E-book Savaşları

Google’ın daha önce de duyurduğumuz Google Print servisini biliyorsunuz. Genelde akademik yayınlar olmak üzere, kitapların elektronik versiyonlarını bu servis sayesinde okuma imkanımız olacak. Google’ın bu konudaki önderliği, diğer internet devlerini de harekete geçirdi. MSN ise MSN Book Search adıyla, hemen hemen aynı nitelikleri taşıyan hizmetini duyurdu.

Gelecek yıl hedefi: 25 milyon sayfa
Microsoft cephesinden en son haber ise biraz daha net hedefleri içeriyor. British Library ile beraber gelecek yıla kadar 25 milyon sayfayı (Yaklaşık 100 bin kitap)  sayısallaştırarak internet üzerinden okunabilir hale getirmeyi planlanıyor.

SDN

Mozilla Cephesindeki Son Yenilikler

Hayır, Mozilla Vakfı bize maaş bağlamadı; ne yapıyorsak sizin için! Lütfen sürekli "fayırfoks" veya "tandırbörd" şeklinde haykırmamızı yanlış yorumlamayın. Bizler sadece yazılımsal özgürlükler ve standartların özgürlüklerle çelişmemesini amaçlayan bir dergiyiz. Hepsi bu. Zira maaş bağlasalar bile bu kadar üstüne gitmemiz için epeyce yüksek bir meblağ vermeliler. 🙂

Firefox 1.5 Sürüm Adayı 1

Geçen gün Mozilla Firefox 1.5 için Sürüm Adayı (SA, RC, Release Candidate) 1 yayınlandı. Bu sürümün amacı, "beta" sürümleri gibi hataları denetlemekten ziyâde son dakikada gol yememek. yani ürün zaten hazır durumda; son denetimlerin yapılması için hareket başlamış oldu. Gelen bilgilere göre, SA 1 sonuçlarının olumlu olması hâlinde SA 2, 11 Kasım gibi yayınlanabilecek.

Yeni neler var? Şu an bu haberi girerken de Mozilla Firefox 1.5 SA 1 kullandığımızı düşünürsek hemen gördüklerimizi aktaralım. Öncelikle turuncu RSS kutucuğu sağ altta değil adres çubuğunda görünüyor. Araçlar>Seçenekler yolundaki Firefox seçenek ve ince ayarları ise görünüm olarak yenilenmiş durumda. Burada gözümüze çarpan en önemli gelişme, sekmelerle ilgili bir kaç detaylı ayarın eklenmesi olmuş. Eskiden "Single Window" adıyla yayınlanan bir eklenti, şimdi ürüne dahil olarak geliyor. Bu özellik yeni sayfada açılacak bağları yeni sekmede açıyor.

Seçenekler kısmında bundan daha fazla yenilik var; fakat kullanım esansında sizin ne kadar daha kolayınıza gelir veya gelmez bilemiyoruz. Görünene göre, tüm yönetim sistemleri oldukça geliştirilmiş durumda.

En belirgin yeniliklere devame decek olursak, sekmelerin tutup sürüklenerek yerlerinin değiştirilmesi çok işlevsel olacağa benziyor. Özellikle sürekli sekme kullanan kişiler için daha rahat çalışma ortamları sağlayacaktır. Ayrıca bu sekmeleri, birden fazla sekme açılmış iki pencere arasında da kopyalayabiliyorsunuz.

Bunların yanında yeni Internet standartlarına (SVG, CSS2, CSS3, JavaScript 1.6) verilen destekler ve MAC OS için daha yüksek uyumluluklar da yeni Firefox ile göreceklerimiz arasında. Daha detaylı bilgi isterseniz buraya bakabilir, buradan da yazılımı indirebilirsiniz.

Thunderbird 1.5 Beta 2

Henüz sürüm adayı çıkmamış olan Thunderbird e-posta istemcisi şu an için beta aşamasında. Tahminen  (ve gördüğümüz kadarıyla) Mozilla ekibi Firefox için biraz daha fazla çaba sarfediyor; bununla birlikte Thunderbird’deki gelişmeler de Firefox’u aratmayacak kadar fazla.

Thunderbird’deki yenilikler daha az göze batıyor; fakat hafiflik ve işlevsellik adına gelişim sürüyor. Öncelikle Firefox’un yeni sürümlerindeki güncelleme ve yama sistemi söz konusu. Yani yeni bir güncelleme çıktığında güncellenmiş sürüm, eskisinin üstüne kurulmuyor. Güncellemeler parça parça indirilebiliyor.

Uygulamaya yönelik güncellemelerin başında e-posta adresi yazarken çalışan kendiliğinden tamamlama sırasında artık tamamlama işlemi en çok kullanılan adreslere öncelik verecek. Bunun yanında, e-postalar yazılırken kendiliğinden kaydedilecek.

