Türk Korsanlar Meclise Yürüyor

İlk örneği İsveç’te kurulan ve büyük ilgi gören, hatta yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde büyük başarı sağlayıp buraya parlamenter gönderen Korsan Partisi’nin bir örneği de ülkemizde kurulmak üzere.

Daha emekleme döneminde olan bu yapılanma 26 Ağustos 2009 tarihinde açtığı İnternet sayfasıyla adını duyurdu. Açılan Wikipedia sayfasında kurulması planlanan partinin programı, hedefleri ve daha birçok bilgiyi görebiliyorsunuz. Sitede bu hareketi kimlerin kurduğu açıklanmıyor.

{pagebreak::Türkiye Korsan Partisi’nin hedefi ne?}

Türkiye Korsan Partisi’nin hedefi ne?

Sitede belirtildiğine göre Türkiye Korsan Partisi (eğer gerçekten kurulursa) öncelikle İnternet’e getirilen sansürle mücadeleye önem veriyor. Bunun dışında tüm dünyadaki Korsan Partileri gibi telif hakları yasalarının değişmesi ve dosya paylaşımının yasa dışı olmaktan çıkarılması da Türkiye Korsan Partisi’nin hedefleri arasında.

Sitede bulunan parti programında ise ülkemizde İnternet platformuna getirilen tüm kısıtlama ve engellemelerin kaldırılması, her türlü iletişimin temel özgürlükler bağlamında güvence altına alınması ve İnternet üzerinde oluşan paylaşım kültürünün geliştirilmesi bulunuyor.

{pagebreak::Cesur olmak gerek}

Cesur olmak gerek

İsveç’ten sonra İngiltere, Finlandiya’da kurulan Korsan Partileri yasal zeminde kabul edildiler. Ülkemizde başlayan hareket ise şu an emekleme aşamasında. Eğer bu hareketi başlatan insanlar ciddiyse kim olduklarını açıklamalı ve kokrusuzca fikirlerini kamuoyuna duyurmalılar.

Yoksa bu hareket sadece bir Wikipedia sayfası olmaktan daha ileriye gidemez. İtetişim ve düşünce özgürlüğünü içtenlikle savunan bir oluşum olursa, bu korsanların ülkemizde de ilgi göreceğini söylemek mümkün.

Türkiye Korsan Partisi hakkında daha detaylı bilgi edinmek istiyorsanız buraya tıklayın.

:: Türkiye Korsan Partisi oluşumuna destek verir misiniz?

Geleceğin Teknolojilerine Hazır Olun

Belki de birçoğunuz henüz karbon nanotüplerin ne olduğunu duymadınız bile. Aslında yeni bir teknoloji değil, fakat teknolojinin son aylardaki gelişimi sayesinde, yeni yeni geleceğin teknolojileri hakkında fikir sahibi olmaya başladık. İlk olarak 1990 yılında geliştirilen karbon nanotüp, akıllara durgunluk verecek kadar yetenekli bir teknoloji. Belki de teknolojinin her alanında kullanılabilecekler.

Kısaca anlatmak gerekirse; karbon nanotüpler, peteksi bir dokuya sahip olacak şekilde katlanan karbon moleküllerinin oluşturduğu bir yapıdır. Yaklaşık olarak 100-150 nanometrelik yarıçapa sahipler. Bu değer, ileriki zamanlarda çok daha azalacak ve daha küçük çapta nanotüpler üretmek mümkün olacak.

{pagebreak::Sıra dışı X-Işınları}

Sıra dışı X-Işınları

Yeni nanotüp teknolojisine dayanarak yapılabilecek teknolojik gelişmeler, sağlık sektörünü bir adım daha öteye taşıyabilir. Röntgen ve CT taramalarında kullanılabilecek olan Sıra dışı X-ışınları, nanotüpler sayesinde taşınabilir. Kuzey Karolina Üniversitesi’nde çalışan araştırmacılar tarafından geliştirilmesi planlanan aletler, özellikle kalp ve akciğer çekimlerinde daha etkili sonuçlar alınabilmesini sağlayacak.

Hepimizin bildiği X-ışını cihazları, X-ışınlarını insan bedeninden geçirerek, arkadaki metal elektrota çarpmasını sağlıyor. Böylece ışının geçemediği yerler metal plakada beyaz olarak kalıyor, ışının geçebildiği yerler ise kararıyor. Bu sayede bildiğimiz röntgen işlemi gerçekleşmiş oluyor. Yeni sistemle birlikte bir dizi karbon nanotüpler kullanılarak yüzlerce elektronun seri bir şekilde yayılması sağlanılabilecek. İnsan sağlığına zararlı olmaması için de, ışınların enerjileri düşük tutulacak. Böylece çok daha kesin, hızlı ve sağlıklı sonuçlar elde edilebilecek.

