Xiaomi Pad 5 Pro ile PUBG oynadık! En iyi tablet olabilir mi?

Geçtiğimiz günlerde tanıtılan ve ardından elimize ulaşan Xiaomi Pad 5 Pro’yu PUBG Mobile testiyle zorlu bir sınava soktuk. Mobil oyunseverlerin oldukça merak ettiği Pad 5 Pro, PUBG Mobile performansı ile göz kamaştırdı.

Xiaomi’den üç modele MIUI 12.5 Enhanced takviyesi

Xiaomi’den üç modele MIUI 12.5 Enhanced takviyesi

Kısa süre önce piyasaya sürülen MIUI 12.5 Enhanced güncellemesi, nihayet orta sınıf modellere de ulaşmaya başladı.

Xiaomi Pad 5 Pro PUBG Mobile testi

Yeşil Robot YouTube kanalımızda farklı içerikler ile karşınıza çıkmaya devam ediyoruz. Bu videomuzda Xiaomi Pad 5 Pro’yu PUBG Mobile testiyle zorladık, iyi seyirler.

Xiaomi Pad 5 Pro neler sunuyor?

Ağustos ayında tanıtılan Xiaomi Pad 5 Pro, 1600 x 2560 piksel çözünürlüklü 11 inç IPS LCD ekrana sahip. Bu ekran 120 Hz yenileme hızı ile HDR10, Dolby Vision gibi özellikler de sunuyor.

Cihazın gücüne baktığımızda karşımıza Qualcomm Snapdragon 870 5G işlemcisi çıkıyor. Çoğu telefonda göremediğimiz bu işlemcide 1 x 3.2 GHz Kryo 585, 3 x 2.42 GHz Kryo 585 ve 4 x 1.80 GHz Kryo 585 çekirdeği olmak üzere toplamda 8 çekirdekli bir işlemci karşılıyor.

Xiaomi Pad 5 Pro, 6 GB ve 8 GB olmak üzere iki farklı bellek seçeneğine sahipken sadece 256 GB depolama alanıyla geliyor. Tabletin kamera detaylarına bakarsak 5G modelinde 50 Megapiksel ana kamera ve 5 Megapiksel f/2.4 derinlik sensörü yer alırken, Wi-Fi modelde 13 Megapiksel f/2.0 ana kamera ile 5 Megapiksel f/2.4 derinlik sensörü yer alıyor. Bu kameralar 4K @30 FPS ve 1080p @30 FPS video çekebiliyor. Ön kamera tarafında ise 8 Megapiksel f/2.0 diyafram değerine sahip bir kamera bulunuyor.

Bağlantı teknolojisi tarafında Wi-Fi 6, Bluetooth 5.2, GPS’i destekleyen bu tablet USB Type-C ile şarj oluyor. 8600 mAh bataryası bulunan Mi Pad 5 Pro, 67W hızlı şarj destekliyor. Bunun yanında Quick Charge 4 ve Power Delivery 3.0 teknolojileri de bu üründe yer alıyor.

Xiaomi Pad 5 Pro kutu açılışı

Kutu açılışı ve önce incelemeyi izlemek isterseniz sizler için bıraktığımız linke tıklayabilirsiniz.

Huawei, Avrupa’ya geri dönüyor: Anlaşma imzalandı!

Düşük gecikme süresi ve yüksek bant genişliği sunan 5G, özellikle IoT (Nesnelerin İnterneti) teknolojilerinin hızla gelişmesine imkan tanıyor. Huawei, Avrupa’nın 5G özel ağı tarafından yönetilecek ilk akıllı demiryolu için Vodafone ile anlaşma imzaladıklarını açıkladı.

ABD ambargosu nedeniyle bir süredir Avrupa pazarında da sorun yaşayan Huawei, nihayet 5G teknolojileriyle Avrupa pazarına geri döndü.

Huawei katlanabilir Mate V modelini ne zaman tanıtacak?

Huawei katlanabilir Mate V modelini ne zaman tanıtacak?

ABD karşısında ağır yara alan Huawei, katlanabilir telefonuyla dikkat çekmek istiyor. Peki Mate V modeli ne zaman tanıtılacak?

Huawei ve Vodafone’dan akıllı demiryolu ağı için anlaşma

Proje tamamlandıktan sonra Avrupa’nın en büyük akıllı demiryolu merkezi olacağını belirten yetkililer, Fényeslitke’nin teknolojik cihazların çalıştırılması için 5G özel ağı kullanan ilk şehir olacağının altını çizdi.

Gerçekleştirilecek projenin 5G ağı Vodafone Macaristan ve Huawei tarafından sağlanacak. 5G teknolojisi, terminalde tamamen kendinden tahrikli dev vinçleri uzaktan kontrol etmek için kullanılacak.

Konu hakkında açıklama yapan Huawei Technologies Macaristan CEO’su Colin Cai Lingyu, “Şirketimiz Avrupa’daki geleneksel demiryolu lojistik endüstrisini güçlendirmek ve vinçlerin 5G teknolojisi ile uzaktan kontrolünü sağlamak için çalışacak. 5G teknolojisinin yüksek hızı ve düşük gecikmesinden yararlanarak gerçekleştirelecek proje, verimliliği bir üst seviyeye çıkaracak.” dedi.

Macaristan’ın Dijitalleşmeden Sorumlu Devlet Bakan Yardımcısı Káro, “Lojistik endüstrisini hedef alarak 5G teknolojisine dayalı endüstriyel çözümlere önem veriyoruz. Macaristan, gelecekte daha fazla yenilikler gerçekleştirmek için en son dijital teknolojiyi kullanarak rekabet gücünü daha da artıracak.” ifadelerini kullandı.

TÜBİTAK’tan denetim robotu: Robot Göz

TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü(RUTE), 4 yıllık çalışma sonucunda hatlarda meydana gelen doğalgaz kaçacakları için geliştirdiği boru içi denetleme robotunu tanıttı. Robot Göz adı verilen cihazda bulunan 900 sensör, kaçakları önleme ve erken müdahale için büyük rol oynayacak.

Haritalama özelliğine de sahip olan Robot Göz, gittiği borunun içerisinde nereden geçtiğini kaydediyor. Deprem sonrasında boruların kullanıma uygun olup olmayacağı ve yer değiştirip değiştirmediği robot sayesinde tespit edilebilecek.

