Twitter 10 Milyar Dedi

Mikro blog kavramı ile sosyal paylaşım alanında yeni bir dünya yaratan Twitter, 10 milyar Tweet barajını geçti. Ancak 10 milyarıncı Tweet‘i siteye gönderen kullanıcının ismi henüz açıklanmadı.

Kasım 2008‘de 1 milyar Tweet sayısına sahip sosyal paylaşım devinin Ekim 2009‘da ise 5 milyar Tweet barajını geçtiği açıklanmıştı.

Sadece 5 ay içerisinde bu rakamı ikiye katlayan Twitter’ın dört ay içerisinde 20 milyar Tweet seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.

:: Twiiter dünyasına kendinizi kaptıranlardan mısınız?

Nvidia’nın Başı Büyük Dertte

Nvidia’nın bir süre önce piyasaya sürdüğü 196.75 kodlu sürücü, firmanın başını çok ağrıtıyor. İlgili sürücüyü yükleyen kullanıcılar, şikayet üstüne şikayet de bulunuyor.

 

Bu şikayetlerin en hafifi, 196.75 vasıtasıyla yapılan ayarlar sonrasında, kartta meydana gelen aşırı ısınma vakası ve performans düşümü. Fakat, yazılımı yükledikten sonra ekran yongasına aşırı yük bindiğini ve yanma vakalarının gerçekleştiğini bildiren kullanıcılar da az değil. Nvidia’nın, olaya en kısa zamanda bir açıklama getireceğine eminiz.

:: 196.75 sürücüsünü yüklediniz mi? Yüklediyseniz bir sorunla karşılaştınız mı?

 

Sony, Apple’a Karşı Boş Durmayacak

Sony, bu aralar mobil dünyada yapacağı yeni bir girişimi tasarlıyor. Bu girişim tamamen Apple‘a karşı bir üstünlük kurma mücadelesi haline dönüşmüş durumda. Sony’nin planlarına göre iTunes benzeri bir servis ile iPhone‘a meydan okuyabilecek bir mobil cihaz piyasaya sunulacak.

Henüz plan aşamasında olan bu durum şimdiden teknoloji çevrelerinde yayılmaya başladı. PSP ile akıllı telefon karışımı bir cihaz çıkartmayı düşünen Sony‘nin planlarında ne derece başarılı olacağı şimdiden merak konusu haline geldi.

:: Sony, iPhone’a meydan okuyabilir mi?

Nintendo, PC’yi Geçmişe Döndürdü

Konsol pazarının önemli oyuncusu Nintendo, artık sadece kendi yapımlarına değil PC’ye de arabirim üretme kararı aldı ve geçmişin tasarımlarını günümüzle buluşturdu.

 

Buffalo isimli oyun kumandası, Turbo’nun da dahil olduğu 8 tuşa sahip. Windows 7, XP, 2000, Vista ve hatta ME Edition işletim sistemlerini destekliyor. 1.8 metre uzunluğundaki kablosu sayesinde, monitörün dibinde durmanız gerekmiyor. Klasik Super Mario oynama isteği uyandıracak ürünün yurt dışı fiyatı ise 22 dolar.

:: Klasik yapımlardan(C-64, Atari, Amstrad, Amiga) en çok hangisini özlüyorsunuz?

Google, Microsoft’a Gözdağı Veriyor

Microsoft, Office 2010‘daki yazılımların çevrimiçi olarak kullanılabileceğini duyurduktan sonra Google cephesi de boş durmuyor. Google’ın Microsoft’a karşı yeni hamlesi DocVerse‘i satın almak oldu.

DocVerse, Office’de yer alan tüm uygulamaları internet ortamına taşıyabilen bir servis.

Ufak boyutlu bir yazılım olan DocVerse‘i indiren kullanıcının Office uygulamalarında bu servisin menüsüne ulaşarak ofis dosyalarınızı internet ortamına taşıyabiliyor ve böylece çevrimiçi olarak arkadaşlarınızla beraber dosyalarınız üzerinde ortaklaşa çalışabiliyorsunuz.

Google bir sonraki hedefini ise Google Docs ile DocVerse servislerini uyumlu olarak kullanıcılarına sunabilmek olarak belirledi.

:: DocVerse servisini kullanmayı düşünüyor musunuz?

