HTC’den Büyük Navigasyon Hamlesi

Tayvan’lı üretici HTC’nin telefonları donanım yönünden gayet güçlü olabilir. Hatta popüler mobil işletim sistem sistemlerinin en iyi örneklerini sergiliyor da olabilir. Ancak günümüzde akıllı telefonlar için bu unsurlar mobil meraklılarını tatmin etmeye yeterli olamıyor maalesef.

 

HTC de bunun bilincinde olacak ki önemli bir anlaşmaya imza attı. Firma, akıllı telefonlarında kullanıcılarına daha başarılı ve fonksiyonel bir navigasyon deneyimi yaşatabilmek adına TomTom ile anlaşma sağladı.

HTC Locations özelliği sayesinde kullanıcılar, daha kapsamlı ve zengin haritalara kavuşmanın yanı sıra POI desteği ile zenginleştirilmiş bir mobil navigasyon deneyiminin de keyfine varabilecek. Yeni telefonlarda ön yüklü olarak gelecek olan yazılım, önceki cihazlara ise kısmen sonradan yüklenebilecek.

HTC tarafından yapılan açıklamalarda Desire HD ve Desire Z’in TomTom servislerinden faydalanabilecek ilk cihazlar olacağına değinilmiş. HTCsense.com üzerinden servise ilişkin bilgiler ve güncellemeler de indirilebilir hale gelecek.

 

:: Akıllı telefonlarda navigasyon sizin için önemli mi?

 

Flickr da Kopyaladı

Sosyal ağ sitesi Facebook‘ta görmeye başladığımız, ilgi alanlarımıza ve ortak arkadaşlarımıza göre bizlere diğer kullanıcıları tavsiye eden sistem “People you may know”, üyelerin büyük bir bölümünden yüksek ilgi gördü. Facebook’un kullanıcılarından olumlu tepkiler alması üzerine, diğer siteler de vakit kaybetmeden bu özelliği kendi sitelerine entegre etmeye başladılar. İlk olarak Twitter’ın “Who to follow” adıyla kopyaladığı bu özellik şimdi de, ünlü fotoğraf paylaşım sitesi Flickr‘a sıçradı. (Flickr Yenilendi)

 

 

Fotoğraf paylaşımında akla ilk gelen isimlerden biri olan Flickr, her iki sitenin de gerekli başarıyı elde etmesiyle sistemin birebir kopyasını kendi sitesine ekledi. Böylece Flickr da kullanıcısına, ilgi alanları ve arkadaş bağlantılarına göre ilgisini çekebilecek diğer üyeleri tavsiye etmeye başladı.

Yan menüye eklenen sistemde Hotmail, YahooMail, GMail ve Facebook hesaplarıyla arama yapmak mümkün. Eğer kendi isminizi tavsiye edilenler listesinde görmek istemiyorsanız, “Hide your profile from public searches” seçeneğini seçmeniz yeterli.

:: Sosyal paylaşım sitelerinin, özellikler bakımından giderek Facebook’a benzemeye başlamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

MacBook Air’i Havaya Uçurdular

Apple’ın yeni Macbook Air ürünü kendisinden fazlasıyla söz ettiriyor. Amerika birleşik devletlerinde yaşayan iki genç bu yeni dizüstü sistemine sahip oldu. Performansından çok memnundular. Fakat eski Macbook Air’i ne yapacaklarını bilemediler.

İkinci bir sistem olarak kullanılabilirdi bu ürün. Küçük kardeşe hediye edilebilirdi. Ya da en basiti satılabilirdi. Fakat bu iki genç bu ürünü farklı değerlendirmek istedi. Örneğin dinamit ile havaya uçurmak gibi (İşte Apple’ın Son Bombası!).

 

#y3/b4ae0e951ce7cd4c3ef2bafd09c66549.flv#

 

Bu iki gencin bunu neden yaptığı bilinmiyor. Apple’a tepki mi gösteriliyor?  Yoksa hızla değişen teknolojiye ayak uydurmak onları çıldırttı mı?

 

:: Eski dizüstü sisteminize bunu yapar mıydınız?

