Vodafone’dan Özel Almanya Tarifesi

Cep telefonu firması Vodafone özellikle Almanya ile konuşan kullanıcıları için özel bir tarife hazırladı. Aylık 65 TL ödemesi olan bu tarifeyi tercih edenler Almanya ile 1000 dakika konuşabilecek.(Vodafone Çiftçi Kulübü Eğitim Tırı Yollarda)

 

 

Yurtiçinde de Kullanmak Mümkün

Bu tarifeyi kullanan tüketiciler isterlerse dakikalarını yurtiçi aramalarda da kullanabilecek. Cep Almanya tarifesinden hattını Vodafone‘a taşıyanlar ya da yeni hat alanlar da faydalanabilecek.

:: Firmanın bu tarifesi size cazip geldi mi?

 


 

 

 

 

 

 

 

Android ve Maemo İçin Firefox Bombası Patladı!

Mozilla Firefox’un son yıllardaki yükselişi, gerçekten de takdire şayan. Şirket, akılcı politikalarla ve emin adımlarla ilerleyip web tarayıcılarının efendisi Microsoft Internet Explorer’ı tahttan indirdi. Düzenli biçimde yeni eklentiler ve güncellemeler yayınlayarak, zirvedeki yerini pekiştirdi. Bunlara rağmen, yazılım geliştiricisinin, sadece masaüstü veya dizüstü bilgisayar pazarıyla yetinmeye niyeti yok.

 

Hızla büyüyen akıllı telefon sektörü, programcılara inanılmaz fırsatlar sunuyor. Nokia’nın da desteğiyle Opera Mini bu avantajları iyi kullandı ve pazarın “şimdilik” lideri. Yine de, kendini sıcak bir rekabete hazırlasa fena olmaz: Mozilla Firefox 4 Beta, Android ve Maemo için piyasaya sürüldü. Firefox Sync, eklentiler, Awesome çubuğu ve HTML5 desteği gibi bilindik öğeler de, tarayıcıda emrinize amade. Yakınlaştırma, animasyon ve grafik performansı, “iddiaya göre”, en üst seviyeye taşınmış. Mozilla sözcüleri, “Masaüstü bilgisayarlar için geliştirilen Firefox’un tüm yetenekleri, Android ve Maemo için geliştirilen Firefox Beta 4’de mevcut. Amacımız, akıllı telefonlarla yapılan sörfü, hiç olmadığı kadar hızlı ve keyifli kılmak.” ifadelerini kullandı. Tarayıcıyı elde etmek ve akıllı telefonunuzda kullanmak için bağlantıya tıklamanızı öneriyoruz.

:: Sizce Firefox, mobil tarayıcı pazarının yeni lideri olabilir mi?

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/174874-andorid-ve-maemo-icin-firefox-bombasi-patladi.html

Portrelerinizi Kara Kalem Çizimi Haline Getirin

Portrelerinizi kara kalem çizimi haline getirmek artık çok kolay. Bu işlemin bu kadar basit bir şekilde yapılabildiğine inanamayacaksınız. (Photoshop İle Gözleriniz İstediğiniz Renkte Olsun)

 

Model : Neil Patrick Harris

Öncelikle bu işlemi gerçekleştireceğiniz portrenizin aydınlık ve kaliteli bir fotoğraf olmasına özen göstermeniz gerekiyor. Aksi takdirde uyguladığınız sekmelerin beklenen etkiyi göstermemesi mümkün olabilir. Eğer fotoğrafınız yeterince aydınlık değilse Levels, Brightness & Contrast gibi değerlerle oynayarak bunu ayarlayabilirsiniz.

 

Adım 1: İşleme başlıyoruz. Görüldüğü gibi bizim fotoğrafımız hali hazırda oldukça aydınlık ve kaliteli durumda.

 

{pagebreak::Adım 2}

Adım 2: Image / Adjustments / Black and White sekmesine geliyoruz.  Fotoğrafınızın ışık düzeyi, renkleri gibi değişkenler olduğundan dolayı kesin bir ölçü vermemiz mümkün değil ancak, buradaki ayarlarla resimimizdeki görüntüyü yakalayana kadar oynuyoruz.

 

{pagebreak::Adım 3}

Adım 3: Image / Adjustments / Shadows Highlights sekmesine gelip ayarlarla oynuyoruz. Gereken değerleri verdiğimizde (Shadows : 80, Amount : 55) resimdeki görüntüyü elde ediyoruz.

 

Sizin verdiğiniz birebir aynı olmak zorunda değil. Bunu unutmayın. Önemli olan gereken görüntüyü elde etmek.

{pagebreak::Adım 4}

Adım 4: Şimdi Eraser ile kenarlardaki kırıkları alıyoruz.

 

{pagebreak::Adım 5}

Adım 5: Diğer fon lekelerini de temizliyoruz.

 

{pagebreak::Adım 6}

Adım 6: Portremiz hazır ve tıpkı kara kalemle çizilmiş gibi.

 

 

:: Bir sonraki Photoshop temalı dosya konumuzun ne olmasını isterdiniz?

Yazan: Erkam Evlice

Adım 1:

USB Kravat Soğutucusu

Japonlar her daim ilginç ama kullanımı da bir o kadar zor teknolojiler üretmeye devam ediyor. Bunlara yeni bir örnek geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı.

