Huzurlarınızda Windows Phone 7 Serisi

Gelişi merakla beklenen ve bir hayli tartışılan, mobil işletim sistemlerinin en eskilerinden Windows Mobile’ın tanıtımı bugün yarın derken Mobile World Congress 2010’a kadar sarktı. Müthiş bir değişimin öncelikle isimden başladığı mobil işletim sistemi artık Windows Phone 7 olarak anılacak.

Microsoft’un, ürünü Windows Phone 7 serisi olarak lanse etmesinin altında da aslında önemli detaylar yatıyor. Zira artık Microsoft mobil işletim sisteminde de bilgisayarlarda uyguladığı pazarlama stratejisini uygulayacak. Yani kullanıcılar, kullanmayacakları özellikler için de para ödemek yerine çeşitli seviyelerdeki sistemlerden birini tercih edebilecek.


Arayüzü dijital ve krom efektler ile bezenmiş olarak nitelemek herhalde en doğru ifade olacaktır.

Firmanın tümüyle yepyeni bir OS olarak anılmasını istediği Windows Phone 7, görsel anlamda en ince ayrıntısına kadar baştan aşağı yeniden tasarlanmış. Piyasada yer alan diğer mobil işletim sistemlerinin arayüzlerinden bambaşka bir mobil kullanıcı arayüzü yaratan Microsoft, bu konuda oldukça iyi bir iş başarmış. Kullanıcıların ilk etapta alışıldık bir düzende olmaması nedeni ile bocalayabileceği sistem, Zune HD ile görsel anlamda oldukça benzer nitelikler taşıyor. Özellikle çoklu ortam yazılımları neredeye Zune HD’den birebir kopyalanmış.

{pagebreak::Daha Kısıtlı Sistem Alt Yapısı}

Daha Kısıtlı Sistem Alt Yapısı

Bekleme ekranında yeni nesil mobil işletim sistemlerinde olduğu gibi birçok fonksiyonel kısayol seçeneği yer alıyor. Buradan temel telefon fonksiyonlarını kullanabileceğiniz gibi, elektronik postalara, sosyal ağ hesaplarına ulaşılabiliyor. Ayrıca bu ekranın çeşitli widgetlar ile çeşitlendirilmesine de olanak tanınıyor.


Xbox LIVE ve Zune entegre edilen Windows Phone 7 bu özelliği sınırlı olarak sunacak. Ayrıca versiyonlara göre bu özelliğin değişiklik göstereceği de belirtiliyor.

Daha önce açıklandığı gibi kullanıcıların üçüncü şahıs yazılımlar ile sistemi istedikleri şekilde kişiselleştirme konusunda kısıtlanacağı belirtiliyor. Microsoft, üçüncü parti yazılımlar ile fonksiyonel hale gelen bir sistem değil, tüm işlevsel yazılımların ön yüklü olarak geldiği bir sistem yaratma çabasında olduklarını belirtiyor. Öyle ki yalpan açıklamalarda farklı üreticilerin cihazlarındaki ekranlara bakıldığında, ayırt etmenin mümkün olmadığı bir Windows Phone kimliği yaratma çabası da gizlenmiyor. Bu da demek oluyor ki HTC’nin Sense, Samsung’un TouchWiz gibi arayüzleri, Windows Phone üzerinde görülemeyecek. Microsoft, bu durumun gerekçesini, sistemin istikararlı işleyişini her daim korumak olarak nitelendirmiş.

Microsoft CEO’su Steve Ballmer tarafından gerçekleştirilen basın duyurusu ile tanıtılan Windows Phone 7 serisine dair ilk resmi video da yayınlandı. İşte o video:

#http://video.shiftdelete.net/y/4697f8a37a421fcf654e8c6a34bf5676.flv#

:: İlk izlenimlerinizi SDN Forumlarında paylaşın.

