Kim Takar Korsan Korumasını?

1

Özellikle internet üzerinden dijital yazılım ya da video oyunu alışverişinin artmasıyla birlikte hayatımıza giren bir kavram “DRM”. Daha önceleri buna “korsan koruması” diyorduk. Aslında yabana atılacak bir sistem değil, zira özellikle video oyunu firmaları, SecuROM ve benzeri DRM sistemlerine çuvalla para döküyor. Üstelik korsan yazılımla mücadele için yapılan bu yatırımlar, tüketicilerden hiç de iyi eleştiri almıyor. En son örneği Spore‘da bulunan ve yükleme kısıtlaması getiren kopya koruma sistemi, oyunu orijinal alanların da mağdur duruma düştüğü gerekçesiyle adeta topa tutuldu. Oysa gerçekçi düşünüldüğünde, herhangi bir takıntısı olmayan hiçbir oyuncu, aynı oyunu üç(ya da beş diyelim) kez tekrar tekrar kurmaz.


:: Spore iyiydi de DRM’si kötüydü ::

Ne Kadar Etkili?

Video oyunlarıyla veya yazılımlarla az çok ilgili olan herkes bilir ki, istediği kadar sıkı korunsun, her yazılım er ya da geç mutlaka kırılır ve torrent ağlarına düşer. Peki bu bilinirken, DRM koruma sistemleri neden halen yazılım evlerinin en çok masraf yaptığı kısım olarak görünüyor? Sebebi aslında, ülkemizde uygulanan sigara yasaklarını akıllara getiriyor. Zira eğer herhangi bir kopya sistemi kullanılmazsa, bilgisayarında en basit DVD kopyalama programı bulunan ve yaptığının aslında yasa dışı olduğunun farkında bile olmayan temel seviyedeki kullanıcılar da kolay yolu seçecek. Yani bu biraz “ölümü görüp sıtmaya razı olmaya” benziyor. Şu haliyle bir oyunu korsan oynayabilmek için gerekli torrent bağlantılarının bulunması ve “crack’leme” (ya da kürekleme) işleminin yapılması lazım ki, temel düzeyde bir bilgisayar kullanıcısını biraz aşan işlemler bunlar.

Firmalar Uyanıyor

Yine de Ubisoft ve diğer firmaların kullandığı SecureROM ve diğer DRM sistemleri, gereksiz masraf gibi görünmekten kurtulamıyor. Ancak bazı şirketler de, yapılan bu masrafın boşa gittiğini ve DRM’nin torrent karşısında asla rakip olamayacağını çözmüş olmalı ki, “kopya koruma” işlemini çok daha basit yöntemler ile geçiştiriyor. Örneğin Bethesda, muazzam başarı yakalayan Fallout 3‘e korsana karşı sadece basit bir disk kontrolü koymuş durumda. Bu da aklıma bir Aral yetkilisinin sözünü getiriyor: “Lisanslı oyunun doğrudan alternatifi korsan değil, çünkü bugün 1000 kişi korsandan vazgeçse, bunun yerine orijinal oyun alacak olanların sayısı birkaç düzineyi geçmez.” Bakalım yazılım firmaları, DRM konusunda başka ne gibi adımlar atacak.

:: Oyunlardaki DRM korumaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Trafik Durumu Ceplere Geliyor

İstanbul’un en önemli sorunlarından biri olan trafiğe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Turkcell işbirliğiyle geliştirilen İBBCepTrafik mobil çözümü Microsoft’un katılımıyla yenilendi. Dünyada ilk kez Windows Mobile teknolojisini kullanan cep telefonlarına veya cep bilgisayarlarına sahip Turkcell müşterileri tarafından kullanılacak olan yeni uygulama İBBCepTrafik + ile İstanbul‘un trafik haritası kişiselleştirildi.

