Skype Başkanı Açıklama Yaptı

Çarşamba günü aniden altyapısı çökerek dünya çapındaki milyonlarca kullanıcısını panik içinde bırakan VoiceIP sohbet program Skype, sorunları çözmeye çalışıyor.

 

 

İddialar Ne Kadar Doğru?

Ortada dolaşan iddialara firmanın en yetkili ismi yaptığı açıklamayla cevap verdi. Skype CEO‘su Tony Bates Twitter ve resmi blog sayfası üzerinden verdiği demeçte sorunu değerlendirirken iddiaları da yalanladı. İşte Bates’in yaptığı açıklamanın tam metni:

{pagebreak::Bates Ne Dedi?}

Bates Ne Dedi?

“Eminim tüm dünyada Skype’ı etkileyen bağlantı hatası ile ilgili birçoğunuzun bilgisi var. Önceliğimiz altyapıdaki problemi düzeltmek ve daha sonra Skype özelliklerine erişimi yeniden sağlamak.

Aksaklığı gidermek zaman aldı ancak ciddi bir ilerleme sağlandı. Şu anda Skype’ta tüm dünyada yaklaşık 16.5 milyon kullanıcı çevrimiçi. Bu rakam günün bu saatinde normalde bekleyebileceğimiz rakamın %80’i.

Skype’ın ana özelliğini kullanılır hale getirdik – mesajlaşma, ses ve görüntü- ancak çevrimdışı mesajlaşma ve grup video araması özelliklerini iyileştirmek biraz daha uzun sürecek. Bir çoğunuz için zor bir 24 saat oldu ve biz Skype’ı düzeltene kadar gösterdiğiniz sabır için hepinize teşekkür ederim.

Arkadaşlarınızla ve aileniz ile konuşamamanızın, onları görememenizin telafisinin olmadığının farkındayım. Yine de ödemeli servislerden faydalanan bütün sadık müşterilerimize desteklerine teşekkür etmek için Skype kontörleri hediye etmeyi planlıyoruz. “

:: Skype’ın çöktüğünü öğrenmek sizde nasıl bir etki yarattı? Bates’in açıklamasını yeterli buldunuz mu?

Google’ın Sürücüsüz Aracının Her Şeyi!

Sürücüsüz araçlar, arabayı yönetecek bir operatör olmaksızın bir noktadan diğer noktaya erişebilen teknoloji harikaları olarak nitelendirilir. Bu projelerden belki de en önemlisi, EUREKA Prometheus Car (Programme for a European Traffic of Highest Efficiency and Unprecedented Safety – Yüksek Verimlilik ve Emsali Olmayan Güvenlik için Avrupa Trafik Programı).

 

 

Milyar Dolarlar Döküldü!

Proje üstünde 1987’den beri çalışıldı ve Avrupa Birliği tarafından 1 milyar doların üstünde para harcandı. Projeye destek veren firmalar, envai çeşit vergi teşviki ile ödüllendirildi. Katılımcılar arasında en önemlisi Daimler Benz olarak dikkat çekti.

{pagebreak::Avrupa, Amerika’ya Karşı!}

Avrupa, Amerika’ya Karşı!

Avrupa’nın EUREKA Prometheus projesine, Amerika Birleşik Devletleri de kayıtsız kalamadı ve kendi araştırmasını yürürlüğe soktu. DARPA Grand Challenge adlı proje, yalnızca yolda değil, arazide de kullanımı kapsıyordu. Amaç, Amerika’dan bekleneceği gibi bu tür bir teknolojiyi orduda kullanmak ve savaşlarda asker kaybını asgari seviyeye çekmekti.

 

 

Organizatörler, projeyi paraya çevirip yarışlar düzenlemeyi de ihmal etmedi. 2007’de düzenlenen yarışta, Tartan Racing, Chevy Tahoe ile birinci, Stanford Racing, Volkswagen Passat Wagon ile ikinci, Victor Tango, Ford Hybrid Escape ile üçüncü, MIT, Land Rover L3 ile dördüncü, The Ben Franklin Racing Team, Toyota Prius ile beşinci ve Cornell, Chevy Tahoe ile altıncı oldu.