{pagebreak::Hidrojen Arabaları}

Hidrojen Arabaları

Hidrojen yakıtıyla çalışılabilen arabalar, gün geçtikçe teknolojilerini geliştiriyor. Fakat buna rağmen büyük bir sıçrama yapılamadı. Bunu karbon nanotüpler sağlayabilir. Daha temiz ve sağlıklı bir yakıt olarak kullanılabilecek olan hidrojen, karbon nanotüpleri aracılığıyla taşınacak. Enerji kurumlarının tahminlerine göre teknolojisi yeterince geliştirilmiş bir hidrojen arabası, bir yakıt hücresiyle hem fiyat olarak daha hesaplı, hem de hız olarak iki katı hızlı bir şekilde yol alabilecek.

Karbon nanotüplerinin geliştirilmesi şu an için pahalı bir teknoloji olmasına rağmen, bilim adamları tarafından yakın gelecekte masrafların yarı yarıya düşeceğinden emin. Bir örnek vermek gerekirse, 1990’dan günümüze kadar bir karbon nanotübünün üretimi 100 kat ucuzlamış durumda.

{pagebreak::Nanotüplerle Tanı Koyma}

Nanotüplerle Tanı Koyma

İspanyol araştırmacıların açıklamalarına göre, nanotüpler utanç verici hastalıklara da çözüm olabilecek. Biosensörler sayesinde mantar gibi, ya da genital bölgelerde oluşan hastalıklar gibi sorunları önceden teşhis edebilecek. Bunun için de karbon nanotüplerin kullanılabileceği metotların geliştirilmesine ihtiyaç var.

Bilim adamları, içerisinde karbon nanotüpleri bulunduran transistörler geliştirerek, bu transistörleri insan bedenine ait olmayan parçaları tanılama görevinde kullanmayı hedefliyor. Bu sayede insan bedeninde oluşacak olan ve fiziksel görüntüyü değiştiren hastalıklar önceden teşhis edilebilecek.

{pagebreak::En Küçük Çip}

En Küçük Çip

Şüphesiz ki karbon nanotüplerin yardımı sayesinde daha küçük ölçekte çip üretiminin de önü açılmış olacak. Silikon temelli bilgisayar çiplerinde kullanılabilmesiyle birlikte, veriler bu nanotüplerden aktarılacak. Birkaç farklı araştırma merkezinin raporlarına göre, bu teknoloji sayesinde karbon nanotüplerin içinden aktarılabilinen ve sıkıştırılıp, tekrar açılabilen bir veri taşıma yöntemi geliştirilmeye müsait.

Bu aşamada kullanılacak olan materyal ise silikon yerine graphene olacak. Graphene, atom kalınlığındaki materyallerin birleşiminden oluşacak. Bu sayede hem daha etkili, hem daha küçük, hem de daha az enerji harcayan işlemci üretilebilinecek.

{pagebreak::Ses Sistemleri}

Ses Sistemleri

Karbon nanotüplerinin kullanılabileceği bir başka uygulama ise ses sistemleri üzerine. Çinli araştırmacıların açıklamalarına göre, karbon nanotüpler sayesinde çok ince ve katlanabilir bir yapıya sahip olan ses sistemleri geliştirebilmek mümkün. Kağıt kalınlığında olacak olan hoparlörler, ses sistemi sektörü dışında, birçok alanda yeniliklere yol açacak.


Karbon nanotüplerin oluşturduğu titreşimler.

Bu nanohoparlörlerde ses, diğer bilinen hoparlörlerdeki hava moleküllerinin titreşimiyle meydana gelen sesten farklı olarak, termoakustik efekt adı verilen bir fenomen sayesinde oluşturulacak. Termoakustik efekt, tıpkı fırtınalı bir havada şimşeğin, gök gürültü oluşturmasına benziyor. Bir elektrik akımı nanotüp kağıtlardan ilerlerken yanındaki havayla etkileşime girecek ve ses dalgaları oluşturacak. Bizim almak istediğimiz ses ise, elektrik akımındaki elektronlara dijital olarak işlenmiş olacak.

