Kar Leoparı mı Windows 7 mi?

Bu sonbahara bir hayli hızlı giriyoruz. Önce Windows 7‘nin RTM sürümü ile tanıştık, sonra da MAC OS X‘in yeni sürümü olan V10.6, yani diğer adıyla Kar Leoparı ile tanıştık. Microsoft ve Apple, işletim sistemlerini hemen hemen aynı dönemlerde piyasaya sürerek, Pazar payından daha fazla yer kapma peşinde. Windows 7’nin piyasaya dağıtılmasına az bir süre kalmasına karşın, şimdiden kendini kullanıcılara ısındırmayı başardı. Sıra Apple’da.

Mac OS X V10.6 geçtiğimiz günlerde piyasadaki yerini aldı. Apple‘ın bu yeni işletim sistemi, bir önceki sürüm olan V10.5 Leopard’ın üzerine kullanım kolaylığını sağlayacak özellikler eklenmiş hali desek yanlış olmaz. Yeni Mac OS X V10.6’nın kod adı da zaten bunu doğruluyor. Bir önceki sürüme Leopar adı verilmişti, buna ise Kar Leoparı adı uygun bulunmuş.

{pagebreak::Büyük Rekabet}

Büyük Rekabet

Kar Leoparı, 28 Ağustos‘ta (geçtiğimiz cuma) piyasaya dağıtıldı. Windows 7 RTM ise 22 Temmuz‘da dağıtıldı, raflardaki yerini ise 22 Ekim‘de almaya hazırlanıyor. Windows 7, Vista’nın üzerine inşa edilmiş bir işletim sistemi. Dolayısıyla Vista’nın güzel özelliklerinin hepsi Windows 7’de de mevcut, ve kullanıcıların Vista ile ilgili ne kadar şikayet ettiği özellik varsa hepsi Windows 7’de gözden geçirilmiş durumda. Bu, Windows 7 için büyük bir avantaj. Microsoft da bu avantajı sonuna kadar kullanmaya kararlı gözüküyor.

Diğer yandan Apple, Kar Leoparı ile birlikte, bir önceki MAC OS X sürümünü geliştirmekle kalmamış, bir sonraki sürüme sakladığı yeni özellikleri de bu işletim sisteminde gün ışığına çıkarmış. Dolayısıyla yeni baştan yazılan özellikler de mevcut.

{pagebreak::Dosyaları Düzenleme}

Dosyaları Düzenleme

Kar Leoparı‘nın Finder‘ı ile Windows 7‘nin Explorer‘ı (Gezgini), son derece birbirlerine benzeyen arayüzlere sahip hale geldiler. İşlevleri de aynı olduklarından dolayı iki işletim sisteminin de bu konuda bir diğerine üstünlük sağlaması için ek işlevlere bakmamız gerekiyor. İki özellikte de sağ üstte klasörler içerisinde hızlı arama özelliği mevcut. Windows 7’de hızlı aramanın yanında ek olarak bir adres çubuğu yer alıyor.

Kar Leoparı’nda da adres çubuğu mevcut fakat görünür hale getirmeniz gerekiyor. Adres çubuğunu görünür hale getirmek için, görünüm menüsünden adres çubuğunu aktif hale getirmelisiniz. Dolayısıyla Windows ile Kar Leoparı, dosyalar arasında gezinme konusunda birbirlerine üstünlük sağlayamıyorlar.

{pagebreak::Kütüphaneler}

Kütüphaneler

Windows 7, kullanıcılarını yeni bir özellikle tanıştırıyor. Aslen özelliğin çalışma mantığına çeşitli yazılımlardan (Windows Media Player, iTunes vs.) aşinayız. Fakat işletim sistemi içerisine entegre edilmiş olarak yeni karşılaşıyoruz. Bunu sağlayan Windows 7, ek bir puan kazanıyor kullanıcının gözünde.

 

Kütüphane özelliği ile birlikte klasörlerinizi, belgelerinizi, resim, müzik ve video dosyalarınızı tek bir yerden yönetebildiğiniz gibi, karışık bir dosyalama sistemine sahipseniz, aradığınıza kolayca ulaşabilme fırsatına da sahip oluyorsunuz. Eski Windows sürümlerindeki “Belgelerim” mantığı Windows 7’de yerini kütüphanelere bırakıyor ve, kullanıcıyı klasör içinde klasör oluşturma eziyetinden kurtarıyor.

{pagebreak::Akıllı Dosyalar}

Akıllı Dosyalar

Kar Leoparı’ndaki özelliklerden hiçbiri Windows 7’nin kütüphaneleriyle karşılaştırılamaz. Bunun sebebi, bire bir aynı işlevi gören bir özelliğin olmamasıdır. Fakat en yakın özellik, MAC OS X’teki akıllı dosyalar denilebilir. Bu özellik sayesinde klasör içindeki aramalarınızı saklayabilirsiniz. Arama sonuçları, dosyaları arama kriterlerine göre geliyor.

Dolayısıyla, akıllı bir dosya yaratırken, örneğin iki farklı klasördeki dosyaları tek bir akıllı dosyada toplayamıyorsunuz. Diğer taraftan, Windows 7’de de arama sonuçlarını saklayamayıp, arama kombinasyonlarına bakamıyorsunuz. Fakat yine de Windows 7’de akıllı dosyalama özelliği mevcut.

Bu da demek oluyor ki, iki işletim sisteminin de, kendi çapında farklı işlevselliklerde geliştirilmiş dosyalama özellikleri bulunuyor.

{pagebreak::Devasa İkonlar}

Devasa İkonlar

İşletim sistemlerinden birinde kötü bir özellik varsa, bu özellik diğerinde de mevcut. Örneğin iki işletim sisteminde de ikonlar, devasa ölçülerde bulunuyor. Windows 7, 256×256 boyutlarına kadar ikon gösterimine izin veriyor. 256×256 esasında oldukça büyük bir ölçü. Kimi durumlarda gözü yorabiliyor bile. Kar Leoparı ise ikonlarını bir adım daha öteye taşımış. Finder içerisinde 512×512 boyutlarına kadar ikon büyütmeye izin veriyor.

Büyük ikon demek, daha iyi bir görsellik mi demek bilemiyoruz. Kullanıcıların çoğu ikonlarını küçük ölçülerde tutmak istiyor. Bunu hem kendi deneyimlerimizden, hem de çevremiz ve siz sitedeki kullanıcıların forumdaki mesajlarından kolayca anlayabiliyoruz. İki işletim sisteminin de gereğinden fazla büyük ikonları tercih etmesi, işletim sistemlerinin birbirlerine üstünlük sağlayamadığı bir diğer konu olarak kalıyor.

{pagebreak::Hızlı Geçiş}

Hızlı Geçiş

Görev çubuğu aracılığıyla çeşitli uygulamalara hızlı geçişler yapabilmek iki işletim sisteminde de mevcut. Windows 7’nin klasik görev çubuğu, temelinde eski Windows versiyonundaki görev çubuklarıyla aynı. Arabirimde birkaç değişiklik var sadece. MAC OS X’te de bazı uygulamalara Dock’ın açılır menüsünden erişebiliyorsunuz. Windows 7’deki görev çubuğu, MAC OS X’te Dock’ın bu menüsüne karşılık geliyor.

Örneğin; Kar Leoparı’nda, Dock’taki iTunes simgesine tıkladığınız zaman iTunes ile ilgili menülere ulaşıyorsunuz. Bu menüde hangi şarkının çaldığı, ne kadar oy verdiğiniz, hangi albümde bulunduğu gibi bilgiler yer alıyor. Windows 7’nin gözden geçirilen görev çubuğu, kullanıcılarına jump list adı verilen yeni bir özelliği tanıştırıyor. Bu listeler sayesinde çeşitli uygulamalarınıza kolay erişim sağlayabilirsiniz.

MAC OS X’lerde jump list’e karşılık gelen direkt bir uygulama bulunmuyor. Onun yerine Mac kullanıcıları, en sık kullandıkları uygulamaları Dock içerisinde kümeleyebiliyorlar. Bu da jump list’in işlevine denk oluyor. Kar Leoparı’nda ise Apple, bu kümeleme işlemini daha da geliştirmiş bulunuyor. Izgara (Grid) görünümünü kullanarak Dock içerisine dilediğiniz kadar uygulama yerleştirebiliyorsunuz.

{pagebreak::Satır İçi Ön İzleme}

Satır İçi Ön İzleme

Leopar piyasaya çıktığında tanıştığımız Quick Look, Cover Flow, temel ikonların önizlemesi gibi yenilikler MAC kullanıcısını yeterince sevindirmişti. Kar Leoparı ile birlikte Finder’ın ikon görünümüne satır içi önizleme özelliği ekleniyor. 64×64 ya da daha büyük boyutlarda bir klasöre bakmak istediğinizde, fareyi klasörün üzerine getirirseniz önizleme ve playback kontrolleri görünür hale geliyor.

Eğer fareyi bir ses ya da video dosyasının üzerine getirirseniz oynat butonu görünür hale geliyor. Aynı şekilde, bir Word dökümanı, PowerPoint sunumu ya da bir PDF dökümanının üzerine gelirseniz de sayfalar arasında ilerleyebilmenizi sağlayan ileri/geri ok tuşları ortaya çıkıyor. Bu sayede belgelerinizi, dökümanlarınızı veya dosyalarınızı satır içi ön izleyebiliyorsunuz.

{pagebreak::Windows 7 ile Ön İzleme}

Windows 7 ile Ön İzleme

Microsoft, Windows 7’de ön izleme olayına yeterince önem göstermiş. Görev çubuğundaki her açık dökümanın üzerine gelindiğinde ön izleme yapabilmeyi Vista ile mümkün kılan firma, Windows 7 ile bunu bir adım öteye taşımış. Çok işlevsel olmasa da klasör içlerindeyken de dosyalarınıza ön izleme yapabiliyorsunuz. Bu özelliğiyle, yüzlerce fotoğrafı tek tek açıp bakmak yerine, klasör içerisindeyken inceleyebiliyoruz.

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

İki işletim sistemi de, bir önceki sürümlerine nazaran çok daha kullanışlı hazırlanmış. MAC OS X Leopard zaten piyasaya sürüldüğünde çok büyük tepkiler almış bir işletim sistemi değildi. Kar Leoparı ile birlikte başarısını bir adım daha öteye taşımayı kesinlikle başarmış. Apple’ın işletim sistemi hazırlarken ezelden beri süregelen bazı inatları hala kullanıcılara son derece kullanışsız gelse de, Kar Leoparı ile birlikte son derece iyi bir iş çıkarmışlar.

Windows 7 için ise söylenecek çok şey var esasında. Zira firma, Windows Vista ile birlikte tüm eleştiri oklarını üzerine çekmiş, dünyanın dört bir tarafından büyük tepkiler almıştı. Performans hataları Vista kullanıcılarını deyim yerindeyse canından bezdirmişti. Windows 7 ise Microsoft‘un büyük umutlar beslediği bir işletim sistemi oldu ve bu umutları karşılıksız çıkmadı. Şimdiden kendini kullanıcıya sevdirmeyi başaran Windows 7, uzun yıllar boyunca Microsoft’u sırtlayacak kapasiteye sahip bir işletim sistemi diyebiliriz.

Hala hangi işletim sistemini alacağınız konusunda bir karar verememişseniz, size tavsiyemiz kullanım amacınız doğrultusunda bir tercih yapmanız olacaktır. Yine de hatırlatmakta fayda var; Kar Leoparı, bir takım uygulamalarla uyumluluk problemi yaşayabiliyor.

:: Siz hangi işletim sistemini tercih edersiniz?

Yahoo BrowserPlus’un Dağıtımına Başladı

Yahoo, Browser Plus teknolojisini büyük bir alana yaymaya karar verdi. Bu eklenti ile birlikte Yahoo Messenger 10 Beta sürümü de otomatik olarak kuruluyor.

BrowserPlus web sitelerine özellikler katan bir eklenti. Sürükle bırak, resim işleme ve birden fazla verileri Internet ortamına yükleyebilen bu eklenti, aynı zamanda Wii Remote gibi hareket algılayıcıları da destekleyebiliyor.

Ürünün en büyük özelliği, Framework olmasından dolayı geliştirilebilmesi. Bunun anlamı geliştiricilerinin bu ürüne farklı özellikler de katabilmeleri.

 

Browser Plus eklentisini kurarken Messenger 10 Beta sürümünü de otomatik olarak yüklüyor.

 

Bu ürün Vista ve Windows 7 işletim sistemleri altında Firefox 3, Safari, Chrome ve Internet Explorer 6 tarayıcılarla birlikte çalışıyor. Windows XP kullanıcıları bu ürünü kullanabilmek için Firefox’un ikinci sürümünü tercih etmeleri gerekiyor.

Mac OS X 10.4 veya 10.5 kullanan kullanıcılar Safari veya Firefox 3 tarayıcılara sahip olmaları gerekiyor. Mac OS X 10.6 Snow Leopard kullananlar şimdilik Fİrefox 3 ile bu desteği alabilecekler.

:: BrowserPlus eklentisini kullanmayı düşünüyor musunuz?

Asus’dan 11.6 inç Netbook Atağı

Bu iki yeni Netbook kullanıcılar tarafından övgüyle karşılandı. Bu yeni iki ürünün akabinde firma EeePC serisine bir de 11.6 inç büyüklüğünde ekrana sahip 1101HA ürününü ekleyeceğini duyurdu. LED panele sahip olacak bu yeni Netbook 1101HA‘nın ekran çözünürlüğü ise 1366 x 768 piksel olacak. Ürünün en güzel özelliklerinden birisi ise 11 saat batarya ömrü sunması. Bu uzun batarya ömrü ile 1101HA birçok rakibine gözdağı vermiş olacak.

{pagebreak::Dizayn Ödülü}
Yeni EeePC 1101HA oldukça şık bir görünüme sahip. Ürün oldukça doğal ve seçkin duruyor. Ürünün üzerinde Alman Red Dot Dizayn ödülüne sahip klavye kullanılmış. Bu ürünü normal bir dizüstü bilgisayardan ayırmanız oldukça güç. Çünkü ürünün üzerinde bulunun klavye standart dizüstü klavyesinden yüzde 5 ufak. Bu da kullanımda oldukça fazla bir şey değiştirmiyor.

{pagebreak::Diğer özellikler}
Ürünün üzerinde depolama için 160 GB sabit disk kullanılmış. Bunun yanı sıra Ekranın hemen üzerinde 1.3 Megapiksel çözünürlüğe sahip bir webcam bulunuyor. Bluetooth ve kablosuz ağ bağlantı arabirimi de olan cihazı Asus Docking üzerinde de kullanabiliyorsunuz. Oldukça konforlu ve bir o kadarda başarılı bir ürün olan Asus 1101HA’nın performansı ise standart Netbook’ların üzerine çıkamıyor.

:: Büyük ekran bir Netbook almayı düşünür müsünüz?

Yeni Nesil Konsol Savaşı Henüz Bitmedi!

E3’ün adeta en büyük sürprizi olan Natal, üzerinize takılı ya da elinizde tuttuğunuz hiçbir aparat olmadan, hareketlerinizin sistem tarafından algılanmasını sağlıyor. Microsoft‘un başkan yardımcısı Shane Kim, epey ses getiren bu teknoloji sayesinde, Xbox360‘ı, yeni nesil konsol savaşında diğerlerine nazaran daha avantajlı görüyor.

 

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/11397/t_projectnatal_e309_splat_stagedemo.flv#

“Yeni nesil konsol savaşı bitmedi ve biz de henüz kazanmadık” diyor Kim ve ekliyor; “İstiyoruz ki, yüz milyonlarca kişi Xbox360 oynasın ve biz de yeni nesilde kazanan taraf olalım. Her zaman olduğu gibi hedefimiz bu. Xbox360’da veya Live’da, milyonlarca müşteri kazanmak istiyoruz. Natal da bu konuda bize yardımcı olacak.”

Natal’ı, Nintendo Wii ya da Sony‘nin konsol sistemine karşılık olarak görmediğini dile getiren Shane Kim, Natal’ın potansiyelleri açığa çıkaracağına inanıyor. Zira kişileri durduracak ne bir bariyer ne de ellerde bir aparat bulunuyor… Merakla beklenen Natal, önümüzdeki yılın sonlarında satışa sunulacak ve PC için de raflarda yer bulması söz konusu.

:: Sizce üç büyük konsol üreticisinden hangisi, yeni nesil konsol kapışmasından galibiyet ile ayrılacak?

İstanbul Artık 40 Watt Çekiyor

AMD yeni bir Opteron işlemcisinin duyurusunu yaptı. Altı çekirdekli Opteron 2419 EE, 40 Watt‘lık güç tüketimi ile gözleri üzerine çekmeyi başardı. Bu oldukça önemli bir özellik. Çünkü altı çekirdekli İstanbul işlemcileri ilk çıktığında 55 Watt’lık bir güç tüketiyorlardı. Oysa duyurusu yapılan 40 Watt‘lık işlemci, özellikle Blade sunucular için vazgeçilmez bir ürün olacağı tahmin ediliyor. Ne de olsa sunucu sistemleri güç tüketiminde de tasarruf yapmak istiyorlar.

 

Opteron 2419 EE, 989 Dolar’dan (1000 adet almak şartıyla) satışa sunulacak.

 

Opteron 2419 EE yukarda da bahsettiğimiz gibi İstanbul işlemci mimarisine (45 nm) sahip. Her bir çekirdek 512 KByte’lık L2 ve 6 MByte L3 önbelleğe ile çalışıyor. Çekirdeklerin saat hızı 2 GHz’den (Opteron 2423 EE) 1.8 GHz‘e indirgenmiş durumda.

Bu işlemcinin diğer bir farkı, dahili bellek kontrolörün çalışma hızı 2.2 GHz‘den 2.0 GHz ‘e düşmesi.

:: Bu yeni işlemci başarılı olabilecek mi?

Canon Ürün Ailesini Genişletiyor

Ürünler hakkında herhangi bir açıklama yapılmış değil. Fakat söylentilere göre Canon‘un yeni ürün olan EOS 7D, EOS 5D Mark II’nin bir alt modeli olarak konumlandırılacak. Canon EOS 7D, 18 Megapiksel (APS-C) çözünürlükle resim çekecek ve 3 inç‘lik ekran OLED ya da normal VGA çözünürlüğünde bir LCD ekran olacak. Gizemini koruyan bu ürün FullHD video kayıt yapacak ve iki adet  Digic 4 işlemcisine sahip olacak. HDMI ve mikrofon girişine de sahip olacak olan bu ürün EF-S 15-85mm f/3,5-5,6 IS USM ve EF-S 18-135mm f/3,5-5,6 IS lenslerle birlikte satılacak.

 

Canon EOS 7D, Amerikadaki Best Buy mağazalarında 2700 Dolardan fiyatlandırılmış.

 

Canon’un ikinci ürünü olan EOS 60D, çok daha detaylı bilgilere sahip. 12 Megapiksel APS-H sensoruna sahip olacak olan bu ürün, EOS 1D otofokuz sistemi ile donatılacak. 1080 HD video çekebilecek olan EOS 60D, dahili bir GPS alıcısına da sahip olacak. Bir saniyede yedi çekim yapabilecek olan bu ürün, 100-25600 ISO değerlerini de destekleyebilecek.

EOS 60D’nin yurt dışı fiyatı yaklaşık 2000 Dolar olması bekleniyor.


:: Siz de Canon’un yeni ürünlerini bekleyenlerden misiniz?

En Gerçekçi 5 Su Efekti Seçildi!

Gameshub sitesi, oyun tarihinin “En Gerçekçi 5 Su Efekti“ni belirledi. Gelişmiş teknolojileri sebebiyle, beş isim de son yıllarda satışa sunulmuş oyunlar. Belki hiçbiri deniz kenarında boğazı izleme keyfi vermeyecektir fakat ekrana dalıp birkaç saniye umarıszca izlemeniz olası. İşte su efektleriyle gerçeğe meydan okuyan yapımlar:

{pagebreak::5 Numara}

5 Numara: Uncharted: Drake’s Fortune (PS3)

Naughty Dog imzalı Uncharted, 2007 yılında satışa sunulmuş ve büyük beğeni toplamıştı. PlayStation 3’ün grafik kabiliyetlerini etkin bir biçimde kullanan yapımda, su efektleri son derece başarılıydı. Özellikle suyla temas eden oyuncuların üzerlerinin ıslak görünmesi, güzel bir ayrıntıydı. PlayStation 3’ün kalelerinden biri olmaya aday olan Uncharted’ın devamı da yolda.

#video_4907#

Teselli Ödülü: Tomb Raider Underworld

{pagebreak:: 4 Numara}

4 Numara: BioShock (PC, PS3, X360)

Satışa sunulduğunda “Yılın Oyunu” ödüllerine boğulan BioShock, deniz altında geçen hikayesi dolayısıyla bol bol ıslak zemin ve deniz görseli sunuyordu. Etkileyici su efektleri, bir hayli gerçekçi enstantaneler yaratıyordu. Atmosfer ve gerçekçilik bakımından son derece başarılı olan Rapture’ın deniz görselleri, sanki gerçek hayattan alınmış gibiydi.

#video_4908#

Teselli Ödülü: Elder Scrolls IV: Oblivion

{pagebreak::3 Numara}

3 Numara: Halo 3 (X360)

Yalnızca Xbox360 için geliştirilen Halo 3, hikayesinin yanında görselleriyle de ilgi görmüştü. Ancak grafiklerinin belki de en iyi yanı, uzaktan sanki gerçekmiş gibi gözüken su efektiydi. Oyuncuların su içerisindeki hareketlerinden doğan etkileşimin de (Gecikmeli de olsa…) gayet iyi olduğunu belirtmek gerek.

#video_4909#

Teselli Ödülü: Resistance 2, Gears of War 2, Half-Life 2

{pagebreak::2 Numara}

2 Numara: GTA IV (PC, PS3, X360)

Oyun tarihinin gelmiş geçmiş en iyi inceleme puanlarına layık görülen GTA IV, Rockstar’ın kendine has grafik tarzını yansıtmayı iyi başarıyordu. Eğer PC’de GTA IV oynuyorsanız ve iyi bir sisteminiz varsa, Liberty City’nin görselleri bir hayli etkileyiciydi. Hele ki su efetkleri görülmeye değerdi. Uzaktan baktığınızda çok gerçekçi görünmese de, etkileşim halindeyken etkiye verdiği tepkiler, GTA IV’ü listenin iki numarasına kadar taşıdı.

#video_4910#

Teselli Ödülü: Just Cause

{pagebreak::1 Numara}

1 Numara: Crysis (PC)

Şaşırmadınız değil mi? Oyun tarihinin en iyi grafiklerine sahip olan Crysis’in her türlü görseli, ayrı ilgi çekiyor. Surat kaplamalarından çevre modellemelerine, ışık efektlerinden, fizik etkileşimine kadar Crysis, video oyun dünyasına altın harflerle kazındı. Grafikleriyle adeta büyüleyen yapımda, özellikle gün doğumu ya da bir deniz kenarı bulduğumuzda, birkaç saniye dalıp gitmeniz olası; hatta “medium” grafik ayarlarında bile…

#video_4911#

:: Siz de böyle bir liste yapsanız, ilk beşiniz nasıl olurdu?

PlayStation 3 ve Xbox360 Karşı Karşıya!