Nintendo 2010 Yılı Oyunlarını Tanıttı

Nintendo, geçtiğimiz gün  Londra‘da gerçekleştirdiği zirve toplantısında 2010 yılının ilk yarısında piyasaya sunacağı yeni oyunlarını tanıttı. En yeni Wii ve DS oyunlarının tanıtıldığı organizasyonda ayrıca bu konsolun hayranları tarafından merakla beklenen Super Mario Galaxy 2 ve Metroid: Other M oyunlarının kesin çıkış tarihi açıklanmış oldu.

Ayrıca Londra’daki tanıttım ilk kez görücüye çıkarılan ve 5 Mart’ta piyasaya sunulan Nintendo DSi XL, 2 farklı mat rengi, DSiWare yazılımı ve kablosuz internet imkanı sunan DSi Browser ürünleri, tüketiciler tarafından test edildi.

Nintendo tutkunlarının heyecanla beklediği Super Mario Galaxy 2, oyunu 11 Haziran’da piyasaya sunulacak. Yer çekimine karşı özelliği olan  oyunda, yeni gezegenler ve içerikler de bulunuyor.  Yapımda Mario serilerinin ünlü karakteri Yoshi‘de bulunacak. Süper Mario Yoshi‘ye binip düşmanlarını öldürebilecek.

Wii kumandasının özellikler ön planda olacak

Nintendo ve Team Ninja firması tarafından yapılan Metroid oyununa farklı bir perspektif kazandırılan Metroid: Other M 2010’un 3. çeyreğinde piyasaya sunulacak. Terk edilmiş uzay istasyonundaki tünel ve kıvrımlı geçitlerden geçerken istediğiniz zaman 3D perspektifine geçiş yapabilmek mümkün olacak.

Firmanın açıklamasına göre, Metroid Other M adlı aksiyon oyununda Wii kumandasını işlevselliği oyuncu tarafından daha iyi anlaşılacak. Kullanıcılar, kumandalarını yan tuttuğu zaman düşmanlarınla savaşacak. Bölümlerde takıldığı zaman ise ipuçalrını görmek görüş açısını değiştirip etraftaki ipuçlarının farkına varabilecek.

23 Nisan’da piyasaya sunulacak olan Monster Hunter Tri, Wii için tasarlanan aksiyon dolu epik bir oyun. Bu yepyeni oyunda, şehri depremden sonra yeniden inşa ederken canavarlardan koruyabilmek için oyuncular silahlarını ve zırhlarını kendileri tasarlayacak.

Avrupa pazarındaki Xbox etkisini kırmak isteyen nintendo bu oyunda farklı pazarlama stratejisi de deneyecek. Avrupa’daki oyuncular, oyunun online özelliklerinden ekstra bir ücret ödemeden faydalanabilecekler.

7 Mayıs’da raflardaki yerini alacak olan Sin and Punishment: Successor of the Skies oyununda ise Wii kumandasının nişan alma duyarlılığı ön plana çıkartılıyor. 

Tenis oyunlarındaki duyarlılık ve tilt oyunundaki eğlenceyi birleştiren FlingSmash oyunuyla ise yaz aylarında piyasaya sürülecek.Bu yapım, Wii Motion Plus teknolojisini kullanıyor. 

Bu dövüş oyunun ana karakteri DS kullanıcıları

Japonya’da 4 milyondan fazla satan Dragon Quest IX: Sentinels of the Starry Skies oyunu da yaz aylarında DS kullanan oyun severler ile buluşacak.

Tüm Nintendo DS ailesi ile kullanılabilen WarioWare: Do It Yourself ve WiiWare için olan WarioWare: D.I.Y. Showcase de 30 Nisan 2010 da satışa sunulacak. Bu iki oyuna da sahip oyuncular ise yapımların içeriklerini oyunlar arasında transfer edebilecek. 

Nintendo DSiWare için tasarlanan Photo Dojo adlı yapım ise ilkbaharda piyasaya sürülecek. Ancak bu oyunu diğer Nintendo yapımlarından ayıran bir özellik var.

Yapımcılar, Photo Dojo‘da ana karakterin oyuncular olmasına karar vermiş. Yapıma başlayabilmek için,  13 tane poz verip fotoğraf çekmeli ve 10 tane de ses efekti kaydetmelisi gerekiyor. Böylece oyundaki karakter DS sahibinin tipine bürünüp onun gibi konuşabilecek.

:: Yeni çıkan oyunlar ve Nintendo teknolojileri için bu konsolları alır mıydınız?