{pagebreak::Duvarlara Tırmanmak}

Duvarlara Tırmanmak

Şu an bu kelimeleri okurken, tüm bu yazılanları gerçek dışı olarak adlandırabilirsiniz. Bu fenomen, sadece Spiderman‘in yapabileceği bir hayal ürünü olarak zihinlerinize yerleşmiş olabilir. Fakat karbon nanotüpler sayesinde yerle dik açı yapan yüzeylerde sorunsuzca yürünebilir. Tasarım, kertenkelelerin ayaklarındaki dokuya benzeyecek.

 

Karbon nanotüpler, yüzeyle az bir alanda etkileşecek, fakat bu etkileşimde nanotüp içerisinden geçecek olan elektronlar hızlı ve seri bir şekilde geçiş yapacağından dolayı bir süreklilik meydana gelecek. Eğer kimya bilimiyle ilgileniyorsanız, bu etkileşimin van-der waals etkileşimine benzediğini söyleyebiliriz.

{pagebreak::Uzay Asansörü}

Uzay Asansörü

Karbon nanotüpleri, sahip oldukları güçleriyle ünlü bir teknoloji. Teksas Üniversitesi araştırmacıları, bu materyali daha güçlü ve daha fonksiyonel teknoloji geliştirmelerinde kullanmayı hedefliyor. Aerojel bir materyal geliştirmek bu hedeflerden bir tanesi. Bu materyal sayesinde demir gibi güçlü, plastik gibi esnek yapılar oluşturmak mümkün olacak.

 


Uzay asansörü, insanoğlunun en sıra dışı teknolojilerinden biri olacak.

Uzay asansörü de tam olarak böyle bir yapıya gereksinim duyuyor. Astronotları veya kargoları uzaya taşıyabilecek olan bu asansör, Uluslararası Uzay İstasyonu‘na gidiş gelişleri büyük ölçüde kolaylaştıracak. Ayrıca uzay turizminin de önünü açacak, insanların Dünya’nın yörüngesinde dolanabilmesini sağlayacak.

{pagebreak::Tümor Teşhisi}

Tümor Teşhisi

Bu saydığımız teknolojiler arasında belki de en önemlisi ve insanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu gelişme, kanser alanında yaşanacak. Kanser, hepimizin bildiği üzere birinci dereceden tedavisi olmayan, oldukça kompleks bir hastalık. Bu küçük nanotüpler, kanseri tarihe gömebilir. Eğer böyle bir şey olursa, insanoğlu karbon nanotüplere çok şey borçlu olacak.


Karbon nanotüpler sayesined kanserden kurtulabilmek mümkün olabilir.

Çeşitli sağlık merkezlerinde yapılan çalışmalar da bu umudun gerçeğe dönmesini sağlayabilecek cinsten. Böbrekte tespit edilen tümörlerin içine karbon nanotüp yerleştirildiğinde ve bu tüplere lazer ışınları yollandığında tümörün yapısı bozulabiliyor. 30 saniye boyunca Nanotüplere aralıksız gönderilen lazer, insan sağlığına başka bir zarar vermeden tümörün küçülmesini ve %80’inin kaybolmasını sağlayabilir.

:: Karbon nanotüpler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nazi’lere Dünyayı Dar Etmek İster misiniz?

FPS türünün müdavimleri için Wolfenstein‘ın yeri başkadır. Zira yapım, türünün ilk örneği olup, ardından gelen binlerce oyuna da ilham vermiştir. id Software‘in geliştirdiği Wolfenstein’ın ardından, aynı ekip Doom ve Quake fenomenlerine imza atarak, adlarını oyun dünyasının unutulmazları arasına sokmayı başardı. Ancak nerede id Software anılsa, mutlaka bahsi geçecek bir firma daha var. O da Raven Software. id’nin ortağı olan firma, Heretic, Hexen gibi başarılı FPS’ler geliştirerek, oyun dünyasında kendine haklı bir yer kazandı.

Bu iki usta ekibin bir araya gelerek geliştirdiği yeni Wolfenstein, geçtiğimiz günlerde satışa sunuldu. B.J. Blazkowicz adlı ajanı kontrol ettiğimiz yapımda, Nazi‘lerin süper asker deneylerini engellemek için özel bir örgüt tarafından görevlendiriliyoruz. Almanların “Black Sun” adını verdikleri enerji sayesinde gerçekleştirilen deneyler neticesinde, doğa üstü güçler açığa çıkıyor. Biz de zaman zaman bu güçleri kullanarak, tek başımıza Nazi’leri yenilgiye uğratmaya çalışıyoruz.