AFAD hangi teknolojileri kullanıyor? (Video)

AFAD hangi teknolojileri kullanıyor? (Video)

Yerliliğin büyük öneme sahip olduğu günümüzde AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ile AFAD Teknolojileri hakkında sohbet ettik

Robot Göz sayesinde dışa bağımlılık azalacak

Konu hakkında Twitter üzerinden açıklama yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, ” 2017’de İstanbul Gaz ve Doğalgaz Dağıtım AŞ (İGDAŞ) için TÜBİTAK’ın başlattığı projede ‘Robot Göz’ doğal gaz hatlarındaki arıza ve kaçakları tespit ediyor. Böylece milyonlarca lira tasarruf sağlanacak. İstanbul hizmetten de teknolojiden de geri kalmayacak.” ifadelerini kullandı.

Tübitak, boru içi denetleme robotu olan Robot Göz cihazını tanıttı.

Benzeri sadece ABD’de bulunan boru içi denetleme robotu, 545 km. uzunluğundaki hatta denetim yapacak. TÜBİTAK RUTE Müdürü Mehmet Ali Çimen, “Normalde bunları kiralıyorsunuz ve kilometre başına ücret ödüyorsunuz. Şu anda biz bu teknolojiye sahip olarak dışa bağlımlılığı ortadan kaldırmış oluyoruz. Robotumuz aynı zamanda haritalama yapabiliyor. Deprem sonrasında boruların kullanılıp kullanılamayacağını, yer değiştirip değiştirmediğini bu robotla öğrenebileceğiz.” dedi.

Boru içerisindeki 2.5 kilometrelik kablosuz haberleşme testlerini başarıyla tamamlayan Robot Göz, yakında canlı hatta görevini yapmaya başlayacak.

Robot Göz’ün özelliklerinden bahseden Dr. Hüseyin Ayhan Yavaşoğlu, ” “Yılansı bir yapısı var. Yönelme, dönme hareketleri yapabiliyor ve karmaşık şehir boru hatlarında bu yapısı sayesinde rahatlıkla hareket edebiliyor. Kamera modüllerinde lazerlerimiz var. Çember şeklinde lazer yansıtıyoruz. Bu lazerin değişimini inceleyerek borularda deformasyon var mı bunları tespit etmiş oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

900 farklı sensör ile toplanan veri cihazın üzerinde kayıt ediliyor. Operasyon sonrasında işlenen veriler, hataların daha hızlı bir şekilde bulunmasına imkan tanıyor.

Kendi kendini temizliyor! Roidmi X30 VX inceleme

Teknolojinin gelişmesiyle hayatımızın bir parçası olan akıllı süpürgeler, kullanıcıların temizliğe ayırdığı zamandan tasarruf etmesine imkan tanıyor. Özellikleri ile dikkat çeken Roidmi X30 VX akıllı dikey süpürge inceleme videosu ile karşınızdayız.

Fiyatını hak ediyor! Roidmi X30 VX inceleme

ShiftDelete YouTube kanalında farklı içerikler ile karşınıza çıkmaya devam ediyoruz. Bu videomuzda Roidmi markadının X30 VX model dikey süpürgesini inceledik. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri videomuz ile baş başa bırakalım.

Hepsiburada üzerinden satın almak için: https://bit.ly/3mD2btF
Trendyol üzerinden satın almak için: https://bit.ly/3FvhAoI
Roidmi resmi web sitesini ziyaret etmek için: https://bit.ly/3uYlLoc

Paspas görevi için ikili mop başlığı sayesinde temizliği daha kolay hale getirebilirsiniz. Elinizi kirletmeden mop başlıklarını temizleme istasyonuna yerleştirebilir, kurulama işlemini de gerçekleştirebilirsiniz.

Uzun süre dayanan batarya sistemi sayesinde ortalama 80 dakika temizlik imkanı sunan Roidmi X30 VX, Air-X 2.0 kanal sistemine sahip. Tozu ve kiri kolay bir şekilde ayırmanıza imkan tanıyan Air-X 2.0 kanal sistemi, emiş gücünü düşürmeyi önleyen bir teknoloji ile donatıldı.

120.000 RPM dijital fırçasız motor ile 150W emiş gücü sağlayan cihaz, sistemi optimize ederek enerji verimliliğini önemli oranda artırıyor.

Dikey süpürgede 6 katmanlı filtreleme özelliği mevcut. Bu sayede 0,3 mikrona kadar olan organizmaları da içerisine hapsedebilen cihaz, HEPA filtresiyle geliyor.

Diğer akıllı süpürgelere göre 1 kg daha hafif olan cihaz için iOS ve Android cihazlar için mobil uygulama mevcut. Şarj, kullanım süresi gibi özellikleri Türkçe olarak görebilirsiniz.

AMD RX 6600’ün kıyaslama sonuçları sızdırıldı!

AMD RX 6600 ekran kartının önümüzdeki kısa bir süreçte piyasaya sürülmesi beklentiler dahilinde yer alıyor. Grafik işlem birimi 3DMark bünyesinde teste girdi. Ortaya çıkan potansiyel oyun performansı bakımından birtakım bilgiler sundu.

HXL tarafından Twitter üzerinden bir kıyaslama sonucu sızdı. Buradan RX 6600 ekran kartının Time Spy testinde 8.155 grafik puanına ulaştığını görüyoruz.

Intel Core i9-12900K Benchmark testinde: AMD’yi geride bıraktı!

Intel Core i9-12900K Benchmark testinde: AMD’yi geride bıraktı!

Intel Core i9-12900K, Benchmark testiyle kendini gösterdi. Test sırasında AMD cephesinin en iyi işlemcilerini geride bıraktı.

AMD RX 6600, test sonucunda RTX 3060’ın gerisinde kaldı

Videocardz tarafından belirtildiği üzere RX 6600, NVIDIA RTX 3060 grafik kartına kıyasla 350 puan geride kalıyor. Burada NVIDIA’nın yüzde 5 daha hızlı çalıştığı sonucuna varıyoruz. Bunun yanı sıra AMD‘nin daha önce sızdırılmış kıyaslama sonuçlarına dayanarak RX 6600’ün RTX 3060’la birtakım oyunlarda eşit performans gösterdiği açığa çıktı.

https://twitter.com/9550pro/status/1446484271389020163?s=20

AMD’nin yeni ekran kartı ne zaman piyasaya sürülüyor?