Daha önceden Thunderbird yazımızda tanıttığımız eklentilerden biri olan about:config özelliği de arabirime yerleştiriliyor. Sahte kimlikle yapılan dolandırıcılıklara karşı bir sistem yerleştirilecek/yerleştirilmiş olan yeni sürümde ayrıca sunucu ile beraber çalışan gereksiz e-posta denetim sistemi de bulunuyor. Tabii ne kadar başarılı olacağını bekleyip göreceğiz.

Thunderbird’ün yeni sürümüyle ilgili Mozilla Vakfı tarafından yapılan açıklamaya buradan bakabilir, 1.5 beta 2 sürümünü indirebilirsiniz.

SDN

S3’ten Chrome S20 Grafik Kartları

Piyasadaki üçüncü grafik kartı üreticisi gibi görünen S3, yeni ürünleriyle her ne kadar zirveye yerleşemeycek de olsa, makul fiyatlara makul başarım veren grafik kartları üretmeye devam ediyor.

Yeni S20 serisi de bir çok yenilikle beraber karşımıza çıkıyor. Power Wise teknolojisi ve Fujitsu Siemens’in 90 nm üretim teknolojisiyle beraber güç konusunda işlem güçlerine nazaran gayet tutumlu grafik kartları bizi bekliyor.

Bu seride şu an için açıklanan iki tane kart var. Bir tanesi ekonomi sınıfı olarak görünen ve fansız soğutucularla çalışan S25 serisi. Bu kartlar 32 bit’ten 128 bit’e kadar DDR2 bellekleri destekliyor ve az enerji karşılığında "yeterli" başarım vaat ediyor. Ayrıca bu kartlarda düşük bellek veriyolunun daha verimli kullanılmasını sağlayan AcceleRam tekniğine de yer verilmiş. İşlemci ve bellek hızları 400  Mhz ve 600 Mhz.

S27 serisi ise şimdiden çeşitli bilişim sitelerinde Nvidia’nın 6600 GT’leri ile başarım/fiyat oranıyla kıyaslanmaya başlanmış. 700 MHz işlemci ve 700 Mhz bellek hızlarına sahip olan kart, 3.0 sürümünü desteklemediği 4 vertex shader ve 8 pixel shader yolu ile ne yazık ki orta sınıfta kalacak gibi görünüyor. Belki henüz duyurulmamış bir üst modeli vardır diyesimiz geliyor; fakat biliyoruz ki genellikle ortalam bir kimsenin alamayacağı amiral gemileri duyurulur, ondan sonra cüzdanları germeyecek seviyelerdeki kartlar piyasaya sürülür.

S27 kartlar, herhangi bir gizlilik içermeyen SLI ve CrossFire benzeri teknolojiyi, beraberinde getiriyor: MultiChrome. Bu teknolojinin çalışması için sistemde sadece birden fazla PCI Express yuvası olması yeterli. Siz kartları takıyorsunuz ve grafik kartları beraberce iş görmeye başlıyor. Herhangi özel bir sistem veya ara kablo da gerekmiyor. Kulağa hoş geliyor.

S3 geri mi geliyor? Gerçek dünya uygulamalarındaki performansı görmeden bir şey diyemeyeceğiz. Bekleyelim ve görelim.

::S3’ün basın açıklamasına ulaşmak için tıklayın.

SDN

Bizce: Açın, Rahatlayın!

Zaten yok öyle bir keramet; fakat düzenli bir para akışı var. Bir kere zokayı yutturursanız, gerisi gelebilir: Konumuz açık belge biçimleri.

Massachusetts’den gelen bir haber gözümüze ilişti. Sitede (/.), bahsi geçen yerde bulunan yerel yönetimlerin OpenDocument biçimini resmî olarak kullanması ve ona verilen tepkilerle ilgili bir kaç haber daha var.

Olay kısaca şöyle: Buradaki (Mass… ismini yazmak zor) devlet kurumları (veya bir kısmı) sayısal belgelerin kullanılması ve saklanmasında artık bir firmaya veya onun bir ürününe bağlı olmayan açık belge biçimini (OpenDocument) kullanmayı tercih ediyor. Sonra da bazı çevreler "peki eldeki bir sürü belge ne olacak?" veya "hem bunun bir desteği var mı ki?" gibi tepkiler veriyor. Tepkilerdeki kaygılar kısmen geçerli olmakla beraber esasına baktığınızda pek de muteber değiller. Zira kamu kurum ve kuruluşlarının her zaman ve her yerde herhangi bir üçüncü şahsa bağlı olmadan kullanabileceği belge biçimlerine yönelmesi, kamu güvenliği ve "sağlığı" açısından çok önemli. Zira bir yazılımın ilerki sürümlerinde desteklenmeyecek kapalı dosya biçimleri büyük büyük arşivler üzerinde nasıl bir etki yapar, bilemiyoruz.