 

 

Strese Karşı Özel Kravat

Bir Japon elektronik eşya tasarım firması, USB‘den güç alan kravat soğutucusu ürettiğini duyurdu. Kravat şeklinde hazırlanmış olan bu ürünün düğüm kısmında ufak bir pervane bulunuyor.

USB‘ye bağlandığı zaman çalışmaya başlayan soğutucu, etrafa soğuk hava üflüyor. Firma yoğun iş temposu yüzünden terleyen kişilerin rahatlaması için böyle bir ürün tasarladıklarını belirtmiş.

Ancak günlük ofis yaşamı içerisinde böyle bir ürünün nasıl kullanılacağı ise tam bir bilmece…

:: Bu icat sizce günlü ofis yaşantısında bir fayda sağlar mı?

Canon’dan Enerji Tasarruflu Yazıcılar

Canon, tüketicilerin dikkatini çekmek için tasarruf ve sessizlik vadeden masaüstü lazer yazıcıları piyasaya sürdü. Firmanın, i-SENSYS LBP6000 ve i-SENSYS LBP6200d olarak adlandırdığı, bu modeller uyku modunda beklerken sessizce çalışıyor.(Canon’dan Siyah – Beyaz Lazer Yazıcı Çözümü)

 

 

Dakikada 25 Sayfa

Hepsi birarada teknolojisini kullanan yazıcılar  2,400 x 600 nokta/inç baskı çözünürlüğüne sahip. ile kullanıcılara profesyonel görünümlü belgeler, net yazı metinleri ve gelişmiş ayrıntılar sunuyor. Yazıcılar dakikada 25 sayfa basabiliyor.

:: Canon’un bu yeni serisini beğendiniz mi?

Evlerde Video Konferans Dönemi

Jetgiller çizgi filminde konu alınan televizyondan videolu görüşme teknolojisi dizinin izleyicileri tarafından yıllarca merakla bekleniyordu. (Cisco’dan Akıllı Şebekelere Yatırım)

İş dünyasında yaygın olarak kullanılan bu teknoloji, özel şirketler ve yazılım firmaları tarafından ev kullanıcısına uygun hale getirilmeye çalıştı. Ancak bu tarz ürünlerin, yaşadığı bağlantı sorunları nedeniyle evden telekonferans ev kullanıcılarına uygun hale getirelemedi.

 

 

HD Televizyondan Videolu Sohbet İmkanı

İş dünyasına ve küresel ayakları bulunan şirketlere bu tarz sistemler hazırlayan Cisco, ürünlerini ev kullanıcısına uygun hale getirdi. Umi adlı ürün, HD televizyon ve internet bağlantısıyla çalışacak.

Uydu alıcılar gibi çalışacak olan sistem tek bir kumandayla yönetilebilecek. Tüketiciler kumandalarındaki bir tuşa basarak, videolu konuşma başlatabilecek. Sosyal ağlarla ortaklaşa çalışan ürün çekilen videoların hemen YouTube ve Facebook  gibi sitelere paylaşmak mümkün.

Sistem otomatik olarak odanın ışığına ve büyüklüğüne göre gerekli ayarları kendisi yapıyor. Ürünün, fiyatı henüz açıklanmadı ancak Cisco ev kullanıcısına hitap eden ekonomik bir fiyatlandırma politikası izlerse telefonların sonu gelmeye başlayabilir.

:: Ev telefonu yerine telekonferans özelliğini kullanmak ister miydiniz?

 

Akıllı Telefon Yarışında Kim Önde?

Teknoloji dünyasının son dönemdeki en popüler cihazları hiç şüphesiz ki akıllı telefonlar. Kullanıcıların büyük ilgi gösterdiği bu cihazlar için cepte taşınan küçük bilgisayarlar tanımı yapılabilir. (Süper Telefonlar Geliyor)

Akıllı telefon pazarında dünyanın en büyük markaları yarışıyor. Samsung, HTC, Apple, Nokia, RIM ve daha birçok büyük telefon markası bu pazardan pay kapmak için çalışıyor, her biri diğerinden daha iyi olduğunu kanıtlamak için uğraşıyor.

 

Akıllı telefon pazarında çok sıkı bir rekabet yaşanıyor

 

Yarışa Farklı Bakış

Peki bu dev markalar çabalarının karşılığını ne ölçüde alıyorlar? Asymco adlı bir araştırma şirketinin yaptığı bir çalışma, akıllı telefon pazarını farklı bir şekilde ele alıyor.

{pagebreak::İki Farklı Kıstas}

İki Farklı Kıstas

Kimin daha çok pazar payı olduğuna değil, hangi markanın pazar payını daha çok artırdığını ve kârlılığının ne kadar arttığını ortaya koyan grafik, akıllı telefon pazarı hakkında daha sağlıklı bilgi veriyor.

Grafiğe bakıldığında, son üç yıl içerisinde pazar payını en çok artıran markanın Samsung olduğu görülüyor. Ancak Samsung’un bu dönemde kâr oranının düştüğü de gözleniyor.