İBBCepTrafik + Yenilikler Getiriyor

Windows Mobile üzerinde Microsoft yazılım teknolojileriyle geliştirilen İBBCepTrafik +,  mevcut baz istasyonları üzerinden en yakın trafik kamerasının görüntülerini yolcunun mobil telefonuna indiren akıllı yer tespit etme özelliğiyle öne çıkıyor.  Üstün dokunmatik ekran özelliğiyle kullanıcı görüntüler üzerinde birkaç parmak tıklamasıyla dolaşıp istediği bilgiyi alabiliyor. Dokunmatik ekran özelliğiyle de İstanbul yol haritasını kolayca büyütüp küçültebiliyor ve yine parmakla kaydırarak gitmek istenilen nokta bulunabiliyor. Ayrıca, işyeri ve ev adresleri tanımladığında seyahat planlayıcısı, trafiğe ne zaman çıkılması gerektiğini de otomatik olarak söylüyor.

Windows Mobile teknolojisini kullanan cep telefonlarına veya cep bilgisayarlarına sahip Turkcell müşterilerinin, İBBCepTrafik + yazılımını cep telefonlarına indirmek için trafik yazıp 1530‘a göndermeleri yeterli. Turkcell‘liler bu hizmetten ilk yıl ücretsiz, daha sonra aylık sabit 5 YTL/40 kontör karşılığında yararlanabilecek.

:: Sizce bu yöntem, trafikten kurtulmak için bir çözüm mü?

Sağım Solum Görsel İletişim

Grafik, dünya üzerinde tükenmeyecek bir iletişim yöntemi. Tasarım denilen bu olgu bir kutu üzerinde, afişte, dergide, web sitesinde, gözün görebildiği her yerde. Bu alanda uzmanlaşan elemanlar da her zaman ihtiyaç halindedir. Bu eğitim için bir çok üniversite Güzel Sanatlar Fakültesi açmakta. Lakin bu bölümlere girmek yetenek sınavı gerektirdiğinden ve çok az kişi girebildiğinden dolayı bu mesleği seçmek isteyen bir çok kişi de açıkta kalmaktadır. Üniversitelerden çıkan çok az mezun da piyasadaki tasarımcı açığını kapatamamaktadır. Biraz hayalgücüm, biraz da yeteneğim var diyen herkes sertifika programlarından yararlanarak sektörden pay sahibi olabilir.

:: Yazı ile ilgili düşüncelerinizi forumda paylaşın.

Yazan: Ethel Hakim (Academy Tech Görsel İletişim Uzmanı)

Creative’den Oyun Canavarı X-Fi

Creative PCI Express X-Fi Titanium Fatal1ty Champion Serisi ile oyunlarda inanılmaz gerçekçilik sunarak, oyunun içinde gibi hissetmenize olanak veriyor. PCI Express arabirimini kullanan ses kartının harici giriş çıkış modülü sayesinde mikrofon ve harici kaynak bağlayabilir ve ses ayarını kontrol edebilirsiniz.

 

 

X-Fi ses işlemcisi ile 24-bit Crystalizer ve CMSS3D (Creative Multi Speaker Surround) desteği sunuyor. Böylece MP3 gibi sıkıştırılmış formatlarda yaşanan kayıplar minimuma indirilirken, kulaklıkla bile çevresel ses deneyimi yaşanabiliyor. Creative PCI Express X-Fi Titanium Fatal1ty Champion Serisi, EAX 5,0 ses desteği ile oyunlarda çevresel ses sağlayarak, çok daha gerçekçi bir oyun performansı sunuyor. Dahili 64 MB X-Ram‘i ile, ses ile ilgili hiçbir konuda sistem belleğini yormadan çok daha üstün oyun performası sağlıyor.

109 dB sinyal gürültü oranıyla, DirectX, Open AL, EAX 5,0 ve ASIO desteği sunan Creative PCI Express X-Fi Titanium Fatal1ty Champion Serisi, gerçek oyuncuların tercihi.

:: Siz hangi ses kartını kullanıyorsunuz?

Bilgi için: Creative

Yazılımcıyım, Mutluyum, Çalışkanım

İnternette yazılım üzerine milyonlarca teknik makale, eğitim dokümanı, forum vb. bulmak mümkün. Bunlara bir tane daha eklemek yerine, bir yazılımcı olduğuma neden memnun olduğumu paylaşmak istedim.

Kainattaki en mükemmel makine olan insanın üretebildiği en gelişmiş makinelerin, yani bilgisayarların, istenen işlemleri yapabilmesinde en büyük görev yazılımcılara düşer. Yazılımcılar insanların bilgisayardan talep ettikleri görevleri ve bu görevlerin nasıl yapılacağını bilgisayarcaya çeviren tercümanlar gibidir.

