Sony Xperia T’nin Detayları ve Fotoğraflar

Sony‘nin yeni amiral gemisinin adı, geçtiğimiz günlerde DLNA sertifikasyonu sırasında ortaya çıkmıştı ve biz de sizlere buradaki haberle paylaşmıştık.

Sony Xperia T, Berlin’de düzenlenecek olan IFA 2012‘de resmi olarak tanıtılacak. Tanıtımdan önce cihazın teknik özellikleri gelmeye başladı.

4.6 inç boyunda ve 720 x 1280 piksel çözünürlüğünde olan Mobile Bravia destekli ekranla gelecek olan Xperia T, 1.5 GHz hızında çalışan çift çekirdekli Qualcomm’un Krait kod adlı Snapdragon S4 MSM8960 işlemcisini kullanıyor. Telefonda ayrıca 1 GB RAM ve 16 GB’lık dahili hafıza bulunacak.  Sony, Xperia S‘te hafıza kartı koymama hatasını Xperia T‘de yapmayacak ve microSD desteği sunacak.

Xperia T‘de, 13 Megapiksel çözünürlüğünde Exmor destekli kamera kullanılacak. Bu kamera 1080p video kaydı yapabilecek. 

Diğer Xperia ailesindeki modeller gibi NFC desteği ve akıllı etiketlerle donatılacak olan telefon, Android 4.0 ICS ön yüklü olarak gelecek ve Android 4.1.1 Jelly Bean‘e güncellenebilecek. Şimdi sizleri Xperia T‘nin görselleriyle başbaşa bırakalım.

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

{pagebreak::6}

{pagebreak::7}

{pagebreak::8}

:: Xperia T’nin özelliklerini ve görünüşünü beğeniyor musunuz?

 

Hilal Cebeci’den Twitter’a Özel Reklam

İnternetin en gözde sosyal ağlarının başında şüphesiz Twitter geliyor. Diğer platformlara nazaran sunduğu 140 karakterlik sınır ile alışılmışın dışında bir kullanıcı deneyimi sunan servis, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aktif olarak kullanılıyor.

Yaptığı yenilikler ile üst seviye hizmet amaçlayan yetkililer diğer taraftan ünlü isim ve markaların da ilgi odağı haline geldi. Bunun bir örneği ise Hilal Cebeci. Twitter üzerinde paylaştığı fotoğraflarla aniden sanal dünya gündemine oturan sanatçı kısa sürede büyük ilgi gördü.

Özellikle yayınladığı iç çamaşırlı fotoğraf ve videolarından sonra hızla takipçi kazanmaya başlayan Cebeci Twitter gündemine oturdu. Başlarda yüzbinler ile ölçülen takipçi sayısını hızla arttıran Cebeci bir süre önce 1 milyon gibi önemli bir barajı geride bıraktı.

Bazı tweet’lerinde işletme adı vermesi sebebiyle reklam yaptığı iddia edilen şarkıcı gün içerisinde yazdığı mesaj ile uzun zamandır beklenen hamlesini nihayet yapmış oldu. Açıklamaya göre “Hilal Cebeci Reklam” adında platform açan sanatçı, böylelikle -şu sıralar yaklaşık 1 milyon 239 bin kişinin takip ettiği- Twitter profili üzerinden markaların reklamını yapacağını duyurdu.

Fotoğraf, arka plan, video gibi çeşitli formatlarda tanıtımların mümkün olduğu sistemde en düşük ücret 5000$ – 10000$ arasında değişiyor. Böylelikle elindeki takipçi gücünü kullanma kararı alan Hilal Cebeci kendisi için yeni bir gelir modeli oluşturdu.

Yurtdışında hali hazırda bilinen reklam yöntemini ülkemizde de birçok internet fenomeni -gerek üstü kapalı gerek alenen- kullanıyor. Sahip oldukları kullanıcı ağını kazanç olarak geri çevirmek isteyenlerin son üyesi bakalım beklediği ilgiyi alaiblecek mi, bekleyip göreceğiz.

:: Hilal Cebeci’yi takip ediyor musunuz? Twitter üzerinden başlattığı reklam modeli hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Telefon Üreticilerine Radyasyon Uyarısı

Cep telefonları ya da akıllı telefonların yaydığı radyasyon tehlikeli mi? Beyin kanserine yol açar mı? Telefon sevdamız sağlığımızı mı tehdit ediyor?