 

Yatay düzlem pazar payındaki artışı, dikey düzlem ise kâr payındaki artışı gösteriyor

 

Apple ve Nokia

Apple’ın pazar payı çok büyümese de kâr oranının tavan yaptığı, öte yandan Nokia’nın pazar payında büyük bir düşüş olmadığı ama kârlılık konusunda büyük sıkıntı yaşadığı görülüyor.

Son üç yıl içerisinde en çok pazar payı kaybeden markanın Motorola olduğu görülürken, ilginç bir şekilde firmanın kâr oranının arttığı gözüküyor. Grafikte en kötü durumda olan marka ise Sony Ericsson, öyle ki firma hem pazar payı, hem de kâr kaybetmeye devam ediyor.

:: Akıllı telefonlarda tercihiniz hangi markadan yana?

Xperia X10 mu? Yoksa iPhone 4 mü?

Xperia X10 ile akıllı telefon pazarının popüler ismi Android’e merhaba diyen SonyEricsson, son derece güçlü bir telefon hazırlayarak hem sevenlerini hem de Android meraklılarını fazlasıyla memnun etti. Üst düzey bir donanıma sahip olan telefon ilk dönemde yüksek fiyatıyla tepki toplasa da ülkemizde pazarın beklentilerine uygun bir fiyatla satışa sunuldu.

 


Her iki cihazda da Radyo dinleyebilmek için üçüncü şahıs yazılımlara başvurmanız gerekiyor.

Apple’ın en son harikası iPhone 4 de yine üst düzey bir donanım ve heyecan verici yeniliklere sahip. Daha sert hatlara sahip olan cihaz, her kesimden insanın beğenisini tasarım yönünde kazanmış durumda. Anten sorunu cihazın satış rakamlarına olumsuz etki etmesine rağmen, yeni iPhone tüm satış rekorlarını çoktan alt üst etti bile. Ülkemizde de operatörlerin elindeki iki parti stoğun aynı gün içinde tükenmesi bu duruma gösterilebilecek önemli bir kanıt olsa gerek.

{pagebreak::Donanım}

Donanım

Donanımları güçlü iki telefon X10 ve iPhone 4. Xperia X10’da son dönemin popüler mobil işlemcisi Qualcomm Snapdragon kullanılmış. 1GHz saat hızında çalışan bu işlemci 256MB ve 128MB olmak üzere iki ayrı RAM ile desteklenmiş. İki farklı birim olarak görev yapan yongaların, 256MB olanı sistem belleği için, 128MB olanı ise grafik uygulamaları için ayrılmış.

 


iPhone 4’ün 512 MB rami tüm ihtiyaçları fazlasıyla karşılıyor.

iPhone 4’te ise yine ARM imzasını görüyoruz. Apple’ın Samsung tesislerinde üretimini gerçekleştirdiği ve ilk olarak iPad’de kullanılan ARM Cortex A8 işlemcinin farklı bir versiyonuna rastlıyoruz iPhone 4’te. iPad’de 1GHz hızında çalışan Apple A4 işlemci, iPhone 4’te 800MHz hızda görev yapıyor. Yapılan testlerde gayet başarılı sonuçlara imza atan işlemcinin 800 MHz oluşuyla 1GHz’lık Snapdragon’dan bir adım geri kaldığını söyleyebiliriz.

{pagebreak::Pil Ömrü}

Pil Ömrü

Her iki cihazın da fabrika verilerine bakarak pil performansının tatminkâr olduğunu söylemek mümkün. Bataryaları da hemen hemen aynı kapasitede olan telefonların birbirine üstünlük kurduğunu söylemek güç. SonyEricsson Android’li amiral gemisinde 1500mAh’lik bir lityum polymer pil tercih ederken, Apple 1420 mAh’lik bütünleşik enerji birimi kullanmış.

 


iPhone 4 tam dolu bir batarya ile daha uzun bir çokluortam deneyimi vaat ediyor.

iPhone 4’ün tam dolu bir pil ile 40 saat müzik dinleme, 10 saat video oynatma, 6 saat Wi-Fi kullanımı gibi dikkat çekici değerler sunabiliyor. Bu değerlerin yüksek olmasındaki en önemli etkenin Apple A4 işlemcisi olduğunu da belirtelim.

{pagebreak::Bağlantı ve Depolama}

Bağlantı ve Depolama

Penta-band destekli olan iPhone4, HSDPA ile 5.76 Mbps indirme hızına erişebiliyor. Aynı rakam X10’da 7.2 Mbps. Pazara yeni giriş yapan ya da giriş yapmaya hazırlanan akıllı telefonlarda maksimum 10.2 Mbps seviyesinin görülebildiği düşünülünce her iki cihaz için de eleştirel bir tavır takınmak doğru olmayacaktır. Bluetooth, GPS ve USB bağlantıları her iki cihazda standart olarak yer alan özellikler.


Xperia X10’un en önemli kaybı Android 2.1 güncellemesinin bir hayli gecikmiş olması.

