Antik Roma’nın zamanının ötesindeki teknolojileri

Antik Roma, çöküşünden binlerce yıl sonra bile hâlâ dâhiyane mühendislik teknikleri ve ileri teknolojileri ile tanınıyor. Romalı mühendisler, binlerce kilometre boyunca uzanan yüzlerce yol inşa etti. Ayrıca milyonlarca insanı besleyen bir su kaynağı oluşturdular ve döneminin en iyi teknolojisini sağladılar. Elbette yaptıkları bunlarla sınırlı değildi.

Romalıların gelişmiş medeniyeti teknoloji, kültür ve mimaride yüzyıllardır eşi görülmemiş ilerlemelere yol açtı. Sizler için daha önce Sümerlerin ve Antik Mısır‘ın teknolojisini yazmıştık. Serinin devamı niteliğindeki bu yazımızda ise Romalıların, zamanının ötesinde bir medeniyete sahip olmasının 6 nedenini yazdık…

Sümerlerin günümüz teknolojisine ışık tutan uygarlığı

“Bütün yollar Roma’ya çıkar”

Bütün yollar Roma’ya çıkar.” Bu sözü birçoğumuz biliyoruz. Roma İmparatorluğu, yaklaşık olarak 4,5 milyon kilometre karelik bir alanı kapsıyordu. Bu kadar geniş bir alanı etkin bir şekilde yönetmek için Romalılar, antik dünyanın şimdiye kadar gördüğü en karmaşık yol sistemini inşa etti.

Antik Roma yolları

Antik Roma teknolojileri elbette günümüz ile kıyaslanamaz. Ancak Saint Louis Science Center‘a göre, başkentten uzanan en az 80 bin kilometre uzunluğundaki yollar dönemine göre oldukça ileriydi. Romalılar, şehirler arasındaki yollar için uygun araziyi araştırmak, temizlemek ve düzleştirmek için farklı mühendislik teknikleri kullandı.

Birçoğu halen kullanılan bu Roma yolları, granit veya sertleştirilmiş volkanik lavdan yapılmış toprak, çakıl ve tuğla karışımı ile yapıldı. Romalılar, yaya yolları ile birlikte güzergahlarda tüneller ve köprüler de inşa etti.

Roma imparatorluğu yolları
(Foto: Atlantide Phototravel/Corbis)

Geniş yol ağı sayesinde, askeri personel son derece hızlı bir şekilde ilerliyordu. Yönlendirme tabelaları sayesinde vatandaşlar da rahatlıkla seyahat edebiliyordu. Ayrıca bu yollar ticareti de verimli hale getirmişti.

Roma yol ağı, büyük miktarda araziyi fethetmek ve tutmak için kullanıldı. Romalılar tarafından kullanılan mühendislik teknikleri, Avrupa’daki birçok modern yolda temel alındı.

Antik Roma teknolojileri arasında su kemerleri de var!

Romalılar su kemerleriyle su kullanımında adeta devrim yarattı. Başkent Roma, vatandaşlarına su sağlayan 11 su kemerine sahipti. Bu su kaynağı, yalnızca muazzam bir nüfusun korunmasına yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda kamu sağlığı ve sanitasyonunu da sağladı.

Antik Roma su kemerleri
(Foto: lillisphotography)

İlk olarak M.Ö. 312 civarında inşa edilen Roma su kemerleri, şehre eğimli bir açıyla geliyordu. Romalı mühendisler daha yüksek arazilerde dağların içinden tüneller kazdı ve boruların daha derin arazilerden geçmesi için taş duvarlar yaptı.

History, suyun bir şehre ulaştığında vatandaşlara içme suyu, umumi banyo suyu ve zenginlere özel su temini sağlayan çeşitli tanklara aktarıldığını belirtiyor. Roma’nın ünlü Trevi Çeşmesi, restore edilmiş Aqua Virgo kemerinin suyunu kullanıyor.

Romalılar savaş sahası tıbbında ileriydi

Antik Roma teknolojileri arasında üçüncü sırada tıp bulunuyor. Aslında sezaryende de öncü Romalılardı. Ama asıl tıbbi gelişme Augustus‘un kurduğu saha cerrahisi birimiyle oldu. Zira savaşlarda yaralanmalarına rağmen antik Roma’nın askerleri genellikle ortalama bir vatandaştan daha uzun yaşadı.

Antik Roma tıp teknolojileri

Bu özel eğitimli sağlık görevlileri, kan kaybını durdurmak için hemostatik turnikeler ve arteriyel cerrahi klempler kullanarak sayısız hayat kurtardı. Romalı saha doktorları ayrıca yeni askerler üzerinde fizik muayene yaptılar. Askeri kamplarda sağlık koşullarını denetleyerek hastalıkların yayılmasını önlediler.

Gladyatör filmi
Gladyatör filminde general Maximus’u canlandıran Russell Crowe.

Bununla birlikte, aletleri kullanmadan önce sıcak suda dezenfekte ettikleri de biliniyor. Böylece, 19. yüzyıla kadar tam olarak benimsenmemiş bir antiseptik cerrahi türüne öncülük ettiler. Kısacası, Antik Roma’da savaş alanı, cerrahların deneyim kazanması için en iyi yerdi.

Antik Roma kemerlerinin farkı ne?

Kemerler yaklaşık 4 bin yıldır var ancak antik Romalılar bunları farklı kullandı. Antik Roma’dan binlerce yıl önce de kemerlerin var olmasına karşın Romalılar, kolezyumlar, su kemerleri, köprüler ve diğer binalar inşa etmek için kullanarak mimaride devrim yarattı.

Antik Roma kemerleri

Kemerin dahiyane tasarımı, binaların ağırlığının çeşitli desteklerle eşit olarak dağılmasını sağladı. Böylece kolezyum gibi devasa Roma yapılarının kendi ağırlıkları altında parçalanmasını önlediler.

Romalı mühendisler, kemerleri düzleştirerek segmental bir kemer oluşturmak ve bunları çeşitli aralıklarla tekrarlayarak, köprülerde ve su kemerlerinde kullanıldığında büyük boşlukları doldurabilecek daha güçlü destekler oluşturmak için geliştirdi. Sütunlar, kubbeler ve tonozlu tavanlarla birlikte kemer, Roma mimarisinin belirleyici özelliklerindendi.