 

 

Intel P67 ve H67 Ortaya Çıktı

Intel, yeni nesil işlemcisi olan Sandy Bridge ve bu işlemci ile çalışacak P67 ve H67 yongalarını gizli tutmayı başaramadı. Gigabyte’ın üç farklı anakart modeli üzerinde çalıştığı bilgisini aldık. Hatta bu bilgilere ulaşarak okuyucularımızla paylaşmak istedik (Sandy Bridge ve Ekran Kartı İlişkisi). 

Gigabyte’ın, Sandy Bridge işlemcisi ile çalışacak olan anakartlar, P67A-UD3R, P67A-UD3 ve H67MA-UD2H model adına sahip. Model adlarına baktığımızda, ankartlarının yüksek performans ürünleri olmadığını  söyleyebiliriz. Öyle olsaydı, ankartların son harfleri UD6 ya da UD9 olurdu.

P67 yongası Sandy Bridge işlemcisinin entegre grafik özelliğini kullanamıyor.

 

Gigabyte burada ilk olarak uygun maliyetli anakartlar üzerinde çalışıyor. Dolaysıyla ek donanım özellikleri bu ürünlerde yer almıyor.

Intel’in belirlediği ve tüm yongalarda olması gereken donanım birleşenleri bulunuyor. Yinede Gigabyte , USB 3.0 teknolojisinden vazgeçmemiş. Her üç anakart iki adet USB 3.0 yuvasına sahip. Sandy Bridge, USB 3.0 desteğine sahip olmaması yüzünden NEC yongası kullanılmış.

İşlemcinin entegre grafik çözümünü sadece H67 yongası kullanabiliyor.

 

Anakartlara baktığımızda onların birbirlerine çok benzediğini söyleyebiliriz. Hepsinde iki adet PCI-Express yuvası (16X+4X) yer alıyor. ATX form faktörüne sahip P67A-UD3R ve P67A-UD3 ankartlar buna ek olarak üç adet PCIe-x1 ve iki adet PCI yuvası ile birlikte geliyor. Micro ATX form faktörlü H67MA-UD2H, sadece iki adet PCIe-x1 yuvasına sahip.

 

Intel’in 6 serisi yongaları ile tanışın

 

Dört adet bellek yuvasına sahip olan bu anakartlar 2200 MHz DDR3 bellekleri destekleyebiliyor. Dört adet SATA bağlantısına sahip olan bu anakartlar iki adet de 6 GBit/sn hızında yeni nesil SATA 3 yuvası ile donatılmış. 8 kanal ses, USB 2.0 yuvası ve Gigabit Ethernet bağlantısını saymaya gerek yok.

:: Sandry Bridge işlemcisi tüm dengeleri değiştirecek mi?

 

YouTube Nazlandı!

YouTube yetkilileri yaptiklari aciklamada; “Türkiye’de bazı kullanıcıların YouTube’a tekrar erişebildikleri bilgisini aldık. Bu gelişmeleri inceliyoruz. Türkiye’de kapatmaya neden olan videoların siteden kaldırılması YouTube tarafından değil, üçüncü bir parti tarafından mevcut ‘otomatik telif hakları şikayet’ uygulamamızı kullanılarak kaldırılmıştır. Bu şikayetin telif hakları politikamıza uygun olup olmadığı ile ilgili araştırmalarımız devam etmektedir.” dedi.

YouTube nasıl açıldı?

Haftanın Yazılımı: Easy Playlist Maker

Apple’ın iPod, iPad, iPhone gibi modelleri ve internet servisi  iTunes, modern dünyanın fenomenleri haline geldi. İlgi artıkça, bu tür modellerle bilgisayar arasında köprü inşa etme isteği artıyor ve yeni bir yazılım kategorisi doğuyor. Şimdi bu ilginç uygulamaların en popülerlerinden birini inceleyeceğiz.

 

Easy Playlist Maker, iPod, iPad ve iPhone’da kendi medya kütüphanelerinizi oluşturmak için yararlanabileceğiniz en iyi uygulama. Kullanıcılar ve otoritelerden aldığı tam puanlar da bunu doğruluyor. Şarkılarınızı taşıyıp bırakmaktan, kaos haline gelen verilerden bıktıysanız; sadeliği, kolay kullanımı ve ücretsiz olmasıyla gönlümüzü  Easy Playlist Maker’ı, buradan indirebilirsiniz.

