Yeni Autodesk Çözümleri

Autodesk Ecotect Analysis 2010, mimarlara ve mühendislere kapsamlı simülasyon ve analiz işlevleri sunuyor. Bu işlevler kullanıcıların tasarım sürecinin başında güneş, termal, gölgeleme, ışıklandırma, hava akımı gibi çevresel faktörlerin binanın performansını nasıl etkileyeceğini anlamalarına yardımcı oluyor. Tasarım firmaları, Autodesk’in yapı bilgi sistemi (BIM) ile ilgili uygulamaları kullanarak ve enerji-etkin ve sürdürülebilir tasarımları mümkün kılan bina performans analizi için gereken tüm araçları uygulayarak, ürünün en son sürümünü kullanabiliyor.

BIM sürecine has zengin bilgilerle, tasarım verileri, gbXML dosya formatı kullanılarak Autodesk Revit Architecture 2010 ve Autodesk Revit MEP 2010 gibi yazılımlardan Autodesk Ecotect Analysis 2010 yazılımına aktarılabiliyor. Bu da tasarım sürecinin herhangi bir evresinde çok daha doğru simülasyona ve analize olanak sağlıyor.

 

Bu yeni yazılım, mimarlık, mühendislik ve inşaat (AEC) sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlere sürdürülebilir tasarım kararlarını almalarına yardımcı olacak.

 

Autodesk Sürdürülebilir Tasarım Rehberi proje ekiplerinin, proje sahibinin, mimarların, mühendislerin ve müteahhitlerin projenin ilk evrelerinde sürdürülebilir tasarıma yönelik kararlar vermelerine yardımcı olan bir diğer araç. Bu çevrimiçi kaynak, kullanıcıların projede sürdürülebilir hedeflerin ne olduğuna, hangi kararların kritik olduğuna, hangi araç ve adımların daha sürdürülebilir tasarımların yaratılması ve sunulması için kullanılması gerektiğine karar vermelerine yardımcı oluyor.

Rehber, kullanıcılara inşaat rotalarını belirlemede ve seçtikleri tasarımın suyun ,enerjinin, malzemelerin ve arazinin etkin kullanımındaki olası etkilerini önceden görmelerinde yardımcı oluyor. Kullanıcılar, bu kaynakların sürecin her bir evresinde sürdürülebilir şekilde kullanımında etken olduklarını görebiliyor. bhangi evresinde olduklarına bağlı olarak ölçekler artıyor ya da azalıyor. Ölçek yükseldikçe tasarımda sürdürülebilirlik ile ilgili alınan kararların o evreye etkisi daha fazla oluyor.

:: Autodesk’in yazılımlarını kullanıyor musunuz?

 

ACER Yeşillendi

Malzeme sağlayıcılarının çevre ile ilgili uygulama ve düzenlemelere uymasını sağlamak amacıyla Yeşil Tedarik Zinciri yönetimini gerçekleştiren Acer, endüstrideki çevresel düzenleme gerekliliklerine uyması ile dikkat çekiyor. Acer bu amaçla Acer Çevre Yönetim Sistemini yürütüyor, Eco ürünleri geliştiriyor ve ürün geri dönüşüm hizmetlerini sağlıyor.

Eco ürünleri geliştirmek amacı ile 2006 yılında HSF (Hazardous Substance Free- Zararlı madde bulunmayan) programını yürürlüğe koyan Acer, 2009 yılı itibari ile ürünlerinde PVC, BFR ve Phthalate bulunmaması sözünü verdi. Acer tüm bunlara ek olarak tedarikçileri ile sürekli iletişimde olarak alternatif teknolojiler üzeride çalışmalar sağlıyor.

 

Acer ürünlerinin üretiminde ve tasarımında kullandığı parçaların içerikleri ile hem de geliştirdiği yazılımlar ve teknolojilerle çevreye zararlı olabilecek maddelerin kullanımını ve enerji tüketimini azaltarak daha çevreci ürünler yaratıyor.

 

Küresel ısınma problemi ile birlikte Acer ArGe çalışmalarını daha fazla enerji ve kaynak tasarruf projelerine ayırdı. Örneğin Acer ePower Management yazılımı pil verimliliğini en üst noktaya getirmek için farklı iş durumlarında optimize güç kullanımını yönetilmesini sağlıyor. 2006’da bütün Acer diz üstü- masa üstü bilgisayarları ve monitörleri Energy Star markası ile sertifikalandı.

:: Ürün satın alırken çevre dostu markaları tercih ediyor musunuz?

TOKI Sosyalleşti

Her geçen gün üye sayısı artarken, üyelerin de aktif olarak doğru bilgi ve belge sağladığı www.tokikayabasi.com sitesi bir anlamda Toki’nin iletişim görevini üstlenerek Toplu Konut İdaresi’nin yükünü de hafifletiyor. Her bir üye kendi uzmanlık alanına göre bilgisini ortaya koyarak dile getirilen sorunları forum platformunda çözüme kavuşturuyor. Pek çok soru ve sorun daha Toki’ye ulaşmadan bu sitede çözüme kavuşuyor.

