En İyi Müzik Yapım Programları

DAW (Dijital Audio İstasyonları) futbol hakemleri gibidir. İyi bir müzik üretimi yazılımı varsa onun ordaa olduğunu bile hissetmezsiniz ama yeterince iyi değilse dilediğinizi yapamayabilir ve size birçok sorun çıkartır. 


 

Şu an herkes için geçerli olan en iyi bir yazılım vardır diyemeyiz ama yazılımları güvenilirlik, mantıklı iş akışı, esneklik ve de fiyat olarak değerlendirmek mümkün.

{pagebreak::Sony Creative Software Acid}

11. Sırada

Sony Creative Software Acid
PC, 299,95$ (Pro sürümü)

 

 

Sıralamada 11’inci sırada Acid yer alıyor. Artık müzik sanayisinde öncü olmasa da, 1998 yılında çıkmasıyla birlikte otomatik zaman sıkıştırması ve perdeleme, devrimsel olarak nitelendirilmişti. Şu anda bu özellikler Acid’in temel gücü olarak bulunuyor, ayrıca buna MIDI ve de video desteği kattı. Bu listede Acid önlerde olmamasına rağmen, yetenekli, hızlı ve kullanımı kolay bir yazılım.

{pagebreak::Apple GarageBand}

10. Sırada

Apple GarageBand
Mac, 79 $ (iLife)

 

Eğer yeni başlayan dostu bir yazılım arıyorsanız, bulmak için büyük çaba harcamanız gerekir. Tüm Mac’lerde kurulu olarak gelen ve iLife paketinde içinde bulunan Apple GarageBand, müzisyen olmayanların dahi Loop’lar sayesinde çok kanallı kayıt yapıp kendi şarkılarını oluşturabilmelerini sağlıyor.

Tüm bu güzel özelliklerinin yansıra, son sürümünde dâhil olan isteğe bağlı sanatçı eğitimleri sayesinde, gitar veya piyano çalmayı da öğrenebilirsiniz.

{pagebreak::Avid Pro Tools}

9. Sırada

 Avid Pro Tools
PC / Mac, 255 € (M-Powered sürümü)

 

 

Profesyonel camiada, bilgisayar ortamında kayıtta Pro Tools adeta vazgeçilmez hale gelmişti. Stüdyolar için sağlam, hatasız ve eşsiz bir yazılımdı. Halen profesyonellerin seçimi olmaya devam ediyor. Yeni çıkan Pro Tools LE, Pro Tools M-Powered ve hatta Pro Tools Consumer sürümleriyle bu olağan üstü ses işleme ve müzik üretimi yazılımı, her seviyedeki kullanıcı için seçenek sunuyor.

{pagebreak::Magix Samplitude}

8. Sırada

Magix Samplitude
PC, 505 € (Pro Sürümü)

 

 

Prodüktörlüğe ilginiz varsa Magix’i bilmemenize neredeyse imkân yok. Giriş seviyesinde müzik üretimi yazılımları olan Music Maker ve Music Studio da üreten Magix, en güçlü DAW’lardan biri olan Samplitude’un da üreticisidir. Ses editörü olarak başlayan bu program, şu anda sistemi dâhilinde olan süper efektlerle mükemmel bir nesne tabanlı düzenleme sistemi ve “Melodyne tarzı Elastik Audio” gibi gelişmiş özellikler sunan bir tam teşekküllü müzik üretim paketidir. Çalışma sırasında bazı tuhaflıklar olmasına rağmen, özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda olağan üstü bir yazılım.

{pagebreak:: Propellerhead Record-Reason}

7. Sırada

Propellerhead Record / Reason
PC / Mac, 369£ (Öğrenci fiyatı 279£)

 

 

Propellerhead, 2009 yılında Record’u piyasaya sürdüğünde, bir DAW olmadığının üstünde durdu. Eklentileri olmamasına ve gelişmiş düzenleme seçenekleri bulunmamasına rağmen kolay bir şekilde Audio/MIDI üretimi yapabilmeniz ve SSL tarzı mixer’inin görselliği fazlasıyla yetiyordu.

Reason ile ise tüm uygulamalara erişebilirsiniz ve bu harika bütünleşmenin tadını çıkartabilirsiniz. 2010’da her iki uygulama da güncellendi ve Reason 5 ile yeni olarak Kong davul seti eklentisi ve canlı örnekleme ile Record 1,5 ile müthiş bir eklenti olan Neptune vokal ses işlemcisi ile geliştirildi.

{pagebreak::Image Line FL Stud}

6. Sırada

Image Line FL Studio
PC, 299 $ (Signature Bundle)

 

Hayatına Fruityloops olarak başlayan FL Studio, 9. sürümünde bu ismi aldı. Adım tabanlı yapım tablosu dünyaca ünlü birçok üretici tarafından kullanılıyor. En bilinenleri arasında Deadmau5 ve Basshunter bulunuyor. Tam işlevsel DAW unvanını bir sure önce elde eden FL Studio, başlangıç seviyesi bir yazılım gibi görünse de yeteneklerini göz önüne alınca, her seviyede kullanıcıya, her istediklerini verecek ve güzel bir iş akışı olan bir müzik üretim yazılımı.