X10 ve dördüncü nesil iPhone’un depolama birimleri ele alındığında cihazların birbirine üstünlük kurabilmesinin kullanıcı tercihlerine göre değişim gösterecek bir olgu olduğunu görüyoruz. X10’da 1 GB dahili hafıza bulunuyor. Asıl gücünü microSD kartlardan alan cihaz, 32 GB’a kadar destek sağlayabiliyor. iPhone 4 içinse durum alışıldık iPhone standartlarında. Cihaz 16GB ve 32 GB olmak üzere iki farklı seçenek ile satışa sunuluyor.

{pagebreak::Kamera}

Kamera

Fotoğraf kalitesini hemen her cihazına başarıyla taşıyan SonyEricsson’un kabul görmüş bir başarısı var. Zaten X10’un da en iddialı olduğu konuların başında geliyor fotoğraf performansı. 8.1 Megapiksellik bir kameraya sahip olan cihaz, 16X dijital yakınlaştırma, otomatik ve dokunmatik odaklama, parlak led fotoğraf ve video aydınlatması gibi özelliklere sahip. X10’un ilk sürümünde HD video kaydı desteğinin bulunmayışı da önemli bir dezavantaj olarak dikkat çekiyor.

 


Xperia X10, Android 2.1 güncellemesi ile 720p HD video kaydı desteğine kavuşmuş olacak.

Fotoğraf ve video performansı ile gelmiş geçmiş en başarılı iPhone olan iPhone 4, X10’dan ise bir adım geri kalmış görünüyor. Arka kısımda yer alan 5 Megapiksellik CMOS kamera LED flaş ile desteklenmiş. 5X dijital yakınlaştırma, otomatik ve dokunmatik odaklamanın yanı sıra saniyede 30 kare 720p HD video kaydının yapılabilmesi fark yaratan bir ayrıntı.

{pagebreak::Olası Sorunlar}

Olası Sorunlar

iPhone 4 pazara sunulduktan kısa bir süre sonra anten sorunu ile gündeme geldi bir anda. Cihazın kasasını saran şebeke erişim anteni, tutuş şekline göre performansında ciddi bir kayba neden oluyordu. Steve Jobs’ın da olaya “tutmayı bilmiyorsunuz” diyerek dahil olması bir anda iPhone 4’ü en çok konuşulan olay haline getirdi. Çok geçmeden özel bir duyuru yapan Apple, sorunu kabul ederek, isteyen kullanıcılara bu sorunu çözen özel bir “bumper case” gönderecekleri müjdesini vererek eleştirileri nispeten azalttı. Cihazda sorun olarak göze çarpan bir başka ayrıntı ise görüntülü konuşma hakkında. Yalnızca FaceTime uygulamasının yüklü olduğu cihazlar ile görüntülü görüşme yapabilen iPhone 4 bu yönüyle de çok eleştirilmişti.


Yüksek kontrast oranına sahip Retina Display iPhone’un son derece net görüntüler sağlamasına olanak tanıyor.

X10’un da pazara ilk sunulduğunda bir takım sorunlar ile mücadele etmesi gerekti. İlk olarak batarya sorunu ile gündeme gelen cihaz, sistem kaynaklarının aşırı tüketilmesi nedeniyle pil performansında ciddi bir kayba uğruyordu. Bir diğer hata ise mikrofon sorunu olarak dikkat çekmişti. Mikrofonun yeri nedeniyle bir performans kaybının yaşandığı söylense de bu problem herkes tarafından kabul görmemişti. Firma yayınladığı özel bir firmware ile başta batarya sorunu olmak üzere birçok problemi giderdi.

 

:: Sizin seçiminiz hangisi? Xperia X10 mu? Yoksa iPhone 4 mü?

 

FIFA 11 PC İnceleme

Puan: 8.2/10

Futbol sever oyuncuların büyük ilgiyle beklediği an geldi çattı! Video oyun dünyasındaki futbol sezonu açıldı ve sahaya ilk çıkan FIFA 11 oldu! Ülkemize Aral İthalat tarafından getirilen yapım, 1 Ekim tarihinde ülkemizdeki mağazalarda satışa sunuldu.

 

 

Bilindiği üzere yıllardır FIFA serisinin konsol sürümleri, “yeni nesil” olarak nitelendiriliyordu. Buna karşın PC’de oyun, adeta 2005’ten kalma görseller ve oynanabilirlikle piyasadaydı. En son FIFA 10’da yaşanan bu problem, serinin PC sahibi fanlarına adeta saç baş yolduruyordu. Konuyla ilgili açıklama yapan yetkililerin düşüncesi ise hiç inandırıcı değildi: “Konsollardaki FIFA’yı PC’ye taşısak, çoğu oyunucunun sistemi yapımı kaldıramaz”.

 

{pagebreak::Demek Ki Oluyormuş}

Demek Ki Oluyormuş

Gerçekten sebep bu muydu yoksa bu bir satış stratejisi miydi? Aslına bakarsanız PS3’ün en iyi görsellerine sahip yapımlarından Uncharted 2 ile PC platformunda, rakibinden (görsel olarak) bir yıl önce satışa sunulmuş Crysis’i karşılaştırdığınızda, sonuç ortaya çıkıyordu. Görüntülere baktığınızda, yeni nesil FIFA’ların ortalama bir PC’de çalışmasının önüne neyin geçeceği merak konusuydu. EA, 2010 yılı itibariyle bilgisayar sahiplerini heyecanlandıracak açıklamayı yaptı ve FIFA 11’i, yeni nesil olarak PC’ler için de geliştireceğini duyurdu!

