Palm’ın Hisseleri Tavan Yaptı!

Amerikalı mobil cihaz üreticisi Palm şu sıralar Microsoft ile yürüttüğü işbirliğine karşın, farklı bir konu ile de gündeme gelmiş durumda. Kendi işletim sistemi olan Palm OS ve Windows Mobile tabanlı akıllı telefonlar üreten Palm, şu sıralar hiç de akla gelmeyecek bir durumla karşı karşıya.

Daha önce US Robotics ve 3Com ellerinden geçen Palm, söylentilere göre şu sırlar Finlandiyalı dev mobil üreticisi Nokia’nın kıskacında. Borsadaki spekülatörler tarafından kulaktan kulağa hızla yayılan bu haber, Palm hisselerinin neredeyse 16 kat artmasına sebep oldu. Henüz Nokia ve Palm cephesinden bir açıklama gelmemiş olması da olumlu seyri sürdüren bir diğer etken.

:: Sizce Nokia, Palm’ı satın alır mı?

Galeri Uygulamanız Güncellendi!

Fotoğraflarınızı klasör desteğiyle, son derece şık bir arayüzde görüntüleyebilen ve derecelendirme sistemi ile iPhone üzerinde fotoğraf yönetimini keyifli hale getiren uygulama PhotoList, yeni sürümüyle de iPhone ve iPod Touch kullanıcılarını memnun edecek gibi görünüyor.

Facebook ve Flickr desteğine sahip olan yazılım, güncelleme ile birlikte çoklu hesap desteği, kolay facebook entegrasyonu ekran koruyucu desteği gibi hem fonksiyonel hem de keyifli özelliklere kavuşuyor.

Mevcut kullanıcılar için ücretsiz yükseltme özelliği bulunan yazılımı ilk defa indirecekseniz 1.99$ ücret ödemeniz gerekiyor. Programa hemen sahip olabilmek için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

:: Yazılım hakkındaki fikirlerinizi forumda paylaşın.

2009’un Beklenen Teknolojileri

Özellikle eğlenceli vakit geçirirken zaman oldukça hızlı ilerliyor gibi gelir. Tam tersi de mümkün. Sıkıcı bir iş yapıyorsak zaman geçmek bilmez. 2009 yılı, teknoloji açısından oldukça verimli geçti denilebilir. Buna rağmen basına tanıtılan teknolojilerin kullanıcıyla buluşmasını beklemekten de gına geldi. Geciken teknolojiler için tüm umutlarımız 2010’a kalırken, halihazırda 2010‘da piyasaya sürüleceği duyurulan teknolojiler için de beklemeye devam ediyoruz.

Akıllı cep telefonlarından netbook‘lara, HDTV‘lerden ağ sistemlerine birçok yeni teknoloji bizleri bekliyor. Her geçen sene bir adım daha ileriye giden teknolojinin varacağı boyutu tahmin etmek oldukça güç. Firmaların ön gördüğü tarihleri bekleyip, yeni ürünlerle tanışacağımız günlere her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz.

{pagebreak::Akıllı Telefonlarda Sesli Arama}

Akıllı Telefonlarda Sesli Arama

Google‘ın Mobile App ile başlattığı bu teknoloji, TeleNav GPS Navigator gibi GPS uygulamalarını da desteklemeye başlayacak. Olayın özündeki fikir şu: Herhangi bir yerin GPS konumunu öğrenmek istediğinizde, sesli arama özelliğiyle akıllı telefonunuza vereceğiniz komutu, uygulama algılayarak, size konum aradığınız konum ile ilgili detaylı bilgiler verecek.

Bilim kurgu filmlerinden aşina olduğumuz bir teknoloji gibi gözükse de, işlevsellik açısından düşündüğümüzde kullanıcıya oldukça yarar sağlayacak bir teknoloji olduğunu görebiliriz.