Uygulama Mağazalarının Hızlı Yükselişi

Mobil uygulama mağazaları artık mobil cihaz tercihlerinde önemli bir kriter halini aldı. Her markanın ve hatta mobil işletim sistemlerinin kendi mağazalarını görebilmek mümkün hale geldi. Apple’ın önemli bir rol üstlendiği ve hatta tartışmasız lider olduğu bu alanda ciddi paraların döndüğünü düşünüyorsanız gelecekte bu rakamların katlanarak artış göstereceğinin ön görüldüğünü belirtelim.

 

Mobil pazara dair araştırmalar yapan reseach2guidance tarafından açıklanan ve 2013 yılına dair yapılan araştırmalara göre mobil uygulama mağazalarının 15.65 milyar dolar hacimli bir pazar haline geleceği ön görülüyor. Hatırlanacağı üzere 2009 yılı sonunda bu rakam 1.94 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Bunun yanı sıra yine aynı yıl içersinde dünya genelindeki mobil kullanıcılarının sayısı 100 milyona ulaşmıştı. Bu rakamın 2013 yılına gelindiğinde ise 970 milyon olabileceği raporda açıklanan detaylardan. (9 Günde 1 Milyon Dolar Nasıl Kazanılır)

:: Mobil uygulama mağazalarına bugüne kadar ne kadarlık ödeme yaptınız?

Google Buzz Facebook’a Karşı

Google, Buzz hizmeti ile Google Mail servisini bir sosyal ağ projesine dönüştürüyor. Bu servis sosyal ağlardan bildiğimiz kişilerin durum bilgisini ve bağlantılarını gösteriyor. Buna ek olarak resim ve video verilerini paylaştırıyor.

Uzaktan bakıldığında bunun gayet hoş bir servis olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat Google bu treni kaçırmadı mı? Google, bu alanın bir numarası olan Facebook’a karşı ne yapabilir ki? 400 milyon kullanıcılı Facebook herkesin ilgisini çekiyor ve herkes de bu yolda ilerliyor. Bu iş bu kadar kolay mı gerçekten?

Google, Buzz’u dünyaya tanıttığında kimse havalara uçmadı, hatta bu hizmetin kimsenin ilgisini çekmediğini de söylemeliyim. Bu, esasında bizi şaşırtmadı (Google’dan Masaüstü İçin Kehanet).

Çünkü Google benzer projelerle sosyal ağ hizmetini denedi ve başarısız oldu. Orkut, Google’dan çıkma ve sadece Brezilya’da iş yapıyor. Wave buna karşın hiç başarılı olamadı. Hatta Wave’i uzun zamandır duymadığımı söylemeliyim.

 


 Google, sosyal ağ hizmeti Buzz ile geleceğin reklam pastasından pay kapmak istiyor. Fakat bu düşünüldüğünden çok daha zor.

 

Tabii bir de şunu unutmayalım. Google son zamanlarda o kadar çok göze battı ki, İnternet dünyasının yaramaz çocuğu oldu. Google’a karşı inanılmaz sert rüzgarlar esiyor. Bu rüzgar bir zaman Microsoft’a karşı esen rüzgarlardan çok daha şiddetli.

Google ne zaman bir proje veya bir servis duyurursa, inanılmaz derecede karşıt görüş ve protestolar yükseliyor. İnsanlar birleşerek Google’a karşı cephe alıyor.

Özellikle veri güvenliğinde uzmanlaşmış olan şirketler, bu konuda insanları uyarıyor. Kullanıcılar Google’a para ödemiyor ama buna karşın kimliklerini açığa çıkarıyor. Google zaten kullanıcıların bu verilerine sahip olmak istiyor.

Tıpkı Facebook’un yaptığı gibi... Çünkü bu bilgiler inanılmaz büyük paralar ediyor. Veri güvenliğini sağlamayı bir yana koyun, Google Buzz farklı özellikleri desteklemesi sayesinde, bir çok dezavantajı da beraberinde getiriyor.

{pagebreak::Google Buzz Facebook’a Rakip Olacak mı?}

Google, Facebook’tan farklı olmak adına değişik özellikler destekliyor. Bu özelliklerden kullanıcıların birbirine bağlanmamaları, Buzz’a ileride epey problem çıkaracak.

Neticede insanlar resim ve videoları görmek, seyretmek, duymak ve yorumlamak istiyor. Kendi yazdıklarını tanımadığı insanlarla paylaşmak istiyor. Google’da bu tür bir özelliğinin olmaması, uzmanların Google Buzz’un başarısız olacağını düşünmesine yol açıyor.

Oysa Google’in yapacağı şey çok basit. Kendi standartlarını belirlemek yerine kullanıcıları dinlemeli. Hatta geçmişten ders almalı.

