TeamViewer Mac Platformunu Destekliyor

Çevrimiçi iletişim ve paylaşım çözümlerinde söz sahibi olan TeamViewer GmbH, profesyonellere sunduğu anlık sohbet programıyla ve özelleştirilmiş Quicksupport özelliğiyle Mac platformunu desteklediğini açıkladı.

Mac OS kullanan şirketler TeamViewer’in Custom QuickSupport özelliği sayesinde, kolaylaştırılmış destek ve özelleştirilmiş paylaşıma sahip olabilecek. İşletmeciler, TeamViewer QuickSupport’i kullanıp dünyanın her bir yerinde bulunan iş arkadaşlarına, müşterilerine ve muhtemel müşterilerin bilgisayarlarına eriştiklerinde, marka sürekliliği oluşturmak için kendi logolarını, renkleri ve metinlerini dahil edip ve bu sayede de büyük bir avantaj sağlayabilecekler.

 

TeamViewer V4 Profesyonel sürümleri İş, Kurumsal veya Premium lisanslarıyla mevcuttur. Indirmek icin, lutfen www.teamviewer.com ziyaret ediniz.


TeamViewer‘in tüm yazılım programları çoklu platform yazılım özelliğine sahiptir. TeamViewer çözümleri, en yüksek güvenirlik standartlarını koruyarak, yüksek performans garantilemek için sürekli güncelleniyorlar. TeamViewer güvenlik duvarı arkasında, bilgisayar güvenliğini tehlikeye atmadan bilgi paylaşımı sağlanıyor.

:: Teamviewer programını biliyor musunuz?

Türkiye İnternet Yıldızlarını Arıyor

Ulaştırma Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, İnternet Kurulu, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği, Türkiye Bilişim Derneği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Bahçeşehir Üniversitesi ve Marketing Türkiye Dergisi tarafından düzenlenen dijital proje yarışması Webstar Türkiye için başvurular 12 Ekim’de sona eriyor. Turkcell ve ReklamZ‘nin de resmi sponsor olarak katıldığı yarışmaya ayrıca alanında lider birçok firma destek veriyor

Yarışmaya katılan tüm fikirlerin korumaya alan Webstar Türkiye, sürekli yaşayan bir platform haline gelerek, 10 binlerce dijital fikir ve projenin bir bilgi bankasında toplanmasını ve bu sanal fikirleri gerçeğe dönüştürerek ülkemize ekonomik değer katarken, toplumsal e-dönüşüme de katkı sağlamayı amaçlıyor.

Türkiye’nin en büyük online proje bankasını oluşturmak amacıyla düzenlenen Webstar Türkiye yarışmasına başvurular 12 Ekim’de sona eriyor. Alın teri yerine akıl terinin yarıştığı Webstar’a www.webstarturkiye.com adresinden başvuru yapılabiliyor. 

 

Yarışmada dereceye girenleri fikirlerini gerçeğe dönüştürmek konusunda önemli fırsatlar bekliyor. Webstar’ın birincisi, projesinin ön yüz tasarımını bedelsiz olarak gerçekleştirmenin yanında 5000 TL de para ödülü kazanıyor. Dereceye giren yarışmacılar, projelerini hayata geçirecek yatırımcılarla da tanışma fırsatı yakalarken, ilk 20’ye kalanlara Inovent tarafından iş planı hazırlanması ve yatırım bulma konusunda 3 gün sürecek toplam 20 saatlik eğitim veriliyor.

:: Fikirlerinizi, adı yarışma da olsa, başkalarıyla paylaşmak size mantıklı geliyor mu?

 

Güvenlikte Yeterli Değiliz

İnternet içeriği güvenliğinde bir dünya lideri olan Trend Micro’nun yaklaşık 7.000 Türk internet kullanıcısı üzerinde gerçekleştirdiği “Global Web Tehditleri” konulu anket sonuçlandı. Anket, Türkiye’deki kurumsal ve bireysel internet kullanıcılarının bilgi güvenliği tehditlerine karşı yeterince korunmadığını gösteriyor.

Trend Micro Global Web Tehditleri anketinde, internet kullanıcılarına bilgi güvenliğine dair hangi tehdit ve ifadeleri duydukları soruldu. Yanıt verenlerin yüzde 50‘sinden fazlası, bilgisayarlarını tehdit eden en son tehlikelerden haberdar değil. Örneğin, veri sızıntısı kavramını duyanların oranı yalnızca yüzde 44, oltalama (phishing) saldırısını duyanların oranı ise yalnızca yüzde 45.