AMD RX 6600 ekran kartının ortaya çıkan söylentilere göre 13 Ekim‘de piyasaya sürülmesi beklentiler dahilinde yer alıyor. Grafik işlem biriminin 1.792 akış işlemcisine sahip olacağı belirtilen özelliklerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Ortadaki söylentiler eğer doğru bilgi niteliğindeyse 6600‘ün 8 GB GDDR6 VRAM bulundurması ihtimalleri var. Bu noktada da saat hızlarının düşük olması söz konusu.

Sızdırılan 3DMark sonucunun gerçek olduğunu varsaydığımızda ortaya çıkan sonuç hayal kırıklığı yaratıyor. Tabi bunun henüz cihaz yayınlanmadan önceki test sonuçları olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü piyasaya çıktığında çeşitli, yazılım güncellemeleriyle optimizasyon işlemleri sağlanabilir. Bu da sonuçların akıbetini değiştirecek bir unsur.

Sizler AMD RX 6600 ekran kartının 3DMark testinde ortaya koyduğu performans hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından belirtmeyi unutmayın!

OnePlus 9 RT’nin bazı teknik özellikleri onaylandı!

OnePlus 9 RT modelinin teknik özellikleri lansman öncesinde onay aldı. Şirket 13 Ekim‘de Çin‘de amiral gemisi telefonunu tanıtacağı bir etkinlik planlıyor. Yeni gelecek modeli kullanıcılar merakla beklerken, Çinli akıllı telefon üreticisi yüzleri güldüren bazı özellikleri onayladı.

OnePlus, telefonun ekranına ve performans birimine değiniyor. Bu hafta başında 9 RT modelinin tasarım görselleri ortaya çıktı. Bunun yanında da şirket birtakım özelliklerin doğrulamasını yaptı.

OnePlus 9 RT’nin render görüntüleri sızdırıldı

OnePlus 9 RT’nin render görüntüleri sızdırıldı

Geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan ve neredeyse tüm özellikleri sızdırılan OnePlus 9 RT'nin render görüntüleri ortaya çıktı.

OnePlus 9 RT teknik özellikleri

Şirketin amiral gemisi telefonu OnePlus 9 RT modeli birkaç gün içerisinde Çin pazarına geliyor. Şirket resmi duyurudan önce cihazın birtakım önemli özelliklerini açıkladı. İşlemci tarafında OnePlus 9 ve 9 Pro modellerine güç veren Snapdragon 888 yonga setini kullanıyor.

Snapdragon 888, bünyesinde 5G bağlantı desteğini barındırıyor. Grafik işlem biriminde ise Adreno 666 ile göz önüne geliyor. 2.84 GHz hızında olan işlemci 12 Megapikselde 120 FPS video kayıt seçeneğini içeriyor.

oneplus-9-rt-modelinin-bazi-teknik-detaylari-onaylandi

OnePlus 9 RT, LPPDR 5 RAM ile geliyor. Bunun yanı sıra UFS 3.1 depolama alanı sunuyor. MySmartPrice’a göre tahminler telefonun 8 GB ve 12 GB bellek kapasitesiyle gelebileceği yönünde. Depolama kapasitesi açısından da 256 GB olacağı ihtimaller dahilinde yer alıyor.

OnePlus 9 RT modeli şirketin diğer amiral gemisi cihazlarında olduğu gibi gücünü 4.500 mAh bataryasından alıyor. Kutusunun içinden de 65W hızlı şarj desteği çıkıyor. Bunun yanı sıra akıllı telefon 120 Hz yenileme hızı sunan E4 AMOLED bir panele sahip. Yine de şirket tweet’te tam ekran boyutu konusunda bir açıklamada bulunmadı. Ancak söylentiler telefonun Full HD+ (1080 x 2400 piksel) çözünürlüğe sahip 6.55 inç ekranla geleceği yönünde.

Yakın zamanda ortaya çıkmış söylentiler

Bir süre önce ortaya OnePlus 9 RT‘nin tasarım görselleri çıktı. Burada sol üst köşeye yerleştirilen delikli oyuğa sahip bir ekran dikkat çekti. Daha önceki raporlar da cihazın 50 Megapiksel ana kameraya sahip olacağını ortaya koydu. Bunun dışında telefonun 8 Megapiksel ya da 16 Megapiksel ultra geniş sensör ve 2 Megapiksel makro sensör bulunduracağı belirtilen bilgiler arasında yer alıyor.

Sizler OnePlus’ın 9 RT modeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin!

Antik Roma’nın zamanının ötesindeki teknolojileri

Antik Roma, çöküşünden binlerce yıl sonra bile hâlâ dâhiyane mühendislik teknikleri ve ileri teknolojileri ile tanınıyor. Romalı mühendisler, binlerce kilometre boyunca uzanan yüzlerce yol inşa etti. Ayrıca milyonlarca insanı besleyen bir su kaynağı oluşturdular ve döneminin en iyi teknolojisini sağladılar. Elbette yaptıkları bunlarla sınırlı değildi.

Romalıların gelişmiş medeniyeti teknoloji, kültür ve mimaride yüzyıllardır eşi görülmemiş ilerlemelere yol açtı. Sizler için daha önce Sümerlerin ve Antik Mısır‘ın teknolojisini yazmıştık. Serinin devamı niteliğindeki bu yazımızda ise Romalıların, zamanının ötesinde bir medeniyete sahip olmasının 6 nedenini yazdık…

Sümerlerin günümüz teknolojisine ışık tutan uygarlığı

“Bütün yollar Roma’ya çıkar”

Bütün yollar Roma’ya çıkar.” Bu sözü birçoğumuz biliyoruz. Roma İmparatorluğu, yaklaşık olarak 4,5 milyon kilometre karelik bir alanı kapsıyordu. Bu kadar geniş bir alanı etkin bir şekilde yönetmek için Romalılar, antik dünyanın şimdiye kadar gördüğü en karmaşık yol sistemini inşa etti.

Antik Roma yolları

Antik Roma teknolojileri elbette günümüz ile kıyaslanamaz. Ancak Saint Louis Science Center‘a göre, başkentten uzanan en az 80 bin kilometre uzunluğundaki yollar dönemine göre oldukça ileriydi. Romalılar, şehirler arasındaki yollar için uygun araziyi araştırmak, temizlemek ve düzleştirmek için farklı mühendislik teknikleri kullandı.

