PGP, Hizmet Alanını Genişletiyor

Açılımı Pretty Good Privacy (gayet güzel gizlilik, şeklinde kafiyeli biçimde çevirebiliriz) olan ve yıllar önce sunduğu e-posta şifreleme yazılımından sonra artık birçok alanda güvenlik hizmeti veren PGP yeni bir alana da el atıyor. Şimdiki adım, disk şifreleme.

Disk şifreleme alanında sunacağı kurumsal ürün için ortaklar arayan PGP, kullanıcıların basit Windows yönetim bilgisiyle bile özellikle dizüstü bilgisayarlarda kullanılan sabit disklerin kolayca şifrelenebileceğini belirtiyor. Maliyet ise güvenlik yatırımları yanında komik bir rakam: 10 kullanıcı ve üzerinde bilgisayar başına yıllık 199 dolar.

:: Şirketinizde veri hırsızlığına karşı önlem aldınız mı?

Bilgi için: PGP

Toshiba Portege G910 İnceleme

İş dünyasının gereksinimleri son kullanıcılara göre çok daha fazla. Özellikle metin girişi anlamında iş dünyası profesyonellerinin konfor arayışı her zaman üst seviyededir. Buna en iyi cevabı veren türler arasında Qwerty klavyeye sahip modeller yer alıyor. Windows Mobile işletim sistemine sahip cihazlar arasında bu tür modellerin popülaritesi hayli fazla.


Dizüstüne benzer havasıyla Toshiba Portege G910

Toshiba Portege G910 ile ilgili olarak dikkatinizi çekecek ilk nokta cihazın tasarımı. Sigara tabakasına benzeyen kutusu ve deri kaplı arka kapağı ile prestijli bir havası var. Kaputun altına baktığımızda bir dolu özellik var ama bakalım performans anlamında bekleneni verebiliyor mu?

{pagebreak::Tasarım}

Tasarım

G910 tüm istiridye kapaklı klavyeli telefonlar gibi kalın ve bir nebze hantal. Bunlara örnek vermek gerekirse en küçük örneğin HTC Touch Pro, en büyük örneklerden birisinin ise Nokia Communicator E90 olduğunu söyleyebiliriz. Touch Pro boyut olarak daha küçük. Bunda ekranın kapaklı değil sürgülü olmasının büyük etkisi var.


İş dünyası için Qwerty klavye ferahlığı

Nokia E90 ise çok daha geniş ve G910 kadar kalın. Geniş ekran ve Qwerty klavyeye sahip cihazın ağırlığı 183 gram. Bu ağırlık sıradan telefonların neredeyse iki katı. Ama elimizdeki sıradan bir telefon değil.

{pagebreak::Tasarım}

G910 önyüzünde deri çizgili gri metal görünüme sahip. Arka kısımda bu görüntünün tam tersi tercih edilmiş. BlackBerry Bold gibi arka kapağın deri kaplamaya sahip olması, cihazın masaya bırakılması durumlarında çizilmesi ve sabit durmasını sağlıyor.


Önyüzde yer alan OLED ekrandan numara çevirmek mümkün

G910 ekranı kapalı konumdayken önyüzde bulunan kontrol düğmeleri ile ikincil tanımlı OLED ekranda numaraları tuşlayabileceğiniz bir arayüz sunuluyor. Bu ekranda bazı Windows uygulamalarına dair kontrol seçeneklerine de erişebiliyorsunuz.

{pagebreak::Bağlantı}

Ekran

Cihazı açtığımızda karşımıza iki anlamda geniş bir ekran çıkıyor. 3 inç (76 milimetre) boyutlarındaki ekran arkaya doğru yatırılabiliyor ve kenarlarında çeşitli uygulamalara kısayol oluşturan dokunmaya duyarlı düğmeler bulunuyor.


Mini dizüstü tadında 800×480 piksel ekranıyla G910

Ekranın altında ise özellikle iş dünyası kullanıcıları için faydalı olabilecek geri dönüşü son derece iyi olan Qwerty klavye yer alıyor. Bu klavyeyi telefonu masaya tıpkı bir dizüstü bilgisayar gibi koyarak çift elle kullanabiliyorsunuz. Çok rahat olduğu söylenemez ama telefonu taşırken yazmak istemediğiniz zamanlarda tercih edilebilir.

{pagebreak::}

Bağlantı

Özellik ve bağlanabilirlik açısından baktığımızda cihaz tüm olması gerekenlere sahip gözüküyor. G910, 128MB RAM (48MB boş alan), 256MB ROM (127MB boş alan)kapasiteyi VoIP destekli kablosuz internet, HSDPA, Bluetooth, biyometrik parmak izi okuyucu ve dahili GPS alıcıyı tek bir kutuda bir araya getiriyor.


Route 66 G910’un yanında hediye

Daha iyisi için Google Earth uygulamasını indirdik ve alıcının dış mekanda ilk açılışta yaklaşık bir dakikada bağlandığını aktarabiliriz. Öte yandan bir GPRS veri aracı bu bağlantının daha hızlı yapılmasına da yardımcı olabiliyor. Ürünü Hepsiburada.com’dan satın aldığınızda Route 66 navigasyon yazılımı da hediye olarak veriliyor.

{pagebreak::Özellikler}

Özellikler

G910’un üst kısmında açma/kapama düğmesinin yanında microSD kart giriş yuvası yer alıyor. Pil kapağının altında kalmayan ve çalışırken değiştirilebilen microSD kartın yanı sıra cihazın stylus’u (dokunmatik kalemi) da uzatılabilir olmasıyla artı puan kazandırıyor.


Parmak izi okuyucusu olan akıllı cep telefonu

Toshiba Portege G910’da standart Windows uygulamalarından ayrı olarak Samsung i600’de gördüğümüz PDF görüntüleyicisi olarak Picsel Viewer, web tarayıcısı olarak Opera, resim, kartvizit ve gazete görsellerinden metin alıp düzenlemeye yardımcı olan image-text ve bir dizi uygulamayı başlatmaya izin veren parmak izi okuyucu yazılımı yer alıyor.

{pagebreak::Zayıf Yanları}

Zayıf Yanları

800×480 piksel ekranı kasaya göre çok şık duruyor ancak arkaya fazlaca yatabildiği için stylus kullanımında hassasiyet problemi yaşanabiliyor. Çözünürlük metinlerin daha kolay görüntülenmesi için ideal görünmüyor.


Görüntülü görüşme G910’un ikincil kamerası ile mümkün

Ekranın kenarındaki çeşitli uygulamalara kısayol sağlayan dokunmatik düğmeler ise zaman zaman üzebiliyor. İstiridye kabuğu tasarımı araba içi navigasyon, resim çekmek veya çağrı yapmak için çok pratik değil.

{pagebreak::Kamera}

Kamera

2.0 megapiksel otomatik odaklamalı kameranın kalitesi LED fotoğraf ışığıyla küçük de olsa iyi sonuçlar verebiliyor. Ancak kullanım için cihazın ekran kapağının açık olmasının gerekmesi, fotoğrafı çekmek için ekran üzerindeki bir düğmeyi kullanmak süreci oldukça yavaşlatıyor.