{pagebreak::+18}

+18

Tek başımıza derken, arada sırada yanımıza katılan, bize yardım etmek veya bir yerden bir yere ulaşmamızı sağlamakla görevli askerler de mevcut. Ancak, figüran oldukları için, kısa bir süre sonra onlarla yollarımız ayrılıyor ve yapay zeka yoksunu Nazi askerleriyle baş başa kalıyoruz. Hemen yanında olmanıza karşın, uzaktaki yandaşlarımızı daha büyük tehlike olarak algılayıp, onlara ateş açan mı dersiniz, yoksa ufacık bir odanın içinde bomba atan mı? Düşmanlar o kadar gaza gelmişler ki, bizi öldürebilmek için daracık odada bomba kullanıp kendilerini de feda edebiliyorlar…


Parlak ceketli dostumuz, gizli bir operasyon için biçilmiş kaftan gibi görünmüyor. Bu grafik hatası, komik bir enstantaneye yol açıyor.

Ancak biz o ufak odadan birkaç saniye içinde çıkabiliyorken, onların tehlikeyi algılayıp çıkması biraz zaman alıyor(!) Zaten genelde patlamayla beraber, bulundukları yerden uçarak ve ölü halde uzaklaşıyorlar. Bu bombalama anlarında veya silahlı çatışmalarda, kopan kol ve bacakları görmek etkileyeci. Zira bu durum oyuna gerçekçilik katıyor fakat eğer yaşınız 18’den ufak ise, Wolfenstein’ın sakıncalı içerikler içerdiğini belirtmek gerek. Zaten yapımın kutusunda 18+ ibaresini göreceksiniz.

{pagebreak::id Tech 4}

id Tech 4

Patlamalar ile beraber çevreye dağılan sadece insan vücudu parçaları değil. id Tech 4‘ün (Doom 3’ün oyun motoru) epeyce modifiyeli bir sürümüyle geliştirilen Wolfenstein’da Havok fizik motoru da bulunuyor. Bu sayede çevredeki objeler de hareket ediyor ve bir kısmı da parçalanıyor. Ancak genellikle, önceden belirlenen yerlerde bu özelliğin aktif olduğunu görüyorsunuz. Oyunun koca dünyası, genellikle sabit ve hasar almıyor.

Dolayısıyla kapalı kapıları kırıp geçmek gibi bir rüyanız varsa, derhal uyanın. Bunun yerine, oyunun konusunun da merkezinde duran Veil modu mevcut. Gücünü gizemli bir kaynaktan alan bir madalyon sayesinde, dört farklı özel yeteneğe sahip oluyoruz. Ateş gücümüzü artırabileceğimiz bu mod sayesinde, ister kalkan yaratıyor, ister zamanı yavaşlatıyor, ister de farklı bir boyuta geçebiliyoruz. Bunlar arasında en dikkat çekeni ve daha oyunun başlarında kullanıcıya sunulanı farklı boyuta geçme özelliği.


Sergei, bu tür ortamlara pek alışık değil(!) Baksanıza yüzüne.

{pagebreak::Veil}

Veil

Prince of Persia: Warrior Within‘i oynadıysanız, bilirsiniz. Bazı kapalı kapıları geçmek için, zamanda geri ya da ileri gider, mekanın farklı bir zaman dilimindeki haline ulaşırdık. Tesadüf eseri o dönemde de o kapı açık olurdu… Şimdi aynı mantık Wolfenstein’da da mevcut. Bir yere geliyorsunuz, geçit yok. Diğer boyuta geçiyorsunuz karşınızda koskoca bir açık alan duruyor. Bu mod ve zamanı yavaşlatmaya dayalı bulmacalarla sık sık karşılaşacağınız yapımda, elbetteki bu özellikleri sınırsız kullanamıyoruz.


Önceki

Enerjisini güç havuzlarında ve bazı tüpler sayesinde doldurabileceğimiz Veil modunu kullandıkça, ekranın alt tarafındaki açık mavi bar azalıyor. Neyseki ne zaman bu modları kullanmak gerekse, çevrede dolum yapabileceğimiz bir yer mutlaka bulunuyor. Tipik, klasik bir FPS Wolfenstein. Ancak silah geliştirmeleri gibi seçenekler ile türün standart örneklerinden daha detaylı duruyor. Öyle ki, oyunda görev yaptıkça para kazanıyoruz ve birikimlerimizi susturucu ya da daha fazla mermi miktarı gibi eklentilere harcayabiliyoruz.