Gametrailers sitesi, PlayStation 3 ve Xbox360‘ı kafa kafaya getirdi. Batman: Arkham Asylum oyununda her iki konsolun görüntüsünü aynı anda ekrana veren videoda, hangi konsolun oyunun kodlarını nasıl yorumladığını görmek mümkün. Satışa sunulduğundan bu yana son derece yüksek puanlara layık görülen yapımın PC versiyonu, 18 Eylül’de Avrupa’da piyasaya sürülecek.

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/10111/t_batmanaa_consolecomparison.flv#

Videoda görüldüğü üzere, iki konsol neredeyse yok denecek kadar az. Bazı sahnelerde, PlayStation 3’ün daha belirgin hatlar çizdiğini görmemize rağmen, bazen de Xbox360’ın görselleri diğerine nazaran netleşiyor.

:: Sizce hangi konsolun grafikleri daha başarılı?

Genişbant Servisleri Krize Direniyor

Alcatel-Lucent tarafından yaptırılan bir dizi araştırmaya göre, tüketiciler yaşadıkları ekonomik sıkıntılar nedeniyle dışarıda yemek yemek, tatile çıkmak gibi zevklerinden vazgeçseler de evlerindeki genişbant servislerinden kopmamaya azimli görünüyorlar.

Bu bulgular, telekomünikasyon servislerine yapılan harcamalarda ekonomik durgunluğun etkilerini ve ekonomik büyüme ile toplumsal refahın artırılmasında genişbant servislerinin rolünü araştıran küresel bir çalışmada ortaya çıktı. MAP (Alcatel-Lucent Market Advantage Program) tarafından (Penn, Schoen & Berland Associates ve Ipsos MediaCT gibi araştırma firmalarının da işbirliğiyle) gerçekleştirilen araştırmada, istatistiksel analiz kullanılarak, tüketicilerin çeşitli tarifelerdeki servislerin değerine kıyasla ev harcamalarını belli bir bütçeyle kısıtlarken nelere öncelik verdiği saptandı.

 

MAP hakkında ayrıntılı bilgi almak ve tüketici ihtiyaçlarını daha iyi anlamak adına dünya genelindeki servis sağlayıcılar ve paydaşlarımızla nasıl çalıştığımızı görmek için www.alcatel-lucent.com/map adresi ziyaret edilebilir.

 

Tüketicilerin yüzde 84’ünün vazgeçilemez bir ağ servisi olarak tanımladığı ve dolayısıyla harcamalarını kısıtlarken en son dahil edecekleri maddelerden olduğunu belirttiği genişbant servisleri, ekonomik durgunluğa aldırmıyor gibi görünüyor. Araştırmalarda ayrıca, dünya genelinde çeşitli alanlarda harcamalarını kısan daha da çok sayıda tüketicinin genişbant servislerine abone olduğuna ve/veya bunları bir üst seviyeye yükselttiğine işaret ediliyor.

Bu tercihe yön veren unsurlar arasında ise işe gidip gelmekten kaynaklanan zaman ve maliyetin kısılmasının yanı sıra, daha çevreci seçeneklere duyulan eğilim yer alıyor. Gelişmiş ülkelerdeki katılımcılar, bilgi kaynağı, iş aracı, sosyal ağ ve eğlence mekanı olarak webe duyulan bağımlılığın arttığını da vurguluyorlar.

:: Bu araştırma ilginiz çekti mi?

TK Alan Adları Açık Arttırmada

Bilindiği gibi Türkiye’de, kişisel ya da iş planınız çerçevesinde tasarladığınız web siteniz için jenerik alan adları bulmak ve almak neredeyse mümkün değil. Sadece tescillenmiş markaların alabildiği ve bürokrasi gerektiren alan adlarının aksine, ‘.TK’ uzantılı jenerik alan adları, 9 Eylül 2009’da Swissotel’de düzenlenecek Türkiye’nin ilk alan adı açık arttırması ile kolayca alınabilecek. Jenerik alan adlarının, marka ya da şirket isimlerinden daha değerli olduğu da düşünüldüğünde, Dot TK, tarafından düzenlenen açık arttırma, kaçırılmaması gereken bir yatırım fırsatı sunuyor.