2.0 megapiksel otomatik odaklamalı kamera

Kamera ile video çekimi sırasında varsayılan olarak 15 saniye sınırlı video kaydı kullanıcıları sınırlı çekim yapıldığı yönünde yanıltabiliyor. Ayarlara girerek hem süreyi sınırsız yapabiliyor, hem de çekim kalitesini artırabiliyorsunuz. Benzer bir ayar değişikliğini fotoğraf çekim modunda da yapmanız gerekebiliyor.

{pagebreak::Performans}

Performans

Sentetik benchmark testlerimizde G910’un ortalama sonuçlara imza attığını görüyoruz. Genel olarak Windows uygulamalarında yeterince hızlı ancak yeni bir Word dokümanı oluşturmak 10 saniyenin üzerinde zaman alması ve video oynatma performansının akıcı olmaması cihazın dezavantajları arasında yer aldı.


MicroSD yuvası, açma/kapama düğmesi ve stylus yuvası üstte yer alıyor

Bunda cihazın 400 MHz hızındaki işlemcisinin de payı yok değil. Ancak Windows’un medya çaları yerine TPCMP gibi harici bir yazılım ile film keyfini normale döndürebilirsiniz. Cihazın dahili hoparlör gücünün maksimum seviyede yetersiz kalabiliyor.

{pagebreak::Pil}

Pil

Akıllı telefonlarda sıklıkla karşılaştığımız pil süresi sorunu kendisini bu cihazda da gösteriyor. Toshiba’nın pil teknolojisi gelişmiş olmasına karşın ürünün yetenekleri karşısında dayanamadığını görüyoruz.


G910, 1320mAh gücündeki pili zorluyor

G910’un 1320 mAh akım gücündeki pilin çok özelliği bulunan cihaz için yoğun kullanımlarda yetersiz kalabiliyor. Nokia E71’in 1500 mAh akım gücüne sahip pilinin yanında dokunmatik ekran, GPS ve parmak izi okuyucusu gibi ekstra özelliklere sahip bir telefonun daha güçlü bir pile sahip olması gerekirdi. Toshiba cihazın 330 saat bekleme, 265 dakika bekleme süresi olduğunu belirtiyor.

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

Toshiba Portege G910 büyük cihazlarla arası iyi olmayanlar için pek iyi bir haber değil. Toshiba’nın tasarım ekibi iyi çalışıp, güzel işler çıkartıyor. Telefonlar piyasaya çıkmadan önce tanıtılıyor. Bu tanıtımlar esnasında cihazların muadilleriyle görsel ve boyutsal açıdan karşılaştırılmaları mümkün olabiliyor. Ancak cihazın piyasaya sürülmesi için çok zaman geçiyor. Bu zaman aşımından sonra çıkan cihazın boyutları rakiplerin telefonlarına göre büyük kalabiliyor.


Stylus’un boyu uzatılabiliyor

Toshiba’nın Türkiye’ye önem verdiğini biliyoruz ama cihazları ülkemize mutlaka daha erken göndermesi gerekiyor. Örneğin Barselona’da görücüye çıkan 4,1 inç ekrana sahip olan TG01 kelimenin tam anlamıyla herkesi kendine hayran bıraktı.

{pagebreak::Sonuç}

1 GHz Snapdragon işlemcisine sahip telefonun ülkemize gelmesini dört gözle bekliyoruz. Gecikme olursa rakiplerin aynı çarpıcı özelliklere sahip telefonları da piyasaya gireceğinden, markanın telefon arenasında daha çok güç kazanması ülkemizde zor olacaktır.


Toshiba Portege G910 tamamen Türkçe arayüze sahip

Eğer iş uygulamalarınız kaynak tüketiminde cimri ise ve telefonun gücünü fazla sömürmeyecekseniz, kullanımı son derece rahat olan Qwerty klavyesini işiniz için tercih edebilirsiniz. Her ne kadar cihazın zayıf yanları olsa da fiyatı KDV dahil 1.123,16 TL olan cihazın Toshiba meraklıları için ideal olabileceği söylenebilir. HTC’nin yeni Touch Pro 2 modeli ve Nokia’nın eski E90 modeli cihaza rakip olabilecek marka/modeller olarak dikkat çekiyor.

{pagebreak::Teknik Özellikler}

Toshiba Portege G910

Ağırlık: 183 Gram
Ekran: 3 inç, 800 x 480 piksel
Kamera: 2 MP
Video: H.263, H.264, MPEG4, WMV
Ses: MP3, AAC, AAC+, eAAC+, WMA, AMRNB, SMAF
Ofis: Word, Excel, PowerPoint, PDF Görüntüleyici
Bağlantı: 3G, HSDPA, EDGE, Bluetooth 2.0
Diğer: GPS, Parmak izi okuyucu
İşletim sistemi: Windows Mobile 6.0
Fiyat: 469,00 € + KDV

Güncel fiyat bilgisi ve ürünü satın almak için tıklayın.

:: Toshiba Portege G910 hakkındaki düşüncelerinizi burada paylaşabilirsiniz.

Bilgi için: Multimedya

 

Altı Çekirdekli İstanbul Haziran’da Hazır

Intel yeni nesil Nehalem işlemcilerini sunucu sistemlerine entegre etti. Xeon DP 5500 olarak adlandırılan bu yeni işlemci, dört çekirdekli bir ürün. Bu ürünün özelliği Hyperthreading teknolojisine sahip olması ve toplam 8 adet işlemi aynı anda çalıştırabilmesi. Böyle bir avantaj bu ürünü sekiz çekirdekli bir işlemci gibi çalışmasını sağlıyor.

AMD, Intel’in sunucu sisteminde olan avantajını gerçek altı çekirdekli „İstanbul“ işlemcisi ile yok etmek istiyor. AMD, Opteron tabanlı bu işlemciyi haziran ayında piyasaya sürmeye planlıyor.

 

Altı çekirdekli Opteron tabanlı İstanbul haziran ayında hazır olacak.

Sunucu üreticileri bu konuda bilgilendirilmiş durumda. Fakat AMD resmi bir açıklama yapmak istemiyor. Bunun karşılığında düşük güç tüketimli Opteron işlemcilerinin üzerinde duruyor.

Fakat aldığımız haberlere göre „İstanbul“ işlemcisi hızlı bir şekilde yaygınlaşması bekleniyor. Bu işlemci Socket F ile uyumlu ve şuanki nesil anakartlarda çalışabiliyor.

:: İstanbul, Xeon DP 5500’ü geçebilecek mi?

A-Data Intel’in SSD’sini Kullanacak

A-Data, Intel’in X25-M adlı SSD diskine göz dikti. Bu disk 250 MByte/sn okuma ve 70 MByte/sn’lik yazma hızı ile herkesi şaşırtıyor. A-Data bu yüzden olsa gerek bu diskin teknolojisini kendi ürünlerinde entegre edecek. Piyasaya sürülecek olan ürün, Intel’in X25-M ile aynı adını taşıyacak.

