11 nm GPU, Ne Zaman Çıkacak?

Dally, açıklamasının devamında GPU potansiyel araçları ve paralel programlamaya yeni alanlar yaratılması ve bir de gelecek için cesur adımlar atılmasının gerekliliğini dile getirdi.

Bilindiği gibi GPU yongasının geliştirilmesinde her iki yılda bir performans iki katına çıkartılıyor. 2015 yılında amaçlanan ise, GPU grafik çekirdeği şimdi işlemci çekirdeklerinin yüzlercesine sahip olması. Tam olarak altı yıl sonra umulan artış yaklaşık 5000 akış işlemcisi ve 11 nm mimari.

Tabii ki, Nvidia ve AMD’nin CPU’nun çekirdek yapısı tam olarak aynı konseptte değil. Bu yüzden teknik özellikler açısından işlemciler direkt olarak karşılaştırılamaz. Ama yapılan hesaplara göre 2015 yılında şimdiki grafik performansından yaklaşık 20 kat fazla grafik performansı alacağız.

::
Ekran kartınızın modeli nedir?

iPhone’un 7 Sinir Bozucu Özelliği

iPhone sahipleri, telefonun birçok özelliğinin olmayışından ve/veya eksik özelliklerinden şikayet ediyor. Koskoca Apple bunu nasıl iPhone’a eklemez denilen özellikleri kabaca topladık ve yazıda bu sinir bozucu özelliklere yer verdik. iPhone için yapılan reklamların ve kampanyaların haddi hesabı yok fakat iPhone gerçekten de rüya gibi bir telefon mu tartışılır.

Neyse ki tüm bu özelliklerin geçici de olsa bir çözümü mevcut. Bunun dışında Apple’ın yapabileceği çözümler de mevcut. Eğer iPhone sahibiyseniz ve sıraladığımız bu özellikler sizlerin de sinirini bozuyorsa, yazıda yer verdiğimiz geçici çözümlerden faydalanabilirsiniz. Hepsi ve daha fazlası ileriki sayfalarda.

 {pagebreak::Can Sıkan Kısayollar}

Can Sıkan Kısayollar

iPhone’un başlangıç ekranı kısayollar ile dolup taşmış durumda. Bu kısayollar, siz isteseniz de istemeseniz de orada duruyor. Birçok insanın kullanmadığı ve kullanmayacağı bu uygulamaları kaldırmak da namümkün.

Bunun yerine, uygulamaların ayarları bölümünde “görünüm” diye bir seçenek olsa, buna tıkladığımızda dilediğimiz uygulamanın görünmez olmasını sağlayabilsek iPhone’un bu sinir bozucu özelliğini ortadan kaldırırdı.

 {pagebreak::Arkaplanda Radyo Çalamaması}

Arkaplanda Radyo Çalamaması

iPhone‘un en güzel özelliklerinden birisi de Wi-Fi (artık 3G buna dahil) ile birlikte bir internet radyosuna bağlanabilmek ve Pandora, Slacker gibi radyolara kolayca erişebilmektir. Ne yazık ki bu özellikten faydalanmak için radyonun ekranda olması şart. Örneğin e-postalarımızı kontrol ederken arkaplanda radyo çalmasını sağlayamıyoruz.

 

Backgrounder adlı uygulamayı iPhone’a kurmadan bu sorunu halledebilmek mümkün değil.

 {pagebreak::Tarayıcı Düşmanı Apple Store}

Tarayıcı Düşmanı Apple Store

iPhone aracılığıyla Apple Store‘a girip siteden alışveriş yapmak kaçınılmaz bir şey. Eminiz iPhone sahibi hemen herkes bu eylemi en az bir kere yapmıştır. Fakat Apple Store, iPhone’un internet tarayıcısına zor anlar yaşatabiliyor. Öncelikle hiç kullanışlı değil. Bir sürü istenmeyen sonucun üzerinden geçmeniz gerekebiliyor.

Çözüm olarak en azından, bir uygulama aracılığıyla Apple Store’da dolaşmanızı öneririz. Örneğin App Miner . bu uygulama sayesinde Apple Store’da geçirdiğiniz dakikalarda zor anlar yaşamayacak, hedefinize daha kolay yoldan ve kısa sürede ulaşabileceksiniz.

 {pagebreak::Çabuk Biten Piller}

Çabuk Biten Piller

iPhone özünde bir cep telefonu. Tabii ki bir cep telefonundan daha fazlası ama insanlar iPhone’u alırken telefonla konuşabilmek için de alıyor. Bilgisayar özellikleriyle donatılmış bir cep telefonu ise haliyle çabuk pil tüketiyor. Bunun olması kaçınılmaz, ama gönül isterdi ki daha dayanıklı pillere sahip olabilelim.

Apple‘dan bu sorunla ilgili bir çözüm bekliyoruz. Zira bu sorun tüm iPhone kullanıcılarını birinci dereceden ilgilendiriyor. Geçici çözüm olarak, yoldayken veya da kullanmanızın mümkün olmadığı sürelerde Wi-Fi’ı kapatmak. Bunun dışında mantıklı herkesin ulaşabileceği bir sonuç olarak Wi-Fi kullanılırken 3G’yi kapatmak, veya tam tersi.