Birçoğu halen kullanılan bu Roma yolları, granit veya sertleştirilmiş volkanik lavdan yapılmış toprak, çakıl ve tuğla karışımı ile yapıldı. Romalılar, yaya yolları ile birlikte güzergahlarda tüneller ve köprüler de inşa etti.

Roma imparatorluğu yolları
(Foto: Atlantide Phototravel/Corbis)

Geniş yol ağı sayesinde, askeri personel son derece hızlı bir şekilde ilerliyordu. Yönlendirme tabelaları sayesinde vatandaşlar da rahatlıkla seyahat edebiliyordu. Ayrıca bu yollar ticareti de verimli hale getirmişti.

Roma yol ağı, büyük miktarda araziyi fethetmek ve tutmak için kullanıldı. Romalılar tarafından kullanılan mühendislik teknikleri, Avrupa’daki birçok modern yolda temel alındı.

Antik Roma teknolojileri arasında su kemerleri de var!

Romalılar su kemerleriyle su kullanımında adeta devrim yarattı. Başkent Roma, vatandaşlarına su sağlayan 11 su kemerine sahipti. Bu su kaynağı, yalnızca muazzam bir nüfusun korunmasına yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda kamu sağlığı ve sanitasyonunu da sağladı.

Antik Roma su kemerleri
(Foto: lillisphotography)

İlk olarak M.Ö. 312 civarında inşa edilen Roma su kemerleri, şehre eğimli bir açıyla geliyordu. Romalı mühendisler daha yüksek arazilerde dağların içinden tüneller kazdı ve boruların daha derin arazilerden geçmesi için taş duvarlar yaptı.

History, suyun bir şehre ulaştığında vatandaşlara içme suyu, umumi banyo suyu ve zenginlere özel su temini sağlayan çeşitli tanklara aktarıldığını belirtiyor. Roma’nın ünlü Trevi Çeşmesi, restore edilmiş Aqua Virgo kemerinin suyunu kullanıyor.

Romalılar savaş sahası tıbbında ileriydi

Antik Roma teknolojileri arasında üçüncü sırada tıp bulunuyor. Aslında sezaryende de öncü Romalılardı. Ama asıl tıbbi gelişme Augustus‘un kurduğu saha cerrahisi birimiyle oldu. Zira savaşlarda yaralanmalarına rağmen antik Roma’nın askerleri genellikle ortalama bir vatandaştan daha uzun yaşadı.

Antik Roma tıp teknolojileri

Bu özel eğitimli sağlık görevlileri, kan kaybını durdurmak için hemostatik turnikeler ve arteriyel cerrahi klempler kullanarak sayısız hayat kurtardı. Romalı saha doktorları ayrıca yeni askerler üzerinde fizik muayene yaptılar. Askeri kamplarda sağlık koşullarını denetleyerek hastalıkların yayılmasını önlediler.

Gladyatör filmi
Gladyatör filminde general Maximus’u canlandıran Russell Crowe.

Bununla birlikte, aletleri kullanmadan önce sıcak suda dezenfekte ettikleri de biliniyor. Böylece, 19. yüzyıla kadar tam olarak benimsenmemiş bir antiseptik cerrahi türüne öncülük ettiler. Kısacası, Antik Roma’da savaş alanı, cerrahların deneyim kazanması için en iyi yerdi.

Antik Roma kemerlerinin farkı ne?

Kemerler yaklaşık 4 bin yıldır var ancak antik Romalılar bunları farklı kullandı. Antik Roma’dan binlerce yıl önce de kemerlerin var olmasına karşın Romalılar, kolezyumlar, su kemerleri, köprüler ve diğer binalar inşa etmek için kullanarak mimaride devrim yarattı.

Antik Roma kemerleri

Kemerin dahiyane tasarımı, binaların ağırlığının çeşitli desteklerle eşit olarak dağılmasını sağladı. Böylece kolezyum gibi devasa Roma yapılarının kendi ağırlıkları altında parçalanmasını önlediler.

Romalı mühendisler, kemerleri düzleştirerek segmental bir kemer oluşturmak ve bunları çeşitli aralıklarla tekrarlayarak, köprülerde ve su kemerlerinde kullanıldığında büyük boşlukları doldurabilecek daha güçlü destekler oluşturmak için geliştirdi. Sütunlar, kubbeler ve tonozlu tavanlarla birlikte kemer, Roma mimarisinin belirleyici özelliklerindendi.

Beton üretiminin Antik Roma’daki önemi

2 bin 100 yıl önce kullanılan Roma betonu da zamanın ötesindeydi. Öyle ki, Panteon, Kolezyum ve Roma Forumu gibi birçok antik Roma yapısı, Roma çimentosu ve betonunun gelişimi sayesinde bugün hâlâ ayakta. Romalılar kireç ve volkanik kaya kullanarak, binlerce yıl sonra bile görülebilen muhteşem harçlar yaptı.

Antik Roma teknolojileri ve mimarisi

Roma betonu, modern örneklerden elbette çok daha zayıf. Ancak yapışkan etki oluşturmak için kalsiyum hidroksit ve pozzolana (volkanik bir kül) kullanılarak oldukça dayanıklı hale getirilmişti. Tüf adı verilen volkanik kayalarla birleştiğinde, bu antik çimento kimyasal bozulmaya karşı dayanabilecek bir beton oluşturdu.

Ayrıca pozzolana, Roma betonunun deniz suyuna battığında bile hızlı bir şekilde sertleşmesini sağladı. Bu sayede Romalılar banyolar, limanlar ve iskeleler inşa etti.

Antik Roma kolezyumları

Roma betonu, birkaç nedenden dolayı antik mimaride devrim niteliğindeydi. Birincisi, bu beton kalıp katmanlarına döküldüğünde çok esnektir ve bulunduğu kabın şeklini alır. İkincisi, binaların temeli için taş kesmeye kıyasla kalıplara beton dökmek çok fazla beceri gerektirmediği için betonu çok daha ucuz hale getirdi. Son olarak beton, antik dünyada kullanılan önceki inşaat yöntemlerine kıyasla basitçe daha güçlü ve zaman açısından daha verimliydi.