Not: Benim de ilk olarak başladığım program Fruity Loops ve ilk parçalarımı yaptığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Yeni başlayacaklara öncelikle FL Studio ile başlamalarını tavsiye ederim. Amatör dahi olsanız çok basit dokunuşlarla ileri seviye parçalar hazırlayabilirsiniz.

{pagebreak::Steinberg Cubase}

5. Sırada

Steinberg Cubase
PC / Mac, 510£

 

Atari ST günlerinden bu yana piyasada olan, Plug-in efektler ve enstrümanlar (Vst standardını, Steinberg bulmuştur. Şu an tüm müzik üretim programları bu efekt ve eklenti standardını kullanıyor) ses üretimi, kaydı islemesi konusunda hep öncü olan Cubase, şu an 5. sürümüyle piyasada yine öncü. Tüm bu özelliklerin sorunsuz bir arada çalıştıran, eşsiz yazılımlardan biri. Cubase 5’i sanat üretim aracı olarak değerlendiren Steinberg, melodyne tarzı perdeleme, güçlü bir eklenti paketi, denenmiş ve test edilmiş iş akışı vardır. Diğer yazılımlar Steinberg’in tozunu yutmakla meşgulken, Cubase 5 ile birlikte müzik pazarında hep öncü olacağını kanıtlıyor adeta.

{pagebreak::Cakewalk Sonar}

4. Sırada

Cakewalk Sonar
PC, 79$ (Producer Edition)

 

Dünyanın en popüler sadece PC tabanında çalışan yazılımlardan biri olan Sonar’in, “Neden sadece PC tabanında çalışıyor?” sorusuna geçerli sebepleri vardır. Geçmişinden gelen, etkileyici yazılım dâhilinde çalgı aleti ve efekt koleksiyonu bulunuyor. Güncellemelerinde müzik üreticilerinin gereksinimlerine göre yapan Sonar, öteki DAW’lara nazaran daha gösterişli bir yapıya sahip ve büyük DAW’lar arasında çok iyi bir yeri var.

{pagebreak::Apple Logic Pro}

3. Sırada

Apple Logic Pro
Mac, 499$ (Logic Studio)

 

 

Profesyonel bir müzisyenin stüdyosuna girdiğinizde karşılaşacağınız en muhtemel şey, Logic çalıştıran bir Mac’tir. Logic, birçok işe yarayan, fevkalade zarif bir müzik üretimi çözümdür. Apple’ın diğer yazılımlara kıyasla çok fazla güncelleme yaptığı söylenemez ama tam bir müzik üretimi için gerekli her şeyi bulunduruyor ve yeni bir güncelleme eklendiğinde “Ben bunsuz önceden nasıl yapıyordum?” diye düşünmenize sebep olacak derecede, yerinde ve gerekli update’ler yapıyor.

{pagebreak::Ableton Live}

2. Sırada

Ableton Live
PC / Mac, 499$

2001 yılında ilk yayımlandığında piyasaya etkisini kimse sezemezdi. Ableton Live, süregelen klasik DAW yapısını kıran, kendine özgü, besteciler için bir kayıt aracı, aynı zamanda bir performans aracı da olmuştur. Eğer eskiden beri alışılmış DAW’ları kullanıyorsanız, Ableton Live size yabancı gelecektir. Belli bir sure vakit geçirdikten sonra bu yeni ara yüzün sizi etkilemesi olağan. Başladığınızda bir süre bırakamayacağınız ve hiçbir DAW ile kıyaslayamayacağınız özellikte bir yazılım.

Not: Profesyonel olarak tüm müzik dünyası tarafından kabul edilmiş ve bilinen tüm müzik türlerinin (özellikle yeni nesil müziklerin “house, trance, techno, electro”) üretimi için kullanılabilecek muhteşem bir program. Remix için başlıca kullanılabilecek bu programı öğrenmek kolay ama güzel bir şeyler üretmek için ise biraz ince ayar gerekiyor. Şu an Türkiye’de Ableton ve Pioneer’in desteklediği “Pioneer Pro Dj Academy” programıyla sertifikalı Dj eğitimi alıp, hatta ileri eğitimde kendi remix’inizi yapabilmeniz için gerekli tüm donanımı elde edebilirsiniz. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::Cockos Reaper}

1. Sırada

 Cockos Reaper
PC / Mac, 60$ (lisans indirimli)

 

Dünyada birçok kişi tarafından kullanılan Reaper, kolayca satın alınabilen diğer DAW’lara kıyasla daha ucuz diyebileceğimiz, sofistike MIDI / ses yönlendirme yeteneklerine sahip, çapraz platformlu bir DAW’dır. En güzel yanı da 30 günlük deneme süresi boyunca tam işlevsel olması, 30 gün sonunda kullanmaya devam etmek isterseniz, sadece lisans ücretini ödemeniz yeterli olması…

{pagebreak::Sonuç} 

Sonuç

 

Tüm DAW’lar birbirinden yetenekli ve her birinin kendine özgü bir güzel yanı bulunuyor. Yaptığınız ya da yapmak istediğiniz müzik türüne göre de seçim yapmanız gerekir. Müzik üretiminde hangi platformu (PC-Mac) seçtiğiniz de bu seçimi etkileyecektir. Her ayrı klasman için bu sıra değişecektir. Ama yine de en iyi DAW en iyi kullanabildiğinizdir.

:: Siz hangi müzik üretim yazılımını kullanıyorsunuz?