Beton üretiminin Antik Roma’daki önemi

2 bin 100 yıl önce kullanılan Roma betonu da zamanın ötesindeydi. Öyle ki, Panteon, Kolezyum ve Roma Forumu gibi birçok antik Roma yapısı, Roma çimentosu ve betonunun gelişimi sayesinde bugün hâlâ ayakta. Romalılar kireç ve volkanik kaya kullanarak, binlerce yıl sonra bile görülebilen muhteşem harçlar yaptı.

Antik Roma teknolojileri ve mimarisi

Roma betonu, modern örneklerden elbette çok daha zayıf. Ancak yapışkan etki oluşturmak için kalsiyum hidroksit ve pozzolana (volkanik bir kül) kullanılarak oldukça dayanıklı hale getirilmişti. Tüf adı verilen volkanik kayalarla birleştiğinde, bu antik çimento kimyasal bozulmaya karşı dayanabilecek bir beton oluşturdu.

Ayrıca pozzolana, Roma betonunun deniz suyuna battığında bile hızlı bir şekilde sertleşmesini sağladı. Bu sayede Romalılar banyolar, limanlar ve iskeleler inşa etti.

Antik Roma kolezyumları

Roma betonu, birkaç nedenden dolayı antik mimaride devrim niteliğindeydi. Birincisi, bu beton kalıp katmanlarına döküldüğünde çok esnektir ve bulunduğu kabın şeklini alır. İkincisi, binaların temeli için taş kesmeye kıyasla kalıplara beton dökmek çok fazla beceri gerektirmediği için betonu çok daha ucuz hale getirdi. Son olarak beton, antik dünyada kullanılan önceki inşaat yöntemlerine kıyasla basitçe daha güçlü ve zaman açısından daha verimliydi.

Antik Romalılar Jülyen Takvimini geliştirdi

İlk Roma takvimleri muhtemelen Ay’ın döngülerini hesaplayan Yunan örneklerinden alındı. Ancak Romalılar çift sayıların uğursuz olduğunu düşünerek, her ayın tek sayıda gün olmasını sağlamak için takvimi değiştirdi. İşte Romalıların bu uygulaması, Jül Sezar ve gökbilimci Sosigenes‘in Jülyen sistemini kurdukları M.Ö. 46’ya kadar devam etti.

Jülyen takvimi nedir?

Sezar, bir yıldaki gün sayısını 355’ten şu anda da kabul ettiğimiz 365’e çıkardı. Sonunda bugün bildiğimiz şekliyle 12 ay oluştu. Ayrıca her yıldan 6 saat de artıyordu. Üstelik bu artık saatler 4 yılda bir gün ediyor.

Bununla birlikte, 365 gün 12’ye eşit şekilde bölünmüyordu. Bunun üzerine Sezar bir emir verdi; Şubat ayından bir gün düşecek! Yani Şubat, 4 yılda bir 30 gün iken diğer yıllarda 29 gün oldu. Burada kurbanın Şubat olma nedeni ise, o dönemde yılın son ayı olmasıydı. Ayrıca ilk ayı ise Mart olarak kabul ediyorlardı.

Antik Roma teknolojileri neler?

Jülyen takvimi neredeyse mükemmeldi. Ancak güneş yılını 11 dakika ile yanlış hesapladılar. Eninde sonunda bu birkaç dakikalık yanlış hesaplama, takvimi birkaç gün geriye attı. Nihayetinde, 1582’de neredeyse aynı olan Gregoryen takvimi ortaya çıktı.

Ek bilgi: Sezar’ın kendi adını verdiği Julias/July (Temmuz) 31 gün çekerken, ondan daha sonra imparator olan Augustus’un kendi adını verdiği August (Ağustos) 30 gündü. Bunun üzerine Augustus, Şubattan bir gün daha aldı ve kendi ayına verdi. Bu nedenle Şubat ayı halen dört yılda bir 29 gün iken diğer yıllarda 28 gündür.

Siz de Şubata üzüldünüz mü? İçeriğimize ilişkin yorumlarınızı bekliyoruz…

En uzun sürede geliştirilen oyunlar

Oyun stüdyoları yapımlarını piyasaya sürmeden önce pek çok çeşitli zorlukla karşılaşıyor. Bu durum da yapım sürecinin biraz uzamasına yol açıyor. Bazı oyunlar oldukça sorunlu bir süreçten geçerek oyuncularla buluşma süresini abartı derecede uzatıyor.

Açık dünya gibi büyük bütçeli yapımlar genellikle geliştirme sürecinin oldukça uzun olduğu oyunların başında geliyor. Vadettiği mekaniklerin ve oynanış özelliklerinin büyük olması nedeniyle de oyuncular tarafından büyük bir istek uyandırarak beklenti oluşturuyor. Bu içeriğimizde biz de en uzun sürede geliştirilen oyunları bir araya getirdik.

Türkçe dublaj seçeneğiyle oynayabileceğiniz video oyunları

Türkçe dublaj seçeneğiyle oynayabileceğiniz video oyunları

Türk oyuncular özellikle büyük bütçeli yapımlarda Türkçe seslendirme görmeyi oldukça çok istiyor. İşte Türkçe dublaj bulunan oyunlar...

Gelişim süreci oldukça uzun olan yapımlar

Alan Wake (5 yıl)

Finlandiya asıllı şirket Remedy Entertainment tarafından geliştirilen Alan Wake, üçüncü şahıs nişancı psikolojik gerilim oyunu olarak karşımıza çıktı. Hikaye bakımından Washington‘da geçen yapım, Alan’ın ve eşi Alice‘in kısa bir tatile çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise ipler kopuyor ve olaylar karışıyor.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

Remedy Entertainment, Max Payne 1-2 adlı oyunların da geliştirici koltuğunda yer alıyor. Bu yapımlardan sıkılan şirket farklı bir tür denemeye karar verdi ve bu noktada Alan Wake fikrini ortaya attı. 2003 yılında geliştirme sürecine başlanan oyun 2008‘de son haline ulaştı. Ancak işler pek yolunda gitmedi.

Doğrusal olmayan hikaye anlatımı ve oyunun devasa ölçeği biraz düşüşüne sebep oldu. 2006‘da gelen Microsoft Games Studios ortaklığıysa yapımı oldukça karmaşık bir durumun içerisine itti. Her ne kadar çeşitli engellerden geçilmiş olsa da Alan Wake, 2010 Mayıs ayında Xbox 360 platformunda oyuncularla buluştu. PC versiyonu da bundan iki yıl sonra geldi.