Antik Romalılar Jülyen Takvimini geliştirdi

İlk Roma takvimleri muhtemelen Ay’ın döngülerini hesaplayan Yunan örneklerinden alındı. Ancak Romalılar çift sayıların uğursuz olduğunu düşünerek, her ayın tek sayıda gün olmasını sağlamak için takvimi değiştirdi. İşte Romalıların bu uygulaması, Jül Sezar ve gökbilimci Sosigenes‘in Jülyen sistemini kurdukları M.Ö. 46’ya kadar devam etti.

Jülyen takvimi nedir?

Sezar, bir yıldaki gün sayısını 355’ten şu anda da kabul ettiğimiz 365’e çıkardı. Sonunda bugün bildiğimiz şekliyle 12 ay oluştu. Ayrıca her yıldan 6 saat de artıyordu. Üstelik bu artık saatler 4 yılda bir gün ediyor.

Bununla birlikte, 365 gün 12’ye eşit şekilde bölünmüyordu. Bunun üzerine Sezar bir emir verdi; Şubat ayından bir gün düşecek! Yani Şubat, 4 yılda bir 30 gün iken diğer yıllarda 29 gün oldu. Burada kurbanın Şubat olma nedeni ise, o dönemde yılın son ayı olmasıydı. Ayrıca ilk ayı ise Mart olarak kabul ediyorlardı.

Antik Roma teknolojileri neler?

Jülyen takvimi neredeyse mükemmeldi. Ancak güneş yılını 11 dakika ile yanlış hesapladılar. Eninde sonunda bu birkaç dakikalık yanlış hesaplama, takvimi birkaç gün geriye attı. Nihayetinde, 1582’de neredeyse aynı olan Gregoryen takvimi ortaya çıktı.

Ek bilgi: Sezar’ın kendi adını verdiği Julias/July (Temmuz) 31 gün çekerken, ondan daha sonra imparator olan Augustus’un kendi adını verdiği August (Ağustos) 30 gündü. Bunun üzerine Augustus, Şubattan bir gün daha aldı ve kendi ayına verdi. Bu nedenle Şubat ayı halen dört yılda bir 29 gün iken diğer yıllarda 28 gündür.

Siz de Şubata üzüldünüz mü? İçeriğimize ilişkin yorumlarınızı bekliyoruz…

En uzun sürede geliştirilen oyunlar

Oyun stüdyoları yapımlarını piyasaya sürmeden önce pek çok çeşitli zorlukla karşılaşıyor. Bu durum da yapım sürecinin biraz uzamasına yol açıyor. Bazı oyunlar oldukça sorunlu bir süreçten geçerek oyuncularla buluşma süresini abartı derecede uzatıyor.

Açık dünya gibi büyük bütçeli yapımlar genellikle geliştirme sürecinin oldukça uzun olduğu oyunların başında geliyor. Vadettiği mekaniklerin ve oynanış özelliklerinin büyük olması nedeniyle de oyuncular tarafından büyük bir istek uyandırarak beklenti oluşturuyor. Bu içeriğimizde biz de en uzun sürede geliştirilen oyunları bir araya getirdik.

Türkçe dublaj seçeneğiyle oynayabileceğiniz video oyunları

Türkçe dublaj seçeneğiyle oynayabileceğiniz video oyunları

Türk oyuncular özellikle büyük bütçeli yapımlarda Türkçe seslendirme görmeyi oldukça çok istiyor. İşte Türkçe dublaj bulunan oyunlar...

Gelişim süreci oldukça uzun olan yapımlar

Alan Wake (5 yıl)

Finlandiya asıllı şirket Remedy Entertainment tarafından geliştirilen Alan Wake, üçüncü şahıs nişancı psikolojik gerilim oyunu olarak karşımıza çıktı. Hikaye bakımından Washington‘da geçen yapım, Alan’ın ve eşi Alice‘in kısa bir tatile çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise ipler kopuyor ve olaylar karışıyor.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

Remedy Entertainment, Max Payne 1-2 adlı oyunların da geliştirici koltuğunda yer alıyor. Bu yapımlardan sıkılan şirket farklı bir tür denemeye karar verdi ve bu noktada Alan Wake fikrini ortaya attı. 2003 yılında geliştirme sürecine başlanan oyun 2008‘de son haline ulaştı. Ancak işler pek yolunda gitmedi.

Doğrusal olmayan hikaye anlatımı ve oyunun devasa ölçeği biraz düşüşüne sebep oldu. 2006‘da gelen Microsoft Games Studios ortaklığıysa yapımı oldukça karmaşık bir durumun içerisine itti. Her ne kadar çeşitli engellerden geçilmiş olsa da Alan Wake, 2010 Mayıs ayında Xbox 360 platformunda oyuncularla buluştu. PC versiyonu da bundan iki yıl sonra geldi.

Mafia II (6 yıl)

2K Games‘in 23 Ağustos 2010 tarihinde piyasaya sürdüğü Mafia II, oyuncular arasında beğeni topladı. İtalyan mafyasının aksiyonlu ortamını konu alan yapım, Vito Scaletta‘yı hayatımıza soktu. Üçüncü şahıs nişancı türüne sahip olan Mafia II’de Empire Bay‘i birbirine katıyoruz. Bu şehir ise New York eyaletinin lakabı olan İmparatorluk Devleti‘nden referans alındı.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

2004 yılında gelişim sürecine başlanan oyunun bitimi bundan altı yıl sonra 2010‘da gerçekleşti. Mafia II‘nin normalde 2009 içerisinde piyasaya sürülmesi beklenirken, beklenmeyen bir erteleme kararı gelmişti. Bunun sebebi ise yapımın ortalarında gelen oyun motoru değişikliği kararıydı. Çünkü öncelikle lisanslı bir motor kullanılarak yapımın PlayStation 2 ve Xbox sürümlerinin yayınlanması planlar dahilindeydi. Ardından kendi motorlarını oluşturan stüdyo Mafia II’yi PlayStation 3 ve Xbox 360‘a taşımaya karar verdi.

L.A. Noire (7 yıl)

Rockstar Games tarafından 17 Mayıs 2011‘de piyasaya sürülen L.A. Noire, dedektiflik rolünü üstlendiğimiz bir oyun oldu. Üçüncü şahıs nişancı türünü konu alan yapım, çeşitli olaylarda ipuçları toplayarak suçluları adalete teslim ettiğimiz bir yapımdı.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

L.A. Noire adlı oyunun geliştirme sürecinde bu kadar uzun süreye maruz kalmasının tek bir nedeni var. Bu da o dönem Rockstar Games‘in yapımda kullandığı MotionScan sistemi idi. Bu özellik yüksek teknolojili bir yüz yakalama seçeneği olarak karşımıza çıktı. 32 kamera ile surat ifadelerini kaydederek oldukça gerçekçi yüz animasyonlarının sağlanması amaçlanıyordu.