{pagebreak::HD Cep Kaydedicisi}

HD Cep Kaydedicisi

Flip ile birlikte başlayan yeni bir teknolojik akım ile karşı karşıyayız. İnternet üzerinden video paylaşma çılgınlığı son seviye devam ederken, kullanıcıların işlerini daha da kolaylaştırmak için basit ama etkili ürünler de piyasaya bir bir çıkmaya başladı. HD cep kaydedicisi olarak adlandırabileceğimiz Flip de, tam olarak bu işi yapıyor. Anlık bir olayı videoya kaydetmeniz gerektiğinde ya (varsa) cep telefonunuzun video çekme özelliğinden yararlanmanız gerekiyor, ya da her daim kamera taşımanız gerekiyor.

Bu ikisi de işlevsel bir çözüm olmadığından Samsung, cep kaydedicisi olarak adlandırılabilen U10‘u geliştirdi. Bu sayede küçük bir cihaz aracılığıyla, hızlı bir şekilde görüntüyü kaydedebilir, ve ağ aracılığıyla YouTube, Facebook gibi ortamlarda videoyu paylaşabilirsiniz. 1080p çekim özelliği ile HD çekim yapabilen kamera özellikle sosyal ağ meraklılarına ilaç gibi gelecektir.

{pagebreak::İnternet Bağlantılı Netbook}

İnternet Bağlantılı Netbook

Netbook‘lar özelikle 2009‘un ikinci yarısında büyük bir popülerliğe ulaştı. Bir yıldan biraz fazla süredir hayatımızda bulunan Netbook’ların bu popülerliklerinin temel noktası, sahip oldukları işletim sisteminin internet ile doğrudan bağlantılı olması denilebilir. Moblin, JoliCloud ve henüz piyasaya çıkmayan Google Chrome OS, bu sektördeki en popüler işletim sistemlerinin başında geliyor.

Bu işletim sistemleri, çeşitli web uygulamalarıyla birlikte gelebiliyor. Böylece kullanıcının, işlerini daha kolay bir şekilde halletmesi sağlanabiliyor. 2010 senesi içerisinde piyasaya çıkarılacağı duyurulan Google Chrome OS, büyük yenilikler getirecek şüphesiz. Google yetkilileri şimdilik ağızlarını sıkı tutma konusunda kararlı gözüküyor. fakat önümüzdeki aylarda web tabanlı OS ile ilgili çok daha detaylı bilgiye sahip olabileceğiz.

{pagebreak::iPhone Üzerinden Konum Paylaşma}

iPhone Üzerinden Konum Paylaşma

Dash gibi GPS aygıtları ve Google Latitude gibi servisler, konum bilgilerinizi 1 seneden fazla bir süre boyunca saklardı. Fakat şimdi Navigon adlı bir firma, iPhone için bir uygulama hazırlayarak, sadece konumunuzu paylaşmakla kalmıyor, bir başka kullanıcıyla da paylaşarak, sizin nerede olduğunuzu gösterebiliyor, tabii isteğe bağlı olarak. Bu sayede bilgilerinizi paylaştığınız kullanıcı da haritasına sizi ekleyebiliyor.

Her durum için başvurulacak bir özellik olmadığı aşikar. Öte yandan, arkadaşlarınızla buluşacağınız zaman, ya da acil durumlarda adres sormak yerine bu tür bir teknolojiye başvurmak çok daha akılcı bir çözüm olacaktır.

{pagebreak::HDTV İçin Açılır Pencereler}

HDTV İçin Açılır Pencereler

Başta Samsung ve LG Electronics olmak üzere, birçok HDTV üreticisi, Yahoo önderliğinde açılır pencere özelliğini HDTV’lere entegre etmeye başladı. Bu açılır pencerelerde, internetten aşina olduğumuz reklamlar yerine, çeşitli bilgiler paylaşılacak. Örneğin Twitter ve Facebook için durum iletilerimizi HDTV‘niz üzerinden paylaşabileceğiz. Veya hava durumu kanalı ile entegre ederek açılır pencereler aracılığıyla havanın durumunu anlık olarak takip edebileceğiz.