Sonraki

{pagebreak::Konuşarak Etkileşim}

Konuşarak Etkileşim

Kimi mekanlarda silah alışverişi yapabildiğimiz oyunda, bazı insanlarla konuşarak etkileşime girme seçeneğimiz de var. Bu yönden yapım Far Cry 2‘yi andırıyor. Bir binaya giriyorsunuz ve oradaki herkes dost. Onlarla konuşup, bilgi alabildiğiniz gibi, silah ve benzeri mühimmatları da portföyünüze katabiliyorsunuz.

Single player’ın yanında, Lan veya İnternet üzerinden de oynanan Wolfenstein’ın grafikleri türün en iyi örneklerinin bir hayli gerisinde. Crysis ve Call of Duty gibi yapımlarla karşılaştırıldığında, yeni yapımın görselleri pek de etkileyici görünmüyor. Oyunda tatmin edici silah sesleri bulunsa da, düşman seslendirmelerinin kendini tekrar etmesi dikkatlerden kaçmıyor. Genel olarak bakıldığında Wolfenstein, güzel özellikleri olsa da, ne bir Call of Duty, ne de bir BioShock. Senaryonun geri planda kaldığı ilerle öldür mantığı ve yapay zeka hataları, yapımın puanını düşürüyor. Yine de serinin müdavimiyseniz, keyifli saatler geçirmenize yol açabilir.

Puan: 10/7.8

:: Wolfenstein oyunu hakkında görüşlerinizi forumda paylaşın.

NBA 2k10’dan İki Yeni Video

2k Games tarafından geliştirilen NBA 2k serisi, şüphesiz ki EA’nin NBA Live oyunlarının en büyük rakibi. Son yıllarda çıkışa geçen 2k serisi, adeta EA’yi koltuğundan edecek yapımlara imza attı. Kısa sürede büyük bir fan kitlesi toplayan yapımcılar, her yeni yapımda kendilerini destekleyen kalabalığı büyütmeyi başarıyor. Sıradaki basketbol oyunu olan NBA 2k10 için de çalışmalarını sürdüren ekip, bu yapım için yeni bir video yayınladı. Kobe Bryant‘a odaklı olan videoya aşağıdaki player’dan ulaşabilirsiniz.

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/11909/t_nba2k10_kobesigplay_hd.flv#

NBA 2k10 için yayınlanan materyal bu kadarla da sınırlı değil. Ayrıca yapımın bir de Draft Combine videosu yayınlandı. Tek bir basketbolcuyu kontrol ederek oynadığınız bu seçenekte, attığınız her sayı veya takıma yaptığınız her katkı, hanenize puan olarak dönüyor.

{pagebreak::Draft Combine Videosu}

Draft Combine Videosu

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/11909/t_nba2k10_draftcombine_gp_gt.flv#

Yeni yapımın çıkış tarihi 6 Ekim olarak gösteriliyor. NBA 2k10, PS3, X360, Wii ve PSP’nin yanında aynı zamanda PC için de raflarda olacak.

:: 2k’nın serisini mi yoksa EA’nin serisini mi daha çok beğeniyorsunuz?

WPA Şifresi Bir Dakikada Kırılacak

Hiroşima Üniversitesinden Toshihiro Ohigashi ve Kobe Üniversitesinden Masakatu Morii birlikte yaptıkları çalışmalar sayesinde WPA şifrelerini 60 saniye içersinde kırabildiklerini açıkladılar. İki bilim adamı kullandıkları tekniği 25 Eylül‘de Hiroşima da gerçekleştirilecek konferansta açıklayacaklarını söyledi.

Güvenlik araştırmacıları geçtiğimiz Kasım ayında WPA şifreleme tekniğini kırmak için bir yolun olduğu söylemişlerdi. Önceki saldırı yöntemi Martin Beck ve Erik Tews tarafından geliştirilmişti. Bu yöntem ile WPA şifreleri 12 ila 15 dakika arasında kırılabiliyordu. Bu sitemin algoritması ise henüz açığa çıkmış değil.
{pagebreak::60 Saniye}
Bu haberler aslında oldukça üzücü. Birçoğumuz kablosuz bağlantı ve WPA şifreleme sistemi kullanıyor. Bu sisteminde güvenli olmadığı ve yakın zaman içersinde saldırıların başlayacağına kesin gözüyle bakıyor. Güvenlik araştırmacıları şimdilik gözlerini 25 Eylül tarihinde açıklanacak 60 saniyede WPA şifre kırma sistemi üzerine yöneltmiş durumda.