İşte bu sorular günümüzün en çok tartışılan konularından birinin üzerine parmak basıyor. O da akıllı telefonların yaydığı radyasyon. Bu konuyla ilgili birçok araştırma yapılıyor ve kimileri radyasyonun beyin kanseri riskini artırdığını iddia ederken, bazı araştırmacılar ise bunun doğru olmadığını söylüyor.

Amerika Birleşik Devletleri ise bu konuya farklı bir yaklaşım getirmeye hazırlanıyor. Zira Kongre Üyesi Dennis Kucinich‘in önderliğinde hazırlanan ‘The Cell Phone Right to Know Act‘ adındaki bir yasa tasarısı kabul edilmek üzere.

Bu yasa kabul edildiğinde yalnızca akıllı telefon kullanıcılarını değil, telefon üreticilerini de aynı şekilde etkileyecek. Çünkü artık telefon üreticileri akıllı telefonlarının üzerine bir de ‘Radyasyon Uyarısı’ işareti koymak durumunda kalacak.

Bu sayede akıllı telefon kullanıcılarının ellerindeki cihazın radyasyon yaydığını bilmeme ihtimali kalmayacak. Hem kullanıcılar bilinçlendirilmiş olacak hem de bu sayede akıllı telefon üreticileri de çeşitli davalarla uğraşmak zorunda kalmayacak. Amerikalıların ‘Win Win‘ dediği durum ortaya çıkıyor gibi görünse de, kazanan aslında telefon üreticileri olacak.

Bunun haricinde bu yasa ile birlikte tarihi geçmiş SAR değerleri de güncellenecek ve her akıllı telefonun yaydığı radyasyon miktarı tam olarak ölçülerek kullanıcılara bildirilmiş olacak. Son olarak ülke çapında büyük boyutlu bir araştırma başlatılarak cep telefonlarının insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuz etkiler (eğer varsa) saptanacak.

Siz okurlarımıza akıllı telefonların yaydığı radyasyonun insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olup olmadığı konusunda kesin bir karara varılamadığını ve bu yüzden kesin konuşmanın yanlış olacağını da hatırlatarak haberimizi noktalayalım.

:: Sizce cep telefonlarının üzerinde radyasyon simgesi yerleştirilmeli mi?

Prototype 2 İnceleme

Süper kahraman hikayeleri bana hep ilginç gelmiştir. Filmler veya oyunlar olsun zaten ana karakter olarak süper kahraman olma mertebesine erişmiş karakterimiz, bunun üzerine bir de süper güçler elde ederse artık bir anlamda nirvanaya ulaşmışlardır.

Üstelik bu, oyunlarda daha bir belirginleşiyor sanki. Bu yüzden olsa gerek, süper kahraman oyunları pek yenilik vaadetmese de genelde ortalamanın üzerinde bir başarıya sahiptirler.

Prototype’ın ilk oyununu yaklaşık bir sene kadar öncesinden takip etmeye başlamıştım sanırım. Çıkana kadar o kadar çok büyütülmüştü ki, gözümüzde bir başyapıt çıkacağından neredeyse emindik. Günler geçti, oyun çıktı ama beklediğimiz bu değildi. Başyapıt olamamasına rağmen, yine de iyi bir oyundu. Benim ise gözümdeki tek eksiği hikayesinin sığ olmasıydı.

İkinci oyunda ise tanıtım videolarından takip ettiğimiz üzere, karşımızda ilk oyundaki karakterimizi düşman olarak alan bir oyun duruyordu. Açıkça söylemek gerekirse oyun çıkmadan önce pek bir beklentiye sahip değildim. Sonuçta Alex Mercer karakterini yok etme fikri basitti, hatta ikinci oyunun çıkmasının ana nedeninin finans olduğu konusunda beni şüphelendirmişti.

{pagebreak::2}

Mercer virüsünün etkisi

Merak etmeyin arkadaşlar, şüphelerimizin çoğunu boşa çıkarmış bir oyun var karşımızda. Öncelikli olarak hikayemizden bahsedelim. Evine dönmesine kısa bir süre kalan James Heller adındaki karakterimiz, ailesinin katlinden sonra bunun Mercer Virüsü ve Alex Mercer ile bir ilgisi olduğunu düşünüyor ve oyuna Mercer ile savaşırken başlıyoruz. Özel güçlerimizi de bu savaşta Alex’ten bizzat alıyoruz. Bundan sonrası ise basit : Ailemizin katillerini bulup intikam almak!