Teknoloji L.A. Noire bünyesinde tüm sorgulama sisteminin bir omurgası haline geldi. Her ne kadar hoş görünse de, oyunun çıkışının gecikmesi hayranlar tarafından büyük bir bekleyişe sebep oldu. Bir süre sonra Rockstar Games yapımın bütçesini 50 milyon dolara çıkarttı. Bu da onu dönemin geliştirilen en pahalı video oyunlarından birisi yaptı.

Team Fortress 2 (9 yıl)

10 Ekim 2007‘de oyuncuların karşısına çıkan Team Fortress oyununun geliştiriciliğini Valve üstlendi. Birinci şahıs nişancı türüne sahip yapım, iki rakip arasındaki mücadeleyi konu alıyor. Bu takımların isimleri RED ve BLU olarak isimlendiriliyor. Oyuncular önce takımını seçtikten sonra karakterinin tercihini yapıyor. Ardından da bol çatışmalı savaş başlıyor.

en-uzun-surede-gelistirilen-oyunlar

Team Fortress 2‘nin gelişim süreci ilk olarak 1998‘de başladı. Bu süreçten itibaren oyuncuların karşısına ise 1999 yılında gerçekleşen E3 fuarında çıktı. O zaman yapımın ilk konsepti gösterilmişti. Bu Battlefield tarzı askeri temalı bir taktik nişancı oyunu olmuştu. Bir süre sonra geliştirme aşamasında GoldSrc oyun motorundan Source‘a geçildiğinde 5 yıllık bir sessizlik oldu.

2006 yılındaki EA Summer Showcase etkinliğinde tekrar ortaya çıkan Team Fortress 2, 1999 yılında olduğundan tamamen farklı bir şekle dönüştü. İlk çıkışından beş yıl sonra da oyun ücretsiz bir şekilde tüm hayranlarına sunuldu.

Final Fantasy XV (10 yıl)

Oyun dünyasının tanınan stüdyolarından olan Square Enix tarafından geliştirilen Final Fantasy XV, ilk olarak 2016‘da oyuncuların karşısına çıktı. Serinin 15. yapımı, kurgusal bir dünya olan Eos‘da geçiyor. Bu noktada oyunun ana karakteri barış görüşmeleri sırasında ele geçirdiği vatanını ve büyülü kristali almak için yola çıkıyor.

Gelişim sürecine 2006‘da başlanan yapım, Square Enix‘in en iddialı projelerinden birisi oldu. Bu yapım da üstte belirttiklerimizde olduğu gibi çeşitli zorluklarla karşılaştı. Özellikle Crystal Tools oyun motoru ile geliştirilen oyun sürekli ertelenme sürecine girdi.

Final Fantasy XV çıkmadan önce hayranların önüne koyulacak herhangi bir materyal yer almıyordu. Hatta bu süreç zarfında konusu bile birkaç kez değişikliğe uğradı. Bununla birlikte 10 yıllık geliştirme aşamasının ardından yapım eksik bir durumda oyuncuların karşısına çıktı. Yapımın son üç DLC’si iptal edildi ve Yönetmen Hajime Tabata şirketten ayrıldı.

Diablo III (11 yıl)

15 Mayıs 2012‘de Blizzard Entertainment tarafından yayınlanan Diablo III, 2001 yılından beri geliştirme sürecinde yer aldı. 11 yıllık bir gelişimden sonra ise oyuncuların karşısına çıktı. Aksiyon-rol yapma türüne sahip serinin şu andaki son oyunu olan yapım, ilk 24 saatte 3,5 milyon adet satarak 2012‘nin en çok satan PC oyunu oldu.

Oyunun geliştirme sürecinin aksaması Blizzard North‘un kilit elemanlarından bazılarının Vivendi ile çatışmasıyla başlıyor. 2005 yılında stüdyonun kapatılmasıyla uzayda geçen farklı bir Diablo benzeri oyun da çöpe gitti. Gelişim aşaması başlangıçtan yedi yıl sonra 2008‘de tekrar başladı. Son olarak 2012‘de son rötuşları yapıldı ve hazır hale geldi.

Unreal World (26 yıl)

İlk olarak 1992 yılında piyasaya sürülen Unreal World, o zamandan beri gelişim sürecine devam ediyor. 2021‘den itibaren sürekli güncelleme alan yapım, Steam platformuna 2016‘da gelmişti. Finlandiya‘da geçen hayali bir hayatta kalma oyunu olan Unreal World’de hem gerçek zamanlı hem de sıra tabanlı öğeler yer alıyor.

Unreal World adlı yapım iki geliştirici tarafından ortaya çıktı. Ayrıca ilk sandbox roguelike oyunu olduğunu da belirtelim. 1990 yılında projeye başlayan ikili iki sene sonra yapımlarını oyuncuların karşısına çıkarttılar. Oyunun fiyatı şu anda Steam üzerinde 19 TL olarak belirlenmiş durumda.

Sizler bu kadar uzun sürede geliştirilen oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin!

Apple mahkemeye itiraz etti: Endişe duyuyoruz!

Apple ve Epic Games arasında büyük bir hukuki savaş yaşanıyor. Oyun içi satın alımlardan Apple’ın yüzde 30 komisyon almasını kabul etmeyen ve bu nedenle konuyu mahkemeye taşıyan Epic Games’in popüler yapımı Fortnite bu yüzden uzun süre önce App Store’dan kaldırılmıştı. Mahkeme, Apple’ın geliştiricilere alternatif bir ödeme sistemi sunmasına karar verdi.

Bu kapsamda teknoloji devinin Aralık ayı itibariyle alternatif ödeme sistemlerine izin vermesi gerekiyordu. Her ne kadar Epic Games’in eli alınan kararlar ile daha güçlü olsa da, hukuki savaşı sürdürmekte kararlı olan Apple mahkemenin kararına itiraz etmek için başvuru yaptı.

Epic Games’in Apple ile olan davası nihayet karara bağlandı!