:: Kablosuz ağda ne gibi güvenlik önlemleri alıyorsunuz?

Chrome ile IE Birleşirse Ne Olur?

1

Google Chrome’u sevmenize karşın, fare hareketleri gibi bazı özelliklerden ve Internet Explorer‘ın sayfa görüntüleme uyumundan kendinizi yoksun hissediyorsanız, ChromePlus tam size göre. Chrome altyapısıyla tasarlanan ChromePlus, Webkit tarama motoru ile görüntüleyemediğiniz sayfalar için IE‘nin render motorunu kullanmanızı sağlıyor.

Ayrıca fare hareketleri, sekmeye çift tıklamayla sayfa kapatma, herhangi bir linki başka bir yere sürükleyerek yeni sekmede açma, sağ tık menüsünde indirme araçları desteği gibi özellikleri de barındıran ChromePlus, 32 bit işletim sistemlerinde sorunsuz çalışıyor.

:: ChromePlus’ı ücretsiz indirin.

:: ChromePlus’ı denediniz mi? Yorumlarınızı forumda paylaşın.

Bilgi İçin : ChromePlus

İkinci Nesil Blu-ray Oynatıcılar Görücüye Çıktı

BD7004, Blu-ray Profil 2.0 ve BD-Live özelliği ile ilgi çekiyor. Bu ürün 24p desteği sayesinde Blu-ray videoları oldukça iyi bir kalitede gösterebiliyor. Bunlara ek olarak sahip olduğu Anchor Bay VRS video işleme özelliği sayesinde, standart DVD videoları HDMI 1.3a çıkışından 1080p çözünürlüğünde aktarabiliyor.

 

Marantz BD7004, siyah ve gümüş renklerde 800 Euro’luk bir fiyat ile (Avrupa) satılması planlanıyor.

 

Marantz BD7004, video işlemedeki gücünü ses kalitesinde de gösteriyor. 7.1 ses çözücüsü, Dolby True HD ve DTS HD formatlarını destekliyor. Tüm bunlara ek olarak müzik sevenler Pure Direct fonksiyonu sayesinde standart Audio sesleri yüksek bir kalitede dinleyebilecekler. Marantz bunun için ikinci bir kaplama kullanmış. Metal kaplama, titreşimleri minimum seviyeye indirgiyor. Bu da ses kalitesini inanılmaz derecede iyileştiriyor.

:: Marantz’dan daha iyi bir alternatif olabilir mi?

İki Ekranlı Dizüstü

Firmanın son olarak ürettiği ürünlerden birisi 15,4 inç iki adet ekrana sahip dizüstü bilgisayar. Firma daha önce iki adet ekrana sahip 13,3 inç dizüstü bilgisayar üretmişti. 16 ve 17 inç modeller de piyasaya çıkmayı bekliyor. Yeni çift ekranlı dizüstü bilgisayar üzerinde Windows 7 işletim sistemi olacak.

{pagebreak::Güçlü Ekran Kartı}
4 GB belleğe sahip olacak dizüstü bilgisayarın ekran kartı Nvidia GF900M GT. gScreen firması dizüstü bilgisayarın performansını arttırmak için depolama birimi olarak 7200 RPM sabit disk kullanmış. Bu ürünün disk kapasitesi ise isteğe bağlı.

{pagebreak::Fiyat?}
Dizüstü bilgisayarın üzerinde optik cihaz olarak DVD sürücü bulunuyor. Bu yıl içersinde çıkacak çift ekranlı dizüstüler özellikle iş dünyasında kendine yer edinmeye çalışacak. gScreen firması bu tarz ürünlerin profesyonel tasarımcılar, film yapımcıları ve fotoğrafçılar tarafından ilgi göreceğini düşünüyor. Ürünün yaklaşık fiyatı ise 3000 dolar civarında olacak.

{pagebreak::İki Ekran Aynı Boyutta}

:: Ürün hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

iPhone ve Flash Yalan mı Oluyor?

Apple ve Adobe el ele verip bir Flash oynatıcısı geliştireceğini duyurmuşlardı. Bu oynatıcının ne gibi özellikleri olacağı hala bilinmiyor. Fakat bilinen bir şey var ki, o da bu zamana kadar hala bir gelişmenin olmaması. Oysa iPhone telefonuna Jailbreak işlemini uygulayan kullanıcılar, bu özelliği üçüncü parti yazılımlarla çoktan sahip olmuşlar.