Öncelikle bu intikam ögesi o kadar çok işlendi ki artık bayma noktasına gelmiş durumda. Ama bu konu üzerinde giderken araya küçük küçük hikayeler serpiştirmişler ki bu hikayeler sizi oyuna bağlıyor. Hikayeler genellikle virüs ve virüsün nasıl yayıldığıyla ilgili çeşitli bilgi parçacıkları içeriyor. Bu bakımdan ilk oyundan daha dolu dolu bir oyun var karşımızda.

Oynanış mekanikleri ise ilk oyunla hemen hemen aynı. Yine uçabilir, binaların üzerinde yürüyebilir ve kılık değiştirebiliriz. Yeni şeyler de eklenmiş durumda. Artık iki özelliğimizi de aynı anda kullanıp çeşitlilik yakalayabiliyoruz. Kendi mutantlarımızı oluşturup, kontrol edebiliyoruz.

{pagebreak::3}

Pençeler ile Wolverine tadı yakalamak

İlk oyundaki gibi bu oyunda da çeşitli silahlarımız aynı kalırken, birkaç tane de yeni silah eklenmiş. Ellerimizi pençe, kılıç veya kırbaç tarzı silahlara dönüştürebiliyoruz. Bunun yanında Blackwatch denilen düşman askerlerinden çeşitli silahlar temin edebiliyoruz. Bu silahlar bir tüfekten tutun da, helikopter roketine kadar geniş bir yelpazeye sahip.

İlk oyunda –nasıl olduğunu tam hatırlamasam da- tüm silahlarımızı geliştirebiliyorduk. Burada da aynısı korunmuş durumda. Claw’larınızdan tank kullanma becerinize kadar her şeyi geliştirebilirsiniz. Özellikle bu bakımdan oyuncuyu ekrandan ayırmayan bir oyun var karşımızda. Bu özellik sayesinde oyunun başında saatleriniz uçup gidecektir.

Geliştirme konusunu biraz daha açarsak, çeşitli yollardan yapıldığını belirteyim. Oyunda level sistemi var ve her level atlayışımızda bir özelliğimizi geliştirebiliyoruz. Bunun yanında, şehirde gezinirken çıkan sarı yumruk işaretlerindeki karakterleri ‘consume’ özelliğimizi kullanarak deyim yerindeyse onları absorbe ederek, virüs özelliklerimizi veya tüfek roketatar gibi silah özelliklerimizi geliştirebilme şansını sağlıyoruz.

Bunun dışında yan görevleri yapıp çeşitli mutasyonlar kazanabiliyoruz. Böylece karakterimizi tank dayanıklılığında, roketatar gibi yumrukları olan bir şeye kolayca dönüştürebiliyorsunuz. Öyle ki bir süre sonra sanki “Ölümsüzlük modu” açmışçasına şehirde rahatça dolaşabilirsiniz.

{pagebreak::4}

Burası New York şehri

Biraz da hikayemizin geçtiği şehirden bahsedelim. İlk oyunla aynı yer olmasına rağmen şehir oldukça geliştirilmiş. İlk oyundaki “Hayalet şehir” bu oyunda yerini canlılığa bırakıyor.

Aynı bir virüs salgını sonrasındaki şehir gibi, insanlar maske takmış durumda ve hayatlarını biraz daha uzatmaya çalışıyorlar. Bunun yanında da şehrin kontrolünü bir nebze de olsa askerler almış durumda. Şehrin canlılığı gerçekten fevkalade olmuş. Bu da atmosfere büyük bir katkı sağlıyor.

Atmosfere büyük katkısı olan diğer şey ise grafikler. Grafikler özellikle gece saatlerinde çok tatlı duruyorlar. Belki günümüzün en güncel grafikleri olmayabilirler ama böyle bir açık dünya oyununa fazlaca yeten bir yapıya sahip grafikler.

Ses ve müzikler için ise yeterli seviyede diyebilirim. Oyunda bu kısım diğerlerinin yanında “Eh işte” konumunda kalmış. Bazı konuşmalar kaliteli olsa da, özellikle müzikler ikinci plana itilmiş gibi geldi bana.

Yine de çevredeki düşman askerlerinin, biz devasa bir yaratıkla dövüşürken söylediği “Heller’a bakın, inanılmaz, bunu gördünüz mü!” tarzı konuşmaların oyunda yer alıyor olması da atmosfere bağlanmanızı sağlıyor. O konuşmayı duyup da gaza gelmeyecek birini tanımıyorum.