 

 

EA’nin şimdiye dek geliştirdiği en iyi görsellere sahip futbol oyunu olan FIFA 11’i, konsoldakiyle aynı şekilde PC platformuna da taşıyan yapımcılar, geçtiğimiz yıl yaptıkları açıklamayı unutmuş gözüküyor. Belki de bilgisayar sahipleri, geride bıraktığımız 1 yıl içinde epey upgrade yaptı(!)

 

{pagebreak::Hem Pc’de Hem Yeni Nesil}

Hem Pc’de Hem Yeni Nesil

Real Madrid’li Kaka ve Manchester UTD’li Rooney’in kapağında yer aldığı FIFA 11, kullanıcıyı basit ve şık bir menüyle karşılıyor. MY FIFA 11‘de ayarlarınızı yapabilirsiniz ancak yapım konsoldan port edildiği için bilindik görüntü ayarları mevcut değil.

 

 

Menüde yer alan Virtual Pro ile kendi futbolcunuzu yaratabiliyorsunuz. Hazırladığınız oyuncu ile yükleme aralarında kaleci ile teketek karşılaşabilirsiniz. Bilindiği üzere bu özellik FIFA’nın konsol versiyonlarında yıllardır yer alıyordu. Böylelikle neredeyse hiç vakit kaybetmeden futbol keyfi yaşamaya devam ediyordunuz.

 

{pagebreak::Menüde Neler Var?}

Menüde Neler Var?

Kick Off seçeneği, klasik hızlı başlangıç yapmak isteyen kullanıcılar için hazırlanmış. Hemen bir maça çıkmak istiyorsanız, adresiniz Kick Off. “Online Modes” seçeneği ise, İnternet üzerinden FIFA 11 deneyimi yaşamak isteyenler için menüde yer alıyor. “Game Modes” ise, FIFA 11’in en geniş içeriğini sunuyor. Bu bölümde Manager Mode, Be A Pro: Seasons, Tournament Mode mevcut.

 

 

Yapımda yer alan ligler haricindeki kupa organizasyonlarını oynayabileceğiniz bölümün adı Tournament. Be A Pro: Seasons ise tek bir futbolcuyu seçip ya da kendi tasarladığınız oyuncu ile kariyer yapma imkanı veriyor. Yazın duyurusu yapılan ve kalecileri de kontrol etme imkanımız olacak olan Be A Goalie özelliği, yapımın PC versiyonunda bulunmuyor.

 

{pagebreak::Türk Hakemler Sahada!}

Türk Hakemler Sahada!

Oyunun en uzun soluklu bölümü olan Manager Mode ise, seçtiğiniz takıma başarılar kazandırmanın yanında, başka kulüplere transfer olup, kendinize kupalarla dolu bir kariyer yapmanızı sağlıyor. Takımınızı belirledikten sonra, sponsor anlaşmalarını yapıp menajerliğe adımınızı attığınız modda, transferlerle takımınızı güçlendirmek ya da daha iyi personellerle başarıyı mevcut kadronuzla yakalamanız olası…

 

 

Kuşkusuz yapımın en merak edilen kısmı maç motoru. Takımlar sahaya çıkarken göze hoş gelen animasyonlarla adeta gerçekçi bir atmosfer oluşmaya başlıyor. Ardından hakemlerin fileleri kontrol ettiğini görüyoruz. Burada bir de sürpriz var. Oyunda Gökberk Topaloğlu, Mehmet Yıldıraz ve Özgür Öztürkmek adlarında Türk hakemler mevcut. Ancak gerçekte bu isimlerde hakemlere rastlamadık.

 

{pagebreak::FIFA 10 PC Ve FIFA 11 PC Arasındaki Dev Fark!}

FIFA 10 PC Ve FIFA 11 PC Arasındaki Dev Fark!

Bir kere yapımın PC versiyonları göz önüne alındığında, önceki sürüm ile arasında dağlar kadar fark var. Bir kere kısıtlı oyun alanı ve serbestliğin “s”sinden haberdar olmayan oynanış ortadan kalkmış. Artık geniş ve gerçekçi görünen bir saha, üzerinde de bolca animasyon ile zenginleştirilmiş futbolcu modellemeleri bulunuyor. Oynanışa da etki eden animasyonlar, göze hoş gelen enstantaneler sunuyor.

 

 

Paslar ve şutlar açısından da serbestlik hissediliyor. Ancak Pro Evolution Soccer 2011’deki kadar da değiller. Pas vermek için iyi düşünmek gerekiyor zira rakipler sık sık araya girip topu çalıyor. Şutlarınızı da çekerken, futbolcunun hangi ayağıyla vurduğunu ve açısını düşünmelisiniz, zira bu oyunda gol kaçırmak çok kolay. Hatta öyle goller kaçabiliyor ki, Yılmaz Vural olsa sahaya girerdi(!) diye düşünüyorsunuz.