Mafia II (6 yıl)

2K Games‘in 23 Ağustos 2010 tarihinde piyasaya sürdüğü Mafia II, oyuncular arasında beğeni topladı. İtalyan mafyasının aksiyonlu ortamını konu alan yapım, Vito Scaletta‘yı hayatımıza soktu. Üçüncü şahıs nişancı türüne sahip olan Mafia II’de Empire Bay‘i birbirine katıyoruz. Bu şehir ise New York eyaletinin lakabı olan İmparatorluk Devleti‘nden referans alındı.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

2004 yılında gelişim sürecine başlanan oyunun bitimi bundan altı yıl sonra 2010‘da gerçekleşti. Mafia II‘nin normalde 2009 içerisinde piyasaya sürülmesi beklenirken, beklenmeyen bir erteleme kararı gelmişti. Bunun sebebi ise yapımın ortalarında gelen oyun motoru değişikliği kararıydı. Çünkü öncelikle lisanslı bir motor kullanılarak yapımın PlayStation 2 ve Xbox sürümlerinin yayınlanması planlar dahilindeydi. Ardından kendi motorlarını oluşturan stüdyo Mafia II’yi PlayStation 3 ve Xbox 360‘a taşımaya karar verdi.

L.A. Noire (7 yıl)

Rockstar Games tarafından 17 Mayıs 2011‘de piyasaya sürülen L.A. Noire, dedektiflik rolünü üstlendiğimiz bir oyun oldu. Üçüncü şahıs nişancı türünü konu alan yapım, çeşitli olaylarda ipuçları toplayarak suçluları adalete teslim ettiğimiz bir yapımdı.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

L.A. Noire adlı oyunun geliştirme sürecinde bu kadar uzun süreye maruz kalmasının tek bir nedeni var. Bu da o dönem Rockstar Games‘in yapımda kullandığı MotionScan sistemi idi. Bu özellik yüksek teknolojili bir yüz yakalama seçeneği olarak karşımıza çıktı. 32 kamera ile surat ifadelerini kaydederek oldukça gerçekçi yüz animasyonlarının sağlanması amaçlanıyordu.

Teknoloji L.A. Noire bünyesinde tüm sorgulama sisteminin bir omurgası haline geldi. Her ne kadar hoş görünse de, oyunun çıkışının gecikmesi hayranlar tarafından büyük bir bekleyişe sebep oldu. Bir süre sonra Rockstar Games yapımın bütçesini 50 milyon dolara çıkarttı. Bu da onu dönemin geliştirilen en pahalı video oyunlarından birisi yaptı.

Team Fortress 2 (9 yıl)

10 Ekim 2007‘de oyuncuların karşısına çıkan Team Fortress oyununun geliştiriciliğini Valve üstlendi. Birinci şahıs nişancı türüne sahip yapım, iki rakip arasındaki mücadeleyi konu alıyor. Bu takımların isimleri RED ve BLU olarak isimlendiriliyor. Oyuncular önce takımını seçtikten sonra karakterinin tercihini yapıyor. Ardından da bol çatışmalı savaş başlıyor.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

Team Fortress 2‘nin gelişim süreci ilk olarak 1998‘de başladı. Bu süreçten itibaren oyuncuların karşısına ise 1999 yılında gerçekleşen E3 fuarında çıktı. O zaman yapımın ilk konsepti gösterilmişti. Bu Battlefield tarzı askeri temalı bir taktik nişancı oyunu olmuştu. Bir süre sonra geliştirme aşamasında GoldSrc oyun motorundan Source‘a geçildiğinde 5 yıllık bir sessizlik oldu.

2006 yılındaki EA Summer Showcase etkinliğinde tekrar ortaya çıkan Team Fortress 2, 1999 yılında olduğundan tamamen farklı bir şekle dönüştü. İlk çıkışından beş yıl sonra da oyun ücretsiz bir şekilde tüm hayranlarına sunuldu.

Final Fantasy XV (10 yıl)

Oyun dünyasının tanınan stüdyolarından olan Square Enix tarafından geliştirilen Final Fantasy XV, ilk olarak 2016‘da oyuncuların karşısına çıktı. Serinin 15. yapımı, kurgusal bir dünya olan Eos‘da geçiyor. Bu noktada oyunun ana karakteri barış görüşmeleri sırasında ele geçirdiği vatanını ve büyülü kristali almak için yola çıkıyor.

Gelişim sürecine 2006‘da başlanan yapım, Square Enix‘in en iddialı projelerinden birisi oldu. Bu yapım da üstte belirttiklerimizde olduğu gibi çeşitli zorluklarla karşılaştı. Özellikle Crystal Tools oyun motoru ile geliştirilen oyun sürekli ertelenme sürecine girdi.

Final Fantasy XV çıkmadan önce hayranların önüne koyulacak herhangi bir materyal yer almıyordu. Hatta bu süreç zarfında konusu bile birkaç kez değişikliğe uğradı. Bununla birlikte 10 yıllık geliştirme aşamasının ardından yapım eksik bir durumda oyuncuların karşısına çıktı. Yapımın son üç DLC’si iptal edildi ve Yönetmen Hajime Tabata şirketten ayrıldı.

Diablo III (11 yıl)

15 Mayıs 2012‘de Blizzard Entertainment tarafından yayınlanan Diablo III, 2001 yılından beri geliştirme sürecinde yer aldı. 11 yıllık bir gelişimden sonra ise oyuncuların karşısına çıktı. Aksiyon-rol yapma türüne sahip serinin şu andaki son oyunu olan yapım, ilk 24 saatte 3,5 milyon adet satarak 2012‘nin en çok satan PC oyunu oldu.

Oyunun geliştirme sürecinin aksaması Blizzard North‘un kilit elemanlarından bazılarının Vivendi ile çatışmasıyla başlıyor. 2005 yılında stüdyonun kapatılmasıyla uzayda geçen farklı bir Diablo benzeri oyun da çöpe gitti. Gelişim aşaması başlangıçtan yedi yıl sonra 2008‘de tekrar başladı. Son olarak 2012‘de son rötuşları yapıldı ve hazır hale geldi.

Unreal World (26 yıl)

İlk olarak 1992 yılında piyasaya sürülen Unreal World, o zamandan beri gelişim sürecine devam ediyor. 2021‘den itibaren sürekli güncelleme alan yapım, Steam platformuna 2016‘da gelmişti. Finlandiya‘da geçen hayali bir hayatta kalma oyunu olan Unreal World’de hem gerçek zamanlı hem de sıra tabanlı öğeler yer alıyor.