A-Data’nın bu ürünü Intel’in X25-M ile hiçbir farkı yok.

A-Data’nın bu üründe farklı bir teknoloji yok. Okuma ve yazma hızları aynı. Hatta kapasite bile Intel’in ürünü ile benzer. 80 ve 160 Gbyte’lık modeller piyasaya sürülecek. Ürünlerin fiyatı hakkında herhangi bir bilgi yok.

Kingston, benzer bir çalışmayı aylar öncesi Intel ile yapmıştı. Herkes SSD disklerin fiyatları düşeceğini tahmin ediyordu. Fakat Kingston, SSD disklerde herhangi bir fiyat düşüşü gerçekleştirmedi. 

:: SSD diskler ne zaman masaüstü sistemlerde görülebilecek?

HP 2133 Mini-note

VIA, Intel’in sürekli gölgesinde kalsa da büyük üreticilerin  netbook ürünlerinde yer yer kendisini göstermesini biliyor. VIA’nın C7-M işlemcisi 1,6 GHz hızında ve tek çekirdekli bir ürün. Her ne kadar Windows Vista gibi ağır işlerde çalışması hayattan bezdirici olsa da Windows XP ile GNU/Linux türevlerinde başarılı şekilde işinizi görebiliyor. Elbette performans demek, test puanı demektir; bu konuya sonradan geleceğiz.

{pagebreak::Görünüm ve Kullanım}

Ağırlık ve Görünüm

1,3 kilo ağırlığındaki HP 2133 Mini-note kullanıcılara çok düzgün bir klavye sunuyor. Özellikle bu ürünün küçük boyutları ilk başta bizi biraz şüphelendirdikten sonra  kapağı açtığımızda etrafı sevinç çığlıkları kapladı. Bu klavye kesinlikle çok iyi. Hem Türkçe karakterler eksiksiz şekilde ve tuş boyutlarıyla oynanmadan yerleştirilmiş hem de CRTL ve Enter tuşları olması gerektikleri gibi yerleştirilmiş durumda. Yani CTRL sol alt tarafa koyulmuş, ayrıca enter tuşu en sağda ve olması gerektiği gibi büyük bir tuş olarak yerleştirilmiş.

Klavyenin hemen altındaki touchpad ise biraz garip.  Alt tarafta çok az yer kaldığı için olsa gerek, bu touchpad’de tuşlar yanlarda ve alışılageldik kareye yakın oran kaybolmuş, yerini “geniş” bir işaretçiye bırakmış. Kullanımı biraz alışma sürecinden sonra kolay gelecek. Fazla önyargılı yaklaşmayın yeter.

HP Mini’deki ekran, 16:9 oranının takipçilerinden gerçek bir geniş ekran. Bu tür mini bilgisayarlarda görmeye hasret olduğumuz 1280×768 piksellik çözünürlük gayet iyi. Tabii ekran küçük olduğu için gözünüz biraz yorulabilir. Ekranın yansıma yapacak bir maddeyle kaplı olması bazı kullanıcıların hoşuna gitse de düşük parlaklık düzeyinde pili korumak için ekranı kıstığınızda yazıları değil arkanızda neler olup bittiğini görmeye başlıyorsunuz. Pek hoş bir durum değil.

Ekranın iki yanında hoparlörler mevcut. Bu hoparlörlerin gücü, küçük bir ofiste çalışan herkesi rahatsız edeceğiniz kadar desek aklınızda fikir oluşabilir. Ekranın yanında olmaları örneğin bir film izlerken daha fazla keyif almanızı sağlarken, ekranın çerçevelere yapışmış düzeyde geniş olmaması bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğratabilir. Malum, yeni trend mümkün olduğu kadar ince bir çerçeveye sahip olmak.

Üründe hemen ekranın üzerine mink bir de webcam mevcut. Bu webcam’in iki yanında da minik iki delik var, ki mikrofon olduğunu düşünüyoruz. 🙂

{pagebreak::Bağlantılar}

Bağlantı nitelikleri değerlendirildiğinde HP Mini dizüstü bilgisayar gerekli her şeye sahip. Hatta birçok netbook’ta görmediğimiz (ve bunu garipsemediğimiz) ExpressCard yuvasında da sahip. Hatta, alan darlığından şikayetçi olmayan HP buraya bir ExpressCard 54 yuvası koymuş. İki USB, D-Sub görüntü çıkışı, Ethernet bağlantısı da üründeki diğer yuvalar.

Kablosuz bağlantı teknolojileri konusunda HP2133 Mini-note eksiksiz. 802.11 a/b/g teknolojisini kullanan kablosuz ağın yanında Bluetooth 2.0 teknolojisi de destekleniyor.

MemoryStick, SD ve xD Picture Card destekli bir kart okuyucu da HP Mini’de mevcut Bunun yanında ürünü önünüze aldığınızda hemen sol önde ses girişini ve çıkışını görebilirsiniz.

Üründe optik sürücü yok. Depolama için de içeride bir tane 120 GB‘lık disk mevcut. Bu size yeterli miktarda depolama alanı sağlarken optik sürücünün bulunmaması netbook dünyasında yaşadığınızın en büyük kanıtı olarak size sunuluyor.
{pagebreak::Pil Ömrü ve Performans}

İnceleme, testsiz olmaz. HP Mini‘yi de teste aldık ve skorları kendi netbook’unuzla kıyaslamanız için sunuyoruz. Öncelikle bu üründeki pil, Windows Vista‘yla gelen yüksek modelde bulunan altı hücreli pil. Biraz şekilsiz de olsa pil ömrünü, ekran %40’tayken güç koruma en üst düzeydeyken, BatteryMark testinde 3 saat 57 dakika şeklinde ölçtüğümüz için 6 hücreli pilin gayet başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Güç koruma özellikleri kapalıyken ve ekran parlaklığı da sonuna kadar açıkken, ürünw dayandı.

Her ne kadar ürünün üzerindeki VIA Chrome9 grafik işlemcisi çok yetenekli olmasa da eski üç boyutlu uygulamalarda size yeterli performans verebilir.  3D Mark 2003′te yaptığımız testlerde 409 puan alan sistem, 3D mark 2006’da 99 puan alabildi. Yani klasik Atom’lu ürünlerden biraz daha düşük. VIA C7-M işlemcisinin 2GB bellekle desteklenmesi güzel ama bu ürünü kurtarmıyor. Performans, açıkçası pek iyi değil.

{pagebreak::Yorumlar ve Teknik Özellikler}

Ürünün performansı üzerinde gelen işletim sistemini çalıştırmak konusunda yetersiz. Windows Vista’nın Flip3D sistemini çalıştırırsanız eğlenceyi görüyorsunuz. Neyse ki ürün Vista Basic onaylı, sizi yanlış yola sevk etmiyor (ama bize gönderilen sistemde lisanslı Vista Business vardı). HP 2133 Mini-note klavye yapısı, ekranı ve genişleme yuvalarıyla netbook’un üzerindeyken,  performans açısından VIA’nın da “katkılarıyla” günü kurtaramayabiliyor. Ama Chrome9 tümleşik grafik, Intel’in kendi sistemlerinde kullandığı yongaya göre daha iyi. HP’ye vereceğimiz mesaj için de VIA kullanılacaksa, Nano’suz olmaz diyelim.