Toki’nin Kayabaşı 1.etap projesinden ev sahibi olanlar ve 2.etap başvurusu yapanlardan oluşan üyeler heyecanlarını, sevinçlerini ve sorunlarını aynı platformda paylaşma imkanı buluyor. Site üyeleri ve misafirleri sitedeki yenilikleri takip ederek Kayabaşı projesini her gün adım adım izleme imkanı buluyor. Bazı üyeler kendi imkanları ile inşaat alanına gidiyor. Çeşitli açılardan çekilen fotoğrafları, hatta gökyüzünden kuşbakışı çekilen fotoğrafları birbirleriyle paylaşarak, gelecekte kuracakları komşuluk ilişkisinin sağlam temellerini şimdiden atmaya başladılar bile.

 

 

Görülen o ki Kayabaşı toplu konutlarında ev sahibi olanlar www.tokikayabasi.com sitesi sayesinde özlenen komşuluk ilişkilerini şimdiden yaşamaya ve yaşatmaya başladılar.

 

www.tokikayabasi.com sitesindeki üyelerin dayanışması, sadece inşaat alanı bilgi paylaşımıyla kalmayıp Kayabaşı bölgesi nasıl daha da güzelleştirilebilir? Organik tarım için uygun alan oluşturulabilir mi? gibi sorulara da cevap arıyor. Özellikle bölgeden geçen yüksek gerilim hatları, toplu yaşam alanı oluşturulan bu bölgeden kaldırılabilir mi ya da toprak altına mı alınmalı sorusuna yetkililerden cevap bekliyor. Her üye konuya duyarlı vatandaşlık görevi bilinciyle yaklaşıp seslerini yetkililere iletmeye çalışıyor.

:: Sizce bu forumun moderatörleri kim? TOKI yetkilileri bu forumu nasıl takip ediyorlar?

Tasarımı ve Fiyatı ile İlgi Çekiyor

10.1 inç LED aydınlatmalı bir ekrana sahip olan N130 benzerlerinden daha düşük olan fiyatına rağmen kaliteden ödün vermemesi ile ilgi çekiyor. Intel Atom (N270/N280) işlemcisine sahip olan, 1 GByte bellek ve 160/250 GByte kapasiteli bir sabit disk üzerinde bulunduran N-130 ileri teknolojisinin yanı sıra, göz alıcı tasarımı ve performansı ile beklentilerin ötesine geçiyor. N130, en zorlu koşullarda test edilen gövdesi ile inanılmaz bir güç ve dayanıklılık sağlıyor. Çok daha eğlenceli ve üretkenliği destekleyen N-130, sınıfındaki diğer bilgisayarlardan ayrışıyor.

İnce ve şık gövdesinin üretiminde kullanılan üstün kaliteli parça ve malzemeler, N 130’un eşsiz renkleriyle birleştiğinde duyulara hitap eden farklı bir stili ortaya çıkarıyor. Kapsamlı fonksiyonlarına rağmen, sınıfının en hafif bilgisayarı olan N130, yalnızca 1.26 kilogram ağırlığı ile farklı bir mobil bilgisayar deneyimi yaşatıyor.


263.8 x 185.5 x 28.5 mm boyut değerlerine sahip N-130, tasarımı ve fiyat/performans oranı ile dikkat çekiyor.

 

Enerji verimliliği yüksek ekran ve işlemcinin mükemmel uyumu, olağanüstü bir pil performansı sağlıyor. Tek bir şarjla 7.5 saate kadar çalışan N 130, neredeyse bütün gün kullanıcıların tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.

N130 elbette iletişim teknolojilerini de destekliyor. Hızlı Internet erişimi için 802.11bg/n uyumu ve dahili 3G modem (HSPA/WiMAX/WiBRO) ile verilerinize istediğiniz zaman istediğiniz yerden ulaşabiliyorsunuz. Dahili mikrofon ve kulaklık bağlantısı ile tüm VoIP telefon görüşmelerinizi de yapmanız mümkün.

:: Netbook ürünlerinde hangi markayı tercih edersiniz?  


Resident Evil 5 PC

Puan: 10/8.6

Resident Evil adı, korku ve aksiyon sevenler için çok özeldir. Japonca adıyla Biohazard, PlayStation 1 konsolunun daha emekleme aşamasında piyasaya çıkmıştı. O zamanlar bu kadar popüler olmayan yapım, çok geçmeden oyun severler tarafından fark edilmişti. Herhalde hiç kimse, onun ilerleyen zamanlarda bu kadar popüler olacağını tahmin edemezdi.


Her şeyin suçlusu bu oyun

Yapım o kadar sevildi ki, aynı oyun neredeyse her platforma uyarlandı. Capcom 90’ların sonunu üç Resident Evil oyunuyla kapattı. Bu serinin bu kadar beğenilmesinin en büyük nedeni, yaratıcı konusu ve gerilimi bol ortamıydı. RE1‘de oyuncular Umbrella şirketinin yarattığı T-Vürusü yüzünden zombiye dönüşen insanlarla dolu bir malikanede hayata kalmaya çalışıyorlardı.

Zamanın grafiklerine göre zombiler bayağı ürkütücydü.

{pagebreak::2}

İlk Resident Evil, oyuncunun hayatta kalmak için zombilerle boğuştuğu bir yapımdı. Az silah bol gizem ve bulmacayla birlikte, insanlar ekran başında gergin saatler geçirdi. Korku severler, sinemaya yeni bir alternatif bulurken Survival Horror (Hayatta Kalma Korkusu) türüde ortaya çıkmıştı. Daha sonra, Capcom‘un can düşmanı Konami RE’ye rakip olarak Silent Hill oyununu piyasaya sürdü. Böylece türü beğenenler için altın çağ sayılacak günler de yaşandı.