Eğer bunların hiçbiri işe yaramazsa bir şekilde yurt dışından harici pil çözümlerinden birini getirtmeyi deneyin. Bizim tavsiyemiz bu uygulama.

 {pagebreak::E-posta Ve Dosya Alışverişi}

E-posta Ve Dosya Alışverişi

En nihayetinde iPhone bir cep telefonu dedik. Ne kadar bilgisayar özellikleriyle donatılmış olsa da bunu unutmamamız gerekiyor. iPhone bir bilgisayar değil ve bilgisayar ile yapabileceğimiz çoğu şeyi iPhone üzerinden yapamıyoruz. Örneğin kendi çektiğimiz fotoğraf ve videolar dışında dosya yollayamıyoruz. Bunun dışında bir Word dosyasını bile e-postadan indirip düzenleyebilme imkanımız yok.

 

Apple, iPhone’a bir dosya yöneticisi koysaydı her şey farklı olabilirdi. Dosyalar arasında istediğimiz gibi gezinebilir ve/veya düzenleyebilirdik. Şimdilik yapabileceğimiz ise 1 Dolar kadar bir ücreti olan QuickOffice Files adlı aracı Apple Store’dan indirmek.

{pagebreak::Gmail Uygulaması Eksik}

Gmail Uygulaması Eksik

Bildiğiniz üzere iPhone üzerinden Gmail hesabınızı ayarlayabiliyor ve e-postalarınıza erişebiliyorsunuz. Fakat maalesef iPhone’un e-posta uygulaması, Gmail’in birçok önemli özelliklerinden mahrum bırakılmış. Eğer bir Gmail bağımlısıysanız, bu sizin için büyük sorunlar yaratabiliyor.

 

iPhone’a özel tam destekli bir Gmail uygulaması geliştirmek zor olmasa gerek. Böylece tüm özellikleriyle Gmail desteklenebilir.

 {pagebreak::Rehber Listelerini Gruplayamama}

Rehber Listelerini Gruplayamama

iPhone telefon rehberinde herkes sizin arkadaşınız konumunda. Anneniz, babanız, patronunuz, aklınıza gelebilecek herkes. iPhone’un dahili rehber uygulaması kişileri başka türlü ayırmaya, bölmeye izin vermiyor. Bu da can sıkıcı bir durum oluşturuyor.

 

Bu durumu Apple düzeltebilir. Basit bir açılır menü ile birlikte her kontakta bir bilgi sayfası eklenebilir ve bu sayfanın içine kategoriler koyulabilir. Geçici çözüm olarak ise ABContacts adlı uygulamayı öneriyoruz.

:: Sizi rahatsız eden başka özellikler var mı?

Bir Zamanlar Bunu Kullanıyorduk!

0

Internet Explorer 8‘in yenilikleriyle adından söz ettirdiği şu dönemde, iki nesil öncesi, yani IE6 artık çoğu kullanıcı için mazinin tatlı hatıraları arasında yerini aldı. Oysa çalışmalarında IE6‘yı göz önünde bulundurması gerektiği için yaptığı iş çekilmez olan bir kitle var: web tasarımcıları.

Zira normal bir siteyi IE6 ile açmaya kalktığınızda, tarih öncesi standartlar ve tasarım farklılıkları nedeniyle bu eylemi yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Bu trajediyi mizaha vurmak isteyen bir tasarımcı da, IE6ify adlı bir bookmarklet ile istediğiniz sitede Internet Explorer 6 deneyimi(!) yaşamanızı sağlıyor.

Nasıl Kullanacaksınız?

Bookmarklet’in bulunduğu bu siteyi ziyaret edip, tam ortada duran IE6ify tuşunu yer imleri çubuğunuza sürüklediğinizde, istediğiniz web sitesini bu tuşa tıklayarak IE6’nın yaptığı şekilde perişan edebilirsiniz. Bozunan resimler, kaybolan tuşlar, taşan yazılar; aynı sayfada ne kadar çok tıklarsanız, o kadar çok bozunmaya tanık olabilirsiniz.

:: Siz de bozduğunuz sitelerin görüntülerini forumda paylaşın.

Bilgi İçin : IE6ify

Uzay Yolculuğuna Borçluyuz!

İnsanoğlunun Ay’a ilk ayak basışının 40.yılının kutlandığı şu günlerde bazı insanlar uzaya çıkmanın gereksiz olduğunu düşünebilirler. Sonsuz bir boşluğu incelemek, taş ve tozdan başka bir şeyden oluşmayan uyduları ve gezegenleri araştırmak kimileri için gereksiz gözükebilir.

Milyarlarca dolar harcanan bu projelerin insan hayatına doğrudan bir etkisi olmadığını düşünebilirsiniz. “Ay’a çıktık da ne oldu sanki?” diyebilirsiniz. Evet belki Ay’a çıkmak sadece bu açıdan bakıldığında gereksiz görülebilir ama uzay yolculuğu yapabilmek için geliştirilen teknolojilerin birçoğunu günlük hayatımızda kullandığımızın farkında mısınız? İşte günlük hayatımızda bile sıkça kullandığımız uzay teknolojilerinden birkaçı.