Unreal World adlı yapım iki geliştirici tarafından ortaya çıktı. Ayrıca ilk sandbox roguelike oyunu olduğunu da belirtelim. 1990 yılında projeye başlayan ikili iki sene sonra yapımlarını oyuncuların karşısına çıkarttılar. Oyunun fiyatı şu anda Steam üzerinde 19 TL olarak belirlenmiş durumda.

Sizler bu kadar uzun sürede geliştirilen oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin!

Apple mahkemeye itiraz etti: Endişe duyuyoruz!

Apple ve Epic Games arasında büyük bir hukuki savaş yaşanıyor. Oyun içi satın alımlardan Apple’ın yüzde 30 komisyon almasını kabul etmeyen ve bu nedenle konuyu mahkemeye taşıyan Epic Games’in popüler yapımı Fortnite bu yüzden uzun süre önce App Store’dan kaldırılmıştı. Mahkeme, Apple’ın geliştiricilere alternatif bir ödeme sistemi sunmasına karar verdi.

Bu kapsamda teknoloji devinin Aralık ayı itibariyle alternatif ödeme sistemlerine izin vermesi gerekiyordu. Her ne kadar Epic Games’in eli alınan kararlar ile daha güçlü olsa da, hukuki savaşı sürdürmekte kararlı olan Apple mahkemenin kararına itiraz etmek için başvuru yaptı.

Epic Games’in Apple ile olan davası nihayet karara bağlandı!

Epic Games’in Apple ile olan davası nihayet karara bağlandı!

Bir yıldan uzun süredir devam eden Apple ve Epic Games davası için kritik bir karar verildi. Bu kararla birlikte kazanan belli oldu.

Apple alternatif ödeme sistemleri konusunda endişeli!

Apple’ın en büyük savunması, üçüncü parti yani alternatif ödeme sistemlerine izin vermesi halinde kullanıcıları sahtekarlığa karşı koruyamayacak olması. Zira ödemenin yapılacağı sistemin kredi kartı başta olmak üzere ihtiyaç duyulan bilgileri güvenli bir şekilde saklayabildiğinin herhangi bir garantisi yok.

Aralık ayının oldukça yakın olduğu, bu kadar kısa sürede alternatif ödeme sistemlerinin güvenliğini test etmenin mümkün olmadığı belirtiyor. Buna ek olarak harici ödeme sistemin yaşanan bir sıkıntı sonrasında Apple’ın kullanıcının ödeme yapıp yapmadığını doğrulaması pek mümkün değil.

Mahkeme sadece Apple’ı suçlu bulmuyor. Zira, Epic Games iki yıl önce kendi ödeme sistemini oyunculara sunarak App Store kurallarını ihlal etti. Bunun yanı sıra yasal bir anlaşma içerisinde olduğu için Epic Games’in, Apple’ın ödeme sistemi dışında toplanan tüm gelirler için Apple’a telif ücreti ödemesi emredildi.

Aynı zamanda yukarıda belirttiğimiz üzere Apple’ın yalnızca kendi ödeme sistemine izin vererek tüketicileri kısıtladığına karar verildi. Apple’ın geliştiricileri yalnızca kendi ödeme sistemini kullanmaya zorlamasına izin verilmeyeceğini belirten kalıcı ihtiyati tedbir Yargıç Yvonne Gonzalez’in kararı ile yayınlanmıştı.

Güvenlik endişeleri nedeniyle bu karardan dönülmesini isteyen Apple’a nasıl bir cevap verileceğini birlikte göreceğiz.

Planlarınızı kaçırmamanıza yardımcı olacak Google Takvim hileleri

Bir toplantı, randevu ya da herhangi bir şeye geç kalmak hiç kimsenin istemeyeceği bir durumdur. İşte bu noktada da devreye takvimler giriyor. Tüm takvimler gibi Google Takvim de görünüş olarak sizleri doğru bir yolda ve zamanda tutuyor.

Her şeyi planlayan biri olsanız bile bazı şeyler gerçekten karmaşık hale geliyor. Ancak Google Takvim ile program yönetmek ve plan yapmak daha da kolaylaşıyor. İşte zamanınızı daha iyi yönetmek, toplantı karışıklıklarını önlemek ve sürekli bildiri yağmuruna tutulmamak için en önemli Google Takvim hilelerini sizlere sunuyoruz.

Google Takvim, düzen hastalarının bayılacağı özelliği getirdi

Google Takvim, düzen hastalarının bayılacağı özelliği getirdi

Google Takvim, uzaktan çalışırken zaman yönetimi konusunda sıkıntı çekenlerin sorununu çözecek bir özellik getirdi.

Google Takvim ne işe yarıyor?

Her insanın toplantıları ya da randevuları unuttuğu günler olmuştur. Özellikle yakınınızdaki kişiler doğum günlerini hatırlamamanızdan dolayı da sizleri suçlayabilir. Tüm bu problemlere Google Takvim sayesinde dur diyebilirsiniz.

Analog takvimlerin ya da ajandaların yerini günümüzde dijital takvimler almıştır. Günleri saatlere bölen bir yapıda olan Google Takvim, tüm cömertliğiyle düzenleyeceğiniz ya da katılacağınız tüm etkinlikleri planlayabilme hizmetini sunuyor.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-3.jpg

Daha iyi planlama için Google Takvim hileleri

  • Herkes için uygun olan saati seçin.

Birden çok kişiyle bir program oluşturuyorsanız ve en uygun saatin hangisi olduğundan emin olmayabilirsiniz. Bunun için de Google Takvim’in herkesin müsaitlik durumunu görmenizi sağlayan kullanışlı bir özelliği bulunmaktadır. Bu işlem için etkinlik ayrıntılarına girerek davet edeceğiniz kişilerin müsaitlik durumuna bakabilirsiniz.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-8.jpeg
  • Harita konumunu gösterin.

Hiç bilmediğiniz bir yerde toplantı yapmayı mı planlıyorsunuz? Google Takvim’in sunduğu özelliklerden birisi de otomatik bir şekilde Google Haritalar ile senkronize olmasıdır. Siz toplantının yapılacağı yeri yazarken Google Takvim konumunuzu tahmin eder ve sizlere pek çok sonuç sağlar.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri.png
  • Sanal toplantılar düzenleyin.

Bazen toplantıya katılması gereken kişiler uzakta olabilir. Ancak bu durum toplantının yapılmasının önüne geçmez. Yapacağınız toplantıyı sanal bir toplantıya dönüştürmek için “Konferans ekle” seçeneğine tıklayın. Bu sayede toplantıya katılması gereken herkes gönül rahatlığıyla katılabilir.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri.jpg
  • Tekrarlanacak etkinlikler ayarlayın.