LG’nin Düz Ekran TV Başarısı

LG Electronics (LG), 30 Eylül 2010 tarihinde sona eren üç aylık döneme ilişkin mali raporlarını açıkladı. Firma bu dönemde en çok geliri düz ekran televizyonlardan ve ev aletlerinden kazandı.

Yayınlanan rapora göre LG, bu mali yılda 11.3 milyar dolarlık bir kâr elde etti. Firmanın geçtiğimiz yıla göre elde ettiği kâr artışı ise yüzde 37 oranında arttı.

Firma bu dönem en çok LCD televizyon satışlarını artırdı. LG’nin bu mali yılda televizyonlardan elde ettiği gelir ise 4.5 milyar dolar.

 

LCD Dönemi Bitti Gelecek Plan: LED

LG’nin diğer atağı ise beyaz eşya ürünlerinde oldu. Firmanın raporlarına göre bu dönem içerisinde yüzde 9 büyüyerek toplamda 57 milyon dolarlık işletme kârı sağladı.

LG raporuyla birlikte 2010 yılı son çeyreği içinde beklentilerini duyurdu. Firma önümüzdeki üç ay için en fazla Nano Full LED  teknolojisini kullanan ürünleri satmayı planlıyor.

:: LG’nin bu ticari başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ubuntu’nun En Yeni Reklamı

Kullanıcının hoşuna gidecek yöndeki gelişmelere hız veren Canonical, bir yandan da Ubuntu‘nun tanıtımını yapmaya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Yeni Ubuntu Reklamı ve Ubuntu Reklamları isimli iki haber ile Ubuntu‘nun reklamlarını sizlere sunmuştuk. Yeni reklamda, Ubuntu‘nun kullanım kolaylığında, birçok ortamda çalışmasından, binlerce insan tarafından geliştirilip, milyonlarca insan tarafından kullanılmasından bahsedilmiş. Geçtiğimiz reklamlara oranla daha başarılı bir fon müziğine sahip olan reklam, Canonical‘ın her geçen gün tecrübesini arttırdığının da bir kanıtı.

#y3/0c787a1d57aea56c71e70e5fa46d63b8.flv#

:: Ubuntu reklamlarını beğeniyor musunuz?

En Tehlikeli Site Uzantıları

İnternet sitelerinin büyük bir kısmının .com uzantısına sahip olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Önde gelen güvenlik şirketlerinden McAfee’nin yayınladığı raporda, riskli ve tehlikeli olarak tanımlanan sitelerin büyük çoğunluğunun da bu uzantıyı kullandığı dile getirildi. (Intel, McAfee’ye Neden Kanca Taktı?)

Yapılan açıklamaya göre, tüm internet sitelerinin %6,2’si tehlikeli ve riskli olarak nitelendiriliyor. Bu seviyenin geçen sene %5,8 olduğu da ilginç bir detay olarak göze çarpıyor.

 

McAfee’nin raporuna göre sitelerin %6,2’si tehlikeli

 

Vietnam ve Japonya

Riskli sitelerin en çok bulunduğu uzantı, %59’luk oranla Vietnam’da kullanılan .vn olarak tespit edilirken, en güvenlinin ise Japonya’da kullanılan .jp uzantısı olduğu belirtildi.

Vietnam uzantılı sitelerden sonra ise %56 ile .com uzantısı yer alıyor. Bu da .com uzantılı sitelerin yarısından fazlasının riskli kategorisine girdiği anlamına geliyor.

:: Girdiğiniz sitelerin riskli ve tehlikeli olabileceğine ne kadar dikkat ediyorsunuz?

MySpace Köklü Değişikliğe Gidiyor!

Sosyal ağ tanımı gün geçtikçe daha fazla genişliyor ve neredeyse tüm sektörler sosyal ağ yapısına katılıp interaktif bir yapıyı benimsiyor. Sosyal ağların popülerleşmesi şüphesiz ki Facebook ile birlikte tavan yaptı. Twitter, FriendFeed gibi sitelerle de popülerlik tanımı üst düzeyde tutuldu.

 

Ne var ki bu günlerde çok konuşulmayan bir site olarak anılan MySpace, bu sosyal ağ kavramını bir anlamda dünyaya tanıtan siteydi. Amatör müzik gruplarının müzik çalışmalarının paylaşılmasının yanı sıra, arkadaş edinme kavramına yeni bir boyut kazandırmıştı.

 

 

MySpace’e göre arkadaş edinmek sadece bir popülerlik göstergesi değil, daha fazla kitleye hitap etme fırsatı taşıyordu. Bu da günümüz internetinin sosyal ağ tanımının temel öğelerinden birini oluşturuyor. Şimdilerde ise MySpace çok zor günler geçiriyor.

{pagebreak::Değişen Sistem}

Değişen Sistem

Bu kötü gidişatın önüne geçmek isteyen MySpace yetkilileri, sitede bir dizi köklü değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Bu yolda atılan ilk adım, isimlerindeki Space kelimesinin S harfini küçültmek oldu. Dolayısıyla sitenin yeni adı Myspace oldu. Logo da artık tam anlamıyla değişti. Biz ShiftDelete.Net olarak Myspace logosunun değişeceğini haftalar önce size duyurmuştuk: MySpace’te Yenilik Rüzgarları

 


Yeni Myspace’in tasarımında anasayfa içeriği
dopdolu olacak gibi görünüyor

 

Site yönetiminin yayınladığı basın bülteninde, yeni logolarındaki boşluk (My_____), kullanıcıların kendilerini istediği gibi tanımlayabileceği bir boşluk olarak nitelendiriliyor. Myspace bu yeni yapısıyla birlikte Facebook ile girdiği yarışı da sonlandırıyor.