:: Hangi müzik çaları tercih ediyorsunuz?

 

İletişim ve Çok Daha Ötesi: 4G

Finlandiya’da bulunan teknoloji dahileri, 1991 yılında zamanının çok ötesinde bir yapı yarattı: 2G. İlk jenerasyon (1G) telefonların yanından bile geçemediği yetenekler, 2G’de mevcuttu; SMS metin mesajları, e-posta gönderip alma hatta İnternet’e bağlanma fırsatı, telekulak kazalarına(!) kurban gidip, kolayca dinlenebilen 1G’ye kıyasla muazzam bir mahremiyet güvencesi.

 

2G; GSM, IS-95, PDC, İDEN, D-AMPS teknolojilerinden faydalanıp dijital sesleri sıkıştırabiliyor, sıkıştırılmış veriler sayesinde eldeki bant genişliğini azami verimlilikle kullanıyor, analog verilerinin hakimiyet zincirlerini kırıyor ve daha az radyo sinyaliyle yetiniyordu. Daha az güçle yetinmek, daha küçük cep telefonları ve çok daha fazla batarya ömrü anlamına geldi.

{pagebreak::Mükemmel Fikirler Vardır!}

Mükemmel İnsan Yoktur, Mükemmel Fikirler Vardır

Ne var ki 2G, çağının ötesinde olsa da mükemmel değildi. Dijital sinyallerin istasyonlara erişmesi ve istasyonlardan dağıtılması sorun teşkil ediyordu.

 

Sıkça duyduğumuz “Cep telefonu çekmiyor” sorunları, özellikle nüfusu az yerleşim mekanlarında yaygın halde görülmeye başladı. Dijital veriler sıkça kesintiye uğruyor ve telefonun diğer ucundaki kişinin sesini istenen netlikle duyamıyorduk.

{pagebreak::Sorunlar, sorunlar}

Sorunlar, sorunlar…

E-posta gönderip alma hızı da, günümüzün iletişim protokolleri ile kıyaslandığında, gülünç derecede düşüktü. İnternet’e bağlanmak sorundu, sörf yapmak daha da büyük bir sorundu.

 

GPRS olarak da bilinen 2.5G ile sorunların üstesinden belli bir derecede gelindi. 2.75G (EDGE) ise, 3G’ye yakın bir teknolojiydi ama onun kadar hızlı olması da beklenemezdi. EDGE, saniyede 236.8 kilobit hıza olanak tanıyordu.

{pagebreak::3G Geliyor!}

3G Geliyor

International Telecommunication Union (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), 2G ve öncülerinin miyadını doldurduğu görüşündeydi. Yeni bir atılım gerekiyordu ve bu atılımın adı da 3G idi. Öncülerinin aksine 3G, görüntülü konuşmalar yapmak ve İnternet’e bağlanmak için biçilmiş kaftandı. Bant genişliği, 2G’ye göre katbekat fazla olan 3G, kısa sürede popüler oldu ve dünyada yayıldı.

 

2001 yılında Avrupa, Çin ve Amerika’da standartlaşan UMTS sistemi, geniş radyo frekansları yayabilen W-CDMA, UMTS’nin daha da ötesinde konumlanan ve saniyede 28 megabit veri transferine olanak tanıyan HSPA+, Kore’de yoğun ilgi gören ve 2002’de standartlaşan CDMA2000 protokolleri ile silahlanmış 3G, Apple, RIM, Nokia, HTC, Samsung ve LG gibi üreticilerinin desteğiyle güçlendi.

{pagebreak::Mesafeler}

Mesafeler

1982’de piyasaya sürülen 1G’ye göre, kat edilen mesafe inanılmazdı. 2008 itibariyle, Dünyada 500 milyondan fazla kişi 3G sayesinde iletişim kuruyordu ve abone sayısını anbean katlanıyordu. 3.5G ve 3.75G de, bu popülerliğin hâlâ devam etmesini sağlıyor. Peki 3G yeterli miydi? Kesinlikle hayır!

 

{pagebreak::İletişimin Geleceği: 4G}

İletişimin Geleceği: 4G

2009’un sonbaharında, Telia Sonera isimli İsveç şirketi şu açıklamayı yaptı: “Dünyanın en hızlı mobil iletişim protokolü 4G’yi abonelerimize sunmaktan büyük gurur duyuyoruz.“  Stokholm İsveç ve Oslo Norveç’te yaşayan kullanıcılar, 4G’yi deneme şerefine erişen ilk kişilerdi.