HP 2133 Mini-note
Dizüstü bilgisayar

İşlemci: VIA C7-M 1,6 GHz
Yonga seti: VIA Chrome9
Bellek: 2 GB DDR2
Sabit disk: 120 GB Seagate Momentus 5400.4, 8 MB önbellek, SATA
Ekran: 1280×768, 8,9 inç
Webcam: 1,3 MP
Bağlantı seçenekleri: Bluetooth, WiFi 802.11 a/b/g, Gigabit Ethernet,
Çıkışlar: D-Sub monitör, 3x USB, ExpressCard 54, kart okuyucu, mikrofon ve kulaklık

Üretici: HP
Telefon: (216) 579 79 00

Güncel fiyatı öğrenmek ve ürünü satın almak için tıklayın

:: Bu bilgisayar size yeterli mi?

Ekranınızı Bölerek Çalışın

3

Masaüstünüzü bölmelere ayırarak aynı anda birden fazla işi yapabilmenizi sağlayan PowerResizer, tamamen ücretsiz bir yazılım. Ekranınızı bölerek ve her bir bölmenizi boyutlandırarak işlemlerinizi yapabileceğiniz bu yazılımda tüm pencerelerdeki işlerinizi aynı anda yapabilirsiniz. Pencerelerin birbirini örtmeden üzerlerinde aynı anda çalışabileceğiniz PowerResizer, yoğun işlemlerde bulunan kullanıcılar için birebir.

İndirin

:: Yazılımı indirmek için tıklayın. (1,77 MB)

:: Yazılım hakkındaki sorunlarınızı SDN forumlarında cevaplıyoruz.

Bilgi için:
PowerResizer

Nehalem Dizüstü Sistemlere Girdi

Nehalem veya diğer adı ile Core i7 tüm dünyada fazlasıyla ilgi gördü. Intel bu ilgiden memnun kaldı ki, Nehalem’ı önce sunuculara entegre etti. Diz üstü sisteler şimdilik bu entegrasyona dahil değil. Fakat diz üstü üreticileri Core 2 jenerasyonundan çok sıkıldılar. Öyle ki masaüstündeki değişimler Notebook’larda da yaşanmasını istiyorlar. Amerikalı bir diz üstü üreticisi olan Smooth Creation, kendi ürünlerinde ilk adımı atmış oldu. Redeemer olarak adlandırdığı yeni oyun diz üstü sisteminde, masaüstünden bildiğimiz Core i7 920, 940 ve 965 adlı işlemciler kullanılabilecek.

Redeemer, en düşük konfigürasyonda 3200 Dolar’a satılacak. En iyi donanımlara sahip olmak isteyen kişiler bu ürüne 5854 Dolar ödeyecekler.

17 inç’lik bir diz üstü sistemi olan Redeemer, Geforce GTX280M adlı grafik işlemcisine sahip olacak. Bu ürün, toplam 6 GByte kapasiteli DDR3-1333 MHz’lik bellekler üzerinde bulunduracak. İsteyen kullanıcılar 6 Gbyte’lık bellekleri 12 GByte’lık ( 1066 MHz DDR3) belleklere yükseltebilecekler. Benzer bir durum sabit disk için de geçerli. Normalde SATA bir disk kullanılıyor. Fakat daha iyisine sahip olmak isteyen kullanıcılar, Intel’in X25 adlı SSD sabit diskini alabilecek.

Redeemer elbette güç adaptörü kullanmadan da çalışabilecek. 12 hücreli bir pil’e sahip olacak olan bu ürün, çalışma süresi için herhangi bir bilgi vermiyor.

::Kim demiş dizüstünde oyun oynanmaz diye?

Günün Bedava Yazılımı

0

Bilgilerinizi oluşabilecek bir hata veya arızadan dolayı kaybetmek istemiyorsanız bu işin en iyi çözümü onları yedeklemekten geçer. Bu işi başarılı bir şekilde yapabilen Paragon Drive Backup 9 Personal bugünün bedava yazılımı. Belirlediğiniz aralıklarda sisteminizin görünümünü hafızasına yükleyen bu yazılım herhangi bir çökme durumunda da otomatik olarak bilgilerinizi kurtarıp her şeyi eski haline döndürebiliyor. Yazılım ile ayrıca USB bellek sürücünüz üzerinden çalışabilen kurtarma uygulamaları hazırlayabilirsiniz.

 

:: Yazılımı bugüne özel olarak ücretsiz indirmek ve kurmak için tıklayın.

Dikkat: Bu yazılımı ancak 9 Nisan 2009 saat 10:00’a kadar bilgisayarınıza ücretsiz tam sürüm olarak kurabilirsiniz.

Yazılımın Künyesi

İşletim Sistemi:
Windows XP/Vista
Ana Sayfa: Paragon Software
Dosya Boyutu: 242 MB
Yarınki Fiyatı: 39,95 Dolar

:: Yazılım hakkında teknik destek almak için tıklayın.

Catalyst 9.4 Internete Sızdı

2 Nisan’dan itibaren kullanıcılar AMD’nin yeni ekran kartını satın almaya başladılar. Bu ekran kartlarıyla birlikte gelen sürücü paketi ise AMD’nin hala kendi web sitesine koymadığı Catalyst 9.4 sürümünü içeriyor. Bu sürücüyü internete yükleyen yeni kart sahipleri AMD’den önce 9.4 sürümünü kullanıcıların beğenisine sundular. Yeni Catalyst AMD’nin 8,60 kod isimli sürücüsüyle birlikte geliyor. Son olarak 25 Şubat’ta yayınlanan Catalyst 9,3’te 8.591 kod adlı sürücü bulunuyordu.


Yeni sürücüleri indirin

Windows Vista x86/x64

Windows XP x86/x64

Windows 7 x64


::
AMD’nin yeni sürücüleri hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

Altec Lansing Soundbar FX3020 İnceleme

Masaüstü hoparlör seçimi birçok kişi için çok farklı. Bazıları en son teknolojiyi ister. Bazıları da sadece küçük olmasını ister. Tasarıma da dikkat edenler var. Hatta sadece bas’ların tok olmasını da isteyenler yok değil.

Masaüstü bir hoparlör sistemi en az 2.1 ses teknolojisini desteklemesi şart. Bu hoparlör sistemi tek bir 3.5 mm’lik ses girişine sahip olmalı. Bu oldukça önemli bir özellik. Çünkü bu sayede harici ses kaynaklarını da destekleyebiliyor. Tabi bazı üreticiler bu ürünleri oldukça küçük tasarlayabildikleri bir gerçek. Bu masaüstünde az yer kaplayan ve kablo salatasını da minimuma indirgeyen bir ürün tercih edilmeli.

Farklı bir hoparlör’e sahip olmak isteyen kişiler için birebir.