Açık veya Kapalı, Fark ne?

Burada açıktan kasıt, dosya biçiminin patentsiz, herkes tarafından incelenebilir ve herhangi bir izne bağlı olmadan kullanılabilmesidir. Tabii şu sıralarda bütün bu "fikrî mülkiyet" haklarından tamamen vazgeçmiş ve  gayet yaygın kullanıma sahip bir biçim üretmiş bir çalışma grubu var mı emin değiliz; fakat OASIS’in OpenDocument’i, OpenOffice.org ile gayet iyi bir çıkış yapacağı benziyor.

Açık ve kapalı arasındaki fark, açık sistemlerde bir firmaya veya onun bir ürününe olan bağımlılığın azalması,  üretilmiş ve oluşturulmuş bilgi ve sistemlerin kullanım ve idamelerinin önünde engel teşkil etmemesidir. Kapalı sistemler ise, her ne kadar bu sistemlerin uyumluluk için kurcalanması ve çalışma algoritmaları hakkında bilgi edinilmesi yasak olmasa da, büyük ve önemli kamu projelerindeki kullanımları sorgulanmaktadır. Zira devletin hizmet altyapısında kendisine değil de bir başkasına ait olan bileşenlerle kurması, gelecekteki sağlayıcı şirket politikalarının, devlet politikalarına etki etmesi anlamına da gelir. Mesela konumuz belge biçimleriyse, firma sattığı kelime işlemcinin dosya desteklerini yenileyerek yeni sürümlerin satışını bir anlamda zorunlu kılabilir. Bu tabii komplo teorilerinden arındırılmış, en temiz düşüncelerden bir tanesi.

Sözün Özü

Bizce, açılma eylemlerinin değil açılmama durumlarının sorgulanması gerekiyor. Özgür bilişim altyapısı – tabii ki belge biçimleri de bu alt yapının bir parçası – için; gizliliğin gizli kalması için, açılmak ilk adım.

SDN

Web Tasarımı Dersleri – 1

Web tasarımında en çok kullanılan yazılımlar arasında Macromedia Dreamweaver da bulunur. Bu yazılımın deneme sürümünü buraya tıklayarak indirebilirsiniz. İlk bölümde, bu yazılımın menülerinden bahsedeceğiz. Menüleri tanıyarak, neler yapabileceğinizi görebilirsiniz. Kendi web sitenizi hazırlamak, düşündüğünüz kadar zor değil. Yazımızı okudukça siz de bize hak vereceksiniz.


BÖLÜM 1
Dreamweaver MX 2004 Menüleri

File / Dosya
Yeni bir belge açmak (New), kaydedilmiş belgeleri açmak (Open, Open Recent),
belgelerimizi kaydetmek (Save, Save As), belgelerimizi tanımladığımız lokal
server klasörüne kaydetmek (Save to Remote Server) dışarıdan veri getirmek (Import),
dışarıya veri vermek (Export), aktif belgemizi sınamak (Preview in Browser)
gibi işlemleri gerçekleştirmek için bu menüyü kullanacağız.

Edit / Düzen
Edit menüsü programımız ve üzerinde çalıştığımız belgemiz ile ilgili ayarlar
yapabileceğimiz menüdür. Kısaca özetlemek gerekirse; yaptığımız işlemleri geri
almak (Undo), clipboarda kopyaladığımız bir nesneyi yapıştırmak (Paste, Paste
HTML
, Paste TXT), nesne kopyalamak (Copy, Copy HTML), gelişmiş arama işlemi
yaptırmak, programın kısayol tuşlarını değiştirmek (Keyboard Shortcuts), programın
görsel ve işlevsel ayarlarını yapmak (Preferences) için bu menüyü kullanacağız.

Ayrıca belgelerinizin içerisinde kullandığınız nesneleri ayrı bir program ile
düzenlemek isterseniz bunun için de Edit with External Editor komutunu tıklamanız
yeterli olacaktır. Edit menüsünde ise bu komut ile hangi uzantılı nesneleri
hangi programın düzenleyeceğini belirtebileceksiniz. Tag Libraries komutunu
tıklayarak Taglerin kullanım şekillerine de erişebilirsiniz.


Dreamweaver, web tasarımında kullanılabilecek
en iyi yazılımlardan biri.

View / Görünüm
Programın ve unsurlarının görünümlerini kişiselleştirebileceğiniz komutları
bu menü altında bulabilirsiniz.

Çalışma sırasında hem kod sayfasını hem de tasarım sayfasını görmek istiyorsak
Code and Design komutunu, görünümler arasında geçiş yapmak için ise Switch Views
komutunu tıklamalıyız. Yine bu menünün altındaki komutlar ile sayfaya cetvel
ekleyebilir (Ruler), görünüme ızgara ekleyip düzenleyebilir (Grid, Show Grid,
Grid Settings
), panelleri kapatabilir, görünmesini istediğimiz araç çubuklarını
aktif hale getirebiliriz.