 


Yeni Myspace’te kullanıcı sayfaları daha kullanışlı

 

Yeni Myspace, daha fazla flash altyapısı kullanacak ve müzik, video çalışmalarının paylaşıldığı, multimedya firmalarının kullanıcılarla buluştuğu bir bir site olacak. Yeni tasarımın Kasım 2010 sonuna doğru yayınlanması bekleniyor.

:: Sizce Myspace’in bu atağı, yetkililerin olumlu sonuçlar almasını sağlayacak mı?

 

HTC’den İşte Size Bir Fikir

HTC Corporation, Ekim ayında Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da (tüm EMEA bölgesinde) yepyeni bir reklam kampanyasına başlatıyor. (HTC’nin 7’lileri Bu Videoda)

”Here’s an Idea” (İşte Size Bir Fikir) sloganıyla hayata geçen kampanya, HTC’nin 2009′da başarıyla gerçekleştirdiği “YOU” kampanyasının ardından global marka bilinirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.

 

Sunulan hizmetler arasında uzaktan kilitleme de bulunuyor

 

HTC Sense Özellikleri

“Here’s an Idea” (İşte Size Bir Fikir) kampanyası, HTC Sense.com özellikleriyle daha zengin ve bütünsel bir mobil deneyimin altını çiziyor.

Kampanyada belirtilen HTC Sense özellikleri arasında telefonunuzu kaybetmeniz halinde uzaktan kilitleme veya kişisel datanızı silme imkanı, tüm sosyal ağlar ve güncellemeleri aynı anda görüntüleme, beğendiğiniz uygulamaları arkadaşlarınızla paylaşma gibi ilgi çekici fonksiyonlar yer alıyor.

:: HTC’nin sunduğu özellikleri beğeniyor musunuz?

Londra’da İnternet Yer Altına İniyor!

İngiliz teknoloji kullanıcıları, internete yerin altındayken de erişebilecek! İngiltere menşeili telekom firması British Telecom, İngiltere’nin başkenti Londra‘da yer altı WiFi bağlantı çalışmalarına başladı.

Gün içerisinde yüzbinlerce kişinin kullandığı Londra Metrosu’nda Public WiFi erişimi, yolcular kadar kendilerini de memnun edecek diye düşünen BT yetkilileri, Londra yer altındaki potansiyel müşterileri şimdiden gözüne kestirdi.

 

 

Deneme yayınlarına başlayan BT Openworld WiFi servisi, ilk olarak kuzeydeki Bakerloo ve Charing Cross hatları arasında denenecek. 1 Kasım‘da, yani bu pazartesi deneme yayınlayı başlayacak ve 6 ay boyunca devam edecek.

Mevzubahis WiFi servisi ise güvenlik sebebiyle trenlerin içerisinde değil, sadece istasyonların içerisinde mevcut olacak.

:: Güvenlik sebebiyle internet erişimi sağlanmayan İstanbul Metrosu’nda da benzer çözümler olmalı mı?

 

 

ARM İşlemcilerin Yükselişi

Piyasada satılan cep telefonlarının ortak özelliklerini biliyor musunuz? Hemen söyleyelim: Piyasadaki cep telefonların %98’inde ARM mimarili işlemci kullanılıyor. Biz burada akıllı telefonlardan bahsetmiyoruz. Bu işlemci en basit telefonda bile yer alıyor. Dolayısıyla ARM, özellikle entegre cihazlar pazarında %90’lık bir üstünlüğe sahip.

 

ARM işlemciler her yerde yer alıyor.

 

Entegre cihazlar pazarı düşündüğünüzden çok daha büyük. Çünkü bu pazarda akıllı olan tüm ürünler yer alıyor. Telefondan tutun, DSL Router, Uydu alıcıları, LCD/LED televizyonlar ve hatta kahve makineleri, çamaşır makineleri, mutfak robotları ve arabalarda kullanılan ESP sistemi de buna dahil.

Bu pazar, ARM için yeterli değil. Bu yüzden de farklı pazarlara da yelken açılmak isteniyor. Buna en iyi örnek giriş ve orta seviye sunucu sistemleri.

{pagebreak::ARM, x86’dan Pazar Payı İstiyor}

ARM, x86’dan Pazar Payı İstiyor

ARM’in yeni nesil işlemcisi olan Cortex-A15, Intel’e hayatı zor edeceğe benziyor. Bu işlemci dört çekirdek mimarisi, 4 MByte L2 önbelleği ve 2.5 GHz saat hızı ile ilgi çekiyor. SIMD ve Floating point komutlarını da destekleyen bu işlemci 1 TByte kapasiteli  DDR3 belleklerle çalışabiliyor.

 

ARM işlemciler Intel için büyük bir tehlike.


Bu yeni işlemcinin diğer bir özelliği birden çok işlemci ile birlikte çalışması. Bunun anlamı, kullanıcı bu sayede tek bir anakartta sekizden fazla çekirdeğe sahip olabiliyor. Ürünün güç tüketimi inanılmaz düşük. Öyle ki, akıllı telefonlarda bile kullanılabiliyor.