Altec Lansing Soundbar FX3020
, işte bu tür bir ürün. İlk olarak sıra dışı ergonomisi ve tasarımı ile ilgi çekiyor. Oldukça küçük bir tasarıma sahip olan bu ürün gayet iyi bir ses kalitesine sahip. Ürünün kullanımı çok kolay. Buna ek olarak mp3 gibi ses kaynaklarından direkt olarak çalışabiliyor. Bu ürün LCD monitör ile kullanıldığında, masaüstünde neredeyse yer kaplamıyor.

  {pagebreak::Sıra Dışı Tasarım}
Sıra Dışı Tasarım

Altec Lansing Soundbar FX 3020 minimalist bir ürün. Ses teknolojik olarak sade, küçük, tasarımı oldukça albenisi olan ve karmaşık bir yapıya sahip olmayan bir 2.1 hoparlör sitemi. Bu ürün sadece bir ses açma kapama düğmesi üzerinde bulunduruyor. İki adet 2 inç’lik hoparlörler bir adet subwoofer sürücüsünü tek bir yapıda birleştiren bu ürün oldukça şirin. Bu ürün, birçok LCD ekranının altına sığabiliyor.

FX3020, arka kısımda iki adet kablo girişine sahip olması ile kablo salatasını önlüyor. Bir güç adaptör girişi ve bir tane de 3.5 mm’lik ses girişi Altec Lansing için yeterli. Daha fazlasını isteyen kullanıcılar için (yan tarafta) kulaklık çıkışı ve AUX girişi unutulmamış. 

 

Oldukça sade bir tasarıma sahip. Üzerinde sadece tek bir düğme bulunuyor.

Ürünü farklı kılan tasarım, ayaklı bir yapıya sahip olması. Kasa sistemi plastik bir yapıya sahip. Sadece ön tarafta sürücüleri koruyan bir metal kafes var.

Üründe beğendiğimiz bir özellik Audio girişi için uzunca bir kablo, Aux girişi için de kısa bir kablo verilmesi. Üzerinde bulunan ses ayar düğmesi, ürünün açılıp kapanmasını da sağlıyor. Bu düğme aynı zamanda ürünün sessize almak için de kullanılabiliyor. Ürünün açılıp kapanması, üzerinde bulunan mor ışıktan takip edilebiliyor. Altec Lansing yazısının altında bulunan bu mor ışık, sessiz mod’da yanıp sönüyor.

{pagebreak::SFX ve XdB Teknolojileri}
SFX ve XdB Teknolojileri

FX3020, iki farklı DSP teknolojisini destekliyor. Bu teknolojinin avantajı, kaynaklardan gelen farklı ses teknolojilerini işleyebilmesi ve bu ses verilerini de rahatlıkla hoparlörlere aktarabilmesi. Bu teknolojilerden biri Altec’in SFX adlı ürünü. SFX (Sound Field Expander) özelliği sayesinde gelen tüm ses verilerini odanın içinde stereo ses’e çevrilebiliyor. Bu oldukça önemli bir özellik. Çünkü bu sayede mono gibi görünen bu üründen stereo ses’e sahip olmuş oluyorsunuz. Altec Lansing’in ikinci DSP teknolojisi XdB olarak adlandırılıyor. Bu teknolojinin özelliği müziklerde oldukça tok bir bas verebilmesi.

 

Mümkün olduğunca minimum kablo bağlantılarına sahip.

 

Ses kontrolleri parmağınızın uçunda olması hoşumuza gitti. Buna ek olarak kablo salatası ile uğraşmıyorsunuz. 2.1 hoparlör sisteminde hoparlörler birbirlerine kablo ile bağlı. Altec Lansing, hepsini tek bir kutuda bulunduruyor. İşte bu tasarım görüntü kirliliğine ve klasik hoparlörlerden sıkılan kişiler için önemli bir avantaj. 

{pagebreak::Orta Frekanslı Bas’larda Başarılı }
Orta Frekanslı Bas’larda Başarılı

Altec Lansing FX3020 oldukça küçük bir yapıda olmasına karşın iyi bir ses kalitesine sahip.  Yalnız bu ses kalitesi benzer 2.1 hoparlör seti ile kıyaslamak pek doğru olmaz. Altec Lansing Soundbar, bu ürünlerle kıyasla, orta seviye ses kalitesinin üzerine çıkamıyor. SFX teknolojisi genel olarak duyulabiliyor. Fakat bu teknoloji sadece genel sesler için geçerli. Bas’ın daha fazla olduğu veya tizlerin daha ince olduğu seslerin odanın içine dağılması pek duyulmuyor. FX3200, özellikle derinden gelen bas seslerinde pek başarılı olamıyor. Altec Lansing, daha çok orta frekanstaki bas’larda başarılı.

 

Ürüne yakın bakıldığında üç adet sürücü görünüyor. Ortadaki sürücü bass efektlerini vermek için tasarlanmış.

 

Ürünü en yüksek ses’te çalıştırdığınızda ses kalitesinde bozulmalar meydana geliyor. Ses seviyesi 2.1’lik bir hoparlör sistemi için yeterli. Altec Lansing burada bir RMS değeri vermiyor. Fakat bizim yaptığımız hesaplarda bu 10 ile 12 Watt arasında bir değer olduğunu düşünüyoruz.

Altec Lansing Soundbar FX3020’den fazla bir şey beklemek yanlış. Bu ürün oldukça küçük ve 2.1’lik bir hoparlör sistemine sahip olmak isteyen kişiler için iyi bir seçenek. Her ne kadar tek parça ve küçük olsa da her LCD’nin altına rahatlıkla sığmayacağı kesin.  Bu ürün, ancak yüksek ayaklı bir LCD monitörlerinin altına sığabiliyor.

Ürünün tasarımı oldukça başarılı. Kullanımı ve ses girişleri de iyi düşünülmüş. Yer sıkıntısı çeken ve bir hoparlör sisteminden fazla bir şey beklemeyen kullanıcılar için biçilmiş kaftan.

 
{pagebreak::Teknik Özellikler}

ALTEC LANSING Soundbar FX3020
2.1 Hoparlör Sistemi

Türü: 2.1 hoparlör
Sürücü Boyutları: 2 inç
Giriş: Audio, Aux
Çıkış: Hoparlör
Boyut: 374 x 86 x 113 mm

Bilgi için: Multimedya
Web: www.multimedya.com
Fiyat: Yakl. 70 Dolar+KDV


Ürünü Satın almak için Tıklayın


::
Masaüstü için 2.1 hoparlör seti yeterli mi?

Renkli Lazerde Hepsi Bir Arada Çözümü

Xerox, küçük ve orta ölçekli ofislerin birçok ihtiyacını tek elden karşılayan, uygun maliyetli yeni ürünler sunmaya devam ediyor. Xerox’un çok fonksiyonlu yeni ürünü Xerox Phaser 6128MFP, ofislerde giderek artan renkli doküman ihtiyacına hesaplı ve hızlı bir seçenek oluşturuyor. Xerox Phaser 6128MFP, Xerox’un daha az atık bırakan, düşük bir enerji ile çalışan, çevreci kimyasal toner teknolojisi kullanıyor.