Insert / Ekle
Sayfamızı oluştururken kullanacağımız nesnelerin tümünü bu menü yardımı ile
ekleyebiliriz. Resim, layer, tablo, ses dosyaları, scriptler, foto albüm, Flash
buton, formlar ve form nesneleri bu menüdeki komutlar ile sayfamıza ekleyebileceğimiz
nesnelerden sadece birkaçı. Uygulamalarımızda bu işlemlere ayrıntıları ile değineceğiz.

Modify / Değiştir
Modify menüsü ile nesnelerimize köprüler (Make Link) atayabilir ve köprünün
hedefini (_blank, _parent…) ayarlayabiliriz. Bunlara ilave olarak eklediğimiz
tabloları, resimleri ve frameleri düzenleyebilir, katmanları hizalayabilir ve
de temalar ile ilgili işlemleri yürütebiliriz.

Text / Metin
Paragrafın formatını, hizalamasını, fontun seçimini, rengini, puntosunu, stilini,
stil dosyalarını bu menü ile ayarlayabiliriz. Ayrıca hazırladığımız listelerdeki
simgeleri de bu menüden düzenleyebilmekteyiz.

Command / Komutlar
Komutlar menüsünde fotoğraf albümü, komut kayıtları, extension yönetimi, renk
şeması yapacak komutları bulabilirsiniz. Ayrıca Dreamweaver’in gizli kalmış
fakat çok işlevsel bir komutu da bu menüde. HTML belgelerinizdeki gereksiz kod
satırlarını silebileceğiniz bu komut ile belgelerinizin boyutunu küçültebilirsiniz
(Clean Up Word HTML).

Site / Site
Dreamweaver’de lokal bir site tanımladıysanız sitenizi yöneteceğiniz komutları
bu menüde bulabilirsiniz. Site tanımlama, silme, raporlama gibi işlemleri bu
menüdeki komutlar ile yapabilirsiniz.

Window / Pencere
Bu menü ile ise Dreamweaver’in panellerini yönetebilirsiniz. Panelleri kedi
istediğiniz şekilde kişiselleştirebilir, varsayılan panel düzenine geri dönebilir
ve belgelerinizin arasında geçiş yapabilirsiniz. Programdaki bütün paneller
bu menüden yönetilebilmektedir.

Help / Yardım
Son olarak bu menüden de program hakkındaki gerekli bilgileri alabilir, yardım
dosyaları içersinde derdinize deva arayabilirsiniz. Offline olarak derdinize
deva bulamadıysanız Macromedia yardım merkezine de bu menüden tek tıkla ulaşabilirsiniz.

Bölüm 2, çok yakında ShiftDelete.Net’te.

Yazar: Mustafa Rıdvan

SDN

Nikon’dan 10 Megapiksellik SLR

Nikon’un D200 modelinde çözünürlük tam olarak 10,2 Megapiksel. Ayrıca yeni üründe 11 farklı alana fokus yapabilme imkanı da bulunuyor. Profesyonel fotoğrafçılar için tasarlanan D200‘ün en güzel özelliklerinden biri de, Wi-Fi ile kablosuz olarak veri aktarabilmesi. Bu özelliğin, seçime bağlı olduğunu hatırlatalım.

Pil sorunu, kısmen çözüme kavuşmuş
Dijital fotoğraf makinelerinin pil sorunu da bu üründe en az seviyeye indirilmiş. Pillerini tam şarj ettiğinizde, 1800 fotoğraf çekebileceksiniz. 2,5 "’lik LCD ekranı ile, çektiğiniz fotoğrafları, diğer fotoğraf makinelerine oranla daha detaylı izleme imkanı sunan D200, en geç Aralık ayında satışa sunulacak.

Fiyatı: 1,699 Dolar (Amerika için)
Bilgi için: Nikon

SDN

Sanal Kış Olimpiyatları

Visa International tarafından düzenlenen sanal Olimpiyat Kış Oyunu Torino 2006-Visa
Şampiyonaları
başlıyor. Visa‘nın olimpiyat pazarlama programı kapsamında yeni
ve dinamik bir yaklaşımla geliştirdiği ücretsiz bir uluslararası online oyun
olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları‘nda, yarışmacılar Torino 2006 Kış Olimpiyatları‘na
iki kişilik seyahat kazanabilmek ve dünya şampiyonu olabilmek amacıyla sanal
ortamda mücadele edecek.

Oyunlar hakkında
23
ülkeden yarışmacıların katılımına açık olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları’nda
oyuncular online olarak, Kar kızağı (Bobsleigh), Dev Slalom ve Snowboard Cross
olmak üzere 3 farklı disiplinde mücadele edecek.