 

{pagebreak::Dakika 90}

Dakika 90

PC platformuna da yeni nesil olarak adım atan FIFA 11, bu kulvarda Pro Evolution Soccer 2011 ile sıkı bir rekabete girecek gibi gözüküyor. Görseller ve sesler açısından baktığınızda, iki yapımın da birbirine karşı yakaladığı bariz bir üstünlükten bahsetmek yersiz olur. Son karar, oynanabilirlikleri açısından değerlendirdiğimizde ortaya çıkacak. Genel olarak bakıldığında tamamı lisanslı olan yapım, Türkiye ligini de içeriyor olmasıyla gönlümüzde ayrı bir yere oturuyor. Futbol sever PC oyuncularına FIFA 11’i tavsiye ederim.

 

Puan: 8.2/10

:: FIFA 11 PC hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Sovyetlerin Gizli Silah Projeleri

İkinci Dünya Savaşı‘yla birlikte teknoloji çağlar boyunca alamadığı ivmeyi yakalayıp bir anda büyük bir devrim yaşadı. Dünyayı ele geçirmek isteyen Nazi’lerin hazırladığı gizli ve ölümcül projelere karşı, müttefikler ve Sovyetler Birliği de boş durmamıştı.(Nazi’lerin Gizli Teknolojileri)

Bu üç büyük güç savaşın sonunu getirmek için günümüz teknolojisinin alt yapısını hazırladı. Ancak esas teknoloji savaşı Hitler’in intiharıyla birlikte başladı.

Tüm umudunu bilimkurgu filmlerinde bile göremeyeceğiniz silahlar üzerine kuran Nazi lideri, dönemin çok ötesinde silahların gelişmesine ön ayak olmuştu.

{pagebreak::Soğuk Savaş Teknoloji Devleri Oluşturdu }

Soğuk Savaş Teknoloji Devleri Oluşturdu

Ancak çöken Alman sanayisi ve adam eksikliği nedeniyle Üçüncü Reich geliştirdiği silahları asla ele geçirmedi. Almanya’nın teslim olmasıyla birlikte Amerika ve Sovyetler Birliği içinde yeni bir dönem başlamıştı.

Bu iki süper güç ele geçirdikleri Nazi projeleri üzerinde çalışmaya başladı. 1950‘li yıllardan itibaren bu iki devlet Hitler’in hayallerini yeni isimler altında gerçekleştirmeye başladı.

Jet motorlu uçaklar ve dev saldırı makinelerinin varlığıyla birlikte dünya Sovyetler ve Amerikan’lara dar gelmeye başlamıştı.

 

Bu iki büyük güç, kısa süre sonra ajanların ve diplomatik oyunların eşliğinde büyük bir soğuk savaşın içerisine girdiler. Gizli operasyonlar ve silahlar 90’lı yıllara kadar süre gelen bu dönemin en çok duyulan isimleri oldu.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte soğuk savaşta sona ermiş oldu. İşte bu dönem batan bir geminin içinden dökülen eşyaların su üzerine çıkması gibiydi.

Soğuk savaş boyunca saklanan tüm gizli sırlar tek tek su üzerine çıkmaya başladı. İşte Stalin’in başlattığı ve tüm Sovyet liderlerinin sürdürdüğü gizli projelerden en ilginçleri…

{pagebreak::Mig Efsanesi Başlıyor }

Mig Efsanesi Başlıyor

80’li yıllarda Sovyetler Birliği ve ABD arasında yaşanan uçak tacizleri dünya gündemini oldukça meşgul ediyordu. İki tarafında iddialı pilotları, en güçlü uçaklarla bir birlerini taciz edip bazı zamanlar da it dalaşına giriyordu.

Olay filmlere de yansıyınca dönemin gençleri için Mig‘ler ve F serisi uçaklar arasında yaşanan çatışmalar futbol maçı kadar normal ve takip edilesi bir hal almaya başladı. Pilot olmak isteyenlerin sayısı giderek artıyordu.

 

 

İşte tüm bu heyecan fırtınasını yaratan bu iki efsanevi uçağın atası ise Nazi’lerin geliştirdiği jet motorlu savaş uçaklarına dayanıyordu.

Sovyetler Birliği için her zaman bir gurur olan Mig serisinin ilk üyesi, 1946 yılında Artem Mikoyan ve Mikhail Gurevich adlı iki mühendis tarafından hazırlandı.

Savaşabilen ilk Mig olan, MIG 15 ise Nazi’lerin geliştirdiği uçaklardan pek farklı bir görünüşe sahip değildi. Üç füzeye sahip ve oldukça ince bir zırhı olan MIG 15‘den alınan tecrübelerle seri modern savaş uçaklarının ortaya çıkmasını sağladı.

{pagebreak::Uçak Gemisine Karşı }

Uçak Gemisine Karşı

Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı‘nda etkili olmasını sağlayan en büyük kozlarından biri de sahip olduğu uçak gemileriydi.

Okyanusun öbür ucunda olmasına rağmen ABD ordusu günümüzde bile bu deva gemiler sayesinde istediği ülke üzerine operasyonlar yapabiliyor.

 

 

Bu gücün farkında olan Sovyetler en büyük düşmanını saf dışı bırakmak için uçak gemisi konseptini daha farklı bir şekilde incelediler. 1970’li yıllarda Sovyet bölgelerini gözetleyen bir uydu ilginç bir aracın görüntülerini yakalamıştı.