Resident Evil başarılı sayılabilecek bir oyun uyarlaması

Şimdiye kadar sayısız yan oyuna sahip seri, yaklaşık 5 konsolu da eskitmiş oldu. Yapımın başarısı hemen Hollywood’un dikkatini çekti ve 2002 yılında oyunda bulunmayan Alice karakterinin hikayesini anlatan ilk Resident Evil filmi gösterime girmişti. Hayranlar filmin görsel efektlerini beğenseler de, yapılan değişiklikler nedeniyle yapımdan tatmin olmadılar.

Resident Evil 4 hayranların büyük hışmına uğramıştı

Film serisiyle birlikte, Resident Evil evrenine yeni fanatikler katıldı. Ancak RE’nin sinema versiyonu gerilimden çok aksiyon olduğu için, yeni hayranlar oyunlara alışmakta zorluk çekmişti. Fırsatı kaçırmak istemeyen yapımcılar Resident Evil 4‘ü serinin orjinalinden uzaklaştırıp aksiyon ağırlıklı bir yapım haline getirdiler. Fanatikler bu gelişmeye çok sinirlenmişti bu yüzden oyun beklenen başarıya ulaşamadı. 

{pagebreak::3}

Herkes artık yeni bir Resident Evil oyunu gelmez derken, Capcom 5. oyununda yapılmaya başladığını açıkladı. Üstelik bu sefer, ilk oyununda yılıdızı Chris Redfield geri dönecekti. Uzun bir bekleyişten sonra Resident Evil 5 ilk önce konsolları daha sonra ise PC’ye konuk oldu.


Bu güzel serinin yeni yıldızı Sheva Alomar.

Alone in the Dark, Resident Evil ve Silent Hill, Survival Horror türünün en büyük yıldızlarıydı. Bu üçlü uzun süre bir biriyle yarıştı. Ancak zaman ilerledikçe, hem oyun teknolojisi değişti hem de kullanıcıların beklentileri arttı.


Geçen yıllar Chris’e bayağı yaramış gözüküyor.

Sonuçta, Alone in the Dark geçtiğimiz yıl çıkan yeni versiyonu nedeniyle eleştirmeler tarafından linçe uğradı. Silent Hill ise popülerliğini kaybetti. Yavaş yavaş özünden kayan Resident Evil bakalım bu sefer ne kadar da başarılı olabilecek?

{pagebreak::4}

Resident Evil 5 ile birlikte artık seride geri dönülmez değişiklikler de başladı. Bu sefer yapım Afrika‘da geçiyor. Artık düşmanımız şirketler değil, biyolojik silahları kullanan teröristler. Uroboros virüsü teröristlerin elinde daha da tehlikeli hale geliyor.


Her iki karakterde tek kişilik ordu mantığıyla tasarlanmış.

Oyunun Afrika‘da geçmesi ilk başta biraz garip gelebilir. Ancak gerçek hayatta zombi efsanesinin bu kıtada başlaması nedeniyle, yapılan değişiklik hoş bir detay olmuş.


Gizemli objeler eskisi kadar olmasa da karşımıza çıkıyor.

Chris ve Sheva iz sürüp teröristleri ararken bir yandan da virüs gizlice yayılmaya devam ediyor. En sonunda, içinde bulunduğumuz koca köyün zombiye dönüşmesiyle birlikte oyun da gerçekten başlamış oluyor.

{pagebreak::5}

Yapımda ilk başta dikkat çeken şey, kontrol sisteminin düzgünlüğü. Geçtiğimiz yıl  piyasaya sürülen Alone in the Dark, müthiş grafiklere ve insanın yüreğini ağzına getirecek gerilim sanelerine sahip olsa da, PC‘de kontrolerinin sorunlu olması nedeniyle kötü eleştiriler almıştı.


Mouse sayesinde zombileri gözlerinden vurmak bile çok kolay.

Capcom neyse ki aynı hataya düşmemiş ve müthiş bir kontrol sistemi geliştirmiş. Oyun dilenirse joypad‘lerle de oynanabiliyor. Ancak mouse (fare) klavye kombinasyonun konsol kontrollerinden daha iyi olduğunu hemen söyleyelim.


Düşene bir tekmede siz vurun.

Yapımcılar yenilikler konusunda çelişkiye düşmüş gibi. Oynanış tarzı değişmişken kontrol tarzı aynı kalmış. Karakterimiz, ateş ederken kımıldayamıyor. Bu da RE5‘e biraz gerilim katmak için yapılmış. Ayrıca günümüz aksiyon oyunlarına göre karakterimizin haraketleri çok hantal. Bu sorunları aşmak için, yapıma zombilere yumruk ve tekme atma gibi özellikler eklenmiş.

{pagebreak::6}

Ancak yumruğu her istediğimiz zaman atamıyoruz. İlaki zombilerin belirli açılarda bulunması gerekiyor. Karakterimizin arkasında kocaman bir kasatura olduğunu görüyoruz. Bu eminim benim gibi sizinde sevinmenize neden olmuştur. Artık zombilerin direk kafasını kesebileceğiz diye düşündüm ama ne yazık ki iş böyle değilmiş.