Yazıcı, fotokopi, tarayıcı, faks ve e-posta özelliklerine sahip Xerox Phaser 6128MFP, dakikada 12 A4 sayfa renkli ve 16 A4 sayfa siyah-beyaz baskı alabiliyor. Tek geçişte tüm renkleri basabilen bir teknolojiye sahip olan Xerox Phaser 6128MFP, ilk sayfa çıkışı renklide 17, siyah-beyaz baskıda 14 saniye. Xerox Phaser 6128MFP, 400 MHz hızlı işlemcisi ve 384 MB hafızası ile 600 dpi baskı çözünürlüğünde çıkış almayı sağlıyor. Çift taraflı baskı özelliği olan Xerox Phaser 6128MFP’nin standart kağıt kapasitesi 251 sayfa iken, aylık baskı hacmi 40.000 sayfaya ulaşıyor. Xerox Phaser 6128MFP, “Run Black” özelliği sayesinde renkli tonerler bittiğinde, baskıya siyah beyaz devam ediyor.

Çok sessiz çalışan ve az yer kaplayan Xerox Phaser 6128MFP, kağıt dokümanları dijital dosyalara dönüştürerek bilgileri düzenliyor, saklıyor ve istendiğinde paylaşılmasını sağlıyor. Xerox Phaser 6128MFP’nin, taranan dokümanları çok sayıda e-posta adresine göndermek için “Scan to e-mail”, taranan belgeleri doğrudan taşınabilir bir belleğe kaydetmek için “Scan to USB” gibi özellikleri de bulunuyor. Xerox Phaser 6128MFP ile kağıt dokümanlar, bağlı bilgisayara veya ağ üzerindeki herhangi bir bilgisayara “PDF”, “JPEG”, “TIFF” gibi farklı dosya formatlarına kaydedilebiliyor.

Normal faks özelliğinin yanı sıra Xerox Phaser 6128MFP ile kullanıcılar, masalarından kalkmadan bilgisayar üzerinden faks gönderebiliyor. Xerox Phaser 6128MFP ile baskı alırken, aynı anda faks da gönderilebiliyor. Xerox Phaser 6128MFP’nin, “Güvenli Faks Alıcı” özelliği, kullanıcının kendi şifresini girene kadar faksları hafızasında tutmasını sağlıyor. 

Xerox Phaser 6128MFP, “Kimlik Kartı Kopyalama” özelliği ile kimlik kartı, sürücü ehliyeti gibi belgelerin tek bir seferde önlü arkalı fotokopisini alabiliyor. Hem PC hem de Macintosh ortamında çalışabilen Xerox Phaser 6128MFP, USB 2.0 ve Ethernet bağlantısını destekliyor. Xerox Phaser 6128MFP, 665 Dolar + KDV’den başlayan fiyat ve 2 yıl Xerox garantisi ile kullanıcılara sunuluyor.

:: Ürün hakkındaki düşüncelerinizi buradan paylaşın.

Twitter Nedir, Nasıl Kullanılır?

Popüler sosyal medya sitesi Twitter Türkçe dil desteğinden sonra yeni tasarımını da hizmete soktu. Twitter, yeni tasarımıyla birlikte yeni özelliklere kavuşuyor. Biz de Twitter rehberimizi sizler için yeni tasarıma uygun olarak tekrar düzenledik.

Twitter’dan bahsetmeden önce mikroblog kavramından ve sosyal ağlardan bahsetmemiz gerekiyor  aslında. Önce sosyal ağlar ile başlayalım.

Sosyal Ağ Ve Mikro Blog  Kavramı Nedir?

Her ne kadar sosyal ağ olarak bilmiyor olabilirsiniz  ama kullanma ihtimaliniz oldukça yüksek. Çünkü Facebook, MySpace, Netlog gibi servisler bu  şapkanın altında yer alıyor. Bunların dışında ayrıca Xing, Pronected, LinkedIn gibi servisler  var ki iş dünyasının vazgeçilmezleri arasında yer alıyorlar.


Twitter kısa bir süre önce görsel anlamda ciddi yeniliklere kavuştu.Ayrıca site Türkçe

Peki ya mikroblog? Bu soruyu yanıtlamadan önce bir blogunuz olup olmadığını sormamız gerek? Var  mı? Güzel, blogunuza istediğiniz konularda yazılar yazıyorsunuz, bu da tamam.

Ama tıpkı cep  telefonunuzdan kısa mesaj gönderir gibi kısa yazılar yazıyor musunuz? Hayır mı dediniz. Tamam,  işte Twitter gibi mikrobloglar tam da bu noktada devreye giriyor.

{pagebreak::Kısa Twitter Tarihi}

Kısa Twitter Tarihi


2006 yılında yayına başlayan Twitter, dört yıllık süreçte dünyanın en çok tıklanan sitelerinden biri olmayı başardı.

Twitter’ın üç yılı bile bulmayan bir geçmişe sahip olduğunu düşünürsek en uygun başlık kuşkusuz  “Kısa Twitter Tarihi” olmalı.

Mart 2006’da, San Fransisco’da prototip olarak iki haftalığına ortaya çıkan Twitter’ın resmi başlangıcı Ağustos 2006‘ya denk geliyor. Bu başlangıcın şirket  haline gelmesinin Mayıs 2007’de gerçekleştiğini belirtirsek geldiği noktayla başarı  kelimelerinin ne kadar örtüştüğü ortaya çıkıyor.

2010 yılında şirket 150 milyon dolar net kazanç sağladı. Şu anda  itibariyle 200 milyon üyesi bulunuyor.

{pagebreak::Twitter Ne İşe Yarar?}

Twitter Ne İşe Yarar?

Gelelim Twitter’ın ne işe yaradığına. Şu sıralar ABD’de çılgınlık derecesinde ilgi gören Twitter için ne işe yarardan ziyade neler yapılır demek daha doğru olabilir aslında.

2008, 2009 yılları arasında  yüzde  1000’in üzerinde büyüyen Twitter’ı köşebaşındaki sosisçi hariç herkes kullanıyor bile  diyebiliriz belki de.

Kişiler, haber kanalları, büyük kurumsal şirketler, kampanya  düzenleyenler, politikacılar; yani aklınıza gelebilecek hemen her kişi ve kurum açtığı Twitter  hesabıyla kendisi hakkındaki gelişmeleri paylaşıyor.


Twitter özellikle ABD’de yoğun olarak kullanılıyor.

İşin mantığı oldukça basit aslında. O an başınıza gelen bir olay, duyurmak istediğiniz bir  haber, düzenlenen bir kampanya, firmanız hakkındaki bir gelişme, seçim kampanyanızdaysanız katıldığınız miting ya da çıkacağınız televizyon kanalını duyurmak gibi aklınıza gelebilecek  hemen her şeyi Twitter üzerinden takipçilerinize duyurabilirsiniz.

Tek bir şartla, mesaj başına  140 karakter sınırınız var. 160 karakterlik kısa mesaj sınırlamasına alışkın bir toplum olan bizler için 140 karaktere uygun mesajlar yazmak zor olmasa gerek.