Fakat ARM bu işlemci yerine iki çekirdeğe sahip olan ve 1.5 GHz’de çalışan işlemci ailesini kullanmakta ısrar ediyor.

Durum böyle olunca ARM işlemciler Intel için büyük bir tehlike; özellikle de Intel’in Atom ürün ailesine. Sonuçta ARM, 1 GHz saat hızında çalışan işlemcileri ile Android işletim sistemli Tablet PC ve akıllı telefonlarda kendilerini ispatlamış durumda. Android işletim sistemli bir üründe Web’de sörf işlemi bir masaüstü sistemi kadar hızlı olabiliyor.

{pagebreak::ARM Ailesini Tanıyalım}

ARM Ailesini Tanıyalım

X86 ürün ailesinden bildiğimiz gibi ARM işlemcileri de geniş bir aileye yayılmış durumda. Bu aile üyelerini tanımak için kod numaralarını bilmek gerekiyor. Örneğin ARM6 ve ARMv6 farklı özelliklere sahip iki işlemci. Buradaki “v” harfinin anlamı, işlemcinin belirli komutları desteklemesi. X86 dünyasında buna SSE, SSE2, SSE3, SSSE3, SSE 4.1 olarak adlandırılıyor.

ARM terminolojisinde “v” harfi, işlemcinin Jazelle DBX (Java), NEON, VFP ve Thumb komut dillerini desteklemesi anlamına geliyor.

Bu işlemci bunun dışında komut setleri destekliyorsa farklı harfler ekleniyor. Örneğin ARMv6T2 olarak adlandırılan bir işlemci tüm bu komut setleri ile birlikte Thumb-2 özelliğini de desteklemesi. 

ARM işlemcilerde “v” harfi olmayan ürünler farklı ailelere ait olduğunu gösteriyor. Örneğin Pentium 4 ve Core 2 gibi. ARM serisi ARM1’den başlar ARM11’e (iPhone 3G de kullanılan işlemci) kadar uzanır. Günümüzdeki yeni nesil işlemciler ARM yerine Cortex olarak adlandırılıyor.

 

Piyasada en çok Cortex A8 işlemciler yer alıyor.


Cortex işlemciler, Cortex-A (Uygulama işlemcisi), Cortex-M ( Mikro kontrol üniteli işlemci) ve  Cortex-R (Real-Time Uygulama) olmak üzere üçe ayrılıyor. “A” modeller bu ailenin en hızlısı (600 MHz- 2 GHz). R modeller 500 MHz’e kadar ve M modeller 100-200 MHz’e kadar çalışıyor. “M” modeller daha çok mutfak robotlarında veya kahve makinelerinde kullanılıyor.

Akıllı telefon ve Tablet PC ürünlerinde üst seviye işlemciler kullanıyor. Cortex-A5 ve Cortex-A8’in yanı sıra bu senenin sonunda resmi olarak Cortex-A9 işlemcilerle de tanışacağız. Sonraki sene ise Cortex-A15 modellerini göreceğiz.

Cortex A5 çekirdeği çok az üretildi. Dolaysıyla piyasada en çok Cortex A8 işlemciler yer alıyor. Buna en iyi örnek iPhone 4 ve iPad ürünlerinde Cortex A8 işlemcilerinin kullanılması.

Şimdi sıkı durun. ARM işlemcilerini kendi üretmiyor. Yaptığı iş, yongaseti teknolojisini Texas Instruments, Samsung, Apple ya da Qualcomm gibi firmalara vermesi. Bu firmalar temelde ARM teknolojisini kullanıyorlar. Çoğu zaman da bu işlemcide düzeltme yaparak kullanıyorlar.

Buna en iyi örnek HTC Desire ve Nexus One’da kullanılan Snapdragon işlemcileri. Cortex A8 çekirdeğine sahip olan bu işlemci, düzeltilmiş haliyle 128 bit SIMD komutlarını ve Floating Point isteklerini çalıştırabiliyor. Normal bir Cortex A8 işlemcisi sadece 64 bit komutlarını çalıştırabiliyor.

{pagebreak::ARM’ın Gelişimi}
ARM’ın Gelişimi

ARM işlemciler tıpkı x86 gibi zamanla daha iyi hale getirildi. Bu işlemcilerin x86’ya göre en büyük farkı 16 bit işlemci mimari yükünü beraberinde taşımamaları. 1985 yılında geliştirilen ilk ARM işlemcisi olan ARM1, 32 bit mimarisine sahipti.

Fakat ticari olarak kullanılan işlemci 1987 yılında geliştirilen ARM2 oldu. 30.000 transistoruna sahip olan bu işlemci ön belleğe sahip değildi ve Floating Point komutlarını desteklemiyordu. Buna rağmen Intel’in 80286 işlemcisinden hızlıydı, fakat 80386’nın performansına yetişemiyordu.  

Apple Newton ARM6 işlemcisine sahipti.

 

ARM işlemcilerinin esas yükselişi 1993 yılında entegre ürünler piyasasına girmekle başladı. O zamanlarda Apple Newton adı altında ARM6 işlemcili bir PDA piyasaya sürmüştü. DEC o zamanlarda ARM6 işlemciyi lisanslayarak StrongARM işlemcisini üretti.