Epic Games’in Apple ile olan davası nihayet karara bağlandı!

Bir yıldan uzun süredir devam eden Apple ve Epic Games davası için kritik bir karar verildi. Bu kararla birlikte kazanan belli oldu.

Apple alternatif ödeme sistemleri konusunda endişeli!

Apple’ın en büyük savunması, üçüncü parti yani alternatif ödeme sistemlerine izin vermesi halinde kullanıcıları sahtekarlığa karşı koruyamayacak olması. Zira ödemenin yapılacağı sistemin kredi kartı başta olmak üzere ihtiyaç duyulan bilgileri güvenli bir şekilde saklayabildiğinin herhangi bir garantisi yok.

Aralık ayının oldukça yakın olduğu, bu kadar kısa sürede alternatif ödeme sistemlerinin güvenliğini test etmenin mümkün olmadığı belirtiyor. Buna ek olarak harici ödeme sistemin yaşanan bir sıkıntı sonrasında Apple’ın kullanıcının ödeme yapıp yapmadığını doğrulaması pek mümkün değil.

Mahkeme sadece Apple’ı suçlu bulmuyor. Zira, Epic Games iki yıl önce kendi ödeme sistemini oyunculara sunarak App Store kurallarını ihlal etti. Bunun yanı sıra yasal bir anlaşma içerisinde olduğu için Epic Games’in, Apple’ın ödeme sistemi dışında toplanan tüm gelirler için Apple’a telif ücreti ödemesi emredildi.

Aynı zamanda yukarıda belirttiğimiz üzere Apple’ın yalnızca kendi ödeme sistemine izin vererek tüketicileri kısıtladığına karar verildi. Apple’ın geliştiricileri yalnızca kendi ödeme sistemini kullanmaya zorlamasına izin verilmeyeceğini belirten kalıcı ihtiyati tedbir Yargıç Yvonne Gonzalez’in kararı ile yayınlanmıştı.

Güvenlik endişeleri nedeniyle bu karardan dönülmesini isteyen Apple’a nasıl bir cevap verileceğini birlikte göreceğiz.

Planlarınızı kaçırmamanıza yardımcı olacak Google Takvim hileleri

Bir toplantı, randevu ya da herhangi bir şeye geç kalmak hiç kimsenin istemeyeceği bir durumdur. İşte bu noktada da devreye takvimler giriyor. Tüm takvimler gibi Google Takvim de görünüş olarak sizleri doğru bir yolda ve zamanda tutuyor.

Her şeyi planlayan biri olsanız bile bazı şeyler gerçekten karmaşık hale geliyor. Ancak Google Takvim ile program yönetmek ve plan yapmak daha da kolaylaşıyor. İşte zamanınızı daha iyi yönetmek, toplantı karışıklıklarını önlemek ve sürekli bildiri yağmuruna tutulmamak için en önemli Google Takvim hilelerini sizlere sunuyoruz.

Google Takvim, düzen hastalarının bayılacağı özelliği getirdi

Google Takvim, düzen hastalarının bayılacağı özelliği getirdi

Google Takvim, uzaktan çalışırken zaman yönetimi konusunda sıkıntı çekenlerin sorununu çözecek bir özellik getirdi.

Google Takvim ne işe yarıyor?

Her insanın toplantıları ya da randevuları unuttuğu günler olmuştur. Özellikle yakınınızdaki kişiler doğum günlerini hatırlamamanızdan dolayı da sizleri suçlayabilir. Tüm bu problemlere Google Takvim sayesinde dur diyebilirsiniz.

Analog takvimlerin ya da ajandaların yerini günümüzde dijital takvimler almıştır. Günleri saatlere bölen bir yapıda olan Google Takvim, tüm cömertliğiyle düzenleyeceğiniz ya da katılacağınız tüm etkinlikleri planlayabilme hizmetini sunuyor.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-3.jpg

Daha iyi planlama için Google Takvim hileleri

  • Herkes için uygun olan saati seçin.

Birden çok kişiyle bir program oluşturuyorsanız ve en uygun saatin hangisi olduğundan emin olmayabilirsiniz. Bunun için de Google Takvim’in herkesin müsaitlik durumunu görmenizi sağlayan kullanışlı bir özelliği bulunmaktadır. Bu işlem için etkinlik ayrıntılarına girerek davet edeceğiniz kişilerin müsaitlik durumuna bakabilirsiniz.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-8.jpeg
  • Harita konumunu gösterin.

Hiç bilmediğiniz bir yerde toplantı yapmayı mı planlıyorsunuz? Google Takvim’in sunduğu özelliklerden birisi de otomatik bir şekilde Google Haritalar ile senkronize olmasıdır. Siz toplantının yapılacağı yeri yazarken Google Takvim konumunuzu tahmin eder ve sizlere pek çok sonuç sağlar.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri.png
  • Sanal toplantılar düzenleyin.

Bazen toplantıya katılması gereken kişiler uzakta olabilir. Ancak bu durum toplantının yapılmasının önüne geçmez. Yapacağınız toplantıyı sanal bir toplantıya dönüştürmek için “Konferans ekle” seçeneğine tıklayın. Bu sayede toplantıya katılması gereken herkes gönül rahatlığıyla katılabilir.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri.jpg
  • Tekrarlanacak etkinlikler ayarlayın.

Bir etkinliği yeniden oluşturmak yerini bu etkinliği hangi sıklıkta tekrarlayacağınızı seçebilirsiniz. Bu özellikle devam eden ekip projesi gibi düzenli olarak yapılan etkinliklerin daha kolay şekilde yönetilmesini sağlar.

  • Silinen etkinlikleri kurtarın.

Oluşturulan bir etkinliği yanlışlıkla mı sildiniz? Endişelenmeyin, 30 gün içinde silinen tüm etkinlikleri kurtarabilirsiniz. Bunun için genel bakış sayfasında sağ üst köşede yer alan ayarlar simgesine gidin ve “Çöp kutusu”na tıklayın.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/Planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-Google-Takvim-hileleri-1.jpg
  • Dünya saatinizi etkinleştirin.