Bir Tercümandan Farklı Olarak…

Ama sıradan bir tercümandan farklı olarak, yazılımcı bilgisayara ilettiği herşeyi kendi yorumu, yeteneği, bilgisi, tecrübesi ve bakış açısı ile harmanlayıp bilgisayara öyle iletir. Bu sebeple benzer taleplerin, yazılımcılar tarafından çok farklı şekillerde bilgisayara aktarıldığını görmek mümkündür. Bu anlamda yazılımcı “normal” insanlar ile bilgisayarlar arasında basit bir köprü olmanın ötesinde, iki tarafı da yönlendiren ve yöneten bir bilge konumundadır.

{pagebreak::2}

Bilgisayarlar en hızlı gelişen, yenilenen ve farklılaşan teknolojik üründür. Bu sebeple işi bilgisayarla konuşmak olan yazılımcılar da her an kendini yenilemek zorundadır. Bu durum yazılımcılığı monotonlaşmaktan uzak tutar ve olaya bir dinamizm kazandırır. Hızla gelişen ve değişen teknoloji yazılımcıyı sürekli kendini geliştirmeye ve yenilemeye ittiği için yazılımcının öğrenciliği hiç bitmez. Bir yazılım dili konusunda uzman olan birini, başka bir yazılım dilini öğrenmek için dirsek çürüten bir kursiyer olarak bulmak mümkündür.

Üniversite Mezunu Olmak Şart Değil

Bu noktada yazılımcı olmak için üniversite mezunu olmanın bir gerek şart olmadığının altını çizmek gerekir. Hiçbir eğitim almadığı halde, alaylı olarak yetişmiş ve son derece başarılı pek çok yazılımcı bulabilirsiniz. Bunun yanında her zaman en son yenilikleri öğreten özel eğitim kurumları, yazılım konusunda yol almak isteyenlerin ihtiyaçlarına en hızlı ve pratik şekilde cevap veren yerlerin başında gelmektedir. Bu kurumlardan alınacak çeşitli sertifikalar yazılım dünyasına iyi bir başlangıç olabilmektedir.

{pagebreak::3}

Yazılımcılar, pek çok insanın gücüne ve yaptığı işlere hayret ettiği bilgisayarlara adeta hükmeden sahiplerdir. Diğer insanlar, bilgisayarlar onlara ne sunarsa ona razı olmak zorundayken, yazılımcı bilgisayardan ne istiyorsa onu yaptırır. Bu anlamda yazılımcılar bilgisayarcın gücünü ellerinde tutan ve insanların hizmetine sunan kilit unsurdur. Yazılım olmadan bilgisayarlar bir teneke yığınından ibarettir. Yazılımcıların sihirli parmakları, teneke yığınlarını muhteşem işler yapan inanılmaz aygıtlara dönüştürür.

Bütün Olasılıkları Hesaplamak Lazım

Bilgisayarlar yazılımcısı ne derse, ne kadar derse yalnızca ve yalnızca onu yapar. Bu sebeple, yazılımcılar bilgisayarlara herhangi bir işi yaptırmak istediklerinde, o işle alakalı tüm olasılıkları, durumları ve sonuçları hesaplamak durumundadır. Bunu başarabilmek için de son derece detaylı düşünmek gereklidir. Yazılımcılar en ince ayrıntıları hesaba katmak, basit konuları bile dikate almak ve her durumda bilgisayara ne yapacağını söylemek durumundadır. Bir anlamda kendini bilgisayarın yerine koyup, onun adına düşünmelidir. Bu yorucu bir süreç olmasına rağmen, kendi içinde zor bir bulmaca çözmenin de keyfini barındırır. Çözülenler hayatın içinden bulmacalar olduğu için ulaşılan doğru cevapların hazzı da daha gerçektir.