 

Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün: İnternet’te şimşek hızıyla gezebilir, akıllı telefonunuzla çevrimiçi oyunlar oynayabilir, maçları canlı seyredebilirsiniz.

{pagebreak::4G neler başarabiliyor?}

4G neler başarabiliyor?

Peki 4G bunları nasıl başarıyor? 3G’deki CDMA geniş spektrum ve IS-95 protokolleri terk edilmiş ve onların yerini frekans temelli eşitleme şemaları almış. MIMO (Multiple Antennas – Çoklu Anten) ve dinamik kanal bölüştürme kombine edilmiş.

 

Söz gelimi WiMAX ve mobil WiMAX sayesinde, saniyede 128 megabit veri aktarımı, teorik olarak mümkün. Teorik diyoruz çünkü çoğu ülkede bunu sağlayacak koşullar mevcut değil. İddilara göre indirme hızı, yine teoride 1 GB/saniyeye bile ulaşabilir. Bu servis sağlayıcılara, üreticiye ve pek çok farklı değişkene bağlı.

{pagebreak::Farklı Standartlar}

Farklı Standartlar

4G için farklı standartlar geliştiriliyor. Gelişmiş UMTS karasal radyo arayüzü, E-UTRA olarak tanınıyor. 3GPP LTE protokolleri ile ortak geliştirilen yapı, Samsung tarafından kullanılacak ve 2011 başında tüm dünyada yaygınlaşacak. E-UTRA’nın, ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği) standartlarını kolayca karşılaması bekleniyor.

 

Verileri toparlayalım ve sonuca giden yolda bir adım daha atalım. Görünüşe göre 4G’nin öncüsü olmak için Flash-ODFM, 802.16e sürümü mobil WiMAX, LTE, HC-SDMA protokolleri, ITU koşullarında yarışıyor. LTE Advanced ve mobil WiMAX ikilisi zirvenin en güçlü adayları ve büyük firmalar, ikiliden sıklıkla faydalanmak niyetinde.

{pagebreak::Sağlık Endişeleri}

Sağlık Endişeleri

Teknik terimlerle başınızı ağrıttık ve maalesef, onlardan bağımsız olarak biraz daha başınızı ağrıtacağız. Konumuz sağlık; 4G protokollerin, ve dev baz istasyonlardan yayınlanan verilerin, sağlık için ciddi tehlike oluşturacağını düşünen medikal örgütler mevcut.

 

İlk testler, 4G protokollerin insan sağlığına zarar vermeyecek ölçüde elektro-manyetik radyasyon (SAR) yaydığını ortaya çıkarsa da, dalgalar arasında sıkışıp kalan insan vücudunun zarar görmeyeceğini ummaktan başka çaremiz yok. Bazı telefon üreticileri, ince buz üzerinde yürümeyi, hıza yoğunlaşmayı ve SAR oranlarını pek umursamamayı tercih ediyor. Dünya Sağlık Örgütü ise bu firmaları uyarmaktan vazgeçmiyor. 

{pagebreak::Gelecek}

Gelecek

Üreticiler bilinçli davranırsa ve insan sağlığını tehdit etmeyecek çözümler geliştirilirse, iletişim teknolojilerinin geleceği göz alıcı oranda parlak. Fiber optik kablolar, uydular ve istasyon verilerini ışık hızında yaratmak için geliştiriliyor ve 4G gibi üstün teknolojiler, geleceğin dünyasında basit bir basamak haline gelebilir.

 

Üstündeki çalışmaların şimdiden başladığı fısıldanan 5G ile de birkaç yıl içerisinde tanışabiliriz. Biz yine de, günümüze yoğunlaşalım ve 4G’nin tadını çıkarmaya bakalım.

:: İletişim teknolojilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

YouTube Açıldı!

Yaklaşık 2,5 sene önce, yayınlanan bazı videolar nedeniyle mahkeme tarafından erişimi yasaklanan, dünyaca ünlü video paylaşım sitesi YouTube’un üzerindeki yasak nihayet kalktı. (YouTube Yasağı Kalkıyor Mu?)