 

Dot TK, .TK uzantılı alan adlarının kaydını ve tescilini yapmaktadır. Dot TK; Tokelau Hükümeti, Tokelau’nun iletişim şirketi Teletok ve özel bir teşebbüs olan BV Dot TK’nin ortak yatırımıdır.

 

TK uzantılı jenerik alan adlarının en önemli avantajlarından biri, önemli bir yatırım aracı olmaları. Alan adları, aynen ev ve arsa gibi, zamanla değerleniyor ve satılabiliyor ya da kiralanabiliyor. Dolayısıyla Dot TK tarafından düzenlenen açık arttırmada alacağınız alan adının size yıllar içerisindeki maddi geri dönüşümü düşünüldüğünde, oldukça akıllı bir yatırım yapmış oluyorsunuz.

 

Dot TK’nin İstanbul Maslak’ta ofisi bulunmaktadır ve .TK uzantılı alan adları, Türkiye çapında yüzlerce hosting servisi sağlayan kurumlar tarafından da tescil edilmektedir.

 

.TK uzantılı jenerik alan adlarının diğer bir avantajı da, Internet’te çok daha kolay bulunabilmeleri. Google, Yahoo! ve Bing gibi arama motorlarında genelde şirket ismi yerine, daha çok jenerik isimler arandığından, satışa sunulacak ‘.TK‘ uzantılı jenerik alan adları arama listelerinde ilk sırada yer alıyor. Bunun bir nedeni de, arama motorlarının sonuçlarının, web sitenizin içeriğinin yanı sıra, kullanılan alan ismine göre listeleniyor olması.

:: TK uzantılı alan adı mantıklı bir yatırım mı?

Apple Uyduramadı!

Kısaca Mac OS X 10.5 Leopard’ın daha minik ve hızlı bir sürümü olan 10.6 Snow Leopard‘a geçiş yapmayı düşünüyorsanız, Apple’ın yayınladığı “uyumsuz programlar” listesini gözden geçirmenizde fayda var. Zira severek kullandığınız yazılımlardan bazıları, Snow Leopard ile uyumsuzluk gösterebilir.

Uyumsuz olduğu belirlenen programlar, Mac OS X’in kök dizininde yer alan Incompatible Software adlı klasöre taşınıyor. Windows temelli programları kullanmak isteyenlerin canını sıkacak bir uyumsuzluk Parallels Desktop‘ta bulunuyor. Öte yandan, Norton AntiVirus de listede mevcut.

Programlardan bazıları kurulum yapmazken, bazıları da kurulumun ardından açılmıyor. Şimdilik bilinen uyumsuzlukların yayınlandığı Apple listesi için buraya tıklayın.


Yeterince ince ayarlanamamış gibi görünüyor(!)

:: Daha önce yazılım uyumsuzluklarından siz de mağdur oldunuz mu?

Bilgi İçin : Apple

İstanbul’dan Sonra 12 Çekirdek

AMD, G34 olarak da bilinen yeni nesil Opteron işlemcilerinin 2010′un ilk çeyreğinde piyasada olacağını doğruladı. Böylece, bu konuda uzun süredir ortalarda dolaşan söylentilerin gerçek olduğu ortaya çıkmış oldu.

AMD, İstanbul adını verdiği altı çekirdekli Opteron işlemcileri kısa bir süre önce piyasaya sürmüştü. Düşük güç tüketimiyle dikkat çeken İstanbul modelleri Intel’in Dunnington işlemcileri ile rekabet amacıyla piyasaya sürüldü ve çok iyi tepkiler aldı.

AMD’nin İstanbul’dan sonraki adımı olacak olan Magny Cours işlemcilerinin iki farklı model halinde piyasaya sürüleceği belirtiliyor. Sekiz ve on iki çekirdekli iki model halinde piyasaya sürülecek olan Opteron 6000 serisi ya da diğer adıyla Magny Cours, İstanbul ile benzer güç tasarrruf özelliklerine sahip olacak.

:: AMD’nin yeni nesil Opteron işlemcisi hakkında ne düşünüyorsunuz?