Çoğu yazılımcı bu düşünme sistematiğini iş yerinde bırakamaz ve hayatının geri kalanında da olaylara bu denli analistce yaklaşır. Detaylarda kaybolma gibi tehlikesi olmasına karşın, hayatı bir yazılımcı gibi düşünerek yaşamak, pek çok insanın göremediği şeyleri görebilme gücü verir. Böyle düşünen ben için, Matrix filmindeki seçilmiş kişi Neo‘nun mesleğinin yazılım olması, düşünülmeden yapılmış tesadüfi bir seçim gibi görünmüyor…

{pagebreak::4}

Yazılımın en güzel tarafı herşeyin insana bağlı olmasıdır. Yani yazılımcının yazılım yapabilmesi için gerekli şeyler beyni ve beyninden çıkacak komutları bilgisayara aktarabilecekleri bir medyadır. Elinde bir dizüstü bilgisayarı olan yazılımcı için, bütün dünya global bir ofistir. İşini, sanatını icra etmek için bir sürü alet, doküman, malzeme vb. gerekmez. Bu anlamda yazılımcı olmak kendi içinde bir özgürlük barındırır. Yazılımın en büyük sermayesi insandır. Bu sebeple yazılım işinde en önemli unsur insan, yani yazılımıcının kendisidir.

Kendini, Kendin İçin Kullanmak…

Bu noktada tüm yazılımcıların içinde her zaman bulunan kendi işini yapma fikrinden de bahsetmek gerekir. Yaptığı işte en önemli unsurun kendisi olduğunu bilen yazılımcıların hemen hemen tümünün zihninde, birgün o en önemli unsuru, yani kendisini, kendisi için kullanma fikri vardır. Bunu başarmak için uygun zaman ve fikir arayışı yazılımcıların her zaman zihinlerinde olan bir işlemdir.

Gerçekten de minik garajlardan yola çıkılarak kurulan devasa şirketlere yazılım dünyasında sıkça rastlamak mümkündür. Bir yazılımcının çalışandan işverene dönüşmesi çok kısa süreler alabilmektedir. Bu sebeple yazılımcı olmak kendi içinde pek çok fırsatı barındırır.

Yazılımcı olmak üzerine söylenecek güzel şeyler daha da artırılabilir. Bununla birlikte, her işte olduğu gibi yazılım işinde de bazı zorluklar elbette vardır. Ama detaylı olarak incelendiğinde yazılımcı olmanın pek çok açıdan diğer birçok meslekten çok farklı birşey olduğu görülebilir. En azından ben öyle görüyorum ve ne zaman işimden bahsetmem gerekse “Yazılımcıyım, Mutluyum, Çalışkanım!” diyorum. 

:: Yazılımcılık hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Yazan: Hakan Yiğit

PC’nizi Çocuklardan Koruyun

0

Çılgın minik parmakları bilgisayarınızdaki önemli veriler üzerinde terör estirmekten uzak tutmak istiyorsanız, Crazy Little Fingers aradığınız uygulama. Klavyenizi normal tuş girişlerine kilitleyen bu portatif program, her harfe basıldığında farklı bir resmin ekrana gelmesini sağlayarak çocuklarınızın bilgisayar başında hem eğlenip hem öğrenmesine yardımcı olurken, bir yandan da ofis için hazırladığınız Word belgesinde “asşlkfdskhfsdkjfds” gibi önemli(!) kelimelerin yer almasını engelliyor. Kilidi kaldırmak için tek yapmanız gereken ise Ctrl+Alt+Delete kombinasyonunu kullanmak.

:: Crazy Little Fingers yazılımını buradan ücretsiz indirebilirsiniz.

:: Yazılımla ilgili sorunlarınızı forumda paylaşın.

Bilgi İçin : Crazy Little Fingers

Inno 3D’den Buz Gibi GTX 280

Inno 3D‘nin iChill serisine dahil edeceği yeni kartı iChill GTX 280 1 GB, üzerinde Arctic Cooling‘in Accelero Xtreme model ekran kartı soğutucusunu barındıracak. Üzerinde 80 mm’lik ve dakikada 2000 devire kadar hızlanabilen 3 tane fan bulunan soğutucunun içinden 5 tane de bakır ısı borusu geçiyor.

Soğutucuda bulunan 3 fan ve 5 bakır ısı boru, GTX 280’i buz gibi yapacak gibi görünüyor.

Soğutucu Güzel, Peki Ya Diğer Özellikler?