Yarışmanın şartları şunlardı: Araçlar, her trafik kuralına uyacak, diğer araçları fark edip araya güvenli mesafe koyacak, gerektiği zaman kazayı önleyici müdahalelerde bulunacaktı. Bu şartları yerine getiren otomobiller, sıralamada kendilerine yer bulmayı başardı ve vergi teşvikleri ile para ödüllerini geliştiricilerine kazandırdılar.

{pagebreak::Google Sürprizi}

Google Sürprizi

Google’s Driverless Car (Google’ın Sürücüsüz Otomobili) projesinin gelişimi, İnternet devinin mühendisi Sebastian Thrun liderliğinde ve Stanford Artifical Intelligence Laboratary (Stanford Yapay Zeka Laboratuarı) işbirliğiyle başladı. Sebastian Thrun aynı zamanda Google Street View projesinin de baş mimarıydı.

 

 

Üretilen sürücüsüz araç, 2005 yılında DARPA Grand Challenge da birinci olup, Amerika Savunma Bakanlığı’ndan 2 milyon dolarlık ödül ve bol bol teşvik kazandı. Mike Montemerlo ve Anthony Levandowski gibi bilişim dünyası dahileri de, ödülün elde edilmesinde büyük pay sahibiydi.

{pagebreak::genel Bakış} 

Genel Bakış

Sistem, Google Street View’den elde edilen yol ve trafik bilgileri, video kameralardan elde edilen görüntüler, yapay zeka yazılımı ve LIDAR sensörünün (Light Detection And Ranging – Işık Saptaması ve Mesafe Tayini) kombine çalışmasıyla hayat buluyor.

 

 

LIDAR sensörü, radara benzer şekilde radyo dalgaları kullanıyor ve yansıyan sinyallerden yön tayini yapılmasında beyin rolünü üstleniyor. LIDAR o kadar ilginç bir teknoloji ki, geometri, arkeolojik bulgular, jeoloji, coğrafya, jeomorfoloji, uzaktan kontrol ve atmosferik fizik verilerin sentezini gerçekleştirebiliyor.

{pagebreak::Test Sürüşü}

Test Sürüşü

Bu kadar gelişmiş teknoloji, para ve Google gibi bir devin desteğiyle sürücüsüz araç projesinin başarısız olması sürpriz olurdu. Gelişmelerden ve ödülden cesaret alan Google, test sürüşlerine başladı. 2010 yılına kadar 230.000 kilometreden fazla deneme yapıldı. Test sürüşlerinin 1600 kilometresi, aracın içinde hiçbir insan bulunmadan gerçekleşti. 

 

 

Geri kalan 230.000 kilometrede ise bilgi toplamak ve çok acil bir vaka vuku bulursa, müdahale etmek için sürücü bulundu. Ne var ki, sürücünün müdahalesine hiçbir şekilde gerek kalmadı. Araç, 231.600 kilometrede yalnızca bir kere hata yaptı ve kırmızı ışıkta durmayarak, hafif bir kazaya neden oldu.

{pagebreak::İddialar}

İddialar

Google, sistemin trafik kazalarını, meydana gelen talihsiz ölümleri engelleyeceği ve karayollarının veriminin önemli ölçüde artacağı tahmininde bulundu. Firmaya göre, 2018 yılında seri üretim başlayabilir. Dünya otomobil devlerinden General Motors da bu tahmine destek veriyor ve aynı yıl içinde, kendi sürücüsüz aracının satışa sunulacağını duyuruyor.

 

 

{pagebreak::Bögeler}

Bölgeler

Google, sürücüsüz araç sistemini geliştirirken, dünyanın en büyük otomobil üreticilerinin en iyi modelleri ile çalışmayı tercih etti (zaten başka türlüsü düşünülemezdi).

Araçlar arasında AUDI’nin kara roketi TT, Japon üretici Toyota’nın çevre dostu harikası Prius da bulunuyor. Sürücüsüz otomobillerin yolculukları San Francisco’nun Lombard caddesinden, Golden Gate Bridge’e, Pacific Kıyısı Otoyolu’ndan, Tahoe Gölü’ne kadar devam etti.