Buna en güzel örnek, Microsoft’un yıllar önce MP3 formatlarını kendi oynatıcısında inatla desteklememesi. Hatırlayanlar bilir. Birçok kullanıcı Fraunhofer Enstitüsü‘nün geliştirdiği ses sıkıştırma formatını benimseyip kabul ettiler. Fakat Microsoft çoğunlukta olan kullanıcıları dinlemeyip, MP3 formatını Windows Media oynatıcısına entegre etmedi (Street View’e Resim Desteği Geliyor).

 

Google kendi standartlarını belirlemek yerine kullanıcıları dinlemeli.

 

Microsoft, Windows kullanan kullanıcılarını WMA formatına yönlendirmek için elinden geleni yaptı. MP3 formatına hiçbir destek vermedi. Fakat kullanıcılar seçimlerini çoktan yapmışlardı.

Microsoft, iPod’un üç sene içinde başarıya ulaşması ile birlikte Windows Media oynatıcılarında MP3 encoding fonksiyonunu ekledi. İnanılmaz güçlü olan ve pazara hakim olan Microsoft o zamanlarda istediğini elde edemedi ve kullanıcılarına mecburen boyun eğdi.

Kullanıcılarından olumsuz tepkiler alan şirketlerden bir başkası da kuşkusuz Intel’di. Firma, yıllar önce RAMBUS bellek teknolojisini geliştirip piyasaya sürdü. Intel o zamanlarda standartları belirleyen bir firma rolündeydi.

Dolaysıyla firmaların Intel’i takip edeceği tahmin ediliyordu. Fakat bu böyle olmadı. RAMBUS yerine, bildiğimiz ve uygun fiyatı ile dikkat çeken DDR bellekler piyasaya hakim oldu. AMD bu belleklere yatırım yaptı ve bu işten de kazanç elde etti.

Müşterilere karşı ikna kabiliyeti oldukça yüksek olan Intel, istediğini elde edemedi ve mecburen geri adım attı.

{pagebreak::Uzun Lafın Kısası}

Google, Buzz hizmeti ile Microsoft’un WMA standardında inat etmesinin aynı şey olduğunu söylemeliyim. Buzz, Facebook’a karşı çok geç kalmış durumda. Ayrıca bir yenilik de sunmaması işin çabası.  

Facebook’un E-mail işine girmesi piyasada bir yenilik. İşte o zaman inanılmaz bir savaşa şahit olacağız. Sonuçta herkes reklam pastasından pay almak istiyor.

Bugün Google, sosyal ağlardan gelir elde etmeyi düşünürken, Facebook yarın E-mail hizmetleri ile reklam pastasını artırmak isteyebilir (Tüm Resimleri İndirin).

Google Buzz hizmeti sayesinde sosyal ağlardan para kazanmak istiyor.

 

:: Google Buzz başarılı olabilecek mi?


Turkcell, 42,2 Mbps Hıza Ulaştı

Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, Kartal Plaza’da yaptığı 3G hız denemelerinde 42,2 Mbps hıza ulaşarak; dünyada bu teknolojiyi deneyen üçüncü operatör oldu.

Turkcell’in bugün yaptığı denemelerle Türkiye’nin Avustralya ve Polonya’dan sonra dünyada bu teknolojiyi deneyen üçüncü ülke olduğunu söyleyen Turkcell’in Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlter Terzioğlu, yakın bir zamanda HSPA+ çift frekans destekli cihazlar sayesinde bu hızlara ulaşmanın mümkün olacağını belirterek şöyle konuştu:

“Turkcell şebekesini HSPA+ desteğiyle kurduğu için, Turkcell müşterileri bugünün ve geleceğin 3G teknolojilerini A tipi lisansı sayesinde rahatlıkla kullanabilecek. Turkcell olarak bu yıl içinde bu hızları, şebekemizde müşterilerimize sunmaya hazır hale geleceğiz (Turkcell MobilTV İncelemesi).

Bundan sonraki hedefimiz, 3G’de 84 Mbps hıza ulaşmak olacak. Her zaman olduğu gibi en yeni teknolojilere yatırımımızı sürdürüyoruz. Biz Turkcell olarak şebekemizi en yeni teknolojilere sürekli hazır hale getiriyoruz.”

 

Turkcell, Ericsson’la birlikte yaptığı denemelerde 40 Mbps hızlara ulaştı.

 

Turkcell, Ericsson ile yaptıkları testlerde Haziran 2009’da Türkiye’de ilk kez 28 Mbps hıza ulaşmış, Temmuz 2009’da ise 3G’den sonraki mobil teknoloji olan LTE (Long Term Evolution) testlerinde 170 Mbps hızı aşmıştı (Hafta İçi Her Gün Sinema Keyfi).