ABD’li uzmanlar tarafından araştırılan aracın büyük bir uçak olduğu düşünüldü ve ülke tarafından önemsiz olarak görüldü.

{pagebreak::Savaşmadan Korku Veren Araç}

Savaşmadan Korku Veren Araç

Ancak ilerleyen yıllarda Amerikan casusları tarafından hazırlanan raporlarda EKRANOPLAN adlı projenin adı geçmeye başladı.

 

 

Ekranoplan Sovyetler tarafından hazırlanan dönemin en güçlü saldırı aracıydı. Dev bir uçak olarak tasarlanan bu araç aynı zamanda gemi gibi olan gövdesi sayesinde yüzebiliyordu da. Sovyetler Amerikan‘ların uçak gemilerini, gemi uçaklar haline getirmişti.

540 tonluk bu araç, Sovyet arşivlerine göre 290 deniz miline çıkabiliyordu. Bu deniz canavarının boyu 20 metre kadardı.

Nükleer güçle çalışan bu araç, onlarca füze ve yüzlerce adam taşıyabiliyordu. Proje tamamen tamamlanamadan Sovyetler Birliği ekonomik krize girmeye başladı.

{pagebreak::Sovyet Yıldız Savaşları }

Sovyet Yıldız Savaşları

Nükleer gücü sonuna kadar kullanmaktan yana olan Sovyetler Birliği için, devasa silahlar geliştirmekte sorun yoktu. Bu projeler ilerleyen yıllarda gerçekleşmek için devlet tarafından onay alıyordu.

İşte Rusya tarafından açılan Sovyet arşivlerinde bulunan RAF projesi de bunlardan biriydi. Soğuk savaş sırasında, tüm ülkedeler denizlerde kontrolü sağlamak isterken, Sovyetler olayı bir adım öteye taşımaya karar verdiler.

 

 

Tıpkı Nazi‘lerin zeplinleri dev savaş araçlarına dönüştürmek istemesi gibi Sovyetler de gökyüzünü yönetecek dev araçlar hazırlamaya karar vermişti.

Dev bir uçak gemisi olan RAF jet motoru teknoloji sayesinde uçabilecekti. Böylece, denizlerdeki engellere karşı Sovyetler Birliği istedikleri kara parçasını çok daha rahat ele geçirebilecekti.

{pagebreak::Göklerin Hakimi Olmak }

Göklerin Hakimi Olmak

Sovyetler Birliği denizlerde güç kazanırken gökyüzünü fethetmek için planlarına başlamıştı. 1955 yılında jet motoru teknolojisini kıtalar arası yolculuk yapacak ilginç araçlar için kullanma fikri Sovyet bilim adamları arasında oldukça popülerdi.

 

 

Günümüzdeki uçakların atası sayılacak dev roketler Sovyetler tarafından hazırlanmaya başladı. İlk etapta halka açılmayan bu araçlar, ABD ve Sovyetler arasında başlayan uzaya yolculuk macerasının atası haline geldi.

{pagebreak::Tesla’nın İzinden }

Tesla’nın İzinden

Thomas Edison‘un en büyük rakiplerinden biri ise zamanın ötesinde bir zekaya ve vizyona sahip olan Nikolai Tesla’ydı. Sırp bilim adamı, dünyanın manyetik alanını kullanıp elektrik üretilebileceğini keşfetmişti.

Ayrıca radyoların daha da gelişebileceğini keşfeden Tesla’nın hayatı şansızlık içinde geçti. Çünkü buluşunun silah olarak da kullanılabileceği ortaya çıkmıştı.

Sovyetler Birliği‘nin yoğun ısrarlarına rağmen Tesla bir silah yapmayı kabul etmedi ve ülkesinden kaçtı. Edison tarafından yalancı olarak suçlanan Tesla öldüğü zaman arkasında dünyanın en büyük gizemini bırakmıştı. İ

stediği zaman yıldırım benzeri enerji topları hazırlayan bu bilim adamın buluşu Sovyetler Birliği tarafından geliştirildi.

 

 

{pagebreak::Tesla Silahları Nedir?}

Tesla Silahları Nedir?

Sır gibi saklanan Tesla silahları 60‘ların ve 70‘leri teknolojisiyle kontrol edilmek için çok karmaşıktı. CIA‘in ve görgü tanıklarının raporlarına göre Sovyet topraklarında, İran‘da Afrika’da Tesla silahlarıyla kasıtlı ya da kazayla yapılmış patlamalar gerçekleşmişti.

 

 

Proje ise 10 Eylül 1976 yılında Moskova‘dan Londra’ya giden bir uçağın Lituanya yakınlarında dev bir elektrik topu gördüğünü rapor etmesiyle ortaya çıktı.

CIA ajanlarının doğruladığı bu olayı bir uçak dolusu yolcu da görmüştü. Sovyet yetkilileri enerji topunun varlığını reddetti.

Uzmanlara göre bu Sovyetlerin üzerinde çalıştığı bir savunma sistemiydi. Kitle imha silahı hazırlamak için rafa kaldırılan proje EMP (elektro manyetik bomba)’lar için devam etti.