{pagebreak::Twitter Hesabı Açalım}

Twitter Hesabı Açalım

İlk olarak internet tarayıcınızı açın ve twitter.com adresine gidin. Yeni tasarımda ekranın sağ tarafında “Twitter’da yeni misin? Kaydol” isimli bir kutucuk bulunuyor. Bu kutuya Adınızı, soyadınızı, e-mail adresinizi ve şifrenizi girdikten sonra “Twitter’a kaydol” butonuna tıklarsanız kayıt işleminde son aşamaya geçebilirsiniz..


Twitter’da hesap açmak son derece kolay.

Yeni açılan sayfada bilgilerinizin onaylandığını göreceksiniz. 4 seçenekli formun en altında kullanıcı adını girmeniz istenecek. Twitter kullanıcı adınızı yazdıktan sonra altında bulunan “Hesabımı Oluştur” butonuna tıkladığınızda Twitter hesabınızı başarıyla açmış olacaksınız.

{pagebreak::Twitter Kullananları Bulmak}

Twitter Kullananları Bulmak

Eğer düzenli takip ettiğiniz bloglar varsa blog sahipleri beni Twitter’dan takip edin, adresim şu diyebilir. Aynı şekilde takip ettiğiniz haber sitelerini de eklemeniz mümkün. Yurt içi ve yurt dışındaki haber sitelerinin çoğu kullanıyor. Yeri gelmişken belirtelim, ShiftDelete.net’in resmi Twitter sayfası: http://twitter.com/shiftdeletenet


Gmail, Hotmail gibi servislerin adres defterlerindeki arkadaşlarınızı Twitter’a kolayca davet edebilirsiniz.

Twitter kullanıcılarını bulmanın tek yolu sağda solda logosunu, bilgisini görmek yoluyla değil elbet. Sitenin üst tarafında bulunan arama çubuğuna eklemek istediğiniz kişinin ismini yazıp daha sonrada find people (kimi takip etmeli) linkini seçerseniz işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

Burada Find on Twitter sekmesi isim aratmanızı sağlarken, Find Friends (arkadaşlarını bul) sekmesi, Gmail, Hotmail, Yahoo gibi servislerdeki adres listenize davet gönderebilmenizi sağlıyor.

Browse Interests (ilgi alanlarına gözat) sekmesi ile ilgi alanlarınıza göre yeni isimler keşfedebilirsiniz. Dilerseniz Invite by email (arkadaşlarını davet et) seçeneğiyle arkadaşlarınızın e-posta  adresini yazarak davet gönderebilirsiniz. Suggestions For You (önerileri göster) sekmesinden Twitter’ın size önerdiği isimleri, listeleyebilirsiniz. Daha ayrıntılı arama yapmak isterseniz search.twitter.com adresi sizleri bekliyor.

{pagebreak::Twitter’a Mesaj Göndermek}

Twitter’a Mesaj Göndermek

Yazı yazmayı biliyorsanız Twitter’ı kullanamamanız için bir sebep yok. Tek yapmanız gereken sayfanın üst tarafındaki boş alana 140 karakteri geçmeyen mesajı yazmak ve alttaki tweet butonuna tıklamak, hepsi bu.

Dilerseniz cep telefonunuzdan da m.twitter.com’u ziyaret edip güncelleme yapabiliyorsunuz. Böylece örneğin trafikte ilerlerken karşılaştığınız bir kazayı bildirip diğer Twitter kullanıcılarının bölgeden geçerken dikkatli olmasını sağlayarak sosyal  hizmet kategorisinde bir iş bile yapabilirsiniz.


Mesaj yazıp takipçilerinizle paylaşmak işte bu kadar basit.

Twitter’a mesaj göndermenin farklı etkileri de oluyor. Geçtiğimiz yıllarda Hudson nehrine iniş yapan pilot olayı ve uçak kazasının televizyonlar dahil tüm haber kanallarından önce ilk Twitter’da yankılandığını, kullanıcıların iniş sonrasında; “uçağımız nehre indi, herkes iyi” açıklamaları ile olayı görenlerin; “az önce binanın önünden bir uçak geçti” mesajlarını anımsayanlar, Twitter’ın önemli olayları dünyaya ne kadar hızlı duyurduğunu daha iyi kavrayacaktır.

{pagebreak::Twitter’ı Facebook Hesabınıza Ekleyin}

Twitter’ı Facebook Hesabınıza Ekleyin

Twitter, kullanıcılarına kendi hesaplarını bloglarına ya da sitelerine ekleme olanağı da sunuyor. Açacağınız ufak bir bölümle yazdığınız mesajları ve gelen yanıtları otomatik olarak yayınlamanız mümkün. Eğer blog hizmetini Blogger üzerinden alıyorsanız hazır şablonu kullanabilir veya sadece kodları alıp yerleştirerek mevcut tasarımınızı bozmadan yayını gerçekleştirebilirsiniz.


Twitter’daki paylaşımlarınızı otomatik olarak blogunuzda yayınlayabilirsiniz.

Kodları almak için öncelikle Twitter sayfanızın en altındaki Resources (kaynaklar) linkine tıklayın. Burada birazdan bazılarına değineceğimiz yardımcı uygulamalarla kodları alabileceğiniz widgets (bileşenler) seçeneklerini göreceksiniz. Blogumuza ekleyeceğimiz için biz widgets (bileşenler) kısmını tercih edelim. Açılan sayfada my website (sitem) ve Facebook seçeneklerini göreceksiniz.

Facebook seçeneğini seçerek Facebook uygulamasını yükleyebilirsiniz. Artık Twitter’a yazdığınız iletiler Facebook profilinizde de yayınlanacak.

{pagebreak::Tweet’lerinizi Kendi Sitenize Ekleyin}

Tweet’lerinizi Kendi Sitenize Ekleyin

Eğer Tweet’lerinizi Facebook hesabınızda değil de başka bir sitede paylaşmak istiyorsanız, Widgets bölümünden My Website seçeneğini seçin. Açılan sayfadana profile widget (profil bileşenleri) seçin ve sizden istenilen bilgileri eksiksiz girin. Bilgileri eksiksiz girdikten sonra alttaki finish & grap code (bitir ve kodu al) butonuna tıklayarak ilgili kodları temin edebilirsiniz.


WordPress tabanlı blogunuza Twitter’ı eklemek adeta çocuk oyuncağı.

Tüm işlem bu kadar. Dilerseniz kodların içerisinde yer alan “Twitter Updates” bölümüyle birkaç satır alttaki “follow me on Twitter (beni Twitter’da takip eti)” yazılarını kendinize göre değiştirebilirsiniz.

Yalnız bu değişikliğin HTML kodları üzerinde olduğunu, Flash tabanlı bir Widget tercih ettiyseniz değiştiremeyeceğinizi de belirtelim. Ben eklenti severim, kodlarla uğraşmak istemiyorum diyen WordPress sahipleri, aralarında Türkçe’si de bulunan eklentiler kullanabilir.