Buz gibi soğuması beklenen iChill GTX 280‘in GPU hızı, bellek hızı ve diğer özelliklerinin referans GTX 280‘lerden farkı olmayacağı yönünde söylentiler var. Üzerinde böyle devasa bir soğutucu bulunan kartın GPU’sunun 1 MHz bile hızlandırılmış olması ilginç olabilir. Fakat GPU ve belleklerin hızlarının değişmemiş olması, hız aşırtmacılar için herhangi bir dezavantaja sebep olmuyor. Çünkü bu kadar güçlü bir soğutucuyla, GTX 280’in sınırlarını zorlamak son derece kolay olacaktır.

:: Ekran kartınızda böyle bir soğutucu olsa hız aşırtmanın suyunu çıkarır mıydınız?

Bilgi için: Inno 3D

ZIP Şifrelerini Bulun

11

Şifrelenmiş bir sıkıştırma klasörünü açmak için ya sonsuz kombinasyon üzerinden deneme yaparsınız, ya da bunu sizin yerinize yapacak PicoZip gibi bir program kullanırsınız. İki farklı yöntemle şifreyi bulmak için çalışan PicoZip, tamamı harflerden oluşan şifreler karşısında sözlük metodu ile tüm karakter kombinasyonlarını deniyor. Diğer yöntemde ise, şifrenin minimum ve maksimum uzunluğu ve karakter yelpazesinin de belirlenmesi gerekiyor. Yaklaşık 2 dakikada güçlü bir sistemde 13 milyonun üzerinde ihtimali deneyebilen PicoZip, internetten indirip şifresini bir türlü bulamadığınız ZIP dosyaları için ideal.

:: PicoZip yazılımını ücretsiz indirmek için tıklayın.

:: Yazılımla ilgili sorunlarınızı forumda paylaşın.

Bilgi İçin : PicoZip

Pardus 2008.2 Geliyor

Yeni sürüm, özgün Pardus teknolojilerine eklenecek yeni özellikleri, 2008.1 ile 2008.2 arasında yapılan hata düzeltmelerini ve paket güncellemelerini içeriyor. Yeni sürüm aynı zamanda kullanıcıların yeni kurulumdan sonra daha az güncelleme yapmalarını ve güncel kurulumların daha sorunsuz olmasını da amaçlıyor. Pardus 2008 kullanıcıları, mevcut kurulumlarını hiçbir ek işlem yapmadan sadece güncellemeleri takip ederek bu yeni sürüme yükseltebilecek.

YALI ve ÇOMAR‘a eklenen yeni özelliklerin daha iyi test edilmesi ve yakında Pardus depolarında da yerini alacak KDE 4.2‘nin sürüm takvimine uyabilmek amacı ile Pardus ekibi 2008.2 öncesi daha fazla test sürümü yayınlamayı ve sürümü uzun bir test sürecine tabi tutmayı uygun buldu.

Buna göre Pardus 2008.2 sürüm takvimi şöyle gerçekleşecek:

:: Pardus 2008.2 Alfa       30 Aralık 2008
:: Pardus 2008.2 Beta        7 Ocak 2009
:: Pardus 2008.2 RC1       16 Ocak 2009
:: Pardus 2008.2 RC2       23 Ocak 2009
:: Pardus 2008.2              30 Ocak 2009

Eğer siz de Pardus ekibine bu yeni sürüm sürecinde destek vermek istiyorsanız buraya tıklayarak, test takımına katılabilir ya da KDE çevirileri için yerelleştirme ekiplerine yardımcı olabilirsiniz.

:: Siz de destek vermeyi düşünüyor musunuz?

Bilgi için: Özgürlük İçin

Video İletişiminde Yeni Dönem

Cisco, gerçekleştirdiği 2007 – 2012 Cisco Görüntü Ağ Endeksi araştırması sonucunda ortaya çıkan “2012 yılına kadar tüketici internet trafiğinin yüzde 90’ının video içeriği olacağı” öngörüsünden yola çıkarak geliştirdiği ve IP ağlarını yeni nesil video ile zengin medya uygulama ve servisleri için yeni bir platform haline getiren Medianet çözümlerini tanıttı.

Medianet Nasıl İşliyor?