 

Flash özelliği üçüncü parti yazılımlarla destekleniyor. Fakat Apple’in resmi çözümü henüz ortada yok.
 

Apple’ın üst düzey yöneticisi olan Shantanu Narayen iPhone’un kendi Flash oynatıcısına sahip olacağını altı ay önce söylemişti. Bu oynatıcı iPhone cihazlar için özel olarak geliştirilecek ve sadece bu cihazlarda çalışacak. Narayen, bu özelliği iPhone’a dahil etmenin ne kadar zor olduğunu da vurguladı. Konuşmasında bu yüzden Adope ve Apple‘ın yakın bir işbirliği içinde olduklarını da söylemişti.

:: Siz de bekleyen kişilerden misiniz?

Vodafone iPhone 3GS Fiyatlarını Açıkladı

Apple’ın mucizevi cihazı iPhone’un en yeni sürümü iPhone 3GS ülkemizde bugün itibariyle satışa sunuldu. İlk iki sürümü büyük ilgi gören cihazın yeni modelinin de büyük ilgi görmesi bekleniyor. GSM operatörleri de müşterileri kendilerine çekebilmek için kampanyalarına start verdiler. Yeni başlayan 3G teknolojisinden daha verimli faydalanmanıza olanak tanıyacak olan iPhone 3GS için Vodafone fiyatlarını açıkladı.

Vodafone’un iPhone 3GS kampanyalarını aşağıdaki tabloda detaylı bir şekilde görebilirsiniz.

Turkcell’in sunduğu fiyatları da merak ediyorsanız buraya tıklayıp öğrenebilirsiniz.

:: Vodafone’un iPhone 3GS fiyatlarını uygun buldunuz mu?

MSI R4890 Cyclone İnceleme

Ekran kartına ilk bakışta üzerindeki dev soğutucu dikkat çekiyor. Soğutucu üzerinde 6 mm çapında iki ve 2,8 mm çapında ili toplam dört ısı borusu kullanılmış. Bu ısı borularının kenarlarında soğutucu yaprak yüzeyler yer alıyor. Bu soğutucunun tam ortasında 10 cm çapında bir fan mevcut. MSI’ın söylediğine göre bu soğutucu sayesinde ekran kartı standart ürünlere göre yüzde 60 daha soğuk çalışıyor.

Ekran kartı ilk bakışta soğutucusuyla dikkat çekmesine rağmen, ürünün aslı amacı performansı en üst seviyede tutmak. Bunu başarabilecek mi derseniz, yazımızın ilerleyen bölümlerinde hep beraber göreceğiz. Öncelikle ekran kartının teknik özelliklerine bir bakalım isterseniz. Ürün MSI markasının tek çekirdeğe sahip ekran kartları arasında zirvede yer alıyor. R4890 Cyclone adındaki ürün ATI’nin HD 4890 yongasının overclock edilmiş halini üzerinde barındırıyor. 55 nm üretim teknolojisine sahip kartın üzerinde ATI’nin RV790 çekirdeği var. Ekran kartının 800 steam işlemcisi ve 256 bit bellek arayüzü bulunuyor. 1 GB belleğe sahip ekran kartının üzerinde HDMI, DVI ve D-Sub bağlantıları yer alıyor.
{pagebreak::Yeni Teknolojiler}
MSI bu ürünü oldukça dayanıklı olması için üretmiş. Ürün üzerinde ekstra teknolojiler kullanılıyor. Bunlardan bazıları Hi-c (High-conductive) CAP, SSC (Solid State Choke) ve Solid CAP gibi. Bu sayede ekran kartı hem overclock yaparken hem de üst seviye performans sırasında kullanıcıya daha fazla cevap verebiliyor.

Bu ekran kartı kendinden overclocklu olduğu için GPU ve bellek frekansları standart ürüne göre daha fazla. GPU saat hızı 1000 MHz bellek saat hızı ise 4000 MHz. İsterseniz şimdi test sistemimizi tanıyalım ve test sonuçlarına bir göz atalım.