{pagebreak::Twitter Görünümünü Değiştirin}

Twitter Görünümünü Değiştirin


Görünümü değiştirmek için farklı tema alternatifleriniz var.

Twitter, değişik tema önerileriyle kullanıcıların arka planı kişiselleştirebilmesine olanak tanıyor. Bunun için üst taraftan settings (ayarlar) bölümüne gelmeniz ve karşınıza çıkan ekrandan design (temalar) kısmını seçmeniz gerekiyor. Hazır temalardan birini seçebilir veya büyüklüğü 800k’yı geçmeyecek GIF, JPG ya da PNG formatındaki resmi yükleyip sadece size özel olmasını sağlayabilirsiniz. Sizi takip edenler, hesabınıza girdiklerinde bu özel temayla karşılaşacaktır.

{pagebreak::Yardımcı Uygulamalar}

Yardımcı Uygulamalar


twshot, sevdiğiniz linkleri tek tıkla Twitter’da paylaşmanızı sağlıyor.

Twitter için hazırlanan destekleyici çok sayıda uygulama bulunuyor. Adeta bir ekosistem haline gelen Twitter’la ilgili bu uygulamaları tek tek tanıtmaya kalksak bu yazıyı asla bitiremeyiz. Çünkü neredeyse hemen her gün yeni bir uygulamayla karşılaşmak mümkün. Bunların içerisinde twshot‘a ayrı bir yer ayırmamız gerekiyor. Türkiye merkezli Angelabs tarafından hazırlanan twshot, o an gezdiğiniz sayfanın linkiyle uzun uzadıya uğraşmadan tek tıkla Twitter takipçilerinizle paylaşmanızı sağlıyor.


twhirl ve TweetDeck en çok kullanılan yardımcı programlardan ikisi.

Bahsedeceğimiz, dünya genelinde yoğun kullanılan iki uygulama ise Twhirl ile TweetDeck. Her iki uygulama da takip ettiğiniz hesapları Twitter sayfasına girmeden izleyebilmenizi sağlıyor. Twhirl, FriendFeed ve Seesmic hesaplarını da kontrol etmenizi sağlarken, TweetDeck ise renk değişimi, hesapları gruplandırabilme, arama vb. özellikleriyle dikkat çekiyor.

{pagebreak::Hangi Ülkeler Daha Aktif?}

Hangi Ülkeler Daha Aktif?


En çok ülkeler sıralamasında ABD’yi Japonya takip ediyor.

Twitter kullananları ülkelere göre listelediğimizde ABD’nin yüzde 40’lık payı dikkat çekiyor. ABD dışındaki ülkelerde ise Japonya yüzde 39’la başı çekiyor. Bunda Twitter’ın dil seçenekleri arasında İngilizce dışında sadece Japonca olmasının etkili olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Japonya’yı sırasıyla İspanya, İngiltere, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Tayvan takip ediyor.

{pagebreak::Başarılı Twitter Örnekleri}

Başarılı Twitter Örnekleri


Obama’nın 11 milyondan fazla takipçisi bulunuyor.

Twitter’dan en fazla faydalanan isimlerden birinin birkaç gün önce ülkemizde olduğunu söyleseydik ne derdiniz? Aklınızda soru işareti mi var? Hemen giderelim. Twitter’ı seçim kampanyası sırasında oldukça aktif kullanan isim Barack Obama idi. Obama’nın, bu satırların yazıldığı an itibariyle 739.470 takipçisi olduğunu belirtirsek (Güncelleme: Nisan 2010 itibariyle bu sayı 5.831.103‘e ulaştı) ne demek istediğimizi anlayabilirsiniz sanırız.


Shaq, aklına estiği an takipçilerine maç bileti hediye ediyor.

Obama dışında başka canlı örnekler de var elbette. Hemen her basketbolseverin yakından tanıdığı isimlerden Boston Celtics oyuncusu Shaq, yani Shaquille O’neal da oldukça aktif bir Twitter kullanıcısı. Aklına estiği bir an Twitter’dan “şu an buradayım, yanıma ilk gelene maç bileti hediye edeceğim” diye kampanya yapan Shaq’ı 596.302 kişi (Güncelleme: Nisan 2010 itibariyle bu sayı 3.323.082) takip ediyor.

{pagebreak::Türkiye’de Kimler Tweet’liyor?}

Türkiye’de Kimler Tweet’liyor?

Twitter’ın yaygınlaşmasıyla birlikte Tweet’lemek kavramı da teknoloji jargonundaki yerini aldı. Halen aktif Twitter kullanan yabancı ünlüler arasında Barack Obama ile Shaq’tan bahsetmiştik yukarıda. Liste elbette daha uzun ama biz yerele indirgeyelim isterseniz.

Obama’nın başkanlık kampanyası sırasında aktif şekilde kullandığını söylemiştik. Bizde de benzer bir etki yaratmak isteyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gürsel Tekin ve Kemal Kılıçdaroğlu Twitter kullanıcıları arasındaki yerini aldı. 


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Twitter’ı etkin olarak kullanıyor.

Aktif kullanım açısından bakarsak bazı haber siteleriyle havayolu şirketlerinin önde olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde haber olarak verdiğimiz Pegasus ve Türk Hava Yolları‘nın Twitter üzerindeki rekabeti yoğun bir şekilde devam ediyor. Yakında sadece havayolu değil, başka firmaların da bu kervana katılmasını beklediğimizi, hatta Galatasaray‘ın Twitter kullanan ilk spor kulübü olduğunu söyleyelim.

{pagebreak::Twitter Türkiye’de Ne Zaman Patlar?}

Twitter Türkiye’de Yoğun Kullanılıyor!


Bakalım, yurt dışında ortalığı kasıp kavuran Twitter ülkemizde ne zaman patlama yapacak.

Her geçen gün Twittter’ı kullanmaya başlayan Türklerin sayısında hayli büyük bir artış olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Zaten bu durumu Trends altında da görebiliyoruz. Örneğin İstanbul’da artçı bir sarsıntı olduğunda trendslerde “deprem oldu” yazısını görürseniz şaşırmayın. Hatırlanacağı gibi Kılıçdaroğlu’nun “Recep Bey” şeklindeki nitelemesi de Trendslerde uzun süre yer almıştı.

Kullanımı kolay arayüzü ve istenilen kaynakları kolay takip edebilme olanağı sağlaması Twitter’ın ülkemizde hızlı yayılmasındaki önemli etkenlerden biri. Ünlülerin Twitter’ı etkin olarak kullanması ve mobil cihazların Twitter’a hızlı bir şekilde uyum sağlaması diğer önemli gerekçeler olarak gösterilebilir.

Bunun yanında bir diğer koşul ise birçok ünlü ismin burada yeralması. Facebook’un Türkiye’de “Helin Avşar da Facebook üyesiymiş” haberlerinden sonra adeta patlama yaptığını düşünürsek; Twitter’ın hızla ilgi görmesine de pek şaşırmamak gerek.

:: Twitter hakkında merak ettiğiniz konuları forumda sorun.