Yasağa neden olan videoların kaldırıldığının tespit edilmesinin üzere, yetkili mahkeme verilen erişim yasağı kararının kaldırıldığını açıkladı.

 

YouTube yasağı nihayet kaldırıldı

 

Yasaksız YouTube

Böylece uzun bir süredir Türkiye’den ulaşılamayan siteye artık resmen ulaşabilmek mümkün oldu.

YouTube yasağının kalkmasından sonra şimdi gözler bazı diğer yasaklı sitelere de çevrildi. Onların akıbetinin ne olacağını yakın gelecekte göreceğiz.

Güncelleme: YouTube’dan gelen resmi açıklama

:: YouTube sizce haklı nedenlerden dolayı mı yasaklanmıştı?

Bir Telefon İki İşletim Sistemi

Sizlere burada yer alan yazımızda MeeGo 1.1 sürümünün yayınlandığını duyurmuştuk. U-Boot desteğinin de yer aldığı bu versiyonda aynı anda hem MeeGo’nun hem de Maemo’nun çalıştırılabilmesi olanaklı. Şimdi sözü fazla uzatmayalım ve N900 ile birlikte gerçekleştirilen test videosu ile sizleri baş başa bırakalım.

#y3/486a6e97a71d4ef8befa8a0bc8035df5.flv#

 

:: MeeGo’yu başarılı buluyor musunuz?

 

Xperia X10 Sahiplerine Güzel Haber

SonyEricsson Xperia X10… Japon – İsveç ortaklığının ilk Android’li akıllı telefonu olan cihaz güçlü donanımı ve başarılı özellikleri ile dikkat çekmişti. Ülkemizde de satışa sunulan telefonun en önemli sorunu ise eski bir Android versiyonu kullanıyor olması.


Güncelleme ile birlikte Xperia X10’lar, 720p HD video kaydı, sınırsız oto fokus, yenilenen yedekleme özellikleri, hata düzeltmeleri gibi yeniliklere ve iyileştirmeler kavuşmuş olacak.

Üzerinde Android 1.6 yüklü olarak gelen telefon için SonyEricsson daha önce çeşitli güncelleme duyuruları yayınlamış ancak kesin bir tarih vermemişti. Beklenen güzel haber ise bugün geldi. Xperia X10, X10 Mini ve X10 Mini Pro modelleri 31 Ekim’den itibaren kademeli olarak güncellenecek.

İlk olarak İskandinav ülkelerine sunulacak olan güncelleme olanağı kademeli olarak tüm X10’lara sunulacak. Ülkemizdeki akıbeti soru işaretleri ile dolu olan SonyEricsson’un bu güncelleme için Türkiye adına nasıl bir politika izleyeceğine dair net bir bilgi bulunmuyor.

 

:: Xperia X10’unuzu güncelleyecek misiniz?

 

En İyi 10 Cadılar Bayramı Filmi

Bizim kültürümüzde yeri olmasa da yabancı filmler ve diziler sayesinde Cadılar Bayramı (Halloween)’in varlığını biliyoruz. İlk başlarda korkunç bir gün olsa da zamanla eğlenceye dönüşen Cadılar Bayramı, giderek dünya çapında popülerleşmeye başladı.(ILM ile Görsel Efektlerin 35 Yılı)

Ülkemizde her ne kadar bu gece kutlanmasa da popüler kültürün korkunç yüzünden uzak durmak zorunda değilsiniz. 30 Ekim‘i 31 Ekim’e bağlayan gece film izlemek için oldukça uygun bir zaman.

 

 

Film İzlemek İçin Bir Bahane

Cadılar Bayramı temalı hafif korku ve gizem içeren filmlerle gecenizi eğlenceli hale getirebilirsiniz. Korkunç kıyafetler giyip komşulardan şeker istemeden de Cadılar Bayramı‘nın tadını çıkartmanızı sağlayacak 10 filmi ve fragmanlarını biraraya getirdik.