{pagebreak::Uydu TV}

Uydu TV

Tek kanallı günleri hatırlayanlarınız varsa o zaman ile bu zamanı karşılaştırdığınızda, o dönemlerde insanlar nasıl yaşıyordu diyebilirsiniz. Bugün eğer televizyonu açtığımızda tek değil de yüzlerce kanalla karşılaşıyorsak bunun için NASA’ya teşekkür etmeliyiz.

Uzaydaki astronotlarla bir şekilde iletişim kurmak zorunda olan NASA yer ekipleri bunun için bir teknoloji geliştirmek zorundaydılar. Daha önceleri bunun için yüksek irtifada uçan balonları kullanan yetkililer, daha sonra 1960′lı yıllara gelindiğinde uydu ile iletişim kurmaya başladılar. NASA ayrıca çanak anteni de ilk kez kullanan kurum olma özelliğine sahip.

{pagebreak::Dizüstü bilgisayar}

Dizüstü bilgisayar

Kulağınıza inanılmaz gelebilir ama gerçekten de ilk taşınabilir bilgisayarları kullanan kişiler astronotlardı. İlk kez 1983 yılında kullanılmaya başlanan Shuttle Portable Onboard Computer (SPOC) adı verilen cihaz, uzayda bulunan astronotların yön bulma ve kontrol işlemleri yapmasına olanak tanıyordu. Ayrıca cihaz oldukça sağlam bir yapıya sahipti.

GriD Systems adlı bir firma tarafından NASA için üretilen bu taşınabilir bilgisayar 1979 yılında William Moggridge adlı bir mühendis tarafından tasarlanmıştı. NASA’nın uzay yolculukları için kullandığı bu model, günümüzdeki dizüstü bilgisayarların atası olarak kabul ediliyor.

{pagebreak::Duman algılayıcıları}

Duman algılayıcıları

Birçok büyük binada ve evde kullanılan duman algılayıcıları kim bilir bugüne kadar kaç kişinin hayatını kurtarmıştır. Yangınların yayılmadan tespit edilmesi için kullanılan bu cihazlar ilk olarak 1970′lerde Skylab uzay istasyonunda zehirli gazları tespit etmek için geliştirilmişti.

Cihazın tasarımı tamamen NASA’ya ait olmasa da kurum, ürünü geliştirerek zehirli gazlarla, su buharı arasındaki farkı anlayabilecek bir hale getirdi.

{pagebreak::Tıbbi cihazlar}

Tıbbi cihazlar

Kalp pillerinden, tansiyon aletlerine kadar birçok tıbbi cihaz için uzay yolculuğuna teşekkür etmeliyiz. Tüm bu ve buna benzer cihazlar ilk olarak uzaya gidecek astronotlar üzerinde kullanılmıştı.

Hatta uzaydayken bile astronotların sağlık durumunu kontrol etmeye yarayan bu cihazlar üzerinde halen çalışmalar devam ediyor. Tüm tıbbi verileri dışarıdan görebilmek için geliştirilen teknolojilerin temeli uzay yolculuğu projesi zamanında atılmıştı.

{pagebreak::Joystick}

Joystick

Artık eskisi kadar popüler olmasalar da bir zamanlar tüm oyuncuların ellerinden düşüremediği joystick’ler de uzay yolculuğunun yarattığı teknolojinin bir ürünü.

Ay üzerinde gitmesi için tasarlanan Apollo Lunar Rover’ı kontrol etmek amacıyla tasarlanan joystick, astronotların engebeli arazi üzerinde aracı daha rahat kontrol edebilmelerini sağlıyordu. Tasarım büyük başarı sağlamış olacak ki, cihaz ilerleyen yıllarda en popüler oyun araçlarından biri haline geldi.

{pagebreak::Üç boyutlu grafik ve sanal gerçeklik}

Üç boyutlu grafik ve sanal gerçeklik

Üç boyutlu grafikler, sanal gerçeklik ve uçuş simülatörlerininin geliştirilmesinde NASA’nın oynadığı rol tartışılamaz. Astronotları uzaya göndermeden önce yer yüzünde denemeler yapmak zorunda olan mühendisler için uçuş simülatörleri büyük önem taşıyordu. Buradan elde edilen veriler olmasaydı, uzay yolculuğu da olmayabilirdi.

Üç boyutlu grafik teknolojisi ve sanal gerçeklik kavramının ortaya çıkmasına öncü olan bu teknoloji günümüzde birçok oyun için hazırlanan grafik motorlarının temelini oluşturuyor. Grafiklerine hayran kaldığınız bir oyunu oynarken, uzaya çıkmaya hazırlanan astronotların günler boyu yaptığı çalışmaları unutmayın.

{pagebreak::Yansıtıcı olmayan ekranlar}

Yansıtıcı olmayan ekranlar

Artık günümüzde pek rastlamasak da eski model monitörlerin parıl parıl parlayan halleri ve ekranda yüzünüzü yansıtmasını hala hatırlıyorsunuzdur. Artık bu modeller yerini yansıtıcı olmayan bir maddeyle kaplanmış ekranlara bıraktığından bu sorunlar yaşanmıyor.