Sporcuların Olimpiyat Oyunları’na
katılabilmek için geçmeleri gereken aşamaları içeren online yarışmada, katılımcıların
ulusal düzeyde yarışmaları gerekiyor.

<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/10/kayak.jpg|right||1|Sanal K

Nokia N70 mi 6680 mi? Karar Sizin!

Nokia N70, 2 megapiksel kamerası, FM Radyo ve 35 Megabyte hafızayla, bu sınıfta
Nokia’nın çıkardığı şu ana kadar ki en yüksek hafızaya sahip ürün.
Fakat her ne kadar yeni olsada 6680 ile arasında bunlardan başka da
hissedilir farklılıklar yok! Aşağıda her iki modele ait olan özelliklerin karşılaştırmalı tablosunu bulabilirsiniz.


Nokia 6680
Nokia N70
Boyutlar
108.6 x 55.2 x 20.5 mm 108.8 x 53 x 21.8 mm
Ağırlık
133 gram 126 gram
Ekran
TFT, 256K renk 176 x 208 piksel TFT, 256K renk, 176 x 208 piksel
Melodi
Polyphonic(48 kanallı), Monophonic, MP3, True Tones Polyphonic (64 kanallı), Monophonic, MP3, True Tones
Hafıza
10 megabyte 35 megabyte
Hafıza Kartı
RS-DV-MMC, 64 MB RS-DV-MMC, 64 MB
Symbian
8.0a , Series 60 UI 8.1a , Series 60 UI
GPRS
Sınıf 10 Sınıf 10
Veri Hızı
384 kbps (WCDMA) 236.8 kbps (EDGE)
Kamera
1.3 MP, 1280×960 piksel, flaşlı 2.  kamera video call için VGA(640×480 piksel) 2 MP, 1600×1200 piksel, flaşlı.  2. kamera video call için VGA(640×480 piksel)
Bluetooth
Var
Var
Push to Talk
Var Var
EDGE
Var Var
Java MIDP 20
Var Var
MP3/AAC/MPEG4 Player
Var Var
WAP 2.0
Var Var
xHTML/HTML
Var Var
USB
Var Var
Handsfree
Var Var
Sesle Komut
Var Var
FM Radio
Yok
Var

Görüldüğü gibi arada bir iki solfej farklılığı var; radyo eklenmiş, symbian geliştirilmiş. Fakat tatmin edici bir yenilik bulamadığımı söyleyebilirim.


Nokia N70

Nokia ve diğer telefon üreticileri, neredeyse dış görünüş dışında dijital kamera ve hafıza üreticilerine dönüştüler gibi geliyor. Mevcut telefonlarda nüans farklılıkları dışında kamera ve bellekler artırılıyor.

Başka değişen neler var?
Neden telefona milyarlar veriyoruz? Bunu sorgulama noktasına gelmiş olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım.

Sadece yeni model diye eski telefonları değiştirmek pek akıllıca gelmiyor. Ama seçim gene de size kalmış. Tabii ki burada da görebileceğiniz gibi N70’de FM radyo, Symbian 8.1 ve 2 megapiksel kamera yeni.

Yeni olarak kabul edilebilirse!

Bilgi için: Nokia Türkiye
Yazar: burningblade

SDN

Yeni 37″ TV ve Taşınabilir PC’ler

Acer, yeni taşınabilir bilgisayarlarını
ve PC’den TV’ye dijital veri aktarımı yapacak olan bütünleşik bir medya
kapısı bulunan 37 inch’lik düz ekran televizyonunu satışa sunmaya hazırlanıyor.Önümüzdeki yılın başından önce çıkması beklenmeyen TV için
spesifikasyon açıklanmazken, Dolby standardlarıyla aralarında .WMV’nin
de bulunduğu bir çok formatı destekleyeceği ve fiyatının 2000$’ın
üzerinde olacağı bildirildi.

Yeni dizüstü bilgisayarlar
Acer kısa dönemde varolan taşınabilir serilerinin bir kısmı yenilemenin
yanında, Cuma günü duyurulan yeni Acer Aspire 9500’ü (17 inch ekran,
2.27 ghz pentium M işlemci ve 1GB RAM
) çıkarmayı planlıyor.

TravelMate
8100
ise 1.73 ghz pentium M işlemci, 2 GB RAM ve 360 derece kızlötesi
desteğiyle yenilenecek modeller arasında. Her iki ürünün de 2000$
civarında fiyatlandırılması bekleniyor.

Acer’ın bu yeni ürünlerini ülkemize İnfronic getirecek. Firmadan yeni bilgiler gelirl gelmez SDN okurları ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Daha fazla bilgi için: Acer
Yazar: Bilge Kaan Bölük

SDN

HP, Atatürk’ü CD’lerle Anıyor

HP, 5-15 Kasım tarihleri arasında HP tüketici ürünlerinden alan
müşterilerine, "Hayatın İçinden Atatürk Fotoğrafları" CD’sini hediye
olarak verecek.