:: Turkcell, 3G’de 84 Mbps hızına ulaşabilecek mi?

 

Tek Bir Tweet’le Ünlü Oldu!

Günümüde internet öyle bir mecra haline geldi ki, dünyanın herhangi bir yerindeki bir kullanıcı, hiç beklemeden dünyaca ünlü hale gelebiliyor. Özellikle internet dünyası içinde tanınan sitelerden ünlenen bazı insanlar, yıllarca konuşulacak malzemelerle hayatımıza bir şekilde yer etmeyi başardı.

140 karakterlik limitiyle blog tutmamızı sağlayan mikro blog sitesi Twitter, internet ünlüsü olma yolunda kullanıcıya çok büyük kolaylık sağlıyor. Twitter üzerinden ünlü olan son kullanıcı, Sarah Killen adında herhangi bir özelliği olmayan kız oldu.


İşte Sarah Killen’ın Twitter’daki fotoğrafı

Amerika Birleşik Devletleri’nin en ünlü komedyenlerinden Conan O’Brien, Twitter sayfasında “Bundan sonra rastgele bir kullanıcıyı takip edeceğim. Ama sadece o kişiyi takip edeceğim” demişti. Bunun üzerine mesaj atan Sarah Killen, tesadüf eseri Conan O’Brien’ın seçimi oldu.

Bu olayın ardından 1 gün içerisinde toplam 10.000’den fazla takipçi kazanan Sarah Killen‘ın şimdilerde her yaptığı olay oluyor. Bakalım bu durum kaç gün daha devam edecek veya Conan O’Brien’ın bir sonraki hedefi kim olacak…

:: İnternet ünlüleriyle ilgileniyor musunuz? Bildiğiniz internet ünlüleri kimlerdir?

Haftanın Web Siteleri

Yaşadığımız çağın en bir sonucu olarak günde en azından 6 saatimizi internette geçiriyoruz. Ancak sanal dünya o kadar büyüdü ki, buraları gezmek bile insanın vaktini almaya başladı.

Birçok kullanıcı, e-posta hesabı, sosyal ağlar ve haber sitelerinden başka bir yere giremiyor. Sanal dünyanın monotonluğunu bir kenara bırakın. Sizin için hafta ilginç ve faydalı siteleri bir araya getiriyoruz.

 Ülkemizdeki popüler yatırım araçlarından altının fiyatını sadece bir tıkla öğrenmek ister misiniz? Peki, ya nükleer enerjiyi mizahi bir yolla eleştiren ve bu konuda bilgi veren bir site ister miydiniz? Bunlar ve daha fazlası bir araya getirdiğimiz web sitelerinde

{pagebreak::Videolu program dersleri}

Videolu program dersleri

Ülkemizde uygulanan Youtube yasağı aynı mantıkla çalışan birçok sitenin de önünü açmış oldu. NetTube‘de bu mantıkla video yayını yapan ancak streaming hizmetlerini farklı amaçlarla kullanan bir site.


www.nettubee.tr.gg

Sayfada, hemen hemen her programın videolu şekilde anlatımını görebiliyorsunuz. Amatörce hazırlanmış bu sitenin faydalı bir yazım dili bulunuyor.

{pagebreak::Temalar ve duvar kağıtlarının adresi}

Temalar ve duvar kağıtlarının adresi

Arka planlar, duvar kağıtları ve iconlar zevklerinizin sanal dünyaya bir yansıması. Programların standart olarak sunduğu, görüntülerden eğer sıkıldıysanız SecretMaster.net ilginizi çekecek içerikler sunuyor.


www.secretmaster.net

Bu sitede, duvar kağıdı paketleri, farklı programlar için icon ve arka plan görüntüleri bulunuyor. Mobil cihazlar ve siteler için de farklı temaları bulacağınız bu site, işinize yarayacak.

{pagebreak::Milli takımın tarihini görün}

Milli takımın tarihini görün

Hangi takımı tutarsanız tutun, milletçe milli maçlarda sırasında aradaki tüm husumetler unutuluyor ve herkes tek bir ağızdan tezahürat etmeye başlıyor.


www.millifutboltarihi.com

Bizim için bu kadar önemli olan Türk Milli Takımı‘nın tarihini daha yakındandan tanımak ister misiniz?