İyiden iyiye gelişmeye ve yaygınlaşmaya başlayan bu teknoloji, 2009 yılının HDTV’leri için en büyük adımlardan biri olarak lanse edilmiş, ve bu sayede büyük ilgi çekmişti.

:: Bu teknolojilerden en çok hangisi ilginizi çekti?

Floppy Sürücü Aranıyor! Ödüllü

Evan Brother uzun süre önce ortadan kaybolan Floppy disk sürücüsünü arıyor, ayrıca bunun için ödülde vaat ediyor, fakat herhangi bir özellik belirtmemiş.

Yazıyı okuduğunuzda görebilirsiniz ki, floppy sürücü uzun yıllardır Evan’ın evindeymiş ve üzerindeki çizikler ve sakız izlerine rağmen Floppy sürücünün derin manevi değeri var. Floppy sürücü uzun süre önce garajındaki masanın üzerinden kaybolmuş.

Unutulmaz bu antikaya ne olduğu bilinmez, fakat şu açık ki onun sahibi oldukça endişeli. Evan arama ilanının üzerine Floppy diskini alan kişiye hitaben bir de kibar not düşmüş. “Ne çeşit hasatlıklı bir zihin insanın Floppy sürücüsünü alır?”

:: Kaybettiğiniz bir eşyayı nerede ararsınız?

DirectX 11 Çok Önemli Değil!

DirectX 11, bir ekran kartı satın almayı planlayanlar için belirleyici tek neden değildir, sadece nedenlerden bir tanesidir.” Bu cümle, birkaç yıl önce DirectX 10 destekli kartlara hemen geçilmesinde ısrar eden, bu kartların tam bir Windows Vista deneyimi yaşayabilmek için şart olduğunu iddia eden ve dünyadaki ilk DirectX 10 destekli kartları piyasaya sürüp, bunun önemini vurgulayan şirketten, yani NVIDIA’dan geldi.


Almanya’da düzenlenen bir teknoloji konferansında konuşan NVIDIA Yatırımcı İlişkileri Başkan Yardımcısı Mike Hara, DirectX 11, bir ekran kartı satın almayı planlayanlar için belirleyici tek neden değildir, sadece nedenlerden bir tanesidir. Kullanıcıların yeni bir ekran kartı alırken sadece DirectX 11 desteğine bakacaklarına inanmıyoruz.” şeklinde konuştu.

{pagebreak::Stratejiler değişiyor}

Stratejiler değişiyor

Hara bunun dışında “Biliyoruz ki birçok insan video ve fotoğraf alanında birçok çalışma yapıyor. Şu an üzerinde uğraştığımız teknolojiler grafik işlemcinin, CPU’ya yardım eden bir yardımcı işlemci konumuna gelmesinin ve böylece daha iyi pil ömrünün ve daha iyi optimize edilmiş bilgisayarların üretilmesinin önünü açıyor.” diyerek NVIDIA’nın mevcut planlarını anlattı.

Çok yakın bir zamana kadar grafik işlemci gücünün satış için en önemli etken olduğunu düşünen bir firma olan NVIDIA, bir anda satış stratejilerindeki bakışını değiştirerek, GPU’ların işlem gücünü kullanan yazılımların (video çözümleme yazılmları vb.), çok gelişmiş görsel efektler ve yeni API’lerden (DirectX 11) daha önemli olduğunu vurguluyor.

{pagebreak::Saf işlemci gücü yeterli değil}

Saf işlemci gücü yeterli değil

Mike Hara konferanstaki sözlerine şöyle devam etti: “Grafik endüstrisi, mikroişlemci endüstrisinin birkaç yıl önce ulaştığı, AMD’nin frekansın önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin Watt başına alınan performansın olduğunu söylediği noktaya geldi. Bence grafik dünyası da şimdi benzer bir yol ayrımında. FPS ve çözünürlük gibi şeyler önemli fakat bunlar artık günümüzde çok yüksek seviyelere geldiler ve 120 FPS’den 125 FPS’ye bir performans artışı olduğunda bu son kullanıcının oyun tecrübesinde bir fark yaratmıyor. Öte yandan Stereo 3D Vision, PhysX, CUDA ve buna benzer teknolojiler oyunlara yüksek çözünürlük ve FPS’den çok daha fazla etki ediyor. NVIDIA yeni nesil grafik işlemcileri ile yazılım kısmının, işlemci gücünden çok daha önemli olduğunu ortaya koyacak.”

Bu açıklama, içinde gerçekten doğru ifadeler bulunsa da, zamanlaması bakımından kafalarda soru işaretleri yaratıyor. AMD’nin DirectX 11 destekli ekran kartlarını piyasaya sürdüğü bir dönemde NVIDIA’nın henüz daha ortaya somut bir şey koyamaması ve üstüne gelen bu tip bir açıklama NVIDIA’nın yeni nesle henüz hazır olmadığı izlenimini uyandırabilir. Öte yandan ise saf işlemci gücünün artık yeterli olmadığı konusunda Mike Hara’nın sözlerine katılmamak elde değil.

:: Mike Hara’nın söylediklerine katılıyor musunuz?

Epson’dan Beyaz Mürekkep Devrimi

Kullanıcının, en geniş renk yelpazesine ulaşmasını sağlayan bu yeni beyaz mürekkep aynı zamanda, entegre Epson SpectroProofer sayesinde, mükemmel ve tutarlı prova baskı sonuçları alınmasını sağlıyor. Ürün, fuarın hemen ardından Türkiye’de de piyasaya sunulacak.

Epson, bu fuarda beyaz mürekkeple ambalaj provası ve numune üretim için mükemmel tutarlılıkta çözümler üreten Stylus Pro WT7900 yazıcısını görücüye çıkardı. Ziyaretçilere ayrıca, Epson’un ödüllü teknolojiye sahip olan Epson Stylus Pro 7900, 9900 UV inkjet yazıcılar ve solvent yazıcı olan GS6000‘ü de test etme imkanı sunuluyor.

Yazıcı, esnek film, kağıt ve metalik malzemeler üzerinde titiz çalışarak, prova baskıda bile kaliteli sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Numune üretimler ve son onay provaları için ideal olan Stylus Pro WT7900, 9-renk Epson UltraChrome HDR (Yüksek Dinamik Renk Yelpazesi) mürekkebi ile, beyaz renk tonlarında yoğunluk sağlıyor ve prova baskı uygulamalarında oldukça önemli renk ayrıntılarını verebiliyor. Yüksek kartuş kapasitesi bulunan yazıcı ayrıca, Epson’ın yeni LUT teknolojisi sayesinde ve RGB-CMYK yardımıyla renk röprodüksiyonunu da geliştiriyor.

Yazıcıda entegre bulunan Epson SpectroProofer sayesinde kullanıcılar otomatik olarak ve özenli bir şekilde renk yönetimi yapabiliyorlar. Prova gerçekleme, renk düzenleme, renk sertifikasyonu, profil yaratma, nokta renk eşleştirme, renk değişimi takibi ve hedef ölçüm konusunda kullanıcıyı yönlendiren yazıcı, bu özellikleriyle kullanıcının iş sürecine kolaylıkla uyum sağlamasını, akışını bozmamasını ve gerektiğinde uzaktan yönetilmesini sağlıyor.