Bir etkinliği yeniden oluşturmak yerini bu etkinliği hangi sıklıkta tekrarlayacağınızı seçebilirsiniz. Bu özellikle devam eden ekip projesi gibi düzenli olarak yapılan etkinliklerin daha kolay şekilde yönetilmesini sağlar.

  • Silinen etkinlikleri kurtarın.

Oluşturulan bir etkinliği yanlışlıkla mı sildiniz? Endişelenmeyin, 30 gün içinde silinen tüm etkinlikleri kurtarabilirsiniz. Bunun için genel bakış sayfasında sağ üst köşede yer alan ayarlar simgesine gidin ve “Çöp kutusu”na tıklayın.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-1.jpg
  • Dünya saatinizi etkinleştirin.

Farklı kıtalarda yaşayan kişilerle çalışıyorsanız bu özellik tam size göre. Onlarla toplantı planlamak için hangi saatin uygun olduğunu bulmakta zorlanabilirsiniz. Ancak Google Takvim ayarlarınızda “Dünya saati”ni etkinleştirerek kolayca toplantı planlayabilirsiniz.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri-2.jpg

Google Takvim ile üretkenliğinizi arttırın

Google Takvim’in içinde bu kadar çok özelliğin bulunduğunu kim düşünebilirdi? Sizlere kolay bir plan yönetimi sağlayan bu uygulama sayesinde iş akışınızı iyileştirebilmek için işe Google Takvim’in özelliklerini kullanmakla başlayın.

Google Takvim’in tüm özelliklerini daha kullanışlı kılan şey, hayatınızın farklı yönlerini ayrı ayrı takip etmek için birçok takvime sahip olabilmenizi sağlamasıdır. Bu sayede farklı alanlardaki üretkenliğinize katkıda bulunabiliyor.

Ryzen 9 5900 HX işlemcili MSI Delta 15 tanıtıldı!

Oyunculara en iyi deneyimi sunabilmek için klavyeden ekrana, işlemciden ekran kartına kadar en iyi donanımları bir araya getirmek için rekabet halinde olan bilgisayar üreticilerinden birisi olan MSI, Ryzen 9 5900 HX işlemciye ve Radeon RX 6700M grafik kartına ev sahipliği yapan AMD Advantage Edition A5 Delta-15-A5EFK-030JP‘yi duyurdu.

8 çekirdek ve 16 iş parçacığından oluşan 5900 HX, 3.3 GHz temel çalışma frekansına sahip. İhtiyaç duyulması halinde 4.6 GHz’e kadar çıkabilen ve 16 MB L3 Cache’ye sahip olan işlemci, TSMC tarafından 7 nm fabrikasyon süreci ile üretiliyor.

MSI Clutch GM41 Lightweight inceleme: İddialı oyuncular için!

MSI Clutch GM41 Lightweight inceleme: İddialı oyuncular için!

MSI Clutch GM41 Lightweight modelinin inceleme videosuyla karşınızdayız. İddialı oyuncuları hedefleyen ürünü mercek altına aldık.

MSI Delta 15 özellikleri ve fiyatı

AMD RDNA 2 mimarisi üzerine inşa edilen RX 6700M ise oldukça yeni olması nedeniyle son dönemde popüler. Delta 15’in 240 Hz yenileme hızına sahip olan ekranı, Full HD yani 1920×1080 piksel çözünürlük sunuyor. 19 mm kalınlığı ve 1.9 kg ağırlığı ile rakiplerine kıyasla taşımaya oldukça uygun olan cihaz, Windows 10 ile kutudan çıkıyor.

12 saate kadar pil ömrü iddiası ile dikkat çeken Delta 15, 16 GB DDR4 RAM ve 512 GB M.2 NVMe SSD ile kutudan çıkarken bunları daha sonra yükseltmek mümkün. USB Type-C’den Hi-Res kulaklık çıkışına kadar ihtiyaç duyulan tüm portları bünyesinde barındıran bilgisayar, yaklaşık 1940 dolar fiyat etiketi ile kullanıcılara sunuldu.

Elektrikli otomobil hayatımıza ne zaman girdi?

Elektrikli otomobilin çok yeni bir icat olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak aslında içten yanmalı ilk otomobilin doğmasından onlarca yıl önceydi. Tabii ki, pille çalışan bu ilk harikalar en hafif tabirle kabaydı.

Otomotiv endüstrisini elektrikli bir gelecek bekliyor. Her geçen gün batarya ve motor teknolojilerinde gelişim görüyoruz. Ancak ilk tercihimiz olabilecek mi? Bunu zaman gösterecek…

Elektrikli otomobil şarj süresinde dünya rekoru!

Elektrikli otomobil şarj süresinde dünya rekoru!

Elektrikli otomobiller bir baheneyi daha tarihe gömmeye hazırlanıyor. İşte karşınızda dünyanın en hızlı elektrikli otomobil şarj istasyonu...

Sektörün geleceği elektrikli otomobil olabilir mi?

Şimdiye kadar yapılmış ilk çalışan elektrikli araç, Amerika’da üretilen ilk DC (doğru akım) elektrik motorunun mucidi Thomas Davenport’a atfedildi . Davenport, bir pil, bir pivot ve iki elektromıknatıstan oluşan küçük bir lokomotif inşa etti. Bu olay 1834 veya 1835’te gerçekleşti.

Davenport, hem erkek kardeşinin hem de karısının yardımıyla DC motorunu ve kendi aküsünü adım adım yaptı. Karısı Emily Davenport , yeni motorunun kablolarını yalıtmak için şeritler halinde keserek gelinliğini bile feda etti. Motoru çalıştırdığında Davenport , buluşunun onaylanması için ABD Patent ve Ticari Marka Ofisi (USPTO) ile uzun ve zorlu bir savaş verdi.

USPTO daha önce bir elektrikli cihazın patentini almamıştı. Bu nedenle, buluşunu lisanslamak konusunda şüpheci ve deneyimsizdi. Davenport, çalışmalarının özgünlüğünü kanıtlamak için bilim adamlarını işe almak ve onların referanslarını toplamak zorunda kaldı. USPTO 1837‘de Davenport’a patentini verdi.