Millifutboltarihi.com, adından da anlaşıldığı gibi milli gururumuzla ilgili her türlü bilgiyi bulabileceğiniz bir adres. Takımla ilgili istatistikler, maç özetleri ve tarihi bilgiler sitenin içeriği arasında yer alıyor.

{pagebreak::Facebook’un yerli alternatifi }

Facebook’un yerli alternatifi

Sosyal ağ çılgınlığını başlatan Facebook, bu konuda birçok sitenin de önümü açmış oldu. Whosend.com’da aynı mantıkla hazırlanmış bir web adresi. Ancak, yerli Facebook’un orijinalinden en büyük farkı içerik paylaşmanın gruplarla sınırlandırılmış olması.


www.whosend.com

Kullanıcılar ilk önce özel bölge olarak adlandırılan bu gruplara üye oluyor. Daha sonra, ise fotoğraf, video gibi materyaller paylaşıldığı zaman sadece seçilen özel alandaki kişiler görebiliyor.

Sitenin tasarımcıları bu şekilde sosyal ağlar ve güvenlik konusunda çözüm getirmeye çalışmış. Facebook‘tan sıkılanlar için farklı bir alternatif olabilir.

{pagebreak::Altın fiyatlarını hzlıca öğrenmek için}

Altın fiyatlarını hzlıca öğrenmek için

Türk adetleri gereği, altın hala en çok yatırım yapılan menkul değerlerden biri. Gerek düğünler olsun, gerekse özel günler nedeniyle altın piyasası sürekli canlı kalıyor.


www.altin.net.tr

Bu tarz durumlarda altın fiyatı aramak için altin.net.tr adlı bir siteye göz atabilirsiniz. Sayfada, tüm altın çeşitlerinin alış ve satış fiyatları bulunuyor.

Ayrıca sitede bulunan çevirici motor sayesinde elinizdeki yatırımın, altın, döviz ve Türk lirasındaki karşılığını da öğrenebiliyorsunuz.

{pagebreak::Türk yapımcıların uzay oyunu }

Türk yapımcıların uzay oyunu

Ogame’in açtığı tarayıcı tabanlı uzay oyunları sektörüne sürekli yeni yapımlar ekleniyor. Bu sefer ki oyun ise Türklerin elinden çıkmış. Madeniyet ismi kadar ilginç bir ana sayfa tasarımına ve hikayeye sahip.

Arka planlar ve simgeler Ogame kadar kaliteli olmasa da, yapımcıların zamanla oyunlarını daha da geliştireceğini düşünüyoruz. Farklı bir browser oyunu denemek bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

www.madeniyet.com

{pagebreak::Nükleer enerjiyle ilgili bilgilenin}

Nükleer enerjiyle ilgili bilgilenin

Yakın bir gelecekte ülkemiz nükleer enerjiyle tekrar tanışacak. 80’lerin bu popüler elektrik üretme yönteminin artıları kadar eksileri de bulunuyor. Greenpeace, radyasyonun oluşturduğu tehditleri esprili bir dille anlatmaya karar vermiş.


www.nukleer.greenpeace.org

Nukleer.greenpeace, adlı bu site çevreci grubun nükleer enerjiyi protesto eden ve halkı da duyarlı davranmaya davet eden içeriklere sahip.

Biraz kara komedi içerikli videolar, fotoğraflar ve reklam filmlerine bu adres üzerinden ulaşmak mümkün.

{pagebreak::Dünyanın en başarısız olaylarını görün}

Dünyanın en başarısız olaylarını görün

Epic Fail artık internette slogan haline gelmiş bir cümle oldu. Sanal dünyada her türlü başarısız film, oyun ve girişim için bu slogan kullanılıyor.


www.epicfail.com

Bu modayı epicfail.com adlı site başlatmıştı. Adreste, kullanıcılar tarafından yollanmış ilginç videolar ve fotoğraflar bulunuyor. Site ise, bu başarısız girişimleri, biraz mizahi bir yöntemle ziyaretçilerine teşhir ediyor.

:: Bu siteler arasında en çok hangisi ilginizi çekti?

 

Temel Fotoğraf Çekme Teknikleri

Fotoğraf çekme olgusu insanlığın en popüler uğraşlarının başında gelmektedir. Bunun sebebi hemen herkesin bir adet fotoğraf makinesi edinip, kolayca fotoğraf çekmeye başlayabilmesidir. Bu aşamada fotoğraf makinelerinin önemi devreye giriyor. Çeşitli amaçlar için üretilmiş olan çeşitli fotoğraf makineleri mevcuttur.