Geleneksel IP ağlar ise interaktif ve eşzamanlı gereksinimler için yeterli gelişmişliğe sahip değil. Bu nedenle IP ağları üzerinden gönderilen medya uygulamalarının hedeflenen cihaza gidip gitmediği ya da nasıl bir kalitede ulaştığı öngörülemiyor. Medianet bu noktada sunduğu çözümlerle videoyu gönderilecek cihaza göre en iyi şekilde yeniden biçimlendiriyor. Bununla birlikte trafik durumunu kontrol ediyor ve uygun bir aktarım ile video ya da diğer zengin medya uygulamalarının gönderimini sağlıyor. Ağ üzerinde giden medyanın tipini de tanıyan Medianet, uygun bir şekilde medya içeriğinin gönderildiğine şüphe bırakmıyor.

:: Haber ile ilgili düşüncelerinizi forumda paylaşın.

Bilgi için: Cisco

Sansür Şimdi de İngiltere’de mi?

İnternete bir sansür hamlesi de İngiliz hükümetinden gelebilir. Kültür Bakanı Andy Burnham ile yapılan bir röportajda, bakanın internetteki mevcut standartlardan pek de hoşnut olmadığı anlaşıldı. “İnternette birçok görüntülenmemesi gereken içerik var. Ama bu benim görüşüm.” diyen Burnham, bu sorunu çözmek için ABD ve İngiltere’nin birlikte çalışarak, İngilizce web siteleri için kullanım rehberleri hazırlanması ve internet servis sağlayıcılarının da internetin çocukların rahatlıkla gezebileceği bir sürümünü sunması gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında YouTube‘un yasal olmayan içerikleri hızla kaldırması gerektiğine de dikkat çeken Burnham’ın bu açıklamasından sonra, bakalım İngiltere’de sansür mekanizması nasıl işleyecek.

:: Nedir bu YouTube’un hükümetlerden çektiği?

Nvidia’nın 2009 Planları

Nvidia, 2008 yılında yaşadığı sıkıntıları atlatmak için yeni bir seneye başlayacak. Yeni yılda öncelikle ürün isimleri daha önceden de yazdığımız gibi, değişime uğrayacak. Fakat doğrudan önceki haberimizde bildirdiğimiz isimlerden farklı olarak, sadece yeniden isimlendirme değil yeni seri kartlar da artık GT200 gibi, model numarası sonda olacak şekilde bulunacak.

Yeni Modeller

40 nanometre konusunda ATI ile birlikte bir geçiş süreci yaşayacak olan Nvidia, bu aşamadan öne GT200b yongasıyla birlikte tost benzeri çift işlemcili ekran kartı olan GTX 295‘i piyasaya sürecek. Aynı yongadan üst seviye olarak yenilenmiş bir GTX 260 ile yeni üst seviye GTX 285 isimli ürünler üretecek. İkinci yarıda ise henüz ismi açıklanmayan ama işlemci kodları duyurulan ürünler mevcut.


Eski serideki kartları bir süre daha piyasada görebileceğiz.

{pagebreak::Alt Seviyede Neler Var}

Yeni çekirdek kodları yine GT200 şeklinde başlıyor. Üst seviyede GT212‘yi ikinci çeyrekte görebileceğiz. Bunun yanında orta ve alt seviyelerde ise sırasıyla GT214, GT216 ve GT218‘i göreceğiz. Burada isimlendirme biraz garip, çünkü işlemcinin performans seviyesi düştüğünde kod adındaki sayı büyüyor.

Yeni Tümleşik İşlemci ve GT300

Üçüncü çeyrekte Nvidia, iGT209 isimli yeni tümleşik grafik işlemcisi barındıran yongasını da duyurmayı hedefliyor. Bunun yanında son çeyrekte ise GT300 (umarız) tamamen yeni bir tasarımla kullanıcılarla buluşacak. Şimdiki GeForce 9000 serisini de uzunca bir süre piyasada göreceğimizi tahmin ediyoruz, çünkü üç veya dört ay daha Nvidia bu segmentleri yeni ürünlerle doldurmaya başlamayacak.

:: Nvidia, 2009’da kurtaracak mı?

Bilgi için: Nvidia