{pagebreak::5}

Heller bir Alex mi sorusu

Oynanabilirlik konusunu en sona bıraktım arkadaşlar. Genel olarak oyun güzel olsa da en büyük handikapı tekrarlanan görevler olduğu için oynanabilirlik konusunda sınıfta kaldı. İlk oyunun da en büyük sorunu olan kendini tekrarlama olayı bir nebze olsun atılsa da büyük çoğunluğu hala duruyor.

Görevlerin hemen hemen çoğu “Üsse sız, belirli bir şeyi yok et, üsten kaçıp izini kaybettir.” şeklinde ilerlediğinden birkaç görev sonra sıkıyor. İlk oyunda da bu böyleydi ve bu oyunda da böyle olunca, oyunun gözümde ciddi puan kaybına uğraması kaçınılmaz oluyor.

Bunun dışında önemli bir eksi olarak bahsedebileceğim gereksiz kasma konusu var. Oyun bir süre sonra kasmaya başlıyor ki bu sorun forumlarda da en çok konuşulan problemlerden. Henüz bir yama da yayınlanmadı ama ileride çözüleceğine eminim. Yine de 45 dakikadan sonra oyunun kasmaya başlaması hoş bir durum değil.

Oyun genelinde güzel bir oyun olmuş diyebilirim. Ancak daha iyi olabilirdi. Bunun da ana sebebi şüphesiz tekrar eden görevler. Yine de James Heller’ın hikayesini öğrenmenizi ve ona intikamında yardım etmenizi tavsiye ederim. Zira oyun ilk oyundan çok daha ileride bir oyun olmuş.

Not: Yazı için Ali Aşkın’a teşekkür ederiz.

8/10

Artılar: Atmosferin ilk oyuna göre inanılmaz gelişmesi,hikayenin basit durup sonradan karmaşıklaşması, karakter geliştirme sistemi, oyun süresi.

Eksiler: Tekrarlayan görevlerin bir süre sonra sıkması, ilk oyundakinden fazla bir şey sunamaması.

:: Prototype 2’yi nasıl buldunuz?

HP, Photokina’da Yeni Ürünlerini Görücüye Çıkaracak

HP, Almanya’nın Köln kentinde 18 – 23 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Photokina Fuarı’nda profesyonel fotoğrafçılar, laboratuarlar ve perakende fotoğrafçılık şirketleri için yeni gelir kapıları açan yazıcı, uygulama ve hizmet portföyünü tanıtacağını duyurdu (Salon 4,1, Stand I-010, I-040, I-050, J-045 ve J-049).

HP, HP mürekkepleri, malzemeleri ve teknolojileri sayesinde sunulabilen en son tekniklerin kullanıldığı uygulamaların yanı sıra HP Indigo baskı makinesi ve HP Designjet yazıcı yelpazesindeki ürünlerini de tanıtacak.

Ayrıca furada HP dijital baskı teknolojilerinin sunduğu görüntü kalitesini, esnekliği, yaratıcılığı ve iş fırsatlarını tecrübe etmesine imkan veren bir ortam sağlayacak. Photokina laboratuarlar, profesyonel fotoğrafçılar, baskı hizmeti sağlayıcılar (PSP’ler), perakendeciler ve ev içi baskı tüketicileri dahil olmak üzere ticari fotoğrafçılık dünyasında faaliyet gösteren herkes fuar alanında HP’nin bu hizmetinden faydalanabilecek.

Standda tanıtılacak ürünler:

HP Indigo 7600 Dijital Baskı Makinesi – Laboratuarlara fotoğraf ürünlerinin basılması açısından daha fazla kalite ve verimlilik sunan, 7 renkli baskı makineleri yelpazesindeki en yeni ürün

HP Designjet L26500 Yazıcı – Çevresel konular göz önünde bulundurularak açık ve kapalı alan grafiklerinin üretimi için HP Lateks Mürekkeplerin kullanıldığı 1,55 metrelik (61 inç) geniş formatlı yazıcı.

HP Designjet Z6200 Fotoğraf Yazıcısı (1,067 metre (42 inç) ve 1,524 metrelik (60 inç) modeller) – farklı ortam türlerinde yenilikçi renk tutarlılığı ve hassasiyeti ile sınıfındaki en yüksek baskı hızıyla fotoğraf kalitesinde baskı yapmak için tasarlanan yeni bir ürün.

HP Designjet Z3200 Fotoğraf Yazıcısı (61 cm (24 inç) ve 1,117 metrelik (44 inç) modeller) – bütünleşik spektrometreyle profesyonel fotoğrafçılar için 12 mürekkepli (HP Qad Siyah ve HP Kromatik Kırmızı) baskı sistemine sahip kolay kullanımlı, geniş formatlı, mürekkep püskürtmeli yazıcı.