İnternet kullanıcılarına, web tehditlerinin şirket için ne derece tehlikeli olduğu soruldu. Şirkette ciddi tehlike oluşturduğu düşünülen web tehditlerinin başında yüzde 36 ile spam (istenmeyen e-posta) geliyor. Bunu yüzde 35 ile oltalama takip ediyor. Üçüncü sırada ise yüzde 32 ile program ekme (pharming) bulunuyor. Web tehditlerinin riskleri düşünüldüğünde, kimlik hırsızlığı (yüzde 79), kişisel bilgilerin kaybı (yüzde 78) ve gizlilik hakkının ihlali (yüzde 71), en çok endişe yaratan unsurlar oluyor.

 

Son üç ayda en sık karşılaşılan tehdit ise yüzde 70 ile spam. Yanıt verenlerin yüzde 64’ü, web tehditlerinin olumsuz etkilerini yaşadığını söylüyor.

 

İnternet kullanıcılarına, kendilerini web tehditlerine karşı korumak için ne yaptıkları soruldu. Web tehditlerine karşı korunmak için yeterli önlem alınmadığı görülüyor. Örneğin, yanıt verenlerin yalnızca yüzde 50‘si koruyucu yazılım kullanıyor. Ofisinde bilgi işlem biriminden bilgisayar güvenliği rehberliği talep edenlerin oranı ancak yüzde 19‘u buluyor.

İnternet kullanıcılarına ayrıca, şirketin ağı üzerinden internete bağlıyken hangi işlemleri yaptıkları soruldu. Kurumsal internet kullanıcılarının, şirket ağını riske sokan tercihler yaptıkları görülüyor. Buna göre kullanıcılar, şirketin ağı üzerinden internete bağlıyken kişisel e-postalarını takip ediyor (yüzde 80), anlık mesajlaşmayı kullanıyor (yüzde 58) ya da doğrudan işle ilgili olmayan web sitelerini ziyaret ediyor (yüzde 53). Yanıt verenlerin yüzde 20‘sinden fazlası ise iş bilgisayarının evdeki bilgisayara göre daha iyi korunduğu konusunda kararsız.

:: Bu ankete katılıyor musunuz?

Firefox 3.7 Gittikçe Chrome’a Benziyor!

Mozilla, birkaç ay önce yayınladığı Firefox 3.7 taslak çalışmalarında güncellemeye gitti. Klasik menü çubuğunda önemli değişiklikler yapılacağı anlaşılan Firefox 3.7’nin yeni görüntüleri, Google Chrome ile daha da çok benzerlik taşıyor. “Sayfa” ve “araçlar” menülerini arama çubuğunun hemen sağına ekleyen bu taslaklar, web sayfalarının görüntülendiği alanın daha da genişlemesine imkan tanıyor.

Birleştirilmiş durdur/yenile tuşunun yer aldığı araç çubuğundan Home tuşu da çıkarılmış. Windows Vista ve Windows 7’deki Aero Glass özelliğini daha verimli kullanacak olan Firefox 3.7,önümüzdeki yılın mart ayında piyasada olacak.

:: Firefox 3.7’nin yeni taslak çalışmalarını beğendiniz mi?

AMD ATI Zirveye Yerleşti

AMD bugün yaptığı bir açıklamayla, dünyanın en güçlü grafik işlemcisinin, yeni nesil ATI Radeon HD 5800 serisi ekran kartlarında piyasaya sunulduğunu duyurdu. Bu kartlar ayrıca kısa süre sonra piyasaya çıkacak Microsoft Windows 7 işletim sisteminin bir parçası olan yeni oyun ve bilgi işlem standardı Microsoft DirectX 11‘e de tam destek veren ilk ekran kartları. 2,72 TeraFLOPS‘a kadar işlem gücüne sahip olan ATI Radeon HD 5800 serisi, kullanıcıların ekran kartı yatırımlarının getirisini neredeyse ikiye katlıyor ve önceki nesil ekran kartlarına göre birim fiyat başına iki kat fazla performans sağlıyor.

AMD ilk olarak 1 GB GDDR5 belleğe sahip ATI Radeon HD 5870 ve ATI Radeon HD 5850 adlı iki modeli piyasaya sürecek. ATI Radeon HD 5800 serisi ekran kartına sahip bilgisayar kullanıcıları, ATI Eyefinity çoğul ekran teknolojisi ile bilgisayar deneyimlerini genişletebiliyor, ATI Stream teknolojisi ile hızlandırabiliyor ve üstün oyun performansı ve tam Microsoft DirectX 11 desteğiyle rakipleri geride bırakabiliyor. Bu özellikleriyle yeni ekran kartları, Microsoft Windows 7 işletim sistemiyle birlikte vazgeçilmez bir ürün halini alıyor.

Oyun tutkunları, ATI Radeon HD 5800 serisi ekran kartlarıyla oyunlarda üstünlüğün tadına varacak ve büyük avantaj elde edecekler. Ürünün testini görmek için tıklayın.

 

Tam DirectX 11 şartnamesine göre tasarlanan ATI Radeon HD 5800 serisi ekran kartları, tek kartta 2,72 TeraFLOPS‘a kadar işlem gücüyle, tek ekran kartı veya ATI CrossFireX teknolojisiyle çoğul ekran kartı kullanıldığı durumlarda, en yeni DirectX 11 oyunlarının yanı sıra DirectX 9, DirectX 10, DirectX 10.1 ve OpenGL oyunlarında da mükemmel bir deneyim sağlıyor.

Günümüzün popüler oyunlarındaki performans açısından bakıldığında ATI Radeon HD 5800 serisi, sınıfındaki en yakın rakibinden iki kata kadar fazla hızıyla, oyuncuların en yeni DirectX 11 oyunların keyfine varmasını sağlıyor. Çarpıcı ayrıntılar ve inanılmaz hızlarla oynanabilecek oyunlar arasında Codemasters’dan DiRT2, Rebellion’dan Aliens vs. Predator, Turbine’dan güncellenmiş The Lord of the Rings Online ve Dungeons and Dragons Online Eberron Unlimited sayılabilir.

:: ATI Radeon HD5800 sizce dünyanın en iyisi mi?

Intel’in İşlemci Haritaları

IDF 2009‘da yarım günü geride bıraktık. Öğle yemeğimizi yedik. Kısa bir dinlenmeden sonra sıra geldi günün ikinci yarısına. Sıra geldi Intel’in satış ve pazarlama bölümü başkanı Sean Maloney‘in sunumlarına.

Maloney, ilk sözü aldığında sunucu sistemlerdeki değişimlerden bahsetti. Eski tip sunucu sistemlerdeki değişimlerden kısaca değinen Maloney günümüzün Data Center entegrasyonun önemine değindi. Intel bu alanda elbette hazırlıklıydı. Çünkü Maloney, Datacenter sistemlerden bahsedince ilk bombasını patlattı.

 

Intel’in sunucu tarafındaki en büyük yeniliği: Nehalem-EX.

 

Sıra gelmişti Nehalem-EX işlemcisinin tanıtımına. Dört ve 8 işlemcili sunucu sistemlerde çalıştırılan Nehalem-EX işlemcisi, Blade ve Rack tasarıma göre uygun olması ve yeni bir HPC çözümüne sahip olması ile ilgi çekti. Bu işlemci bir önceki nesle göre veri tabanı uygulamalarda 3 kat daha performanslı olması, 1 TByte bellek desteği ile çalışması ve 128 çekirdeği (64 gerçek+64 sanal çekirdek) sayesinde birçok işlemi aynı anda çalıştırmasından bahsedildi.

 

Soldaki sistem Nehalem-EX sistemi, sağdaki sistem bellek kontrol ünitesi işlemcinin üzerinde olmayan modası geçmiş bir sistem.

 

Teorik kısmından sonra elbette uygulamaya geçildi. İki farklı sunucu sistemi gösterildi. Bunlardan biri 8 işlemcili Nehalem-EX, diğeri de bir önceki nesil bir sunucu sistemiydi. Aradaki fark, Nehalem-EX işlemcisinin içinde bir bellek kontrolörünün yer alması. Yapılan uygulamalarda sistem aşırı bir yüklemeye maruz kaldı. Bu yükleme sonucunda Nehalem-EX işlemcili sistemler ayakta dururken, bellek kontrol ünitesine sahip olmayan sistem mavi ekran verdi.

 

Intel’in sunucu yol haritasında baya bir değişiklik yer alıyor.

 

Xeon 7400 (Dunnington) işlemcisinin yerine düşünülen Nehalem-EX birçok özelliği ile farklı olduğu gösterildi. Nehalem-EX, Xeon 7400 ile kıyasla 9 kat daha yüksek bir bant genişliğine sahip, veri tabanı performansı 3 kat daha iyi olduğu söyleniyor. Buna ek olarak 2.2 kat Floating Point ve 1.7 kat İnteger Throughput performansına sahipmiş.

{pagebreak::Westmere-EP ile Tanışın}
Westmere-EP ile Tanışın

Nehalem-EX bu sene göreceğimiz sunucu değişikliklerden biri. Peki yakın gelecekte hangi işlemcilerle tanışacağız. Sean Maloney, Nehalem-EX işlemcisini anlattıktan sonra Westmere-EP platformuna geçildi. İkinci nesil 32 nm mimarisine göre üretilen işlemci, yüksek performans, düşük güç tüketimi ve 10 GBit Ethernet desteğinin yanı sıra özellikle güvenlik anlamında ön plana çıkan bu platform oldukça ilgi çekti.

Bir önceki nesil Xeon 5500 platformuna uyumlu olan Westmere-EP, altı çekirdekli bir yapıya sahip. İki işlemci destekleyen bu platform toplam 24 işlemi (12 gerçek+12 sanal çekirdek) aynı anda çalıştırabiliyor. Fakat Westmere-EP sadece bu özelliklerle ilgi çekmiyor. Westmere-EP işlemcisi yenilenmiş bir AES şifreleme teknolojisine sahip

 

Westmere-EX üst seviye sunucu sistemleri, Westmere-EP yüksek performanslı sistemler için tasarlandı.

 

Yapılan demoda iki farklı sunucu sistemi kullanıldı. İlk sunucu sizin de tahmin edeceğiniz Westmere işlemci yer alıyor. Yapılan AES şifreleme işlemlerinde (Encrypt-Decrypt), Westmere işlemcinin bir önceki nesle göre 10 kat daha hızlı çalıştığı gösterildi. Elbette bu durumu araştırdık. Intel işlemcinin içine yeni komut setleri koymuş. Fakat buna ek olarak çözüm sadece yazılım yardımıyla yapılmamış. Westemere işlemcini içinde donanım bazlı ve AES işlemini hızlandıran bir entegrasyonu olduğunu öğrendik.

 

Westmere işlemcisi AES şifreleme işlemini bir önceki nesle göre 10 kat daha hızlı yapıyor.

 

Sunumda ilgimizi çeken diğer bir ürün kuşkusuz Xeon 3000 serisi işlemciler oldu. 30 Watt‘lık bir güç tüketimine sahip olan bu işlemciler özellikle mini sunucu oluşturmak isteyen kullanıcılar için biçilmiş kaftan. Maloney, yaptığı sunumda Hot Plug özelliğine sahip olan ve bir ekran kartından büyük olmayan Micro sunucularını gösterdiğinde birçok kişi şaşırmıştı.

 

Micro sunucuya ne dersiniz. Üstelik Hot Plug özelliği sayesinde anında genişleyebiliyor.

 

Fakat esas ilgi çeken, daha da küçük sunucuların da olması. Jasper Forest olarak adlandırılan bu yeni platform uygun maliyetli Blade sunucular oluşturmak isteyen kişilere hitap ediyor. IBM’in Blade sunucularına rakip olan Jasper Forest, üzerinde bulunan RAID5 ve RAID 6 desteği ile ilgi çektiği gibi sadece 200 Watt’lık bir güç harcıyor. Intel 3420 I/O Hub yonga setine sahip olan bu platform 2010 yılında kullanıcılarla buluşacak.

{pagebreak::Larrabee Yaşıyor}
Larrabee Yaşıyor

Bu toplantıda bizi şaşırtan en önemli olay Larrabee grafik işlemcisinin hala hayatta olması. Intel yıllar önce Larrabee’nin duyurusunu yapmıştı. Larrabee esasında grafik işlemcisinden başkası değil. Yani Nvidia ve ATI’ye rakip olabilecek bir işlemci. Farkı, işlemcilerde kullanılan x86 mimarisine sahip olması. Larrabee’nin duyurusu yapıldığı zaman oldukça ilgi çekmişti. Sonraları ise bu işlemci hakkında hiç konuşulmadı. Dolaysıyla Larrabee grafik işlemciyi bu toplantıda görmek bizi oldukça şaşırttı.

 

Larrabee hakkında gördüklerimiz sadece bununla sınırlı. Basit bir uygulama ve Larrabee’nin içinde olduğunu söylenen bir PC sistemi.

 

Esasında iyi de oldu. Çünkü Larrabee oldukça düzeltilmiş olarak karşımıza çıktı. OpenGL ve Ray Tracing özelliklerini destekleyen Larrabee, çok daha esnek bir yapıya kavuştu. Yapılan demoda Quake Wars:Enemy Territory oyunundan bir sahne Ray Traycing’e çevrilip gösterildi. Bu esasında çok da etkileyici değildi. Fakat Larrabee’den bir şey görmek bizi sevindirdi. Ne de olsa Larrabee grafik işlemcisi ilk olarak bir grafik kartı olarak karşımıza çıkacak (2010). Tabi bu arada bu grafik işlemci normal İntel işlemcilerinin içine gömülürse hiç şaşırmayın.

 

Gulftown’a bazıları Core i9 diyor. Fakat Intel bu konuda ağızını sıkı tutuyor. Gulftown’un kod adı sır gibi saklanıyor.


Masaüstü sistemlerde çok yakında Gulftown işlemcisi ile (2010) tanışacağız. Gulftown işlemcisi 6 çekirdek ve HT teknolojisini destekliyor. 32 nm mimarisinde üretilecek olan bu işlemci en iyi masaüstü işlemcisine sahip olmak isteyen kişilere hitap ediyor. X58 anakartlarda çalışacak olan bu işlemci için yeni bir anakart almayacak olmamız gerçekten şaşırtıcı.

 

Masaüstü işlemcilerin yakın gelecekteki yol haritasına bakıyorsunuz.

 

Masaüstü sistemlerde çıtayı düşürdüğümüzde Clarkdale işlemcisi ile karşı karıya kalacağız. Clarkdale, 32 nm mimari ve 2 çekirdekli bir yapıya sahip. Bu işlemcinin önemi üzerinde grafik işlemcisinin de barındırması. Bu işlemci her ne kadar güçsüz görünse de yanıltıcı olabiliyor. Yapılan demolarda özellikle mültimedya uygulamalarında oldukça iyi performans aldığına şahit olduk. Ayrıca gösterilen sunumlarda 3.33 GHz’lik Clarkdale işlemcisi iki çekirdekli E8500’den çok daha iyi olduğunu Core 2 Quad Q9400 işlemcisiyle kafa kafaya bir performans’a sahip olduğu belirtildi.

Mobil işlemciler için ayrı bir toplantı yapılacak. Bu toplantıdan aldığımız notları size en kısa zamanda ileteceğiz.

:: Intel’in yeni işlemcileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Fotoğrafçılara Çok Özel Bir Uygulama

Güçlü grafiksel yetenekleri ve özellikle de Kinetic Scrolling desteği ile görsel anlamda fazlasıyla yeterli bir uygulama olarak dikkat çekiyor XpressEXIF. Adından da anlaşılacağı üzere fotoğrafın EXIF bilgilerini görüntüleyebilme özelliğine sahip olan program, Python tabanlı olarak geliştirilmiş.

Çekilen kamera ya da telefonun modeli ve markası, tarih ve zaman bilgisi, ISO hassasiyeti, pozlama derecesi, odak aralığı, fotoğraf modu, flaş, çözünürlük bilgileri, uygulamanın şu anda sahip olduğu yeteneklerden.


Önizlemelerin görüntülenebilmesi için fotoğrafın Symbian’ın resim görüntüleyicisi ile bir kez açılmış olması gerekiyor.

Yazılımın düzgün çalışabilmesi için güncel Python kütüphanesi olan 1.9.7 sürümünün cihazınızda bulunması gerekiyor. Herhangi bir modül paketine ihtiyaç duymayan program, Python’un yüklü olduğu dizinde kurulu olduğu takdirde sorunsuz çalışabiliyor. Uygulamayı buradan indirebilirsiniz.

#video_4925#

:: EXIF bilgilerine sık sık ihtiyaç duyar mısınız?

Palm’ın Hisseleri Tavan Yaptı!

Amerikalı mobil cihaz üreticisi Palm şu sıralar Microsoft ile yürüttüğü işbirliğine karşın, farklı bir konu ile de gündeme gelmiş durumda. Kendi işletim sistemi olan Palm OS ve Windows Mobile tabanlı akıllı telefonlar üreten Palm, şu sıralar hiç de akla gelmeyecek bir durumla karşı karşıya.

Daha önce US Robotics ve 3Com ellerinden geçen Palm, söylentilere göre şu sırlar Finlandiyalı dev mobil üreticisi Nokia’nın kıskacında. Borsadaki spekülatörler tarafından kulaktan kulağa hızla yayılan bu haber, Palm hisselerinin neredeyse 16 kat artmasına sebep oldu. Henüz Nokia ve Palm cephesinden bir açıklama gelmemiş olması da olumlu seyri sürdüren bir diğer etken.

:: Sizce Nokia, Palm’ı satın alır mı?

Galeri Uygulamanız Güncellendi!

Fotoğraflarınızı klasör desteğiyle, son derece şık bir arayüzde görüntüleyebilen ve derecelendirme sistemi ile iPhone üzerinde fotoğraf yönetimini keyifli hale getiren uygulama PhotoList, yeni sürümüyle de iPhone ve iPod Touch kullanıcılarını memnun edecek gibi görünüyor.

Facebook ve Flickr desteğine sahip olan yazılım, güncelleme ile birlikte çoklu hesap desteği, kolay facebook entegrasyonu ekran koruyucu desteği gibi hem fonksiyonel hem de keyifli özelliklere kavuşuyor.

Mevcut kullanıcılar için ücretsiz yükseltme özelliği bulunan yazılımı ilk defa indirecekseniz 1.99$ ücret ödemeniz gerekiyor. Programa hemen sahip olabilmek için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

:: Yazılım hakkındaki fikirlerinizi forumda paylaşın.

2009’un Beklenen Teknolojileri

Özellikle eğlenceli vakit geçirirken zaman oldukça hızlı ilerliyor gibi gelir. Tam tersi de mümkün. Sıkıcı bir iş yapıyorsak zaman geçmek bilmez. 2009 yılı, teknoloji açısından oldukça verimli geçti denilebilir. Buna rağmen basına tanıtılan teknolojilerin kullanıcıyla buluşmasını beklemekten de gına geldi. Geciken teknolojiler için tüm umutlarımız 2010’a kalırken, halihazırda 2010‘da piyasaya sürüleceği duyurulan teknolojiler için de beklemeye devam ediyoruz.

Akıllı cep telefonlarından netbook‘lara, HDTV‘lerden ağ sistemlerine birçok yeni teknoloji bizleri bekliyor. Her geçen sene bir adım daha ileriye giden teknolojinin varacağı boyutu tahmin etmek oldukça güç. Firmaların ön gördüğü tarihleri bekleyip, yeni ürünlerle tanışacağımız günlere her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz.

{pagebreak::Akıllı Telefonlarda Sesli Arama}

Akıllı Telefonlarda Sesli Arama

Google‘ın Mobile App ile başlattığı bu teknoloji, TeleNav GPS Navigator gibi GPS uygulamalarını da desteklemeye başlayacak. Olayın özündeki fikir şu: Herhangi bir yerin GPS konumunu öğrenmek istediğinizde, sesli arama özelliğiyle akıllı telefonunuza vereceğiniz komutu, uygulama algılayarak, size konum aradığınız konum ile ilgili detaylı bilgiler verecek.

Bilim kurgu filmlerinden aşina olduğumuz bir teknoloji gibi gözükse de, işlevsellik açısından düşündüğümüzde kullanıcıya oldukça yarar sağlayacak bir teknoloji olduğunu görebiliriz.

{pagebreak::HD Cep Kaydedicisi}

HD Cep Kaydedicisi

Flip ile birlikte başlayan yeni bir teknolojik akım ile karşı karşıyayız. İnternet üzerinden video paylaşma çılgınlığı son seviye devam ederken, kullanıcıların işlerini daha da kolaylaştırmak için basit ama etkili ürünler de piyasaya bir bir çıkmaya başladı. HD cep kaydedicisi olarak adlandırabileceğimiz Flip de, tam olarak bu işi yapıyor. Anlık bir olayı videoya kaydetmeniz gerektiğinde ya (varsa) cep telefonunuzun video çekme özelliğinden yararlanmanız gerekiyor, ya da her daim kamera taşımanız gerekiyor.

Bu ikisi de işlevsel bir çözüm olmadığından Samsung, cep kaydedicisi olarak adlandırılabilen U10‘u geliştirdi. Bu sayede küçük bir cihaz aracılığıyla, hızlı bir şekilde görüntüyü kaydedebilir, ve ağ aracılığıyla YouTube, Facebook gibi ortamlarda videoyu paylaşabilirsiniz. 1080p çekim özelliği ile HD çekim yapabilen kamera özellikle sosyal ağ meraklılarına ilaç gibi gelecektir.

{pagebreak::İnternet Bağlantılı Netbook}

İnternet Bağlantılı Netbook

Netbook‘lar özelikle 2009‘un ikinci yarısında büyük bir popülerliğe ulaştı. Bir yıldan biraz fazla süredir hayatımızda bulunan Netbook’ların bu popülerliklerinin temel noktası, sahip oldukları işletim sisteminin internet ile doğrudan bağlantılı olması denilebilir. Moblin, JoliCloud ve henüz piyasaya çıkmayan Google Chrome OS, bu sektördeki en popüler işletim sistemlerinin başında geliyor.

Bu işletim sistemleri, çeşitli web uygulamalarıyla birlikte gelebiliyor. Böylece kullanıcının, işlerini daha kolay bir şekilde halletmesi sağlanabiliyor. 2010 senesi içerisinde piyasaya çıkarılacağı duyurulan Google Chrome OS, büyük yenilikler getirecek şüphesiz. Google yetkilileri şimdilik ağızlarını sıkı tutma konusunda kararlı gözüküyor. fakat önümüzdeki aylarda web tabanlı OS ile ilgili çok daha detaylı bilgiye sahip olabileceğiz.

{pagebreak::iPhone Üzerinden Konum Paylaşma}

iPhone Üzerinden Konum Paylaşma

Dash gibi GPS aygıtları ve Google Latitude gibi servisler, konum bilgilerinizi 1 seneden fazla bir süre boyunca saklardı. Fakat şimdi Navigon adlı bir firma, iPhone için bir uygulama hazırlayarak, sadece konumunuzu paylaşmakla kalmıyor, bir başka kullanıcıyla da paylaşarak, sizin nerede olduğunuzu gösterebiliyor, tabii isteğe bağlı olarak. Bu sayede bilgilerinizi paylaştığınız kullanıcı da haritasına sizi ekleyebiliyor.

Her durum için başvurulacak bir özellik olmadığı aşikar. Öte yandan, arkadaşlarınızla buluşacağınız zaman, ya da acil durumlarda adres sormak yerine bu tür bir teknolojiye başvurmak çok daha akılcı bir çözüm olacaktır.

{pagebreak::HDTV İçin Açılır Pencereler}

HDTV İçin Açılır Pencereler

Başta Samsung ve LG Electronics olmak üzere, birçok HDTV üreticisi, Yahoo önderliğinde açılır pencere özelliğini HDTV’lere entegre etmeye başladı. Bu açılır pencerelerde, internetten aşina olduğumuz reklamlar yerine, çeşitli bilgiler paylaşılacak. Örneğin Twitter ve Facebook için durum iletilerimizi HDTV‘niz üzerinden paylaşabileceğiz. Veya hava durumu kanalı ile entegre ederek açılır pencereler aracılığıyla havanın durumunu anlık olarak takip edebileceğiz.

İyiden iyiye gelişmeye ve yaygınlaşmaya başlayan bu teknoloji, 2009 yılının HDTV’leri için en büyük adımlardan biri olarak lanse edilmiş, ve bu sayede büyük ilgi çekmişti.

:: Bu teknolojilerden en çok hangisi ilginizi çekti?

Floppy Sürücü Aranıyor! Ödüllü

Evan Brother uzun süre önce ortadan kaybolan Floppy disk sürücüsünü arıyor, ayrıca bunun için ödülde vaat ediyor, fakat herhangi bir özellik belirtmemiş.

Yazıyı okuduğunuzda görebilirsiniz ki, floppy sürücü uzun yıllardır Evan’ın evindeymiş ve üzerindeki çizikler ve sakız izlerine rağmen Floppy sürücünün derin manevi değeri var. Floppy sürücü uzun süre önce garajındaki masanın üzerinden kaybolmuş.

Unutulmaz bu antikaya ne olduğu bilinmez, fakat şu açık ki onun sahibi oldukça endişeli. Evan arama ilanının üzerine Floppy diskini alan kişiye hitaben bir de kibar not düşmüş. “Ne çeşit hasatlıklı bir zihin insanın Floppy sürücüsünü alır?”

:: Kaybettiğiniz bir eşyayı nerede ararsınız?

DirectX 11 Çok Önemli Değil!

DirectX 11, bir ekran kartı satın almayı planlayanlar için belirleyici tek neden değildir, sadece nedenlerden bir tanesidir.” Bu cümle, birkaç yıl önce DirectX 10 destekli kartlara hemen geçilmesinde ısrar eden, bu kartların tam bir Windows Vista deneyimi yaşayabilmek için şart olduğunu iddia eden ve dünyadaki ilk DirectX 10 destekli kartları piyasaya sürüp, bunun önemini vurgulayan şirketten, yani NVIDIA’dan geldi.


Almanya’da düzenlenen bir teknoloji konferansında konuşan NVIDIA Yatırımcı İlişkileri Başkan Yardımcısı Mike Hara, DirectX 11, bir ekran kartı satın almayı planlayanlar için belirleyici tek neden değildir, sadece nedenlerden bir tanesidir. Kullanıcıların yeni bir ekran kartı alırken sadece DirectX 11 desteğine bakacaklarına inanmıyoruz.” şeklinde konuştu.

{pagebreak::Stratejiler değişiyor}

Stratejiler değişiyor

Hara bunun dışında “Biliyoruz ki birçok insan video ve fotoğraf alanında birçok çalışma yapıyor. Şu an üzerinde uğraştığımız teknolojiler grafik işlemcinin, CPU’ya yardım eden bir yardımcı işlemci konumuna gelmesinin ve böylece daha iyi pil ömrünün ve daha iyi optimize edilmiş bilgisayarların üretilmesinin önünü açıyor.” diyerek NVIDIA’nın mevcut planlarını anlattı.

Çok yakın bir zamana kadar grafik işlemci gücünün satış için en önemli etken olduğunu düşünen bir firma olan NVIDIA, bir anda satış stratejilerindeki bakışını değiştirerek, GPU’ların işlem gücünü kullanan yazılımların (video çözümleme yazılmları vb.), çok gelişmiş görsel efektler ve yeni API’lerden (DirectX 11) daha önemli olduğunu vurguluyor.

{pagebreak::Saf işlemci gücü yeterli değil}

Saf işlemci gücü yeterli değil

Mike Hara konferanstaki sözlerine şöyle devam etti: “Grafik endüstrisi, mikroişlemci endüstrisinin birkaç yıl önce ulaştığı, AMD’nin frekansın önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin Watt başına alınan performansın olduğunu söylediği noktaya geldi. Bence grafik dünyası da şimdi benzer bir yol ayrımında. FPS ve çözünürlük gibi şeyler önemli fakat bunlar artık günümüzde çok yüksek seviyelere geldiler ve 120 FPS’den 125 FPS’ye bir performans artışı olduğunda bu son kullanıcının oyun tecrübesinde bir fark yaratmıyor. Öte yandan Stereo 3D Vision, PhysX, CUDA ve buna benzer teknolojiler oyunlara yüksek çözünürlük ve FPS’den çok daha fazla etki ediyor. NVIDIA yeni nesil grafik işlemcileri ile yazılım kısmının, işlemci gücünden çok daha önemli olduğunu ortaya koyacak.”

Bu açıklama, içinde gerçekten doğru ifadeler bulunsa da, zamanlaması bakımından kafalarda soru işaretleri yaratıyor. AMD’nin DirectX 11 destekli ekran kartlarını piyasaya sürdüğü bir dönemde NVIDIA’nın henüz daha ortaya somut bir şey koyamaması ve üstüne gelen bu tip bir açıklama NVIDIA’nın yeni nesle henüz hazır olmadığı izlenimini uyandırabilir. Öte yandan ise saf işlemci gücünün artık yeterli olmadığı konusunda Mike Hara’nın sözlerine katılmamak elde değil.

:: Mike Hara’nın söylediklerine katılıyor musunuz?