Kasatura ancak meyve kesmenize yarıyor. 

Anlaşılan yapımcılar kasaturayla zombi öldürmenin çok kolay olacağını düşünmüşler. Bu dev bıçakla düşmanlara vurduğumuz zaman sadece onları bir süreliğine sersemletiyoruz. Kısacası, kasaturayla yakın dövüşe girmek yerine mermi bittiğinde canımızı kurtarmak için kullanmak daha mantıklı.


Zombiler daha çok tinerci gibi haraket ediyorlar.

Zombilerin haraketleride belirgin şekilde değişikliğe uğramış. Artık zombiler çok daha zevki ve hızlılar. Bu halleriyle zombiden çok madde bağımlısı suçlulara benzyiorlar. Çürümüş boş bakan yaratıklardan çok, zeki ve ürkütücü davranan düşmanlara dönüşmüşler.

{pagebreak::7}

Left 4Death gibi insanların topluca zombi öldürmesini sağlayan yapımlar varken Resident Evil‘ın da bu akıma ayak uydurması gerekiyordu. Şu sıralar çok popüler olan Co-Op oynanış sistemi RE5‘de eklenmiş. Capcom bu sistemi daha önce Street Fighter 4‘de kullanmıştı.

Ortak, bir el verde şu tepeye tırmanayım.

Partner sistemi yapımda çok önemli bir yere sahip. Oyuncular isterlerse, LAN üzerinden isterlerse de internetten bir birlerini bulup aynı anda zombi avlıyabiliyorlar. Ortaklar bir birlerinin arkasını kolladığı gibi, ölmek üzereyken kalp masajı yaparak hayatta kurtarıyorlar.


Seride tek değişmeyen şey, kanlı dövüşler.

Bilgisayar tarafından yönlendirilen partnerinize doğru silahları ve iyileştirme eşyalarını verirseniz sırtınız asla yere gelmez. RE5’in yapısı partner sistemine uygun bulmacalarda içeriyor. Bazı kapılar ancak iki kişiyle kırılabiliyor. Aynı şekilde bazı eşyaları yine tek kişi olarak itemiyoruz. Yüksek yerlere ulaşmak için ortağımızı havaya fırlatabiliyoruz.

{pagebreak::8}

RE5‘in yapısı daha çok filmlerine benziyor. Hareketli müzikler eşliğinde saldıran onlarca zombiyi elimizdeki silahlarla yok etmeye çalışıyoruz. Pompalı tüfek, tabanca, taramalı tabanca ve sniper kullandığımız silahlar arasında. Bulduğumuz değerli eşyaları satarak para da kazanabiliyoruz böylece silahları geliştirip daha etkili hale getiriyoruz


Pompalı tüfek yakın mesafede katilam yapmak için ideal.

Yapımda filmleri bile gölgede bırakacak bir değişiklik var. Artık zombiler motor kullanabiliyor. Oyunun belki de en zevkli yeri, arazi aracıyla son hız kaçarken bir yandan da motor kullanan zombilerle savaşmak. Klasik TPS‘lerde çok gördüğümüz bu aksiyon RE serisi için devrim niteliğinde.


Arada Mad Max’e ufak bir ziyarette bulunuyoruz.

Oyunda, az da olsa, etrafta dolaşma ve eşya arama görevleri de var. Ama bunların azlığı, eski tek başına çaresiz kalma özelliğini yok etmiş. Seriye yeni başlayanlar için ana menüde tüm konuyu özet geçen bir bölüm bile var. Boss savaşları ise yine diğer RE‘lere karşı çok basit olmuş.

{pagebreak::9}

RE5 türe devrim getirecek üç boyutlu bir eşya (item) sistemine sahip. Çanta tuşuna basarak iki karakterinde eşyalarını düzenleyebiliyoruz. Bir birlerine mermi ya da silah ödünç vermelerini sağlıyoruz. Eşyaları birleştirme ya da ayırma gibi özellikler çok basit hale getirilmiş. Ayrıca, sayı tuşları da farklı itemları seçmemizi sağlıyor.


Yapımda görsel bir şölen yaşıyoruz.

Grafikleri Resident Evil 5‘in en büyük artısı. Modellemeler ve kaplamalar gerçekçi şekilde yapılmış. Özellikle Nvidia kartların sunduğu destek sayesinde, oyunda çok daha detaylı grafikler görmek mümkün. Ayrıca aynı firmanın 3D Gözlük teknolojisine sahipseniz, RE5’i üç boyutlu olarak kullanamız mümkün.


Ürkütücü sahneler oyunun en büyük artısı.

Tüm bu görsel şölene rağmen, çoğu zombide aynı modellemenin kullanılması bir süre sonra sıkıcı oluyor. Sürekli aynı suratlı adamları öldürmek, oyuna olan ilgiyi azaltabiliyor. Ama yer yer karışımıza çıkan ve bastığımız tuşlarla yönlendirebileceğimiz interaktif ara sahneler bu eksikliği kapatıyor.