Yansımayı engelleyici kaplamanın da kaynağı uzay yolculukları. Uzay mekiklerinde benzer sorunlar yaşayan astronotların şikayetleri üzerine geliştirilen bu karbon bazlı kaplama, monitör üzerine vuran ışığı emerek yansımasını engelliyor. Ayrıca aynı madde günümüzde çizilmeyen gözlük camlarında da kullanılıyor. Bu şekilde kullanım da ilk olarak astronotların kasklarının üzerindeki vizörlerde ortaya çıkmıştı.

:: Uzay yolculukarını hala gereksiz buluyor musunuz?

3G’yi Sizler İçin Test Ettik

3G bağlantısı halkın kullanımına sunulmuş olsa da cep telefonu satıcıları satışların hareketlenmediğini söylüyor. 3G destekli cep telefonlarının satışlarının Eylül ayından sonra artacağı tahmin ediliyor. Buna karşın servis sağlayıcılar yoğun ilgiden memnun. Çünkü birçok 3G desteği bulunan cep telefonu kullanıcısı bu servisi kullanmaya başladı bile.

Bizde sizler için farklı mekanlarda ve farklı servis sağlayıcılar ile hız testi gerçekleştirdik. Testimizde Turkcell ve Vodafone servis sağlayıcılarına ait iki farklı telefon hattı kullandık. Taksim ve 4. Levent‘te gerçekleştirdiğimiz hız testlerimizi aşağıdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

#video_4887#

:: Kendi test sonuçlarınızı bizimle paylaşın. Testimizdeki 3G hızları sizce yeterli mi?

Dünyanın İlk Yeşil DSL’i

Alcatel-Lucent, yenilikçi, yüksek kapasiteli ve çevreci bir dijital abone hattı (DSL) platformu geliştirdi. Yeni çözüm, servis sağlayıcılara, mevcut bakır altyapı üzerinden geleceğin uygulamalarını sunma becerisi kazandırıyor. Çözüm, geleneksel DSL çözümlerine göre yüzde 25 daha az enerji harcıyor.

Günümüzde, kullanıcı trafiği az olduğunda modemlerin düşük enerji modunda çalışmasını sağlayan standartlar bulunuyor. Ne var ki, bu modemleri yeniden aktif hale getirirken enerji dalgalanmaları yaşanıyor. Bu da ses kalitesini düşürüyor ve ağ istikrarsızlığına yol açıyor. Alcatel-Lucent‘ın yeşil DSL çözümü, operatörlere, bu sorunların üstesinden gelen, benzersiz ve uçtan uca bir çözüm sunuyor. Çözüm, bir servis sağlayıcının abone hattı genelinde, herhangi bir hat istikrarı sorununa yol açmaksızın, modemlerin enerji tüketiminde ciddi bir indirim sağlıyor.

 

 

Alcatel-Lucent’ın en yeni ISAM çözümü, şimdilik bütün kullanıcılara 50 Mbs hız sağlıyor. Hızı 100 Mbs’ye kadar çıkabilen bu çözüm, ağın her noktasında aynı performansı gösteriyor.

 

Yüksek kapasiteli ve yüksek hızlı DSL (VDSL) hat kartlarını da içeren bu çözüm bu sayede VDSL bağlantı teknolojisini de destekliyor. Alcatel-Lucent‘ın üçüncü nesil VDSL hat kartlarını barındıran yeni ISAM çözümü, şirketin DSL alanındaki yenilikçi teknolojisinin ve pazar liderliğinin altını çiziyor.

Araştırmalar, çevreci erişim teknolojilerinin operatörler açısından kritik bir ihtiyaç, düşük enerji tüketen ürünlerin ise bu ihtiyacı karşılamak açısından önemli bir bileşen olduğunu gösteriyor. Alcatel-Lucent‘ın yeni ISAM platformu, operatörlerin bu ihtiyacına yanıt veriyor.

:: ISAM çözümünü duydunuz mu?

PlayStation Ailesinin En İyisi Hangisi?

 

İkinci çeyrek sonuçlarını açıklayan diğer bir şirket de Sony oldu. Sonuçlardan görüldüğü kadarıyla Sony için işler çok da iyi gitmiyor.

Firma, ikinci çeyrek boyunca dünya çapında sadece 1,1 milyon adet PS3 ve 1,3 milyon adet PSP satabildi. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde Sony, 1,6 milyon adet PS3 ve 3,7 milyon adet PSP satmayı başarmıştı.

Açıklanan rakamların düşük olmasının yanı sıra bunları asıl ilginç kılan şey ise PS2′nin satış rakamları oldu. İkinci çeyrek boyunca tüm dünyada toplam 1,6 milyon adet satan PS2, PlayStation ailesinin en başarılı üyesi olarak göze çarptı.

PlayStation 2 için satılan oyun sayısının 19,3 milyondan, 8,5 milyona düşmesine rağmen konsolun satış rakamlarının yüksek olması da gerçekten enteresan.

:: PlayStation ailesinin en başarılı üyesi sizce hangisi?