StrongARM SA-110 adlı işlemci 233 MHz saat frekansı ve 1 Watt güç tüketimi ile ilgi çekiyordu. Öyle ki, yüksek performans ve düşük güç tüketimi bu işlemcinin yolunu açtı. Bu da işlemcinin seri üretime geçmesine neden oldu.

{pagebreak::Madalyonun Diğer Yüzü}

Madalyonun Diğer Yüzü

ARM mimarili Cortex-A9 ve Cortex-A15 işlemciler her ne kadar performanslı görünse de aldanmamak gerekiyor. ARM işlemciler Nehalem veya yeni çıkacak olan Sandy Bridge işlemciler kadar performanslı olmayacak.

Buna ek olarak bu işlemciler 32 bit mimarisine sahip. Intel ve AMD, 64 bit mimarisine geçmiş durumdalar. Dolayısıyla bu işlemciler masaüstünde Intel ve AMD’ye rakip olamayacak.

X86 giriş seviyesi ürünlerde durum değişiyor. ARM işlemciler, Intel’in ATOM işlemcilerine çok ciddi rakip olabiliyor. Özellikle de Cortex -A15 işlemcisi.

 

ARM işlemciler şimdi de sunucu pazarına göz diktiler.

 

Bu işlemci düşük konfigürasyonlu sunucu sistemlerde bile kullanılabiliyor. Web sunucusundan tutun, mail sunucusu ya da bir dosya sunucusunun tüm görevlerini yerine getirebiliyor. Intel ve AMD burada zor anlar yaşayabilir. Özellikle de NAS sunucu sistemlerinde ARM bazlı bir yapı çok ilginç olabilir.

Bu ilk görünüşte oldukça ilginç gelebilir. Fakat Microsoft’un bu işlemcileri desteklememesi birçok kişi için sorun olabiliyor. Dolayısıyla bu işlemciyi kullanmak için Linux işletim sistemini (Debian, Ubuntu tam destek sağlıyor) kullanmak gerekiyor.

Bu da uygun fiyatlı ve düşük güç tüketen bir sunucu sistemi oluşturmak için ideal bir seçenek haline gelebiliyor.

Benzer bir durum akıllı telefon ve tablet ürünleri için de geçerli. Cortex -A9 ve Cortex -A15 işlemciler, netbook ve düşük performanslı dizüstü sistemler için uygun görünse de, Windows desteğinin olmaması önemli bir kıstas.

Ürünlerin pazarda büyük bir pay alması çok zor. Neticede Linux işletim sistemli bir cihaza sahip olmak, birçok kişi için cazip değil.

:: Konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın

 

Çinliler Rekor Üstüne Rekor Kırıyor

Ekran kartlarından bildiğimiz Nvidia’nın işlemcilerini kullanan Tianhe-1A, 2507 Petaflops performans değeri ile Tennessee’de bulunan Oak Ridge National Laboratory‘nin süper bilgisayarını (1750 Petaflops) tahtından indirdi.

Çinlilerin bu süper bilgisayarı, süper bilgisayar listesinde bulunan ikinci sıradaki Nebulae adlı sistemden de daha iyi olduğunu herkese göstererek önümüzdeki günlerde oluşturulacak Top 500 listesine girmeye hak kazandı (RAID Hakkında Her Şey).

 

 Çinliler, TOP 500 listesinde 24 adet süper bilgisayar ile Almanya ile birlikte dördüncü sırayı paylaşıyor. Amerika birleşik devletleri bu listenin en tepesinde.  

 

Tianhe-1A, 7169 grafik işlemcisine (Tesla M2050) ve  14336 adet Intel Xeon işlemcisi ile birlikte çalışıyor. Bu da bu sistemin inanılmaz yüksek bir performans ile birlikte düşük bir güç (4.04 Megawatt) tüketimi ile çalışmasını sağlıyor.

Tianhe-1A, savunma teknolojisinde uzman olan bir üniversitede geliştirildi.  Tianjin National Supercomputer Center adlı merkezde çalıştırılan bu sistem, Astro fizik ve bio kimya gibi bilimsel dallarda kullanılıyor.   

:: TOP 500 listesinde Türkiye’den bir temsilci olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Windows Phone 7’nin 7 Falsosu

Microsoft’un mobil işletim sistemi Windows Phone 7, son kullanıcıya ulaşmak adına artık geri sayıma geçti. Yazılım devi adına adeta bir geri dönüş anlamı taşıyan sistemin ilgi çekici özelliklerini sizlere daha önceki yazılarımızda aktarmıştık. Bu kez ise tam tersi bir yol izleyerek Microsoft’un Windows Phone 7’deki hatalarını derledik. Bakalım Steve Ballmer’ın “tamamen modern” diye ifade ettiği işletim sistemini zora sokabilecek maddeler nelermiş.

Flash Desteği Bulunmuyor

Artık mobil dünya ile bağları pek yakın olmayan kişilerin bile ilk baktığı konu haline geldi Flash desteği. Apple’ın, katı tutumunu taviz vermeden sürdürdüğü bu alanda umutlarını HTML 5’e bağlamış durumda. Diğer rakiplerde ise durum daha farklı. Symbian’ın zaten yıllardır Flash desteği bulunuyordu. Symbian^3’te de durumun bu yönde şekilleneceği bilgisini aldık. Android ve hatta WebOS’in de Flash 10.1 destekleri en üst seviyede.


Sistem arayüzünü oluşturan hub mantığı Windows Phone 7’nin başına küçük sıkıntılar açacak gibi görünüyor.