Apple’a Karşı Savaş Başlıyor

Orange, O2 ve T-Mobile gibi bazı GSM operatörleri kendi uygulama servislerini oluşturan firmalara savaş açmaya hazırlanıyor. Başta Apple‘ın sahip olduğu AppStore olmak üzere RIM, Android ve Nokia‘yı da karşılarına alacak olan operatörler haklarının yenildiğini düşünüyor. Operatörler oyun ve yazılım geliştirme alanından kazandıkları parayı artık uygulama servislerine kaptırmaya başladı. Faturaya gelen yüksek miktarlardan hoşnut olmayan kullanıcılar bu tarz dış servislere yönelerek kendi GSM operatörlerini korkutmaya başladı. Bu durumdan ötürü operatörler uygulama servislerinde mecburi olarak bazı yeniliklere gitmeyi tercih edeceğe benziyor.


Uygulama servisleri ile operatörler karşı karşıya gelecek.

 

:: GSM operatörlerinin bu kaygısı sizce yerinde mi?

Buzz, Kullanıcıların Elinde Şekilleniyor

Chrome ve Android gibi atılımlarıyla başarı hikayelerini yazmaya alıştığımız Google için, sosyalleşme çalışmalarının meyvesi olan Buzz ile aynı tepkiyi aldı demek mümkün değil. Özellikle gizlilik konusundaki endişeler ve kullanıcıların istemi dışında yapılan “otomatik seçimler” sert tepki görünce, Google hızlı davranıp Buzz’da önemli değişiklikler yaptı.

İlk olarak otomatik takip etme özelliğini otomatik öneriler vermekle değiştiren Google, bu sayede listenizde bulunan herkesi otomatik olarak takip etmek yerine istediğiniz kişileri seçmenize olanak tanıyor.

Öte yandan, herkese açık Picasa Web Albümleri ve Google Reader paylaşılan dosyalarını otomatik olarak Buzz’a ilintilendirmeyi de kesen Google, beklenen seçenekleri kullanıcılara sunuyor.

Gmail’e eklenecek olan Buzz sekmesi aracılığıyla, e-posta servisinde Buzz’ı nasıl göreceğimize bizim karar vermemize izin veren Google, anlaşılan kullanıcılarının güvenini kaybetmektense uzun uğraşlar sonucu yapılan otomasyonları kaybetmeyi yeğliyor.

:: Google Buzz’ın yeni seçeneklerini beğendiniz mi?

Bilgi İçin : Gmail Blog

Sponsorken Ders Vermeye Başladı

Kadir Has Üniversitesi, müfredatına Bilişim ve Toplum adlı yeni bir ders ekledi. Bu ders üniversite öğrencilerine Servodata Ltd. Şirketi’nin sahibi olan Cem H. Bektaş tarafından verilecek.

Bilişim ve toplum dersi verecek

Ancak bu durumu haber yapan, Bektaş‘ın öğretim görevliliğine giden ilginç yolu. Üniversitenin düzenlediği Bilişim Şenliklerine uzun süreden beri sponsor olarak destek veren Bektaş, organizasyonlarda konuşmacı olarak da yer alıyordu.

Üniversite yöneticileri ve öğrenciler Bektaş’ın konuk konuşmacılığından etkilenmiş olacak ki, yöneticiyi öğretim üyesi olarak okul bünyesine dahil ettiler.

:: Bilişim ve Toplum dersi sizce her okula uyarlanmalı mı?

Bumerang Gibi Fare

Enteresan ve yaratıcı tasarımlara sahip ürünleri bizlerle tanıştıran Yanko Design firması yine enteresan bir ürünle karşımızda.

eVouse adı verilen bu fare, V şeklindeki yapısıyla dikkat çekiyor. Ön kısmında dokunmatik tuşlar olan bu enteresan şekilli fare aynı zamanda dokunmatik ekranlı ürünler için kalem görevi gören bir uca sahip.

Yanko Design’ın en son tasarımı eVouse

Bezelye şeklindeki hoparlör, yine Yanko Design’dan

Yanko Design’daki Türk tasarımcının ilginç faresi

Bumerang mı? Uzay gemisi mi?