:: Sovyetlerin üzerinde çalıştığı bu projelerden en çok hangisi sizi hayran bıraktı?

Galeri: Porsche Avcısı Lotus, Göz Kamaştırıyor

Porsche, pek çok otomobil üreticisi tarafından gıpta ile bakılan bir marka; çünkü daima kar ediyor, piyasaya ne sürse ses getiriyor ve otomobil kullanıcılarının rüyalarını süslüyor. Alman firmanın çıtayı yukarı çekmesi, rekabeti kızıştırıp, rakip şirketlerinin ortaya çok daha iyi araçlar çıkarmasına neden oluyor.

 

İngiliz süper spor otomobil üreticisi de, bu markalar arasında. Hafif, çevik ve hızlı ürünleriyle dikkat çeken Lotus’un bu seferki Posrche 911 avcısı yeni Elise. 2013 yılında piyasaya çıkması beklenen aracın, konsept versiyonunun resimleri yayınlandı bile. Lotus, konsept ile seri üretim aracının bir iki ufak değişiklik dışında aynı olacağını belirtti. 2.0 litre olmasına rağmen süper sıkıştırma ve turbo yapılarını bir arada kullanan motor, 350 beygir güç üretecek. Son hız ve 100 kilometre ivmelenmesi gibi teknik veriler ise henüz açıklanmadı.

{pagebreak::Lotus Elise}

 

{pagebreak::Lotus Elise}

 

{pagebreak::Lotus Elise}

 

{pagebreak::Lotus Elise}

 

{pagebreak::Lotus Elise}

{pagebreak::Lotus Elise}

 

{pagebreak::Lotus Elise}

 

:: Sizce Lotus Elise, Porsche 911 modellerine ciddi bir tehdit oluşturabilir mi?

Canon’dan Siyah – Beyaz Lazer Yazıcı Çözümü

Canon‘dan yeni siyah – beyaz yazıcı çözümü i-SENSYS LBP6750dn, yer tasarrufu sağlayan kompakt tasarımı, hızı ve işlevselliği ile tüketicilerinin ihtiyaçlarını maksimum düzeyde karşılıyor. Dakikada 40 sayfa baskı hızına sahip olan bu yeni model, tam otomatik çift yönlü baskı kapasitesi ile büyük ölçüde tasarruf sağlarken, kullanımı kolay LCD ekranı ve kullanıcı ara yüzü ile kullanıcıların baskı işlerini basit şekilde halledebilmelerini sağıyor.

i-SENSYS LBP6750dn hızlı baskı özelliği, azaltılmış bekleme süresi ve Canon i-SENSYS çekirdek teknolojisi ile yüksek seviyede güvenilirlik sunuyor. Hızlı İlk Baskı ve bakım gerektirmeyen “Hepsi-Bir-Arada” baskı kartuşuna ek olarak, sınıfındaki en az Enerji Tüketimi oranlarına sahip olan bu model, siyah – beyaz baskılar için tüketiciler mükemmel, güvenilir ve masrafsız çözümler sunuyor.

 


Çevreye Uyumlu, Masrafsız ve Basit Baskı Yönetimleri

Bu lider cihaz, dahili internet ara yüzü ve PCL5e, PCL6, PostScript Seviye 3 Emülasyon (tercihe bağlı) baskı dil uyumluluğu ile de çaba gerektirmeden her türlü ofis ortamına uyum sağlıyor. Tercihe bağlı kablosuz özelliği, cihazın Kablosuz Ağa güvenli biçimde bağlanmasını sağlamanın yanı sıra çevreye uyumluluk da sağlıyor.

Öte yandan dahili eternet arayüzü cihazın birçok kullanıcı tarafından paylaşılabilmesini sağlayarak, işletme masraflarını da önemli ölçüde düşürüyor. Uzaktan Kullanıcı Arayüzü Kumandası ile bir internet tarayıcısı tarafından izlenebilen cihazlar, bu özellikleri ile atıl zamanı azaltarak, masrafsız ve basit baskı yönetimi sağlıyor.

Sürekli kağıt dolumu gerektirmeden büyük baskı işleri yapan i-SENSYS LBP6750dn, çalışanlara günlük görevlerine odaklanma özgürlüğü de sağlayarak, işyeri verimliliğini arttırıyor. Bir arada kullanıldığında maksimum kağıt kapasitesini 1,600’e çıkarabilen iki adet tercihli kağıt tepsisi ile i-SENSYS LBP6750dn, yüksek hacimli baskı ve kağıt ihtiyaçları olan işler için ideal çözümler sunuyor. Canon’un bu yepyeni siyah-beyaz yazıcısı, zarflar ve A6 dahil olmak üzere farklı kağıt stoklarında da kolaylıkla peş peşe baskılar alınmasını sağlıyor.   

i-SENSYS LBP6750dn’in, ideal bir tamamlayıcı olarak kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun bir dengeli yerleşim yaratma seçeneği sunan çok işlevli imageRUNNER ADVANCE özelliği, hızlı, masrafsız siyah – beyaz çıktı sağlayabilen yüksek verimli özellikleriyle şirketlerin beklentilerini en üst düzeyde karşılayacak.  

:: Canon’un yeni yazıcı çözümü hakkında ne düşünüyorsunuz?