3 CD’de yüzlerce fotoğraf ve video
3 CD’den oluşan bu hediye paketinde, 900 adet yüksek çözünürlüklü,
renkli ve siyah-beyaz Atatürk fotoğrafları ve kısa Atatürk videoları
yer alacak.

<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/10/ataturk_cd.jpg|||0|Atat

ZoneAlarm Anti-spyware

Hacker’lardan korunmak için ne kadar önlem alırsanız alın, kullandığınız işletim sistemlerinden tutun da popüler  yazılımlara kadar birçok kaynaktan dolayı tehlike altında kalabiliyorsunuz. Önemli verilerinizin kötü amaçlı kişilere ulaşmasını engellemek için Firewall (Güvenlik Duvarı) yazılımları, size tam çözüm sunar. Konu "Firewall" olunca da şüphesiz, aklagelen ilk isim, ZoneAlarm oluyor.

ZoneAlarm Anti-spyware ne yapar?
ZoneLabs firmasının yeni ürünü ise internet siteleri üzerinden sık sık indirilmeye başlandı bile. ZoneAlarm Anti-spyware adını taşıyan bu program, hem verilerinizin güvenliğini sağlıyor.


ZoneAlarm’a eklenen ve kolay kullanılabilen casus avcısı araç

Bunların yanı sıra, e-posta eklerini de güvenlik çemberi içine alıp, tehlike anında size uyarı mesajı vererek gereken önlemi almak için çözüm yolu da sunacaktır.

Nasıl çalışır?
Aslında ZoneAlarm’ı daha önce kullananlar, bu yazılımı kurduklarında neyin değiştiğini farketmekte zorlanabilirler.

Eskiden alıştığınız yazılıma bir de casus avcısı (anti-spyware) eklenmiş. Çalışma mantığında da bir değişme yok.

Program, sistem çubuğunda yer alarak bilgisayarınızı mercek altında tutar. Herhangi bir yazılım, internete bağlanmaya çalıştğında sizi uyarır ve sizden onay ister.

Eğer sizden gelen onay olumlu ise, veri alışverişinie izin verir. Siz, izin vemezseniz o zaman söz konusu program ne yaparsa yapsın, tek bir Kilobyte bile dışarıya çıkamaz veya bilgisayarınıza giremez.

Firewall özelliklerine ek olarak, sisteminizde bulunan casus yazılımlar da ZoneAlarm Anti-spyware‘den kaçamıyor.  Amacı sizin özel bilgilerinizi almak veya reklam amaçlı olarak bilgisayarınızda yer bulmak da olsa, ZoneAlarm, hemen sizi uyaracak ve bu uygulamayı engelleyerek, uygulamaya neden olan dosyaların da icabına bakacaktır.

Programın Künyesi

Firma:
ZoneLabs
Web sayfası:
http://www.zonealarm.com
Fiyatı:
29,95$
İşletim Sistemleri:
Windows 98/ME/2000/XP
Dosya boyutu:
8,7 MB

Animasyonu izleyin
SDN editörleri tarafından hazırlanan ve ZoneAlarm Anti-spyware‘i web sitesinden indirmekten tutun da nasıl kullanıldığına dair birçok uygulamayı anlattığımız bu animasyonu izleyerek, en kısa sürede ve kolayca bilgi sahibi olun.

:: Animasyonu izlemek için tıklayın.

SDN

Ağlarsa Kablosuz Ağlar…

19

Kablosuz
ağlar her ne kadar kablolu ağların yerini almamış ve tamamen
alamayacak olsa da artık çok yaygın. Hatta ADSL modemler
bile tümleşik kablosuz ağ özellikleri ile geliyorlar.

Hâl
böyle olunca sizlere bir sıkça sorulan sorular tadında
bir rehber hazırlayalım dedik. Tahminen size ulaşana kadar
yazması birkaç gün alacak. Bunu okuyorsanız zaten size
ulaşmış demektir ya neyse. Zaten SDN’nin SDR olması yönünde
öneriler var: Son Derece Rahatsız! Baksanıza, kendi kendime
konuşuyorum.

Konumuz,
kablosuz ağlar. Kablosuz ağların temel anlamları, çalışma
mantıkları ve basitçe kullanılacak ürünlere göz
atacağız. Tabii ki çıkıntılık namına ve gölgelerin
gücü adına karşılaşacağınız (karşılaşabileceğiniz
değil, doğru okudunuz) sorunlara veya tatminsizliklere de
değineceğiz.

Soru:
Nedir bu kablosuz ağ olayı?

Cevap:
Kablosuz ağlar başlı başına bir olay. Her ne kadar diz üstü
bilgisayarlardaki sözde Centrino "teknolojisi" ile
yaygınlaşan bu kablosuz ağ, hayatın her alanında
kullanılabilecek bir "olay".