İşte ailenizle birlkite izleyeceğiniz bazıları komik bazıları ise gerilim dolu filmler…

 

{pagebreak::10 Palyaçolara Bakışınız Değişecek }

10 Palyaçolara Bakışınız Değişecek

It

#y3/35cd341959c0aa4f858f1a98436a000b.flv#

 

{pagebreak::9.Büyücülerin Komik Yüzü }

9.Büyücülerin Komik Yüzü

Hocus Pocus

#y3/3fe80a0d17e960df649a51ef811d6f39.flv#

 

{pagebreak::8. Cadılar Bayramında Başlayan Efsane }

8.Cadılar Bayramında Başlayan Efsane

The Crow

#y3/25e67c9907f48cf5483dbec7ba458e91.flv#

 

{pagebreak::7. Cadılar Bayramının Keyfi }

7. Cadılar Bayramının Keyfi

Sleepy Hollow

 #y3/b4bb3bcae6b6b766cc68f0e187afa7cf.flv#

 

{pagebreak::6. Bir Korku Klasiği }

6. Bir Korku Klasiği

Bram Stoker’s Dracula

#y3/c71495132fe14e40d98bd802d9dfd10e.flv#

{pagebreak::5. En Dehşet Verici Filmlerden Biri }

5. En Dehşet Verici Filmlerden Biri

The Shinnig

 #y3/a8ae0074471895fe0aae7a007fda5b43.flv#

{pagebreak::4. Cadılar Bayramı Dehşeti }

4. Cadılar Bayramı Dehşeti

Halloween

#y3/3c6970e913a32bccccda1eff12e6b1ef.flv#

{pagebreak::3.En Sevimli Uzaylı }

3.En Sevimli Uzaylı

E.T

#y3/f0fcf2a586413295589d34a2d5febdf5.flv#

{pagebreak::2. En İlginç Aile }

2. En İlginç Aile

The Adams Family

 #y3/66cf48f4575c8a79f27b54c92e354d76.flv#

{pagebreak::1. Bu Filmde Hep Bayram }

1. Bu Filmde Hep  Bayram

The Nightmare Before The Christmas


#y3/54228b200d90c585055075ca7ac57c47.flv#

 

:: Bu filmlerden favoriniz hangisi? Sizin listeniz nasıl olurdu?

En İyi Müzik Yapım Programları

DAW (Dijital Audio İstasyonları) futbol hakemleri gibidir. İyi bir müzik üretimi yazılımı varsa onun ordaa olduğunu bile hissetmezsiniz ama yeterince iyi değilse dilediğinizi yapamayabilir ve size birçok sorun çıkartır. 


 

Şu an herkes için geçerli olan en iyi bir yazılım vardır diyemeyiz ama yazılımları güvenilirlik, mantıklı iş akışı, esneklik ve de fiyat olarak değerlendirmek mümkün.

{pagebreak::Sony Creative Software Acid}

11. Sırada

Sony Creative Software Acid
PC, 299,95$ (Pro sürümü)

 

 

Sıralamada 11’inci sırada Acid yer alıyor. Artık müzik sanayisinde öncü olmasa da, 1998 yılında çıkmasıyla birlikte otomatik zaman sıkıştırması ve perdeleme, devrimsel olarak nitelendirilmişti. Şu anda bu özellikler Acid’in temel gücü olarak bulunuyor, ayrıca buna MIDI ve de video desteği kattı. Bu listede Acid önlerde olmamasına rağmen, yetenekli, hızlı ve kullanımı kolay bir yazılım.

{pagebreak::Apple GarageBand}

10. Sırada

Apple GarageBand
Mac, 79 $ (iLife)

 

Eğer yeni başlayan dostu bir yazılım arıyorsanız, bulmak için büyük çaba harcamanız gerekir. Tüm Mac’lerde kurulu olarak gelen ve iLife paketinde içinde bulunan Apple GarageBand, müzisyen olmayanların dahi Loop’lar sayesinde çok kanallı kayıt yapıp kendi şarkılarını oluşturabilmelerini sağlıyor.

Tüm bu güzel özelliklerinin yansıra, son sürümünde dâhil olan isteğe bağlı sanatçı eğitimleri sayesinde, gitar veya piyano çalmayı da öğrenebilirsiniz.