Oyun Dünyası Bu Filmleri Konuşuyor

Sinema sektöründe konu sıkıntısı çekildiği uzun zamandır dile getirilen bir konu. Hatta son yıllarda oyun sektörünün sinemayı beslediğini itiraf etmek gerek. Birçok video oyunu, o kadar popüler oldu ki, Hollywood‘un dikkatini çekmekte zorlanmadı. Bunun üzerine birer ikişer beyaz perdeye aktarılan yapımlar, bu kez oyuncuların değil sinema severlerin beğenisini kazanmaya başladı.

Sizler için maziye bir göz atıp, oyundan filme aktarılan yapımları derledik. Sayfalarımıza hepsini sığdıramamış olsak da, hemen hemen en bilindikleri bir araya topladık. İşte bir zamanlar video oyunu olup, sonradan beyaz perdenin tadına bakan yapımlar…

{pagebreak::Mortal Kombat}

Mortal Kombat (1995)

Bir dövüş oyunu fenomeni olan Mortal Kombat (MK), belki de en iyi film uyarlamalarından biri oldu. Maalesef en büyük eksiği, daha önce MK oynamamış ve hikayesini bilmeyenler için pek bir şey ifade etmemesiydi. Ancak sıkı Mortal Kombat fanatikleri için, Sub-Zero ve Scorpion‘u, Lord Rayden ve Shang Tsung‘ı beyaz perdede görmek paha biçilmez bir deneyimdi.

İlk MK oyunlarındaki hemen hemen her karaktere yer verilen yapımın sonu, devamının geleceğini müjdeler şekilde bitmişti. Çok geçmeden, yalnıza 2 yıl sonra yapımın devamıyla karşılaştık. İlk şok Rayden’ı canlandıran Christopher Lambert‘ın filmde yer almamasıydı. Ayrıca Mortal Kombat 2, kısa sürede Johnny Cage‘i harcıyordu… Bunlara karşın sayısız karakteri bir araya getiren yapım, bu kez ne fan’lara yaranabildi ne de MK’dan haberdar olmayanlara. İkinci film tam bir fiyaskoydu. Şimdi gözlerimiz 2010’da vizyona girmesi planlanan Mortal Kombat 3‘ün üzerinde. Umarız bu iyi bir deneme olur.

IMDB Puanı: 10/5.4

{pagebreak::Hitman}

Hitman (2007)

Dört video oyununun ardından beyaz perdeye aktarılan Hitman, başrol oyuncusu yüzünden oyun çevrelerinde epey tartışma yaratmıştı. Ajan 47 karakterini canlandıran Timothy Olyphant’ın, kahramanın ağırlığını veremeyeceğini düşünenlerin bir kısmı, filmi izledikten sonra karar değiştirmiş olsa da, bir kısmı da düşüncesini savunmaya devam etti.

Öyle ya da böyle Hitman de, oyundan filme aktarılan isimler arasına katıldı. Gerçi sıkı Hitman oyuncuları için yapım biraz fazla aksiyon olmuş olmasına karşın, başarılı bir uyarlama sayılabilir. Bilindiği üzere oyunda, gizlilik ön planda tutuluyor ve düşmanlara neredeyse hiç gözükmeden ilerleniyor. Filmde maalesef biraz daha agresift bir Ajan 47 karakteri çiziliyor. 100 milyon dolar gelir getiren filmin devamı da yolda. Öyle ki, 20th Century Fox, Hitman 2’nin çekileceğini müjdeledi. Muhtemelen Hitman 2, 2010’da vizyona girecek.

IMDB Puanı: 10/6.3

{pagebreak::Tomb Raider}

Tomb Raider (2001)

Belki de oyun dünyasının en seksi karakterlerinin başında gelen Lara Croft, evvela 2001 yılında beyaz perdeyle tanıştı. Hem de ne tanışma! Lara Croft: Tomb Raider adlı yapımın başrolünde, sinema dünyasının seksi yıldızı Angelina Jolie yer aldı. Sıradan bir aksiyon filmi olmuş olmasına karşın, oyunun takipçileri tarafından beğenilen Tomb Raider’ın devamı gecikmedi.

2003’de vizyona giren Lara Croft: Tomb Raider: The Cradle of Life‘ta da seksi kahramanı Angelina Jolie’den izledik. İlkinden pek de aşağı kalmayan yapım, sinema tarihine ortalama puanlarla geçti. Muhtemelen yapımcıları gişede çok fazla memnun edemeyen The Cradle of Life’dan bu yana, devam filmi çekilmiyor. Ancak şu sıralarda İnternet sitelerinin forumlarında, Tomb Raider 3 çekilirse Lara Croft’u Megan Fox‘un oynaması gerektiğini söyleyenler çoğunlukta.

IMDB Puanı: 10/5.3

{pagebreak::Silent Hill}

Silent Hill (2006)

Bir korku oyunu klasiği olan Silent Hill, belki de en iyi oyundan filme uyarlamalardan biri oldu. Rejisini, pek deneyimli sayılmayacak bir yönetmen olan Christophe Gans‘ın üstlendiği yapım, birçok tanıdık yüzü de kadrosunda bulundurdu. Cast’ında hiçbir büyük yıldızın bulunmadığı filmde, Radha Mitchell ve Sean Bean başrolü paylaştılar.