{pagebreak::10}

Son sözleri söylemek gerekirse; Resident Evil 5 yaptığı köklü değişikliklerle, serinin eski hayranlarını yine kızdıracak. Türe devrim niteliğinde yenilikler getiren oyun, keşke biraz daha cesur olabilseymiş. Yapımın senaryosu eskilerini aratmayacak kalitede. Hayranların merak ettiği bir çok gizem en sonunda çözülüyor.

Sıkı bir korku – gerilim oyunu arayanlar bu sefer de aradıklarını bulamayacaklar. Ama zombi öldürme konulu bir aksiyon isteyenler kesinlikle doğru adresteler. Co-Op özellikleriyle birlikte RE5 aksiyon sevenlerin mutlaka denemesi gereken bir oyun.

Puan: 10/8.6

:: Resident Evil serisi artık özüne dönmeli mi?

Batman’in Genişleme Devri

Batman: Arkham Asylum bu hafta 2.5 milyon satışına ulaştı. Yapımcılar bu durumda bir hayli memnun. Mutluluklarını oyunu sürekli genişleterek gösteriyorlar. Geçtiğimiz hafta konsollara çıkan yeni bölümlerin etkisi daha geçmeden Rocksteady iki haritanın daha yolda olduğunu açıkladı.


Bir milyon daha sat sana yeni oyun yapalım Batman. Tamam anlaştık.

Bu haritaların birinde Arkham adasının içerisinde bulunan gaz istasyonunda Joker‘in adamlarını döveceğiz. Diğerinde ise gizlilik ön planda tutulmuş. Botanik bahçelerinde bulunan diğer haritayla birlikte, Kara Şövalye düşmanlarını gizli ve hızlı şekilde alt etmeye çalışacak. Bu yeni eklentiler önümüzdeki haftalarda indirebilir hale gelecek.

::Batman: Arkham Asylum’a daha ne gibi eklentiler gelmeli?

Hyundai’den İki Full HD Monitör!

Hyundai‘nin IT Departmanı bu aralar çok sıkı çalışıyor. Zira firma, LCD monitör pazarına iki adet Full HD monitör ekliyor. Monitörler 21.5 inç boyutlarında olacak. V226Wa ve V236Wd isimleri verilen geniş ekran modellerin çözünürlükleri 1920×1080 piksel. Monitörlerin 5 ms tepki süreleri var.

Parlaklıkları 300cd/m2 olan monitörlerin kontrast (zıtlık) oranı ise 20.000:1. Buraya kadar tüm özelliklerini aynı olarak anlattığımız LCD monitörler, hangi noktada birbirlerinden ayrılıyorlar? Hemen söyleyelim; V226Wa, yanlarında 1W‘lık hoparlörler ve D-Sub bağlantısı barındırıyorken, V236Wd ise 1.5W hoparlörlere ve hem D-Sub hem de DVI bağlantıya sahip. V226Wa Avrupa’da 125 Euro’ya satılacak. V236Wd’nin satış fiyatı ise 150 Euro civarında olacak.

:: Bu monitörler LCD piyasasına renk getirir mi?

N97’ye Özel Ajanda Ekranı

Oldukça başarılı bir ana ekran widgetı daha. Calendar Outlook N97’ye özel olarak geliştirilmiş bir ajanda eklentisi. Ajandanızdaki kayıtları, tarihsel olarak notlarıyla birlikte görüntüleyebilen yazılı, geçmiş ve sonraki yapılacakları görüntüleyebiliyor. Aktif olarak dört satır destekleyen yazılım, dörtten fazla olan seçenekler içinse kaydırma çubuğu ile işlem yapabilmenize olanak tanıyor.

Çeşitli görsel ve işlevsel yetenekleri de bulunan program, arkaplan şeffaflığının ayarlanabilmesi, resim seçimi, görüntüleme ve gizleme seçenekleri ilk dikkat çekenlerden. Buradan indirebileceğiniz uygulama sadece N97 ile uyumlu çalışıyor.

:: Yazılım hakkındaki fikirlerinizi SDN forumlarında paylaşın.

Yeni PS3 250GB Oyunlu Kutuları

Sony Computer Entertainment tarafından bu gün yapılan duyuruya göre, PlayStation 3 (PS3) kutuları, tatil sezonunun da yaklaşması ile yeni popüler oyunları bünyesinde barındıracak. 250GB sabit disk kapasitesine sahip PlayStation 3 kutularında yer alacak yeni oyunlar ise FIFA 10 ve Need for Speed Shift olarak açıklandı.

Ekim 2009 tarihinde raflardaki yerini almaya başlayacak olan yeni PlayStation 3 kutularında, iki oyundan yalnız biri bulunacak ve istenilen satın alınabilecek. Hediyeli kutudan çıkan 250GB kapasiteli PS3, büyük bir başarı ile ilk üç haftada 1 Milyon adet satış rakamını aşan 120GB kapasiteli PS3 ile hard disk haricinde tamamı ile aynı donanım yapısına sahip olacak.

:: Konsol alırken hediyeli olması tercihiniz mi?

Oyuncak Askerler Geri Döndü!

Teknolojiye o kadar gömüldük ki, sanal olanı artık gerçek ile karıştırabiliyoruz. Oyunları maksimum gerçeklikle donatmaya çalışıyoruz. Peki ya eskiden oynadığımız, has be has gerçek olan oyuncaklarımızla sanki daha fazla eğleniyorduk? Maziyi unutamamış, sanaldan da kopamayanlar için yeni bir alternatif geliyor: Toy Soldiers.