Epson MicroPiezo, TFP (Thin Film Piezo) teknolojisi sayesinde yazıcı kafası, nokta vuruşlarını mükemmel dairesel şekiller halinde gerçekleştiriyor ve 2880 dpi çözünürlüğe varan sonuçlar ortaya koyuyor. Maksimum hızda baskı yapan yazıcı, en yüksek kalite ambalaj provalarında bile saatte 40m2′lik baskı alabiliyor. Cihaz içerisinde bulunan kesici sayesinde sayfa halinde ya da rulo olarak, 20.3 x 25.4 cm ve 61 cm genişlikte, baskı alabilen Stylus Pro WT7900, yeni rulo sistemi ile daha hızlı kağıt değişimi yapılmasını sağlıyor. Ayrıca yazıcı faaliyetleri, üzerinde bulunan geniş 6.4 cm’lik LCD paneli sayesinde rahatlıkla kontrol ve izleme imkanı sunuyor.

:: Ürün hakkındaki yorumlarınızı buradan paylaşın.

Alcatel Lucent 4G’ye Koşuyor

0

Alcatel-Lucent, Long Term Evolution (LTE – uzun vadeli dönüşüm) ve Passive Optical Networking (PON- yeni nesil Pasif Optik Ağ) teknolojilerinin sorunsuz bir şekilde birleştirerek, en çok talep gören, yüksek hızlı geniş bant hizmetleri sunmayı mümkün kıldığını gösterdi. Yapılan canlı uygulamalarda, LTE’nin birden fazla eşzamanlı video akışını ve hızlı kanal değişimini yönetme yeteneği sergilendi. Sistem, fiber üzerinden trafik taşımaya yönelik, yüksek kapasiteli bir 10G GPON (Gigabit Passive Optical Network) aktarım çözümüyle tamamlandı.

10G GPON teknolojisinin günümüzün 2.5G uygulamalarına yönelik uygun bir yükseltme yolu olduğunu kanıtlamak ve karma GPON ortamlarında çalışabildiğini göstermek, operatörlerin uzun vadeli iki temel kaygısını ortadan kaldırılması için önemli. Operatörler ne de olsa, ilk GPON yatırımlarını zora sokmak istemedikleri gibi, mecbur kalmadıkları sürece mevcut abonelerini kesintiye uğratmak da istemiyorlar.

 


10G GPON standartları henüz onaylanma aşamasında olsa da, Alcatel-Lucent, bu teknolojinin, gerektiğinde, müşterilerinin erişim ağlarındaki daha yüksek kapasite ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğunu gösteriyor.


Çoğul ortamın geleceği IP tabanlı ağlar üzerinden geniş bant erişiminde öngörülüyor ve geniş bandın geliştirilmiş sürümüne GPON (Gigabit Passive Optical Network) adı veriliyor. PON teknolojisi, noktadan noktaya şebekelerle karşılaştırıldığında daha az fiber kullanılması nedeniyle bakım ve maliyet avantajına sahip.

Bu teknoloji evlere, iş merkezlere veya sitelere düşük montaj maliyetli bir çözüm sunuyor. GPON şebekesi sayesinde bir noktadan çok noktaya dağıtım konfigürasyonu sağlanabiliyor. Ev başına aynı anda iki HDTV kanalı servisi verilebilmesinin yanı sıra, VOD yayınları, VoIP hizmeti ve güvenlik kamera gibi servisler aynı anda sunulabiliyor.

:: GPON teknolojisini daha öne duymuş muydunuz?

Suretler Duvar Kağıtları

The Surrogates (Suretler) filmi, insanların her türlü çılgınlığı yapıp hiç bir riske girmedikleri ilginç bir gelecekte geçiyor. Çizgi roman uyarlaması olan yapım, farklı konusu ve müthiş görsel efektleriyle izleyiciye unutulmaz anlar yaşatıyor. Eğer sizde günlük hayatın rutinlerinden bıktıysanız Suretler‘in başrol oyuncusu ve maceranın yaşlanmayan yüzü Bruce Wills ile masaüstünüzü şenlendirebilirsiniz.


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::2}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::3}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::4}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::5}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::6}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::8}

Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

{pagebreak::9}


Orijinalini görmek için resmin üzerine tıklayın

:: Suretler duvar kağıtlarıyla ilgili fikirlerinizi paylaşın

Linux, Yeni Windows!