Buna karşılık Windows Phone 7’nin en azından şu an için Flash desteği bulunmuyor. Durumun ilerleyen süreçte değişiklik gösterebileceği söylense de ilk etapta bu imaj Microsoft’un başına dert açacak gibi görünüyor.

{pagebreak::Multitasking Yok!}

Multitasking Yok!

Yıllardır Symbian’ın özgürce sunduğu çoklu işlem yapabilme kapasitesinin modern (!) mobil işletim sistemlerinde zamanla yer bulması ve yeni bir özellikmiş gibi gösterilmesine alışmıştık ancak bu özelliğe hiç yer vermemek de nereden çıkmıştı böyle?


iOS 4 ile iPhone’a kısmı multitasking desteği geldi.

Microsoft’un modern mobil işletim sisteminde Multitasking yani aynı anda birden fazla uygulamayı çalıştırabilme olanağı ne yazık ki mevcut değil. Apple’ın bile tam olmasa da kısmen müsaade ettiği multitasking’e Microsoft’un kapılarını kapatması bakalım nasıl bir sonuç doğuracak.

{pagebreak::E-Postalar İçin Ayrı Sayfa}

E-Postalar İçin Ayrı Sayfa

Gelişmiş e-posta özellikleri akıllı telefonların vazgeçilmez ayrıntılarındandır. Bu alanda hayli deneyimli olan Microsoft’un çok özel bir şeyler hazırlamış olacağı düşünülüyordu. Pek de hayal kırıklığı yarattığı söylenemez ancak elektronik postaların ayrı bir işlev olarak düşünülmesi mobil dünya adına alışılmışın dışında bir hamle olmuş.


Microsoft Outlook ayrıcalığını, “sadece Windows Phone 7’de Outlook var” diyerek vurgulamaya çalışmış.

Hub mantığı nedeniyle bir böyle bir tercihte bulunulmuş olduğunu tahmin etmek pek de güç değil. Ancak bu durum muhtemelen tepkilere yol açacaktır. Mobil işletim sistemlerinde minimum tıklama ile maksimum iş yapmak ön plandaki konudur. Bu nedenle tüm mobil işletim sistemlerinde olduğu gibi Windows Phone 7’de de elektronik posta kutularına mesajlar altından ulaşılabilse hem çağa uygun hem de daha kullanışlı olmuş olacağı bir kesin.

Windows Phone 7’de Outlook, Hotmail, GMail ve diğer tüm posta hesapları için ayrı bir uygulama var. Her posta kutusuna ulaşmak için bir gidip simgesine tıklayıp çalıştırmanız gerekiyor. Örneğin Android ya da Symbian’da yer alan ortak posta kutusu mantığını düşündüğümüzde Windows Phone 7’nin daha en başından kaybetmiş olduğunu görüyoruz.

{pagebreak::Kopyala – Yapıştır?}

Kopyala – Yapıştır?

Windows Phone 7 ilk duyurulduğunda kopyala – yapıştır yeteneğine sahip olmayacağının açıklanması sistemin sert eleştirilere maruz kalmasına neden olmuştu. Sonrasında gelen açıklamalarda ise bir güncelleme ile bu desteğin getirileceğinden bahsedilmişti.


Marketplace üçüncü şahıs yazılım yönünden şu anda rakiplerine kıyasla bir hayli zayıf.

Ancak bu durum Windows Phone 7’nin alnına yapışmış kara bir leke olarak kalmışa benziyor. Ve tabi birçok kullanıcı da bu özelliğin neden ön yüklü olarak gelmeyecek olmasından şikâyetçi. Hal öyle bir durum aldı ki Microsoft’un Apple’ı taklit ettiği konuşulmaya bile başlandı. Bilindiği gibi Apple iPhone OS 3.0 ile birlikte mobil cihazlarına kopyala yapıştır desteği sunmaya başlamıştı.

{pagebreak::Üçüncü Şahıs Yazılımlar?}

Üçüncü Şahıs Yazılımlar?

Windows Phone 7 duyurulduğu andan itibaren popüler yazılımların (eBay, IMDb, Sims 5 gibi) Windows Phone 7 sürümleri ile karşılaşıyoruz sık sık. Başlangıca özel geliştirildiği bariz olan bu yazılımların yanı sıra Microsoft SDK’nın yüz binleri geçen indirilme rakamlarına ulaştığından bahsetmiş.


Microsoft mobil oyun dünyasında rakiplerinden Xbox Live desteği ile sıyrılmaya çalışacak.

Beklenen birkaç güncellemenin dışında henüz üçüncü şahıs yazılımlar adına bir hareketlilik yok ne yazık ki. Bu durgunluk bir patlama ile delinir mi bilinmez ancak AppStore’da 300.000’in üzerinde Android Market’te de 100.000 dolaylarında mobil uygulamanın yer aldığını düşünürsek bu durum yazılım devinin başına sıkıntı yaratacak konulardan biri gibi duruyor.

{pagebreak::İşleyişe Yönelik Problemler}

İşleyişe Yönelik Problemler

Windows Phone 7’de Applevari, katı bir tutum sergiliyor Microsoft. Bunların bir kısmı sistemin işleyişine yönelik olduğu gibi bir kısmı da üreticilerin cihazlarında kullandıkları donanıma müdahale ediyor.