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/12107/t_toysoldiers_tgs09_debut.flv#

Toy Soldiers (Oyuncak Askerler) isimli yeni Xbox Live Arcade oyunu, strateji tabanlı ve birazda aksiyon parçaları taşıyan bir yapıya sahip. Eskiden olduğu gibi bir oyun tahtası üzerinde (savaş cephesi), tamamı oyuncak asker ve askeri birimleri kontrol ediyoruz. Videoda da görebileceğiniz gibi savaşlar oldukça aksiyonlu ve hemen her araç kullanılabilir durumda. Görsellerin ise oyuncak şeklindeki tasarımları muhtemelen yeni oyunun en can alıcı kısmını oluşturuyor.

:: Sanal mı gerçek oyuncaklar mı daha eğlenceli idi?

Dizüstü Sistemlerde Müthiş Yenilikler

IDF’in ikinci günündeyiz ve bugünün ağırlığı tamamen mobil dünya. Intel, diz üstü sistemlerine oldukça önem verdiğini biliyoruz. Bu yüzden de bu alanda oluşturacağı yenilikler ve vizyonları ayrı bir toplantı konusu yapmasına şaşırmadık.

Her sabah olduğu gibi hazırlıklarımızı yaptık. Toplantı salonunun ön sıralarında yerlerimizi ayırdık ve saat dokuzu gösterdiğinde Mobil ürün grubunun genel müdürü Dadi Perlmutter’i bekledik. Konuşmasına diz üstü platformlarının farklarından bahseden Perlmutter, insanların diz üstü sistemlerde esasında neler beklediklerini kısaca anlatmasıyla toplantı başladı.

 

Şimdiden hazırlıklı olun. Diz üstü platformlar büyük bir değişikliğe uğrayacak.

 

Üstün tasarım, ergonomi, üstün güvenlik, uzun pil ömrü, güçlü grafik işlemci ve her yerde bağlanabilen ayrıca fiyatı da yüksek olmayan isteklerleri sıralayan Dadi, üç faklı diz üstü sistemi kategorisinden bahsetti. Netbook, ultra ince diz üstü ve yüksek performanslı dizüstü sistemler bu kategorileri oluşturduğunu söyledi.

Intel, kullanım amaçları ve form faktörleri ile fark yaratan bu sistemlerde, daha yüksek bir performans, daha ince bir tasarım ve düşük güç tüketimi ile birlikte yüksek pil ömrünü sağlamak üzere çalıştığını söyleyen Perlmutter günün ilk sürprizini açıkladı.

 

Visyon değil. Bunlar gerçekler. Performans artacak, güç tüketimi düşecek ve ürünler çok daha ince olacak.


Masaüstünü kasıp kavuran ve rakip tanımayan Nehalem işlemcisi diz üstü sistemlerinde de kullanılacak. Üç farklı model olarak kullanıcılarla buluşacak olan Core i7 mobil işlemcisi diz üstü sistemlerinin aradıkları performansı sağlayacak.

Perlmutter yaptığı açıklamada, diz üstü sistemlerinde kullanılacak olan Nehalem işlemciler genel olarak ikiye ayrılacak. Bunlardan ilki bildiğimiz Core i7 Extreme işlemcinin diz üstü sürümü. 2 GHz sistem saat frekansı ile çalışacak olan Core i7 920XM, dört adet çekirdeğin yanı sıra HyperThreading teknolojisini desteklemesi ile birlikte toplam sekiz adet işlem birimine ulaşabiliyor. Bu işlemcinin diğer bir avantajı sistem saat frekansının 3.2 GHz‘e kadar çıkabilmesi.

 

Masaüstü sistemlerini kasıp kavuran Core i7 işlemcisi, diz üstü sistemlerinde de kullanılacak.

 

Diz üstü sistemlerde kullanılacak olan ikinci tür işlemci, Core i7 Quad Core olarak adlandırılıyor. İki farklı işlemci modeli ile oluşturulan bu kategoriye Core i7 820QM ve Core i7 720QM işlemciler dahil oluyor. Core i7 820QM, 3.06 GHz‘e kadar çıkabilen ve normalde 1.73 GHz‘lik bir sistem saat frekansına sahip olan dört çekirdekli ve HyperThreading teknolojisini üzerinde barındıran bir işlemci. Benzer özelliklere sahip olan Core i7 720QM, 2.8 GHz’e kadar çıkabilen 1.6 GHz‘lik bir ürün.

{pagebreak::Çekirdeklerin Gücü Adına}
Çekirdeklerin Gücü Adına

Sıra geldi diz üstü sistemlerinin teknik sunumuna. Dadi Perlmutter bu yüzden PC Client grubunun başkanı olan Mooly Eden‘i davet etti. Mooley Eden birçok kişin tanımadığı ama Intel’de oldukça önemli bir konumda olan bir kişi. Yıllar önce IDF toplantılara katıldığımızda Mooley Eden ile tanışmıştık. Diz üstü sistemlerin başında olan Eden, Centrino’nun geliştirilmesini anlatıyordu. Piyasayı kasıp kavuran Centrino platformu Mooley Eden ve onun teknik ekibinden çıktı. Dolaysıyla diz üstü ve Mooley Eden denildiğinde herkes dikkatlice dinlemeye başladı.