Tesla

Davenport, patenti elindeyken, icadını alıcılara ve yatırımcılara satmaya başladı. Ancak pilleri şarj edilemediği ve o zamanlar DC motoru üretilemeyecek kadar pahalı olduğu için kimseyi ikna edemedi. Ne yazık ki, Davenport yüksek teknolojili motoru için hiçbir zaman müşteri bulamadı ve 1851’de 48 yaşında beş parasız öldü .

Daha sonraki dönemde elektrikli otomobil sektörü hızla büyürken elektrikli taksi filoları hem Paris’te hem de New York’ta tanıtıldı. Ancak 1900’lü yıllarda Ford şirketinin uygun fiyatlı benzinli otomobilleri seri şekilde üretmesiyle elektrikli otomobil gözden düştü.

Her şeyi değiştiren girişim ise 2003 yılında Tesla Motors’un kurulmasıyla oldu. Bu girişimle birlikte eski ilgisini tekrar kazanan elektrikli otomobillerin satışları hızla artmaya devam ediyor.

Peki siz elektrikli otomobillerin gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlara bekliyoruz.

Elon Musk yine tartışılacak bir açıklama yaptı!

SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk, tartışmalı açıklamalarına yenisini ekledi. Bu kez milyarder iş insanı, metan gazı hakkında konuştu. EPA’ya (ABD Çevre Koruma Ajansı) göre, atmosferdeki ısıyı hapsetme konusunda metan, karbondioksitten 25 kat daha güçlü. Bu nedenle EPA, metan emisyonlarının önemli ölçüde azaltılmasının atmosferik ısınma potansiyeli üzerinde hızlı ve önemli bir etkiye sahip olacağını bildirdi. Ancak Tesla CEO’su bu konuyu pek de önemsemiyor.

NASA, SpaceX Crew-5’in astronotlarını açıkladı!

NASA, SpaceX Crew-5’in astronotlarını açıkladı!

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Elon Musk'ın şirketi SpaceX ile işbirliğindeki Crew-5 görevinin astronotlarını atadığını duyurdu.

Elon Musk, metan sorunu için “boşver” dedi

Ünlü iş insanı, Tesla’nın yıllık hissedar toplantısında bir kez daha karbon vergisine desteğini dile getirdi. Business Insider‘ın haberine göre, politikanın “gerçekten gerekli” olduğunu belirtti. Ayrıca verginin Tesla‘ya fayda sağlayacağını ancak sonuçta SpaceX‘e zarar vereceğini söyledi.

SpaceX ve Elon Musk

Elon Musk, sera gazı emisyonlarının yüzde 20’sinden sorumlu olan metan gazı konusunda “Fazla endişelenmeyin” dedi. Toplantıda milyarder, metan gazına yönelik herhangi yaptırımın SpaceX’in uzay uçuşlarını engelleyebileceğini belirtti. Zira metan, Musk’ın Mars’a göndermeyi planladığı SpaceX’in Starship roketinin yakıtı.

Elon Musk, metan hakkında ne dedi?

EPA’nın Küresel Metan Girişimi’ne göre, atmosferdeki metan konsantrasyonları son iki yüzyılda ikiye katlandı. Ayrıca Uzay Politikası ve Stratejisi Merkezi‘nin 2019 raporuna göre SpaceX, sıvı metan ve hidrojeni yakıt olarak kullanan ilk şirketlerden biri. Bu nedenle, metan yakıtlı roket motorlarının sera gazı emisyonlarını nasıl etkileyeceğini tam olarak hesaplamak için yeterli araştırma mevcut değil.

Musk’ın karbon yakalama teknolojilerine yaptığı 100 milyon dolarlık yatırımla, SpaceX’in roketleri tarafından salınan gazı sürekli olarak atmosfere geri dönüştürmesi mümkün olabilir. Musk, “Her bakımdan doğru olanı yapmak için çok çalışıyoruz. Her zaman başarılı olamayız.” dedi.

Netflix’in popüler gençlik dizisi intihara teşvikle suçlanıyor!

Netflix orijinal yapımı 13 Reasons Why (Ölmek İçin On Üç Sebep), yakın zamanda Bella isimli kızını kaybeden bir aile tarafından intihara teşvik ettiği gerekçesiyle dava edildi. Benzer bir olay 35 yıl önce de yaşanmıştı. Oğlu intihar eden bir ebeveyn, Ozzy Osbourne‘un şarkısını sorumlu tutarak CBS Records’u dava etmişti. Ancak mahkeme yapım şirketini suçsuz buldu.

Netflix savunması için bu davayı emsal karar olarak göstermeye çalışıyor. Mahkeme tutanaklarına göre Netflix, Romeo ve Jüliet’ten, Ölü Ozanlar Derneği’ne kadar pek çok edebi eserin ve sinema yapımının benzer sebeplerle araştırılması gerektiğini söylüyor. Aynı şekilde eğer o yapımlar, gençler üzerindeki intiharlardan sorumlu değilse, başta kendileri olmak üzere diğer yayıncı ve içerik oluşturucularının da belirli haklara sahip olması gerektiğini savunuyor.

Netflix, Squid Game’i sansürlemek zorunda kalacak!

Netflix, Squid Game’i sansürlemek zorunda kalacak!

Dünyaca ünlü yayın akışı platformu Netflix, yapılan bir hatadan ötürü Squid Game dizisini sansürlemek zorunda kalacak.

Netflix, Ölmek İçin On Üç Sebep dizisini öne çıkarmakla suçlandı

Netflix, savunmasında farklı yapımları ve Ozzy Osbourne davasını emsal olarak göstermeye çalışsa da, yapılan suçlama direkt olarak 13 Reasons Why dizisini hedef almıyor. Bella’nın ailesi, şirketin öneri algoritmalarını hedef gösterdi. Uygunsuz ve sakıncalı içerikleri, toplumdaki hassas insanların önüne çıkardığını söyledi. Aksine bu kişilere özel sansür mekanizması olması gerektiğini savundu.

Netflix platform üzerinde kişilere yapılan önerilerin algoritmik olduğunu doğruladı. Ancak bu sistemin kişiye özel çalıştığını, kendi belirlediği favori yapımlara ve daha önce seyretmiş olduğu dizi ve filmlere göre geliştiğini savundu. Fakat ailenin avukatları, algoritmaların insanlar tarafından yazıldığını ve geliştiren mühendisin yargılarını taşıyabileceğini söyledi.

Öte yandan aile, Ölmek İçin On Üç Sebep dizisinin Netflix orijinal içeriği olduğundan izleyici kitlesi ayırt edilmeksizin sürekli öne çıkarıldığını ve reklamının yapıldığını belirtti. Her iki tarafın argümanları da doğruluk payı içeriyor olsa da nihai kararı mahkeme verecek. Gelecek duruşmanın 16 Kasım’da yapılacağı belirtildi.