 

 

Sistem, güzergah seçimi sırasında Google Maps’den faydalandı, LIDAR sensörü ile hız ayarlaması yaptı. İnsanlarla yapılan 230.000 kilometre mesafe sırasında fren, debriyaj ve gaz istenildiği takdirde, sürücü tarafından kullanılabilir pozisyondaydı. Lakin, daha önce de belirttiğimiz gibi bu tür eylemlere (en azından firmanın iddiasına göre) gerek kalmadı.

{pagebreak::Geleceğe Dönüş}

Ben, Robot!

Google, önceleri kesin tarih vermekten kaçınsa da, 2018 yılında seri üretime geçilebileceğini duyurdu. Elbette dev şirket, otomobili kendi üretmeyecek ve kuvvetle muhtemel, General Motors, Toyota ve VW Group gibi şirketlerle işbirliği yapacak.

 

 

Eğer, vadedilenler doğruysa, Will Smith’in başrolde oynadığı “I, Robot” filminde gördüğümüz sürücüsüz, kaza yapma olasılığı sıfıra yakın, çevreci otomobiller 10 yıl içerisinde gerçeklikle buluşacak.

:: Gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yazıcı Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Eğer mürekkep püskürtmeli bir yazıcı almak istiyorsanız bakacağınız ilk şey çözünürlük olmalı. Çünkü mürekkep püskürtmeli yazıcılarla normal bir yazı dokümanı bastırabildiğiniz gibi bir fotoğraf veya grafikte bastırmanız mümkün.

Özellikle stüdyo kalitesinde fotoğraf baskıları ve net metin baskıları için çözünürlük çok önemli. Piyasada 9600 x 2400 dpi’a kadar yani 23 Megapiksel’e kadar baskı yapabilen yazıcılar bulunuyor. 


Canon PIXMA iP4850, son derece kaliteli fotoğraf çıkışıyla hızı birleştiren başarılı bir A4 yazıcı.

{pagebreak::Mürekkep Püskürteçleri}
Mürekkep Püskürteçleri

Yazıcı seçerken dikkat etmeniz konulardan biride mürekkep püskürteçlerinin değerleri. Bu değerler genellikle kutuların üzerinde yazan 1 pl veya 2 pl gibi ibareler ile kullanıcılara gösteriliyor.

Aslında bu değerler kağıda püskürtülen mürekkep damlacıklarının boyutunu gösteriyor. Bu değer ne kadar küçük olursa baskı kalitesi de (özellikle fotoğraflar için) o kadar yüksek oluyor.

1 pikolitre 1 yağmur damlasından 2 milyon kat daha küçük ve bu kadar küçük ebatta damlacıklar sadece teknolojinin mucidi Canon’un mürekkep püskürtmeli yazıcıları ile püskürtülebiliyor. Özellikle fotoğraf basmak isteyen kullanıcılar yazıcı alırken bu özelliğin olup olmadığına dikkat etmeliler. 


Canon Pixma MX870, 1 pikolitre baskı özelliğine sahip Canon yazıcılar arasında yer alıyor.

{pagebreak::Bağlantı Seçenekleri}
Bağlantı Seçenekleri

Yazıcı almadan önce karar vermeniz gereken konulandan biri de alacağınız yazıcınızı hangi bağlantı seçeneği ile bilgisayarınıza bağlayacağı. USB kablo, ethernet veya kablosuz bağlantı seçenekleri arasından tercihinizi yapmalısınız.

Buradaki en önemli konulardan biri yazıcıyı nerede ve en amaçla kullanacağınız. Buna göre gereksinimlerinizi belirlemelisiniz. Son dönemdeki popüler bağlantı seçneklerinden biri olan WiFi oldukça iyi bir çözüm sunuyor.

Bu tarz bir yazıcı aldığınızda kablo karmaşasına girmemiş oluyorsunuz. Aynı zamanda satın aldığınız yazıcıyı istediğiniz yerde konumlandırmanız mümkün. Bilgisayarınızın bir iki metre etrafında hapis kalmıyorsunuz.


Canon Pixma MG5250 çok fonksiyonlu yazıcı, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde her yerde bilgisayarınıza hizmet için tasarlanmış.