{pagebreak::Avid Pro Tools}

9. Sırada

 Avid Pro Tools
PC / Mac, 255 € (M-Powered sürümü)

 

 

Profesyonel camiada, bilgisayar ortamında kayıtta Pro Tools adeta vazgeçilmez hale gelmişti. Stüdyolar için sağlam, hatasız ve eşsiz bir yazılımdı. Halen profesyonellerin seçimi olmaya devam ediyor. Yeni çıkan Pro Tools LE, Pro Tools M-Powered ve hatta Pro Tools Consumer sürümleriyle bu olağan üstü ses işleme ve müzik üretimi yazılımı, her seviyedeki kullanıcı için seçenek sunuyor.

{pagebreak::Magix Samplitude}

8. Sırada

Magix Samplitude
PC, 505 € (Pro Sürümü)

 

 

Prodüktörlüğe ilginiz varsa Magix’i bilmemenize neredeyse imkân yok. Giriş seviyesinde müzik üretimi yazılımları olan Music Maker ve Music Studio da üreten Magix, en güçlü DAW’lardan biri olan Samplitude’un da üreticisidir. Ses editörü olarak başlayan bu program, şu anda sistemi dâhilinde olan süper efektlerle mükemmel bir nesne tabanlı düzenleme sistemi ve “Melodyne tarzı Elastik Audio” gibi gelişmiş özellikler sunan bir tam teşekküllü müzik üretim paketidir. Çalışma sırasında bazı tuhaflıklar olmasına rağmen, özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda olağan üstü bir yazılım.

{pagebreak:: Propellerhead Record-Reason}

7. Sırada

Propellerhead Record / Reason
PC / Mac, 369£ (Öğrenci fiyatı 279£)

 

 

Propellerhead, 2009 yılında Record’u piyasaya sürdüğünde, bir DAW olmadığının üstünde durdu. Eklentileri olmamasına ve gelişmiş düzenleme seçenekleri bulunmamasına rağmen kolay bir şekilde Audio/MIDI üretimi yapabilmeniz ve SSL tarzı mixer’inin görselliği fazlasıyla yetiyordu.

Reason ile ise tüm uygulamalara erişebilirsiniz ve bu harika bütünleşmenin tadını çıkartabilirsiniz. 2010’da her iki uygulama da güncellendi ve Reason 5 ile yeni olarak Kong davul seti eklentisi ve canlı örnekleme ile Record 1,5 ile müthiş bir eklenti olan Neptune vokal ses işlemcisi ile geliştirildi.

{pagebreak::Image Line FL Stud}

6. Sırada

Image Line FL Studio
PC, 299 $ (Signature Bundle)

 

Hayatına Fruityloops olarak başlayan FL Studio, 9. sürümünde bu ismi aldı. Adım tabanlı yapım tablosu dünyaca ünlü birçok üretici tarafından kullanılıyor. En bilinenleri arasında Deadmau5 ve Basshunter bulunuyor. Tam işlevsel DAW unvanını bir sure önce elde eden FL Studio, başlangıç seviyesi bir yazılım gibi görünse de yeteneklerini göz önüne alınca, her seviyede kullanıcıya, her istediklerini verecek ve güzel bir iş akışı olan bir müzik üretim yazılımı.

Not: Benim de ilk olarak başladığım program Fruity Loops ve ilk parçalarımı yaptığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Yeni başlayacaklara öncelikle FL Studio ile başlamalarını tavsiye ederim. Amatör dahi olsanız çok basit dokunuşlarla ileri seviye parçalar hazırlayabilirsiniz.

{pagebreak::Steinberg Cubase}

5. Sırada

Steinberg Cubase
PC / Mac, 510£

 

Atari ST günlerinden bu yana piyasada olan, Plug-in efektler ve enstrümanlar (Vst standardını, Steinberg bulmuştur. Şu an tüm müzik üretim programları bu efekt ve eklenti standardını kullanıyor) ses üretimi, kaydı islemesi konusunda hep öncü olan Cubase, şu an 5. sürümüyle piyasada yine öncü. Tüm bu özelliklerin sorunsuz bir arada çalıştıran, eşsiz yazılımlardan biri. Cubase 5’i sanat üretim aracı olarak değerlendiren Steinberg, melodyne tarzı perdeleme, güçlü bir eklenti paketi, denenmiş ve test edilmiş iş akışı vardır. Diğer yazılımlar Steinberg’in tozunu yutmakla meşgulken, Cubase 5 ile birlikte müzik pazarında hep öncü olacağını kanıtlıyor adeta.