Yolu Silent Hill kasabasına düşen bir kadının orada kızını kaybetmesiyle başlayan yapımda, video oyununda görmeye alışık olduğumuz yaratıkları da görme fırsatı elde ettik. Pramit Kafa‘yı, hemşireleri ve daha birçok ucubeyi beyaz perdeye taşıyan bu film, etkileyici sonuyla da dikkat çekti.

IMDB Puanı: 10/6.5

{pagebreak::Doom}

Doom (2005)

Video oyunlarına yakınlığıyla bilinen Andrzej Bartkowiak‘ın yönettiği Doom, sinema severler ile 2005’te tanışmış olsa da, sanal dünyadaki mazisi çok daha eski bir isim. Öyle ki, FPS türünün en önemli örneklerinden biri olan yapım, 1993 yılında video oyunu olarak karşımıza çıkmıştı. Grafikleriyle adeta çığır açan yapımın filminde, Dwayne Johnson (Nam-ı diğer The Rock) ve Karl Urban rol aldı.

Özellikle sonlarında yaklaşık beş dakika boyunca FPS açısıyla ilerleyerek, oyuncuların kalbini kazanan yapım, genel olarak bakıldığında başarısız bir bilimkurgu aksiyon filmi olmaktan öteye gidemedi. Bu başarısız denemenin sonrasında, herhangi bir devam filminden bahsedilmez oldu.

IMDB Puanı: 10/5.2

{pagebreak::Max Payne}

Max Payne (2008)

Matrix filminden sonra tanıştığımız Max Payne, video oyunu olarak karşımıza çıkmıştı. “Bullet Time” adı verilen zamanı yavaşlatma tekniği ile, sanki Matrix kahramanlarından birini yönettiğimizi hissettiğimiz yapım, gönüllere taht kurmuştu. Devam oyunundan sonra serinin üçüncüsü beklenirken, film olarak vizyonda belirdi Max Payne.

Behind Enemy Lines ve The Omen filmlerinden tanıdığımız John Moore‘un yönetmenliği üstlendiği Max Payne’in senaristleri arasında, orijinal oyunun da yazarlığını yapan Sam Lake bulunuyordu. Oyuncu kadrosunda Mark Wahlberg, Chris O’Donnell ve son yıllarda büyük üne kavuşan Olga Kurylenko‘nun da yer aldığı yapım, maalesef eleştirmenlerinden yeteri kadar iyi eleştiriler alamadı. Sıradan bir aksiyon filminden ileriye gidemeyen yapımda, kısmen de olsa Max Payne’in atmosferinin yansıtılması başarılmıştı.

IMDB Puanı: 10/5.5

{pagebreak::Street Fighter}

Street Fighter (1994)

Dövüş oyunları arasında efsane olan Street Fighter’ın film olması hemen hemen her oyuncunun hayaliydi. Ancak işin şu kısmı unutuldu: Bunda karakteri bir araya getirecek nasıl bir hikaye yazılabilirdi? Zaten oyunun kendi içerisindeki senaryosunun bile ayakları yere basmazken, film denemesinden ne çıkabilirdi ki? Gayet saçma bir hikaye ile karakterlerin çoğu harcanarak karşımıza çıktı Street Fighter’ın filmi.

Jean-Claude Van Damme ve Kylie Minogue‘u bir araya getiren yapım, Guile ve M. Bison’ın savaşına, Chun-Li, Cammy, Ken ve Ryu’yu da dahil eden yapımda, ara ara Sagat, Balrog, Honda, Vega ve Zangief’i görüyorduk. Dhalsım’dan hiç bahsetme gereği duymuyorum zira filmde gördüğümüzün o olduğuna inanmak istemiyorum. Bu son derece berbat yapımdan 15 yıl sonra Street Fighter: The Legend of Chun-Li vizyona girdi. Eğer izlemediyseniz, üzülmeyin. Onun akıbeti de ilk denemeden farklı olmadı. Bir şey kaçırmış sayılmazsınız.

IMDB Puanı: 10/3.2

{pagebreak::Double Dragon}

Double Dragon (1994)

Televizyon için çektiği filmlerle tanınan James Yukichi‘nin yönettiği Double Dragon, aynı adlı oyunun hikayesine nispeten sadıktı. Çok eski bir dövüş oyunu olan Double Dragon‘da, ilerle ve dövüş mantığı güdülüyordu. Aynı adlı sinema filminde de yöntem aynı oldu. Billy Lee ve Jimmy Lee, Guisman’ı yok etmek için onlarca adam patakladı…

Mark Dacascos ve Robert Patrick‘in yer aldığı yapım, son derece kötü bir aksiyon filmiydi. Dönemin dövüş filmleri furyasının bir parçası olan Double Dragon, ünlü çizgi roman yazarı Paul Dini‘nin (Batman çizgi romanları ve Star Wars: The Clone Wars‘da imzası bulunuyor) kaleme aldığı senaryo bile yapımı kurtarmaya yetmedi. Dolayısıyla Double Dragon, kimsenin devam filmin yapmayı aklının ucundan bile geçirmediği bir isim olarak, hafızalarda kaldı…

Imdb Puanı: 10/3.2

{pagebreak::Resident Evil}

Resident Evil (2002)

Bir korku gerilim klasiği olan Resident Evil serisinin sinemaya aktarılması, muadillerine göre çok daha başarılı oldu. Şimdilerde 2010’da vizyona girecek dördüncü film için uğraşılan serinin beyaz perdede ilk görünüşü, 2002 yılında oldu. Milla Jovovich ve Michelle Rodriguez‘i bir araya getiren yapım, senaryosuyla da kısmen diğerlerinden daha başarılı oldu.