Henüz konsept tasarım aşamasında olan eVouse’un üzerindeki Microsoft logosuna aldanmayın. Yanko Design, tasarladığı çoğu üründe marka logolarını kullanıyor.

Ürünün seri üretime geçip geçmeyeceği ise bilinmiyor. eVouse’un detaylı görüntülerini ilerileyen sayfalarda görebilirsiniz.

{pagebreak::1}

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

 

:: Bu tasarımın seri üretime geçmesini ister miydiniz?

Acer Liquid’e Kardeş Geldi

Androidli akıllı telefonları ile Barcelona’da yer alan firmalardan biri olan Acer, daha önce piyasaya sürmüş olduğu Liquid modelinin “Liquid e” adını verdiği gelişmiş bir versiyonunu duyurdu. Sizlere burada yer alan haberimizde, firmanın Android ile pazardaki etkinliğini artırmaya çalışacağından bahsetmiştik. Liquid e modeli ile oldukça başarılı bir cihaz yaratan Acer, başarılı tasarımı ile beğeni kazanıyor.

Liquid e selefinden her anlamda bir adım ilerde bir cihaz. Android 2.1 işletim sistemine sahip olan akıllı telefon 768 MHz’lık kırpılmış bir Qualcomm 8250 Snapdragon işlemci ile donatılmış. 3.5 inçli WVGA ekranı ile makul bir çözünürlük sunan Liquid e, otomatik odaklamalı 5 megapiksel bir kamera ile de eğlenceden taviz vermiyor. Cihazın açıklanan diğer özellikleri ise şu şekilde sıralanmış:

– Acer’a özel kullanıcı arayüzü

– 512 MB Rom ve 256 MB Ram

5 Megapiksel otomatik odaklamalı led flaşlı kamera

32 GB’a kadar microSD bellek kartı desteği

– İvme ölçer, aydınlık sensörü ve yakınlık sensörü

A-GPS, 802.11 b/g Wi-Fi

– 1350 mAh pil ile 5 Saate kadar konuşma, 400 saate kadar bekleme süresi

:: Cihaz hakkındaki düşüncelerinizi SDN Forumlarında paylaşın.

Pardus Üniversite Öğrencileriyle Buluştu

TÜBİTAK UEKAE bünyesinde geliştirilen ulusal işletim sistemi Pardus, 10-12 Şubat tarihlerinde Muğla Üniversitesi’nde gerçekleşen Akademik Bilişim 2010 Konferansı çerçevesinde Üniversitelerde Özgür Yazılım temasıyla bir dizi etkinlik düzenledi.

Etkinlik süresince gerçekleştirilen panelde, üniversitelerde özgürleştirilmiş bilişim altyapısı kullanım yaygınlığının arttırılması için yapılması gerekenlere ve özgür yazılımın sunacağı, birlikte çalışılabilirlik platformların gerekliliklerine dikkat çekilmesi amaçlandı.

Üniversiteliler Pardus’u tartıştı

İki bölüm halinde gerçekleştirilen panelin Üniversitelerde Özgür Yazılım: Başarı Hikayeleri başlıklı birinci bölümünde, bilgi sistemleri altyapısında özgür yazılım çözümleri kullanan üniversitelerden yetkililerin paylaşacağı başarı hikayelerine yer verildi. Panelin özgün yazılımların  yaygınlaştırılması başlıklı ikinci bölümünde ise üniversitelerin bilgi işlem yöneticileri açık kodlu yazılımların geleceğini anlattı.

Başarı hikayelerinin paylaşıldığı, fikirlerin tartışılacağı panel süresince amaç, var olan özgür yazılım bilincinin uygulanabilirliğini görmek ve akademik süreçlerdeki iş modeleri, örneklerle gösterildi.  

:: Pardus kullanıyor musunuz?

 

 

Battlefield: Bad Company 2 Beta

Elde silahla, çoklu oyuncu üzerinden dehşet saçabildiğiniz oyunların müdavimiyseniz, en azından Counter Strike kültürünüz varsa, Battlefield serisine uzak değilsiniz demektir. Türünün kuşkusuz en iyi örneklerinden biri olan Battlefield, son yıllarda adeta hızlı bir çıkış yaşıyor.

Gerek grafik teknolojileri olsun, gerek oynanabilirliğiyle olsun, serinin her yeni yapımı büyük merakla beklenir oldu. Fan’lar haksız da değil. Zira klasik FPS görünümlü aksiyonun yanına sayısız araç ve silah alternatifi getiren yapım, son derece başarılı hazırlanmış haritalarıyla da heyecan serisini bir an olsun düşürmüyordu. Şimdilerde serinin yeni yapımı bekleniyor; Battlefield: Bad Company 2.

{pagebreak::Oyundayız!}

Oyundayız!

Biliyoruz, zincirin yeni halkası 2 Mart’ta satışa sunulacak. Buna karşın kapalı betasına katılarak, kısıtlı da olsa Battlefield: Bad Company 2 deneyimi yaşama fırsatı bulduk. Zira kullandığımız sürüm, oyunun henüz tamamlanmamış hali. Dolayısıyla hatalar olduğu kadar, eksik noktalar da mevcut. Bunlara rağmen büyük bir heyecan ile yeni Battlefield’a giriş yaptık.

Önceliği detaylı sayılabilecek grafik ayarlarına verdik elbette. Zira betayı, görebileceğimiz en yüksek grafik kalitesinde test etme amacındayız. Ancak yapım tamamlanmadığı için, ayarları ne kadar sonlarsak sonlayalım, bazı görsellerden ve efektlerden mahrum kalıyoruz…

{pagebreak::Tarafını Seç}

Tarafını Seç

Saldırı ve Savunma olmak üzere iki taraftan birini seçerek başladığımız yapımda, bir sonraki aşama sınıf seçmek oluyor. Assault, Engineer, Medic ve Recon gibi alışılageldik seçeneklerden birini seçip (Öldükten sonra değiştirebiliyorsunuz), oyuna başlıyoruz.

Bu sınıflar arasındaki farkı bilmeyenler için Assault’ı seçerseniz, yakın ve orta mesafede etkili silahlarla donatılıyorsunuz. Bu seçenekte klasik taarruz askerisiniz. Eğer Engineer’ı seçerseniz, daha çok araç ve benzeri tamir işleriyle ilgileniyorsunuz. Yaptığınız işin çoğu lojistik destekten ibaret. Medic’in görevi çok kritik. Savaş alanında yaralı askerlerin peşine düşüp, onları iyileştirmesi gerekiyor. Recon ise sniper! Uzun menzilli tüfeğiniz ile dehşet saçmak istiyorsanız, tercihiniz Recon olmalı.

{pagebreak:: 32 Kişilik Çoklu Eğlence}

32 Kişilik Çoklu Eğlence

Oynadığımız kapalı betanın server’ında 32 kişi (Bu rakam maksimum oyuncu sayısını da belirtiyor) vardı. Seçebileceğimiz harita adedi de tekti. Harita geniş olmasına karşın, kalabalık olunduğu için aksiyona girmek sadece birkaç saniyeyi alıyor. Hava indirmeyle başlıyoruz yapıma.

Çevrede eğer sizden önce alan olmadıysa, bir kar aracı, tank, zırlı araç, helikopter gibi seçenekler mevcut. Bunları kullanabildiğiniz gibi, arkadaşlarınızla da aynı araçta yer alabiliyorsunuz. Biriniz aracı, diğeri ise silahı kullanabiliyor. Tabii bu anlarda üzerinize gelen roketleri ya da bombaları iyi takip etmelisiniz. Zira gafil avlanmanız olası.

{pagebreak::Kulağa Hoş Gelen Efektler }

Kulağa Hoş Gelen Efektler

Eğer zamanında aracı terk ederseniz, ölmeden kurtuluyorsunuz fakat büyük patlamaların ardından bir süre duyma kaybı yaşıyorsunuz. İşittiğiniz tek ses, iki metal çubuğun birbirine çarptığında oluşacak sesin boğuk ve uzun süreni oluyor…

Efektler bu kadarla da kalmıyor. Eğer ciddi derecede yaralanırsanız görüşünüz de bulanıklaşıyor. Bu anlarda bir süre saklanıp, kurşun yemeden dinlenmeniz gerek. Aksi halde, tekrar hava indirmeyle başlıyorsunuz. Respawn olmadan önce karakter sınıfınızı değiştirebileceğiniz gibi, diğer takıma geçme imkanınız da mevcut.

{pagebreak::Görsellik}

Görsellik

Yapımın etkileyici olan bir yanı da görsel efektleri. Modellemelerin göze gayet hoş göründüğü Battlefield: Bad Company 2’nin betasında, patlamalar ve fizik öğeleri de dikkat çekiyor. Betada yer alan tek haritanın karlı olması, büyük patlamaların ardından ortaya gayet güzel enstantaneler çıkarıyor.

Karların çevreye yayılmasıyla görüş alanı birkaç saniye kapandığı için, o anki aksiyonun seyri değişebiliyor. Yıkılan, parçalanan çevre öğeleriyle beraber Battlefield: Bad Company 2’nin atmosferi son derece başarılı gözüküyor. Zira girdiğiniz bir binada, bomba attığınız duvarı yıkabiliyorsunuz. Örneğin tankla bir binaya ya da duvara daldığınızda da, temas ettiğiniz yeri kırıp geçebiliyorsunuz… İletişim kulelerini yıkmak, kulübeleri parçalamak bir hayli zevkli.

{pagebreak::Meraklı Bekleyiş}

Meraklı Bekleyiş

Genel olarak bakıldığında, Battlefield: Bad Company 2 beta, 2 Mart’ta çıkacak oyun için bizi epey heveslendirdi. Henüz tamamlanmamış bir sürüm olmasına karşın, içeriğinde yer alan özellikleriyle ve başarılı oynanışıyla, övgüyü hak ediyor. Electronic Arts’ın Dice stüdyosu, beklemeye değer bir oyuna imza atmış. Bakalım tam sürümü, Call of Duty: Modern Warfare 2’nin karşısında nasıl bir sonuç elde edecek? Bizce şansı var.

:: Battlefield: Bad Company 2, sizce Call of Duty: Modern Warfare 2’nin tahtına kurulacak mı?

Ebeveynler İnternetten Endişeli

Avrupa Komisyonu‘nun güvenli internet programı kapsamında INSAFE tarafından 2004 yılında başlatılan güvenli internet günü, bu yıl ilk kez ülkemizde de gerçekleşecek. 23 Şubat‘ta yapılacak olan organizasyona Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu ev sahipliği yapacak.

MMI Türkiye, Turkcell, Türk Telekom ve Mynet’in sponsor olduğu etkinlik için, bağımsız bir araştırma kuruluşu olan Dataprofil, ebeveynlerin internet algıları ve eğilimleri konulu bir araştırma yaptı.

Araştırmada günümüzde bir aile bireyi haline gelen interneti, anne-babaların nasıl algıladığı, internet kullanımı konusunda ailelerin yaşadığı temel problemlerin ne olduğu ve çocuklara internetin güvenli kullanımı bilincinin nasıl verilmesi gerektiği konusunda tespitlere yer verildi.

Ebeveynler internete güvenmiyor

Bu rapora göre, 6-17 yaş aralığında internet kullanıcısı çocuğu olan 10.992 anne-baba ve 12-17 yaş aralığında 2.816 çocuk üzerinde uygulanan araştırmanın en ilginç sonucu, Türkiye’deki ailelerin yüzde 90’ının çocuklarının internet kullanırken çeşitli risklerle karşı karşıya olduklarını düşünmesi oldu.

Anne-babaların çoğu, çocuklarının internet kullanırken müstehcen ve şiddet içerikli görüntülere maruz kalabileceğini ya da bu tür sitelere girebileceğini düşünüyor.

Bazı veliler ise çocuklarının  internete veya cep telefonuna bağımlı olabileceğini, kişisel ve özel bilgilerinin yabancıların eline geçebileceğini, hatta internet üzerinden istismara tacize maruz kalabileceğini ve kötü niyetli kişilerle tanışıp arkadaşlık edebileceğini düşünüp endişeleniyor.

Raporun ortaya koyduğu diğer bilgiler ise şöyle;

Çarpıcı rapordan diğer maddeler

  • Küçük yaşlarda günde 80 dakika kadar olan ortalama internet kullanımı, 15 yaşından sonra 2 saatin üzerine çıkıyor. Büyük yaş grupları internetten müzik dinlemek, film izlemek ve sohbet etmeye daha çok vakit ayırıyor. Küçük yaştaki çocuklar ise internette daha çok oyun oynuyor.
  • Çocuklar zararlı içeriklerle karşılaştıklarında genelde bunu anne-babaları ile paylaşıyor ama yaş ilerledikçe yardım talebi önemli ölçüde azalıyor.
  • Anne-babalar, internet kullanan çocuklarını çoğunlukla takip ediyor. Onlarla konuşmak en yaygın yöntem olmakla beraber, özellikle küçük yaş gruplarında çocukların yanına oturma veya gizlice gözleme daha çok tercih ediliyor. Çocukların yaşları büyüdükçe onları takip etmek ise zorlaşıyor.

  • Genelde çocuklara internet kullanımıyla ilgili çeşitli kısıtlamalar ve yasaklar getiriliyor. Zararlı içerikli sitelere girilmesi ve internette uzun zaman geçirmelerini engelleme yazılımlarına başvuruluyor.
  • Anne-babaların yarısından fazlası çocukların internette oyun oynamasının onlar üzerinde olumlu etkileri olduğuna inanıyor. Yalnız çocukların yaşları ve internet başında geçirilen süreler arttıkça bu algı geriliyor.
  • Anne-babaların çoğu zararlı içerikli siteyle karşılaştıklarında şikayette bulunacağını belirtiyor. En bilinen şikayet mercii olarak ise BTK Bilgi İhbar Merkezi (www.ihbarweb.org.tr) belirtiliyor.
  • Küçük yaşlarda çocuklar, internet kullanımındaki en temel bilgiyi ailelerinden alırken, yaş ilerledikçe arkadaşlar ve internet siteleri önem kazanıyor.
  • Evebeynlerin yarıdan fazlası güvenli internet kullanımı konusunda yeterli bilgilendirme olmadığını düşünüyor.

:: Ailelerin endişesini yerinde buluyor musunuz? Sizce internet çocuklar için büyük bir tehlike mi?

 

Öğrencilere Özel Portal 1 Milyon Oldu

2D ve 3D yazılımlarıyla dünyanın önde gelen şirketleri arasında olan Autodesk, internette oluşturduğu eğitim topluluğuna kayıtlı öğrenci sayısının 1 milyon kişiye ulaştığını açıkladı.

İçerisinde 147 ülkeden 28 binden fazla eğitim kuruluşu temsilcisinin yer aldığı Autodesk Student Community, 2006’dan bu yana hizmet veriyor. Portal, endüstri tasarımı, mimarlık, inşaat, mühendislik, dijital sanat dallarında eğitim gören üniversite öğrencilerinin, eğitim ve eğitim sonrası süreçte de Autodesk’in bilgisayar destekli tasarım yazılımlarını ücretsiz olarak kullanma imkanı sunuyor.

25 ürünü bulunan Autodesk, 2010 versiyonunu öğrenci ve eğitmenlere bedava (13 aya kadar lisanslı kullanım) yükleme serbestliği tanıyor. Öğrenciler, Autodesk 3ds Max, Autodesk 3ds Max Design ve Autodesk Maya yazılımlarının 6 aylık deneme sürümlerine de Autodesk Education Community‘den ulaşabiliyor.