IKEA Artık Tüm Türkiye’de

IKEA Türkiye, İstanbul’da Ümraniye ve Bayrampaşa olmak üzere iki, İzmir, Bursa ve Ankara’da birer mağaza ile toplam 5 mağazasına ek olarak şimdi de sanal mağazasıyla tüm Türkiye’ye açılarak büyümesini sürdürmeye devam ediyor.

Mağazalarında binlerce çeşit güzel tasarımlı, kaliteli ve kullanışlı ürünleri düşük fiyatlarla müşterileriyle buluşturan IKEA, 2011 yılında tüketicilerin hizmetine sunduğu internetten alışveriş uygulamasını artık daha geniş kitlelerin erişimine sunuyor. Yaratıcı dekorasyon çözümleriyle ev hayatının nasıl daha fonksiyonel ve keyifli hale gelebileceğini ilham verici önerileriyle anlatan IKEA, internetten alışveriş uygulamasıyla ev dekorasyonuna olan ilgiyi daha da artırmayı hedefliyor.

IKEA Türkiye Genel Müdürü Fuat Atalay; “Mağazalarımızın olmadığı illerden gelen talepler doğrultusunda Kasım 2011 itibariyle başlattığımız internetten alışveriş uygulamasını 1 Ağustos itibariyle tüm Türkiye’ye sunmaya başladık. Dört büyük şehirde, her biri yaklaşık 25.000- 30.000 m2’ de kurulu olan mağazalarımızda, sekiz bin çeşidi aşkın mobilya ve ev aksesuarını ilham kaynağı fikirler vererek tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Yeni mağazalar açmak için çalışmalarımıza devam ederken, 1 Ağustos itibari ile faaliyete başlayan sanal mağazamızla artık Türkiye’nin her noktasına ulaşabiliyoruz. Öte yandan hızla yaygınlaşan internetten alışveriş trendini de dikkate alarak tüm IKEA severlere kolaylık sağlamak amacıyla, mağazalarımızın bulunduğu şehirlerde de internetten alışveriş sistemini hayata geçirdik.”

Atalay sözlerine şöyle devam etti: “Mağazalarımızda satışa sunulan sekiz bin çeşidi aşkın mobilya ve ev aksesuarının birçoğu internetten de satın alınabilmektedir. www.IKEA.com.tr internet sitemizde tüketiciler kolay alışveriş adımlarını izleyerek, güvenli 3D Secure ödeme platformu üzerinde alışverişlerini tamamlayabilirler.”

IKEA
Türkiye, İstanbul’da Ümraniye ve Bayrampaşa olmak üzere iki, İzmir,
Bursa ve Ankara’da birer mağaza ile toplam 5 mağazasına ek olarak şimdi
de sanal mağazasıyla tüm Türkiye’ye açılarak büyümesini sürdürmeye devam
ediyor.

Mağazalarında
binlerce çeşit güzel tasarımlı, kaliteli ve kullanışlı ürünleri düşük
fiyatlarla müşterileriyle buluşturan IKEA, 2011 yılında tüketicilerin
hizmetine sunduğu internetten alışveriş uygulamasını artık daha geniş
kitlelerin erişimine sunuyor. Yaratıcı dekorasyon çözümleriyle ev
hayatının nasıl daha fonksiyonel ve keyifli hale gelebileceğini ilham
verici önerileriyle anlatan IKEA, internetten alışveriş uygulamasıyla ev
dekorasyonuna olan ilgiyi daha da artırmayı hedefliyor.

IKEA
Türkiye Genel Müdürü Fuat Atalay; “Mağazalarımızın olmadığı illerden
gelen talepler doğrultusunda Kasım 2011 itibariyle başlattığımız
internetten alışveriş uygulamasını 1 Ağustos itibariyle tüm Türkiye’ye
sunmaya başladık. Dört büyük şehirde, her biri yaklaşık 25.000- 30.000
m2’ de kurulu olan mağazalarımızda, sekiz bin çeşidi aşkın mobilya ve ev
aksesuarını ilham kaynağı fikirler vererek tüketicilerimizle
buluşturuyoruz. Yeni mağazalar açmak için çalışmalarımıza devam ederken,
1 Ağustos itibari ile faaliyete başlayan sanal mağazamızla artık
Türkiye’nin her noktasına ulaşabiliyoruz. Öte yandan hızla yaygınlaşan
internetten alışveriş trendini de dikkate alarak tüm IKEA severlere
kolaylık sağlamak amacıyla, mağazalarımızın bulunduğu şehirlerde de
internetten alışveriş sistemini hayata geçirdik.” Atalay şöyle devam
etti: “Mağazalarımızda satışa sunulan sekiz bin çeşidi aşkın mobilya ve
ev aksesuarının birçoğu internetten de satın alınabilmektedir. 
www.IKEA.com.tr
internet sitemizde tüketiciler kolay alışveriş adımlarını izleyerek,
güvenli 3D Secure ödeme platformu üzerinde alışverişlerini
tamamlayabilirler.”