{pagebreak::Kullanım Kolaylığı}
Kullanım Kolaylığı

Kimse sürekli baskı alırken sorunlar yaşadığı bir yazıcı kullanmak istemez. Yeni piyasaya sürülen mürekkep püskürtmeli yazıcıların çoğu TFT ekrana sahip. TFT ekrana sahip bir yazıcı aldığınızda, aynı zamanda akıllı bir yazıcı almış olursunuz.

Çünkü bu tarz yazıcılar baskı işlemlerinizi kolaylaştıracak uygulamalarla donatılmışlardır.

Canon Pixma MG8150 üzerinde bulunan akıllı dokunmatik panel kullanıcıların daha hızlı ve menü içinde kaybolmadan işlem yapabilmesi için tasarlanmış.

{pagebreak::Ekstra Özellikler}
Ekstra Özellikler

Kendinize uygun yazıcı belirlerken, bazı sorular sormalısınız. USB bellek ve hafıza kartı üzerinden baskı alacak mıyım? Bu tarz sorular yazıcı seçmenizde size yol gösterecektir. Bu tarz soruları çoğaltabilirsiniz.

Yeni teknoloji yazıcıların, USB belleğe ve hafıza kartına doğrudan tarama, gelen faksları hafızaya alma ve ardından USB belleğe ya da hafıza kartına kopyalama, vesikalık fotoğraf çoğaltma, yazıcı ekranı üzerinde kartın içindeki fotoğrafları demo olarak gösterme, uyumlu DVD/CD/Blu-ray üzerine baskı yapabilme, negatif film ve dia tarama gibi özellikleri bulunuyor.


Canon’nun Pixma MG6150 yazıcısı sayesinde uyumlu DVD/CD/Blu-ray üzerine baskı yapabilirsiniz.

{pagebreak::Ek Yazılımlar}
Ek Yazılımlar

Alacağınız yazıcıyla birlikte verilen ek yazılımılar genellikle sizin baskı almanızı kolaylaştıracak özelliklerle dolu olur. Örnek vermek gerekirse, Canon Auto Photo Fix II yazılımı sayesinde fotoğraflar üzerindeki kırmızı göz, fazla karanlık veya parlaklık gibi hataları düzeltebilirsiniz.


Yazıcılarla gelen yazılımlar baskı almanızı kolaylaştıracak özellikler sunuyorlar.

:: Sizin önerileriniz neler? Forumda bizimle paylaşın.

Sahibinden vs Gittigidiyor

Ürünü alırken mi kazanacaksınız yoksa satarken mi? Hangi siteden satış veya alış daha karlı? İşte bu sorular ışığında Sahibinden.com ve Gittigidiyor.com online alışveriş sitelerini mercek altına aldık.

Bazılarınız bu sitelere açık arttırma sitesi de diyebilir fakat site üzerinden yapılan bir ticaret söz konusu. Bazıları alıyor bazıları satıyor. 


Alexa’nın Türkiye verilerine baktığımızda Sahibinden.com’un 7’inci sırada yer aldığını görüyoruz.

 

Neden mi sadece Sahibinden ve Gittigidiyor? Bu sorunun cevabı oldukça basit aslında. Bu iki site, biz internet kullanıcılarının hizmet aldığı, ürünlerini kolaylıkla satabildiği, kolayca yeni veya ikinci el ürün alabildiği sitelerin başında geliyor. 


Gittigidiyor’un Türkiye’deki Alexa sırası ise 13.

 

Ayrıca bu iki internet sitesi kendi kategorilerinde başı çekiyorlar. Alexa’nın verilerine baktığımızda sahibinden.com’un tüm dünya genelinde 692‘inci sırada, gittigidiyor.com’un ise 1033‘üncü sırada yer aldığını görüyoruz. Bu değerlerde, iki internet sitenin Türk kullanıcıları tarafından oldukça fazla tercih edildiğini gösteriyor.