Farklı kıtalarda yaşayan kişilerle çalışıyorsanız bu özellik tam size göre. Onlarla toplantı planlamak için hangi saatin uygun olduğunu bulmakta zorlanabilirsiniz. Ancak Google Takvim ayarlarınızda “Dünya saati”ni etkinleştirerek kolayca toplantı planlayabilirsiniz.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/10/planlarinizi-kacirmamaniza-yardimci-olacak-google-takvim-hileleri-2.jpg

Google Takvim ile üretkenliğinizi arttırın

Google Takvim’in içinde bu kadar çok özelliğin bulunduğunu kim düşünebilirdi? Sizlere kolay bir plan yönetimi sağlayan bu uygulama sayesinde iş akışınızı iyileştirebilmek için işe Google Takvim’in özelliklerini kullanmakla başlayın.

Google Takvim’in tüm özelliklerini daha kullanışlı kılan şey, hayatınızın farklı yönlerini ayrı ayrı takip etmek için birçok takvime sahip olabilmenizi sağlamasıdır. Bu sayede farklı alanlardaki üretkenliğinize katkıda bulunabiliyor.

Ryzen 9 5900 HX işlemcili MSI Delta 15 tanıtıldı!

Oyunculara en iyi deneyimi sunabilmek için klavyeden ekrana, işlemciden ekran kartına kadar en iyi donanımları bir araya getirmek için rekabet halinde olan bilgisayar üreticilerinden birisi olan MSI, Ryzen 9 5900 HX işlemciye ve Radeon RX 6700M grafik kartına ev sahipliği yapan AMD Advantage Edition A5 Delta-15-A5EFK-030JP‘yi duyurdu.

8 çekirdek ve 16 iş parçacığından oluşan 5900 HX, 3.3 GHz temel çalışma frekansına sahip. İhtiyaç duyulması halinde 4.6 GHz’e kadar çıkabilen ve 16 MB L3 Cache’ye sahip olan işlemci, TSMC tarafından 7 nm fabrikasyon süreci ile üretiliyor.

MSI Clutch GM41 Lightweight inceleme: İddialı oyuncular için!

MSI Clutch GM41 Lightweight inceleme: İddialı oyuncular için!

MSI Clutch GM41 Lightweight modelinin inceleme videosuyla karşınızdayız. İddialı oyuncuları hedefleyen ürünü mercek altına aldık.

MSI Delta 15 özellikleri ve fiyatı

AMD RDNA 2 mimarisi üzerine inşa edilen RX 6700M ise oldukça yeni olması nedeniyle son dönemde popüler. Delta 15’in 240 Hz yenileme hızına sahip olan ekranı, Full HD yani 1920×1080 piksel çözünürlük sunuyor. 19 mm kalınlığı ve 1.9 kg ağırlığı ile rakiplerine kıyasla taşımaya oldukça uygun olan cihaz, Windows 10 ile kutudan çıkıyor.

12 saate kadar pil ömrü iddiası ile dikkat çeken Delta 15, 16 GB DDR4 RAM ve 512 GB M.2 NVMe SSD ile kutudan çıkarken bunları daha sonra yükseltmek mümkün. USB Type-C’den Hi-Res kulaklık çıkışına kadar ihtiyaç duyulan tüm portları bünyesinde barındıran bilgisayar, yaklaşık 1940 dolar fiyat etiketi ile kullanıcılara sunuldu.

Elektrikli otomobil hayatımıza ne zaman girdi?

Elektrikli otomobilin çok yeni bir icat olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak aslında içten yanmalı ilk otomobilin doğmasından onlarca yıl önceydi. Tabii ki, pille çalışan bu ilk harikalar en hafif tabirle kabaydı.

Otomotiv endüstrisini elektrikli bir gelecek bekliyor. Her geçen gün batarya ve motor teknolojilerinde gelişim görüyoruz. Ancak ilk tercihimiz olabilecek mi? Bunu zaman gösterecek…

Elektrikli otomobil şarj süresinde dünya rekoru!

Elektrikli otomobil şarj süresinde dünya rekoru!

Elektrikli otomobiller bir baheneyi daha tarihe gömmeye hazırlanıyor. İşte karşınızda dünyanın en hızlı elektrikli otomobil şarj istasyonu...

Sektörün geleceği elektrikli otomobil olabilir mi?

Şimdiye kadar yapılmış ilk çalışan elektrikli araç, Amerika’da üretilen ilk DC (doğru akım) elektrik motorunun mucidi Thomas Davenport’a atfedildi . Davenport, bir pil, bir pivot ve iki elektromıknatıstan oluşan küçük bir lokomotif inşa etti. Bu olay 1834 veya 1835’te gerçekleşti.

Davenport, hem erkek kardeşinin hem de karısının yardımıyla DC motorunu ve kendi aküsünü adım adım yaptı. Karısı Emily Davenport , yeni motorunun kablolarını yalıtmak için şeritler halinde keserek gelinliğini bile feda etti. Motoru çalıştırdığında Davenport , buluşunun onaylanması için ABD Patent ve Ticari Marka Ofisi (USPTO) ile uzun ve zorlu bir savaş verdi.

USPTO daha önce bir elektrikli cihazın patentini almamıştı. Bu nedenle, buluşunu lisanslamak konusunda şüpheci ve deneyimsizdi. Davenport, çalışmalarının özgünlüğünü kanıtlamak için bilim adamlarını işe almak ve onların referanslarını toplamak zorunda kaldı. USPTO 1837‘de Davenport’a patentini verdi.

Tesla

Davenport, patenti elindeyken, icadını alıcılara ve yatırımcılara satmaya başladı. Ancak pilleri şarj edilemediği ve o zamanlar DC motoru üretilemeyecek kadar pahalı olduğu için kimseyi ikna edemedi. Ne yazık ki, Davenport yüksek teknolojili motoru için hiçbir zaman müşteri bulamadı ve 1851’de 48 yaşında beş parasız öldü .

Daha sonraki dönemde elektrikli otomobil sektörü hızla büyürken elektrikli taksi filoları hem Paris’te hem de New York’ta tanıtıldı. Ancak 1900’lü yıllarda Ford şirketinin uygun fiyatlı benzinli otomobilleri seri şekilde üretmesiyle elektrikli otomobil gözden düştü.

Her şeyi değiştiren girişim ise 2003 yılında Tesla Motors’un kurulmasıyla oldu. Bu girişimle birlikte eski ilgisini tekrar kazanan elektrikli otomobillerin satışları hızla artmaya devam ediyor.

Peki siz elektrikli otomobillerin gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlara bekliyoruz.