{pagebreak::Cakewalk Sonar}

4. Sırada

Cakewalk Sonar
PC, 79$ (Producer Edition)

 

Dünyanın en popüler sadece PC tabanında çalışan yazılımlardan biri olan Sonar’in, “Neden sadece PC tabanında çalışıyor?” sorusuna geçerli sebepleri vardır. Geçmişinden gelen, etkileyici yazılım dâhilinde çalgı aleti ve efekt koleksiyonu bulunuyor. Güncellemelerinde müzik üreticilerinin gereksinimlerine göre yapan Sonar, öteki DAW’lara nazaran daha gösterişli bir yapıya sahip ve büyük DAW’lar arasında çok iyi bir yeri var.

{pagebreak::Apple Logic Pro}

3. Sırada

Apple Logic Pro
Mac, 499$ (Logic Studio)

 

 

Profesyonel bir müzisyenin stüdyosuna girdiğinizde karşılaşacağınız en muhtemel şey, Logic çalıştıran bir Mac’tir. Logic, birçok işe yarayan, fevkalade zarif bir müzik üretimi çözümdür. Apple’ın diğer yazılımlara kıyasla çok fazla güncelleme yaptığı söylenemez ama tam bir müzik üretimi için gerekli her şeyi bulunduruyor ve yeni bir güncelleme eklendiğinde “Ben bunsuz önceden nasıl yapıyordum?” diye düşünmenize sebep olacak derecede, yerinde ve gerekli update’ler yapıyor.

{pagebreak::Ableton Live}

2. Sırada

Ableton Live
PC / Mac, 499$

2001 yılında ilk yayımlandığında piyasaya etkisini kimse sezemezdi. Ableton Live, süregelen klasik DAW yapısını kıran, kendine özgü, besteciler için bir kayıt aracı, aynı zamanda bir performans aracı da olmuştur. Eğer eskiden beri alışılmış DAW’ları kullanıyorsanız, Ableton Live size yabancı gelecektir. Belli bir sure vakit geçirdikten sonra bu yeni ara yüzün sizi etkilemesi olağan. Başladığınızda bir süre bırakamayacağınız ve hiçbir DAW ile kıyaslayamayacağınız özellikte bir yazılım.

Not: Profesyonel olarak tüm müzik dünyası tarafından kabul edilmiş ve bilinen tüm müzik türlerinin (özellikle yeni nesil müziklerin “house, trance, techno, electro”) üretimi için kullanılabilecek muhteşem bir program. Remix için başlıca kullanılabilecek bu programı öğrenmek kolay ama güzel bir şeyler üretmek için ise biraz ince ayar gerekiyor. Şu an Türkiye’de Ableton ve Pioneer’in desteklediği “Pioneer Pro Dj Academy” programıyla sertifikalı Dj eğitimi alıp, hatta ileri eğitimde kendi remix’inizi yapabilmeniz için gerekli tüm donanımı elde edebilirsiniz. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::Cockos Reaper}

1. Sırada

 Cockos Reaper
PC / Mac, 60$ (lisans indirimli)

 

Dünyada birçok kişi tarafından kullanılan Reaper, kolayca satın alınabilen diğer DAW’lara kıyasla daha ucuz diyebileceğimiz, sofistike MIDI / ses yönlendirme yeteneklerine sahip, çapraz platformlu bir DAW’dır. En güzel yanı da 30 günlük deneme süresi boyunca tam işlevsel olması, 30 gün sonunda kullanmaya devam etmek isterseniz, sadece lisans ücretini ödemeniz yeterli olması…

{pagebreak::Sonuç} 

Sonuç

 

Tüm DAW’lar birbirinden yetenekli ve her birinin kendine özgü bir güzel yanı bulunuyor. Yaptığınız ya da yapmak istediğiniz müzik türüne göre de seçim yapmanız gerekir. Müzik üretiminde hangi platformu (PC-Mac) seçtiğiniz de bu seçimi etkileyecektir. Her ayrı klasman için bu sıra değişecektir. Ama yine de en iyi DAW en iyi kullanabildiğinizdir.

:: Siz hangi müzik üretim yazılımını kullanıyorsunuz?