Netflix, yapımlara sansür getirebilir mi?

Jay Asher’ın 2007 yılında yayınladığı romanından uyarlanan 13 Reasons Why, 2017 yılında çıktığında bazı izleyiciler tarafından tepki aldı. Başrollerinden birinin adım adım intihara giden yolunu anlatan dizinin ilk sezon bölümlerinde ölüm sahnelerine yer veriliyordu. Ancak intihara yönlendirdiğine dair gelen suçlamaların ardından Netflix, tartışmalı sahneyi kesti.

Netflix, daha önce de izleyicisine sunduğu içeriklerde, çeşitli sebeplerle sansürleme yapmak zorunda kaldı. Ayrıca yayın yaptığı ülkelerin yasalarına uyabilmek için, ya her içeriğini her ülkede yayınlamıyor, ya da çeşitli sansür ve yaş kısıtlaması yöntemlerini tercih ediyor. Dolayısıyla, bu mahkemenin sonucu aileden yana olursa, Ölmek İçin On Üç Sebep dizisi de kısmen veya tamamen sansüre uğrayabilir.

Netflix, Squid Game’i sansürlemek zorunda kalacak!

Netflix, Squid Game’i sansürlemek zorunda kalacak!

Dünyaca ünlü yayın akışı platformu Netflix, yapılan bir hatadan ötürü Squid Game dizisini sansürlemek zorunda kalacak.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın!

Bilim insanları, dünyanın en düşük sıcaklığını oluşturdu

Sizce en düşük sıcaklık termometre ile ölçülür mü? Almanya’daki dört üniversiteden bilim insanları, dünyanın en düşük sıcaklığını oluşturdu. Ekip, atomların dalga özelliklerini araştırırken bir laboratuvarda şimdiye kadar kaydedilen en düşük sıcaklığı geliştirdi. İşte araştırmacıların ortaya koydukları o deneyin ayrıntıları…

Bilim insanları, elmas sertliğinde en güçlü camı geliştirdi

Bilim insanları, elmas sertliğinde en güçlü camı geliştirdi

Çin'de bir grup bilim insanı dünyadaki en güçlü cam materyali yapmak için çalışma gerçekleştirdi. Araştırmacılar, bulgularını yayımladı.

En düşük sıcaklık için bir araya geldiler!

Teknik olarak sıfır kelvin olarak bilinen mutlak sıfır, -273,15 santigrat dereceye eşit. Bu, teorik olarak ulaşılması mümkün olan en düşük sıcaklığı ifade ediyor. Bremen Üniversitesinden araştırmacılar, bir atom bulutunu manipüle etmeyi başararak birkaç saniyeliğine evrenin en soğuk yerlerinden birini oluşturdu.

en düşük sıcaklık kaç derecek?

Atom bulutlarını neredeyse durma noktasına getirmek, ekibin şimdiye kadarki dünyanın en düşük sıcaklık değerine ulaşmasını sağladı. Ekip, mutlak sıfıra 38 pikokelvin (1 pikokelvin 1 santigrat derecenin trilyonda biri) kadar yaklaştıklarını açıkladı. Söz konusu bulgularını da Physical Review Letters dergisinde yayımladılar.

Araştırmacılar, sıcaklık düştükçe maddenin hareketi değiştiği için, bu çalışmanın kuantum mekaniği anlayışımız üzerinde etkili olacağını belirtti. Bu arada, araştırmacılar böylesi düşük sıcaklığı bir termometre ile tespit edemeyeceklerinden ölçümü gözlemlenen parçacıkların kinetik hareket eksikliğine dayandırdı.

En düşük sıcaklık için bir araya gelen ekip, gelecekteki deneylere ilişkin umut verici konuştu. Ekip, sonraki deneylerde parçacıkları daha da yavaşlatabileceklerini ve bu noktada 17 saniyeye kadar sürebileceğini belirtti. Böylece, daha ayrıntılı çalışma imkanı olabilir.

Steam’de hiç oyun oynamadan nasıl kart düşürülür?

Dünyanın en popüler oyun platformu Steam’de oynadığınız oyunlar süresince özel kartlar düşürebiliyorsunuz. Steam Koleksiyon Kartları adı verilen bu özel kartları, ister hatıra olarak saklayabiliyor, isterseniz de Steam’in topluluk pazarında satabiliyorsunuz.

Normal şartlarda, bu kartları düşürebilmek için kütüphanenizdeki her oyunu belli bir saat oynamanız veya topluluk pazarından satın almanız gerekiyor. Bu yazımızda, oyunlarınıza saatlerce vakit ayırmadan nasıl kart düşürebileceğinize değiniyoruz.

Steam’de büyük indirim: İşte uygun fiyata alabileceğiniz oyunlar!

Steam’de büyük indirim: İşte uygun fiyata alabileceğiniz oyunlar!

Dünyanın en çok kullanılan oyun platformu Steam, Next Fest etkinliği kapsamında birçok indirimli oyuna ev sahipliği yapıyor.

Steam, bu yöntemi kural dışı bulmuyor

Steam’den oyun oynamadan kart düşürebilmek için birçok farklı uygulama kullanılabiliyor ve bu uygulamaların kullanılması Steam tarafından illegal bir yöntem olarak görülmüyor. Bu anlamda, uygulamayı kullanarak hem zamandan feragat edebilir, hem de kartlarınızdan gelir elde edebilirsiniz.

Steam kullanıcıları, kart düşürmek için birçok uygulama kullanıyor olsa da bu yazımızda Idle Master isimli uygulamaya değineceğiz. Idle Master, son sürümüyle hem hızlı hem de güvenli bir biçimde kart düşürmenize imkan tanıyor.

İlk yapmamız gereken uygulamanın GitHub sayfasına girerek ilgili zip dosyayını bilgisayarımıza indirmek. Bu aşamada, Windows Güvenlik Duvarı’nı veya anti-virüs yazılımınızı deaktif etmeniz gerekebilir nitekim bazı uygulamalar IdleMaster’ı virus olarak tanıyabiliyor.

Dosyayı indirip herhangi bir klasöre çıkardıktan ve bilgisayarımızda Steam’in açık olduğundan emin olduktan sonra Idle Master Extended uygulamasını çalıştırıyoruz. Bu aşamada, uygulama penceresinde ‘Steam is running’ ibaresini görüyorsak Sign-In butonuna basıyoruz. Steam kullanıcı adımızı ve şifremizi yazıp giriş yaptıktan sonra program ana pencereye geri dönecektir.