Yeni iPhone’un Çözünürlüğü Ne Olacak?

Apple, genelde her sene Eylül ya da Ekim ayında yeni nesil iPhone modelini tanıtıyor. Bu sene de iPhone 5 ya da Yeni iPhone adıyla gelecek yeni nesil iPhone‘un iOS ve akıllı telefon severler merakla bekliyor.

Yeni gelecek olan iPhone‘un ekran çözünürlüğü büyük ölçüde belli oldu gibi. Apple ile ilgili dedikodu ve gelişmeleri haberleştiren 9to5Mac sitesinin haberine göre, iOS 6 Beta 4 ile beraber iOS simülasyonu, 1136 x 640 piksel çözünürlükte çalışabiliyor.

Bu yeni eklenen çözünürlükle beraber iOS 6‘ta 4‘lü satır sayısı, 5‘e yükseliyor. iOS 5.1‘de yapılan testlerde ise bu çözünürlük değeriyle 4‘lü sütun sayısı ile aralarda boşluklar oluşabiliyor.

Yeni iPhone‘un ekranı tahminlere göre 4 inç boyutunda olacak. Ekran çözünürlüğü de 4 inç değerine göre mantıklı. Kısaca yeni iPhone’un ekran çözünürlüğü 1136 x 640 piksel olma ihtimali çok yüksek. 

:: Sizce Apple, akıllı telefon piyasasında öncülük ünvanını kaybetti mi?

 

Curiosity’den Yeni Mars Görselleri

Bildiğiniz gibi Curiosity ayağının tozuyla Mars’ta karbon arama çalışmalarına başladı. Görevinden fotoğrafları da yavaş yavaş dünyaya göndermeye devam ediyor.

Hatırlarsanız dün Curiosity’nin inişini gözler önüne seren 250 fotoğraflık bir stop motion’ı sizlere aktarmıştık. Bugün ise inişten hemen sonra Gale kriterine doğru yol alırken çektiği birkaç fotoğraf yayımlandı.

Sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri Curiosity’nin Mars’tan göndermiş olduğu yeni fotoğraflarla baş başa bırakalım.

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

{pagebreak::6}

:: Curiosity’nin Mars görevi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Android’de Farklılaşmak

Android’in ilk versiyonlarını hatırlıyor musunuz? Hatırlamıyorsanız Google’da “cupcake”, “eclair”, “froyo” anahtar kelimeleriyle arama yapıp bu versiyonların kullanıcı arayüzlerine göz atın, özellikle Google’ın ham olarak sunduğu, üzerinde herhangi bir özelleştirme barındırmayan kullanıcı arayüzü fotoğraflarına bakın. Ne kadar sıkıcı ve ilkel olduğunu göreceksiniz. İşte bu noktada cihaz üreticilerine büyük iş düşüyordu.

HTC, Samsung, LG gibi üreticilerin 1-2 yıl önce piyasaya sürdükleri cihazlarda yer alan Sense, TouchWiz gibi kullanıcı arayüzleri ham sürümün sıkıcılığını atıyor, bu cihaz kullanıcılarına cihazdan daha fazla verim almalarını sağlayacak çeşitli bileşenler sunuyordu.

Ancak özellikle tabletler için geliştirilen Honeycomb sürümünden itibaren Google’ın kullanıcı arayüzüne verdiği önem arttı. Üreticilerin cihazın kullanıcı arayüzü üzerindeki müdahalelerini kısıtlayan Google bu şekilde tek biri kullanıcı deneyimi sunmayı hedeflemişti, tıpkı Apple’ın iPad ve iPhone’da yaptığı gibi.

Yine de, üreticilerin kendi cihazlarını farklılaştırmak adına bazı adımlar attığını gördük. Samsung’un tabletlerinde ekranın altında beliren ve ekranda sürekli üstte kalacak şekilde gösterilen programcıklar buna örnek.