Linux işletim sistemi çekirdeği Linux Kernel‘in kodlayıcısı olan Linus Torvalds, Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen LinuxCon‘da bir konuşma yaptı. Konuşmasında, açık kaynak kodlu yazılım geliştiricilerine “Linux dağıtımlarının dünya çapında artan başarı grafiği, Linux’un artık Windows ile karşılaştırılabileceği anlamına geliyor” dedi. Linux’ın, son kullanıcılar tarafından Windows ya da Mac OS X kadar övülmesini, Linux’un başarısındaki en önemli gösterge olarak  açıklayan Torvalds, “Kesinlikle etkili bir kernel’e sahip olmanın avantajlarını yaşıyoruz” dedi.

Linus Torvalds konuşmasında ayrıca; Windows veya Mac OS X gibi para karşılığı satılan işletim sistemlerinin bu kadar şişirilmesinin iyi bir şey olmadığını, Linux gibi ücretsiz dağıtımlarının ise şişirilmesinin olumlu bir gelişme olduğunu iddia etti. Bilişim dünyasına farklı bir bakış açısı kazandırdığı için bile Linux’a hayran olan birçok kullanıcı bulmak mümkün.

:: Linux – Windows karşılaştırmasını ne kadar mantıklı buluyorsunuz?

20 Yıl Önceki MacBook

Bundan 20 yıl önce 1989′un Eylül ayında Apple ilk taşınabilir Macintosh bilgisayarı piyasaya çıkardı. İlk dizüstü bilgisayarlardan olan “Macintosh Portable” adlı bu ürünün taşınabilir statüsünde olduğuna fazla aldanmayın. 7,25 kg ağırlığındaki bu cihazı taşımak için bayağı bir kas gücüne ihtiyacınız vardı.

10 inçlik, 640×400 çözünürlükte tek renkli ekrana sahip olan Macintosh Portable’da 16 MHz’lik Motorola CPU, 1 MB RAM, 3,5 inç floppy sürücü ve 40 MB sabit disk bulunuyordu. Fare görevi gören topu isterseniz sağ tarafa, isterseniz de sol tarafa yerleştirebiliyordunuz. Piyasaya çıktığında fiyatı 6500 $ ile 7300$ arasında değişen Macintosh Portable’ın 20.yaş gününde, dizüstü bilgisayarlarda kat edilen aşamayı daha iyi anlayabiliyoruz.

:: Dizüstü bilgisayarlar sizce bundan 20 yıl sonra nasıl olacaklar?

PSP Go’yu Kutusundan Çıkarttık!

Sony‘nin yeni yumurcak cihazı PSP Go, 1 Ekim tarihinde raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. Bu arada bizlerde PSP Go’nun kutusu ve kutusundan neler çıktığına göz atıyor ve sizlerle paylaşıyoruz. 

Cihaz gerçekten piyasada olana kadar kutusundan neler çıkacağı ve donanım yapısının ne olacağı kesin olmamakla birlikte görüntülerin final versiyonu olma ihtimali çok yüksek.

{pagebreak::Kutu İçeriği 1}

{pagebreak::Kutu İçeriği 2}

{pagebreak::Kutu İçeriği 3}

:: PSP Go’da UMD olmalı mıydı?

 

L4D: Crash Coursed Gün Sayıyor

Valve tarafından yapılan resmi duyuruya göre, firmanın Left 4 Dead için geliştirdiği eklenti paketi Crash Course‘ın 29 Eylül tarihinde piyasada olacağı bildirildi. Gelecek hafta içinde piyasada olacak olan ek paket, PC ve Xbox 360 platformları için çıkartılacak.

Yeni içerik paketinin beraberinde getirdiği yeni Campaign, “No Mercy” bitimi ile “Death Toll” başlangıcı arasında konumlanacak. PC için ücretsiz olarak sunulacak yapım, Xbox 360 için ücretli olacak.

:: Platformlar arası ücret farkı adil mi?