Artık yapmanız gereken tek şey arkanıza yaslanmak ve Idle Master’ın kartları birer birer düşürmesini beklemek. Tüm kartlar düştükten sonra, uygulama yukarıdaki gibi bir uyarı verecek ve düşürebileceğiniz tüm kartlar evnanterinize eklenmiş olacak.

Oyuncular dikkat! Steam ve Epic Games hesaplarınız tehlikede

Oyuncular dikkat! Steam ve Epic Games hesaplarınız tehlikede

Oyunseverleri tehlikeye düşüren trojan açığı korkuttu! Bulunan açık Steam ve Epic Games gibi hesapları ele geçiriyor.

Son olarak şunu hatırlatalım: Idle Master çalışır durumdayken Steam’de herhangi bir oyuna girerseniz uygulama kart düşüremeyecektir. Bu anlamda PC’yi kullanmayacağınız bir zamanda Idle Master’ı çalışıtırmanız en mantıklı seçenek gibi duruyor.

Peki siz Idle Master hakkında ne düşünüyorsunuz? Uygulamayı daha önce kullandınız mı? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin.

NASA, Marslı yaşamı nerede bulacağından emin!

NASA bilim insanları artık Marslı yaşamı nerede bulacağından emin. Mars keşif aracı Perseverance, 30 Temmuz 2020’de Florida’dan fırlatıldı. Büyük bir aile arabası büyüklüğündeki araç, 18 Şubat’ta Jezero Krateri‘ne indi. Araştırmacılar, kraterin 3.5 milyar yıl önce dünya dışı yaşamı destekleyebilecek koşullarda derin bir göl barındırdığını tahmin ediyor.

Gezgin, bilim insanlarının eski bir nehir olduğunu düşündükleri Jezero Krateri’nde uzaylı yaşamın izlerini arıyor. Bilim ekibi, aracın çeşitli aletlerini kullanarak ayrıntılı kimyasal ve mineralojik bilgiler topluyor. Bu örnekler, önümüzdeki yıllarda Dünya’ya getirilecek.

Çarpıcı keşif: Plüton’un atmosferi yok oluyor!

Çarpıcı keşif: Plüton’un atmosferi yok oluyor!

Bilim insanları, Plüton hakkında yeni bir keşif daha yaptı. Buna göre, son yıllarda bu cüce gezegenin atmosferi gittikçe inceliyor.

NASA araştırmacılarının çalışması ses getirdi

Perseverance gezgininin çektiği fotoğrafları inceleyen bilim ekibi, biyolojik izlerin bulunabileceği yerleri belirledi. Araştırmacılar, antik bir nehir deltasının yakınında bulunan uçurumun potansiyel olarak yaşam kalıntıları taşıyabileceğini düşünüyor.

NASA, Marslı yaşamı arıyor

Ekibin Science dergisinde yayımladığı çalışmaya göre, söz konusu bölge ana deltanın yakınında bulunan Kodiak tepesi. Astrobiyolog Amy Williams‘ın ekibi, kraterlerdeki kayalıkların özellikleri ile Dünya’daki nehir deltalarının desenleri arasında benzerlikler olduğunu keşfetti.

En alttaki üç katmanın şekli, erken dönemlerde suyun varlığını ve sürekli akışını gösteriyor. Bu da yaklaşık 3,7 milyar yıl önce Mars’ta hidrolojik döngü olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca hidrolojik döngü, sıcak ve nemli ortamı göstermekte.

Ayrıca NASA ekibi, hidrolojik aktivitedeki bu değişikliğin muhtemelen iklim değişikliğinden kaynaklandığını söyledi. Kodiak’ı inceleyen ekip, bu antik su kütlesindeki su seviyelerini de ölçtü. Buna göre, yaklaşık 2 bin 500 metre yüksekliğinde olacağını ve söz konusu yüksekliğin zaman içinde değiştiğini bildirdiler.

Bununla birlikte, en üstteki ve en yeni katmanlar ise, bir metreden fazla çapa sahip kayaları barındırıyor. Bilim insanları, bunun şiddetli sel nedeniyle dağılmış olabileceğini söyledi.

Apple, iOS 15.0 sürümüne dönüşleri kapattı!

Apple, kısa süre önce iPhone kullanıcılarına çeşitli düzeltmeler içeren iOS 15.0.1 güncellemesini yayınladı. Güncelleme piyasaya sürüldükten birkaç gün sonra şirket, her zamanki davranışını sergileyerek imzalamayı durdurdu. Kullanıcılar artık iOS 15.0.1 sürümünü yüklediyse, ne yazık ki önceki sürümlere geçiş yapamayacak.

iOS 15 kullanım oranı ortaya çıktı! İşte rakamlar

iOS 15 kullanım oranı ortaya çıktı! İşte rakamlar

MixPanel, kullanıcıların geçtiğimiz ay tanıtılan iOS 15 sürümüne geçiş oranını açıkladı.

iOS 15.0 için imzalama durduruldu

iOS 15 güncellemesi, 20 Eylül tarihinde tüm kullanıcılara sunulmaya başlandı. Ardından Apple, yeni bir sürüm olan iOS 15.0.1 güncellemesini de çok geçmeden yayınladı. Şimdi ise firma, güvenlik amacıyla bir önceki sürümün imzalarını kapattı. Yani kullanıcılar iOS 15.0.1 sürümüne sahipse, iOS 15 veya altındaki sürümlere geri dönüş yapamayacak.

Bundan birkaç hafta önce Apple, iOS 14.8 için de imzalamayı durdurmuştu. Bu,  iOS 15’e geçiş yapan tüm kullanıcıların geriye dönememesi anlamına geliyor. Ancak iOS 15’e hala geçiş yapmayanlar için bunun pek bir önemi yok. Peki Apple kullanıcıların eski sürüme dönmesini neden engelliyor?

Güvenlik konusunda en iyiler arasında yer alan Apple, iOS işletim sisteminde müşterilerin güncel işletim sistemini çalıştırmasını istiyor. Şirket bu sayede hem sistemi daha iyi koruyor, hem de kullanıcıların en son sürümlerle daha iyi deneyim elde etmesini amaçlıyor. Dolayısıyla bu nedenle de eski sürümleri imzalamayı her yeni güncellemeden sonra durduruyor.