Donanıma ilişkin sorunların en başında bellek kartı desteğinin bulunmayışı yer alıyor. Üreticiler dahili yığın hafıza kullanmak zorunda. Bir diğer husus ise depolama modu desteğine yer verilmemesi. Telefonunuzu USB kablo ile bilgisayarınıza bağladığınızda bir USB bellek takılıymış gibi içeriği görüntüleyemiyorsunuz ne yazık ki.


Xbox, Zune, Bing ve Office hiç şüphe yok ki Windows Phone 7’nin en önemli kozu.

Sisteme yönelik can sıkıcı durumlar ise biraz daha fazla. Bunlardan da yine en dikkat çekici olanı üçüncü parti arayüz yazılımlarının kullanılamıyor oluşu. Her üretici standart Windows Phone 7 arayüzünü kullanmak zorunda. Unutmadan 5 farklı renk seçimine müsaade edildiğini belirtelim.

Diğer sorun teşkil edebilecek konular ise özgün bir kodlama yapısının bulunmayışı, p2p oyun oynanamıyor olması, ön tanımlı uygulamaların değiştirilemiyor oluşu (web tarayıcı gibi), üçüncü şahıs yazılımların sadece kendi dizinlerine yüklenebilmesi şeklinde sıralanıyor.

{pagebreak::Gecikme}

Gecikme

Microsoft, mobil işletim sistemleri pazarını biraz ihmal etti ne yazık ki. Durumun farkına vardığındaysa yazılım devinin kaleleri çoktan iPhone ve Android saflarına geçmişti bile. Sevenleri Microsoft’un yeni mobil işletim sistemini tam üç sene beklemek zorunda kaldı.


Kişilere bağımsız bir sayfadan erişebiliyorsunuz. Bu ekran kişi bilgisinin yanı sıra son durum güncellemelerini de içeriyor.

Bu süreç içersinde firmanın ciddi anlamda bir kayba uğradığı açık. Ve bu nedenle Microsoft şu anda beklentilere cevap veren bir sistemden ziyade kendini kanıtlama çabasında olan yeni bir oyuncuyu pazara sunmuş oldu.

 

:: Windows Phone 7’nin sizce en önemli hatası ne?

 

Nokia 5800’a Yeni Firmware Geliyor!

Ülkemizdeki birçok kullanıcının dokunmatik ekranlı akıllı telefon deneyimi yaşamasına öncülük eden cihazlardan birisi Nokia 5800XM. Uygun fiyatı, başarılı özellikleri ve Symbian işletim sistemi ile yoğun ilgi gören telefon, tüm dünyada milyonlarca adetlik satış rakamı yakalayarak üreticisinin de yüzünü güldürmeyi başardı.

Bu başarıya kullanıcılarına satış sonrasında maksimum desteğiyle karşılık veren Nokia, firmware güncellemeleri ile cihaza zamanla yeni özellikle kazandırdı ve mevcut sorunları çözme yoluna gitti. Artık yeni bir firmware gelmez düşüncesindeyken bir güncelleme haberi daha geldi 5800 için. Üstelik bu bilgiyi veren de Nokia yetkilileriydi.

 


Sorun, Ovi Suite’in telefonu hiç boş alan yokmuş gibi algılaması.

Nokia bünyesinde Avrupa destek forumlarına gelen bir sorun bildirimi olayların başlangıcı oldu. Bir kullanıcı güncel Ovi Suite yardımı ile V51 firmware yüklü telefonunu bilgisayarına bağladığında yeterli yer olmasına karşın yazılım, cihazın tamamını dolu gösteriyordu.

Çeşitli çözüm önerileri sorunu çözmeyince ve dahası bu sorunu yaşayan birçok kullanıcı olduğu ortaya çıkınca Nokia ekibi harekete geçti. Kesin olarak tarih bildirilmemiş olsa da Kasım ayının ortası gibi firmware güncellemesinin kullanıcılara sunulmuş olması bekleniyor.

 

:: Siz de telefonunuzda böyle bir sorun yaşadınız mı?

 

Apple Çin’de de Başarılı!

Dünyanın en popüler teknoloji firmalarından biri olan Apple, birçok ülkede başarılı bir satış grafiğine sahip. Apple’ın uzun süredir ise görmezden geldiği bir pazar mevcut. Bu pazar, dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin pazarıydı.

Başta Steve Jobs olmak üzere Apple yetkilileri, geçtiğimiz haftalarda Çin pazarına girmeye ikna olmuştu. Bu pazarda başarısız sonuç almaktan çekiniyorlar yorumlarına inatla, pazara giren ve Çin sınırları içerisinde satış yapan online bir Apple Store açan firma, şimdi bu hareketinin meyvelerini topluyor.

 

 

Apple, online bir Apple Store ile yeni girdiği Çin pazarında büyük başarı elde etti. Satış rakamlarına bakıldığında deyim yerindeyse mağaza, su gibi iPhone satıyor. iPhoneFaq gibi siteler bir anda Çinli iPhone kullanıcılarının akınına maruz kaldı.

Çin’de hizmet veren online Apple mazağasında iPhone 4 stoklarda bitmiş durumda. iPad ise önümüzdeki günlerde satışa sunulacak.

:: Apple’ın bu hamlesinde başarılı olması, firmanın stratejilerini değiştirecek mi? Yorumlarınızı bizimle paylaşın