Örneğin günümüz teknolojisi, sadece hatıra ve kompozisyon amacı taşıyan fotoğraflar için bas ve çek olarak adlandırılan (Point & Shoot) fotoğraf makinesi türünü geliştirmiştir. Bunlara dijital kompakt fotoğraf makineleri de denilebilir. Bu fotoğraf makineleri herhangi bir kompozisyon ve betimleme amacı taşımadığı için, konumuzun dışında kalıyor fakat burada öğrendiğiniz bilgileri bas ve çek makinelere de uygulayabilirsiniz pek tabii ki.


Canon
EOS 500D’nin iç yapısını buradan görebilirsiniz. Gövdenin tek aynalı
yapısı dikkatinizi çekti mi?

Teknoloji henüz bu kadar gelişmemişken SLR, yani Single Lens Reflex olarak adlandırılan fotoğraf makineleri vardı. Bu tür fotoğraf makineleri hala var ve halen daha önemli fotoğrafçılar, bu tür makineleri tercih ederler. Bu tür makinelerle yapılan çekimlerde film kullanılır ve filmin banyosu için en az fotoğrafı çekerkenki kadar efor sarfedilir.

Ne var ki SLR makineler de teknolojiye ayak uydurdu ve dijital hale getirildi. Dolayısıyla DSLR adını aldı. Artık piyasada oldukça uygun fiyatlara a giriş seviyesi DSLR fotoğraf makinesi bulmak mümkün. Makine komplike hale geldikçe, diğer bir deyişle profesyonelleştikçe uçuk fiyatlara çıkabiliyor.

{pagebreak::Temel Teknikler}

Temel Teknikler

Bir fotoğraf makinesiyle birlikte çekebileceğiniz fotoğraflar oldukça geniş bir çizgiye sahiptir. Aynı manzarayı gören farklı fotoğrafçılardan hiçbiri aynı fotoğrafı çekmez. Zira görüş açıları ve teknikleri farklıdır. Siz de fotoğraf çektikçe kendi tekniğinizi geliştireceksinizdir. Bir konuya yaklaşırken önce kafanızda nasıl bir fotoğraf çekeceğinizi planlayın. Bir fotoğraf için birçok farklı parametre vardır.


Sony
marka bir DSLR’ın LCD ekranı. Perde hızı, F durağı (diyafram),
ISO
değeri, Beyaz Dengesi (AWB) gibi bilgiler bu ekranlarda yer alır.

Temel olarak bunlar diyafram, enstantane (perde hızı), ISO ayarı, odak uzaklığıdır. Fotoğrafçılık düzeyiniz profesyonelleştikçe işin içinde çok daha fazla parametre olduğunu göreceksinizdir. Fakat ilk aşamada bilmeniz gerekenler bunlar. Diyafram ayarı fotoğraf makinenizin ucunda bulunan objektifin (lensin) perdesinin hangi açıklığa sahip olacağı ile ilgilidir.


F durağının sayısal değerleri ile diyafram deliğinin açıklık/kapalılık oranını
bu görsel ile daha iyi anlayabilirsiniz.

Ortalama bir objektifte diyaframın en açık hali 3.5 iken, en kapalıya yakın hali ise ortalama 22‘dir. Burada unutulmaması gereken, sayısal değer ne kadar küçük ise, perde o kadar büyük yarıçapa sahip olacak şekilde açık demektir. Bu sayısal değerlerin her birine durak (stop) denir. Eğer bir objektifin en açık diyaframı 1.6, 2.8 gibi değerlere sahipse bu, objektifin hızlı olduğunu gösterir. Eğer en açık hali 4.5, 5.6 gibi bir değerse bu da objektifin yavaş olduğunu gösterir.

{pagebreak::Perde Hızı}

Perde Hızı

Bir diğer önemli parametre ise perde hızı, yani enstantanedir. Perde hızı ile diyaframın uyumlu olması gerekir ve pozometre, bu ikisinin değerlerine göre bir sonuç çıkarır. ISO da pozometreyi etkiler fakat objektif üzerinde bir etkisi yoktur. Perde hızı değerlerine baktığınızda 1/500, /640, 1/800, 1/1000 gibi değerler veya 1″, 2″, 3″, 4″ gibi değerler görürsünüz.

Kesirli sayılar (1/500), perdenin, saniyenin paydadaki değer kadarı kadar bir sürede açılıp kapanacağını gösterir. Örneğin 1/500‘lük enstantane değerinde perde, saniyenin 500’de 1’inde açılıp kapanır. Bu da ışığın içeri girebilmesi için çok düşük bir süredir.