Yaptığımız testler sonucunda sizin için açıklayıcı grafikler hazırladık. Bu grafikler içersinde Gigabyte HD4890, Zotac GTX260 AMP!, PowerColor HD4870, Referans HD4850, Zotac GTS250 AMP!, Gigabyte HD4770, GeForce GTX 285 ve Gigabyte GTX275 ekran kartlarının test sonuçlarını görebilirsiniz. Bizim için bu testte önemli olan MSI R4890 Cyclone’nun performansını sizlere gösterebilmek. Şimdi grafiklere bakıyoruz.
{pagebreak::Test Sistemi}

Kullandığımız Test Sistemi

Anakart: Asus P6T Deluxe
İşlemci: Intel Core i7 XE 965
Bellek: 2 x 2 GB Kingston 1333 MHz DDR3
Güç kaynağı: Thermaltake 750 watt
Sabit disk: Seagate Barracuda 1,5 TB
Optik Sürücü: LG 22X DVD yazıcı
{pagebreak::Test Sonuçları 3D Mark Vantage High}

{GRAPH::194}
{pagebreak::3D Mark Vantage High GPU}
{GRAPH::195}
{pagebreak::3D Mark Vantage Performans CPU}
{GRAPH::196}
{pagebreak::3D Mark Vantage Performans GPU}
{GRAPH::197}
{pagebreak::3D Mark 2006 1680 x 1050}
{GRAPH::198}
{pagebreak::3D Mark 2006 Varsayılan}
{GRAPH::199}
{pagebreak::Call Of Juarez}
{GRAPH::200}
{pagebreak::Call Of Juarez 1920 x 1200}
{GRAPH::201}
{pagebreak::Crysis 1}
{GRAPH::202}
{pagebreak::Crysis 2}
{GRAPH::203}
{pagebreak::Company Of Heroes}
{GRAPH::204}
{pagebreak::World in Conflict}
{GRAPH::205}
{pagebreak::Hatf-Life 2: EP2}
{GRAPH::206}
{pagebreak::Far Cry 2}
{GRAPH::207}
{pagebreak::Crysis Warhead}
{GRAPH::208}

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç:

MSI’ın yeni ekran kartı performans açısından oldukça iyi sonuçlar veriyor. Daha piyasaya sürülmeyen ekran kartının fiyatı henüz belli değil. Ama aldığımız bilgilere göre Nvidia’nın aynı segmentte bulunan kartlarına göre oldukça uygun bir fiyattan satışa çıkacak. Test sonuçlarında da gördüğünüz gibi birçok ekran kartına nal toplatan MSI R4890 Cyclone Nvidia’nın GTX285 yongasının gerisinde kalıyor. Kartın temelinde ATI Radeon HD 4890 yongası olduğu düşünülürse bu oldukça başarılı bir sonuç.

{GRAPH::209}

Test sonuçlarından da fark edebileceğiniz gibi ekran kartı aynı yongaya sahip fakat standart GPU ve bellek saat hızlarına sahip ATI Radeon HD 4890 ekran kartından yüzde 10 fazla performans sergiliyor. Bu sizi sıcaklık konusunda düşündürebilir ama yaptığımız sıcaklık testlerinde ekran kartının normal değerlerde ısındığını gördük. Bunun başlıca sebebi ekran kartının üzerinde bulunan extreme soğutma ekipmanları. Ürünün güç tüketimi ise referans modellere göre yüzde 10 daha fazla. MSI bu kart için oldukça uğraşmış. Başarılı performansıyla beğenimiz kazan ekran kartı bizde Editörün Seçimi ödülünü almaya hak kazandı.
{pagebreak::Teknik Özellikler}

Teknik Özellikler

Yonga: ATI Radeon HD 4890
Bellek veri yolu: 256 bit
Bellek tipi: GDDR5
Kart ölçüleri: ATX
Grafik arayüzü: PCU-E 2.0
Grafik arayüz hızı: X16
Bağlantılar: HDMI, D-Sub, DVI
GPU saat hızı: 1000 MHz
Bellek saat hızı:4000 Mhz
Mimari: 55 nm
Shader sayısı: 800
Kapladığı slot: iki

Bilgi için: MSI Türkiye
Web: www.msi.com.tr

:: Ürün hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

Office 2003 Daha Çok Tercih Ediliyor

Microsoft Office yazılım paketinin en büyük rakibi, bir önceki Microsoft Office versiyonudur derler. Bu cümlenin haklılığını bir kez daha görmüş olduk. Zira dünya genelinde yapılan bir araştırmaya göre firmaların ve organizasyonların %75’i Microsoft Office 2003 kullanmaya devam ediyor.

Firmaların departmanları arasında ise en çok, bilişim (IT) departmanlarının Office 2007’ye geçtiği belirtildi. Birçok yeniliğine ve avantajına rağmen firmaların Office 2003’ten vazgeçmemesinin sebebinin, çalışanların kullanım alışkanlıklarını bırakaması olarak gösteriliyor.

:: Siz hangi Office sürümünü kullanıyorsunuz?