Paul W.S. Anderson‘un hem yönetmen hem de senarist koltuğuna oturduğu Resident Evil, bir virüsün insanları zombilere çevirmesini konu alan bir felaket resmediliyordu. Hem oyunun takipçilerini ilginlendiren, hem de hayatında eline gamepad almamış insanları da içine çeken bu konu başarıyla kurgulanınca, ortaya ortalamanın biraz üzerinde bir film çıktı. İlkinin başarısı devam filmlerine de kaynak oldu…

Imdb Puanı: 10/6.3

{pagebreak::Prince of Persia}

Prince of Persia: The Sands of Time

1989 yılında tanıştığımız Prince of Persia, birçok kez oyun olarak karşımıza başarıyla çıktı. Bu serüvenin film olmasını ümit ediyorduk; yapımcılar sesimizi duymuş olmalı ki, Prince of Persia: The Sands of Time filminin çekimlerine başlandı. 28 Mayıs 2010‘da gösterime girecek olan yapımın yönetmeni, Donnie Brasco ve Harry Potter and the Goblet of Fire’dan tanıdığımız Mike Newell.

Asıl merak edilen, yapımda Prens Dastan’ı kimin oynayacağıydı. Donnie Darko ve Brokeback Mountain filmlerinden tanıdığmız Jake Gyllenhaal, bu role hayat verecek isim olarak belirlendi. İlk görselleri yayınlanan filmin afişi bile belli oldu. Umuyoruz ki Prince of Persia: The Sands of Time, seyirciyle buluştuğunda beklentileri karşılar.

Vizyon Tarihi: 28 Mayıs 2010

{pagebreak::WarCraft}

WarCraft

Strateji oyunlarının mihenk taşı WarCraft, İnsan ve Orc ırkları arasındaki mücadeleyi konu alıyordu. İlerleyen dönemde, WarCraft II ve III, ardından World of WarCraft ile tanıştık. Hikaye epeyçe gelişti ve farklı açılımlar kazandı. Şimdi Blizzard, dünya çapındaki fenomenini sinemaya taşımaya hazırlanıyor.

Bu güzel gelişmenin ardından, geçtiğimiz 22 Temmuz’da filmin yönetmeni açıklandı. Spider-Man serisinden bildiğimiz ve şu sıralar Evil Dead‘i çeken Sam Raimi, yapımın rejisinin başında olacak. Şimdilerde cast hazırlıkları yapan deneyimli yönetmen, WarCraft’ı çekmeye başlamak için gün sayıyor.

Vizyon Tarihi: Belli Değil

{pagebreak::Tekken}

Tekken

Beyaz perde, dövüş oyunlarını misafir etmeyi seviyor anlaşılan. Önce Street Fighter, sonra Mortal Kombat, şimdi de Tekken. Bu yıl içerisinde gösterime girmesi planlanan Tekken’in kadrosu bir hayli ilgi çekici. Öyle ki, James Franco‘dan (Hwoarang), Ron Perlman‘a (Paul Pheonix), Jackie Chan‘den (Lei Wulong), Cary-Hiroyuki Tagawa‘ya (Heihachi Mismima) kadar birçok ünlü film yıldızı, Tekken için bir araya gelmiş.

Yeni yapımın yönetmeni, genellikle Prison Break ve 24 gibi televizyon dizileriyle öne çıkan Dwight H. Little. Merakla beklenen filmin senaryosu ise, daha önce oyun filmleri konusunda deneyim yaşamış birine teslim edilmiş. Daha önce Lara Croft: Tomb Raider‘da da görev alan Michael Colleary, Tekken’in hikayesinin ardındaki isim.

Vizyon Tarihi: 2009

:: Bu filmlerden en çok hangisini bekliyorsunuz?

Nintendo DSi ile Şov Yapın

11 farklı lens efekti sunan Nintendo DSi Kamera ile fotoğraflar üzerinde oynamak ve onları arkadaşlarınız ile Facebook üzerinden paylaşmak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Tek ihtiyacınız Wi-Fi üzerinden Nintendo DSi ile internete bağlanın, güncelleştirmeyi yapın ve yeni Facebook eklentisini kullanmaya başlayın!

Nintendo DSi sistem update ile aktif hale getirilen Facebook Connect özelliği aileniz ve arkadaşlarınız ile eğlenceyi paylaşmanın yeni şeklini tüm oyun tutkunlarının hizmetine sunuyor. Nintendo DSi‘ın dahili kamera ve interaktif lens efektlerini kullanarak çektiğiniz fotoğraflarınızı Facebook‘a direk yükleyebilme özelliği ile aileniz ve arkadaşlarınız ile paylaşmanız artık çok daha kolay.

 

Nintendo DSi Facebook eklentisi ile 200 fotoğrafa kadar yükleme yapmanız mümkün. Yüklediğiniz fotoğraflar otomatik olarak “Nintendo DSi’dan gönderilmiş fotoğraflar” albümüyle paylaşıma hazır hale geliyor.