Şunu belirtmemizde fayda var. Karşılaştırma yapacağımız iki internet sitesi üzerinden hemen hemen tüm ürünlerin satışı ve alımı yapılıyor. Bizler sadece bu sitelerin teknoloji bölümlerini mercek altına alacağız.
{pagebreak::Sahibinden.com’dan Başlıyoruz}
Sahibinden.com’dan başlıyoruz

Alexa’nın Türkiye verilerine baktığımızda 7’inci sırada yer alan site hemen hemen her internet kullanıcısı tarafından biliniyor. Site 2009‘un başından itibaren yukarı doğru güzel bir ivme yakalayarak Türk kullanıcılarının gözdesi oldu.

Sahibinden.com’un kategori desteğinin oldukça geniş olduğunu söyleyebiliriz. Sahibinden üzerinde, hizmet sektöründen tutunda vasıta, emlak ve cep telefonuna kadar uzanan uzun bir kategori listesi bulunuyor.

Gittigidiyor’un Türkiye’deki Alexa sırası ise 13.  Sitenin en kötü yanlarından bir tanesi açık arttırmaların veya dükkân ürünlerinin fiyatını görmek için siteye giriş yapmanız gerekiyor. Eğer üye değilseniz üye olmalısınız. Eskiden böyle bir özellik yoktu. 


Gittigidiyor ürünlerinin fiyatını görmek için üye girişi yapmalısınız.


Sahibinden ise böyle bir uygulama yapmıyor. İlanın fiyatını görebiliyorsunuz. Gittigidiyor‘un bu niyetinin altında yatanları anlamış değiliz.
{pagebreak::Fiyatlar Ne Durumda?}
Geçelim ürün aramalarımıza. Bizim için önemli olan ürün bulunabilirliği ve satılan ürünlerin fiyatları. İlk aramamız “Asus 1005HA”. Asus’un bu Netbook modelinden sahibinden.com üzerinde satan oldukça fazla kullanıcı bulunuyor.

Gittigidiyor üzerinde ise ikinci el Asus 1005HA Netbook’unu satan herhangi bir kullanıcı yok. Sadece Gittigidiyor’un dükkân bölümünde yer alan iki adet ürün bulunuyor. (Arama tarihi 23.12.2010 saat 17:47)


Asus EeePC 1005HA (sıfır) Gittigidiyor.com üzerinde 886.39 TL.

 

Sahibinden.com üzerinde ikinci el üç aylık Asus 1005 HA‘yı 550 TL‘ye satın alabiliyorsunuz. Gittigidiyor.com dükkandan ise ürünü 886.39 TL’ye almanız mümkün. (Arama tarihi 23.12.2010 saat 17:47)


Sahibinden.com üzerinden satılan Asus Netbook sayısı oldukça fazla.

 

{pagebreak::Playstation 3 Slim 120 GB}
Bir diğer aramamız ise “Playstation 3 Slim 120 GB”. Bu sefer iki internet sitesinin de arama sonuçları tatminkâr. Sahibinden.com’un sonuçlarının gittigidiyor.com’a göre fazla olduğunu belirtmeliyiz.

Gelelim ürün fiyatlarına. Sahibinden.com adresinde bir mağaza tarafından satılan Sony PS3 120 GB Slim’in 620 TL’den satışa sunulduğunu görüyoruz. 


PS3 Slim 120 GB’lık ürünün fiyatı gerçekten uygun.

 

Gittigidiyor.com tarafında ise Sony PS3 Slim 120 GB için en uygun fiyatın 649 TL olduğunu görüyoruz. Bu ürüne 54.16 TL x 12 taksitle de ulaşabiliyorsunuz. (Arama tarihi 23.12.2010 saat 17:53)


Gittigidiyor.com üzerindeki PS3 Slim 120 GB ürünün başlangıç fiyatı Sahibinden.com’a göre biraz yüksek.

 

{pagebreak::iPhone 3GS 16 GB}
Üçüncü olarak arama yapacağımız ürün iPhone 3GS 16 GB. Bu kategorideki ikinci el ürün fiyatlarına bakacağız.

Sahibinden sitesindeki ürünler arasında alınabilir derecedeki iPhone 3GS 16GB fiyatları 700 TL’den başlıyor ve yukarılara doğru devam ediyor. (Arama tarihi 24.12.2010 saat 10:03)


iPhone her yerde para ediyor.

 

Gittigidiyor’da ise durum farklı. Dükkan ürünlerine baktığımızda fiyatın oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Arama sonuçlarındaki ikinci el ürün sayısının da çok tatminkar olduğu söylenemez. Burada sizlere sekiz saatten fazla süresi kalan bir açık arttırmanın fiyatını veriyoruz.

Ürünün fiyatı o zamana göre 791 TL‘de ve 55 teklif almış. Ekran görüntüsünü aldığımız zaman açık arttırmanın bitmesine 8 saat 33 dakika vardı. Muhtemelen fiyat biraz daha yükselecek. (Arama tarihi 24.12.2010 saat 10:03)


Eğer bir satıcıyasnız gittigidiyor.com’un sunduğu açık arttırma sistemi sizin yararınıza olabilir.

{pagebreak::Alıcı Gözüyle}
Tüm bu aramalarımız ışığında sahibinden.com üzerinden satılan ürünlerin gittigidiyor.com üzerinden satılanlara göre oldukça fazla sayıda olduğunu söyleyebiliriz. Ürün kategori çeşitliliğinde de Sahibinden.com bir adım önde.

Eğer teknolojiyle ilgili bir ürün satın alacaksanız yaptığımız örnek aramalarda da gördüğünüz gibi Sahibinden.com üzerinde olan ürünlerin fiyatları daha uygun seviyelerde gözüküyor.


 Sahibinden.com üzerinde olan ürünlerin fiyatları daha uygun seviyelerde.

Ama şunu da unutmamakta fayda var. Gittigidiyor.com üzerindeki ürünlerin bir kısmı açık arttırma ile satışa sunuluyor. Eğer şansınıza güveniyorsanız istediğiniz bazı ürünleri çok uygun fiyata almanız mümkün.
{pagebreak::Ürün Satanlar Ne Durumda?}
Şimdiye kadar sizlere, sahibinde.com ve gittigidiyor.com internet siteleri üzerinden satılan ürünler hakkında bilgiler verdik. Peki, ürün satanların durumu ne?

Ürün satmak istediğinizde iki siteye de üye olmanız gerekiyor. Gittigidiyor.com üzerinden açık arttırma açmak istediğinizde, belli bir bedeli gözden çıkarmalısınız. Aşağıdaki tabloda Gittigidiyor’un opsiyonel özelliklerinin ücretlerini görebilirsiniz.


Gittigidiyor.com üzerinde, listeleme ücretlerinin yanı sıra sizin isteğinize bağlı olarak değişen ekstra seçenekler de bulunuyor.


Gittigidiyor.com üzerinde açık arttırma başlatmak istiyorsanız belli bir bedeli gözden çıkartmalısınız.

 

Sahibinden.com‘da ise ilan vermek ücretsiz. Fakat bu ilanlar açık arttırma usulü değil süreli ilanlar.
{pagebreak::Elden Teslim Var mı?}
İlanınızı hazırladınız ve site üzerine yerleştirdiniz. Bundan sonra beklemeye başladınız. Sahibinden.com üzerinde ürünü elden teslim etme seçeneği bulunuyor.

Gittigidiyor’da ise bu durum biraz farklı. Eğer alıcı ile anlaşabilirseniz ürünü elden teslim edip, ödemeyi elden alabiliyorsunuz. Fakat Gittigidiyor’un sisteminde ödeme yapmazsanız kullanıcı adınızın itibarı zedelenebilir.

Geldik güvenli alışveriş komisyonlarına. Gittigidiyor, açık arttırmanın sonuçlandığı fiyat üzerinden yüzde 10 komisyon alıyor. Örnek: Eğer 1000 TL bedelle Gittigidiyor.com üzerinden bir ürün sattıysanız elinize 900 TL geçiyor. 100 TL Gittigidiyor.com’un komisyonu.


Gittigidiyor, açık arttırmanın sonuçlandığı fiyat üzerinden yüzde 10 komisyon alıyor.

Sahibinden.com üzerinden güvenli alışveriş yaparsanız ve bireysel kullanıcıysanız firmaya ödeyeceğiniz komisyon yüzde 7. Örnek: Eğer 1000 TL bedelle Sahibinden.com üzerinden bir ürün sattıysanız elinize 930 TL geçiyor. 70 TL Sahibinden.com’un komisyonu.


Sahibinden.com üzerinden yapacağınız güvenli alşışverişlerdeki ödeyeceğiniz komisyon yüzde 7.

{pagebreak::Alıcı Gözüyle}
Tüm bu gerçeklerin ışığında, eğer elinizdeki bir ürünü satmak istiyorsanız en iyi tercih sahibinden.com olacaktır. İlan için para alınmaması, elden ürün teslim seçeneği ve güvenli alışverişteki komisyon oranının daha uygun değerlerde olması, Sahibinden.com’u Gittigidiyor.com’a göre bir adım önde tutan sebeplerin başında geliyor.

:: Bu iki site üzerinden gerçekleştirdiğiniz işlemler hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşın.

Mutluluk Saçan Netbook’lar

0

Acer’ın yeni Netbook’ları 4 renk seçneği ile kullanıclarla buluşuyor. Bunlar, Şeker Pembe, Lavanta Moru, Limon Yeşili ve Hawaii Mavisi. Acer Aspire One Happy Android ve Windows 7 işletim sistemi ile donatılmış.

İster evde kullanın ister yolda, Acer Aspire One Happy sizi 8 saate yakın bir süre için kadar kablo ile elektirk bağlantısından kurtarıyor.

Aspire One Happy’yi sırt çantanıza ve hatta el çantanıza koyup unutabiliyorsunuz. Ürün sadece 24 mm ve 6 hücreli pil dahil ağırlığı 1,25 kg. Ürünün ekranının büyüklüğü 10.1 inç ve ürün üzerinde kullanılan işlemci Intel Atom N450.

Acer ürün üzerinde 2 GB bellek ve 250 GB sabit disk konumlandırmış. Kart okuyucu deteğide olan ürünün satış fiyatı konusunda henüz bir bilgi yok. Ürünler önümüzeki haftadan itibaren satışa çıkacak.

:: Ürün hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

SDN Ve Teknobiyotik’ten Ödüllü Anket!

ShiftDelete.Net ve Teknobiyotik.com, sizlere yeni yıla girmeden hediye dağıtıyor. Ödüllü anketimize katılın, 105$ değerindeki Dark CineMania Full HD Media Player‘a hiçbir ücret ödemeden sahip olun. (Dark CineMania Full HD Media Player İncelemesi)

 


Ürünün fiyatını görmek ve hakkında bilgi almak için tıklayın


Ödülü Kazanmak İçin Ne Yapmak Gerekiyor?

Yapmanız gereken sadece, buradaki anket linkine tıklayıp, soruları cevaplamak. Yanıtlayan 100. kullanıcımız, Dark CineMania Full HD Media Player‘ın sahibi olacak.

 

:: Dark CineMania Full HD Media Player’a sahip olmak ister misiniz?

WWF Öğreten Eğitim Kitabı

Pusula Yayınevi, bilgisayar eğitim kitapları serisine eklenen yenü ürününü tanıttı. WWF eğitim kitabında iş akışını görsel olarak tasarlamak, aktiviteleri güncellemek, değişiklikleri izlemek ve denetlemek gibi konulara değinilmiş.

Kitabın İçeriği Nedir?

 

 

Windows Workflow Foundation, anlatan kitapta çok fazla iş akışının birden fazla bilgisayarda yönetilmesinin yönleri de anlatılmış. Kitabın satış fiyatı ise 25 lira.  

:: Bilgisayar eğitim kitaplarından faydalanıyor musunuz?

 

 

 

 

 

Haftanın Ürünü: CineMania Media Player

 ShiftDelete.Net, haftanın ürününü belirledi: Dark CineMania Full HD Media Player. 105$ + KDV değerindeki bu medya oynatıcıyı ShiftDelete.Net’e özel fırsat ile 89$ + KDV‘ye satın almaya ne dersiniz? (Dark CineMania Full HD Media Player İncelemesi)

 


Ürüne ulaşmak için tıklayın

İndirim Kuponu İsteyen Var mı?

İndirim kuponunuz SDN’den! Teknobiyotik.com üzerinden yapacağınız CineMania Full HD Media Player siparişinizde, yukarıdaki resimde işaretlenen “Kuponu Kullan” alanına “shiftdelete” yazmanız yeterli.

Önemli Not: ShiftDelete.Net’e özel olan bu indirim, 15 Ocak 2011’e kadar geçerli olacak.

 

:: Dark CineMania Full HD Media Player’ı satın almayı düşünüyor musunuz?

Kullanıcılar Uyduları Yönetebilecek mi?

Teknolojik yatırım konusunda şirketlere yeni bir platform daha çok yakında sunulacak. Sadece dünya üzerindeki projelere yatırım yapan şirketler bundan sonra uzay içinde bütçe ayırmalılar.(Süper Uydu Neler Sunuyor?)

Kısa süre önceye kadar sadece devletlere ve büyük kurumlara ait olan uzay iletişim hakları artık normal şirketlere de tanınacak. Bu sistemin mevcut cep telefonu kullanımdan farkı ise uydular üzerinde hak iddia edebilmeleri.

Cisco, son Internet Routing in Space (IRIS) testinde ilk kez yörüngedeki bir ticari uyduda Internet Protokülü (IP) yönlendiricisinde (router) yazılım güncellemesi yaptığını duyurdu.

 

 

İletişimde Yeni Dönem mi Başlıyor?

Firma bu sayede Voice IP aramasını karasal bir yönlendirici olmadan gerçekleştirmeyi de başardı. Başarılı geçen işlemlerin sonucunda son kullanıcının uydular üzerinden video ve sesli konuşma yapması için ilk altyapı da sağlanmış oldu.

Sistemin gelişmesiyle birlikte, şirketler ve kullanıcılar uydu hizmetlerini direk satın alıp buradan işlemlerini halledebilecek. Normal mobil sistemde şirketler anlaştıkları firmanın aracılığıyla uydu hizmetlerinden faydalanıyordu.

Mevcut sistemde, uydudaki bilgiler yeryüzündeki vericilere iletiliyor buradan ise şebekeler aracılığıyla dağtılıyordu.

:: Bu teknolojinin gelişmesiyle birlikte sizce günlük yaşantınızda neler değişebilir?

 

Bakteriler Sabit Disklerin Yerini Alacak

En basit yaşam formlarından biri olarak kabul edilen bakteriler, bilim adamları tarafından çok farklı amaçlar için kullanılabiliyor.

Cambridge Üniversitesi’nin öğrenciler için hazırladığı BlueSci adlı dergide yer alan bir makalede, Hong Kong Üniversitesi’ndeki araştırmacıların Escherichia Coli adlı bakterinin DNA’larında veri depolandığı belirtildi. (DNA’dan Yonga Üretildi)

E.Coli bakterilerinden oluşan bir koloniye 90 GB’lık veri depolandığını açıklayan araştırmacılar bu verilerin gerektiğinde şifrelenebileceğini belirtiyorlar.

Bakteriler ile küçük bir alanda büyük miktar veri depolanabiliyor

1 Gram Bakteriye 5 GB Veri

10 milyon adet bakterinin ağırlığı yaklaşık 1 gram ediyor. Bilim adamları bu miktarın içine 5 GB veri depolanabileceğini belirtiyor. Böylece çok küçük alanda çok fazla veri depolanabilmesi mümkün gözüküyor. Ayrıca, farklı bakteri tiplerinin dayanıklıklığı artırılarak verilerin çok uzun süre korunması sağlanabileceği iddia ediliyor.

Ancak bu yöntemin önünde henüz çok büyük engeller bulunuyor. Bilim adamları, DNA üzerine kaydedilen verileri okuyabilmenin çok zor ve pahalı bir işlemle mümkün olduğunu söylüyor.

Öte yandan, bakteri DNA’larının değişikliğe uğraması ve depolanan verilerin bozulması ihtimali de var. Bu yüzden yapılan denemeler DNA’larıyla oynanmış bakteriler üzerinde yapılmış.

:: Sizce bu yöntem ileride yaygın olarak kullanılabilir mi?