklı birçok özellik sağlıyor. Fakat, Android telefonlarında olan bazı özelliklerden de mahrum bırakıyor. Bu sorunlardan biri de hiç şüphesiz video indirmek olmalı. YouTube, getirdiği video indirme özelliği ile kullanıcılarına büyük kolaylık sağladı. iPhone kullanıcıları ise bu fonksiyondan yararlanamıyor.

iPhone telefonlara YouTube videosu indirmek için sizlere bazı uygulamalar listeledik. Bu uygulamaları kullanarak istediğiniz videoyu cihazınıza indirebilir ve çevrimdışı olarak izleyebilirsiniz. İşte iPhone için en iyi video indirme uygulamaları

En iyi iPhone uygulamaları 2021

En iyi iPhone uygulamaları 2021

iPhone kullanıcıları için en kullanışlı uygulamalardan olanları bu yazımızda listeledik. İşte en iyi iPhone uygulamaları!

iPhone için YouTube videosu indirme uygulamaları

YouTube içerisindeki videolar, iOS cihazlara indirilemiyor. Bazı uygulamalar bu noktada devreye giriyor ve size bu imkanı tanıyor. Bu uygulamalardan bazılarını sizler için test ettik ve nasıl kullanacağınızı birkaç adımda sıraladık. İşte uygulamalar ve kullanımları…

‎Documents: Dosya Yöneticisi

  • Uygulamayı buradaki linkten indirin.
  • İndirmek istediğiniz YouTube videosunu açın ve URL‘sini kopyalayın.
  • Açtığınızda karşınıza ”Search any website” seçeneği çıkacak. Bu kısma ”y2mate.com” yazın ve YouTube videosu indirme sitesini açın.
  • Kopyaladığınız URL’yi istenen kısma yapıştırın.
  • İndirmek istediğiniz video kalitesini seçin ve Download tuşuna basın.
  • İndirmek istediğiniz konumu seçin ve işleminizi tamamlayın.

Documents: Dosya Yöneticisi, iPhone telefonunuza video indirmek için ideal bir uygulama olsa da bazılarınız için karışık görünebilir. Eğer isterseniz sıraladığımız diğer uygulamalardan da yararlanabilirsiniz.

‎Documents Reader and File Manager Pro

Uygulamayı buradan indirebilirsiniz. Documents Reader and File Manager Pro‘da da bir önceki uygulama Documents: Dosya Yöneticisi’nde olduğu gibi URL‘yi kopyalamanız ve istenen yere yapıştırmanız gerekiyor. Sonrasında Download butonundan videoyu kolaylıkla indirebilirsiniz.

Yalnız indirdiğiniz video, telefonunuza değil, uygulamanın içindeki bir dosyaya iniyor. Yani videoyu, telefonunuzda bulunan herhangi bir klasör içinde göstermiyor.

YouTube için Video Master

YouTube için Video Master, diğer uygulamalara göre daha basit bir kullanıma sahip. Uygulamayı buradan indirebilirsiniz. Aplikasyona girdiğinizde, YouTube’dan istediğiniz videoyu açıp altta bulunan ”İndir” butonuna tıklamanız yeterli.

Fakat bu uygulamada da Documents Reader and File Manager Pro’da olduğu gibi, videoyu Dosyalar, İndirilenler gibi herhangi bir klasörde göstermiyor. Onun yerine uygulama içerisinde kendi klasörlerinizi oluşturup videoları sınıflandırabilirsiniz.

iPhone cihazlar için video indirme uygulamalarını sizler için sıraladık. Düşünce ve fikirlerinizi yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın.