Tarihin 10 Kötü Klavyesi

Geçmişten günümüze milyonlarca klavye kullanıcılara hizmet etti. Bunların bazılarının tasarımları hatalıydı bazılarında ise yazı yazmak bir işkenceydi. Klavyelerin iyiliğini belirlemek için dört ana etkene bakılır. Bunlar his, yerleşim, özellikler ve klavye hakkındaki kullanıcı yorumları. Aşağıdaki ürünler tarihin 10 kötü klavyesi olarak gösteriliyor. Bu ürünlerin hepsi 1970’ler ve 1980’lerde üretilmiş. Bu klavyelerin hepsi kötü üne sahip olsa da gelecekte üretilecek klavyeler için iyi bir örnek oldular. Şimdi onuncu sıradan başlıyoruz.

{pagebreak::Commodore 64}

10- Commodore 64 (1982)

Commodore 64 milyonlarca insanın genç hafızalarında büyük bir adım olarak kaldı. Fakat ürünün klavye dizaynı daha önceki Commodore’un VIC-20 ürünü ile aynıydı ve oldukça acemiydi. Klavye üzerine kısa bir bakış onun üç ana hatasını hemen ortaya çıkarıyor. Klavye gözle görülür biçimde karmaşıktı ve her bir tuş üzerinde birçok sembol bulunuyordu. İkinci olarak anti ergonomik bir yapıya sahipti ve 2 inç yüksekliğiyle daktilocuların bileklerini oldukça zorlamasına sebep olurdu. Ve klavyedeki yerleşimin kötü olmasından dolayı nümerik bölüme fakir bir yer ayrılmıştı.

Örneğin, Home/Clear tuşları direk olarak Delete (Backspace) tuşunun sonunda yer alırdı. Bunun sonucunda kullanıcılar kazara ona dokunduklarında ekranın en üst köşesine yedekleme imleci gözüküyordu. Ek olarak, kötü yerleşimin üzerine tuz biber eken bazı tuşların standart olmaması. Bunlar Run/Stop ve Restore tuşları. Neyse ki, C64 sahiplerinin çoğu ürünü oyun oynamak için aldı ve joystick kullandı.

{pagebreak::Timex Sinclair 2068}
9- Timex Sinclair 2068 (1983)

Bilgisayar sektöründe Sinclair ZX Spectrum oldukça rağbet gördü. Timex‘in yıkımı ise Timex Sinclair 2068 olarak bilinen dejenere versiyonu ile oldu. Ürünün en büyük dezavantajı ise zalim klavyesiydi. 2068’in klavyesinde yazı yazmak antrenmansız olarak imkansız gibi gözüküyordu. Bazı tuşlar altı farklı özelliği kontrol ediyordu. Ayrıca Backspace tuşu klavye üzerinde yer almıyordu. Bu hata ilk çıkan bazı bilgisayarlarda da mevcut. Şimdi düşünüyoruz da bu ürünün klavyesini dizayn eden kişiler kullanıcının asla hata yapmayacağını mı farz etti?


{pagebreak::Commodore PET 2001}

8- Commodore PET 2001-32-N (1978)

Commodore PET (model 2001-32-N) Commodore’un ilk PET klavyesi üzerine geliştirildi. Fakat Commodore yerleşimdeki birkaç berbat hatasını devam ettirdi. Birincisi, dizayn hala eskisinin aynı ve Run/Stop tuşları hala Return tuşunun solunda yer alıyordu. Diğeri, çok popüler Backspace eksikliğiydi. Backspace tuşunu kullanmak için manevra yapmanız gerekiyordu. Bunu Shift’e basılı tutarak ve aynı anda nümerik pedin üzerindeki sol/sağ ok tuşuna basarak gerçekleştiriyordunuz.


{pagebreak::Texas InstrumentsTexas Instruments}

 7- Texas Instruments TI-99/4 (1979)

TI-99/4’ün 1979’da ortaya çıkışı ile entegre edilmiş öncü birim TI’da ortaya çıtı. Ürün 1150 dolardan Pazar sunuldu. Paket içersinde özel monitör ve birde hesap makinesi (lChiclet) bulunuyordu. Ürünün klavyesi küçük harfli yazımları desteklemiyordu. Bu sınır yüzünden Shift tuşu özellik düzenleyici olarak sunuluyordu. Ürünün tipik özelliği plastik yapısıydı. Bu anahtar kombinasyonunun en sinir bozucu tarafı Shift-Q sizi programdan çıkarabilir yada bilgisayarı resetleyebilirdi. Kullanıcıları düş kırıklığının çoğu tuşların yerleşimiydi. Öyle ki bir sayfa yazı için 1 gününüzü harcayabilirdiniz. 99/4’ün yerleşiminde Enter tuşu Shift tuşunun sağında yer alıyordu. Birde klavye spacebar yerine space tuşuna sahipti.


{pagebreak::Tandy TRS-80}

6- Tandy TRS-80 Micro Color Computer MC-10 (1983)

Tandy , Spartan Timex Sinclair 1000‘in başarısının kıskançlığı ile MC-10’u 1983’de piyasaya sürdü. Ürün minimal olarak dizayn edildi. Kalvye tuşlarının boyutları oldukça ufaktı ve hemen hemen her tuşun dört farlı özelliği bulunuyordu. MC-10’nun acı çektiren üç ana dizayn hatası bulunuyordu. Break tuşu Backspace tuşunun olması gerektiği yerdeydi. Backspace tuşu yoktu ve sol Shift tuşu var olması gereken yerde yoktu. Control tuşu onun yerini almıştı. Ama en azından bu kez kullanıcılar spacebara sahipti.


{pagebreak::Atari 400}

5- Atari 400 (1979)

Atari’nin ilk düşük teknolojili kişisel bilgisayarı 8 KB belleğe sahipti ve düzlüğü ile alay konusu olan bir klavyesi vardı. Ama ürünün sağlamlığı kullanıcıların dikkatini çekti ve 1980’lerin başlarında popüler oldu. Gerçek olan ise bir parça membran olan bu klavyenin üretim oldukça ucuzdu. Atari 400′ün tuşları tam olarak düz bir erit üzerinde uzanıyordu. Daktilo etkisinden mahrum klavyeye kullanıcılar düzgün olarak bassa da psikolojik olarak bunu söyleyemeyebiliyorlardı. Atari bunu telafi etmek için kullanıcı herhangi bir tuşa bastığında dahili bir hoparlörle “click” sesi veriyordu. Atari 400 klavyesinin üzerindeki Break tuşu (en az ihtiyaç duyulan tuşlardan biri) tehlikeli olarak sık kullanılan Backspace tuşunun sağına yerleştirilmişti.


{pagebreak:: Timex Sinclair 1000}

4- Timex Sinclair 1000 (1982)

Timex Sinclair 1000 Amerika’da ilk kişisel bilgisayarın temelini sarsarak perakende fiyatı 1000 doların altında piyasaya sürüldü. Siyah-beyaz ekran, ses yok, 2KB bellek ve ince bir klavyeye sahip bilgisayarın klavye tasarımı sıkışık ve oldukça düzdü. Klavyenin küçücük boyutu için Sinclair çoklu bir atama planlayarak her bir tuş için anahtar sözcük verdi. Kullanıcının sadece bir tuşa basması yeterliydi. (örneğin “PRINT” için “P”) Yalnızca bir mazosişt Timex Sinclair 1000 üzerinde çalışırken kelime girişimde eğlenebilirdi.


{pagebreak::Mattel Aquarius}

3- Mattel Aquarius (1983)

Şaka. Bu kelime Aquarius bilgisayar deneyimini tam anlamıyla tanımlanıyor. Ürünün klavyesi tam bir facia. Klavyenin içeriğinde tam boyut spacebar yerine zayıf bir space tuşu bulunuyor. Ve tuş öyle bir yerde ki Shift tuşuna gidebilir. Sanırız ürünün tasarımcıları bu tuşa geldiklerinde uyuya kaldı. Aynı zamanda klavyenin içersine akıllıca yerleştirilmiş Reset tuşu ile kullanıcı kaza ile programlamayı darbeliye bilir. Ek olarak Return tuşunun güvenilmez pozisyonu ve sizin sahip olduğunuz en kötü klavyelerden biri bu ürünü en kötü bilgisayarlardan biri yapıyor.


{pagebreak:: Commodore PET 2001}

2- Commodore PET 2001 (1977)

Bilgisayarın öncülerinden Commodore rezil klavyeyi icat etti. Her şey PET 2001 ile 1977’de başladı. Bu ürün ilk kişisel bilgisayar girişimlerinden biri. Tarih kaybı Commodore ürkütücü berbat klavye ile orijinal PET ile inşa edildi. Şimdi baktığımızda ürünün klavyesini bir oyuncak klavye olarak görebiliyoruz. Klavye sıkışık, güvenilmez Chiclet-tipi tuşlar ile dokunma hissinden oldukça uzak. Mebran tuş takımı oldukça çabuk yıpranıyor. Bu yüzden tuşa bastığınızı söyleyemeyebilirsiniz. Klavyenin QWERTY yerleşimi oldukça başarılı. Klavye üzerinde spacebar yerine zayıf bir space tuşu kullanılmış. Commodore hatalarını çabuk öğrendi ve firma ilerleyen günlerde tam donanımlı klavye PET’e geçti.


{pagebreak:: IBM PCjr}


1- IBM PCjr (1984)

IBM’in klavyesi piyasada PC’nin beceriksizliği olarak bağışlandı. Piyasada ki ilk kablosuz modellerden biri olan bu klavye düzenli bir batarya desteğine ihtiyaç duyuyordu. IBM’in klavyesi oldukça sert plastik tuşlara sahipti ve üzerinde yazı yazmak oldukça zordu. Basın ürünün üzerine oldukça fazla gitti ve PCjr bir yılda durduruldu.

:: Klavye alırken nelere dikkat edersiniz?

Wii Sports Resort İnceleme

Satışa sunulduğunda Nintendo Wii ile beraber kutunun içeriğinden çıkan Wii Sports, golf, bovling, boks, tenis ve beyzbol oyunları ile kullanıcılara büyük eğlence yaşatmıştı. Zaten heraket algılayıcının büyüsüne kapılan insanlar, bir de bu cihazı kullanarak tenis oynama ya da bovlingde top yuvarlama gibi aktiviteleri başarıyla yerine getirince, Wii Sports çılgınlığı her yaştan kullanıcıyı kendine çekti.

Ancak aradan geçen 3 yıl zarfında, artık Wii Sports eski tadını vermemeye başladı. Hemen önlem alan Nintendo, daha geniş bir spor yelpazesine sahip olan Wii Sports Resort‘u geliştirmeye koyuldu ve geçtiğimiz Temmuz ayı sonunda, yapım raflarda yerini aldı. Yeni oyun, Wii’ye eklenen bir başka yenilik olan Wii Motion Plus eklentisiyle oynanıyor. Bu eklenti, Wii Remote kumandanızın hemen altındaki bölüme takılarak, kontrollerin daha hassas olmasını sağlıyor.

{pagebreak::2}

Bu eklentiyle beraber oyunu açınca, içeriğinde bulunan 12 uygulamadan (Orijinal isimleriyle: Swordplay, Wakebording, Frisbee, Archery, Basketball, Table Tennis, Golf, Bowling, Power Cruising, Canoeing, Cycling, Air Sports) kılıç oyununu seçerek, Wii Sports Resort’teki mesaime başladım. Eğer iki adet Wii Motion Plus‘ınız varsa, karşılıklı da oynayabildiğiniz yapımda, denizin üzerinde duran bir platformda, rakibinizi aşağıya düşürmeye çalışıyorsunuz. Tabii bunu kılıç ile yapıyorsunuz.

Wii Remote’u nereye çevirirseniz, ekranda da o yönde hareket ettiğini gördüğümüz yapımda, vuruş yönünüze ve şiddetinize göre, görüntüde de benzeri bir animasyon gözlemliyorsunuz. Ancak fazla hızlı hamleler yaparsanız, Wii Remote’un algılamakta zorlandığını belirtmem gerek. İlgi çekici olan bir diğer oyun da frizbi atma. Gerçek bir frizbi tutuyormuş gibi Wii Remote’u savurarak oynadığımız yapımda, isabetli atış yapmak bir hayli zor. Bu konuda Yavuz’u sıradışı yeteneğinden dolayı tebrik etmek gerek.

{pagebreak::3}

Hemen hemen her oyunda olduğu gibi Melih’in acemi şansıyla kısa sürede topladığı yüksek puanlar, okçulukta gözümüzü korkutmuş olsa da, kısa sürede ekibin geri kalanı da bu spora alıştı. Bu kez Nunchuk aparatını da kullandığımız yapımda, Remote ile yönü belirledikten sonra, diğer kumandanın tuşuna basılı tutarak hedefe yaklaşıyoruz. Bıraktığımızda da atışımızı yapmış oluyoruz. Zorluk seviylerine göre, mesafelerde artış ve rüzgar gibi engellerle karşılaşıyoruz.

Basketbol ise Wii Sports Resort’ta en sevdiğim uygulama oldu. Kumandayı bileğinizde sanki basketbol topu varmış gibi ileriye doğru sürerek atış yaptığımız oyunda, ister yapay zekayla, ister de arkadaşlarınız ile karşılıklı maç yapmanız da mümkün. Üçerlikten karşı karşıya geldiğimiz oyunda, ilerledikçe daha zorlu rakiplerle karşılıyorsunuz. Oynaması gayet kolay olan yapım, son derece keyifli. Pas vermek, atış yapmak, blok koymak, smaç yapmak gibi basketbol devinimlerini yapabiliyorsunuz. Tek problem, biraz yorucu olabilmesi.

{pagebreak::4}

Bovling, SDN ekibinin en çok karşı karşıya geldiği oyun oldu. Başarılı oldukça yeni modları açılan yapım Wii Sports’takiyle hemen hemen aynı (Golf de Wii Sports’takinden farksız). Bir başka ilgimizi çeken yapım da masa tenisiydi. Önceki oyunda bulunan tenisten hemen hemen farksız olan uygulamada, daha hızlı olmak gerekiyor. Zira mesafe kısa olduğundan, karşılık çabuk geliyor…

Kano, su kayağı, bisiklet ve jet ski oyunları, biraz yorucu olduğu için tarafımızca uzun müddet oynanmadı. Zira ya kumandalarla sürekli bir devinip yapıp hızlanmak gerekiyor ya da eller ilerideyken uzun süre sabit tutmak. Bu süreçler bir hayli yorucu olduğu için, muhtemelen bu oyunlar diğerlerinden daha az kullanılacaktır.

{pagebreak::5}

Genel olarak bakıldığında, Wii Sports Resort’un başında eğlenceli saatler geçireceğiniz muhtemel. Tam sıkıldım dediğinizde, ya yeni bir oyun seviyesi görüyorsunuz ya da başka bir uygulamaya geçip, sıradışı bir keyif alıyorsunuz. Her biri, kendi içerisinde farklı seviyeler barındıran 12 oyunuyla Wii Sports Resort, Wii kullanıcıları için en ideal seçim. Wii Motion Plus eklentisiyle beraber satılan yapımı, tüm Nintendo Wii sahiplerine öneririm.

Nintendo Tarafından Yayınlanan Wii Sports Resort Tanıtımı:

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/9168/t_wiisportsresort_escapetr.flv#

Puan: 10/8.5

:: Wii Sports Resort’daki en beğendiğiniz oyun hangisi?

Tabletler Mac OS X İle Gelebilir

Daha önce Aplle’ın tableti ile ilgili yaptığımız haberlerimizde ürünün ekran boyutunun 7 ila 10 inç arasında değişeceğini söylemiştik. Ve bu ürünün işletim sistemi muhtemelen iPhone ile aynı olacak. Amerika’daki çok güvenilir bir kaynağımıza göre Apple küçük ekranlı tablet PC’lerin yanı sıra büyük ekranlı tablet PC’lerde hazırlıyor. Bunların ekran boyutları 13 inç ve 15 inç olacak. Bu tabletlerin üzerinde işletim sistemi olarak Mac OS X kullanılacak.

Kaynağımıza göre, iki dokunmatik ekran prototipi hazır ve alüminyum kasadan yapılmış. Ürünler iPhone fabrikası ile aynı yerde yaptırılıyor. Ürünlerin üzerinde Mac OS X 10.5 işletim sistemi bulunuyor. Ürünlerin kime yaptırıldığı bilinmiyor. Ama Foxconn firmasının yapmadığı kesin. Daha önce belirttiğimiz gibi 10 inç tablet modeli iPhone OS ile birlikte gelecek. Büyük ekran boyutuna sahip ürünler üzerinde yüksek grafik uygulamaları çalışabilecek. Bu ürünler ARGE için üretilmiş olabilir.

:: Bu boyutlar da bir tablet kullanmak ister misiniz?

Nostradamus, GTA 5, 2010’da Diyor!

Nostradamus deyince, 500 yıl evveline uzanan bir yolculuğa çıkmayın. Zira bahsi geçen kahin(!), video oyun dünyası hakkında tutarlı ön görülerde bulunan analist Michael Patchter. Gamasutra sitesine konuşan ünlü analist, Grand Theft Auto’nun beşinci oyununun, 2010’da satışa sunulacağını tahmin ediyor.

Önümüzdeki yıl içerisinde BioShock 2, Mafia 2, Red Dead Redemption, StarCraft 2 gibi uzun zamandır beklenen yapımları bir arada göreceğiz. Take-Two’nun bunca büyük ismin karşısına GTA 5’i çıkarıp çıkarmayacağı, merak konusu. Ancak daha önce konsol fiyatlarının düşeceğini bilen, birkaç ay sapmayla da olsa GTA IV’ün ek paketinin çıkış zamanını tahmin eden Michael Patchter, bakalım bu ön görüsünde başarılı olabilecek mi?

:: Michael Patchter’ın haklı çıkacağını düşünüyor musunuz?

Arkadaşlığı Satın Alabilir misiniz?

Tüm dünyada İnternet kullancıları arasında Twitter ve Facebook çılgınlığı sürüp gidiyor. Öyle ki artık insanlar bu gibi sitelerde sahip oldukları arkadaş sayısıyla övünür oldular. Bu gibi sitelerin kullanıcılarının böyle bir eğilimi olduğunu farkeden uSocial adlı bir şirket, bu trendi paraya çevirmenin bir yolunu bulmuş.

uSocial Twitter ve Facebook’ta arkadaş satıyor. Facebook’ta 1000 tane yeni arkadaş mı istiyorsunuz? uSocial’a ödüyorsunuz 177 $’ı bir haftada 1000 tane yeni arkadaşınız oluyor. 5000 adet Facebook arkadaşının fiyatı ise 654 $. Site ayrıca Twitter’da da takipçi satıyor. Bir hafta içinde 1000 yeni takipçinin bedeli 87 $. Eğer abartıp 100 bin takipçi istiyorsanız, 3480 $ ödedikten sonra bir yıl içinde buna sahip olabilirsiniz.

Sırf hava atmak için arkadaş satın almak saçma gözükebilir fakat bu gibi siteleri büyük şirketler de pazarlama aracı olarak kullanmaya başladı. Bir firmanın Twitter sayfasındaki takipçi sayısı ne kadar çoksa duyurulan haberler ve reklamlar o kadar çok kişiye ulaşıyor demektir. Keza Facebook için de aynı şey geçerli. Bu yüzden şirketler için mantıklı bir haraket olabilcek bu işlemi şahıslar da yapıyorsa onlara Allah akıl fikir versin diyoruz.

:: uSocial’ın para kazanma yolu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kablosuz Elektrik İletimi Yapılabilir mi?

Teknoloji geliştikçe etrafımızdaki kablo sayısın giderek arttığını fark etmişsinizdir. Bunun yarattığı sıkıntıyı hepimiz mutlaka yaşamışızdır. Birbirine giren kablolar, masaların ve dolapların arkasına tıkılmış ve toz içinde kalmış bir halde dururlar. Birini çekip çıkarmak istediğinizde bunu bir türlü yapamazsınız ve bu durum çok sinir bozucudur.

Bunun farkında olan bilim adamları tüm cihazları kablosuz olarak geliştirmek üzerinde çalışıyorlar. Belki de yaygın olarak ilk kez cep telefonları ile başlayan bu akım, modemler, Bluetooth çevre birimleri ve benzeri birçok ürün ile giderek çoğalıyor. Ancak bizi kablolara mecbur bırakan çok önemli bir etken var, elektrik akımı.

{pagebreak::Nikola Tesla’nın izinde}

Nikola Tesla’nın izinde

Elektrik olmadan demin saydığımız cihazların çalışmasının hiçbir yolu yok. Pille çalışsalar bile bu pilleri bir şekilde şarj etmek zorundayız. Elektriği kablosuz bir şekilde iletmenin henüz çok verimli bir yolu bulunabilmiş değil. Uzun mesafeler arasında kablosuz olarak elektrik enerjisini iletmenin bir yolu şu an için yok.

İnsanlığın bugüne kadar gördüğü en büyük dahilerden biri olan Nikola Tesla’nın 1890′lı yıllarda üzerinde çalıştığı fakat tam olarak bitiremeden hayata gözlerini yumduğu bir proje olan kablosuz güç iletimi, şimdilerde bilim çevrelerinde yeniden popüler hale geldi. Nikola Tesla o yıllarda kablo kullanmadan güç iletimi yaparak bir ampulü yakmayı başarmıştı. Günümüzde bu çalışmalar ne seviyede beraber görelim.

{pagebreak::Radyo dalgaları}

Radyo dalgaları

Kablosuz güç iletimi konusunda bilim adamları ve araştırmacıların farklı yaklaşımları bulunuyor. Bunlardan ilki radyo dalgaları aracılığıyla güç iletimi. Bu yöntem ile hep hayali kurulan çok uzak mesafelere güç aktarımı yapılabiliyor fakat çok büyük bir dezavantaj ile.

Radyo dalgaları ile yapılan iletimde ancak çok düşük miktarda güç transferi yapılabiliyor. ABD’de Powercast adlı bir firma bu teknolojiyi, büyük ofis binalarındaki sıcaklık algılayıcıları ya da yılbaşı ağaçlarındaki ışıklar için para karşılığında kullanıyor. Şirket yetkilileri bu yöntem ile yaklaşık 2 km uzaklıktan bir LED ışığı yakabiliyorlar. Ancak aktarılan güç miktarı çok az olduğu için bu yöntem pek kullanışlı değil.

{pagebreak::Güç pedleri}

Güç pedleri

Kablosuz güç iletiminde bir diğer yaklaşım ise güç pedleri. Son günlerde yaygınlaşmaya başlayan ve sitemizde de birkaç kez duyurduğumuz bu cihazlar, taşınabilir aygıtlarımızı kablo kullanmadan şarj edebiliyorlar.

Düşük maliyetli ve gerçekten verimli olan bu cihazların en büyük dezavantajı sadece çok kısa mesafelerde iş görmeleri. Giderek yaygınlaşan bu ürünlerin kablo kullanmadan güç ilettiği doğru fakat bilim adamlarının tam olarak aradıkları şey bu değil.

{pagebreak::Manyetik alanlar}

Manyetik alanlar

Demin saydığımız yaklaşımlar uzun bir süredir zaten bilinen yöntemlerdi. M.I.T. bünyesindeki bilim adamlarının kurduğu WiTricity konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Elektromanyetik rezonans kullanarak kablosuz güç iletimi yapmayı hedefleyen bilim adamları cihazların kendi kendilerine elektrik enerjisine çevirebileceği bir manyetik alan oluşturmayı düşünüyorlar.

WiTircity ekibi

Bu teknoloji ile güç pedlerinden daha verimli bir şekilde fakat radyo dalgalarından daha kısa mesafelerde güç iletimi yapılabileceği belirtiliyor. Intel de geçtiğimiz yıl buna benzer bir teknolojiyi IDF’te tanıtmıştı.

Intel’in IDF 08’de tanıttığı teknoloji

{pagebreak::Tartışmalar sürüyor}

Tartışmalar sürüyor

Bu son yaklaşım kulağa diğerlerinden daha mantıklı gelse de WiTricity’nin önünde aşması gereken büyük engeller var. Bunların en başta geleni, bu yöntem tüm dünya çapında uygulanmaya çalışılırsa tahminen dünyanın kendi manyetik alanı kadar bir manyetik alan oluşturulmak zorunda olunması.

Bu yönteme gelen bir eleştiri de oluşturulacak manyetik alanın insan sağlığına zararlı olabileceği. Wireless Power Consortium’un başkanı Menno Treffers, bu kadar güçlü bir manyetik alanın insan hayatını tehdit edeceğini belirtiyor.

{pagebreak::Hayal mi?}

Hayal mi?

Kablosuz güç iletimi yaklaşık 100 yıldır bilim dünyasının hayallerini süslüyor. Nikola Tesla ile başlayan çalışmalar günümüzde bazı pratik uygulamalar olsa da henüz istenilen seviyeye yaklaşmış bile değil.

Uzun mesafeler arasında, çok fazla güç kaybı olmadan elektrik enerjisini aktarmanın bir yolu bulunursa, bu dünya üzerinde birçok şeyi değiştirebilir. Bu teknoloji günün birinde geliştirilir mi, bunu görmeye ömrümüz yeter mi bilmek mümkün değil.

:: Sizce uzun mesafeler arasında, verimli kablosuz güç iletimi bir gün gerçek olacak mı?

Korsan Partisi İktidara Yürüyor

Almanya’da 27 Eylül tarihinde genel seçimler yapılacak. Seçim günü yaklaştıkça partiler hazırlıklarını sıklaştırırken, her seçimde olduğu gibi Almanya seçimlerinden önce de bazı kamuoyu araştırmaları ve anketler düzenleniyor. Almanya’nın en büyük sosyal ağ sitelerinden StudiVZ ve MeinVZ’da yapılan bir anket oldukça ilginç sonuçlar verdi.

Almanya’daki Korsan Partisi ya da orijinal adıyla Die Piratenpartei yapılan ankette uzak ara birinci sırada çıktı. Der Spiegel’de de yayınlanan sonuçlarda Korsan Partisi %38,8 ile şu an iktidarda olan CDU/CSU’ya fark attı. Bu anketin sonuçlarının gerçeği ne kadar yansıttığını 27 Eylül’de göreceğiz.

:: Almanya’da korsan partisi iktidara gelir mi?

İnternetin Saati Var mı?

Yapılan araştırmalar, internette en fazla aktivitenin olduğu saati gece 11.00 EST(bize göre sabah 6.00) olarak belirledi. Chelmsford adlı internet güvenlik firmasının Kuzey Amerika‘yı kapsayacak şekilde yaptığı araştırma sonucu, öğleden sonra 4.00‘te iş ve okul sayesinde küçük bir yükselme yaşandığı, fakat insanların bu saatten sonra evlerine döndükleri için internetin oldukça tenhalaştığı belirlendi.

Videoları İnternette İzliyoruz

Akşam saat 8.00 civarı tekrar artışa geçen internet trafiği, gece saat 2.00’de bile gayet aktif halde devam ediyor. Televizyonlar, prime-time olarak bilinen zaman dilimini internete kaptırmış görünüyor. Zira Amerikalılar bu sırada hem YouTube‘dan hem de yetişkinlere yönelik sitelerden video izliyor.

İkinci sırayı ise saat online video oyunları alıyor. Elbette bunda, araştırmanın yapıldığı ayın temmuz olması ve yaz tatilinde gençlerle çocukların oyunlara abanmasının da etkisi olabilir.

:: Siz en çok hangi saatlerde interneti kullanıyorsunuz?

PS3 Ve PS3 Slim Karşı Karşıya!

Dünyaca ünlü video oyunu sitesi EuroGamer, yakın zamanda satışa sunulan PlayStation 3’ün ince versiyonu Slim’i ve klasik sürümü karşı karşıya getirdi. Video eşliğinde değerlendirme yapan site, hangi konsolun daha hızlı olduğu açıkça görülüyor. Aşağıda göreceğiniz ilk videoda, ekran ikiye ayrılmış ve her iki tarafta da Call of Duty 4 oyunu çalıştırılıyor.

#video_4916#

{pagebreak::2}

Bu videoda Assassin’s Creed oyununun yükleme ekranıyla karşılaşıyoruz. İkiye ayrılmış olan ekranda, iki konsolun da yükleme çubuğunu görüyoruz.

#video_4917#

{pagebreak::3}

Sıradaki videoda, Devil May Cry 4 oyununun Install aşamasını görüyoruz. Fark oldukça bariz.

#video_4918#

:: İki konsol arasındaki fark sizce kayda değer mi?

 

Star Wars Severler İçin Geri Sayım Başladı

Star Wars The Clone Wars: Republic Heroes oyununa ait ilk demo Xbox Live üzerinden indirime sunuldu. 450 MB büyüklüğündeki demoda Jedi ve Clone Trooper oynanışlarına şahit oluyoruz.

Jedi ile oynarken çeşitli taşıtlar kullanabilirken, Clone’larda roket atıcı gibi ağır silahlar kullanabiliyoruz. 15 Eylül tarihinde raflardaki yerini almaya hazırlanan Star Wars The Clone Wars: Republic Heroes, PSP, PS3, PS2, PC, Wii ve X360 platformları için eş zamanlı olarak piyasada olacak.

:: Tam sürümden önce demo oynamayı tercih ediyor musunuz?

Netbook’lar İçin En İyi OS Hangisi?

Netbook’larda genellikle be ş farklı işletim sistemi kullanılıyor.. Bunlar Chrome OS, Android, Ubuntu, Moblin ve Windows 7. Şimdi bu işletim sistemlerine kısaca bakıyoruz.

CHROME OS

Chrome işletim sistemi aslında bir parça erken piyasaya sürülmek istensede olmadı. Chrome OS normalde 2010 yılının ortalarından önce piyasada olmayacak.


{pagebreak::Android}

ANDROID

Google’ın Android işletim sistemi mobil cihazlar için geliştirildi. Normalde sadece cep telefonlarında kullanılacak işletim sistemi birden Netbook’lara sıçradı. Ürün üzerindeki uygulamalar, web tarayıcı ve video oynatıcı kusursuz çalışıyor.


{pagebreak::Ubuntu Remix}

UBUNTU Remix

Ubuntu tam anlamıyla bir işletim sistemi çözümünü Netbook’lar için kullanıcıların beğenisine sundu. Bu işletim sistemi normal Ubuntu’ya göre biraz kırpılmış. Arabirim daha küçük ekran boyutları ve daha az sistem gereksinimi için tasarlanmış. Bu da işletim sistemini dokunmatik ekran için ideal yapıyor. Bu işletim sistemi USB sürücü üzerinden kurulabiliyor.


{pagebreak::Moblin}

MOBLIN

Moblin 2 açık kaynak kodlu bir işletim sistemi ve Intel tarafından geliştiriliyor. Bu işletim sistemi Intel’in Atom temelli Netbook’ları için aşırı derece iyimser bulunuyor.Bu işletim sistemi özellikle multimedya, office, sosyal ağ ve web uygulamalarındaki yetersizliği ile eleştiriliyor.


{pagebreak::Windwos 7}

Windows 7

Windows 7 işletim sisteminin dizüstü bilgisayarlardaki performansı hakkında çok konuşuldu. Kısacası, işletim sistemi performansı Vista’dan daha iyi ve en iyi Windows uygulamaları için uygunluğa sahip.

:: Netbook’lar için en iyi işletim sistemi hangisi?

Söylenti: Yeni Age of Empires Geliyor!

Bugün içinde başlayacak olan PAX etkinliğinde oldukça büyük ve sevindirici haberler bizi bekliyor olacak. Etkinliğin başlamasına saatler kala gelen haberler henüz netlik taşımasa da, içerdikleri bilgiler yönünden söylentileri dahi güzel geliyor. İşte ulaşan son söylentilerden biri de Microsoft‘un yeni bir Age of Empires üzerinde çalıştığı yönünde oldu.

Microsoft’un etkinlik için yarattığı basın klasöründe “Age of Empires” başlığının görülmesi, söylentinin ortaya çıkmasındaki bir numaralı sebep oldu. Klasör isminden başka detay bulunmazken, 4-6 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek PAX etkinliğinde belki de Age of Empires için ekran görüntüsü ve videosu dahi yayınlanabileceği düşünülmeye başlandı. Tüm zamanların en çok satan gerçek zamanlı strateji oyunlarından biri olan AoE, Halo Wars‘ı tamamladıktan sonra kapanan Ensemble Studios’un elinden çıkmıştı. Bu nedenle olası yeni yapımın kimin elinden çıkacağı da kafalarda beliren ilk sorulardan biri oldu.

:: Sizce yeni AoE hangi tarihte geçecek?