Kablosuz
ağ dediğimiz şey, basitçe bir telsiz tertibatıdır ve

bas-konuş/bırak-dinle sistemiyle çalışan bir veri iletim
şeklidir. Bu veri iletim biçimi tabii ki telsiz örneğindeki
gibi analog bir yöntem değil. Veriler, olası kayıpları
engellemek için standartlar dahilindeki kodlamalarla
iletiliyorlar.

Soru: Şu kısaltmalar ne peki? 802 diye başlayan bir şeyler var.

Cevap:
Standartların isimleri. 802.11a artık kalmadı gibi bir şey.
802.11b, 11 mbit/s teorik iletim hızına sahip bir standart. Bunun
bir üstü de 802.11g oluyor. O da teorik olarak 54 mbit/s
iletim hızına sahip.

Soru:
Neden ısrarla teorik diyorsun? Açık konuş!

Cevap:
Nasıl desem, yani onlar etikette yazanlar. Örneğin, hiç
6 saat uyku kipi haricinde çalışan ve üzerine iş
yapılabilen bir dizüstü bilgisayar gördünüz
mü? Görenlerin +90212…. öhm, neyse. Teorik iletim
hızı genellikle N.Ş.A.’da asla gerçekleşmeyecek "en
iyi ihtimaller" ile ilintili bir durumdur ve geliştirilmiş
olan teknolojinin en üst sınırını verir. Tabii şunu
düşünebilirsiniz: teknoloji ne kadar üstünse
çalışma esneklikleri o kadar artar. Örneğin 11b
sistemi ile 11g sistemleri arasında bir teknoloji farkı vardır ve
11g sistemleri daha yüksek iletim gücüne sahiptir.
Yani daha "kirli" ortamlarda (iletim hızlarını düşürerek
de olsa) daha esnek şekilde çalışabilirler.

Soru:
Tamam, sakin ol. Seni anlıyorum. Peki neden kablosuz ağa
ihtiyaç duyayım?

Cevap:
Her ne kadar bu teknoloji taşınabilir bilgisayarlarla yaygınlaşmış
olsa da illa onlar için ve onlarla beraber kullanılmasına
gerek yok. Ev içindeki kablo karmaşasına son vermek veya en
başından hiç ağ için kablo döşeme işine
bulaşmamak için kablosuz ağ kullanabilirsiniz.

Kablosuz
ağ ile iki bilgisayarı birbirine bağlayabileceğiniz gibi bir
erişim noktası kullanarak genişlemeye müsait tam anlamıyla
bir yerel ağ oluşturabilirsiniz. Bu şekilde bilgisayarlarınız
belirli sınırlar dahilinde nerede olursa olsun yerel ağ ve
İnternet’ten faydalanabilir. Bu iş için de kablo çekmeniz
veya bilgisayarı özel olarak bir yere yerleştirmeniz gerekmez.

Diğer
taraftan yerel ağdan yüksek başarım ile üstün ve
sabit iletim hızı bekliyorsanız, kablosuz ağ kötü bir
tercih olacaktır. Merak etmeyin, ağ üzerinden bir kaç
kişi Quake, Unreal, WarCraft veya Counter-Strike gibi oyunlar
oynayabilirsiniz ve çok büyük engeller olmadığı
ve sağlıklı bir iletim hızında olduğunuz sürece ağınızda
gecikme süreleri konusunda bir sıkıntı olmaz.


Soru:
Ne kadar alanda sinyal alabilirim peki? Örnek verirsen
sevinirim, açık alanda şu kadar metre deme, ev açık
bir alan değil.

Cevap:
Evet haklısın, bu en kafa karıştırıcı soru. En nihayetinde
elimizde bir radyo dalgası var ve bu radyo dalgası da çevreden
çok etkileniyor.

Öncelikle
ağ sinyallerinin, ulaşmaları gereken yer ile hemen arasında ve
kaynağa çok yakın bir engel varsa bundan çok
etkilendiklerini söyleyerek başlayalım. Sinyalin
bilgisayarlara doğru geçeceği yönde birer metrelik
boşluklar bırakılması erişim noktasını (access point)
rahatlatacaktır. Tabii ki en iyi ihtimal için bahsedilen "şu
kadar metrelik erim" yalan oluyor; fakat ortalama bir erişim
noktası ile bilgisayar arasına en elverişsiz şart olarak ev
içinde 10 metre mesafe, 3 duvar, 1 insan ve 1 gömme dolap
girdiğinde sistem 11 Mbit hızına düşerek ve size sinyalin
"düşük" olduğunu belirterek çalışıyor.
Tabii bu, makinenizde kullandığınız ağ kartının ve kablosuz
erişim noktasının sinyal algılama güçlerine de bağlı;
fakat bu güç farkları ev gibi radyo sinyalleri için
çok uygunsuz bir yerde en fazla bir metrelik bir fark
yaratıyor.