{pagebreak::iki}

Ice Cream Sandwich ile birlikte Google’ın arayüz üzerindeki kontrol politikası daha da sıkılaştı ve doğrusunu söylemek gerekirse Android’in ham arayüzü bile daha çekici hâle geldi. Burada fazla değişikliğe gidemeyen üreticiler servis ve özelliklere odaklandılar.

HTC’nin One cihazlarında sunduğu ImageSense hızlı çekim modu ve video ile aynı anda fotoğraf çekme işleviyle ayırt edici özelliğe güzel bir örnekti. Benzer özellikleri Samsung’un Galaxy S III ile birlikte sunmaya başlaması ayırt ediciliği biraz gölgelemiş olsa da, sonuç olarak biz kullanıcılar için cihazlarımızı daha verimli kullanacak bir fırsat sunulmuş oldu.

Kamera dışında bulut depolama servisleriyle telefonun dahili alanının desteklenmesi, Samsung Galaxy S III’te gelen, videoyu ekranda hep üstte kalan küçük bir pencerede oynatan Pop Up Play, Sony Xperia telefonlardaki 3D Sweep Panorama, yine Sony Xperia S’teki NFC destekli akıllı etiketler üreticilerin kullanıcı arayüzü dışında aradıkları yeni farklılaşma yolları olarak dikkat çekiyor. Üreticilerin farklılık konusundaki arayışları da tabii ki biz kullanıcılara yarıyor.

Bu yazı Sabri Küstür tarafından yazılmıştır. 

:: En sevdiğiniz Android arayüzü nedir? 

Google ve Apple, Kodak’a Yumuldu

Kamera endüstrisinin devlerinden Kodak, 2011 yılında iflasın eşiğine geldiği için elindeki tüm patentleri satışa çıkarmış fakat satılan patentlerden elde edilen gelir de iflasını önleyememişti.

Bunun üzerine 19 Ocak 2012 tarihinde iflasını açıklayan firma, elinde kalan diğer patentleri de satışa çıkardı ve bu sayede kalan borçlarını ödemeyi hedefliyor. Bu konuda oldukça şanslı olduğunu söyleyebiliriz çünkü iki dev yatırımcı grup, patentleri satın almak için birbirine girmiş durumda.

Bu iki yatırımcının biri Apple, diğeri de Google. Bu kadar büyük iki firmanın açık artırma yöntemiyle satılan patentleri almak istemesi, Kodak’ın yaklaşık 2.6 milyar dolarlık bir gelir elde edeceğini düşünmesine yol açmış ama kazın ayağı hiç de öyle görünmüyor.

Çünkü verilen teklifler, 150 milyon dolar ile 250 milyon dolar arasında rakamlara işaret ediyor. İlerleyen günlerde bu rakamın yükselmesi bekleniyor.

Peki bu patentler firmaların ne işine yarayacak? Google tarafından baktığımızda Kodak’tan alınacak patentler sayesinde firmanın Android platformunda eli oldukça güçlenmiş olacak. Zira şu anda Android tabanlı telefonlar üretilirken, patentler yüzünden Apple ve diğer firmalar tarafından baskıya maruz kalıyorlar ve yüksek meblağlar ödemek durumundalar.

Apple açısından baktığımızda ise patentleri ele geçirerek telefon üreticilerinden daha fazla para koparmak niyetinde oldukları söylenebilir. Zaten firma istediği sürece bu açık artırmada Google’ı rahatlıkla geride bırakabilecek durumda ve muhtemelen bu patentlerin Apple’a gideceğini söyleyebiliriz.

Konuyla ilgili gelişmeler oldukça sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

:: Sizce Kodak’ın patentlerini hangi firma alacak?

 

ARM, 2. Mali-T600 GPU Serisini Duyurdu

İşlemci tasarımının yanında grafik işlemci tasarımı da yapan ARM, Mali-T600 grafik işlemci ailesinin 2. nesil modellerini duyurdu. ARM‘ın piyasada kullanılan en güçlü grafik çözümü şimdilik Mali 400 GPU‘su. Galaxy S2‘den beri kullanılan Mali 400 MP, Galaxy S3 ve Galaxy Note 2 gibi yeni nesil akıllı telefonlarda da kullanılıyor.

Mali-T600‘ün ilk nesil GPU‘Ları olan T601, T604 ve T658, hiç bir ARM işlemcili cihazda kullanılmadı. Kullanılmadan ikinci nesile çıkan T-600 ailesinin yeni nesil GPU‘ları, T624, T628 ve T678 olacak.