Bu özelliklerden yararlanmak için öğrencilerin sahip oldukları edu.tr uzantılı e-posta adresleriyle http://students.autodesk.com/ internet sitesine kayıt yapmaları gerekiyor.

:: Autodesk’in bu hizmetinden yararlanmayı düşünüyor musunuz?

Motorola Quench Gün Yüzüne Çıktı

Android’i öncelikli mobil işletim sistemi belirleyen Motorola, bu doğrultuda en yeni akıllı telefonlarını da duyurmaya devam ediyor. Mobil World Congress’te sergilenen modellerden biri de bir süredir merakla beklenen Motorola Quench.

Amerikalı üreticinin MOTOBLUR adını verdiği kendi kullanıcı arayüzüne sahip olan akıllı telefon, bu arayüze sahip cihazların aksine fiziksel bir QWERTY klavyeye sahip değil. Tümüyle dokunmatik olarak tasarlanan telefonun, küçük yapısı dikkat çekiyor. Firma tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda telefonun özellikleri ise şu şekilde:

– 3.1 inçlik 320×480 piksel çoklu dokunmatik ekran

– Otomatik odaklamalı ve led flaşlı 5 megapiksel kamera

– Wi-Fi, Bluetooth 2.1, A-GPS ve FM Radyo

Adobe Flash Lite desteği

– Android 2.1 işletim sistemi

– Mükemmel netlikte ses aktarımı sağlayan çift mikrofon

Kısa bir süre içersinde Amerika’da satışa sunulacağı duyurulan cihazın Avrupa pazarına ne zaman geleceği ve fiyatının ne olacağı ise henüz belli değil.

:: Cihaz hakkındaki düşüncelerinizi SDN forumlarında paylaşın.

Akıllı Şirket Günleri İstanbul’da

IFS ve IBM’in sponsorluğunu üstlendiği “Akıllı Şirket” organizasyonu, 16 Mart 2010’da İstanbul’da gerçekleştirilecek. Swissotel’de düzenlenecek olan etkinlikte, çeşitli sektörlerden üst düzey yöneticiler yer alacak ve “Akıllı Şirketler”in DNA’sını belirleyen temel özellikler tartışılacak.

İnsan ve başarı faktörlerinin ele alınacağı günde, kişisel gelişim ve sosyal yaşam başarı konularında eserleri bulunan yazar Mümin Sekman da, “Her Şey Seninle Başlar” konulu bir seminerle, “Akıllı Şirket” günlerinde yer alacak.

IFS Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Ergin Öztürk, “Akıllı Şirketler” hakkında şunları söyledi:

“IFS 54 ülkede 3 bine yakın firma ile yakın çalıştığı için bazı gözlemler yapma fırsatımız oluyor. Aynı şartlara rağmen bazı işletmelerin diğer işletmelerden daha başarılı olmasının arka planında bazı temel gerçekler olduğunu fark ettik. Bu firmaların davranış şekillerini incelediğimizde iş süreçleri, insan ve sistem yaklaşımları, veriye dayalı karar verme, yalınlık, fikirlerin hayata geçirilmesi gibi konularda benzersiz yaklaşımları olduğunu gördük. Bu yaklaşım farklılıkları, rekabet ortamında firmalara çok önemli avantajlar sağlıyor. Bu alandaki gözlemlerimizi ve deneyimlerimizi Akıllı Şirketler Günü etkinliğimizde çeşitli sektörlere yön veren şirketlerimiz ile paylaşmayı ve bir ölçüde onların gerçek potansiyellerini ortaya koymalarına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz”.

Sektörlere liderlik yapan şirketlerin yöneticileri davet edilecek olan etkinliğin sonraki durakları arasında İzmir ve Eskişehir de bulunuyor.

:: “Akıllı Şirket” etkinliğinin hangi şehirlerimize gelmesini istersiniz?