 

İşlemciye baktığınızda sol tarafa işlemci yongasını, sağ tarafta da grafik yongasını göreceksiniz.

 

Oldukça dobra olan Mooley Eden, yeni nesil diz üstü platformlarında bir devrim yaşanacağını söyledi. Nehalem işlemcisinin diz üstü sistemlerine gelmesi gerçekten önemli. Çünkü bu entegrasyon sayesinde diz üstü sistemler inanılmaz büyük bir performans değeri yakalamış oluyorlar. Tabi burada bellek kontrolörünün işlemcinin içinde olması, HyperThreading teknolojinin desteklenmesi ve en önemlisi işlemcinin TurboBoost teknolojisi ile tanışması.

 

Yeni nesil işlemciler TurboBoost özelliği sayesinde oldukça yüksek performans değerlerine ulaşabilecekler.

 

Mooley Eden bu teknolojileri anlatırken TurboBoost’un Overclock işleminden çok daha farklı olduğunu söyledi. TurboBoost işlemcide bulunan dört çekirdeği gerektiği zaman daha performanslı çalıştırabiliyor. Yaptığı iş güç sınırlarını zorlamak ve bu sayede de var olan sistem saat frekansının üzerine çıkmak. Bu esasında bildiğimiz bir şey. Fakat bu teknoloji güç değerlerini farklı çekirdeklere yayabiliyor.

Bir uygulama düşünün. Dört çekirdek teknolojisini kullanmıyor. İki çekirdek teknolojisine göre yazıldı. Yeni nesil işlemciler iki çekirdeği kapatıp var olan iki çekirdekle bu uygulamayı çalıştırabiliyor. Peki bu uygulama yüksek bir performans gerektiriyorsa ne yapılmalı? Intel’in bunun için de cevabı var. TurboBoost var olan iki çekirdekle de çalışıyor. Hatta işlemcinin sistem saat frekansını dört çekirdekli çalışmaya göre daha da yükseklere çıkartabiliyor.

 

Dört ekranlı diz üstü sistemine ne dersiniz. Üç küçük LCD ekran aynı zamanda dokunmatik.

 

Aynı durum tek çekirdekli uygulamalar için de geçerli. Clarksfield işlemcisi tek çekirdekle de çok yüksek bir performans gösterebiliyor. Bu da bu işlemciyi çok farklı hale getiriyor. Mooley Eden bu yüzden de Clarksfield işlemcisini en güçlü dört çekirdek, en güçlü iki çekirdek ve aynı zamanda en güçlü tek çekirdekli mobil işlemci olduğunu belirtiyor. Bu da işlemcinin olduğu platformu o kadar güçlü kılıyor ki, yeni nesil sistemler hem oyun makinesi, mültimedya veya bir iş istasyonu olarak çalışmasını sağlıyor.

Bu sadece yakın zamanda göreceğimiz değişimler. Mooley Eden, yakın bir gelecekte karşı karşıya kalacağımız değişimlerden de bahsetti. Clarksfield oldukça güçlü ve güven veriyor. Fakat Intel bu işlemci ile yetinecek değil. Mooley Eden bu yüzden bize bir sonraki jenerasyon olan Sandybridge işlemcisine kısaca değindi. 32 nm mimari ile üretilecek olan bu işlemci, daha yüksek bir performans, daha düşük güç tüketimi, işlemci ve grafik yongası ve yonga seti arasındaki güç dağılımını daha iyi yapabilen ve mültimedya uygulamalarında daha verimli çalıştırması ile dikkat çekti.

{pagebreak::Taşınabilir Internet Cihazları}
Taşınabilir Internet Cihazları

Mobil dünya demişken taşınabilir Internet cihazlarını unutmayalım. Mooley Eden sunumunu bitirirken, Dadi Perlmutter sunumuna devam etti. Menlow platformu ile 2008 yılında tanıştık. 2010 yılında ise 45 nm Moorestown platformu ile tanışacağız. Az güç tüketen, uygun maliyetli olan ve küçük bir yapıya sahip olan bu platform yeni nesil Atom işlemcilerini kullanacak. Peki sonra neler olacak? Esas değişim 2011 yılında 32 nm mimarisi ile üretilecek Medfield ile tanışacağız. Medfield hakkında pek fazla bilgi yok. Söylenenler bu platformun çok çok daha az bir güç tüketimine sahip olacağı. Hatta bunun için bazı demolar da hazırlanmış.

 

Taşınabilir internet cihazlarında bundan sonra yeni nesil Atom işlemciler kullanılacak.

 

Yapılan demoda güç tüketimin nasıl düşürülebileceği gösterildi. Ama esas ilgimizi çeken Menlow ve Moorestown platformlarının güç değerlerinin karşılaştırılmasıydı. 2010 yılında piyasaya çıkacak olan Moorestown uyku modunda neredeyse hiç güç tüketmemesi herkesi şaşırttı. 720P video gösteriminde Moorestown dörtte biri kadar daha az güç tüketiyor. Müzik çalmada fark çok daha fazla. Moorestown bazı uyglamalarda 50 kat fark atıyor.

 

Moorestown platformu 720p video gösteriminde gücünü gösteriyor.