 

Nintendo DSi Kamera özelliği ile entegre şekilde sunulacak heyecan verici yeni Facebook eklentisi, çektiğiniz fotoğrafları Facebook’a yüklemenizi ve arkadaşlarınız ile paylaşmanızı sağlıyor. Nintendo DSi‘ın menüsündeki Sistem Ayarları bölümünden konsolun yazılım versiyonunu 1.4’e yükselttikten sonra albümünüzde Facebook ikonuyla beliren yepyeni özellik ile fotoğraflarınızı Facebook’a yükleyemeye başlayabilirsiniz.

:: Facebook’u hayatınızınbir parcası olmasını istiyor musunuz?

 

Oyunlar Daha Pahalı Olmalı!

 

Sony Europe’un eski CEO’su ve şimdilerde Codemasters’ın yönetiminde yer alan Chris Deering, oyun yapım maliyetlerinin günümüzde çok arttığını belirterek yakın bir gelecekte oyun fiyatlarının da buna göre artması gerektiğini belirtti.

“Oyun endüstrisinin geleceğinin desteklenmesi için fiyatlar ortalama 110 $ seviyesinde olmalı.” şeklinde konuşan Deering “Ancak insanları şu dönemde oyunlar için bu kadar para verebileceklerini düşünmüyorum. Her iki tarafı da memnun edecek bir üst sınır belirlenmeli.” ifadelerini kullandı.

“Oyuncular daha fazla para harcamak istemiyorlar. Ancak yapımcılar da bir oyun yapabilmek için eskisinden çok daha fazla para harcamak zorundalar. İşte sorun bu noktada başlıyor.” diyen Deering yakın bir zamanda oyun fiyatlarının artmasının büyük bir olasılık olduğunu belirtti.

:: Oyun fiyatları sizce pahalı mı?

Need for Speed: Shift’den Hayal Kırıklığı

Yarış tutkunlarının büyük bir heyecan ile gün saydığı Need for Speed: Shift, şimdiye dek yayınlanan materyalleriyle fan’ları tatmin etmişti. Yeni yayınlanan ve “The Driver’s Experience” adı verilen video ise, öncekilere nazaran hayal kırıklığı yarattı. Zira yapımdan hemem hemen hiç görüntü göstermeyip, yalnızca World Racing şampiyonasındaki ünlü pilotlara odaklanan trailer’da, oyuncuları tatmin edecek hiçbir materyal bulunmuyor. Gerçek sürücüleri oyun içerisine aktaracak olan yapımcılar, bu konunun altını çizmek için The Driver’s Experience videosunu yayınladı. İşte söz konusu trailer:

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/10880/t_needfps_driversexp.flv#

15 Eylül 2009‘da, PC, PS3, X360 ve PSP için raflarda yer bulacak olan Need for Speed: Shift ile yapımcılar, son iki NFS’nin bıraktığı kötü izleri silmeye çalışıyor. Öyle ki, yapımın tarzını ciddi şekilde elden geçiren EA, illegal sokak yarışları değil, onun yerine Race Driver: GRID‘deki gibi profesyonel müsabakaları NFS markasıyla buluşturmuş.

:: Yeni yayınlanan NFS: Shift videosu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Günün Bedava Yazılımı: Photo Stamp Remover

Photo Stamp Remover yazılımı sayesinde gözyaşlarını, kırışıklıkları ve istenmeyen lekeleri çok kolay bir şekilde kaldırabilirsiniz. Yazılımın algoritması sayesinde kaldırma işlemini otomatik olarak kendisi yapabilir. Seçilen alanlarda lekeleri başarılı bir şekilde temizler.

Şartlar ve Koşullar

Bu ürün “Olduğu Gibi” sunulmaktadır. Herhangi bir garanti verilmemektedir. Yazılımdan kaynaklanacak tüm hatalar indiren kişinin sorumluluğundadır. Yazılımın ticari amaç için kullanılması yasaktır. Yazılım tamamen bireysel kullanıcılar için ücretsizdir.

Not: Yazılımı 01.08.2009 Saat: 10:00’a kadar etkinleştirmeniz gerekmektedir.

Yazılımı İndimek İçin Tıklayın

Kurulum

:: Yukarıdaki bağlantıya tıklayarak dosyayı indirin.
:: Sıkıştırılmış dosyayı açın.
:: Açılan klasör içerisindeki Setup.exe dosyasını çalıştırarak kurulumu yapın.
:: Aynı klasör içerisindeki Activate.exe dosyasını çalıştırarak etkinleştirin.
:: Kurulum işlemi tamamlanmıştır.

Yazılımın Künyesi

Adı: Photo Stamp Remover
Dosya Boyutu: 1.57 MB
Firma: SoftOrbits
İşletim Sistemi: Windows 2000, XP, 2003, Vista; 128 MB RAM; 5 MB Boş disk alanı
Dili: İngilizce
Yarınki Fiyatı: 39.95 $
Bilgi İçin: GOTD

:: Yazılım hakkındaki soru ve görüşlerinizi buradan paylaşın.

Yazan:
mila12