Soru: Peki neye ihtiyacım var?

Cevap:
Tam olarak nasıl bir ağ kuracağınıza bağlı. Eğer yalnızca
iki bilgisayarı birbirine bağlayacaksanız her makinede birer
kablosuz ağ kartı yeterli. Bunları birbirini görecek şekilde
yapılandırabilirsiniz. Eğer bilgisayarları aynı ağa tek bir
kablosuz erişim noktası üzerinden bağlamak ve Internet
erişimini bu sistem üzerinden dağıtmak istiyorsanız işiniz
daha da kolay. Özellikle ADSL kullanımının artmasından sonra
ADSL modem ile kablosuz erişim noktası birleşimden oluşan bir çok
ürün piyasada mevcut. Bunlardan bir tanesi özellilikle
de ADSL kullanıyorsanız çok işinize yarayacaktır.

Alacağınız
ürünler zaten kendi içlerinde bahsettiğimiz
standartlara göre üretilmiş olacaklardır. Falanca ürün
filancayla uyumlu mudur diye sormanıza gerek yok. Yalnız, Windows
haricindeki işletim sistemlerine pek destek verilmeyebiliyor. Eğer
bir GNU/Linux veya Mac kullanıcısıysanız bu konulara dikkat
etmenizi öneririz.

Soru:
Peki ileride çıkacak
ürünler geriye doğru uyumlu mu? Kehâneti alalım.

Cevap:
Bu soruyu cevaplamak için kâhin olmaya gerek yok.
Firmalar bu ürünleri geriye dönük uyumlu
yapmadıkları takdirde peynir ekmek gibi satamayacaklarını
biliyorlar. Gerçi şimdilerde de peynir ekmek gibi
satmıyorlar; ama teknolojik sürekliliği satış sürekliliğine
çevirebilmek için bu gerekli.

Soru:
Tamam, ağı kurdum diyelim. Ya başkaları girerse bu ağa? Ne
yapabilirim?

Cevap:
Bu tür bir girişi iki türlü engelleyebilirsiniz.
İsterseniz MAC kimlik numaralarından hangi ağ kartlarının
sisteme bağlanıp bağlanamayacağını seçebilirsiniz,
isterseniz de WEP kullanabilirsiniz.

MAC
ID denilen şey, her bir ağ bileşenine verilmiş eşsiz bir
numaradır. Bu numara ile bağlandığınız ağlara tanıtılırsınız
ve veri paketleri sizi bu şekilde bulur. Erişim kısıtlaması
seçeneklerinden sisteme bağlanacak bilgisayarların MAC
ID’lerini girer ve yalnızca onlara izin verirseniz yalnızca bu
bilgisayarlar ağınıza kablosuz olarak erişebileceklerdir. Tabii
ağınızda gidip gelen veri şifrelenmeden havada süzüleceği
için "dinlenebilir".

Dilerseniz
ikinci seçenek olarak da WEP (wired equivalent privacy)
şifreleme kullanabilirsiniz. Bu şekilde verileriniz daha da güvende
olur. Tabii "ne gerek var, devlet sırrı mı taşıyorum?"
yaklaşımı, çevrenizde sizi gözetleyen birileri yoksa
daha ılımlı bir düşünce olacaktır.

Tüm
bunlara rağmen kablosuz ağ içine sızılabilir bir
oluşumdur, en azından veri paketlerinin havada yakalanması
mümkündür.

Soru:
Sorun ve tatminsizlikler demiştin? Onlar neler?

Cevap:
Öncelikle ev içindeki sinyal gücü, erişim
noktasıyla dip dibe durmadığınız sürece fazla yüksek
olmayacak. Eğer arada çok mesafe varsa ve sinyal gücü
bu sebeple düşükse, önünden birileri geçtiğinde
ağın kopup tekrar bağlanma ihtimali de var. Özellikle bu ev
içinde çıldırmanıza sebep olabilir.

Bazı
ismini vermek istemeyeceğimiz kablosuz ağ geçidi ürünlerinde
ise, sabit yazılım güncellemelerine rağmen 802.11g
standardında çalışma esnasında sık sık ısınmadan veya
başka şeylerden kaynaklanan kopmalar yaşanabiliyor. Bu konuda
alacağınız önlem ise ilk adımda bu ürünleri,
çevrenize ve diğer kullanıcılara danışarak tercih
etmemek. Eğer aldıysanız da 802.11b olarak çalıştırarak
bu sorunların kısmen üstesinden gelebilirsiniz. Tabii
aldığınız firmaya ürünü hayır dualarınızla
beraber geri götürmeniz de mümkün.

Soru:
Bu kadar mı?

Cevap:
Evet, şimdilik girişi yapmış olduk. Okuyucularımızdan
gelecek tepkilere göre konuyu detaylandıracağız. Bizi
okuduğunuz için teşekkürler.

SDN