 

Elbette canlı bir uygulama da gösterildi. Her iki platform’da yüksek çözünürlüklü videolar oynatıldı. 720P videolarda Menlow platformu az da olsa zorlandı, Moorestown platformunda videolar daha sürükleyiciydi. Fakat gördüğümüz kadar her iki platform kusursuz bir gösterim yapamadı.

 

Wi-Fi, WiMax, Bluetooth ve GPS teknolojileri tek bir üründe desteklenecek.

 

İsterseniz biraz da haberleşme standartlarından bahsedelim. Wi-Fi, GPS, Bluetooth ve WiMax standartlarına sahip olmak için farklı yongalara sahip olmak gerekiyor. 2010 yılında bu bağlantıların bazıları tek bir kart ile desteklenecek. Evans Peak adlı bir ürün Wi-Fi, WiMax, Bluetooth ve GPS teknolojilerine sahip olacak. Bu ürün taşınabilir internet cihazlarında ve dizüstü sistemlerde kullanılacak. 2011 yılında çok daha evrensel bir ürün geliyor. Fakat bu ürün hakkında detaylı bir bilgi yok. Intel sadece birçok haberleşme standardını birleştiren bir üründen bahsediyor.

{pagebreak::Bu Dizüstüler Uçuyor}
Bu Dizüstüler Uçuyor

IDF’de mobil dünyanın geleceğini gördük. Peki biraz da dizüstü sistemlerinin performansından bahsetmeye ne dersiniz?

Core i7 işlemcilerinin dizüstü sistemlerde kullanılması inanılmaz büyük bir performans artışı sağlayacağı kesin. Öyle ki Intel daha fazlasını isteyen kişiler için Core i7 Extreme Edition işlemcileri de kullanıyor. 2 GHz hızında Core i7 920XM Extreme Edition işlemcisi 3.2 GHz’e kadar çıktığını söylemiştik. Peki bu işlemciyi günümüzde kullanılan Core 2 Extreme QX9300 işlemcisi ile kıyaslamaya ne dersiniz.

 

Core i7 920XM, Spec uygulamasında Core 2 Extreme QX9300 işlemcisine %20 ile %50 arasında fark atıyor.

 

İlk testimiz işlemci performansını ölçen Spec uygulaması ile ilgili. SPECint_rate_base2006 sonucuna göre Core i7 920XM işlemcisi %22 daha iyi performans veriyor. SPECfp_rate_base2006’da durum biraz daha farklı. Core i7 burada %51 daha hızlı.

Diğer bir test programı olan Sandra‘da durum çok da farklı değil. Yapılan bellek bant genişliği ölçümlerinde Integer Bandwidth değeri Core i7’de neredeyse üç kat daha iyi olduğunu söylemeliyiz. Floating Point Bandwith test sonuçlarına göre Core i7, Core 2 Extreme QX9300 işlemcisine 2.91 kat fark atıyor.

 

Bellek bant genişliği testinde fark çok büyük.

 

Testleri yapmışken biraz da Arandale işlemcisinden bahsedelim. SDN olarak Intel’in test sonucu açıklamasını istemedik. Intel’de bizi özel bir odaya götürdü. Bu odaya sadece belirli başlı kişiler girebiliyor. Teknik düzeyi üst seviyede olan kişilere Arandale dizüstü sistemi gösterildi.

32 nm mimarisine göre üretilmiş olan Arrandale işlemcisi iki adet çekirdeğe sahip. HyperThreading desteği sayesinde dört çekirdek gibi çalışan bu işlemci düşük güç tüketimi ve TurboBoost özelliği ile ilgi çekiyor. Dolaysıyla biz de kendimizi tutamadık. Uzun yıllardır tanıdığımız Intel mühendisleri makinede yüklü olan test programlarını bizler için çalıştırdı.

 

Yüksek kapasiteli Winzip uygulaması ile yapılan testlerde Arandale işlemcisi resmen fark attı. Fark, iki katının üzerindeydi.

 

Diğer uygulama ise TurboBoost ile ilgiliydi. Picasa programı ile yapılan test işleminde birden fazla resim açıldı. Bu işlem sayesinde biz de işlemcinin sistem saat frekansını gördük. İşlemci tıpkı sunumlarda gösterildiği gibi sistem saat frekansını otomatik olarak yükseltip, sistem performansını olumlu yönde etkiliyor.

:: Core i7 işlemcili bir diz üsü sistemi size cazip geliyor mu?

USB 3.0 Destekli İlk Harici Disk

Freecom adlı firma dünyanın ilk USB 3.0 bağlantılı harici sabit diskini duyurmanın gururunu yaşıyor. Hard Drive 3.0 XS adlı bu 3,5 inçlik harici disk USB 3.0′ın geriye uyumlu olmasından dolayı USB 1.1 ve USB 2.0 bağlantılarıyla da uyumlu fakat, bu şekilde USB 3.0′ın vaat ettiği hızlara ulaşmak mümkün değil.

1, 1.5 ve 2 TB’lık modeller halinde Kasım ayında Avrupa’da piyasaya çıkacak olan Freecom Hard Drive 3.0 XS’nin fiyatının ise 119 Euro olacağı belirtiliyor.

:: USB 3.0 bağlantılı ilk harici diskin fiyatını nasıl buldunuz?