Güncel Nvidia ve AMD’nin GPU’larında kullandığı gibi Unified Shader mimarisine T600 ailesiyle geçen ARM,  GPU‘larını grafik ve işlem performansı odaklı iki kısımdan oluşturuacak.

Bu ayırıma göre video kodek işlemleri, görüntü düzenleme, matematiksel işlemler gibi paralel işlemleri grafik bölümü üstlenecek. Bu da işlemcinin yorulmasını engelleyerek, güç tüketimini düşürecek. Yani günümüzdeki bilgisayarlardaki gibi Photoshop’taki çizimleri işlemci değil de grafik işlemci üstlenecek. 

İkinci nesil T600 ailesinin giriş modeli olan T624, 4 çekirdeğe kadar ölçeklendirilebilecek. Bu da demek oluyor ki şimdiki amiral gemilerindeki Mali 400 MP GPU‘sundan çok daha verimli ve hızlı, giriş seviyesi GPU’lar gelecek.

T628‘de bu rakam 8 paralel çekirdeğe kadar çıkacak. Bu grafik işlemcileri akıllı telefon, tablet, akıllı televizyon ya da ARM tabanlı Ultrabook alternatiflerinde görebileceğiz.

T678‘de de 8 çekirdeğe kadar ölçeklendirebilme olacak fakat yapılan çekirdek optimizasyonlarına göre T628‘den 4 kat daha güçlü performans verdiği belirtiliyor.

OpenGL ES 1.1, 2.0, 3.0, DirectX 11, Open CL 1.1 API‘lerini destekleyecek olan Mali T600 GPU‘ailesinin ikinci nesil üyeleri, ilk nesile göre mimari değişiklik ile gelmiyor. Mimari değişiklik yerine çeşitli güncellemelere gidilen grafik işlemciler, özellikle güç tüketimi konusunda çok daha iddialı olacaklar.

ARM’ın geliştirdiği ve GPU’larına yerleştirdiği  ASTC teknolojisi, yeni GPU’larda da kullanılıcak. Yeni bir doku sıkıştırma tekniği olan bu teknoloji sayesinde, 4k x 2k çözünürlükteki görselleri ve içerikleri rahat bir şekilde görüntüleyebilecek. ARM’ın resmi duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bakalım üreticiler Mali T600 ailesinden GPU’lara ne zaman yer verecekler? 

:: Mali-T600 GPU’larına sizce neden hala geçilemedi? Niye hala Mali 400’lerde kalındı?

 

Sosyal Konuk – Bölüm 1

Hayatımıza inanılmaz bir hızla giriş yapan sosyal medya ile ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendireceğimiz programımız Sosyal Konuk bundan böyle her hafta sizlerle olacak.

Tuluğ Özlü ve İnci Damla Güneşliler’in moderatörlüğünde hazırlanan Sosyal Konuk‘ta bu hafta, geçtiğimiz günlerde büyük markaların Facebook hesaplarının hack’lenmesi konusu ele alınıyor. Konuk olarak ise Bilgi Güvenliği Uzmanı Burak Çifter bu hafta Tuluğ ve İnci Damla’ya eşlik ediyor.

Bölümün İçeriği

· Facebook’taki adminlik sisteminde ne tür açıklar var? Bu açıklar için Facebook ne tür önlemler alabilir?

· Facebook’ta adminlik yetkileri olan kişiler nelere dikkat etmeli?

· Ajanslar benzer bir olayla karşılaşmamak için ne tür önlemler almalı?

· Sosyal medya uzmanlarına tavsiyelerini rica edelim.

#video_6393#

Biz kimiz?

Tuluğ Özlü: Sosyal medyaya ciddi bakamayan bu programla ciddiyet sağlamaya çalışan genç insan.

https://twitter.com/tulugozlu

İnci Damla Güneşliler: Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema & TV bölümünden mezun olduktan sonra sosyal medya ile tanışıp dijital işlere merak saran aktif insan.

https://twitter.com/inci_damla

:: Sosyal Konuk programını nasıl buldunuz?

Tuluğ Özlü: Sosyal medyaya ciddi bakamayan bu programla ciddiyet sağlamaya çalışan genç insan. https://twitter.com/tulugozlu

·         İnci
Damla Güneşliler: Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema & TV
bölümünden mezun olduktan sonra sosyal medya ile tanışıp dijital işlere
merak saran aktif insan. https://twitter.com/inci_damla