Perde hızının farklı sonuçları

Işık yoğunluğu çok fazla olan veya anı dondurmak istediğiniz bölgelerde bu tür perde hızlarını tercih edebilirsiniz. Perde hızı düştükçe enstantanenin açılıp kapanmasının daha uzun sürdüğünü kulağınızla da fark edebilirsiniz.

1/10, 1/5 gibi değerler, saniyenin 10’da veya 5’de 1’i kadar bir sürede açık kalması anlamına geldiğinden, ışık yoğunluğunun az olduğu bölgelerde daha fazla ışık toplayabilmek için tercih edilebilir. Fakat bu sefer de unutmamanız gereken nokta, perde açık kaldıkça hareketin de kaydolacağı ve makine veya konu sabit değilse ortaya bulanık bir fotoğraf çıkacağı gerçeğidir.

Bunların dışında 1″, 2″, 5″, 10″, 30″ gibi değerler var demiştik. Bu değerler ise artık saniyenin x’te biri değerlerinden çıkıp, direkt saniyeleri gösterir. Yani perde hızı 10″ ise perde, 10 saniye boyunca açık kalacaktır ve bu süre zarfı boyunca tüm ışığı toplayacaktır. Kimi yerlerde bu, çok hoş görüntülerin oluşmasını sağlar.

{pagebreak::Gürültüye Dikkat}

Gürültüye Dikkat

Son olarak ISO hızından bahsedelim. ISO, filmli makinelerde var olan bir tür film hızıydı ve parlaklığı belirlerdi. Aynı sistem dijital ortama da taşındı. Diyafram ve perde hızı ikilisinin uyumu sizin fotoğrafınızda güzel bir konunun oluşmasını sağlıyor fakat, ışık size yeterli gelmiyorsa ISO ayarını artırabilirsiniz.


Farklı ISO değerlerindeki noise (gürültü) farkları

Fakat unutmayın; ne kadar yüksek ISO, o kadar gereksiz nokta demektir. Bu noktalara noise (gürültü) denir ve fotoğrafın kalitesini düşürür. Sizin yapmanız gereken, diyafram, perde hızı ve ISO arasındaki dengeyi yakalamak ve fotoğrafı çekmek.

Diyaframın açık olması (yani durağın 3.5 civarında olması), alan derinliğinin düşük olması anlamına gelir. Düşük alan derinliği, odaklandığınız objenin arka tarafının bulanık olması anlamına gelir. Bu, çoğu fotoğrafçının hoşuna giden bir olaydır.


F durağının sayısal değerini azaltarak alan derinliğini de azaltmış oluruz.
Böylece arkaplan bulanık çıkarken, fotoğrafın odağı kedi olur.

Diyaframı ne kadar kısarsanız (yani F durağını 16, 18, 22 gibi değerlere getirirseniz) alan derinliğiniz artar ve fotoğraftaki her yer net olur. Fakat tahmin edebileceğiniz gibi, bu sefer de yüksek perde hızlarını tercih edemezsiniz (tabii elinizde güçlü bir harici flaş ekipmanı yoksa). Bu sebeple ISO’yu artırma yoluna başvurabilirsiniz. Bu sefer de gürültü olmaması için dikkat etmelisiniz.

{pagebreak::Objektif}

Objektif

Kullandığınız objektif de bir hayli önemli. Farklı amaçlar için farklı objektifler bulunuyor ve siz, amacınıza yönelik bir objektif seçmelisiniz. Örneğin 18-75mm bir objektif, günlük kullanım için yeterli gelebilirken, uzak bölgeleri çekmeye yeterli gelmez.

Bu sefer de 70-300mm gibi bir adet teleobjektif seçmelisiniz. Uygun fiyatlara satılan teleobjektiflerin hızlı olduğunu ise söyleyemeyiz. Özellikle 300mm‘den yüksek odak uzaklığına sahip objektiflerin fiyatları bir hayli yüksek. Gelişmiş teleobjektif modellerini aynı zamanda tek tuşla makro moduna geçirebiliyorsunuz.


İşte bir fotoğrafçının isteyebileceği objektif’ler. Her objektifin farklı bir bakış açısı vardır

Dolayısıyla hem teleobjektif sahibi hem de makro objektif sahibi olmuş sayılırsınız. Geniş açı olarak da piyasada 10-20mm objektifler bulmak mümkün. Kısacası objektif konusunda seçim tamamen size kalmış durumda.

:: Fotoğrafçılığa meraklı mısınız? Bu bilgiler işinize yaradı mı?